TARKEM’in bilinmeyen yüzü…

Ali Rıza Avcan

2012 yılında, aralarında İzmir Büyükşehir ve Konak belediyelerinin de bulunduğu 116 ortağın katılımıyla kurulan Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım Ticaret Anonim Şirketi, kısa adıyla TARKEM‘in İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Prof. Dr. İlhan Tekeli tarafından hazırlanan İzmir Tarih Projesi Tasarım Stratejisi Raporu kapsamında, 19 alt bölgeye bölünmüş proje alanındaki sadece ikisinde (Havralar ve Agora) gerçekleştirilecek soylulaştırma faaliyetleri için kurulduğunu biliyoruz.

Soylulaştırma sözcüğünün de, en yakın örneklerini İstanbul Tarlabaşı ve Sulukule projelerinde gördüğümüz gibi, büyük kent merkezlerinde azalan nüfusla birlikte her türlü kentsel faaliyetin gerileyip çöktüğü alanlardaki eski yapıların, TARKEM benzeri büyük inşaat şirketleri tarafından alınması ve o yapılarda oturan yoksul, dar gelirli kesimlerle göçmen ve mültecilerin kentin çeperlerine gönderilmesi suretiyle yenilenmesi ve bu yenilenmiş modern yapıların gelir düzeyi yüksek sınıf ve kesimlere (yüksek ücretli büro çalışanları, sanatçılar, vakıf üniversitesi öğrencileri, yabancı turistler vb.) pazarlanması suretiyle el değiştirmesi anlamına geldiğini de biliyoruz.

Soylulaştırmanın bu anlamda, Filistin’i işgal ederek orada yaşayan Filistinlileri mülteci kamplarında yaşamaya mahkum eden ve onların topraklarına kendi vatandaşlarının yaşadığı yeni yerleşim alanları kuran İsrail’in çabasından farklı olmadığını bilir ve o nedenle de kentin merkezinde yaşayanları yerinden, toprağından eden bu yeni kolonyal hareketle mücadele ederiz.

Zaten bu durum, İzmir Tarih Projesi‘ni hazırlayan Prof. Dr. İlhan Tekeli tarafından yazılan İzmir-Tarih Projesi Tasarım Stratejisi Raporu‘nun 71. sayfasında;

“…Bu tür çöküntü alanlarında soylulaştırmanın (gentrificiation) gerçekleştirilmesi oldukça sık rastlanan bir olgudur. Bu alanda toplumsal yükseliş sağlayacak bir seçiciliğin başlatılması için bu gereklidir. Ama soylulaştırma meslek çevrelerinde geçmiş yıllarda olduğu kadar destek bulmamaktadır. Burada yaşayanların dışsallaştırılması, bölge dışına itilmesi eleştiri konusu olmaktadır. Yaptığımız araştırmada ortaya çıktığı üzere; çöküntü alanı haline gelen mahallelerde yerleşik bir nüfus yoktur. Bu alanların nüfusu çok sık yer değiştiren kiracılardan oluşmaktadır. Gayrimenkul değerleri düşmüştür. Bu nedenle bazı alt bölgelerde bir soylulaşma gerçekleştirilebilir hale gelmiştir.” (1)

Denilerek, projenin soylulaştırma amaçlı olduğu açık bir şekilde itiraf edilmiştir.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve onun başkan danışmanı tarafından hazırlanan soylulaştırma hedefli İzmir Tarih Projesi, ne yazık ki, bu projeyi yürütmek amacıyla kurulan çok ortaklı TARKEM yönetiminin, % 0,83 oranındaki sermaye payına sahip bir şirket sahibinin “FETÖCÜ” olduğunun belirlenmesi üzerine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu‘nun (TMSF) Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi‘nin 9 Kasım 2016, 9194 sayılı nüshasında yayınlanan 28 Ekim 2016 tarihli ilamıyla dokuz kişiden oluşan kayyum heyetine devredilmesi üzerine 2016 yılından itibaren, bir belediye projesi olmaktan çıkıp kayyum ve valilerin; daha doğru bir anlatımla AKP iktidarının denetimindeki bir projeye dönüşmüştür.

Bizim bu tespitimizi doğrulayan diğer bir gelişme ise, şirket yönetiminin kayyuma devredilmesini yeterli görmeyen AKP iktidarının ve onun İzmir’deki temsilcisi İzmir Valiliği‘nin, şirketi teslim alıp kontrol eden başka bir mekanizmaya başvurarak, şirketin kayyuma teslim edildiği günden tam beş gün sonra projenin İzmir-Tarih Projesi Tasarım Stratejisi Raporu ile ilişkisini kopararak ve “İzmir-Tarih, İzmirlilerin Tarih İle İlişkisini Güçlendirme Projesi” şeklindeki proje ismini “Tarihi Kemeraltı Projesi” şekline dönüştürerek 31 Ekim 2007 tarih, 26686 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 1 Ekim 2007 tarih, 2007/12668 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen Kentsel Yenileme Alanları kapsamında değerlendirmeye başlaması ve bu anlayışla İzmir Valisi Erol Akyıldız‘ın 14 Kasım 2016 tarihli onayı ile İzmir Konak Kemeraltı ve Çevresi Yenileme Alanı İcra Kurulu‘nu kurmuş olmasıdır.

Projenin arkasından dolanarak gerçekleştirilen bu operasyon sayesinde böylelikle proje bir anda, İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin projesi olmaktan çıkarak AKP iktidarının ve onun İzmir temsilcisi İzmir Valiliği‘nin, o valilikteki bürokratların kontrol ve yönetiminde “teslim alınmış” bir projeye dönüşmüştür. Bu teslim alış sadece İzmir Valiliği içinde Vali Yardımcısı H. Hüseyin Can‘ın başkanlığında bir İcra Kurulu‘nun oluşturulması ile sınırlı kalmamış, bu kurulun çalışmasını düzenlemek amacıyla Tarihi Kemeraltı Projesi İcra Kurulu Yönergesi adıyla 13 maddeden oluşan bir yönerge hazırlanmış, bu yönergenin 5. maddesine göre oluşturulan Tarihi Kemeraltı Projesi İcra Kurulu‘na 27 kurum ve kuruluşun üye olduğu hükme bağlanmıştır. İzmir Valiliği tarafından Tarihi Kemeraltı Projesi İcra Kurulu‘na üye olması uygun görülen kurum ve kuruluşlar aşağıdaki listede gösterilmiştir.

  1. İzmir Valiliği Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Koordinasyon Merkezi,
  2. Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı,
  3. İzmir Büyükşehir Belediyesi,
  4. Konak Belediye Başkanlığı,
  5. İl Emniyet Müdürlüğü,
  6. İzmir Defterdarlığı (Konak Milli Emlak Müdürlüğü),
  7. Vakıflar Bölge Müdürlüğü,
  8. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü,
  9. Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü,
  10. Tapu Kadastro Bölge Müdürlüğü,
  11. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü,
  12. İl Milli Eğitim Müdürlüğü,
  13. İl Sağlık Müdürlüğü,
  14. İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü,
  15. Türkiye İş Kurumu İzmir İl Müdürlüğü,
  16. İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü,
  17. Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü,
  18. İzmir Kalkınma Ajansı Genel Sekreterliği,
  19. İzmir Ticaret Odası,
  20. Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (TEDAŞ),
  21. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı,
  22. Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım Ticaret A.Ş. (TARKEM),
  23. Tarihi Kemeraltı Esnaf Derneği,
  24. İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği,
  25. TMMOB (Mimarlar Odası, Şehir Plancıları Odası, Harita Mühendisleri Odası İzmir Şubesi),
  26. TÜRSAB İzmir Bölgesel Yürütme Kurulu,
  27. Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK).

Yukarıdaki listenin incelenmesinden de anlaşılacağı üzere, çoğunluğun İzmir Valiliği denetimindeki kurumlarda olduğu Tarihi Kemeraltı Projesi İcra Kurulu‘nda üye olan İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Konak Belediyesi bundan böyle 27 katılımcıdan sadece ikisi olarak yer almaktadır.

Ama ne hikmetse, gerek Tarihi Kemeraltı Projesi İcra Kurulu‘nun oluşumuna ilişkin 04 Kasım 2016 tarih, 51116657-010-155-9979 sayılı İzmir Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü yazısı, gerekse yönergenin kabulüne ilişkin 26 Aralık 2016 tarih, 51116657-010-194/11567 sayılı ikinci İzmir Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü yazısı (her iki resmi yazı, yazımızın sonuna eklenmiştir) Tarihi Kemeraltı Projesi İcra Kurulu‘nun üyesi olacak Türkiye Mimar Mühendis Odaları Birliği‘ne; yani Mimarlar Odası, Şehir Plancıları Odası ve Harita Mühendisleri Odası İzmir şubelerine gönderilmemiş, o meslek odalarının böylesi bir gelişmeden haberdar olmaları engellenmiştir. Nitekim TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi‘ndeki arkadaşlara bu yazıların kendilerine gönderilip gönderilmediğini sorduğumda, Tarihi Kemeraltı Projesi İcra Kurulu‘nun oluşumu ve yönergesi konusunda herhangi bir bilgilerinin olmadığını, Tarihi Kemeraltı Projesi İcra Kurulu‘nun bugüne kadar yaptığı toplantılara katılmadıklarını ve aldığı kararları bilmediklerini öğrendim.

Böylesine tuhaf bir durum karşısında, CİMER kanalıyla İzmir Valiliği’ne gönderdiğim 6 Şubat 2020 tarih, 20000339758 başvuru numaralı yazıyla Tarihi Kemeraltı Projesi İcra Kurulu‘nun kurulduğu tarihten bu yana yaptığı toplantılara kimlerin katıldığını ve bu toplantılarda hangi kararların alındığını sormama ve bu soruya süresi içinde yanıt verilmemesi üzerine, 10 Mart 2020 tarih, 20000632311 başvuru numaralı yazı ile ikinci bir hatırlatma yapmama karşın bu yazıya bugüne kadar herhangi bir yanıt alamadım.

Peki o halde, bu kurul niye kurulup çalıştırılmamıştı ya da yaptığı çalışmalar hakkında bilgi vermekten ısrarla kaçınılıyordu?

