Başarısız Bir Proje: Kent Konseyleri – 1

Ali Rıza Avcan

Beni tanıyanlar ya da bugüne kadar yazıp çizdiklerimi okuyanlar, ifade etmeye çalıştıklarımı dinleyenler benim ideolojik ve siyasi anlamda kent konseyleri düşüncesine muhalif olduğumu ve 2006 sonrasında Türkiye’de uygulanan kent konseyleri projesini başarısız bulduğumu bilirler.

Çünkü kent konseyleri düşüncesinin, çağdaş kapitalizmin ‘yönetişim‘ adı verilen yeni siyasi iktidar aracının bir dişlisi olduğunu ve emperyalizmin uluslararası alandaki savunucularından biri olan Birleşmiş Milletler Kalkınma Örgütü (UNDP) tarafından geliştirilerek Türkiye’ye önerildiğini, bu proje ile IMF, Dünya Bankası, OECD vb. gibi uluslararası kuruluşlarla yerel yönetimler arasında, ulus devletlerin müdahalesi dışında doğrudan bir ilişki kurulmaya çalışıldığını, bunu da belediyelere bağlı kurulan bu örgütler eliyle gerçekleştirmek istediklerini bilir ve söylerim.

hazAyrıca, bu projenin 1999-2006 döneminde uygulanan Yerel Gündem’21 projesinden elde edilen birçok doğru ve değerli deneyimin dikkate alınmaması nedeniyle; halktan kopuk olacağını ve ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar başarıya ulaşamayacaklarını anlatırım.

Kent konseyleri ile ilgili yetersiz hukuki düzenlemelerin, kent konseyleri ile belediyeler arasındaki anti demokratik ilişkilerin ve ülkemizdeki sivil toplumun geleneksel meslek hastalıkları nedeniyle bu örgütlenmenin de zaman içinde diğer sivil toplum örgütlerine benzeyeceğini, belediye başkanlarının emrinde belediyelerin bir hizmet birimi gibi çalışacaklarını ve bundan da en fazla belediye başkanlarının memnun kalacağını anlatmaya çalışırım.

Nitekim çevremde görüp izlediğim ya da mülteciler gibi insani konularla ilgili olarak fiili olarak çalıştığım kent konseylerinin uygulamaları da bütün bu iddia edip söylediklerimi doğrulayıp haklı olduğumu gösterir durur.

1970’li, 1980’li yıllarda temsili demokrasinin yetersizliği nedeniyle kendiliğinden ortaya çıkan ve gerçek halk muhalefetini temsil eden alternatif halk meclislerini, kent senatolarını bilen, o oluşumların tüzüklerini hazırlamış, yönetimlerinde bulunup fiilen çalışmış, belediyeler adına ya da tümüyle sivil bir inisiyatif olarak mahalle örgütlenmeleri yapmış, platformlar kurmuş biri olarak bu hep haklı çıkma keyfiyetinden de memnun olduğumu pek söyleyemem…

Buna rağmen kent konseylerinin varlık nedeni ve işlevleri konusunda siyasi bir bilincin var olması durumunda kent konseylerinin bugünküne göre bağımsız ve daha demokratik bir yapıya kavuşturulabileceğini; bunu sağlamak amacıyla da oyunun kurallarına uygun bilinçli bir demokrasi mücadelesinin şart olduğunu düşünürüm.

Benim bu konudaki temel düşüncem bu olmakla birlikte; çevreme baktığımda kent konseylerinin yönetimi konusunda demokratik mücadelenin unutulduğu ya da önemsenmediği birbirinden ayrı iki temel yanlışın yapıldığını görüyorum:

Bu yanlışlardan biri yapmak istediklerini oyunun kurallarını, bu konuyla ilgili yasal düzenlemeleri dikkate almaksızın yapmak isteyen kent konseyleriyle ilgilidir. Bu düşüncede olan kent konseyleri yapmak istedikleri çalışmaları yasal çerçeveyi pek düşünmeden ve oyunun kurallarını dikkate almadan gerçekleştirmeye kalkıyorlar. Böylelikle kendi önlerine konulan antidemokratik engelleri kimselere fark ettirmeden kurnazca aşabileceklerini düşünüyorlar. Hatta bunu kent konseylerini kendi siyasi görüşlerinin merkezi ya da aracı olarak tahayyül edip gerçekleştirmeye çalışan ya da kendi yerel sorun ve konuları dururken ulusal ya da uluslararası düzeyde siyaset üretmeye çalışan kent konseyleri de oluyor.

toplanti-074

Yapılan yanlışlardan bir diğeri de, bazı kent konseyi yönetici ve katılımcılarının kendilerini belediye başkanlarının  ya da yöneticilerinin iradelerine teslim ederek, halinden memnun bir ‘boş zaman animatörü’ olarak kendilerine uygun görülen belediye hizmetlerini yaparak, günlerini karşılıklı ziyaret, toplantı, yemek ve plaket alıp vermelerle geçirerek kazasız belasız neticelenecek bir yönetim tarzını tercih etmeleridir.

Oysa, kent konseyleri projesi çağdaş kapitalizmin yeni bir siyasal iktidar modeli olarak önümüze konulmakla birlikte; bu oluşumun demokrasi mücadelesi içinde kurumsallaşıp kalıcılaşabilmesi; hatta kendi içinde evrilerek bu topraklara ve insanımıza özgü yeni bir modele dönüşebilmesi için yine oyunun kuralları içinde kalınarak yapılabilecek birçok şey, birçok fırsat bulunmaktadır.. Yeter ki bunu sağlayacak demokratik bir bilinç, irade ve örgütlenme gücü olsun…

Aksi takdirde, büyük bir içtenlikle yapılan her şey sabun köpüğüyle yazı yazmaya benzeyecek, yapılan bir çok şeyin toplumdaki geri dönüşü bir türlü alınamayacaktır. Olağanüstü bir çaba ve samimiyetle yapılan bir çok konsey çalışmasının kent konseylerinden önce belediye başkanlarının değirmenine su taşıyacağı böylesi bir süreçte kent konseylerinin gelişip güçlenmesi, gerçekleştirdiği çalışmaların sonuçlarıyla kendi varlık nedenini kanıtlaması ve varlığını sürdürmesi ne yazık ki mümkün olmayacaktır.

Devam Edecek…

İzmir Yerel Yönetişim Ağı – 6

Yazımızın bugünkü konusu da İzmir Akdeniz Akademisi (İZMEDA).

2012 yılında kurulan İzmir Akdeniz Akademisi’nin (İZMEDA) üstlendiği görevler, bugüne kadar gerçekleştirdiği işler ve yapamadıkları…

İzmir Akdeniz Akademisi (İZMEDA) bugünkü haliyle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun danışmanı Prof. Dr. İlhan Tekeli’nin okulu ya da şirketi gibi… Hele ki kurucu onursal başkanlardan bir diğeri Prof. Dr. Halil İnalcık’ın ölümünden sonra… Gerçi rahmetli ustanın ‘adı var kendi yok‘ denilebilecek mevcudiyeti döneminde bile asıl ‘bani‘nin, yani kurucunun İlhan Tekeli olduğu da kesin bir olgu… O nedenle bu kurumun aktörleri de kurulduğu günden bu yana İlhan Tekeli tarafından belirleniyor… Bir iki değerli bilim insanı inat edip orada olmaya ve kalmaya devam etmek istese dahi bunu bir türlü beceremiyorlar… Çünkü hoca ve müridleri buna kesinlikle izin vermiyorlar… İzin verseler bile bu durum bir iki toplantıyla, sempozyumla sınırlı kalıyor ve gerisi gelmiyor.. Akademinin bilim ya da danışma kurulunda görev yapmaları ya da yönetici görevler üstlenmeleri mümkün olmuyor… O nedenle de İzmir Akdeniz Akademisi (İZMEDA) 2012-2016 dönemindeki performansı ile ‘sen-ben-bizim oğlan‘ anlayışının hayata geçtiği güzel örneklerden biri olma vasfını -ne yazık ki- koruyor…

izmeda-bina-01

Çünkü asıl işlevi kendi başına etkinlikler, çalışmalar yaparak varlığını gerçekleştirmek değil… Asıl işlevi kenti; yani İzmir’i ‘İzmir Yerel Yönetişim Ağı‘ üzerinden saran büyük belediye projelerine entelektüel altlık sağlamak, onları bilimsel olarak desteklemek… O büyük projelerin kabulü için gerekli olan yerel, ulusal ve uluslararası  akademik desteği oluşturmak… Uluslararası finans dünyasının hibe ve kredilerinin gelişini kolaylaştıracak bir görev üstlenmek… O nedenle de, çatlak sese neden olabilecek farklı isimlere orada yer yok… Orada sadece birbirine güvenen, usta-çırak ilişkisiyle somutlanan elitist bir yaklaşımla bir araya gelip kümelenen birbirini tanıyan, bilen ve güvenen yakınlara, akrabalara, aynı soy ismini taşıyanlara yer var…

Bunun en güzel kanıtını da, İzmir Akdeniz Akademisi’nde (İZMEDA) belediye görevlisi olarak çalışanların yaptıkları işlerle ilgisi olmayan eğitim ve deneyimlerinden yakalamak mümkün… 

İzmir Akdeniz Akademisi’nin (İZMEDA) kuruluş ve çalışmalarında yaşanan diğer bir tuhaflık da, bu kurumun rahmetli Ahmet Piriştina zamanında Tarih Vakfı’nın önerisi ve İzmirli tarihçiler Sabri Yetkin, Fikret Yılmaz ve Erkan Serçe‘nin değerli katkılarıyla kurulan Ahmet Piriştina Kent Arşivi Müzesi (APİKAM) karşısındaki konumudur.

