İzmir Yerel Yönetişim Ağı – 10

İzmir Yerel Yönetişim Ağı‘ adını verdiğimiz İzmir odaklı ilişkiler ağını anlattığımız yazı dizimizin bugünkü son bölümünde ‘İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’ (İEKKK) ve TARKEM A.Ş. ile ‘Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi 2014-2023‘, ‘Gediz-Bakırçay Havzası Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi‘ ve ‘Küçük Menderes Havzası Sürdürülebilir Kalkınma ve Yaşam Stratejisi’ gibi yerel kalkınma projelerinde etkin olan Enda Enerji Holding A.Ş. ile Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) arasındaki ilginç bağlantılara dikkat çekmeye çalışacağız.

Bunu yaparken de öncelikle ENDA Enerji Holding A.Ş. üzerinde odaklanacağız.

Bildiğiniz gibi ENDA Enerji Holding de, aynen TARKEM gibi çok ortaklı bir yapıya sahip bir şirketler topluluğu. Şirketin web sayfasındaki ‘Bilgi Toplumu Hizmetleri‘ bilgilerine göre ortaklar arasındaki sermaye, Fina Holding A.Ş. % 9,90, Egenda Ege Enerji Üretim A.Ş. % 6,09, Egeli & CO. Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş. % 5,34, BİM Grup Holding A.Ş. % 3,89, Arkas Holding A.Ş. % 3,42, Atlas Enerji Yatırım ve Danışmanlık Tic. A.Ş. % 2,62, Cem Bakioğlu % 2,40 ve diğer ortaklar % 61,22 şeklinde paylaştırılmış.

Yine aynı bilgi kaynağına göre;

Enda Holging A.Ş. Yönetim Kurulu Cem Bakioğlu (başkan), Samim Sivri (başkan vekili), Ahmet Fazıl Önder (başkan vekili), Ahmet Rona Yırcalı (üye), Önder Dağıstan (üye), Mustafa Ünal (Pamukova Elektrik Üretim A.Ş. adına üye) ve Tan Egeli (Egeli & CO. Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş. adına üye);

Enda Holding A.Ş. Yatırım ve Rehabilitasyon Heyeti, Murat DEMİRER (başkan), Önder DAĞISTAN (başkan yardımcısı), Samim SİVRİ (üye), Kamil ŞENOCAK (üye), Sırrı YIRCALI (üye) ve Koray YILMAZ (üye)’dan;

Enda Holding A.Ş. Sorumlu Yönetici İcra Kurulu da Hasan EKE (üye), Ahmet ERSİN (üye), Metin TUNCAY (üye) ve Filiz ELÇİKOCA (üye)’dan oluşmaktadır.

Enda Enerji Holding A.Ş. bünyesinde faaliyet gösteren 14 ayrı şirketin isimleri ise şu şekildedir: Egenda Ege Enerji Üretim A.Ş., Akçay HES Elektrik Üretim A.Ş., Antalya Enerji Üretim A.Ş., Gönen Enerji Elektrik Üretim A.Ş., Su Enerji Elektrik Üretim A.Ş., Tuzla Jeotermal Enerji A.Ş., Yaylaköy Elektrik Üretim A.Ş., Argenda Araştırma ve Geliştirme A.Ş., RES İYTE Elektrik Üretim A.Ş., Tirenda Tire Enerji Üretim A.Ş., Solenda Güneş Enerjisi Elektrik Üretim A.Ş., İZTEKGEB İzmir Tekonoloji Geliştirme Bölgesi A.Ş., Resenda Elektrik Üretim A.Ş., Termanda Termik Enerji Üretim Ticaret A.Ş.

Enda Enerji Holding A.Ş.‘nin üst yönetiminde yer alan yukarıdaki isimlerin aynı zamanda holdingin bileşeni olan (14) ayrı şirketin yönetimi içinde de yer aldığı; bu isimlerden Murat Demirer’in 11, Uğur Yüce‘nin 10, Enis Saruhan‘ın 3,  A.Sırrı Yırcalı, Ahmet Metin Tarhan, Hasan Eke, Samim Sivri, A. Sırrı Yırcalı ve Önder Dağıstan‘ın ikişer, A. Rona Yırcalı, Cem Bakioğlu ve Şükrü Kayabaşı‘nın da birer şirkette yönetici olduğu görülmektedir.

kemeralti-tarkem-ile-ayaga-kalkacak-iha-20120725aw000495-2-tBu şirketlerin ortaklık yapılarıyla yöneticilerinin ayrıntılı şekilde incelenmesi sonucunda; 116 ortaklı TARKEM A.Ş. isimli şirketin oluşturulmasında 2’si şirket/holding, 14’ü şahıs olmak üzere toplam 16 ENDA Enerji Holding A.Ş. ya da bileşeni şirketlerin ortağı ya da yöneticisinin (Ahmet Metin Tarhan, Ahmet Rona Yırcalı, Arkas Holding A.Ş., BİM Grup Holding A.Ş., Cem Bakioğlu, Dalyan Ahmet Ersin, Enis Özsaruhan, Fadıl SivriHasan EkeHüseyin Metin Tuncay, Murat Demirer, Önder Dağıstan, Samim Sivri, Şükrü Kayabaşı, Tan Egeli ve Uğur Yüce) yer aldığı, ayrıca TARKEM‘in kuruluşunda ve bugüne kadarki yönetiminde oldukça etkin görevler aldıkları belirlenmiştir. Nitekim 2016 yılı Kasım ve Aralık ayları içinde önce atanan kayyum ardından da Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından görevden alınan son yönetim kurulunda görev yapan yönetim kurulu başkanı (Samim Sivri) ve yönetim kurulu başkan vekili (Uğur Yüce) ile 15 üyeden 3’ünün (Hasan Eke, Murat Demirer, Önder Dağıstan), TARKEM‘in Koordinasyon ve Yürütme Kurulunda kurul başkanlığı (Samim Sivri) ile 2 üyenin (Uğur Yüce, Hasan Eke) bu grubun elinde olması bunun en somut örneğidir.

Bu konuda karşımıza çıkan diğer bir gerçekte de, son yıllarda İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin geliştirip uygulamaya koyduğu kırsal/yerel kalkınma ile ilgili birçok proje ve yatırımda etkili olan İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE)‘nün üniversite-sanayi işbirliği modeli çerçevesinde ENDA Enerji Holding A.Ş. ile kurduğu üç ayrı şirketin yönetim kurulunda, üniversite rektörü Mustafa Güden‘in ENDA Enerji Holding A.Ş. ortak ve yöneticileriyle çalışıyor olmasıdır. 

Bu şirketlerden biri İZTEKGEB İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi A.Ş.‘dir. Üniversite rektörü Mustafa GÜDEN‘in yönetim kurulu başkanı, Fadıl Sivri‘in yönetim kurulu başkan vekili, Uğur Yüce, H. İbrahim Gökçüoğlu, Jak Eskinazi ve İ. Yalçın Yılmaz‘ın yönetim kurulu üyesi olduğu bu şirketin ortakları sırasıyla İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE), Ege Üniversitesi (EÜ), Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEU), Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO), İzmir Ticaret Odası (İZTO), İzmir Ticaret Borsası (İTB), Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği (EİB), İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (İESOB), Vestel Elektronik A.Ş., Enda Enerji Holding A.Ş., Innovatek Teknoloji Ürünleri San. ve Tic. A.Ş., Ünibel Özel Eğitim ve Bilgi Teknolojileri San. ve Tic. A.Ş., Alataş Alaçatı İmar İnş. San. ve Tic. A.Ş., İzmir Teknopark Ticaret A.Ş., Balçova Termal Turizm ve Özel Eğitim Öğretim Hizmetleri A.Ş., Ege Sanayicileri ve İşadamları Derneği (ESİAD), Ege Genç İşadamları Derneği (EGİAD), İzmir Sanayicileri ve İşadamları Derneği (İZSİAD), Ege Teknoloji ve Başarı Vakfı ve BİM Grup Holding AŞ.’dir.