Benim anladığım kadarıyla, İzmir Valiliği tarafından proje adı değiştirilerek kurulan Tarihi Kemeraltı Projesi İcra Kurulu, AKP iktidarının proje ve TARKEM üzerinde kurduğu hakimiyeti kamuoyundan gizlemek, proje sanki bu kurul eliyle yürütülüyormuş gibi izlenim vermek amacıyla kurulmuştu. Bütün gizliliğin tek nedeni de buydu…

Nitekim, isim değiştiren proje ile birlikte TARKEM‘in bu şekilde teslim alınması sonrasında TARKEM‘e iktidara yakın kurum ve kuruluşların (İzmir Ticaret Odası, İzmir Ticaret Borsası, Ege İhracatçı Birlikleri, İMEAK Deniz Ticaret Odası, Ege Bölgesi Sanayi Odası, Vakıflar Bölge Müdürlüğü, İzmir Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, İzmir Valiliği İl Yatırımları İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı vb.) ortak olması, İl Kültür ve Turizm eski müdürünün TARKEM‘de danışman olarak çalışmaya başlaması da şirketin belediye sularından ayrılarak iktidarın suların seyretmeye başladığının somut delilleriydi. Bunun en son örneği ise, kentteki bütün meslek odalarıyla sivil toplum kuruluşlarının bir kent suçu olarak ilan ettiği Çeşme Projesi‘nin reklamını yapıp bu projeden TARKEM Eşrafının ağzına bir parmak bal çalacağını ifade eden Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy adına Kültür ve Turizm Bakanlığı‘nın TARKEM‘e ortak yapılmış olmasıdır.

Artık bundan böyle TARKEM, arkasına AKP iktidarını ve o iktidarın Valilik başta olmak üzere İzmir’deki destekçilerini alarak içinde bulunduğu kentin kültürel, toplumsal ve siyasal kimliğine yabancılaşmış, İzmir’den çok AKP iktidarının çıkarları doğrultusunda kendi yönetici ve ortaklarının menfaatlerini gözeten bir yapıya bürünmüştür.

Kayyumdan kurtulmak uğruna yaptıkları çalışmaların sonucunda ortaya çıkan bu yeni teslimiyet hali, artık öyle bir bağlılık ya da zorunluluk noktasına gelmiştir ki; TARKEM Eşrafının lideri Uğur Yüce‘nin 27 Haziran 2020 tarihli Ege’deSonSöz mülakatında da ifade ettiği gibi, Bakan Mehmet Nuri Ersoy’a inanmaktan başka bir çareleri kalmamıştır

Eminim ki, bundan böyle İzmir‘i, Kemeraltı Çarşısı‘nı, Basmane‘yi, Kadifekale‘yi seven, bu tarihi, arkeolojik ve kültürel değerleri koruyup kollayan İzmirliler, İzmir Valiliği eliyle kaleyi içeriden fethetmeyi amaçlayan bu yeni AKP hamlesinin farkına varır ve şimdiye kadar belediye himayesindeyken, şimdi yeni bir Truva Atı‘nın içine doluşup iktidar cenahına geçen bu menfaat odağına karşı mücadele eder…

(1) Metindeki koyultmalar tarafımızca yapılmış olup, metinde yapıldığı ifade edilen araştırma, bütün taleplerimize karşın temin edilememiş ve belediyeye ait hiçbir kaynakta yayınlanmamıştır. O nedenle böyle bir araştırmanın yapılıp yapılmadığı belli değildir denilebilir.

Bilgi: Tarihi Kemeraltı Projesi İcra Kurulu‘nun oluşumu ve çalışma yönergesi ile ilgili bilgileri içeren İzmir Valiliği belgelere aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girebilmek…

Kemeraltı‘nın, 14 Nisan 2020 tarihinde UNESCO Dünya Miras Komitesi tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi‘ne alınmasıyla ilgili olarak, Gümrük Birliği anlaşmasının imzalanması ile birlikte Avrupa Birliği’ne girdik yalanı ile şenlikler yapılıp gün ortasında havai fişekler atılması skandalında olduğu gibi, ortaya yalan, yanlış ve abartılı birçok fikir atılmakta, Kültür ve Turizm Bakanlığı‘nda olduğu söylenen temsilcilik yetkisinin TARKEM‘e verildiği gibi yalanlar atılmakta, Kemeraltı‘nın bu geçici listeye girmesiyle İzmir turizminin gelişeceği gibi hayal mahsulü demeçler verilmekte, gerek İzmir Büyükşehir Belediyesi, gerekse İzmir Valiliği ve TARKEM cephesinden gelen haberlerle gerçeklikle ilgisi olmayan bir algı operasyonu yapılmaktadır.

O nedenle, Dünya Mirası Listesi adında bir listeyi oluşturan UNESCO‘nun niye kurulduğunu, amaç ve hedeflerinin ne olduğunu, söz konusu listenin nasıl oluşturulduğunu ve uygulamanın nasıl gerçekleştiğini açıklayarak yanılgı ve yanıltmalara konu olan hususları açıklığa kavuşturmak isterim…

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü ya da İngilizce kısaltmasıyla UNESCO (United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization), Birleşmiş Milletler‘in özel bir kurumu olarak 1946 yılında kurulmuş ve bu kuruluşun temel belgesi 1945 yılı Kasım ayında Londra’da 44 ülke temsilcisinin katıldığı bir toplantıda kabul edilmiştir. Merkezi Paris’te bulunan ve Genel Konferans, Yürütme Konseyi ve Sekreterlik olmak üzere üç organı olan UNESCO eğitim, bilim ve kültür alanlarındaki amaçlarını kendisine üye olan her devlette kurulan Millî Komisyonlar aracılığıyla gerçekleştirmeye çalışmaktadır.

Dünya Mirası Listesi ise UNESCO tarafından listelenen, özel kültürel veya fiziksel öneme sahip yerlerden (orman, dağ, göl, ada, çöl, anıt, kompleks veya şehir gibi) her birine verilen addır. Genel Kurul tarafından seçilen 21 UNESCO üyesi ülkenin oluşturduğu Dünya Miras Komitesi tarafından yönetilen Uluslararası Dünya Mirası Programı bu listeyi güncellemektedir. Program, insanlığın ortak mirası için kültürel veya doğal öneme sahip alanları listeler, adlandırır ve korur. Listelenen alanlar, bazı koşullar altında Dünya Miras Fonu‘ndan para alabilmektedir. Program, 16 Kasım 1972’de UNESCO tarafından kabul edilen Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme ile kurulmuş ve 17 Aralık 1975’de yürürlüğe girmiştir. Günümüzde 194 devlet tarafından onaylanan sözleşme, en fazla devletin taraf olduğu uluslararası belgeler arasındadır. Sadece Lihtenştayn, Nauru, Somali ve Tuvalu sözleşmenin tarafı değildir.

Sözleşmenin 2005 yılında güncellenen koşullarına göre, aday gösterilen alanların kültürel ve doğal açıdan “üstün evrensel değere” sahip olduğunu gösteren 10 kriterden en az birini karşılaması gerekmektedir. Bu 10 kriteri şu şekilde sıralayabiliriz:

Kültürel Ölçütler

1. “Yaratıcı insan dehasının ürünü olması“,

2. “Belli bir zaman diliminde veya kültürel mekânda, mimarinin veya teknolojinin, anıtsal sanatların gelişiminde, şehirlerin planlanmasında veya peyzajların yaratılmasında, insani değerler arasındaki önemli etkileşimi göstermesi“,

3. “Kültürel bir gelenek veya yaşayan ya da kayıp bir uygarlığın tek veya en azından istisnai tanıklığını yapması“,

4. İnsanlık tarihinin bir veya birden fazla anlamlı dönemini temsil eden yapı tipinin ya da mimari veya teknolojik peyzaj topluluğunun değerli bir örneğini sunması“,

5.Bir veya daha fazla kültürü temsil eden geleneksel insan yerleşimine veya toprağın kullanımına ilişkin önemli bir örnek sunması ve özellikle bu örneğin, geri dönüşü olmayan değişimlerin etkisiyle dayanıklılığını yitirmesi“,

6.İstisnai düzeyde evrensel bir anlam taşıyan olaylar veya yaşayan gelenekler, fikirler, inançlar veya sanatsal ve edebi eserlerle doğrudan veya somut olarak bağlantılı olması“,

Doğal Ölçütler

7.Doğanın bir harikasına veya eşsiz bir güzelliğe ve estetik öneme sahip doğal alanlar olması“,

8.Yaşamış canlıların kalıntıları, devam eden jeolojik olaylar ve yer şekillerinin gelişimi gibi Dünya’nın doğal tarihine ilişkin eşsiz önemde bilgilere sahip olması“,

9. Ekolojik ve biyolojik olarak hâlâ bozulmamış bir karasal, denizel veya tatlı su ekosistemine veya önemli hayvan ve bitki topluluklarına ev sahipliği yapması“,

10. Özellikle tehlikedeki veya bilimsel açıdan önemli bir biyolojik çeşitlilik için en önemli ve en belirgin doğal habitatlara ev sahipliği yapması“.

Türkiye, Sözleşme’ye 14.04.1982 tarih ve 2658 sayılı yasayla katılma kararı almış, bu karar 23.05.1982 tarih ve 8/4788 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla uygulamaya geçmiş ve 14.02.1983 tarih ve 17959 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Türkiye, gerekli belgelerin UNESCO Genel Merkezi’ne sunulmasıyla birlikte 16.03.1983 tarihinde Sözleşme’nin tarafı olmuştur.

1972 Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunması Sözleşmesi’ne göre oluşturulan ve Dünya Mirası Komitesi (DMK) tarafından belirlenen Dünya Mirası Listesi‘nde Dünya Miras Alanı olarak ilan edilen 1.121 miras yer almaktadır. Bunlardan 869 tanesi (% 77,52) kültürel, 213 tanesi (% 19) doğal ve 39 tanesi de (% 3,48) karma (doğal ve kültürel) miraslardır. Bu miras yerlerin 39’u sınıraşan özellikle olup 53 tanesi yok olma tehdidi altındadır. Ülkelere göre bakıldığında ise İtalya ve Çin sahip oldukları (55) Dünya Mirası ile ilk sırada yer almaktadır. Ardından sırasıyla İspanya (48), Almanya (47), Fransa (45), Hindistan (38), Meksika (35), Birleşik Krallık (32), Rusya (29), İran (24), ABD (24), Japonya (23), Brezilya (22), Avustralya (20), Kanada (20) gelmektedir. Türkiye ise bu listenin 16. sırasında 18 miras alanı (16 kültürel, 2 karma) ile yer almaktadır. Komşumuz Yunanistan’ın sahip olduğu miras alanı sayısı da 18’dir.