İzmir Kent Arşivi ve Müzesi, dönemin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı rahmetli Ahmet Piriştina’nın 1999 yılındaki seçimlere girerken hazırladığı bildirgede, yapmayı taahhüt ettiği projeler arasında yer almaktaydı. Bildirgenin sunuş bölümünde bu konuyu, ‘Tarihsel ve geleneksel değerleri titizlikle korumak ve değerlendirmek; kent arşivini çağdaş yöntemlerle bir belgelikte derlemek’ sözleriyle dile getirmiştir. Bu kapsamda, arşiv ve müzenin bilimsel kriterlere göre yapılandırılma projesi, 2000 yılında başlatılmış ve yer olarak da, 1932 yılında inşa edilen İzmir İtfaiyesi Merkez Binası seçilmiştir. Böylesi önemli bir projeye duyulan ihtiyaç, rahmetli Başkan Ahmet Piriştina’nın 8 Şubat 2002 tarihinde itfaiye binasının restorasyonunun başlangıç töreninde yaptığı şu konuşmadan anlaşılmaktadır:

“İzmir’in tarihsel ve kültürel yapısıyla uyum sağlanamadığı takdirde, İzmirli olabilmek de mümkün olamadığından; kentli kimliği ve kentlilik bilinci yaratmak için kurumlar oluşturmak ivedi bir ihtiyaç haline gelmektedir. Kentli bilincinin oluşturulması ile hatırlama ve geçmiş bilgisi arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır. İzmir’in yaşadığı tarihsel serüveni canlı tutacak, tarihi yapı ve mekanların tanınılırlığını artıracak, tarih içinde İzmir’deki yaşamın değişim dinamiklerini ortaya koyacak çalışmalar, geçmişle bugün arasında kurulacak tarihsel bir köprü oluşumuna ön ayak olacaktır. Böylelikle değişimin doğal ve sindirilebilir bir seyir izlemesi mümkün olacağından, İzmir’i bağlamından koparan ve geçmişine yabancılaştıran bir dönüşümün tahripkâr etkisinden koruyabilmenin ön koşulu sağlanabilecektir. Tahmin edileceği üzere, söz konusu ön koşul; yaşadığı kenti tanıyan, bilinçli ve aidiyet bağı güçlü olan İzmirlilerdir. İşte kent arşivleri ve müzeleri bu bağlamda anlam kazanmaktadır.”

İzmir Kent Arşivi ve Müzesi’nin (APİKAM) kuruluş amacı başlangıçta “tarihsel ve geleneksel değerleri titizlikle korumak ve değerlendirmek; kent arşivini çağdaş yöntemlerle bir belgelikte derlemek”olarak ifade edilmekle birlikte; bu kurumun aradan geçen süre içinde şimdiki İzmir Akdeniz Akademisi’nin (İZMEDA) amaç ve hedefleriyle donatılarak daha da zenginleştirilip güçlendirilmesi pekala mümkündü. Ama ne yazık ki, büyük emeklerle kurulan bu kurum özellikle Aziz Kocaoğlu’nun hizmet döneminde yılda bir ya da iki sergi düzenleyen, belediyeye ait kitapları yayınlayan bir yapıya dönüştürülmüş ve giderek hem anlam hem de boyut itibariyle küçültülmüş, önemsizleştirilmiştir.

Oysa, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2010-2017 ve 2015-2019 dönemi stratejik planlarına bakıldığında İzmir Kent Müzesi ve Arşivi’nin (APİKAM) her yıl bir uluslararası bir proje yapması öngörüldüğü halde, bu hedef hiçbir yılda gerçekleştirilmemiş, üstüne üstlük son yıllarda profesyonel bir yönetim kadrosu yerine başkan danışmanlarından birine teslim edilen pasif bir konuma getirilmiştir.

İzmir Kent Müzesi ve Arşivi’nin (APİKAM) 2000-2016 dönemindeki ihmali karşılığında onun alternatifi olabilecek bir İzmir Akdeniz Akademisi’nin (İZMEDA) kurulmuş olması bu anlamda yanlış ve gereksiz bir tasarruf olmuştur.  Nitekim bu husus, kentle ilgili her düzeydeki çalışma ve etkinlikte yer aldığını bildiğimiz Doç. Dr. Emel Kayın‘ın Arkitera Dergisi’nde yayınlanan “İzmir Kentinin 21. Yüzyıl Başındaki Dönüşümü ve Yeniden Dönüşümü” başlıklı yazısında; “bu kapsamda her ortamda üretilen bilgiyi bir araya getirmek, arşiv oluşturmak, sergi, sempozyum, çalıştay düzenlemek, kitap-dergi yayımlamak üzere kurulan Kent Arşivi ve Müzesi ile İzmir Kent Kitaplığı’nın yeni dönemde atıl bırakıldığı ve farklı çalışmalar yapmak üzere yeni kurulan ve elitist bir çizgi belirleyen İzmir Akdeniz Akademisi’nin ön planda olduğu görülür.” (*) şeklinde ifade edilmiştir.

0034_restorasyonun-baslamasi-toreni

Evet, İzmir’le ilgili her düzeydeki bilginin derlenmesi, saklanması ve bu bilgiler çerçevesinde oluşan düşüncelerin tartışılarak kentin geleceğine yönelik açılımlarda değerlendirilmesi mümkündür ve doğrudur… Ancak bunun, kentin katılımcı geleneğini dikkate almayan ‘elitist‘ bir anlayışla ve buna uygun mevcut kurumları dikkate almayan bir tutumla yapılması kentin geleceğinin tasavvuru açısından beyhude, gereksiz ve zaman kaybettirici bir savurganlıktır…

Nitekim İzmir Akdeniz Akademisi (İZMEDA) ‘elitist‘lerinin İzmir’deki her şeyi yeniden keşfedercesine yaptıkları eylemlerle dolu geçmiş performansları da bunu kanıtlamaktadır.

(*) İzmir Kentinin 21. Yüzyıl Başındaki Dönüşümü ve Yeniden Dönüşümü 

Devam Edecek… 

 

Bir Şehir Kurmak: Turgut Cansever’le Konuşmalar

Bu kez şehir ya da kent konusunda farklı şekilde düşünen farklı bir sese yer veriyoruz…

Kendine özgü şehir tahayyülünde Hıristiyan Avrupa’dan miras kalan modernist kimlik karşısına, ‘bize özgü şehir ve evi’ koyan mimar ve şair Doç. Dr. Turgut Cansever’in 1997-1998 döneminde Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulu’na bağlı Mahalli İdareler ve Yerinden Yönetim yüksek lisans ve doktora programlarındaki sekiz ders veya seminerdeki konuşmalarına yer veren ve 2015 yılında Klasik Yayınları tarafından yayınlanan ‘Bir Şehir Kurmak: Turgut Cansever’le Konuşmalar’ isimli kitabı gündemimize taşımak istiyoruz.

Kitapta adı geçen Turgut Cansever, Vikipedi kayıtlarına göre  1921-2009 yılları arasında yaşamış ünlü bir mimar, şehir plancısı ve düşünür. ‘Bilge Mimar’ olarak da anılan Cansever, Dünyada üç kez Ağa Han Mimarlık Ödülü almış tek mimar unvanına sahip. ‘Osmanlı ve Selçuklu Mimarisinde Sütun Başlıkları’ adlı doktora tezi ise Türkiye’deki ilk sanat tarihi doktora teziymiş.

turgut-cansever-ogrencilik-yillari

Resmi kayıtlara göre 1946’da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Mimarlık Bölümü’nü bitirmiş ve 1949’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nde doktorasını tamamlamış. 1950-1951 döneminde de DGSA’da öğretim üyeliği yapmış.

Yapıtları: Sadullah Paşa Yalısı restorasyonu (1949), Anadolu Kulübü Oteli, Karatepe Açık Hava Müzesi, Diyarbakır Koleji (1958), ODTÜ Kampüsü yarışma projesi 1. Ödülü (1959), Türk Tarih Kurumu binası (1951-1967), Beyazıt Meydanı (1958), Ertegün Evi restorasyonu (1971-1973-iki Ağa Han Ödülü), Bodrum Demir Evleri Projesi (üçüncü Ağa Han Ödülü).

Yurtiçinde ve dışında aldığı görevler: Marmara Bölgesi Planlama Teşkilatı Başkanlığı (1959-1960), İstanbul Belediyesi Planlama Müdürlüğü (1961), Dünya Bankası İstanbul Metropol Planlama Projesi Başkanlığı (1974-1975) Avrupa Konseyi Türk Delegasyonu Üyeliği (1974-1976); İstanbul Belediyesi (1975-1980) ve Ankara Belediyesi (1979) metropol planlama, yeni yerleşmeler, kent merkezleri ve koruma danışmanlığı, Mekke Üniversitesi (1983), Ağa Han Mimarlık Ödülü Master Jürisi Üyeliği (1983).

Yayınları: Şehir ve Mimari (1992), Ev ve Şehir (1994), Kubbeyi Yere Koymamak – Bütün Eserleri 1 (1997), İslam’da Şehir ve Mimari – Bütün Eserleri 2 (1997), İstanbul’u Anlamak – Bütün Eserleri 3 (1998), Konutlar Villalar / Toplukonut ve Siteler / Yenileme Çalışmaları Yapı’dan Seçmeler 1 (1999), Mimar Sinan (2005), İslam’da Şehir ve Mimari (2006).

***

Bir Şehir Kurmak, Turgut Cansever’le Konuşmalar‘ isimli kitabın Prof. Sadettin Ökten tarafından yazılmış tanıtım yazısı şu şekilde:

Modern Türkiye kendine özgü ev tipini ve şehir biçimlenmesini oluşturabilmiş midir? Türk kamu idare sisteminin merkezi niteliği şehirleşme serüvenimizde ne gibi sorunlara yol açmıştır? Yeni şehirler hangi kriterler doğrultusunda kurulmalı, mükemmel işleyecek bir şehir modeli nasıl olmalı, şehirler nasıl yönetilmelidir? Halkın bu yönetime doğrudan katılımını sağlamak mümkün müdür?

Turgut Cansever’in 1997-1998 yıllarında verdiği “Şehir Yönetim Düşüncesi” seminerlerinden hareketle hazırlanan Bir Şehir Kurmak’ta, Türkiye’de şehirleşme sürecinin meseleleri tartışılıyor, sorunların çözümüne dönük öneriler üzerinde duruluyor ve dahası yeni kurulacak şehirler için bir model ortaya konuyor. Turgut Cansever’in “Diyarbakır Suriçi Eylem Planı”nın taslak metni de ilk defa bu eserde gün yüzüne çıkıyor.

Yaşadığımız şehir sanki bize ait değil, oturduğumuz ev yabancı birisinden ödünç alınmış gibi… Bu şehri kim düzenledi, bu evi kim inşa etti ve biz bu yabancı mekânlarda oturmak mecburiyetinde miyiz? Burada bir kimlik sorunuyla karşı karşıyayız. Turgut Cansever iki büyük kimlik kurgulaması yapıyor: Hıristiyan Avrupa’dan miras kalan modernist kimlik ve İslam medeniyeti kimliği. Medeniyet tasavvurunun en önemli görünür öğesi kuşkusuz şehirdir. Bize özgü şehir ve ev, bizim uzmanlarımız ve uygulayıcılarımız tarafından bize ait bir talep üzerine inşa edilecektir.