İkinci şirket ise Argenda Araştırma ve Geliştirme A.Ş.‘dir. İYTE Rektörü Mustafa Güden‘in yönetim kurulu başkanı, Murat Demirer ile Uğur Yüce‘nin yönetim kurulu üyesi olduğu şirketin sermayesi % 67,98’i Enda Enerji Holding A.Ş.‘ne, % 10,52’si Rona Yırcalı & Karesi‘ye, % 20,51’i 162 adet sanayici ve iş adamına, % 0,99’u da İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) arasında paylaştırılmıştır.

ENDA Enerji Holding A.Ş. ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE)‘nin ortak olduğu son şirket olan RES İYTE Elektrik Üretim A.Ş.‘nin sermayesi ise % 89’u ENDA Enerji Holding bileşeni olan Egenda Ege Enerji Üretim A.Ş. ile % 11’i İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) arasında bölüştürülmüş olup; bu şirketin yönetim kurulu başkanı Enis Özsaruhan, yönetim kurulu üyeleri ise Uğur Yüce ile Mustafa Güden‘dir.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, TARKEM A.Ş., İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) ile Enda Enerji Holding A.Ş. ve şirketleri arasındaki ilişkiler, ortaklık yapısı bu şekildedir.

resim1

Görüldüğü gibi hepsi birer kamu kurumu olan ve bu nedenle kamu yararını savunması gereken belediyelerle üniversiteler kah çok ortaklı kah ikili, üçlü ilişkiler geliştirerek, şirketler kurarak ya da şirket ortağı sıfatıyla iş ve sermaye çevreleriyle ilginç (!) bağlantılar kurmakta; şirketler üzerinden oluşturulan bu ağ sayesinde üniversitelerin ve belediyelerin kamu yararı ilkesini gözetmekten uzaklaşarak iş ve sermaye çevrelerinin menfaatleri çerçevesinde özelleştirilmesinin önü açılmaktadır.

Zaten istenen de budur… ‘Yönetişim zihniyeti’ denilen şey, buna benzer ilişki ve ortaklık ağları üzerinden kent yönetimiyle kamu yararını gözeterek bilgi üretmesi gereken üniversiteler üzerinde bir egemenlik kurmakta ve bundan da kimselerin haberi olmamaktadır…

 

İzmir Yerel Yönetişim Ağı – 8

Yazı dizimizin bugünkü bölümünde,

  • İzmir Büyükşehir ve Konak belediyeleri,
  • İzmirli sermaye ve rant grupları ile
  • İzmirli sermaye ve rant çevrelerinin kurduğu dernek ve vakıflar

Şeklindeki üçlü bir yapılanma olarak formüle edilen ‘İzmir Yerel Yönetişim Ağı’nın içinde yer alan TARKEM A.Ş. ve benzeri özel kurumlardan söz etmek istiyoruz.

İzmir Yerel Yönetişim Ağı’nın içinde yer alan TARKEM A.Ş. ve onun benzeri çok ortaklı kurumlar genellikle, ihtiyaç duyulan büyük sermayenin fazla sayıdaki katılımcının taahhüt edeceği küçük paylarla oluşturulmasındaki kolaylık ve olası risklerin bu çok fazla sayıdaki ortak arasında paylaştırılarak dağıtılması nedeniyle tercih edilmektedir.

Bir dönemler Güçbirliği, EGS, Tarişbank, Kipa, İzair, Şarpa, ENDA gibi birbirini izleyen, bir kısmı büyüyüp İstanbul sermayesine ya da uluslararası sermayeye satılan, bir kısmı da başarısızlığı nedeniyle yok olan çok ortaklı bu girişimleri genellikle iş, sanat, kültür, bilim, sermaye ya da rant çevrelerince bilinen, tanınan ve kendilerine güvenilen, çoğu kez kanaat önderi olarak tanımlanan kişiler ya da bu tür kişilerin oluşturduğu ufak gruplar kurmuştur.

tarkem-004

Ege’nin çok ortaklı ünlü şirketi Kipa’nın kuruluş aşamasındaki bu isimler Metin Akpınar ve Ahmet Piriştina, İzAir’in kuruluşunda Ekrem Demirtaş, TARKEM’in kuruluşunda da Prof. Dr. İlhan Tekeli ve Uğur Yüce gibi herkesin bildiği, tanıdığı, kültür, sanat, bilim ve iş dünyası gibi alanlarındaki çalışmalarıyla ünlenmiş toplumsal saygınlığa sahip kişiler olmuştur.

Ege Sanayici ve İşadamları Derneği (ESİAD) Yüksek İstişare Kurulu Başkanlık Kurulu Üyesi Kemal Çolakoğlu, 15 Eylül 2010 tarihinde Doğan Haber Ajansı’ndan sevgili arkadaşımız Burcu Taner’e verdiği mülakatta çok ortaklı yatırım modelinin artık görevini yerine getirdiğini, bugün için yenilerinin kurulacağını düşünmediğini ve böylesi girişimleri doğru bulmadığını belirtmiş olsa da kendisinin Kalkınma Bakanlığı’na bağlı İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) Kalkınma Kurulu Başkanı olarak görev yaptığı dönemde, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu tarafından İzmir Kalkınma Kurulu’na alternatif olarak oluşturulan İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nda (İEKKK) görev yapan ve çoğunluğunu ENDA Holding’in ortak ve yöneticilerinden oluşan küçük bir grup (Uğur Yüce, İlhan Tekeli, Sıtkı Şükürer, Muzaffer Tunçağ), İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin aşağı yukarı aynı tarihlerde kamuoyuna duyurduğu ‘İzmir-Tarih, İzmirlilerin Tarih İle İlişkisini Güçlendirme Projesi’nde İzmir Büyükşehir ve Konak belediyeleriyle birlikte çalışmak üzere 112 ortaklı TARKEM, Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım ve Ticaret Anonim Şirketi’ni kurmuştur.

Demek ki, İZKA İzmir Kalkınma Kurulu Başkanı Kemal Çolakoğlu’nun 2010 yılında beyan ettiği fikrin aksine İzmir’de halen çok ortaklı bir şirketin kurulabileceğine, bu ortakların arasına İzmir Büyükşehir ile Konak Belediyelerinin dahil edilmesi durumunda oluşturulan ortaklığın daha güçlü olacağına inanan bir kısım sermayedar, rantiye ve iş adamı bulunmaktadır.