Türkiye‘nin UNESCO Dünya Mirası Listesi‘nde yer alan miras alanları:

1. Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası (Sivas), 1985,
2. İstanbul’un Tarihi Alanları (İstanbul), 1985,
3. Göreme Millî Parkı ve Kapadokya (Nevşehir), 1985, (Karma Miras Alanı), 
4. Hattuşa: Hitit Başkenti (Çorum), 1986,
5. Nemrut Dağı (Adıyaman), 1987,
6. Hieropolis – Pamukkale (Denizli), 1988, (Karma Miras Alanı), 
7. Xanthos – Letoon (Antalya-Muğla), 1988, 
8. Safranbolu Şehri (Karabük), 1994, 
9. Truva Arkeolojik Alanı (Çanakkale), 1998, 
10. Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi (Edirne), 2011,
11. Çatalhöyük Neolitik Alanı (Konya), 2012,
12. Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğunun Doğuşu (Bursa), 2014, 
13. Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı (İzmir), 2014,
14. Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı (Diyarbakır), 2015,
15. Efes (İzmir), 2015,
16. Ani Arkeolojik Alanı (Kars), 2016, 
17. Aphrodisias (Aydın), 2017,
18. Göbekli Tepe (Şanlıurfa), 2018,

Bu listenin incelenmesinden de görüleceği gibi, ülkemizden UNESCO Dünya Mirası Listesi‘ne giren ilk yerler 1985 yılı itibariyle Sivas’taki Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası ile İstanbul’un Tarihi Alanları ve Nevşehir’deki Göreme Millî Parkı ve Kapadokya, 2018 yılı itibariyle son giren yer ise Şanlıurfa’daki Göbeklitepe‘dir.

UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi‘ne alınacak aday yerlerin listelendiği Geçici Liste ise, UNESCO tarafından belirlenmiş kriterlerden en az birine sahip olan yerdeki yerel yönetimlerin; örneğin İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin, UNESCO‘nun web sayfasındaki formların doldurulup UNESCO‘ya gönderilmesi ve bu başvuruların UNESCO Dünya Mirası Komitesi tarafından kabul görmesi ile oluşmaktadır. Bu anlamda, UNESCO‘nun Dünya Mirası Listesi‘ne girmenin, aranan kriterler dışında başka bir koşulu olmadığı için kolay olduğu söylenebilir. Bu nedenle bu listede 126 ülkeden 540 yer bulunmaktadır.

Geçici Liste‘de yer alan ülkeleri tek tek incelediğimizde ise, bu 540 yerin % 15,37’sini oluşturan Türkiye‘nin 83 başvuruyla birinci sırayı işgal ettiğini, Türkiye‘yi 60 başvuruyla Çin‘in, 56 başvuruyla İran‘ın, 42 başvuruyla Hindistan‘ın, 41 başvuruyla İtalya‘nın, 37 başvuruyla Fransa‘nın ve 33 başvuruyla Mısır‘ın takip ettiği görülmektedir.

Türkiye, Çin ve İran gibi çok sayıda başvuru yapan ülkelerin, sahip oldukları kültürel ve doğal değerleri UNESCO Dünya Mirası Listesi‘ne dahil ederek korumak istedikleri anlaşılmakla birlikte; çok fazla başvuru yapmanın, hem daha önce Geçici Liste‘ye alınmış hem de alınacak yerlerin seçilme şansını düşürdüğü de dikkate alınmalıdır. Çünkü bu tür seçimlerde sadece kültürel ve doğal değerlerin özelliklerinin değil; aynı zamanda Birleşmiş Milletler ve UNESCO örgütünü oluşturan ülkeler arasındaki ekonomik, siyasal ve kültürel ilişkilerin de etkili ve belirleyici olduğu unutulmamalıdır.

Tarihi Liman Kenti İzmir“in girdiği Geçici Liste hakkındaki bilgiler ise şu şekildedir:

Öncelikle Geçici Liste‘ye giren yer, söylendiği gibi Kemeraltı değil; UNESCO kayıtlarında “The historic port town of İzmir” (Tarihi liman kenti İzmir) şeklinde geçen bölgedir. UNESCO yok olmuş kültürel ve doğal değerleri değil, halen var olup yaşayan değerleri koruduğu için, Geçici Liste‘ye alınan alanın Kemeraltı bölgesini de içine alan eski İzmir Limanı çevresini; yani, Konak Meydanı ve çevresiyle Pasaport ve art alanındaki limanla ilgili eski bölgeyi de kapsadığı düşünülmelidir.

Geçici Liste olarak anılan listede yer alıp asıl listenin hemen önündeki kapıda bekleşip duran kültürel ve doğal alanlarınız ise şunlardır:

UNESCO‘nun geçici listesinde yer alan ülkemizdeki yerlere baktığımızda il başvurunun 1 Şubat 1994 tarihinde Karain Mağarası ile yapıldığını, 25 Aralık 2000 tarihinde 13, 6 Şubat 2009 tarihinde 3, 15 Nisan 2011 tarihinde 2, 13 Nisan 2012 tarihinde 11, 15 Nisan 2013 tarihinde 3, 15 Nisan 2014 tarihinde 13, 13 Nisan 2015 tarihinde 10, 13 Nisan 2016 tarihinde 10, 15 Nisan 2017 tarihinde 3, 2 Mayıs 2018 tarihinde 7, 12.04.2019 tarihinde 1, 14 Nisan 2019 tarihinde 6, toplam olarak 83 yer için başvuru bulunulduğu anlaşılmaktadır.

Geçici Liste‘de yer alan İshak Paşa Sarayı, Sumela Manastırı, Saint Paul Kilisesi gibi asıl listeye kolaylıkla geçmesi mümkün olan yerlerin bile uzun yıllardır bu fırsatı beklediği görülmektedir. Yaptığımız hesaba göre şu anda Geçici Liste‘de olan 83 yer, içinde bulunduğumuz 22 Haziran 2020 tarihi itibariyle ortalama 7 yıl 10 ay 9 günlük bekleme süresi dahilinde asıl listeye alınmayı bekliyorlar ve daha ne kadar bekleyecekleri de bilinmiyor.

Sanırım, “Tarihi Liman Kenti İzmir” adıyla Türkiye’ye ait Geçici Liste‘nin 81. sırasına yerleşen İzmir’in eski liman bölgesi de asıl listeye alınabilmek için uzun bir süre bekleyecek ve asıl listeye alınabilmek için ciddi hazırlıklar yapılması gerekecek.

Tabii ki, asıl listeye alınabilmek için yapılması gereken ev ödevleri de var. Örneğin, asıl listeye alınabilmek için koruma altına alınacak bölgenin UNESCO’unun Dünya Mirası Listesi’nde yer aldığı sürece nasıl yönetileceğini gösteren bir Yönetim Planının hazırlanması ve bunun UNESCO tarafından kabul edilmesi gerekiyor.

Bergama Belediyesi tarafından hazırlanıp kabul edilen “Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzajı Alan Yönetim Planı 2016-2020” ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı‘nın rehberliğinde İstanbul Tarihi Alanları Alan Başkanlığı tarafından 2018 Mayıs ayında yayınlanan “İstanbul Tarihi Yarımada Yönetim Planı” bunun en yakın ve somut örnekleri.

Her iki plana da baktığımızda, bu tür planlarda alanın özellikleri, Dünya mirası içindeki yer ve önemi, alanların fiziksel, toplumsal, kültürel ve ekonomik analizi, uygulama dönemi ile ilgili olarak belirlenmiş öncelikli temalar, vizyon, misyon, ilke, politika, hedef ve amaçların yer aldığını, bu amaç ve hedeflere nasıl ulaşılacağını gösteren strateji, yöntem, faaliyet ve projelerin belirlendiğini ve buna ilişkin bir eylem planının hazırlandığını, planların ilgili tüm aktörlerin katılımı ile hazırlandığını görüyoruz.

Ayrıca 2010 yılında UNESCO‘nun İstanbul Tarihi Yarımada‘daki çarpık yapılaşma faaliyetleri için yaptığı listeden çıkarma uyarısını ve o uyarı üzerine telaşlanan yetkililerin neler yaptıklarını, bu iş için toplanan İstanbul Arama Konferansı‘nı hatırlayınca UNESCO‘nun hazırlanan yönetim planlarının uygulamasını boş bırakmayarak izlediğini, planın uygulanmaması ve koruma ilkelerinin dikkate alınmaması durumunda listeden çıkarma da dahil neler yapabildiğini de iyi bildiğimiz için, bu işin ciddi bir iş olduğunu, UNESCO ile başlatılan ilişkilerin ülkemizdeki yozlaşmış ilişkilere benzemediğini hatırlatmak isterim. Özellikle de kendisinde bir yetki varmış da bu yetkiyi TARKEM‘e devrediyormuş gibi yalanlar söyleyen siyasetçilere, bürokratlara ve bu yetkiyi alma konusunda pek hevesli olan TARKEM eşrafına…

Evet, UNESCO‘nun Dünya Mirası Listesi‘ne girmek zor ve ciddi bir iştir… Bu zor ve ciddi iş de, ancak uygulanabilir ve sürdürülebilir bir yönetim planı yapıp iyi, doğru ve etkin bir uygulama yapacak yerel yönetimlerin işidir… O nedenle kimsenin başka birini ya da kamuoyunu kandırmak için yalan söylemesine gerek yok… UNESCO, kandırılmaya yatkın ve istekli kurum ve kişilere benzemez… Hele ki Konak Belediyesi gibi işi sıkı tutan yerel yönetimlerin ve Kemeraltı Hayat Platformu gibi sivil toplum örgütlerinin bu konuda bir endişesi, itirazı, bir karşı çıkışı varsa…