Özenli ve güzel bir baskıya sahip kitap kendi içinde, ‘Takdim‘, ‘Giriş‘, ‘Şehirleşme Meselesinin Başlangıç Noktası: İnsan ve Zihniyet‘, ‘Ev ve Mahallenin Kurulması ve Yönetimi‘, ‘Şehirlerde Fiziki ve Sosyal Örgütlenme‘, ‘Sağlıklı Şehirler Kurmak ve Korumak‘, ‘Şehir ve Bölge Planlama‘, ‘Güzellik Sevgisi ve Estetik‘, ‘İmar Uygulamaları ve Sorunları‘, ‘Diyarbakır Sur İçi Eylem Planı Ön Raporu Üzerine‘ ve ‘Sonsöz‘ olmak üzere 11 ayrı bölümden ve Dr. Y. Mimar Turgut Cansever tarafından düzenlenen ‘Diyarbakır Sur İçi Eylem Planı (Taslaktır)‘ başlıklı ekten oluşuyor. 

sir-sehir-kurmak

İslamcı düşüncenin şehir ile ilgili 1997-1998 yıllarındaki tahayyüllerini, AKP’nin 2002 sonrasındaki 14 yıllık ülke ve kent yönetim uygulamalarını dikkate alarak değerlendirmek açısından çok değerli olduğunu düşündüğümüz bu kitabı okumanın yararlı olduğunu düşünüyoruz. Çünkü 2002-2016 döneminde devamlı beslenen inşaat sektörü ve TOKİ uygulamalarıyla İstanbul dahil tüm kentlerimizdeki kontrol edilemez değişimin, yazarımızca tahayyül edilen ‘bizim kentimizi yaratmak’ ideali açısından nasıl bir hayal kırıklığına neden oluşturduğunu görmek benim kadar sizler açısından da ilginç olacaktır…

Hele ki Diyarbakır’daki Sur’un yok edilircesine tahrip edildiği günümüzün savaş koşullarında…

 

İzmir Yerel Yönetişim Ağı – 5

Yazı dizimizin bu bölümünde, ‘İzmir Yerel Yönetişim Ağı‘nın önemli bir odağı olarak kurulan İzmir Akdeniz Akademisi’ni (İZMEDA) ele alarak kurulduğu tarihten bu yana yaptıklarını, ‘İzmir Yerel Yönetişim Ağı‘ içindeki işlevini ve bugüne kadar yaptıklarını inceleyip değerlendirmeye çalışacağız.

İzmir Akdeniz Akademisi (İZMEDA) ile ilgili web sayfasında bu kurumun kuruluş nedenişu şekilde anlatılmakta:

İzmirli ve İzmir’e gönül vermiş bilim, sanat ve kültür insanlarının katılımıyla 24 Ekim 2009 tarihinde İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde gerçekleştirilen İzmir Kültür Çalıştayı’nda, İzmir için yeni bir gelişme vizyonu saptandı. Bu vizyonun üçayağı bulunmaktaydı. Bunlardan birincisi İzmir’in geleceğinde daha ileri bir noktaya gidebilmesi için yenilik ve tasarım kenti haline getirilmesi, ikincisi bu vizyonu yurt dışına açık ve Akdeniz kentleri ile kurduğu ağ ilişkilerinden yararlanarak geliştirmesi, üçüncüsü ise bu vizyonun demokratik ve katılımcı pratikler içinde sağlamasıydı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kültür Çalıştayı’nda belirlenen bu vizyonun ve ‘Akdeniz’in Kültür, Sanat ve Tasarım Kenti İzmir’ hedefinin yaşama geçmesini sağlayacak birim olarak, 12 Mart 2012 tarihinde İzmir Akdeniz Akademisi’ni oluşturmuştur.

Akademi, İzmir vizyonunu yaşama geçirmek için paydaşlarıyla birlikte çalışırken, İzmir’in dünyaya açılma stratejisinin geliştirilmesine de katkıda bulunarak kente ve ülkeye yeni ufuklar açacaktır.

İzmir tarihinin bir Akdeniz kenti olması perspektifiyle yeniden ele alınması;  İzmir’in tasarım ve yenilikçilik kenti olmasına ilişkin strateji, organik tarım ve ekolojik bir yerleşme tasarımı ile İzmir’in Akdeniz’in kültürel hareketliliğine katkıda bulunan kentler ve kültürel girişimlerle etkileşim içinde bir ‘Akdeniz Kültür Ağı’nın oluşmasında öncü bir rol oynaması Akdeniz Akademisi’nin temel öncelikleridir.

İzmir Akdeniz Akademisi’nin (İZMEDA) tanıtımıyla ilgili bu açıklamada da belirtildiği gibi temel vizyon, İzmir kentinin ‘Akdeniz Kültür Ağı‘nın önemli ve öncü bir aktörü olmasıdır.

Bu düşünce, esasen kurumun fikir babası olan Prof. Dr. İlhan Tekeli’nin 2000’li yıllardan bu yana ifade ettiği temel bir düşüncenin sonucudur. Prof. Dr. İlhan Tekeli, 2000 yılında İzmir’in kuruluşunun 5000. yılı nedeniyle düzenlediğimiz toplantılar dizisinde yaptığı bir konuşmada İzmir’in ufkunu Batı’ya döndürdüğü, Batı ile ilişkilerini geliştirdiği her çağ ve koşulda gelişip büyüdüğünü, geriye, art alanı olan Anadolu’ya, Doğu’ya döndürdüğünde de küçülüp önemsizleştiğini ifade etmiş; o nedenle, kentin gelişmesinin ancak Batı ile, Akdeniz Dünyası ile ilişkilerini geliştirdiği takdirde mümkün olabileceğini savunmuştur.

Nitekim, İzmir Akdeniz Akademisi’nin (İZMEDA) 27-28 Kasım 2014 tarihleri arasında düzenlediği ‘Akdeniz Tarihi, Kültürü ve Siyaseti’ (Çoğulluğu ve Farklılığı İçeren Bir Birlik Özlemi) Sempozyumunda temel olarak bu konu üzerinde durulmuş; Prof. İlhan Tekeli’nin ‘İzmir Tarihinin İçine Yerleştirebileceği Bir Akdeniz Üst Anlatısı Üzerine’ başlıklı final bildirisi ile İzmir’e böyle bir misyon yüklenmeye çalışılmıştır.

İzmir’e Akdeniz üzerinden bir vizyon çizme işinin, hem Avrupa uygarlığının bir alt bölge hegemonya tasarımı olan ‘Akdeniz İçin Birlik Projesi’ ile olası ilişkisini, hem de Antik Dönem’den bu yana İzmir’i İzmir yapan temel olgunun Akdeniz’den çok, ardındaki Ege Bölgesi’yle önündeki Ege Denizi’nin merkezi olduğu gerçeğinin gözardı edilmesine dayandığı; böylelikle Ege Bölgesi’nin iç dinamiklerinden çok dış dinamiklerine bağlı bir ilişkilendirme, eklemlenme siyasetinin kurgulanmak istendiği söylenebilir.

Bu konu, dizi yazımızın dışında kalmakla birlikte, İzmir Akdeniz Akademisi’nin (İZMEDA) kuruluş nedeninin ideolojik, siyasi ve uluslararası ilişkiler bağlamında ayrıca incelenmeye değer olduğunu da belirtmeden geçmememiz gerekir.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bir şube müdürlüğü aracılığıyla bağlı olan İzmir Akdeniz Akademisi’nin (İZMEDA) 14 maddeden oluşan bir yönetmeliği bulunmaktadır.

organizasyonsemasi

İzmir Akdeniz Akademisi Yönetmeliği‘ne göre akademi yönetimi Yönetim Kurulu’na bağlı Tasarım, Kültür Sanat, Ekoloji ve Tarih koordinatörlerinden oluşmaktadır. Her bir koordinatörlüğün de ayrı bir danışma kurulu bulunmaktadır. Akdeniz Akademisi Bilim Kurulu ile Kurucu Onursal Başkanlar ise doğrudan doğruya Yönetim Kuruluna bağlıdır. Yönetim Kurulu ile koordinatörlükler arasındaki yönetim ilişkileri Akdeniz Akademisi Şube Müdürü, eşgüdüm ise Genel Koordinatör tarafından sağlanmaktadır.

Akdeniz Akademisi Bilim Kurulu rahmetli Prof. Dr. Halil İnalcık, Prof. Dr. İlhan Tekeli, Prof. Dr. Zeki Arıkan, Prof. Dr. Tevfik Balcıoğlu, Prof. Dr. Ayşe Filibeli, Prof. Dr. Uygur Kocabaşoğlu, Doç. Dr. Alp Yücel Kaya, Doç. Dr. Güzel Yücel Gier, Yrd. Doç. Dr. Can Özcan‘dan oluşuyor.

Yönetim Kurulu ise İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Prof. Dr. İlhan Tekeli, Prof. Dr. Tevfik Balcıoğlu, Ali Süha Sabuktay, Serpil Baran ve Behiye Fügen Selvitopu‘dan oluşuyor.

Daha geniş bir grubu oluşturan Danışma Kurulu ise bilindik isimlerle karşımıza çıkıyor: Ali Naili Kubalı, Ayhan Baran, Aytül Büyüksaraç, Deniz Taner, Ekrem Demirtaş, Ender Yorgancılar, Ertuğrul Apakan, Filiz Eczacıbaşı, Gülgün Ünal, Işılay Saygın, Işınsu Kestelli, İdil Yiğitbaşı, Muzaffer Tunçağ, Rıfat Serdaroğlu, Samim Sivri, Seda Kaya, Sema Pekdaş, Türkan Miçooğulları, Uğur Yüce, Ülkü Bayındır, Yılmaz Karakoyunlu ve Zeynep Öziş.

Evet, bu isimleri bir yerlerden hatırlıyorsunuz…

Hem de yazı dizimizin ilk bölümlerinde adı geçen İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’ndan (İEKKK)… İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nun (İEKKK) üyeleri olarak…

Böylelikle, İzmir Akdeniz Akademisi’nin (İZMEDA) yönetiminde yer alan hayattaki toplam 34 isimden 17’si, yani % 50’si aynı zamanda İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nda (İEKKK) da görev yaptığını anlıyoruz. 1379312121

Bu isimler değişik alanlarda, farklı uzmanlık konularında o kadar iyi yetişmişler ki; hem ekonomik kalkınma ve onu koordinasyonu hem de tarih, tasarım, ekoloji, kültür ve sanat gibi birbirinden farklı alanlarda kendilerine danışılacak kadar bilgililer… Onların dışında danışılacak, fikri alınacak kimseler; uzmanlar, akademisyenler, bilim insanları yok bu İzmir’de… Hep bir arada olan, birbirinden kopamayan, nasıl davranacaklarını önceden bilen, bu anlamda birbirlerine güvenen bir avuç insan… Onlar İzmir’i çok seviyorlar, İzmir için çalışıyorlar ve İzmir için işlerini güçlerini bırakıp her yerde var oluyorlar…. Bunu da sırf İzmir’i çok sevdikleri için yapıyorlar….