Bu sermayedar, rantiye ve iş adamı grubu, işin içine, o konularda görevli, yetkili ve sorumlu devlet kuruluşlarıyla belediyeler dahil her siyasal partiden, toplumsal ölçekte güçlü kesimlerden gelen kişi, kurum ve şirketlerin dahil etmesi durumunda bütün kapıların kendilerine açılacağına, her sorunu kolaylıkla çözebileceklerine inanmaktadırlar çünkü…

26 Kasım 2012 tarihinde kurulan 2.320.000.-TL’lık kuruluş sermayesine sahip TARKEM, Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım ve Ticaret Anonim Şirketi’nin o tarihlerdeki toplam 112 ortağına baktığımızda ince hesaplarla dokunan çok güçlü bir yapıyı yakından görmüş oluruz…

  • Şirketin İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden gelen eski ya da yeni başkan danışmanları İlhan Tekeli, Mehmet Emin Dursun Ünal ve Serhan Ada,
  • Konak Belediyesi’nden gelen Belediye Başkanı Hakan Tartan,
  • CHP’den gelen ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yakınlığı ile tanınan, daha sonra CHP Tunceli milletvekili olan Gürsel Erol ve İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği’nin eski başkanı ve eski İzmir milletvekili Mehmet Ali Susam,
  • İktidar cephesiyle o tarihlerde ‘Hizmet Hareketi’ olarak nitelenen Cemaat çevresinden gelen; Bekir Pakdemirli, Mustafa Latif Topbaş’ın yönetim kurulu başkanı olduğu BİM Holding A.Ş., İzmir Milletvekili İlknur Denizli, Türkiye Futbol Federasyonu eski başkanı Mahmut Özgener ve Küçükbay Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Küçükbay,
  • ENDA Holding A.Ş.’den gelen Ahmet Metin Tarhan, Ahmet Rona Yırcalı, Dalyan Ahmet Ersin, Enis Özsaruhan, Hüseyin Metin Tuncay, Murat Demirer, Önder Dağıstan, Samim Sivri, Şükrü Kayabaşı ve Uğur Yüce olduğu görülecektir.

tarkem-001Bu kadar fazla sayıdaki güçlü isme, şirketin kuruluşundan bir ay sonra 17 Aralık 2012 tarihinde, TARKEM, Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım ve Ticaret Anonim Şirketi’nin kamuoyundaki sempatisini oluşturmak amacıyla adeta şirketin yan kuruluşu olarak kurulan İzmir Kent Değerlerini Koruma ve Geliştirme Derneği’nin ad ve soyadları aşağıda belirtilen asil ve fahri üyelerini dahil ettiğimizde bu geniş koalisyonun daha da genişleyen güçlü, yenilmez yapısı daha bir net ortaya çıkacaktır:

  • Kemeraltı’ndaki Havralar Bölgesi’nde yer alan birçok havranın sahibi olan İzmir Musevi Cemaati’nden Cemaat Başkanı Jak Sigura ve Cemaat Vakfı Başkanı Jak Kaya ile Nesim Bencoya ve Sara Pardo,
  • İzmir üniversitelerinden Ege, Dokuz Eylül, Gediz, Yaşar, İzmir üniversiteleri rektörlerinin yanı sıra dekanlar ve akademisyenler,
  • CHP’den İzmir İl Başkan Yardımcısı Ülkümen Rodoplu,
  • İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nden İl Kültür ve Turizm Müdürünün yanında Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerindeki tarihi, doğal ve kentsel sit alanları ile kültürel değerlerden sorumlu olan, onlar hakkında kararlar alan İzmir 1 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Başkanı ve Müdürü,
  • İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden meclis üyesi Muzaffer Tunçağ ve Tarihsel Çevre ve Kültür Varlıkları Şube Müdürü,
  • Tarihi Kemeraltı Esnaf Derneği Yönetim Kurulu Başkanı,
  • İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği temsilcisi,
  • TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Başkanı ve
  • TMMOB İzmir Mimarlar Odası Yönetim Kurulu Başkanı.

Şimdi onca resmi, özel ve sivil kurumda, kuruluşta, holdingde, şirkette ve benzerlerinde ortak ya da yönetici olup arkasına kamu gücünü alarak görev yapan bu kadar fazla ve güçlü insanın belirli bir amaç için bir araya geldiğinde tüm kapıların onlara açılmayacağını, her istediklerini yaptıramayacaklarını söyleme cüretini kim gösterebilir ki? Sahi böyle bir güç, böyle bir yenilmez armada karşısında kim karşı durup; “Hayır” deme; hatta “Belki” deme cesaretini bulabilir kendinde? Kim?

Ayrıca bu kadar kalabalık arasında, halk; yani İzmirli dışında kim unutulmuş, ortaklar listesine yazılmamış olabilir? Kim?

İzmir Yerel Yönetişim Ağı – 7

İzmir Yerel Yönetişim Ağı‘ başlıklı yazı dizimizin bugünkü konusu, 8 Haziran 2010 tarihinde kurulup o günden bu yana faaliyette olan İzmir Kent Konseyi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin web sayfasında yayınlanan “İzmir Kent Konseyi Kuruluş Çalışmaları Devam Ediyor” başlıklı ve 29 Mayıs 2010 tarihli haberi şu şekilde: 

Yerel seçimler öncesinde, 2009-2014 dönemini “katılımcı demokrasiye dönüşüm dönemi” olarak planlayan ve bunun ilk adımını İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nu oluşturarak atan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, 8 Haziran 2010 tarihinde de Kent Konseyi’nin çalışmalarına başlayacağını açıkladı.

İsmet İnönü Kültür Merkezi’nde yapılan Kent Konseyi 1. Olağan Genel Kurul hazırlık toplantısında konuşan Başkan Aziz Kocaoğlu, “Bu meclisler yönetime seçtiği kişiye sahip çıkarak ona pozitif enerji verecek, doğru yönlendirerek ve eleştirerek yöneticinin çizgisini hiç bozmadan yürümesini sağlayacak. Denetleyecek; başarılı olması, kaynakları doğru kullanması, projelerin öncelik sıralamasını doğru belirlemesi için yönlendirecek. Hep  birlikte kenti daha yaşanılası hale getireceğiz” diye konuştu.

izmir-kent-konseyinin-kurulusu-8-6-2010

Evet, gördüğünüz gibi bu konuşmanın yapıldığı tarihlerde İzmir yerelinde yönetişim odaklı bir ağ ilişkisinin kurulması aşamasının daha henüz başındayız. Çünkü,

6 Temmuz 2009 tarihinde İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu (İEKKK) oluşturuluyor.

14 Eylül 2009 tarihinde Prof. Dr. İlhan Tekeli, başkan danışmanı olarak atanıyor.

24 Ekim 2009 tarihinde Prof. Dr. İlhan Tekeli ile Serhan Ada’nın moderatörlüğündeki İzmir Kültür Çalıştayı toplanıyor ve

8 Haziran 2010 tarihinde de, 2001 yılından bu yana faaliyette olan İzmir Yerel Gündem 21, İzmir Kent Konseyi olarak kabuk değiştiriyor.

Bütün bu atama, toplanma ve kuruluş işlemleri aslında birbiriyle ilgili ve içiçe…  

Bu oluşumun mimarı da, ‘yönetişim‘ zihniyetini 1989 tarihli Dünya Bankası raporundan bu yana savunup hararetle öneren ve oluşumu için değişik kurum ve ortamlarda girişimlerde bulunan Prof. Dr. İlhan Tekeli…

Prof. Dr. İlhan Tekeli, 1999 tarihinde yazdığı ‘Modernite Aşılırken Siyaset‘ (*) isimli kitabının ‘Yönetim Kavramı Yanısıra Yönetişim Kavramının Gelişmesinin Nedenleri Üzerine‘ başlıklı son bölümünde; yönetişim anlayışının post-modern toplumdaki yerini ve işlevini anlatarak ‘yönetim‘den ‘yönetişim‘e geçişin kolay ve kısa sürede gerçekleştirilecek bir olgu olmadığını, uzun bir toplumsal öğrenme sürecinin gerekli olduğunu ve bunun için sosyal öğrenmeye elverişli yapıların oluşturulması gerekliliğinin altını çiziyor.

izmir-kent-konseyi-005

İşte tam da bu gereklilik çerçevesinde ve kendisinin görevlendirilmesinin hemen sonrasında İzmir yerelindeki sosyal öğrenmeyi sağlayacak yapılar teker teker oluşturulmaya başlanıyor: Önce ‘İzmir Yerel Yönetişim Ağı‘nın merkezi olan İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu (İEKKK) oluşturuluyor. Ardından ‘yönetişim’ mekanizmasının diğer bir kurulu; İzmir Kent Konseyi oluşturularak sistemin sermaye ve sivil toplum kuruluşlarıyla ilişkisi kurulmaya çalışılıyor. Bunun ardından da bu sistemi harekete geçirip çalıştıracak büyük projelerin tartışıldığı İzmir Kültür Çalıştayı yapılıyor.