Şunu unutmamak gerekir ki; Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgeleri ne soylulaştırma eşrafına, ne esnaflara ve onların örgütlerine, ne sadece belediye ve valiliklere bırakılmayacak kadar değerli tarihi, arkeolojik ve kültürel bir mirastır ve bu özellikleri nedeniyle tüm bir İzmir’e, İzmirliler’e aittir…

(1) http://www.unesco.org.tr/Pages/125/122/UNESCO-Dünya-Mirası-Listesi

İzmir Tarih Projesi başarılı mı; yoksa başarısız mı? (2)

Ali Rıza Avcan

İsterseniz işe, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2004-2012 dönemiyle İzmir Tarih Projesi’nin uygulandığı 2012-2020 döneminde söz konusu projenin uygulama alanı olan Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinde hangi iş, proje ve yatırımları yaptığını incelemekle başlayalım:

Panoromix, Flickr

I. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan iş, proje ve yatırımlar

Bizim arşiv bilgilerimizle konuyla yakından ilgili arkadaşlarımızın verdikleri bilgiler çerçevesinde İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarihsel Çevre ve Kültür Varlıkları Şube Müdürlüğü‘nün (hani şu “yaptığımız iş, proje ve yatırımlar kamuoyunu ilgilendirmez” diyen birimin) İzmir Tarih Projesi kapsamında yaptıklarını ya da yapmadıklarını aşağıdaki iki ayrı tabloda görebiliriz. Ancak bu iş, proje ve yatırımların ayrıntılarına hem ilgili birimin bilgi vermekten kaçınması hem de bilgi sahibi olmamız için bizi yönlendirmeye çalıştığı kendisine ait www.izmirtarih.com.tr isimli web sayfasını her açışımızda karşımıza çıkan “site teknik zorluklarla karşılaşıyor” mesajı nedeniyle öğrenmemiz mümkün olmadı.

İlk tablomuz, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2004-2012 döneminde Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinde yapılan iş, proje ve yatırımlarla ilgili:

Bu tablonun incelenmesinden de görüleceği gibi toplam 25 iş, proje ve yatırımdan 4’ü (Aziz Vukolos Kilisesi Çevresi 1281 Sokak Sağlıklaştırma ve Bölge Otoparkı Projesi, Aziz Vukolos Kilisesi Çevresi ve Bağlantılarının İyileştirilmesi Projesi, Ege Medeniyetleri Arkeoloji ve Tarih Parkı ve Kemeraltı Çarşısı Üst Örtü Uygulaması) hem 2004-2012 hem de 2012-2020 döneminde yapılamamış, geriye kalan 21 iş, proje ve yatırım hayata geçirilerek kullanıma açılmıştır.

İzmir Tarih Projesi‘nin uygulandığı 2012-2020 döneminde ise, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarihsel Çevre ve Kültür Varlıkları Şube Müdürlüğü tarafından kamuoyuna açıklanan iş, proje ve yatırımların sayısı 25’den 21’e inmekle birlikte bunların da büyük bir kısmının henüz proje fikri ya da proje aşamasında olduğu, işe, projeye ya da yatırıma henüz başlanmadığı görülmektedir.

Bu çerçevede, İzmir Büyükşehir BelediyesiTarihsel Çevre ve Kültür Varlıkları Şube Müdürlüğü‘ne ait www.izmirtarih.com.tr isimli web sayfasında isimleri verilen 21 adet proje, iş ya da yatırımdan sadece 6 tanesinin araştırmayı yaptığımız tarih itibariyle tamamlandığını, 1 tanesinin devam ettiğini, 2 tanesinin akıbeti hakkında bilgi sahibi olmadığımızı, 11 tanesinin ise henüz yapım aşamasına dahi gelmediğini belirleme imkanımız oldu.

Bu rakamları 2004-2012 döneminde yapılan iş, proje ve yatırımlarla karşılaştırmaya kalktığımızda ise; ilk sekiz yıllık 2004-2012 döneminde 21 adet iş, proje ya da yatırım yapıldığı halde, İzmir Tarih Projesi’nin uygulandığı ikinci sekiz yıllık 2012-2020 döneminde toplam 6 iş, proje ya da yatırımın yapıldığı, kamuoyuna açıklanan çoğu çalışmanın henüz yapılmadığı ve halkın kullanımına açılmadığı görülür.

Fotoğraf: Fikret Ercan, Flickr

II. TARKEM A.Ş. tarafından yapılan iş ve yatırımlar

İzmir Tarih Projesi‘nin İzmir Büyükşehir Belediyesi dışındaki tek uygulayıcı birimi olan TARKEM‘in 2012-2020 döneminde neler yaptığını ise hem kendi web sayfasından hem de 2013, 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ait 6 ayrı faaliyet raporundan öğrenmemiz mümkün.

TARKEM A.Ş., bu dönemde yapacağı her bir iş için ayrı ayrı toplam 6 şirket (Orkem A.Ş., Yurokem A.Ş., Alkem A.Ş., Karkem A.Ş., Netkem A.Ş. ve Bilkem A.Ş.) kurup adeta bir şirketler topluluğuna ya da holdinge dönüşmüş durumda. Sekiz yıllık süre içinde kendisi dışında 6 ayrı anonim şirketin kurulmuş olması ise, adeta her bir iş, proje ve yatırım için ayrı bir şirket kurulduğunu ya da gelecek dönemde Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinde yapmayı planladığı kargo (Karkem A.Ş.), bilgi işlem (Bilkem A.Ş.) ve kablosuz İnternet (Netkem A.Ş.) hizmetlerinin kurumsal altyapısını hazırladığını ortaya koymaktadır.

Bu çerçevede, TARKEM A.Ş.‘nin kendisine ait web sayfası ve yayınlarıyla duyurduğu toplam 12 kalem iş, proje ya da yatırımı şu şekilde sıralayabiliriz:

Bu tablonun incelenmesinden de anlaşılacağı üzere, TARKEM A.Ş.‘nin içinde bulunduğumuz tarih itibariyle bitirilip işletmeye alınmış herhangi bir gayrimenkul projesi bulunmamakta olup; projelerin çoğunun 2021 yılında bitirilmesi hedeflenmektedir.

TARKEM A.Ş.‘e ait faaliyet raporlarıyla bu raporlara ekli bilançoların incelenmesi sonucunda da, 2017 yılında 4.685.000.- TL., 2018 yılında da 5.235.000.- TL. değerinde iki ayrı gayrimenkul alımının yapıldığı belirlenmiştir. Bu harcamalar muhtemelen satın alma yoluyla edinilen “Mavi Kortejo” binası ile 442 Sokak ofisleri için yapılmış olabilir.

Dalan Sabunhanesi, Panoramix, Flickr

III. İzmir Valiliği tarafından yapılan iş ve yatırımlar

İzmir Valiliği‘ne bağlı birimler tarafından 2004-2012 ve 2012-2020 dönemlerinde Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinde gerek doğrudan gerekse kendisine bağlı diğer resmi, özel ve sivil kuruluşlar eliyle yaptırdığı iş, proje ve yatırımları öğrenmemiz -ne yazık ki- mümkün olmamıştır.

Bunun tek istisnası, 25.12.2018 tarihinde başlayıp halen devam etmekte olan “Mavi Kortejo” isimli tarihi yapının restorasyonudur. Mülkiyeti satın alma suretiyle TARKEM‘e geçen Konak İlçesi, Hatuniye Mahallesi 380 Ada, 1 parselde bulunan tarihi yapının İzmir Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı yönetimindeki Emlak Vergisi Restorasyon Fonu‘ndan temin edilen ve değerli arkadaşımız Ertuğrul Susup tarafından fotoğrafı çekilen inşaat mahallindeki tabeladan gördüğümüz kadarıyla 300 gün içinde Kerte İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi‘ne yaptırılan işin ilk keşif bedeli, 881.000.- TL.’dır.

Fotoğraf: Ertuğrul Susup, “Mavi Kortejo” restorasyonu

Ayrıca İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA)‘ya ait web sayfasından, TARKEM A.Ş.’nin çalıştığı binada faaliyet gösterip onun yan kuruluşu gibi çalışan İzmir Kent Değerlerini Koruma ve Geliştirme Derneği‘ne TR31/18/KV02/0001 kod numaralı “Yenilikçi Öğrenme Merkezi Projesi” için -miktarını öğrenemediğimiz- yardım yapıldığı öğrenilmiştir.

Bunun dışında İzmir Valiliği‘nin, valilik birimleri ya da valiliğe bağlı İzmir İl Yatırımları İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı olarak 2004-2012 ve 2012-2020 dönemlerinde gerek doğrudan yatırım, gerekse diğer resmi kurum ve kuruluşlarla ortağı olduğu TARKEM‘e hibe, yardım, fon payı ödemesi ve benzeri şekillerde transferler yaparak gerçekleştirdiği iş, proje ve yatırımlar konusunda bilgi edinmemiz mümkün olmamıştır.

Fotoğraf: Eddie Girdner, Flickr

IV. İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) tarafından yapılan iş, proje ve yatırımlar

2004-2012 ve 2012-2020 dönemlerinde Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerindeki yapılan iş, proje ve yatırımlar için İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) tarafından değişik kurum, kuruluş ya da şahıslara yapılan desteklerin adı, niteliği ve yapılan yardımın miktarı ajansın sorduğumuz sorulara yanıt vermemesi nedeniyle öğrenilememiş; sadece ajansa ait web sitesi kayıtlarından 2012-2020 döneminde iki ayrı sivil toplum örgütüyle Konak Belediyesi’ne Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinde yapılacak projeler için 4 kez mali destekte bulunulduğu belirlenmiştir:

1) 2012 Yılı Doğrudan Faaliyet Desteği kapsamında Konak Belediyesi‘ne “İzmir Kültür Turizminin Geliştirilmesine Yönelik 960 Sokak Sağlıklaştırma ve Kentsel Tasarım Projesi” için yapılan yardım,

2) 2017 Kültür Varlıklarının Korunması ve Yaşatılması Mali Destek Programı kapsamında İzmir Kent Değerlerini Koruma ve Geliştirme Derneği‘ne “Yenilikçi Öğrenme Merkezi Projesi” için TR31/18/KV02/0001 kaydı ile yapılan yardım,

3) 2017 Kültür Varlıklarının Korunması ve Yaşatılması Mali Destek Programı kapsamında İzmir Musevi Cemaati Vakfı‘na “Etz Hayim Sinagogu Restorasyonu” için TR31/18/KV02/0007 kaydı ile yapılan yardım ve

4) 2018 Fizibilite Destek Programı çerçevesinde İzmir Musevi Cemaati Vakfı’na ikinci kez yapılan “İzmir Tarihi Kemeraltı Musevi Kültür ve İnanç Turizmi Noktası Fizibilitesi” için TR31/18/F2D/0009 kayıt numaralı yardım.