Tabii bu arada daha bir ilginç bir sonuç da ortaya çıkıyor: İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu bu tür organizasyonlarda ne hikmetse hep Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş‘ı kayırıp diğer belediye başkanlarını çağırmayı da hep unutuyor…

Devam Edecek…

Mekân ve Siyaset

Bugün size Yapı Kredi Yayınları’nın üç aylık düşünce dergisi Cogito’nun Güz 2016 dönemi için yayınlanan “Mekân ve Siyaset” başlıklı 84. sayısını tanıtmak istiyoruz.

1994 yılından bu yana çoğu kez üç ayda bir, bazı zamanlarda da iki ayda bir yayınlanan Cogito Dergisi konularını genellikle kültür, felsefe ve düşünce konularına ayırıyor. 

Derginin bu sayısı ise “Mekân ve Siyaset” ve “Laikliğe Yeniden Bakış” konularına ayrılmış.

Derginin bu sayısında bireylerin görünmez işlevsel sınırlarla hem kendi sınıfına hapsedilmesinde hem de kolektiviteden uzak tutulmasına merkezi rol oynayan mekanın siyasetle ilişkisine, siyaset kavramsallaştırmalarındaki işlevine ve mekân siyasetine odaklanılıyor. Hayatların, alışkanlıkların, kamuyla etkileşimin düzenlenmesinde merkezi bir rol oynuyor mekân. Lefebvre’nin ifadesiyle, mekân siyaseti diye bir şeyin olmasının nedeni, mekânın siyasal olması, hatta siyasetin ta kendisi olması.

Mekân ve Siyaset” dosyasının odağını anarşist coğrafyacı Simon Springer’la, Marksist coğrafyacı David Harvey’nin coğrafya çalışmalarında yöntem tartışması oluşturuyor. Bu tartışmaya 2016 yılında hayatını kaybeden Doreen Massey’nin radikal demokrasi projesiyle coğrafya çalışmalarındaki eğilimler arasındaki koşutluklar özelinde kimlik, özcülük ve evrenselcilik meselelerini ele aldığı makalesi eşlik ediyor.

Mustafa Dikeç’in siyaseti mekân üzerinden düşündüğü makalesinde siyaset ve mekân arasındaki ilişki Arendt, Laclau ve Mouffe ve Rancière’in siyaset teorileri üzerinden inceleniyor ve mekânın ve mekân mecazlarının bu düşünürlerin siyaset kavramsallaştırmalarında oynadığı rol ele alınıyor.

Bu sayıda ayrıca Laiklik konulu bir mini dosya, Daniel Defert’le Foucault’nun çalışma alışkanlıkları üzerine bir söyleşi ve Fredric Jameson’ın “Diyalektiğin Birleştirici Güçleri” kitabının bir incelemesi yer alıyor.

cvtqo_1wyaadlx8

Size Cogito Dergisi’nin bu sayısı hakkında bilgi vermenin dışında, her bir sayısının ayrı bir değere sahip olduğu bu derginin bugüne kadar çıkmış olan sayılarının hangi konuyla ilgili olduğunu gösteren ufak bir liste de vermek isteriz:

  • 1 – Laiklik
  • 2 – Kirlenen Çağ
  • 3 – Barış ve Savaş
  • 4 – Aşk
  • 5 – Dünya Büyük Bir Mağaza
  • 6-7 – Şiddet
  • 8 – Kent ve Kültürü
  • 9 – Yüz Yılın Psikanalizi
  • 10 – Cogito, Öyleyse Descartes
  • 11 – Zaman: 12’ye 1 var
  • 12 – Çalışmak: Yorar
  • 13 – Yapay Zekâ
  • 14 – Mayıs ‘68
  • 15 – Cumhuriyet: Alkışla Olmaz
  • 16 – Yalan
  • 17 – Bizans
  • 18 – Bir Anatomi Dersi: Ev
  • 19 – Osmanlılar
  • 20 – Deprem
  • 21 – Yerli Malı, Yurdun Malı
  • 22 – Takvim: Zamanın Haritası
  • 23 – Türkiye’nin Yabancıları
  • 24 – Oto-mobil: Bir Röntgen Denemesi
  • 25 – Nietzsche: Kayıp Bir Kıta
  • 26 – Şakanın Sırası Değil
  • 27 – Kriz: Daha Derin, Daha Eski, Daha Yaygın
  • 28 – Arkeoloji: Bir Bilimin Katmanları
  • 29 – Selçuklular
  • 30 – İnternet: Üçüncü Devrim?
  • 31 – Entelektüeller Gerekli mi?
  • 32 – Hayvan: İmge, Simge, Gerçeklik
  • 33 – Wittgenstein: Sessizliğin Grameri
  • 34 – Seçmek
  • 35 – Yeni İstanbul
  • 36 – Adorno: Kitle, Melankoli, Felsefe
  • 37 – Kan, Damardan
  • 38 – Şiir
  • 39 – Avrupa’yı Düşünmek
  • 40 – Ölüm: Bir Topografya
  • 41-42 – Sonsuzluğun Sınırında: I. Kant
  • 43 – Çer-Çöp
  • 44-45 – Ten: Derinden
  • 46 – Ezoterizm
  • 47-48 – Derrida: Yaşamı Yeniden Düşünürken
  • 49 – Freud ve Kültür
  • 50 – Bellek: Öncesiz, Sonrasız
  • 51 – Melankoli
  • 52 – Walter Benjamin
  • 53 – Fantizm: Ya Bizdensin Ya Öteki
  • 54 – Tragedya
  • 55 – İnsan Giyinir
  • 56 – Paul Ricœur
  • 57 – İroni
  • 58 – Feminizm
  • 59 – Turist: Modern Çağın Seyyahı?
  • 60-61 – Darwin Devrimi: Evrim
  • 62 – Kaos ve Karmaşıklık: Düzenli Düzensizlik
  • 63 – Dünya Gözüyle Futbol
  • 64 – Heidegger: Varlığın Çobanı
  • 65-66 – Cinsel Yönelimler ve Queer Kuram
  • 67 – Sivil İtaatsizlik
  • 68-69 – Dostluk
  • 70-71 – Michel Foucault
  • 72 – Tuhaflık ve Yaratıcılık
  • 73 – Tarihyazıcılığı
  • 74 – Siyaset Felsefesi
  • 75 – Nörobilim ve Felsefe
  • 76 – Pierre Bourdieu
  • 77 – Aristoteles
  • 78 – Aristotelesçilik
  • 79 – Cogito Söyleşileri
  • 80 – Felsefede Hayvan Sorusu
  • 81 – Annelik
  • 82 – Gilles Deleuze: Ortadan Başlamak
  • 83 – Tasarım Ne Bekler?
  • 84 – Mekân ve Siyaset.

 

İzmir Yerel Yönetişim Ağı – 4

İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İzmir Kent Konseyi, İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu ve İzmir Akdeniz Akademisi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Konak Belediyesi’nin ortak olduğu TARKEM A.Ş., Kalkınma Bakanlığı’na bağlı İzmir Kalkınma Kurulu ve Konak Belediyesi’nin işbirliği ile oluşturulan İzmir Yerel Yönetişim Ağı’nın en önemli kurumu ve merkezi İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’dur.

2009 yılında Kalkınma Bakanlığı’na ve İzmir Valiliği’ne bağlı İzmir Kalkınma Kurulu’nun siyasi bir alternatifi olarak gayri resmi bir şekilde oluşturulan ve katılımcıları itibariyle bir tür ‘patronlar kulübü‘ olan bu kurul, o tarihten bu yana İzmir’le ilgili önemli ve büyük yatırım ve projeleri konuşup değerlendirmektedir. 

İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nun (İEKKK) görüşüp karara bağladığı önemli projelerden biri de İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait ‘Yeni Kültürpark Projesi‘dir.

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından geliştirilen ‘Yeni Kültürpark Projesi‘nin ilk ortaya atıldığı 2014 yılında bu projenin fikir altyapısını oluşturmak için meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının, iş ve yatım dünyasıyla akademisyenlerin düşünceleri alınmakla birlikte 2014-2016 döneminde bunlardan sadece İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nun (İEKKK) görüşü, önerileri alınmış ve proje bu görüş, düşünce, öneri ve eleştiriler çerçevesinde şekillendirilerek Koruma Kurulu’na teslim edilmiştir. O nedenle 2016 yılı yaz aylarından bu yana gelişen toplumsal muhalefete karşı çıkıp belediyeye ve belediyenin projesine sahip çıkan çevreler hep İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nun (İEKKK) üyesi olan İzmir Ticaret Odası (İZTO), Ege Genç İş Adamları Derneği (EGİAD), Ege Sanayici ve İşadamları Derneği (ESİAD), İzmir Sanayici ve İş Adamları Derneği (İZSİAD) gibi kuruluşlar olmuşlardır.

O nedenle, 1 Numaralı Koruma Kurulu’na verilen projenin hazırlık sürecinde meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının, halkın, İzmirli’nin görüşleri, önerileri alınmamıştır.

İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nun (İEKKK) üyesi olan bu kuruluşların projesinin şekillenmesi sürecindeki ilk çabalarını 2014 yılından itibaren izlememiz mümkündür.

iekkk-021

Bu çabanın ilk adımı İzmir Ticaret Odası (İZTO) tarafından 2014 yılının Temmuz ayında hazırlanan ‘İzmir Ticaret Odası’nın Kültürpark İle İlgili Görüşleri‘ isimli raporudur.

İzmir Ticaret Odası Şehircilik, Planlama ve İnşaat Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve toplam olarak başlık dahil üç sayfadan oluşan kısa raporda temel olarak şu talepler sıralanmaktadır:

* Temel prensip olarak, Kültürpark ismine yakışır bir biçimde kültür, sanat, rekreasyon, spor, eğlence-gazino, yeme-içme, müze ve kongre vb kültürel ve sosyal amaçlarla kullanılan bir park haline getirilmelidir.

* Kongre Merkezi mutlaka yapılmalı, 5000-2500-1000 kişi kapasiteli salonları olmalıdır. Kongre Merkezini desteleyecek çevre otellerin sayısı arttırılmalıdır.

* Kongre Merkezi’nin zemin katları kitap, hediyelik eşya, tasarım eserlerin satıldığı nitelikli bir kültür ürünleri satış yeri olarak düzenlenmelidir.

* Kültürpark’ın adı “Kültür ve Kongre Parkı” olmalıdır.

* Kültürpark’ın çevre duvarları kaldırılmalı, parkın özgürlüğe kavuşması ve özgür park vurgusu sağlanmalıdır.

* Çevre duvarı yıkılmakla birlikte fuarın 26 Ağustos, Lozan, Montrö Cumhuriyet kapıları mevcut kapıların yerine yapılacak etkileyici anıtsal mimari ve heykeltıraşlık örnekleri ile yaşatılmalı; kullanıcı/ziyaretçilerin fotoğraf çektirmeyi/çekmeyi arzu edecekleri simge yapılar olmalıdır.