Ancak bu arada, ‘yönetişim‘ zihniyetine aykırı, ‘yönetişim‘ ağının bugün İzmir’de iyi çalışmayışının temel nedeni olan temel, büyük bir yanlışlık yapılıyor:

Çünkü, 1989 tarihli ilk Dünya Bankası raporuyla ortaya atılıp daha sonraki tarihlerde yayınlanan raporlarla gelişip olgunlaşmaya başlayan ‘yönetişim‘ zihniyetine göre, ‘iyi bir yönetişim‘in sağlanması ancak kamunun özel sektör ve sivil toplumla bir araya gelip oluşturacağı bir üçlü sistemin oluşması ile mümkün olduğu halde, incelediğimiz İzmir örneğinde önce özel sektör kurum, kuruluş ve temsilcileri İzmir Kent Konseyi’nin kuruluşu beklenmeden İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nda (İEKKK) bir araya getiriliyor ve İzmir Kent Konseyi’nin kuruluşu sonrasında bu konsey içine alınmayarak ayrı bir karar organı olarak yoluna devam ediyor. Hem de tüm sekreterlik ve iletişim hizmetlerinin İzmir Büyükşehir Belediyesi’nce yapılmasına karşın.

Böylelikle İzmir’deki gerçek sivil toplum ortam ve ilişkilerinen uzak; ancak özel sermayenin kendi dernek, vakıf ve federasyonlarının ‘sivil toplum‘ adı altında yer aldığı bir ortamda özel sermaye ile birlikte kent hakkında önemli kararlar verecek, en azından bu konularda konsensus sağlayacak bir ‘patronlar kulübü‘ yaratılıyor ve İzmir Kent Konseyi’nin bu kurul içinde yer almasına bile tahammül edilmiyor.

Bu durum, İzmir Kent Konseyi özelinde kamu/belediye-özel sektör-sivil toplum beraberliğinde oluşturulması beklenen ‘iyi yönetişim‘ fırsatının daha baştan sakatlanarak kaçırılması anlamına da geliyor.

izmir-kent-konseyi-004Yönetişim‘ uygulamasında yaşanan bu vahim kırılmanın diğer önemli bir sonucu ise, kentle ilgili tüm önemli, öncelikli ve büyük proje, yatırım, konu ve sorunların, ağırlığını özel sektör kurum ve temsilcilerinin oluşturduğu İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’na (İEKKK), bunun dışında kalan ve çoğu toplumsal kimlikle ilgili ikinci, üçüncü dereceden konu ve sorunların ise İzmir Kent Konseyi’nin faaliyet alanına bırakılması, İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’na (İEKKK) bırakılan önemli, öncelikli ve büyük proje, yatırım, konu ve sorunlar hakkında İzmir Kent Konseyi’nin ayrıca fikir oluşturmasına, bu proje, yatırım, konu ve sorunlara müdahale etmesine daha izin verilmemesi oluyor.

O nedenle, bugün İzmir’le ilgili büyük, önemli, öncelikli yatırım, proje, konu ve sorunlar hakkında İzmir Kent Konseyi değil; çoğunluğunu özel sektör kurum ve temsilcilerinin oluşturduğu İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu (İEKKK) karar vermekte ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ‘Yeni Kültürpark Projesi‘ ya da ‘Tramvay Projeleri‘ gibi İzmir halkı tarafından doğru bulunmayan ya da desteklenmeyen çoğu proje ve yatırımları bu kurul tarafından büyük bir arzu ve hevesle desteklenmektedir.

Bu durum açıkça ‘yönetişim‘ zihniyeti ile ilgili tüm önermelere, onu savunanların söylediklerine aykırı bir kurgu, ‘yönetişim‘ zihniyetinin temelinde olan ‘katılım‘, ‘saydamlık‘, ‘hesap verebilirlik‘, ‘uzlaşma‘ ve ‘yerindenlik‘ gibi ilkelere de uymayan; ayrıca İzmir Kent Konseyi’ne zarar veren, onun çalışmalarını olumsuz etkileyen bir durumdur.

İşte o nedenle şimdi ve tam da bu noktada, ‘yönetişim‘ zihniyetine de aykırı bir şekilde kurgulanan bu sürecin başından bu yana uzun yıllardır ‘yönetişim‘ zihniyetinin savunuculuğunu yapan saygın ve bilgili bir ‘hoca‘ olmasına karşın yapılan uygulamaların ‘yönetişim‘le ilgili olmadığını, yapılanların ya da yapılmak istenenlerin ‘yönetişim‘ zihniyetine de aykırı, klasik bir özel sektörden yana iktidar alanı yaratma, kentin rantını özel sermayeye teslim etme çabası olduğunu söylemek istiyoruz…  

İşte o nedenle, başarılı olmak için sadece birilerinin bu işleri çok bilmesinin değil; aynı zamanda o konularda daha önce çalışıp başarılı olma gibi deneyimli, birikimli ve referans sahibi olma gibi özelliklere sahip olması gerektiğini de düşünüyoruz…

Kısacası, İzmir’e yarardan çok zarar veren bu tür çetrefilli işleri kurgulayan, uygulayan ve savunanlarda teori ve pratiğin birbirini sorgulayan ve bütünleyen diyalektik bütünlüğünü arıyor ve savunuyoruz…

(*) Modernite Aşılırken Siyaset, İlhan Tekeli, İmge Yayınları, 1. Baskı Şubat 1999, Ankara

Devam Edecek…

İzmir Yerel Yönetişim Ağı – 5

Yazı dizimizin bu bölümünde, ‘İzmir Yerel Yönetişim Ağı‘nın önemli bir odağı olarak kurulan İzmir Akdeniz Akademisi’ni (İZMEDA) ele alarak kurulduğu tarihten bu yana yaptıklarını, ‘İzmir Yerel Yönetişim Ağı‘ içindeki işlevini ve bugüne kadar yaptıklarını inceleyip değerlendirmeye çalışacağız.

İzmir Akdeniz Akademisi (İZMEDA) ile ilgili web sayfasında bu kurumun kuruluş nedenişu şekilde anlatılmakta:

İzmirli ve İzmir’e gönül vermiş bilim, sanat ve kültür insanlarının katılımıyla 24 Ekim 2009 tarihinde İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde gerçekleştirilen İzmir Kültür Çalıştayı’nda, İzmir için yeni bir gelişme vizyonu saptandı. Bu vizyonun üçayağı bulunmaktaydı. Bunlardan birincisi İzmir’in geleceğinde daha ileri bir noktaya gidebilmesi için yenilik ve tasarım kenti haline getirilmesi, ikincisi bu vizyonu yurt dışına açık ve Akdeniz kentleri ile kurduğu ağ ilişkilerinden yararlanarak geliştirmesi, üçüncüsü ise bu vizyonun demokratik ve katılımcı pratikler içinde sağlamasıydı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kültür Çalıştayı’nda belirlenen bu vizyonun ve ‘Akdeniz’in Kültür, Sanat ve Tasarım Kenti İzmir’ hedefinin yaşama geçmesini sağlayacak birim olarak, 12 Mart 2012 tarihinde İzmir Akdeniz Akademisi’ni oluşturmuştur.