Fotoğraf: Emre Karayazı, Flickr

V. Konak Belediyesi tarafından yapılan iş ve yatırımlar

Konak Belediyesi tarafından 2004-2012 ve 2012-2020 dönemlerinde Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinde gerçekleştirilen iş, proje ya da yatırımlar aşağıdaki iki ayrı tabloda gösterilmektedir.

Bu tabloların incelenmesinden de anlaşılacağı üzere, Konak Belediyesi’nin 2004-2012 döneminde Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinde yaptığı iş, proje ve yatırımların toplam sayısı 28 olup bunların tümü tamamlanmıştır.

Oysa aynı belediye İzmir Tarih Projesi‘nin uygulandığı 2012-2020 döneminde sadece 2 iş, proje ve yatırım yapabilmiş, 2 proje de halen yapılmamış iş olarak beklemededir.

VI. İzmir Ticaret Odası tarafından yapılan iş, proje ve yatırımlar

İzmir Ticaret Odası yönelttiğimiz sorulara yanıt vermemiş olmakla birlikte; İzmir Tarih Projesi‘nin uygulandığı 2012-2020 döneminde yaptığı bilinen tek iş, İzmir Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile yapılan protokol çerçevesinde Başdurak Camisi‘ni restore ettirmesi ve cami altındaki dükkanları yeniden düzenlemesidir.

VII. İzmir Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan iş, proje ve yatırımlar

İzmir Vakıflar Bölge Müdürlüğü, yönelttiğimiz sorulara yanıt vermemiş olmakla birlikte hem 2004-2012 hem de 2012-2020 döneminde yaptığı belli başlı işler kendi sorumluluğu altındaki Konak, Kemeraltı, Salepçioğlu, Hisarönü ve Şadırvan Camisi gibi irili ufaklı ibadethanelerde yaptığı restorasyonlarla sınırlıdır.

Fotoğraf: Emre Karayazı, Flickr

ÖZET OLARAK…

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2012 yılından bu yana uygulanmakta olan İzmir Tarih Projesi‘nin uygulandığı sekiz yıllık sürede, bütüncül bir yaklaşım içinde Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinde kentsel çöküşü ortadan kaldırıp canlılığı sağlama konusundaki amaç ve hedefine ulaşıp ulaşmadığını ortaya koymak amacıyla yaptığımız inceleme ve araştırmalar sonucunda;

A. Proje uygulama alanı olarak belirlenen Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinin toplumsal, ekonomik ve kültürel alandaki kentsel canlılığını sağlayacak yerleşik nüfusun, Konak ilçesine ait diğer mahallelerdeki nüfus azalışından daha fazla olduğu, % 35,82 oranındaki yerleşik nüfus azalışının bölgedeki kentsel çöküşü daha da arttırdığı, İzmir Tarih Projesi‘nin de bu çöküşü engelleyemediği; daha doğrusu yaptığı planlama çalışmaları ve uygulamalar itibariyle böylesi bir sorunun varlığından haberdar dahi olmadığı, bu sorunun çözümlenmesi için inceleme ve araştırmalar yapmayarak, politika, strateji ve projeler geliştirmeyerek seyirci kaldığı ortaya çıkmıştır.

B. Proje uygulama alanı olarak belirlenen Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinin hem kentin bütünlüğü hem de bölgenin kendi içindeki bütünlüğünü gözeterek yeniden tasarlanması hedefi ile ilgili olarak; 2004-2012 döneminde yapılan iş, proje ve yatırımların 2012-2020 döneminde yapılan iş, proje ve yatırımlara göre çok daha fazla olduğu, 2004-2012 döneminde çok daha fazla sayıda önemli çalışmalar yapan Konak Belediyesi‘nin, 2014-2019 döneminde görev yapan eski belediye başkanı Sema Pekdaş zamanında bu bölgeyi İzmir Büyükşehir Belediyesi ile TARKEM‘e devredip kendini rahat hissetmesi nedeniyle, İzmir Tarih Projesi‘nin uygulandığı 2012-2020 döneminde elini ayağını Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale‘den çektiği söylenebilir.

C. İşin asıl ilginci ise, Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerini iktidarın denetimindeki TARKEM‘e havale eden ya da TARKEM üzerinden eski il müdürlerine ekmek kapısı yaratacak şekilde ya da kamu kaynaklarını TARKEM‘e tahsis ederek yönetmeye çalışan tüm resmi kurum ve kuruluşların, bu bölgede yapılan iş, proje ve yatırımlar konusunda bilgi vermekten kaçınan ketum tutumunun, bu bölgelerdeki rant amaçlı çalışmaları perdeleyip gizleme çabalarından başka bir şey olmadığı anlaşılmıştır. Çünkü, Emlak Vergisi Restorasyon Fonu ile İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) fonları gibi belediye gelirlerinden kaynaklanan ya da belediyelere ait kamusal varlıklarla idari yetkilerin ihale mevzuatı dışındaki en kolay ve sorunsuz kullanımı, bu kaynakların özel bir şirket olup merak edilen her şeyin “ticari sır olması” ya da “Bilgi Edinme Hakkı Kanunu dışında kalması” gibi yasal gerekçelerle korunup kollanan TARKEM‘e transferiyle istenildiği şekilde kullanılması mümkün olabilir. Aynen yasal olarak yapılması mümkün olmayan birçok iş, proje ve yatırımın kamu denetimi dışında olan belediye şirketleri eliyle yapılmasında olduğu gibi…

Fotoğraf: ShaunM, Flickr

Şimdi bu durumda, İzmir Tarih Projesi‘nin 2020 yılı itibariyle ne durumda olduğunu belirleyip ortaya koymak amacıyla derleyip toparladığımız bu bilgiler eksikse ya da yanlışsa, şayet ilgili resmi kurum ve kuruluşlarla TARKEM‘in bu konuda herhangi bir itirazı varsa, biz de onlara şeffaf olma adına “hodri meydan!” deyip; 2004-2012 ve 2012-2020 dönemlerinde Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgeleri için iş, proje ve yatırım anlamında ne yaptıklarını, bu işlerin hangi yöntemle kim için kime yaptırıldığını, yapılan iş, proje ve yatırımların hangi tarihte başlayıp bitirildiğini, o iş, proje ve yatırımlar için toplam olarak ne kadar harcama yapıldığını açıklamaya, bizleri Açık Kapı, HİM ve CİMER gibi uzun zamandır maksada hizmet etmeyen iletişim kanallarıyla uğraştırmamaya çağırıyoruz…

İzmir Tarih Projesi, başarılı mı; yoksa başarısız mı? (1)

Ali Rıza Avcan

Dünyadaki gelişmiş her ülkede, İzmir Tarih Projesi gibi tüm bir kenti ilgilendiren büyük projelerin, projenin başlangıçtaki amaç ve hedeflerine ulaşıp ulaşmadığı belirli periyotlarda araştırılıp ortaya konulur ve bunu belgelemek amacıyla faaliyet raporları yayınlanır. Bizde ise, aradan koskocaman bir sekiz yıl geçmiş olmasına, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin üst yönetimi değiştiği ve proje geçen süre içinde evrilip başka bir içerik ve sahiple yola devam ettiği halde böyle bir yönteme başvurulmamakta, projenin başarısı ya da başarısızlığının muhasebesi yapılmamaktadır.

Bugün ve yarın yayınlayacağımız iki ayrı yazıda, ısrarlı bir şekilde bizden saklanan bilgilere rağmen, elimizdeki bilgi ve belgelerle; ayrıca, bu konu ile ilgili arkadaş ve dostlarımızın verdiği bilgi ve belgelere dayanarak bir durum muhasebesi yapıp projenin başarılı olup olmadığını ortaya koymaya çalışacağız..

Bir kenti sermayeye teslim edilen büyük projeler üzerinden kapitalist kente dönüştürme isteğinin İzmir’deki en önemli ve vahim örneği, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Prof. Dr. İlhan Tekeli tarafından tasarlanıp tartışmasız bir şekilde kabul edilen İzmir Tarih – İzmirlilerin Tarih İle İlişkisini Güçlendirme Projesi‘dir.

2012 yılından bu yana sekiz yıldır uygulanan bu büyük proje çerçevesinde, proje uygulama alanında yer alan Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerini bütüncül bir anlayış içinde canlandırıp cazibe merkezi haline getirme görevi, CHP’li İzmir Büyükşehir ve Konak belediyeleriyle iyi ilişkiler kuran her siyasi görüşten İzmirli iş adamıyla siyasetçi ve milletvekillerinin; bunlara ek olarak, mimarlık, inşaat ve hukuk gibi farklı alanlarda isim yapmış şirketin oluşturduğu ‘itinayla seçilmiş 116 ortağın” kurduğu TARKEM Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım Ticaret Anonim Şirketi ile bu şirkete sivil toplum niteliği kazandırıp kamuoyunda sempati yaratmak amacıyla, İzmir’de yaşayan bir kısım Musevi kanaat önderini fahri üye yaparak oluşturulan İzmir Kent Değerlerini Koruma ve Geliştirme Derneği‘ne teslim edilmiştir.