* İsmet İnönü Sanat Merkezi’nin dış cephesi mimari bir sanat eseri şeklinde tasarlanarak yenilenmeli, içerisi modern bir yapıya kavuşturulmalıdır.

* Atlas Pavyonu, gençlik aktivitelerinin de yapıldığı çok amaçlı salon haline getirilmelidir.

* Alanın büyük bir kısmı ziyaretçinin giremeyeceği bahçe peyzajı içinde kalmaktadır. Kültürpark, botanik parka dönüşmemeli, nitelikli peyzaj düzenlenmesine gidilmelidir.

Peyzaj düzenlemesinde dünyada ün yapmış kent parkları örnek alınmalıdır.

* Kültürpark içinde akvaryum ve deniz ilişkisi olmalı, peyzajın bir parçası haline getirilmelidir.

* Eski fuar hollerinin yıkıldıktan sonra boş alan miktarı artmış, bir kısmı yeşil alana dönüştürülmüş ancak önemli bir kısmı da kilit taşı-kaldırım şeklinde düzenlenmiştir. Alan içerisinde kilit taşı, beton ve asfalt kullanımdan mümkün olduğunca kaçınılmalıdır.

* Halk arasında “Fuar” olarak akla gelen Kültürpark, kültür ve sanatla akıllarda yer etmeli, zihinlerde algısal dönüşüm sağlanmalıdır.

* Lozan Kapısı-Cumhuriyet Kapısı aksını geçiş koridoru olarak kullanan yayalar ve otoparka araç bırakanlar dışında bu alanın kullanıcısı neredeyse yoktur. Bu durum yürüme ve dinleme dışında fonksiyonsuzluk yaratmaktadır.

* Kültürparka getirilecek fonksiyonlar, kent ile bağını güçlendirilmeli, kullanıcı/yararlanıcı profili yükseltilmeli ve kullanılan park olmalıdır.

* Bu alan ve çevresi, konser, kültürel ve sosyal etkinliklerin merkezi olmalı, yeme-içme birimleri ile donatılmalıdır.

* Halka ve son kullanıcıya yönelik fuarlar ve sergiler ile ilgili seçici olunmalı, Kültürpark’ın imajına, kullanım kararlarına ve fonksiyonlarına zarar vermemelidir.

* Kültürpark, halka ait bir yer olmalı ve tamamen halkın kullanımına terk edilmelidir.

* Kültürpark Yönetim Birimi binası dışında Belediyenin birimleri İZFAŞ’da dahil olmak üzere Kültürpark’tan taşınmalıdır.

* Lunapark çeşitlendirilerek faaliyetini sürdürmelidir.

* Gazino ve yeme-içme üniteleri mevcut haliyle aktif bir şekilde kullanılamamaktadır. İşletmelerin konsepti değiştirilmeli, kalite standartları arttırılmalıdır.

Bu raporda yer alan taleplerle İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanıp Koruma Kurulu’na sunulan projenin önerdiği hususların büyük ölçüde örtüştüğü görülecektir. Nitekim taleplerle proje öneri arasındaki bu büyük benzerlik nedeniyle İzmir Ticaret Odası, projenin Kültürpark’taki Pakistan Pavyonu’nda sergilendiği süreçte tüm üyelerine bir yazı göndererek üyelerinin sözkonusu pavyonu ziyaret etmelerini isteyerek projeyi beğenmelerini talep etmiş, üyeleri üzerinde baskı kurarak oda yöneticilerinin çıkarları doğrultusunda davranmalarını istemiştir.

Kültürpark üzerine yapılan başka bir çalışma ise, hem başkanı hem üyeleri İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nda (İEKKK) yer alan Ege Genç İş Adamları Derneği’nden (EGİAD) gelmiştir.

Kültürpark Geliştirme Çalışması’ adını taşıyan ve EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Seda Kaya’nın sunuş yazısı ile kamuoyuna açıklanan bu 45 sayfalık raporun EGİAD bünyesindeki özel bir araştırma grubu tarafından hazırlandığı ifade edilmekle birlikte; bu rapordaki bilgilerin kimler tarafından hangi bilimsel kaynaklardan temin edildiği belli değildir. Bu nedenle de genellikle Türkiye Sanayici ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD) tarafından düzenlenen raporlardan alışık olduğumuz araştırma ve incelemeyi yapan ekibin açıklanması ve bilimsel kaynakların belirtilmesi gibi kurumsal yaklaşımın, bir benzerlik sağlama çabası olarak bu raporda dikkate alınmadığı söylenebilir. 

Kültürpark Geliştirme Çalışması‘ başlığını taşıyan bu raporda Kültürpark’la ilgili önerilerin hemen arkasından dünyadaki benzerleri (Stanley Park-Vancouver, Kanada; Central Park-New York, ABD; Hyde Park-Londra, İngiltere; City Park-New Orleans, ABD; İngiliz Bahçesi-Münih, Almanya; Golden Gate Park-San Francisco, ABD; Phoenix Park-Dublin, İrlanda; Lincoln Park-Chicago, ABD; Griffith Park-Los Angeles, ABD; Royal Botanic Gardens-Melbourne, Avustralya; St. James’s Park-Londra, İngiltere; Vondelpark-Amsterdam, Hollanda; Balboa Park-San Diego, ABD) ile ilgili bilgilere yer verildiği; ancak Kültürpark’ın yapımı sırasında örnek alındığını bildiğimiz ve bugün halen dünyadaki birçok parka örnek olan Moskova’daki Gorki Park’ın dikkate alınmadığı görülmektedir.

Kent Stratejileri Merkezi‘ isimli Facebook grubunun ‘Dosyalar‘ bölümüne eklediğimiz bu raporun incelenmesinden de anlaşılacağı üzere; Egeli genç iş adamlarının temel isteği Kültürpark’ın bir ticaret alanı olarak değerlendirilmesi ile ilgilidir. Temel kaygıları Kültürpark içinde yapacakları ticaret üzerinden nasıl daha fazla para kazanacakları ile ilgilidir. İşte bu nedenle de gerek İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı projeyi hem de İzmir Ticaret Odası’nın taleplerini hararetli bir şekilde desteklemekte, kendilerinden bekleneni fazlasıyla yerine getirmektedirler.

13078_20150130094739_erc_5405

Özet olarak, İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu (İEKKK) ve bu kurulun üyesi olan bu kurum, kuruluş ve kişiler, İzmir’deki ve Kültürpark özelindeki bireysel ve grupsal çıkarlarını bu kurul üzerinden nasıl savunacakları konusunda bize çok güzel bir örnek vermişler; kentin ve yaşamın başka alanlarında bir türlü bir araya gelmeyen sermaye çevrelerinin kentin rantı söz konusu olduğunda nasıl güçlü bir çıkar grubuna dönüşerek birbirlerini canhıraş nasıl desteklediklerini dosta düşmana göstermişlerdir.

Devam Edecek…

Bir İzmir Ressamı: Fahri Sümer

İzmir doğumlu değil; ama ‘İzmirli‘, İzmir resimleri yapan, İzmirli gençlere resim yapmayı ve resim sanatını öğreten bir ressam: Fahri Sümer.

Kendisi Bilecik, Bozüyük doğumlu olmakla birlikte 1981’den bu yana Buca Eğitim Fakültesi Resim-İş Bölümü’nde hocalık yapan bir sanatçı…

Ben kendisini İzmir, özellikle de Kemeraltı resimleri nedeniyle tanıdım. Evimdeki bir holün duvarlarında onun Kemeraltı resimlerinin reprodüksiyonları var… O nedenle o holden geçerken onun o canlı figür ve renkleriyle kendimi çoğu kez Kemeraltı’nın dar sokaklarında yürüyormuşum gibi hissederim…

Bugün de burada Fahri Sümer’in çoğunluğunu İzmir resimlerinden oluşan resimlerini sizlerle paylaşarak koca Usta’ya saygılarımı sunmak istedim…

fahri-sumer-kemahli-hani-001
Kemahlı Hanı, Kemeraltı, Bak Ambalaj İzmir Koleksiyonu
fahri-sumer-kemeralti-001
Kemeraltı, Bak Ambalaj İzmir Koleksiyonu
fahri-sumer-kemeralti-003
Kemeraltı, Bak Ambalaj İzmir Koleksiyonu
fahri-sumer-kemeralti-004
2. Beyler Sokağı, Kemeraltı, Bak Ambalaj İzmir Koleksiyonu
fahri-sumer-kemeralti-005
Kemeraltı, Bak Ambalaj İzmir Koleksiyonu

 

fahri-sumer-pasaport-006
Pasaport, Bak Ambalaj İzmir Koleksiyonu
fahri-sumer-001
Fahri Sümer
fahri-sumer-002
Fahri Sümer
fahri-sumer-003
Fahri Sümer
fahri-sumer-004
Fahri Sümer
fahri-sumer-005
Fahri Sümer
fahri-sumer-006
Zeytin Toplayanlar, Fahri Sümer
fahri-sumer-007
Kemeraltı
fahri-sumer-008
Zeytin Toplayanlar, Fahri Sümer
fahri-sumer-009
Gazi Kadınlar Sokağı, Alsancak
fahri-sumer-010
Çapacı, Fahri Sümer 1987
fahri-sumer-011
Pasaport İskelesi, Fahri Sümer
fahri-sumer-012
Gazi Kadınlar Sokağı, Alsancak
fahri-sumer-013
Konak Meydanı, İzmir

İzmir Yerel Yönetişim Ağı – 3

Yazı serimizin bugünkü bölümünde İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nu (İEKKK) oluşturan iş ve sermaye çevrelerinin, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2014-2016 döneminde hazırladığı ‘Yeni Kültürpark Projesi’ ile ilişkisini ortaya koyarak bu projenin neresinde yer aldıklarını ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait bu projeye niye olağanüstü bir şekilde destek verdiklerini araştırıp irdelemeye çalışacağız.

Bilindiği üzere İzmir Büyükşehir Belediyesi, hazırlayacağı ‘Yeni Kültürpark Projesi’ ile ilgili 23 Mayıs 2014 tarihli ortak akıl toplantısını, meslek odalarıyla sivil toplum kuruluşlarını ve akademisyenlerle belediye bürokratlarını bir araya getirerek Tarihi Havagazı Fabrikası’nda yapmış ve katılımcılara projenin genel hatları hakkında bilgi veren 109 sayfalık ‘İzmir Kültürpark Raporu’nu dağıtmıştı.(*)

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait web sayfasında yayınlanan 23 Mayıs 2014 tarihli habere göre bu toplantıya İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu dışında Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş, Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Erdoğan Çiçek, TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şube Başkanı Hasan Topal, TMMOB Şehir Planlamacıları Odası İzmir Şube Başkanı Özlem Şenyol Kocaer, Ege Genç İş Adamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Seda Kaya, İzmir’i Sevenler Platformu Başkanı Sancar Maruflu, Alsancak Koruma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Dilek Olcay, ENDA Enerji Holding Murahhas Azası Uğur Yüce, Mimar Prof. Dr. Zuhal Ulusoy, Mimar Mehmet Kütükçüoğlu, Mimar Nevzat Sayın, Prof. Dr. Tevfik Balcıoğlu, Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alp Timur, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Koray Velibeyoğlu, 1 No’lu Koruma Şube Başkanı Tankut Ünal, Yaşar Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahenk Bayık Yılmaz, Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emel Kayın, Mimar Şükrü Kocagöz, Mimar Mürşit Günday, Behçet Uz’un torunu Kurtul Kaptanoğlu ve Araştırmacı Yazar Aybala Yentürk ile Büyükşehir Belediyesi danışman ve bürokratları katılmıştı.