Akademi, İzmir vizyonunu yaşama geçirmek için paydaşlarıyla birlikte çalışırken, İzmir’in dünyaya açılma stratejisinin geliştirilmesine de katkıda bulunarak kente ve ülkeye yeni ufuklar açacaktır.

İzmir tarihinin bir Akdeniz kenti olması perspektifiyle yeniden ele alınması;  İzmir’in tasarım ve yenilikçilik kenti olmasına ilişkin strateji, organik tarım ve ekolojik bir yerleşme tasarımı ile İzmir’in Akdeniz’in kültürel hareketliliğine katkıda bulunan kentler ve kültürel girişimlerle etkileşim içinde bir ‘Akdeniz Kültür Ağı’nın oluşmasında öncü bir rol oynaması Akdeniz Akademisi’nin temel öncelikleridir.

İzmir Akdeniz Akademisi’nin (İZMEDA) tanıtımıyla ilgili bu açıklamada da belirtildiği gibi temel vizyon, İzmir kentinin ‘Akdeniz Kültür Ağı‘nın önemli ve öncü bir aktörü olmasıdır.

Bu düşünce, esasen kurumun fikir babası olan Prof. Dr. İlhan Tekeli’nin 2000’li yıllardan bu yana ifade ettiği temel bir düşüncenin sonucudur. Prof. Dr. İlhan Tekeli, 2000 yılında İzmir’in kuruluşunun 5000. yılı nedeniyle düzenlediğimiz toplantılar dizisinde yaptığı bir konuşmada İzmir’in ufkunu Batı’ya döndürdüğü, Batı ile ilişkilerini geliştirdiği her çağ ve koşulda gelişip büyüdüğünü, geriye, art alanı olan Anadolu’ya, Doğu’ya döndürdüğünde de küçülüp önemsizleştiğini ifade etmiş; o nedenle, kentin gelişmesinin ancak Batı ile, Akdeniz Dünyası ile ilişkilerini geliştirdiği takdirde mümkün olabileceğini savunmuştur.

Nitekim, İzmir Akdeniz Akademisi’nin (İZMEDA) 27-28 Kasım 2014 tarihleri arasında düzenlediği ‘Akdeniz Tarihi, Kültürü ve Siyaseti’ (Çoğulluğu ve Farklılığı İçeren Bir Birlik Özlemi) Sempozyumunda temel olarak bu konu üzerinde durulmuş; Prof. İlhan Tekeli’nin ‘İzmir Tarihinin İçine Yerleştirebileceği Bir Akdeniz Üst Anlatısı Üzerine’ başlıklı final bildirisi ile İzmir’e böyle bir misyon yüklenmeye çalışılmıştır.

İzmir’e Akdeniz üzerinden bir vizyon çizme işinin, hem Avrupa uygarlığının bir alt bölge hegemonya tasarımı olan ‘Akdeniz İçin Birlik Projesi’ ile olası ilişkisini, hem de Antik Dönem’den bu yana İzmir’i İzmir yapan temel olgunun Akdeniz’den çok, ardındaki Ege Bölgesi’yle önündeki Ege Denizi’nin merkezi olduğu gerçeğinin gözardı edilmesine dayandığı; böylelikle Ege Bölgesi’nin iç dinamiklerinden çok dış dinamiklerine bağlı bir ilişkilendirme, eklemlenme siyasetinin kurgulanmak istendiği söylenebilir.

Bu konu, dizi yazımızın dışında kalmakla birlikte, İzmir Akdeniz Akademisi’nin (İZMEDA) kuruluş nedeninin ideolojik, siyasi ve uluslararası ilişkiler bağlamında ayrıca incelenmeye değer olduğunu da belirtmeden geçmememiz gerekir.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bir şube müdürlüğü aracılığıyla bağlı olan İzmir Akdeniz Akademisi’nin (İZMEDA) 14 maddeden oluşan bir yönetmeliği bulunmaktadır.

organizasyonsemasi

İzmir Akdeniz Akademisi Yönetmeliği‘ne göre akademi yönetimi Yönetim Kurulu’na bağlı Tasarım, Kültür Sanat, Ekoloji ve Tarih koordinatörlerinden oluşmaktadır. Her bir koordinatörlüğün de ayrı bir danışma kurulu bulunmaktadır. Akdeniz Akademisi Bilim Kurulu ile Kurucu Onursal Başkanlar ise doğrudan doğruya Yönetim Kuruluna bağlıdır. Yönetim Kurulu ile koordinatörlükler arasındaki yönetim ilişkileri Akdeniz Akademisi Şube Müdürü, eşgüdüm ise Genel Koordinatör tarafından sağlanmaktadır.

Akdeniz Akademisi Bilim Kurulu rahmetli Prof. Dr. Halil İnalcık, Prof. Dr. İlhan Tekeli, Prof. Dr. Zeki Arıkan, Prof. Dr. Tevfik Balcıoğlu, Prof. Dr. Ayşe Filibeli, Prof. Dr. Uygur Kocabaşoğlu, Doç. Dr. Alp Yücel Kaya, Doç. Dr. Güzel Yücel Gier, Yrd. Doç. Dr. Can Özcan‘dan oluşuyor.

Yönetim Kurulu ise İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Prof. Dr. İlhan Tekeli, Prof. Dr. Tevfik Balcıoğlu, Ali Süha Sabuktay, Serpil Baran ve Behiye Fügen Selvitopu‘dan oluşuyor.

Daha geniş bir grubu oluşturan Danışma Kurulu ise bilindik isimlerle karşımıza çıkıyor: Ali Naili Kubalı, Ayhan Baran, Aytül Büyüksaraç, Deniz Taner, Ekrem Demirtaş, Ender Yorgancılar, Ertuğrul Apakan, Filiz Eczacıbaşı, Gülgün Ünal, Işılay Saygın, Işınsu Kestelli, İdil Yiğitbaşı, Muzaffer Tunçağ, Rıfat Serdaroğlu, Samim Sivri, Seda Kaya, Sema Pekdaş, Türkan Miçooğulları, Uğur Yüce, Ülkü Bayındır, Yılmaz Karakoyunlu ve Zeynep Öziş.

Evet, bu isimleri bir yerlerden hatırlıyorsunuz…

Hem de yazı dizimizin ilk bölümlerinde adı geçen İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’ndan (İEKKK)… İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nun (İEKKK) üyeleri olarak…

Böylelikle, İzmir Akdeniz Akademisi’nin (İZMEDA) yönetiminde yer alan hayattaki toplam 34 isimden 17’si, yani % 50’si aynı zamanda İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nda (İEKKK) da görev yaptığını anlıyoruz. 1379312121

Bu isimler değişik alanlarda, farklı uzmanlık konularında o kadar iyi yetişmişler ki; hem ekonomik kalkınma ve onu koordinasyonu hem de tarih, tasarım, ekoloji, kültür ve sanat gibi birbirinden farklı alanlarda kendilerine danışılacak kadar bilgililer… Onların dışında danışılacak, fikri alınacak kimseler; uzmanlar, akademisyenler, bilim insanları yok bu İzmir’de… Hep bir arada olan, birbirinden kopamayan, nasıl davranacaklarını önceden bilen, bu anlamda birbirlerine güvenen bir avuç insan… Onlar İzmir’i çok seviyorlar, İzmir için çalışıyorlar ve İzmir için işlerini güçlerini bırakıp her yerde var oluyorlar…. Bunu da sırf İzmir’i çok sevdikleri için yapıyorlar….