İzmir Tarih Projesi’nin müellifi Prof. Dr. İlhan Tekeli, 2012 yılında hazırladığı İzmir-Tarih Projesi Tasarım Stratejisi Raporu‘nun Giriş bölümünde aynen şunları yazmış:

“İzmir Büyükşehir Belediyesi, Fevzi Paşa Bulvarı’nın güneyindeki 1. derece, 2. derece ve 3. derece arkeolojik ve kentsel sit alanları ve Kadifekale kentsel dönüşüm projesinden oluşan 248 hektarlık bir alanda, İzmirlilerin tarihle ilişkisini güçlendirecek İzmir-Tarih Projesi’nin geliştirilmesi konusundaki çalışmaları başlatmış bulunuyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin böyle bir projeyi gündemine almış olmasının değişik nedenleri bulunmaktadır. Bunlar şöyle sıralanabilir:

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Konak Belediyesi bu alanda uzun süredir planlar hazırlıyor, bu planların uygulanmasında aktif rol alıyorlar. İzmir Büyükşehir Belediyesi; kamulaştırmalar yaparak, arkeolojik kazıları finanse ederek, bu alanın Helenistik ve Roma tarihi mirasının gün yüzüne çıkmasını sağlıyor ve önemli tarihi ve mimari değeri olan yapıların restorasyonunu gerçekleştirerek, yeni sosyal işlevler kazanmasını sağlıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarihsel Çevre ve Kültür Varlıkları Şube Müdürlüğü bu alan için planlar hazırlayarak bu alanlardaki gelişmeyi yönlendirmeye ve denetlemeye çalışıyor.

İzmir’in tarihle ilişkisinin korunması ve güçlendirilmesi konusundaki var olan bu ilgi sadece ilgili belediyelerin yönetimleriyle sınırlı kalmamaktadır. Son otuz yıl içinde üniversiteler, meslek odaları ve sivil toplum kurumları toplumda İzmir’in tarihine sahip çıkılması konusunda yaygın sayılabilecek bir bilinçlenme gerçekleştirilmiş bulunmaktadır. Kemeraltı, İzmir kamuoyunda korunması, sahip çıkılması gereken bir değer olarak yerini almıştır. 30 yıllık bir çabadan sonra, ulaşılan bu yeni bilinç ve bilgi düzeyinde, yapılanların değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu çabalarla bazı binalar tek olarak korunmaktadır ama genel olarak bölgenin kentin tümü içindeki kayıp süreci devam etmekte ve bölge geçiş bölgesi olma niteliğini değiştirecek bir canlılık gösterememektedir. Bu alanın koruma ve gelişme bütünlüğünü sağlayacak biçimde yeniden tasarlanması konusundaki gereksinim kendisini hissettirmeye başlamıştır. İşte bu talebe cevap vermek üzere İzmir Büyükşehir Belediyesi İzmir-Tarih Projesi’ni başlatmıştır.(1)

Bu uzun alıntıdan da görüleceği gibi projenin en büyük iddiası, 1982-2012 yılları arasındaki 30 yıllık sürede İzmir Büyükşehir ve Konak belediyeleriyle meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının ve üniversitelerin proje alanında yaptığı çalışmaların belirli bir fayda sağladığı kabul edilmekle birlikte; bölgenin kentin tümü içindeki kayıp olma sürecinin devam etmesi ve bir geçiş bölgesi olma niteliğini değiştirecek bir canlılığa sahip olmaması nedeniyle, proje alanının koruma ve gelişme bütünlüğünü sağlayacak biçimde yeniden tasarlanması, bölgenin bütüncül bir anlayışla canlandırılarak bir cazibe merkezi haline getirilmesidir.

Şimdi bu iddianın ortaya atıldığı tarihten bu yana geçen sekiz yılın sonunda bu iddiayla beslenen hedef ve amaçların ne kadarının gerçekleştirilip gerçekleşmediğini ortaya koymamız ve bu veriler üzerinden projenin başarılı olup olmadığını tartışmamız gerekiyor.

Örneğin projenin uygulandığı sekiz yıllık 2012-2020 dönemi ile proje öncesindeki sekiz yılı kapsayan 2004-2012 döneminde proje alanında (Kemeraltı, Basmane, Kadifekale) iş/yatırım yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi, Konak Belediyesi, İzmir Valiliği İl Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı, İzmir Kalkınma Ajansı, İzmir Ticaret Odası, Vakıflar Bölge Müdürlüğü ve TARKEM‘in neler yaptığını ya da yapamadığını birer birer ortaya koyup, 2004-2012 döneminde mi, yoksa 2012-2020 döneminde mi daha fazla iş yapıldığını ortaya koymaya çalışarak hangi dönemdeki çalışmaların daha başarılı olduğunu ortaya koyalım.

İzmir Tarih Projesi Alt Bölgeleri

Proje alanındaki toplumsal canlılığı sağlayacak nüfus, 2012-2019 döneminde düzenli olarak azalmaktadır.

Ama isterseniz ondan önce İzmir Tarih Projesi‘nin uygulandığı 2012-2020 döneminde projenin uygulandığı alanda yaşayan nüfusun gelişimine bir bakalım. Çünkü tüm bilimsel çalışmaların da ortaya koyduğu gibi, nüfusun gelişimi ve kalitesi, bir toplumun gelişimini, sürekliliğini ve canlılığını sağlayan, onu ayakta tutan önemli unsurlardan biridir.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2009-2019 dönemini kapsayan verilerine göre Konak ilçesindeki 113 mahallenin nüfusu 2009 yılından bu yana vahim bir şekilde her yıl düzenli olarak azalmaktadır. Konak ilçesi nüfusunun her geçen yıl düzenli azaldığını ortaya koyan aşağıdaki tablo verilerine göre 2009-2019 döneminde nüfustaki azalış toplam % 14,49’u bulmuş, 441.112 olan ilçe nüfusu 2019 yılı itibariyle 351.572’ye inmiştir.

Ama işin asıl ilginç yanı, İzmir Tarih Projesi‘nin uygulandığı 45 mahalledeki yerleşik nüfustaki azalışın, Konak ilçesi genelindeki azalıştan çok daha fazla olmasıdır. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre bu 45 mahallenin nüfusu 2009 yılında 75.485, 2012 yılında 62.324 iken 2019 yılında 48.449 olmuş, azalış % 35,82 gibi olağanüstü bir düzeye ulaşmış, projenin uygulandığı sekiz yıllık süre içinde bırakın nüfusta bir artış ya da sabitlenmeyi, proje alanındaki nüfusun bu düzeyde azalması ile birlikte bölge tüm canlılığını yitirerek çökmeye devam etmiş; böylelikle, İzmir Tarih Projesi bölgede canlılığı sağlama hedefine ulaşamamış ve proje alanında soylulaştırma amaçlı yatırım yapmak isteyenlerin ellerini ovuşturup sevinecekleri düzeylere ulaşmıştır.

Ayrıca bu dönemde, başta İzmir Büyükşehir ve Konak belediyeleri ile İzmir Valiliği olmak üzere hem Konak ilçesi genelinde hem de İzmir Tarih Projesi uygulama alanındaki yerleşik nüfusun düzenli ve vahim azalışına çare olmak üzere hiç bir politika, strateji ve proje geliştirmediği ve uygulamadığı görülmüştür.

İzmir Tarih Projesi’nin, uygulandığı sekiz yılın sonunda gerçekleştirdiği işler itibariyle başarısı

Gelelim, her biri sekiz yıldan oluşan 2004-2012 ve 2012-2020 dönemlerinde Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinden görevli, sorumlu ve yetkili resmi kurum ve kuruluşlarla TARKEM tarafından yapılan yatırım ya da işlerin tek tek belirlenip mukayese edilmesine…

Resmi kurum ve kuruluşlardan kastımız ise sırasıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi, Konak Belediyesi, İzmir Valiliği İl Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı, İzmir Kalkınma Ajansı, İzmir Ticaret Odası, Vakıflar Bölge Müdürlüğü‘dür.

Amacımızı, bu resmi kurum ve kuruluşlarla TARKEM‘in her biri sekiz yıldan oluşan 2004-2012 ve 2012-2020 dönemlerinde proje uygulama alanı olarak tanımlanan Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinde kaç adet hangi nitelikte iş ya da yatırımı hangi yöntemle, hangi tarihler arasında hangi maliyetlerle yaptığını belirleyip ortaya koymak olarak belirledik.

Kemeraltı Yenileme Bölgesi – Mahalleler

2020 yılı başında böylesi bir çalışmayı yapabilmek amacıyla önce bilebildiğimiz kadarıyla her iki dönemde yapılan iş ve yatırımları kendi özel arşivimizi, ilgili kurum ve kuruluşların web siteleriyle basılı yayınlarını, özellikle de İzmir-Tarih Projesi Tasarım Stratejisi Raporu‘nu, bu iş ve yatırımlarla ilgili gazete haberlerini, belediyelerin performans programlarıyla faaliyet raporlarını tarayarak, zaman zaman bu konularla ilgili uzman arkadaşlarımıza danışıp yardım alarak bu iki ayrı dönemde bu kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan iş ya da yatırımları belirlemeye çalıştık.

Ardından da değişik kaynakları kullanarak derlediğimiz bu bilgileri ilgili kurum ve kuruluşlara doğrulatmak amacıyla dilekçeler yazarak, CİMER, HİM ve Açık Kapı gibi resmi iletişim kanallarını kullanarak resmi kurum ve kuruluşlara doğrulatmaya çalıştık. Resmi kurum ve kuruluşlara gönderdiğimiz yazılarda 2004-2012 ve 2012-2020 dönemlerinde yaptıkları iş ya da yatırımların adını, adresini, mülkiyet ve tapu bilgilerini, yaptıkları iş ya da yatırımın niteliğini, işe başlama ve bitirme tarihlerini, yapılan işin finansman kaynağını ve yapılan toplam harcama miktarı sorduk.

Bunu yaparken TARKEM‘in 2012-2020 döneminde yaptıklarını ve yapacaklarını gerek kendisine ait web sayfası gerekse hazırladığı faaliyet raporları sayesinde ayrıntılı bir şekilde bildiğimiz için onlardan herhangi bir bilgi talebinde bulunmadık. Ayrıca bir ticari şirket olarak 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında olmadıkları için istediğimiz bilgileri “ticari sır” olarak niteleyip yanıt vermeyecekleri ihtimalini de dikkate aldık.