Elimizdeki raporun incelenmesinden de anlaşıldığı üzere; bu belge, toplantıdan önce hazırlanıp katılımcılara dağıtıldığı için toplantıya katılanların neler söyledikleri, neleri talep ettikleri henüz kamuoyu ile paylaşılmamış durumda.

Ancak görüştüğümüz bazı meslek odası temsilcileri bu toplantıda kendilerine anlatılan proje hakkındaki kaygılarını ve eleştirilerini net bir şekilde ifade ettiklerini anlatıyorlar.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait web sayfasının ‘Haberler’ başlığını taşıyan bölümündeki 2014, 2015 ve 2016 yıllarına ait tüm haberlerin tarafımızca ayrıntılı bir şekilde taranması sonucunda; bu haberin yayınlandığı 23 Mayıs 2014 tarihi ile ‘Yine, yeni, yeniden’ başlıklı haberin yayınlandığı 13 Mayıs 2016 tarihi arasındaki iki yıllık sürede bu proje ile ilgili hiçbir habere ya da gelişmeye yer verilmediği belirlenmiştir.

Yine, yeni, yeniden’ başlığını taşıyan 13 Mayıs 2016 tarihli haber metninde ise, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Kültürpark’ı yeniden tasarlayarak geleceğe taşıyacak çalışmaları içeren proje taslağının vitrine çıktığı belirtildikten sonra toplantıda kimlerin neler söylediği özet olarak verilmektedir.

Bu haberde Tarihi Havagazı Fabrikası’nda yapılan bu ikinci tanıtım toplantısına katılanların tam listesi verilmemekle birlikte, konuşarak fikirlerini söyleyen katılımcılar üzerinden bazı isimlerin belirlenmesi mümkün olmuştur. Bunlar sırasıyla İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Danışmanı Prof. Dr. İlhan Tekeli, Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, Ege Genç İş Adamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Seda Kaya, Kültürpark’ı Koruma ve Anıt Yaptırma Derneği Başkanı Sancar Maruflu, TARKEM A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Yüce, Alsancak Koruma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Dilek Olcay ve Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Ferdan Çiftçi’dir.

Gerek 13 Mayıs 2016 tarihli haber metninde gördüğümüz, gerekse bu toplantıya katılanlardan sözlü olarak edindiğimiz bilgilere göre bu ikinci tanıtım toplantısında katılımcılara ekrana yansıtılan video görüntüleriyle proje hakkında genel bir fikir verilmiş, projenin teknik ve mali ayrıntılarıyla işletim modeli konusunda kesin bilgi verilmesinden titizlikle kaçınılmış, toplantı daha çok katılımcıların fikir ve önerilerinin öğrenilmeye çalışıldığı bir formatta gerçekleştirilmiştir.

Yeni Kültürpark Projesi’ tanıtımın İzmir kamuoyuna yansıma şekli bu olmakla birlikte; İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’na (İEKKK) ait web sayfasındaki bilgilere göre bu toplantıdan aşağı yukarı 1,5 ay önce; yani İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nun (İEKKK) 31 Mart 2016 tarihli 58. toplantısında, bizzat İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu tarafından verilen ‘Kültürpark Kültür Merkezi’ projesinin Kurul’un sürekli gündem maddesi haline getirilmesi önerisi, Kurul’un Nisan ayında yaptığı 59. toplantıda kabul edilmiş ve proje bu tarihten itibaren ilgili çalışma grubunda incelenip görüşülmeye başlanmıştır. Bu durumun en önemli kanıtı ise, İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’na (İEKKK) ait web sayfasında bu toplantıda ile ilgili haberde geçen “31 Mart 2016 tarihinde gerçekleştirilen 58. İEKKK toplantısında Sayın Aziz KOCAOĞLU “Opera” ve “Kültürpark Kültür Merkezi” projelerinin sürekli gündem maddesi olması önerisinin Nisan ayı Çalışma Grubu toplantısında görüşüldüğünü… ifade etmiştir.”şeklindeki bölümdür.

1425026740

2016 yılı Nisan ayından itibaren İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu (İEKKK) ile bu kurula bağlı ilgili çalışma grubu tarafından incelenip değerlendirilen ‘Yeni Kültürpark Projesi’ ile ilgili sunum çalışması ise Kurul’un 27 Mayıs 2016 tarihinde yaptığı 60. toplantısında Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Buğra Gökçe tarafından yapılmıştır.

Ancak ‘Yeni Kültürpark Projesi’nin kamuoyuna açıklanmasından sonra ‘Kültürpark’a Dokunma!’ ve ‘Kültürpark Platformu’ isimleriyle Facebook’ta örgütlenip bir araya gelen meslek odalarıyla sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile yaptıkları görüşmeler sırasında, hazırlanan projenin, 13 Mayıs 2016 tarihli ikinci tanıtım toplantısı ile İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nun 27 Mayıs 2016 tarihli 60. toplantısındaki sunum öncesinde 2016 yılının Nisan ayı içinde onaylanmak üzere İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na teslim edildiği belirlenmiştir.

Böylelikle, 23 Mayıs 2014 tarihli ilk toplantıda katılımcıların düşünce ve önerilerinin alınması, 13 Mayıs 2016 tarihli ikinci toplantıda da hazırlanan projenin genel hatlarının tanıtılması şeklinde gerçekleştirilen bu toplantıların;

A. Projenin incelenip öğrenilmesini, tartışılıp değerlendirilmesini öngören samimi, gerçek ve aktif katılımcı bir anlayışla yapılmadığını,

B. Projenin 13 Mayıs 2016 tarihli toplantının sonuçları dahi beklenmeden büyük bir telaş içinde 2016 yılının Nisan ayı içinde onay için ilgili koruma kuruluna verilmiş olması nedeniyle “ben bilir ve yaparım” anlayışıyla hareket eden belediye yönetiminin gerçek bir danışma ve katılma sürecine ihtiyaç duymadığını net bir şekilde ortaya koymuştur.

Bu durumda, ‘Yeni Kültürpark Projesi’nin 2016 yılının Nisan ve Mayıs ayları içinde sadece İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu (İEKKK) ile tartışıldığı, kurula bağlı çalışma grubunda yapılan görüşmelerde projenin kurul üyelerinden gelen talepler, öneriler çerçevesinde değiştirildiği, projenin sadece onların talepleri doğrultusunda şekillendirildiği söylenebilir.

Nitekim İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nun (İEKKK) önemli bir üyesi ve TARKEM A.Ş.’nin temsilcisi olan Uğur Yüce ile Facebook’ta yaptığımız yazışmalarda kendisi bu hususu açık bir şekilde ifade etmiş, projeyi incelediklerini, projede istedikleri değişikliklerin yapıldığını açık ve rahat bir şekilde ifade etmiş; ancak bu görüşmelerin nerede yapıldığını sorduğumuzda bunu açıklamaktan kaçınmıştır.

İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nun (İEKKK) 3 Ekim 2016 tarihinde yaptığı 62. toplantısının neredeyse tek gündem maddesi olan Kültürpark konusunda gerek İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun gerekse Ege Genç İş Adamları Derneği (EGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Seda Kaya’nın, Ege Sanayiciler ve İşadamları Derneği (ESİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Güçlü’nün ve İzmir Sanayici ve İş Adamlar Derneği (İZSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Küçükkurt’un projeyi destekleyen konuşmaları da bunun en güçlü ve güzel kanıtıdır.

1363332699

Şimdi bu durumda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’na, danışmanlarına ve bürokratlarına; özellikle de Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüm il ve ilçe yöneticilerine şu sormak gerekir:

1) Siyasi anlayışınıza, parti programınıza, devlet terbiyenize ve etik değerlerinize göre İzmir’deki sivil toplumdan anladığınız şey, sadece bir avuç iş ve sermaye çevresinin kurduğu EGİAD, ESİAD, İZSİAD gibi dernek ve vakıflarla mı sınırlıdır?

2) Bunun dışında kalan binlerce üyeye sahip sivil toplum kuruluşlarının, meslek odalarının bu konularda hiç mi söz hakkı olmayacaktır?

3) Bu tür tüm kenti ilgilendiren büyük ve önemli projelerin, çoğunluğu iş ve sermaye çevrelerinden kurduğu İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu (İEKKK) gibi gayri resmi kurul ve örgütler yerine partinizin isminde de geçen halkla; yani İzmir halkıyla, onun örgütleriyle, İzmirli hemşerilerle de konuşulması, tartışılması gerekmemekte midir?

Buyurun, cevap sizin…

(*) İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait Mayıs 2014 tarihli ‘İzmir Kültürpark Raporu‘, indirip okuyabilmeniz amacıyla ‘Kent Stratejileri Merkezi‘ isimli Facebook grubumuzun ‘Dosyalar‘ bölümüne eklenmiştir.

Devam Edecek…

Kentlileşemeden Kentleşmek…

Burcu Taner Karatay

Bir kent düşünün ki, gülümseme adıyla birlikte anılan bir şairi, şehir hatları vapurunda henüz fidanken darağacına yollanan üç genç için bir ağıt yazmış olsun. Rivayetse de, gerçekse de insan o vapura, Karşıyaka-Konak vapuruna bindiğinde buna inanmak istiyor.

Bir kent düşünün ki, son yıllarda dozunu iyice söylem zorbalığının ve gövde gösterisi şeklinde yaşatılan erilliğin kıyısında bile, sorsanız hala “Tepeden tırnağa kadındır, naiftir, ne olursa olsun bir Amazon prensesidir” denebilen.

Bir kent düşünün ki…

Böyle başlayan onlarca cümle kurulur İzmir için. Ankara ve İstanbul’un keşmekeşini yaşamadan kentte olmayı isteyenlerin son yıllarda iyice rağbet ettiği söylenen İzmir…

Gerçekten öyle mi? Yani gerçekten kentleşme, kent kültürü ve kent estetiği deyince bu iki metropolün karşısına gönül rahatlığıyla çıkarabileceğimiz bir kent mi İzmir?