Tabii bu arada daha bir ilginç bir sonuç da ortaya çıkıyor: İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu bu tür organizasyonlarda ne hikmetse hep Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş‘ı kayırıp diğer belediye başkanlarını çağırmayı da hep unutuyor…

Devam Edecek…

İzmir Yerel Yönetişim Ağı – 4

İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İzmir Kent Konseyi, İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu ve İzmir Akdeniz Akademisi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Konak Belediyesi’nin ortak olduğu TARKEM A.Ş., Kalkınma Bakanlığı’na bağlı İzmir Kalkınma Kurulu ve Konak Belediyesi’nin işbirliği ile oluşturulan İzmir Yerel Yönetişim Ağı’nın en önemli kurumu ve merkezi İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’dur.

2009 yılında Kalkınma Bakanlığı’na ve İzmir Valiliği’ne bağlı İzmir Kalkınma Kurulu’nun siyasi bir alternatifi olarak gayri resmi bir şekilde oluşturulan ve katılımcıları itibariyle bir tür ‘patronlar kulübü‘ olan bu kurul, o tarihten bu yana İzmir’le ilgili önemli ve büyük yatırım ve projeleri konuşup değerlendirmektedir. 

İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nun (İEKKK) görüşüp karara bağladığı önemli projelerden biri de İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait ‘Yeni Kültürpark Projesi‘dir.

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından geliştirilen ‘Yeni Kültürpark Projesi‘nin ilk ortaya atıldığı 2014 yılında bu projenin fikir altyapısını oluşturmak için meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının, iş ve yatım dünyasıyla akademisyenlerin düşünceleri alınmakla birlikte 2014-2016 döneminde bunlardan sadece İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nun (İEKKK) görüşü, önerileri alınmış ve proje bu görüş, düşünce, öneri ve eleştiriler çerçevesinde şekillendirilerek Koruma Kurulu’na teslim edilmiştir. O nedenle 2016 yılı yaz aylarından bu yana gelişen toplumsal muhalefete karşı çıkıp belediyeye ve belediyenin projesine sahip çıkan çevreler hep İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nun (İEKKK) üyesi olan İzmir Ticaret Odası (İZTO), Ege Genç İş Adamları Derneği (EGİAD), Ege Sanayici ve İşadamları Derneği (ESİAD), İzmir Sanayici ve İş Adamları Derneği (İZSİAD) gibi kuruluşlar olmuşlardır.

O nedenle, 1 Numaralı Koruma Kurulu’na verilen projenin hazırlık sürecinde meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının, halkın, İzmirli’nin görüşleri, önerileri alınmamıştır.

İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nun (İEKKK) üyesi olan bu kuruluşların projesinin şekillenmesi sürecindeki ilk çabalarını 2014 yılından itibaren izlememiz mümkündür.

iekkk-021

Bu çabanın ilk adımı İzmir Ticaret Odası (İZTO) tarafından 2014 yılının Temmuz ayında hazırlanan ‘İzmir Ticaret Odası’nın Kültürpark İle İlgili Görüşleri‘ isimli raporudur.

İzmir Ticaret Odası Şehircilik, Planlama ve İnşaat Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve toplam olarak başlık dahil üç sayfadan oluşan kısa raporda temel olarak şu talepler sıralanmaktadır:

* Temel prensip olarak, Kültürpark ismine yakışır bir biçimde kültür, sanat, rekreasyon, spor, eğlence-gazino, yeme-içme, müze ve kongre vb kültürel ve sosyal amaçlarla kullanılan bir park haline getirilmelidir.

* Kongre Merkezi mutlaka yapılmalı, 5000-2500-1000 kişi kapasiteli salonları olmalıdır. Kongre Merkezini desteleyecek çevre otellerin sayısı arttırılmalıdır.

* Kongre Merkezi’nin zemin katları kitap, hediyelik eşya, tasarım eserlerin satıldığı nitelikli bir kültür ürünleri satış yeri olarak düzenlenmelidir.

* Kültürpark’ın adı “Kültür ve Kongre Parkı” olmalıdır.

* Kültürpark’ın çevre duvarları kaldırılmalı, parkın özgürlüğe kavuşması ve özgür park vurgusu sağlanmalıdır.

* Çevre duvarı yıkılmakla birlikte fuarın 26 Ağustos, Lozan, Montrö Cumhuriyet kapıları mevcut kapıların yerine yapılacak etkileyici anıtsal mimari ve heykeltıraşlık örnekleri ile yaşatılmalı; kullanıcı/ziyaretçilerin fotoğraf çektirmeyi/çekmeyi arzu edecekleri simge yapılar olmalıdır.

* İsmet İnönü Sanat Merkezi’nin dış cephesi mimari bir sanat eseri şeklinde tasarlanarak yenilenmeli, içerisi modern bir yapıya kavuşturulmalıdır.

* Atlas Pavyonu, gençlik aktivitelerinin de yapıldığı çok amaçlı salon haline getirilmelidir.

* Alanın büyük bir kısmı ziyaretçinin giremeyeceği bahçe peyzajı içinde kalmaktadır. Kültürpark, botanik parka dönüşmemeli, nitelikli peyzaj düzenlenmesine gidilmelidir.

Peyzaj düzenlemesinde dünyada ün yapmış kent parkları örnek alınmalıdır.

* Kültürpark içinde akvaryum ve deniz ilişkisi olmalı, peyzajın bir parçası haline getirilmelidir.

* Eski fuar hollerinin yıkıldıktan sonra boş alan miktarı artmış, bir kısmı yeşil alana dönüştürülmüş ancak önemli bir kısmı da kilit taşı-kaldırım şeklinde düzenlenmiştir. Alan içerisinde kilit taşı, beton ve asfalt kullanımdan mümkün olduğunca kaçınılmalıdır.

* Halk arasında “Fuar” olarak akla gelen Kültürpark, kültür ve sanatla akıllarda yer etmeli, zihinlerde algısal dönüşüm sağlanmalıdır.

* Lozan Kapısı-Cumhuriyet Kapısı aksını geçiş koridoru olarak kullanan yayalar ve otoparka araç bırakanlar dışında bu alanın kullanıcısı neredeyse yoktur. Bu durum yürüme ve dinleme dışında fonksiyonsuzluk yaratmaktadır.

* Kültürparka getirilecek fonksiyonlar, kent ile bağını güçlendirilmeli, kullanıcı/yararlanıcı profili yükseltilmeli ve kullanılan park olmalıdır.

* Bu alan ve çevresi, konser, kültürel ve sosyal etkinliklerin merkezi olmalı, yeme-içme birimleri ile donatılmalıdır.

* Halka ve son kullanıcıya yönelik fuarlar ve sergiler ile ilgili seçici olunmalı, Kültürpark’ın imajına, kullanım kararlarına ve fonksiyonlarına zarar vermemelidir.

* Kültürpark, halka ait bir yer olmalı ve tamamen halkın kullanımına terk edilmelidir.

* Kültürpark Yönetim Birimi binası dışında Belediyenin birimleri İZFAŞ’da dahil olmak üzere Kültürpark’tan taşınmalıdır.

* Lunapark çeşitlendirilerek faaliyetini sürdürmelidir.

* Gazino ve yeme-içme üniteleri mevcut haliyle aktif bir şekilde kullanılamamaktadır. İşletmelerin konsepti değiştirilmeli, kalite standartları arttırılmalıdır.

Bu raporda yer alan taleplerle İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanıp Koruma Kurulu’na sunulan projenin önerdiği hususların büyük ölçüde örtüştüğü görülecektir. Nitekim taleplerle proje öneri arasındaki bu büyük benzerlik nedeniyle İzmir Ticaret Odası, projenin Kültürpark’taki Pakistan Pavyonu’nda sergilendiği süreçte tüm üyelerine bir yazı göndererek üyelerinin sözkonusu pavyonu ziyaret etmelerini isteyerek projeyi beğenmelerini talep etmiş, üyeleri üzerinde baskı kurarak oda yöneticilerinin çıkarları doğrultusunda davranmalarını istemiştir.