Aşağı yukarı 3-4 ay süren yüz yüze görüşme, telefon etme, yeniden bilgi talebinde bulunma ya da hatırlatmalar yaparak takip ettiğimiz yazılarımıza -ne yazık ki- cevap alamadık… Hem de istisnasız tüm resmi kurum ve kuruluşlardan…

İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarihsel Çevre ve Kültür Varlıkları Şube Müdürlüğü, 7 Şubat 2020 tarihli HİM başvurumuza bu tür konuların kamuoyu ile ilgisinin olmadığı iddiası ile bilgi vermekten kaçınıp bizi teknik arızalar nedeniyle doğru dürüst çalışmayan kendi web sitesindeki bayat ve yanıltıcı bilgilere yönlendirmeye kalktı…

İzmir Valiliği İl Yatırımları İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı 6, 15 ve 27 Şubat 2020 tarihlerinde Açık Kapı ve CİMER eliyle yaptığımız ısrarlı çabalarımıza karşın zaman zaman İzmir Tarih Projesi ile ilgilerinin olmadığını, zaman zaman da bu bilgilerin bulunmadığı kendi web sayfalarına yönlendirmeye kalkarak ısrarlı bir şekilde bilgi vermekten kaçındı…

İzmir Kalkınma Ajansı 5 Şubat 2020 tarihli bilgi edinme talebimize cevap vermedi…

Vakıflar Bölge Müdürlüğü ise 7 Şubat 2020 tarihli bilgi edinme talebimize cevap dahi vermedi…

İzmir Ticaret Odası ise 5 Şubat 2020 tarihli başvurumuza cevap olarak gönderdiği e-postanın ekine cevap metnini eklemekten ısrarlı bir şekilde kaçındı…

7 Şubat 2020 tarih, 16877 kayıt numaralı dilekçe ile başvurduğumuz Konak Belediyesi ise sorduğumuz sorulara yanıt vermiş olsa da, 10 Mart 2020 tarihinde ilgili servisle yaptığımız telefon görüşmesinde düzenlenen cevap yazısına Özel Kalem Müdürü Mehmet Yunak tarafından el konulduğunu öğrendik. Nitekim Konak Belediyesi‘nden de 7 Şubat 2020 tarihinden bu yana bir cevap alamadık…

Özet olarak resmi olarak başvurduğumuz tüm resmi kurum ve kuruluşlar sorduğumuz sorulara cevap vermekten ısrarla kaçındı…

Fotoğraf: Luís Ferreira, Flickr

O nedenle şimdi sadece belediye yayınlarıyla web sayfalarındaki eksik, yanlış ve bayat bilgiler; ayrıca kendi arşivimizdeki bilgilerle konu ile ilgisi olan arkadaşlarımızın verdiği bilgiler çerçevesinde 2004-2012 dönemi ile 2012-2020 döneminde Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgesinde iş ve yatırım anlamında neler yapıldığını ortaya koymaya çalışacağız. Tabii ki bilgi vermekten ısrarla kaçınan bu kurum ve kuruluşlarının savunma niteliğinde söyleyecekleri “bütün bu bilgiler yanlış. Bize gelip sorsalardı biz onlara doğru bilgi verirdik” sözlerini ciddiye almayıp kulak ardı ederek…

Devam Edecek…

Tarkem, İzenerji, Tetusa ve diğerleri… (1)

Ali Rıza Avcan

Takvimlerin 5 Temmuz 2015’i gösterdiği gün; yani bugünden tam iki yıl önce basın dünyamızın amiral gemisi Hürriyet’in Ege sayfalarında “Çeşme’nin kaderini değiştirecek” başlıklı ve bol fotoğraflı bir haberle karşı karşıya kaldık.

Tetusa’nın reklamını yapmak amacıyla yazıldığı anlaşılan bu reklam haberde, Çeşme’ye termal turizm tesisi kazandırmak için 2005’te yola çıkan İzmirli 60 ortaklı şirketin Sağlık Bakanlığı’nın olumsuz kararı nedeniyle yıllardır rafta bekleyen termal turizm tesisi için, bakanlığın olumlu görüş bildirmesinin ardından açılan ihaleyi kazandığı belirtiliyordu. 

Söz konusu haberde ayrıca ortakları arasında Ahmet Metin Tarhan, Ahmet Selim Güven, Alaçatı Turizm, Alataş Alaçatı İmar, Ali Erim Köstepen, Ali Veryeri, Avram Sevinti, Aydın Alam, Ayşe Demet Özbilgin, Bedri Artut, Bedriye Tiryaki Mencik, Uğur YüceBim Grup Bilgisayar Yatırım Planlama ve Organizasyon, Bülent Veryeri, Çağdaş Turizm Otelcilik, Çelikbilek Sabun ve Yağ, Çeşme Esnaf ve Sanatkarlar Odası, Çeştaş, Çeştur Çeşme İmar Turizm, Çetaş Çeşme Otelcilik Termal Enerji ve Ticaret, Çiğdem Sebik, Dalgıç İnşaat, Ege Sanayicileri Holding, Enis Özsaruhan, Enver Erdoğan, Erdoğan Tözge, Eritre Turizm Ticaret, Gamze Karadede, Gönül Altınkapı, Hakan Ergüven, Hayrünnisa Demirhisar, Türker Sarıkol, İbrahim Erkoç, İbrahim Timur Ömürgönülşen, İlhan Feyzi Gürel, İnan Kardeş, İnkim, İsmail Tamer Taşkın, Karal Turizm, Levent Köstem, Lucien Arkas, Mehmet Haluk Özsaruhan, Mehmet Tiryaki, Muammer Ekrem Oran, Mustafa Bülent Moral, Necdet Yorgancıoğlu, Nilgün Baykal, Onur İnşaat, Önder Türkkanı, Öz-Ege Tütün, Potpori Turizm Otelcilik, Ramazan Taşkın Akay, Salih Esen, Samim Sivri, Şinasi Ertan, Talat Sivri, Terbay Turizm, Ünal Atalay, Viltur Villasaray, Yakup Kanyas, ve Yıldız Şima gibi İzmir’in önde gelen iş adamlarının yer aldığı bu şirket yaklaşık 85 dönüm araziyi 35 yıllığına kiralayarak 40 milyon dolarlık yatırımla aquapark, estetik cerrahi, tedavi kür merkezi, yüzme havuzu, yaşlı bakım evi, otel ve kapsamlı spor alanlarının yer aldığı büyük bir termal tesis kuracağı belirtilmekteydi.

OASIS_AQUAPARK_TETUSA_GUNSU_KAYDIRAK_SUPARKI_1

Ancak 2015 yılından bu yana geçen iki yıl içinde şirketin sermayesinin 19 Aralık 2016 tarihinde önce 18 Milyon liraya, 05 Ocak 2017 tarihinde Tarkem Anonim Şirketi‘nde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında ise 30 Milyon liraya çıkarıldığı ve yönetim yapısının da Başkan Veysi Öncel (Çağdaş Turizm Otelcilik İnş. Tar. ve Gıda San. AŞ), Başkan Vekili Muhittin Dalgıç (Alaçatı İmar İnş. Tur. San. Tic. AŞ), Başkan Vekili Uğur Yüce (Bim Grup Holding AŞ), üyeler Erdoğan Tözge, Levent Köstem, Aydın Alam, Bedri Artut, Mehmet Yayayürüyen, Suat Albayrak, İsmail Öz (Çeştaş Çeşme Jeotermal Enerji San. ve Tic. AŞ), Osman Rakip Köfüncü (Çeşme Esnaf ve Sanatkarlar Odası) şeklinde oluşturulduğu görülüyor.

Bu şirketle ilgili en önemli ve son gelişme ise, 16 Haziran 2017 tarih, 699 sayılı İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile ortaya çıkıyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu kararına göre, belediyenin ortak olduğu İZENERJİ İnsan Kaynakları, Temizlik, Bakım ve Organizasyon, Enerji, Yayıncılık, Reklam, Turizm, Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi‘nin, Çeşme merkezli, Musalla Mahallesi, 1107 Sokak, No: 5/3 Çeşme/İZMİR adresinde faaliyet gösteren ve termal suların turizm ve sağlık amacıyla değerlendirilmesi, insan sağlığı, rehabilitasyon ve spor ile ilgili tesisler kurmak, çalıştırmak gibi faaliyet konularıyla iştigal eden 30.000.000.- TL. sermayeli TETUSA Özel Sağlık Hizmetleri, Termal, Turizm, Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi‘ne, sermayesinin % 40’ı oranında ve 12.000.000,00-TL değerinde hisse senedini satın alarak ortak olmasına  karar verilmiştir.

Bu karara dayanak olan İzmir Büyükşehir Meclisi Plan ve Bütçe, Hukuk ve Şirketler komisyonları tarafından hazırlanan raporlarda ise; TETUSA Özel Sağlık Hizmetleri, Termal Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim A.Ş. ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ortağı olduğu İZENERJİ A.Ş.‘nin Türk Ticaret Kanununa tabi şirketler olduğu, belediye mevzuatına göre belediye meclislerinin belediyeye bağlı şirketlerin kurulması, kurulu şirketlere hissedar olunması ve sermaye artışı konusunda karar verebileceği; ancak belediyenin hissedarı olduğu şirketlerin başka şirketlerle ortaklık kurması hususunda belediye meclislerinin karar alma yetkisinin bulunmadığı, böyle bir durumda yetkinin tamamen şirket yönetim kurulunda olduğu; bütün bu nedenlerle belediye meclisinin bu konuda karar vermesine yer olmadığı görüşünün belirtildiği görülüyor.

Bu arada şunu da söylemeden geçmememiz gerekiyor;

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre web sitesinde “Bilgi Hizmetleri Toplumu” başlığı altında şirketin mali ve finansal bilgileriyle ilgili açıklamalara yer vermesi gereken İzenerji Anonim Şirketi, bu bilgileri vermeyerek ne yapıp ettiğini kamuoyu denetiminden kaçırıyor…

Verdiği tek bilgi “Hakkımızda” başlığı altında şu şekilde:

1992 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi Yayıncılık ve Tanıtım Hizmetleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi ismi ile faaliyetlerine başlayan şirketimiz, 31 mart 2011 tarihinde şimdiki ismi olan İZENERJİ İnsan Kaynakları, Temizlik, Bakım ve Organizasyon, enerji, Yayıncılık, Reklam, Turizm Sanayi ve Ticaret anonim Şirketi adı altında halen faaliyetlerine devam etmektedir.

Kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olan 3250 personelimizle kamu hizmeti vermekteyiz.