Teoride de, pratikte de yanıtları var.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden, nam-i diğer Mülkiye’den Prof. Dr. Ruşen Keleş, “Kent ve Kültür Üzerine” adlı makalesinde kentsel yaşamla uygarlık arasında yakın bir ilişki olduğunu anımsatır ve Latin dillerinde uygarlık (civilization) ve kent (city, civitas), Arapçadaki medeniyet, medeni ve kent (medine) gibi sözcükler arasındaki köken benzerliğine dikkat çeker.

Kentler ve demokrasi arasındaki ilişkiyi de gözden geçiren Keleş, “Kent havası insanı gerçekten özgürleştiriyor mu?” sorusuna ise “Konuşması, yazması, örgütlenmesi, tepkilerini dile getirmesi yasaklanmış bir insan kentte oturuyor olsa da özgür sayılmaz. Devletin hak ve özgürlükler konusunda duyarlı olmadığı bir toplumda kent insanı nasıl özgür olabilir” sorusuyla karşılık verir.

Ve çok güzel, hatta bazı sosyal bilimcilerin “leziz” diyebileceği bir tanımlama yapar: “kentlileşemeden kentleşmek”.

tumblr_mor80btfri1qm7ipro1_500

Siz kentte geçirdiğimiz bir günü gözünüzün önüne getirin. Ben ise kendimden yola çıkarak anlatmaya çalışayım. Bir sabah otobüse bindiğinizde şoförün yandaki kadın şoförün duyması imkânsızken, yolcuların duyabileceği şekilde “Hadi, hadi ilerle de makyajını sonra yaparsın, siz ancak trafiği kilitlersiniz” demesi kent kültürü kavramından bağımsız mıdır?

Ya da metroda, İzban’da yürüyen merdivendesiniz. Merdivenin sol tarafını tüm cüssesiyle tıkayan insanı uyardığı için “Madem yürüyeceksin merdivene git” diye azarlanan başka birine belki siz de denk gelmişsinizdir.

Yağmurlu bir günde duraktaki insanları ıslatarak kendine dünyanın en sadist eğlencesini bulmuş insan cinsini nereye koyacaksınız?

Peki, işgal edilen kaldırımlardan dolayı yol ortasında yürümek zorunda kalıp, karşıdan hızla gelen şoförün fırçasını yemeyen, medeniyetsiz ilan edilmeyen var mı?

İşgal edilen kaldırımlar demişken… Engellilerin ulaşım hakkını gasp edip, ne yaptığını ancak bebek arabası kullanmak zorunda kalınca anlayıp pişman olan ancak maalesef çocuk büyüyünce hepsini unutan en az bir kişi tanımaz mısınız?

Bu ve buna benzer yüzlerce örneğin sadece mağduru değiliz tabii, yeri geldiğinde gayet güzel bir biçimde failiyiz de. Buna da bir mim koymak gerek.  

Kent ve onun kültürü, orada yaşayanların, yani bizim toplamımız ise; sorumluluktan kaçamayız.

Yukarıdaki örnekler gündelik hayat içinde konforumuza dokunduğunu düşündüğümüz örnekler. Zarar verilen heykelleri, her yıl bir yere dikilen “rant anıtlarını”, plastik çimlerde oynamak zorunda kalan çocukları, çevre tahribatını vesaire saymıyoruz zaten.

Çok güzel bir kültür tanımı var, bir Fransız düşünüre ait imiş: “Her şey unutulduğu zaman belleklerde ne kalıyorsa ona verilen isimdir.

İzmir için düşünelim. Saat Kulesi dememek için insanüstü yaratıcılıkta olmak gerek değil mi?

Unutulup gidenler kadar bilinçli unutturulanları da katalım. Bu kentte unutturulmaya çalışılan tüm renkleri hatırlamaya çalışalım. Levantenleri mesela, onların özel mutfaklarını. En özel eğlenceleri olan Hıdrellez’lerini bile yoksulluktan dolayı sosyal medya fotoğrafı için mahalleye akın edenlere meze yapmak zorunda kalan Romanları ya da…

Söz uzar, yazı bitmez.

Bizler bir kent düşünemiyoruz.

Ancak bir kent düşleyebiliyoruz.

resim1

Zaten Attila İlhan da o vapura binemiyor artık. Dalgaların, martıların selamladığı bir kıyıdaki büstünden karşıya bakıyor. Manzarası belli. Bir ağıt yakıyor belki, yine bir “Mahur Beste”. Biz sıradan fanilerden şanslı olan tüm şairler gibi isyanını küfre değil şiire (d)okuyor.

Külliyatında erişemeyeceğimiz bir İzmir şiiri yazıyor o kıyıda belki. Biz plazalarda sentetik yoğunluklarla boğuşurken, adına AVM denen “tüketim tapınaklarında” kredi kartlarını mutluluk anahtarı zannederken ve aşağılara ayak basar basmaz kaldırımın o kötü yapılmış taşına basıp çamur banyosu yaparken…

Kenti kent yapan her şeyi Körfez’de yüzmek gibi özlerken…

 

İzmir Yerel Yönetişim Ağı – 2

Yazı dizimizin bugünkü bölümünde, ‘İzmir Yerel Yönetişim Ağı‘ adını verdiğimiz sistemin İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Konak Belediyesi dışındaki en önemli odak noktası olan ‘İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu‘nu incelemeye devam edeceğiz.

Sivil toplum kuruluşları öncülüğünde yerelden bölgeye, bölgeden ulusala ve küresele doğru ilerleyen özgün bir yerel kalkınma modeli oluşturmak” amacıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin girişimiyle ‘sivil bir platform’ olarak oluşturulan ‘İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu‘ ilk toplantısını 6 Temmuz 2009 tarihinde yapmıştır.

Kurulun, “Yerel Ekonomik Kalkınma Kavramı, Gelişimi: Türkiye ve Dünya’dan Örnekler” başlığını taşıyan manifestosu, şu an Yaşar Üniversitesi öğretim üyesi olan Doç. Dr. Mehmet Ufuk Tutan tarafından yazılmış.

iekkk-018

Bu kurulun oluşum nedeni, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun 29 Mart 2009 tarihli yerel seçimler öncesinde hazırladığı seçim bildirgesinde şu ifadelerle yer alıyor:

Kentte ekonomik gelişmenin başarıları ve sorunlarıyla birlikte ele alınarak değerlendirileceği, ilgili tüm kişi, kurum ve kuruluşların katılacağı bir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu oluşturularak, kent ekonomisi daha rasyonel biçimde planlanacak; ekonomik gelişme ve kalkınma sürekli izlenerek gerektiği anda ilgili kuruluşlarla birlikte gereken müdahalenin yapılması sağlanacak.

Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu

Katılımcı demokrasi ve yönetişim anlayışının bir ürünü olan İzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu, İzmir’in ekonomik gelişmesini İzmir için elele vererek sağlamayı amaçlayan bir oluşumdur. Kentin ekonomisinde belirleyici rol oynayacak kurum ve kuruluşların temsilcilerinin üyesi olduğu bu yapı, İzmir’in ekonomik kalkınmasıyla ile ilgili konuların konuşulup, tartışıldığı ve çözüm arandığı bir demokratik platformdur. İzmir’in kalkınmasında öncü rol oynayacak yatırımcılarını, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini bir araya getiren İzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu, İzmir’in yarınlarına yön verecek; ortak akıl üreterek, İzmir için gerekli olan birlik olma duygusunu harekete geçirecek; kentteki ekonomik gelişmelerin ve yapılması gereken projelerin belli bir platformda tartışılarak hayata geçirilmesine katkı sağlayacaktır. Kurul, sadece değerlendirme ve tartışmayla sınırlı kalmayacak, sorunların çözümü için kamuoyunu bilgilendirecek, çeşitli eylemlilikler örgütleyerek uygulamaya dönük adımlar atacaktır.

İEKKK ilk kurulduğu tarihlerde yaklaşık 50 üyeye sahipken bugün toplam 124 üyesi bulunmakta… 

İlk kurucuları arasında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu dışında Uğur Yüce, Murat Barkan, Atilla Sezgin, Cihan Türsen, İlknur Denizli, Kemal Çolakoğlu, Yılmaz Temizocak, Alp Timur ve Işınsu Kestelli gibi iş adamları, milletvekilleri ve akademisyenler var.

Kurul, ilk toplantısından bu yana seçim dönemleri ve yaz ayları haricinde her ay toplanıyor ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, istisnasız her toplantıda hazır bulunuyor. Kurul’un bugüne kadar yaptığı toplantıların sayısı, 2016 Kasım ayında yaptığı son toplantı ile 64’ü bulmuş durumda. 2016 yılının son toplantısı olan 65. toplantıyı ise önümüzdeki günlerde yapması bekleniyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi AB ve Dış İlişkiler Şube Müdürlüğü Kalkınma Ajansı Proje ve AB İlişkileri Ofisi, ‘İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu‘nun kurumsallaşmasına katkıda bulunmak, toplantı gündemi ve organizasyonu ile iletişim konularında çalışmak üzere ‘İEKKK Sekretaryası’ olarak görevlendirilmiş. Ayrıca kurulun görünürlüğünü sağlamak amacıyla logo, slogan, görsel materyaller ve web sayfası (www.iekkk.org) hazırlanmış.

İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu‘nun 8 madde ve 1 geçici maddeden oluşan ‘İzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu Çalışma Esasları” başlığını taşıyan bir yönergesi var.

iekkk-014

Bu yönergeye göre, tüm üyelerin bir araya geldiği bileşimlere ‘genel kurul’ adını veriyorlar ve kendi aralarında çalışma grupları oluşturarak çalışıyorlar. Bütün genel kurullar, üyeler tarafından seçilen ‘toplantı yöneticisi‘ tarafından yönetiliyor. Bugüne kadar toplantı yöneticiliğini sırasıyla Öner Akgerman, Tufan Ünal, Yılmaz Temizocak, Şerife İnci Eren, İdil Yiğitbaşı, Atilla Sezgin, Mehmet Tiryaki ve Betül Emasoğlu yapmış…

Sözkonusu yönerge uyarınca 2009 yılından bu yana oluşturulan çalışma grupları (komiteleri), adları zaman zaman değişse ya da birbirleriyle birleştirilmiş olsalar da şu şekilde sıralanabilir:

Ege Medeniyetleri Müzesi Komitesi, Gediz Havzası, Çevre ve Büyük Körfez Projesi Komitesi, İzmir Limanı Komitesi, İzmir Kent Değerlerini Koruma ve Geliştirme Komitesi, Kent-Kamu Kurumları İlişkileri Komitesi, Kentsel Dönüşüm Komitesi, İzmir Turizm Komitesi, Sağlık Turizmi Komitesi, Tarım Politikaları Komitesi, Uluslararası Nitelikte Kongre Merkezleri Komitesi.

İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu‘nun üyelerini incelediğimizde de çok ilginç sonuçlara ulaşıyoruz. Kurul’a ait web sayfasında yer alan son bilgilere göre üyesi sayısı toplam 124’dür. Üyeleri kendi içlerinde gruplandırmaya kalktığımızda ise;

+ Tüm üyelerin % 2,41’ini oluşturan 3 üyenin; biri belediye başkanı, biri meclis üyesi, diğeri de kültür ve sanat danışmanı olmak üzere İzmir Büyükşehir Belediyesi‘ne ait olduğu;

+ Tüm üyelerin % 1,61’ini oluşturan 2 üyenin; biri genel sekreter diğeri kalkınma kurulu başkanı olmak üzere İzmir Kalkınma Ajansı‘nda ait olduğu;

+ Tüm üyelerin % 4,82’sini oluşturan 6 üyenin; 3’ü halen müdürlük görevinde bulunan, 3’ü de daha önce müdürlük görevinde bulunmuş olan İzmir Devlet Opera ve Balesi, İzmir Devlet Tiyatrosu ve İzmir Devlet Senfoni Orkestrası müdürleri olduğu;

+ Tüm üyelerin % 32,25’ini oluşturan 40 üyenin; İzmir’de faaliyette bulunan holding ve şirketlerin ortakları ya da yöneticisi olduğu;

+ Tüm üyelerin % 0,80’ini oluşturan 1 üyenin; organize sanayi bölgesi yöneticisi olduğu;

+ Tüm üyelerin % 8,87’sini oluşturan 11 üyenin; 6’sı rektör, 5’i eski rektör ya da rektör yardımcısı olarak üniversitelere ait olduğu;

+ Tüm üyelerin % 16,93’ünü oluşturan 21 üyenin; İZTO, EBSO, DTO gibi iş dünyasıyla ilgili meslek odalarının yeni ve eski yöneticilerinden oluştuğu;

+ Tüm üyelerin % 7,25’ini oluşturan 9 üyenin; spor kulüplerinin eski ve yeni başkanlarından oluştuğu;

+ Tüm üyelerin % 17,74’ünü oluşturan 22 üyenin; çoğu iş adamlarıyla sermayedarlarının kurduğu dernek ve vakıfların yöneticisi olduğu;

+ Tüm üyelerin % 2,41’ini oluşturan 3 üyenin; sendika konfederasyonlarının yeni ve eski temsilcilerinden olduğu;

+ Tüm üyelerin % 4,03’ünü oluşturan 5 üyenin; kooperatiflerin yeni ve eski yöneticilerinden olduğu;

+ Tüm üyelerin % 0,80’ini oluşturan 1 üyenin de İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu bünyesindeki çalışma gruplarından geldiği görülecektir.

Üyelerin geldiği kesimler itibariyle dağılımını gösteren bu rakamlardan da anlaşılacağı üzere, ‘İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’, kuruluş amaçlarının dışında kalacak şekilde, bir ‘patronlar kulübü‘ kimliğini taşımaktadır. Üyeleri arasında birkaç tane sendika ve TMMOB temsilcisi ile spor kulübü yöneticisi bulunmakla birlikte bugüne kadar seçilen toplantı yöneticilerinin kimliğinden de anlaşılacağı üzere sermaye sahiplerinin yönetim ve egemenliği altındadır.

İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu‘na 2016 yılı Aralık ayı itibariyle üye olanları gösteren liste, ‘Kent Stratejileri Merkezi’ isimli Facebook grubumuzun ‘Dosyalar’ bölümüne eklenmiştir.

Bu üyelerin kimlikleriyle temsil ettikleri kurum, kuruluş, holding ve şirketlere baktığımızda, son dönemlerde holding ve şirketlerine kayyum atanması nedeniyle tutuklanan; hatta TARKEM A.Ş. gibi çok ortaklı bir şirketteki % 0,80 oranındaki hissesi nedeniyle TARKEM A.Ş. isimli şirketin kayyuma devredilmesine neden olan bazı iş adamlarının bu kurula da üye oldukları görülecektir. Ayrıca İEKKK’nun kurucularından olan Uğur Yüce‘nin bu kurulda TARKEM A.Ş. temsilcisi olarak yer aldığı da fark edilecektir.

Ayrıca kuruluş bildirisinde, “İzmir’in kalkınmasında öncü rol oynayacak yatırımcılarını, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini bir araya getiren İzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu, İzmir’in yarınlarına yön verecek; ortak akıl üreterek, İzmir için gerekli olan birlik olma duygusunu harekete geçirecek; kentteki ekonomik gelişmelerin ve yapılması gereken projelerin belli bir platformda tartışılarak hayata geçirilmesine katkı sağlayacaktır.” denilmiş olmasına karşın; bu kurula katılan tüm sivil toplum kuruluşları İzmirli sermayedarların, yatırımcıların, rantiyelerin ve kendine ‘iş adamı’ diyenlerin kurdukları, yönetiminde bulundukları dernekler, federasyonlar ve vakıflardır.

Bu nedenle İzmir’in kalkınması ile ilgili belirli bir kesimin bu kurulda fazlasıyla ağırlıkta olduğu, kalkınmanın tüm aktörleri arasında adil bir dengenin sağlanamadığı bir oluşumdur. O nedenle de demokratik ve temsili bir yapıya sahip olmadığı rahatlıkla söylenebilir.

Ağırlıklı olarak yatırımcıları, sermayedarları, iş adamlarını ve rantiyeyi bir araya getiren bu kurul, ne hikmetse Devletin sanatçısı olarak nitelenen opera, bale, tiyatro ve senfoni orkestrası sanatçıları dışındaki diğer kamu yönetici ve çalışanlarına itibar etmemekte, onların dışındaki devlet memurlarını bünyesine almamaktadır. 

Kurul üye yapısında karşımıza çıkan diğer bir önemli husus da; bazı üyeler temsil ettikleri kurumdan ayrılmış ya da temsilci sıfatını kaybetmiş olsalar bile onların üyeliğine ‘bir önceki dönem üyesi’ sıfatıyla devam edilmesidir. Bu durum şu an itibariyle kurul üyelerinin % 11,29 (14 üye) gibi önemli bir orana ulaşmış durumdadır.

Üyeler arasında işçi ve emekçileri temsil eden sendika, konfederasyon ve TMMOB temsilcileri bile, kuruluşundan ancak 4 yıl sonra; yani 2013 yılında üye olarak kabul edilmişlerdir. Bu tercihte de, sermaye kesimi dışında kalan işçi ve emekçi kesimlere yer verip görünürde bir denge sağlama kaygısının bir süre sonra hissedilmiş olduğu söylenebilir. Ancak bu durum akla geç gelen ve karşı tarafından müthiş ağırlığı karşısında her zaman için cılız kalan bir katılım özelliğini korumuştur.

iekkk-002

İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’ (İEKKK) böylesi sakat, yetersiz ve yanlış bir yapılanmaya sahip olmasına karşın, kentle ilgili her önemli ve büyük projenin ilk ele alındığı, tartışılıp bunlar üzerinde konsensus sağlandığı, bu projelerin buradan kaynaklanan talepler doğrultusunda yeniden şekillendirildiği gayriresmi bir platform olmuştur.

Nitekim, Bilgi Edinme Kanunu uyarınca ‘İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu‘na kurulduğu günden bu yana kimlerin üye olduğu, kimlerin üyelikten ayrıldığı, bu kurulda hangi kararların alındığı ile ilgili olarak 2016 yılında yaptığımız bir başvuru, Kurul’un resmi olmayışı gerekçe gösterilerek cevaplanmamış, böylelikle bu kurulun çalışmalarının şeffaf olmadığı kanıtlanmıştır.

İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nun 2009 yılından bu yana görüştüğü belli başlı konu, yatırım ve projeler şu şekilde sıralanabilir:

  • Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası’nın İzmir’de Kalması,
  • İzmir-İstanbul Otoyol Yapımının Çift Taraflı Başlaması,
  • İzmir’e Ege Medeniyetleri Müzesi Yapılması,
  • Gediz Havzası’na Kirlilik Akışını Engelleyecek Projelerin Başlaması,
  • Sağlık Turizminin Geliştirilmesi
  • İzmir Opera Binası,
  • Yeni Stat Alanı,
  • İzmir Kültür Çalıştayı ve Akdeniz Akademisi,
  • İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi,
  • Tarım Politikaları,
  • İzmir Kentsel Pazarlama Stratejik Planı,
  • Uluslararası Nitelikte Kongre Merkezi,
  • Gaziemir Yeni Fuar Kompleksi,
  • Çeşme Yarımadası’nın Enerji Nakil Hatları ve Trafo Merkezleri,
  • EXPO 2020 Adaylığı,
  • 7. Avrupa Acil Tıp Kongresi’ne İzmir’in Ev Sahipliği Yapması,
  • İzmir Limanı ve Büyük Körfez Projesi,
  • İzmir İçin Öncelikli Bölgelerin Planlanması Konusundaki Çalışmalar,
  • İzmir Algı Araştırması,
  • İzmir’in Kent Değerlerini Önceliklendirme Çalışması,
  • Uluslararası Rekabet Araştırmaları Kurumu İller Arası Rekabetçilik Endeksi 2009-2010 Raporu,
  • İzmir Alışveriş Günleri’nin Düzenlenmesi,
  • İzmir Katı Atık Değerlendirme Tesisi’nin Tanıtımı,
  • İzmir Büyük Yaya Yolu’ Projesi,
  • İzmir Sokak Müzisyenleri’ Projesi,
  • Kemeraltı Çarşısı: Ekonomi, Rekabet ve Bağımlılık Yönünden İnceleme,
  • Kemeraltı-Kadifekale-Agora Aksında Yapılan Koruma Çalışmaları ve TARKEM,
  • Kentsel Dönüşüm ve İzmir,
  • İzmirliler’in Denizle İlişkisini Güçlendirmekte Uygulanacak Tasarım Stratejisi Planı’
  • Eğitim Göstergeleri Türkiye-İzmir’,
  • İzmir İl Genelinde Kültür ve Turizm Bakanlığı Tarafından Yürütülen Planlama Çalışmaları,
  • KOBİ’ler İçin Gönüllü Uzman Danışmanlık’ Projesi,
  • İller Arası Rekabet Endeksi 2011′ Çalışması İle İlgili Anket Uygulanması,
  • Küçük Menderes Bölgesi’nde Tarım ve Hayvancılık’ Sunumu,
  • Bisiklet Kenti İzmir’ Projesi,
  • İzmir’e İz Bırak’ Projesinin Sunumu,
  • Yeni Kültürpark Projesi’.

Devam Edecek…