Kültürpark üzerine yapılan başka bir çalışma ise, hem başkanı hem üyeleri İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nda (İEKKK) yer alan Ege Genç İş Adamları Derneği’nden (EGİAD) gelmiştir.

Kültürpark Geliştirme Çalışması’ adını taşıyan ve EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Seda Kaya’nın sunuş yazısı ile kamuoyuna açıklanan bu 45 sayfalık raporun EGİAD bünyesindeki özel bir araştırma grubu tarafından hazırlandığı ifade edilmekle birlikte; bu rapordaki bilgilerin kimler tarafından hangi bilimsel kaynaklardan temin edildiği belli değildir. Bu nedenle de genellikle Türkiye Sanayici ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD) tarafından düzenlenen raporlardan alışık olduğumuz araştırma ve incelemeyi yapan ekibin açıklanması ve bilimsel kaynakların belirtilmesi gibi kurumsal yaklaşımın, bir benzerlik sağlama çabası olarak bu raporda dikkate alınmadığı söylenebilir. 

Kültürpark Geliştirme Çalışması‘ başlığını taşıyan bu raporda Kültürpark’la ilgili önerilerin hemen arkasından dünyadaki benzerleri (Stanley Park-Vancouver, Kanada; Central Park-New York, ABD; Hyde Park-Londra, İngiltere; City Park-New Orleans, ABD; İngiliz Bahçesi-Münih, Almanya; Golden Gate Park-San Francisco, ABD; Phoenix Park-Dublin, İrlanda; Lincoln Park-Chicago, ABD; Griffith Park-Los Angeles, ABD; Royal Botanic Gardens-Melbourne, Avustralya; St. James’s Park-Londra, İngiltere; Vondelpark-Amsterdam, Hollanda; Balboa Park-San Diego, ABD) ile ilgili bilgilere yer verildiği; ancak Kültürpark’ın yapımı sırasında örnek alındığını bildiğimiz ve bugün halen dünyadaki birçok parka örnek olan Moskova’daki Gorki Park’ın dikkate alınmadığı görülmektedir.

Kent Stratejileri Merkezi‘ isimli Facebook grubunun ‘Dosyalar‘ bölümüne eklediğimiz bu raporun incelenmesinden de anlaşılacağı üzere; Egeli genç iş adamlarının temel isteği Kültürpark’ın bir ticaret alanı olarak değerlendirilmesi ile ilgilidir. Temel kaygıları Kültürpark içinde yapacakları ticaret üzerinden nasıl daha fazla para kazanacakları ile ilgilidir. İşte bu nedenle de gerek İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı projeyi hem de İzmir Ticaret Odası’nın taleplerini hararetli bir şekilde desteklemekte, kendilerinden bekleneni fazlasıyla yerine getirmektedirler.

13078_20150130094739_erc_5405

Özet olarak, İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu (İEKKK) ve bu kurulun üyesi olan bu kurum, kuruluş ve kişiler, İzmir’deki ve Kültürpark özelindeki bireysel ve grupsal çıkarlarını bu kurul üzerinden nasıl savunacakları konusunda bize çok güzel bir örnek vermişler; kentin ve yaşamın başka alanlarında bir türlü bir araya gelmeyen sermaye çevrelerinin kentin rantı söz konusu olduğunda nasıl güçlü bir çıkar grubuna dönüşerek birbirlerini canhıraş nasıl desteklediklerini dosta düşmana göstermişlerdir.

Devam Edecek…

İzmir Yerel Yönetişim Ağı – 1

Bugünden başlayarak, 2009 yılından bu yana bir dantel, bir oya hassasiyetiyle dokunan “İzmir Yerel Yönetişim Ağı“nı biraz daha yakından incelemeye, bu ağ içinde yer alan aktörleri, bunların kimliklerini, işlevlerini, bu ağ içinde “pişirilen aş” niteliğindeki büyük kentsel projeleri ve bu ağda yer alan aktörlerin kimlerle işbirliği yaptığını inceleyip öğrenmeye başlayacağız…

Böylelikle, 2009-2016 sürecinde İzmir’e giydirilmeye çalışılan “yönetişimci yapıyı” yakından tanıma, anlama ve gelecekteki olası hamle ve işbirliklerini belirleme şansımız olacak…

Sevgili arkadaşımız Doç. Dr. Emel Kayın‘ın Arkitera Dergisi’nde yayınlanan “İzmir Kentinin 21. Yüzyıl Başındaki Dönüşümü ve Yeniden Dönüşümü” başlıklı yazısında da belirttiği gibi, belediye yönetimininin başında rahmetli Ahmet Piriştina‘nın olduğu 1999-2004 dönemi, İzmir için değeri şimdi çok daha fazla anlaşılan bir “Altın Çağ” gibiydi… 

İzmir Yerel Gündem’21 oluşumunun her ay yapılan toplantılarında güncel kent konu ve sorunlarının ele alınması, bu sorunların belediye başkanının da bizzat bulunduğu oturumlarda masanın üstüne getirilip tartışılması, bu konularla ilgili çözüm önerilerinin raporlanıp yayınlanması, Türkiye’de ilk kez “1. İzmir Sivil Toplum Kuruluşları Fuarı” ile “Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları Sempozyumu“nun düzenlenmesi, ülkemizdeki sosyoloji biliminin duayeni ve değerli bir İzmirli olduğu için övündüğümüz rahmetli Prof. Dr. Mübeccel Belik Kıray‘a İzmir’in vefa duygusunun sunulması, İzmir’in deprem senaryosu olan Radius’un hep birlikte hazırlanması…. Bütün bunlar kentteki gerçek ve aktif katılımın tavan yaptığı, bu harekata kentteki tüm meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının ve bireylerin kentle ilgili her konuda fikir oluşturup ifade edebildiği dönemlerdi…

stk-fuari-03

Velhasıl, 1999-2004 dönemi İzmir ve İzmir’in sivil yaşamı açısından güzel ve örnek gösterilecek bir dönemdi…

Rahmetli Ahmet Piriştina’nın vefat ettiği 15 Haziran 2004’ü izleyen dönem ise Bornova’dan kalkıp merkeze gelen yeni belediye başkanı Aziz Kocaoğlu‘nun işi öğrenmeye çalıştığı, o nedenle herkese ve her işe olumlu yaklaştığı, kentteki her kesimle iyi ilişkiler kurmaya özen gösterdiği, yollarda rastlaştığımızda yüzünün gülümsediğini hatırladığımız bir geçiş dönemiydi…

O dönemde, şahsen içinde olduğumuz Kemeraltı yenileme projelerinde kendisiyle birlikte çalışma fırsatını yakaladık… İyi niyetini, samimiyetini gördük…  Ancak bu iyi niyet ve samimiyet ne yazık ki hedeflenenlerin gerçekleşmesine yetmedi… Kemeraltı bir türlü yaya bölgesine dönüşemedi, açılan yarışmaların sonucu olarak üstü örtülemedi, Kemeraltı’nın tümü güvenliği sağlayacak şekilde aydınlatılamadı, MOBESE kameralarıyla donatılamadı…

Bütün bunlar  bir şeylerin yolunda gitmediğini gösteriyordu… O nedenle de belediye kadrolarındaki görevlilerin yerleri sık sık değiştiriliyor, bir grubun diğer bir gruba galebe çaldığı, grupların kendi aralarında çatıştığı söylentileri dolaşıyordu… Tabii ki bu arada belediye kadrolarına yeni akrabaların katılmasına da devam ediliyor, Ahmet Piriştina döneminin önemli isimleri birer birer belediyeden ayrılıyordu…

Bu karmaşık dönemin sonunda, yıllardır “yönetişim” kavramını savunup hararetli bir şekilde öneren, 1999 yılında yayınladığı “Modernite Aşılırken Siyaset” isimli kitabıyla “yönetişim” kavramının adeta öncülüğünü yapan Prof. Dr. İlhan Tekeli‘nin başkan danışmanı olarak görevlendirildiğini öğrendik… Tarihlerin 14 Eylül 2009’u gösterdiği andan itibaren Prof. Dr. İlhan Tekeli artık İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Danışmanı olarak çalışmaya başlamıştı… 

Prof. Dr. İlhan Tekeli İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun bir inşaat mühendisiydi. Daha sonra ODTÜ ve Pennsylvania Üniversitesi’nde şehir ve bölge planlama alanında yüksek lisans, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde şehircilik alanında doktora yapmıştı. 1970’den bu yana ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktaydı. Bir dönem Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı’nın başkanlığını yapmıştı. Bölge ve şehir plancısı; ayrıca bir sosyolog ve plancı olarak kitap, makale ve bildiri düzeyinde çok fazla yayını bulunmaktaydı. Konusunun uzmanı bir “Hoca” olarak gerek öğrencilerinin gerekse etkilediği kitlenin saygısını görüyor, onun her söylediğinin doğru, isabetli ve geçerli olduğuna inanılıyordu. O nedenle, kendisinin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının danışmanı olarak atanmasının – her ne kadar uzun yıllar İzmir’den uzak kalıp İzmir’le ilgilenmemiş olmasına karşın- kent açısından bir kazanım olduğu düşünülüyordu.

Ancak, Prof. Dr. İlhan Tekeli‘nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Danışmanı olarak atandığı tarihten iki ay önce; yani 6 Temmuz 2009 tarihinde ilk toplantısını yapan önemli bir kurul sessiz sedasız çalışmaya başlamıştı. Bu kurulun tam adı İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu‘ydu. Amacı, İzmir’deki ekonomik kalkınmayı sağlayıp eşgüdümünü oluşturmaktı.

İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nun manifestosu niteliğindeki “Yerel Ekonomik Kalkınma Kavramı, Gelişimi, Türkiye ve Dünya’dan Örnekler” başlıklı sunumu yazan Doç. Dr. Mehmet Ufuk Tutan, bu kurulun, “sivil toplum kuruluşları öncülüğünde yerelden bölgeye, bölgeden ulusala ve küresele doğru ilerleyen özgün bir yerel kalkınma modeli” olduğunu ifade etmekteydi.

Oysa yasal ve fiili olarak İzmir’in ekonomik kalkınmasından sorumlu Kalkınma Bakanlığı’na bağlı İzmir Kalkınma Ajansı’nın da bir Kalkınma Kurulu bulunmaktaydı. Bu kurul da aynen İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu (İEKKK) gibi bakanlıkların il müdürleriyle üniversite rektörlerinden, kaymakamlarla ticaret ve sanayi odası temsilcilerinden, sermaye sahibi iş insanlarıyla onların sivil örgütlerinden oluşmaktaydı.

İzmir Kalkınma Kurulu’nun 2013-2017 dönemi için belirlenmiş olan toplam üye sayısı 97 olup elimizdeki son resmi kayıtlara göre kurul başkanı Plasmet A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Çolakoğlu, Başkan Vekili İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Güden, Katip Üyeleri ise Yeni Oluşum Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Günseli Esma Türkoğlu ve Ege Genç İş Adamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Seda Kaya‘dır. 

İzmir Ekonomik Kalkınma Kurulu’nun 97 üyesinden 22’si (% 22,70) kamuya, 23’ü (% 23,71) özel sektöre, 25’i (% 25,77) özel sektöre ait sivil toplum kuruluşlarına, 15’i (% 15,46) meslek kuruluşlarına, 8’i (% 8,24) üniversitelere, 1’i (% 1,03) kooperatiflere, 1’i (% 1,03) sendikalara, 1’i (% 1,03) İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne, 1’i (% 1,03) de Konak Belediyesi’ne aittir. Bu durumda İzmir Kalkınma Kurulu üyeliklerinin, “yönetişim” zihniyetinin bir sonucu olarak, % 33’ünün kamu kuruluşları (merkezi yönetim, yerel yönetimler ve üniversiteler), % 39,17’sinin özel sektör ve onun meslek kuruluşları, geriye kalan % 27,83’ünün de özel sektörün kurduğu sivil toplum kuruluşları arasında paylaştırıldığını görebiliriz.

15 Temmuz 2016 sonrasındaki süreçte bu kurulda yer alan birçok isim tutuklanmış ya da görevden uzaklaştırılmış olmakla ve bu kurullar tüm Türkiye’de Kalkınma Bakanlığı’ndan gelen bir emirle kapatılmış olmakla birlikte faaliyetlerine son verildiği 2016 yılına kadar (İZKA) İzmir Kalkınma Ajansı’na bağlı İzmir Kalkınma Kurulu’nun özel sektörden gelen kurul üyeleri arasında Kavuklar A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kavuk, İzmir Özel Fatih Koleji Genel Müdürü Ali Rıza Doğanata, Folkart Yapı A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Ayetullah Mutlu, Küçükbay Yağ ve Deterjan Sanayii A.Ş. Mali İşler Koordinatörü İbrahim Dönmez, Şifa Üniversitesi Rektörü Mehmet Ateş, Gediz Üniversitesi Rektörü Seyfullah Çevik gibi isimlerin yanında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kurduğu İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nda (İEKKK) da görev yapan Ege Genç İş Adamları Derneği (EGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Seda Kaya‘ya ve Enda Enerji A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Yüce‘ye de rastlamak mümkün. Yani bazı iş insanları ve onların kurumları hem İzmir Kalkınma Kurulu’nda hem de İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nda görev almayı kendileri açısından daha karlı bulmuşlar, o nedenle her iki kurulda da yer almayı “İzmir’i sevdikleri” (!) için doğru bulmuşlardır.

Peki, şimdi de şu soruyu sorabiliriz: İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir’in kalkınması ve bu kalkınmanın eşgüdümü için yasal dayanağı olan ve fiilen işleyen bir İzmir Kalkınma Kurulu olmasına karşın, ikinci bir kalkınma ve koordinasyon kurulu kurmaya neden ihtiyaç duymuştur. Bunun nedeni sadece İzmir’in “daha iyi kalkınmasını” (!) sağlamak mıdır; yoksa mevcut İzmir Kalkınma Kurulu’nun karşısına kendisine ait başka bir kalkınma kurulunu çıkararak ikinci bir siyasi alternatif yaratmak mıdır?

Tabii ki 13 Temmuz 2009 tarihinde İzmir Büyükşehir Belediye başkan danışmanı olarak atanan Doç. Dr. Mehmet Ufuk Tutan tarafından kaleme alınan manifestoda buna ilişkin bir gerekçe yer almamakla birlikte; asıl amacın Belediye’nin yönetim ve güdümünde olan bir kurul eliyle daha kolay hareket edilebilecek kalkınma ile ilgili ikinci bir iktidar alanının yaratılması olduğu görülmektedir.

s548250

Nitekim, yasal dayanağı olmadığı için ayrı bir yönerge ile şekillendirilen bu kurulun, 2009 sonrasında üyeliğe aldığı kişiler, yaptığı toplantılar, bu toplantılarda ele aldığı konular ve kendi içindeki örgütlenme şekli de hep bu düşüncenin varlığını ortaya koymuş; adeta hükümete ya da iktidara ait bir kurulun karşısına kendi kurulunu çıkarma düşüncesinin kanıtları olarak değerlendirilmiştir.

Devam Edecek