***

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ortak olduğu İzenerji şirketinin, 60 ortaklı Tetusa şirketine, 12.000.000 Milyon liralık hisse senedi alarak % 40 oranında ortak olması ile ilgili ilk tespitlerimiz bunlar…

Ortada ilginç, ilginç olması nedeniyle araştırılması ve kamuoyu ile paylaşılması gereken bilgi ve tesadüfler var…

izenerji

Kayyum tarafından teslim alınan “Tarkem”, “Uğur Yüce”, geçmişte CHP ve AKP’de siyaset yapan politikacı iş adamları, toplantıların TARKEM’de yapılması, Tarkem’de olduğu gibi İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çok ortaklı bir şirkete ortak olması ve İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin bu konuda kendisini yetkisiz görerek karar vermemesi gibi ilginç tesadüfler…

Dediğimiz gibi araştıracağız ve bulup öğrendiklerimizi günü gününe sizlerle paylaşarak kamu yönetimindeki saydamlığın yaşama geçmesi için uğraşacağız…

 

İzmir Yerel Yönetişim Ağı – 10

İzmir Yerel Yönetişim Ağı‘ adını verdiğimiz İzmir odaklı ilişkiler ağını anlattığımız yazı dizimizin bugünkü son bölümünde ‘İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’ (İEKKK) ve TARKEM A.Ş. ile ‘Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi 2014-2023‘, ‘Gediz-Bakırçay Havzası Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi‘ ve ‘Küçük Menderes Havzası Sürdürülebilir Kalkınma ve Yaşam Stratejisi’ gibi yerel kalkınma projelerinde etkin olan Enda Enerji Holding A.Ş. ile Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) arasındaki ilginç bağlantılara dikkat çekmeye çalışacağız.

Bunu yaparken de öncelikle ENDA Enerji Holding A.Ş. üzerinde odaklanacağız.

Bildiğiniz gibi ENDA Enerji Holding de, aynen TARKEM gibi çok ortaklı bir yapıya sahip bir şirketler topluluğu. Şirketin web sayfasındaki ‘Bilgi Toplumu Hizmetleri‘ bilgilerine göre ortaklar arasındaki sermaye, Fina Holding A.Ş. % 9,90, Egenda Ege Enerji Üretim A.Ş. % 6,09, Egeli & CO. Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş. % 5,34, BİM Grup Holding A.Ş. % 3,89, Arkas Holding A.Ş. % 3,42, Atlas Enerji Yatırım ve Danışmanlık Tic. A.Ş. % 2,62, Cem Bakioğlu % 2,40 ve diğer ortaklar % 61,22 şeklinde paylaştırılmış.

Yine aynı bilgi kaynağına göre;

Enda Holging A.Ş. Yönetim Kurulu Cem Bakioğlu (başkan), Samim Sivri (başkan vekili), Ahmet Fazıl Önder (başkan vekili), Ahmet Rona Yırcalı (üye), Önder Dağıstan (üye), Mustafa Ünal (Pamukova Elektrik Üretim A.Ş. adına üye) ve Tan Egeli (Egeli & CO. Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş. adına üye);

Enda Holding A.Ş. Yatırım ve Rehabilitasyon Heyeti, Murat DEMİRER (başkan), Önder DAĞISTAN (başkan yardımcısı), Samim SİVRİ (üye), Kamil ŞENOCAK (üye), Sırrı YIRCALI (üye) ve Koray YILMAZ (üye)’dan;

Enda Holding A.Ş. Sorumlu Yönetici İcra Kurulu da Hasan EKE (üye), Ahmet ERSİN (üye), Metin TUNCAY (üye) ve Filiz ELÇİKOCA (üye)’dan oluşmaktadır.

Enda Enerji Holding A.Ş. bünyesinde faaliyet gösteren 14 ayrı şirketin isimleri ise şu şekildedir: Egenda Ege Enerji Üretim A.Ş., Akçay HES Elektrik Üretim A.Ş., Antalya Enerji Üretim A.Ş., Gönen Enerji Elektrik Üretim A.Ş., Su Enerji Elektrik Üretim A.Ş., Tuzla Jeotermal Enerji A.Ş., Yaylaköy Elektrik Üretim A.Ş., Argenda Araştırma ve Geliştirme A.Ş., RES İYTE Elektrik Üretim A.Ş., Tirenda Tire Enerji Üretim A.Ş., Solenda Güneş Enerjisi Elektrik Üretim A.Ş., İZTEKGEB İzmir Tekonoloji Geliştirme Bölgesi A.Ş., Resenda Elektrik Üretim A.Ş., Termanda Termik Enerji Üretim Ticaret A.Ş.

Enda Enerji Holding A.Ş.‘nin üst yönetiminde yer alan yukarıdaki isimlerin aynı zamanda holdingin bileşeni olan (14) ayrı şirketin yönetimi içinde de yer aldığı; bu isimlerden Murat Demirer’in 11, Uğur Yüce‘nin 10, Enis Saruhan‘ın 3,  A.Sırrı Yırcalı, Ahmet Metin Tarhan, Hasan Eke, Samim Sivri, A. Sırrı Yırcalı ve Önder Dağıstan‘ın ikişer, A. Rona Yırcalı, Cem Bakioğlu ve Şükrü Kayabaşı‘nın da birer şirkette yönetici olduğu görülmektedir.

kemeralti-tarkem-ile-ayaga-kalkacak-iha-20120725aw000495-2-tBu şirketlerin ortaklık yapılarıyla yöneticilerinin ayrıntılı şekilde incelenmesi sonucunda; 116 ortaklı TARKEM A.Ş. isimli şirketin oluşturulmasında 2’si şirket/holding, 14’ü şahıs olmak üzere toplam 16 ENDA Enerji Holding A.Ş. ya da bileşeni şirketlerin ortağı ya da yöneticisinin (Ahmet Metin Tarhan, Ahmet Rona Yırcalı, Arkas Holding A.Ş., BİM Grup Holding A.Ş., Cem Bakioğlu, Dalyan Ahmet Ersin, Enis Özsaruhan, Fadıl SivriHasan EkeHüseyin Metin Tuncay, Murat Demirer, Önder Dağıstan, Samim Sivri, Şükrü Kayabaşı, Tan Egeli ve Uğur Yüce) yer aldığı, ayrıca TARKEM‘in kuruluşunda ve bugüne kadarki yönetiminde oldukça etkin görevler aldıkları belirlenmiştir. Nitekim 2016 yılı Kasım ve Aralık ayları içinde önce atanan kayyum ardından da Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından görevden alınan son yönetim kurulunda görev yapan yönetim kurulu başkanı (Samim Sivri) ve yönetim kurulu başkan vekili (Uğur Yüce) ile 15 üyeden 3’ünün (Hasan Eke, Murat Demirer, Önder Dağıstan), TARKEM‘in Koordinasyon ve Yürütme Kurulunda kurul başkanlığı (Samim Sivri) ile 2 üyenin (Uğur Yüce, Hasan Eke) bu grubun elinde olması bunun en somut örneğidir.

Bu konuda karşımıza çıkan diğer bir gerçekte de, son yıllarda İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin geliştirip uygulamaya koyduğu kırsal/yerel kalkınma ile ilgili birçok proje ve yatırımda etkili olan İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE)‘nün üniversite-sanayi işbirliği modeli çerçevesinde ENDA Enerji Holding A.Ş. ile kurduğu üç ayrı şirketin yönetim kurulunda, üniversite rektörü Mustafa Güden‘in ENDA Enerji Holding A.Ş. ortak ve yöneticileriyle çalışıyor olmasıdır. 

Bu şirketlerden biri İZTEKGEB İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi A.Ş.‘dir. Üniversite rektörü Mustafa GÜDEN‘in yönetim kurulu başkanı, Fadıl Sivri‘in yönetim kurulu başkan vekili, Uğur Yüce, H. İbrahim Gökçüoğlu, Jak Eskinazi ve İ. Yalçın Yılmaz‘ın yönetim kurulu üyesi olduğu bu şirketin ortakları sırasıyla İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE), Ege Üniversitesi (EÜ), Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEU), Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO), İzmir Ticaret Odası (İZTO), İzmir Ticaret Borsası (İTB), Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği (EİB), İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (İESOB), Vestel Elektronik A.Ş., Enda Enerji Holding A.Ş., Innovatek Teknoloji Ürünleri San. ve Tic. A.Ş., Ünibel Özel Eğitim ve Bilgi Teknolojileri San. ve Tic. A.Ş., Alataş Alaçatı İmar İnş. San. ve Tic. A.Ş., İzmir Teknopark Ticaret A.Ş., Balçova Termal Turizm ve Özel Eğitim Öğretim Hizmetleri A.Ş., Ege Sanayicileri ve İşadamları Derneği (ESİAD), Ege Genç İşadamları Derneği (EGİAD), İzmir Sanayicileri ve İşadamları Derneği (İZSİAD), Ege Teknoloji ve Başarı Vakfı ve BİM Grup Holding AŞ.’dir.

İkinci şirket ise Argenda Araştırma ve Geliştirme A.Ş.‘dir. İYTE Rektörü Mustafa Güden‘in yönetim kurulu başkanı, Murat Demirer ile Uğur Yüce‘nin yönetim kurulu üyesi olduğu şirketin sermayesi % 67,98’i Enda Enerji Holding A.Ş.‘ne, % 10,52’si Rona Yırcalı & Karesi‘ye, % 20,51’i 162 adet sanayici ve iş adamına, % 0,99’u da İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) arasında paylaştırılmıştır.

ENDA Enerji Holding A.Ş. ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE)‘nin ortak olduğu son şirket olan RES İYTE Elektrik Üretim A.Ş.‘nin sermayesi ise % 89’u ENDA Enerji Holding bileşeni olan Egenda Ege Enerji Üretim A.Ş. ile % 11’i İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) arasında bölüştürülmüş olup; bu şirketin yönetim kurulu başkanı Enis Özsaruhan, yönetim kurulu üyeleri ise Uğur Yüce ile Mustafa Güden‘dir.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, TARKEM A.Ş., İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) ile Enda Enerji Holding A.Ş. ve şirketleri arasındaki ilişkiler, ortaklık yapısı bu şekildedir.

resim1

Görüldüğü gibi hepsi birer kamu kurumu olan ve bu nedenle kamu yararını savunması gereken belediyelerle üniversiteler kah çok ortaklı kah ikili, üçlü ilişkiler geliştirerek, şirketler kurarak ya da şirket ortağı sıfatıyla iş ve sermaye çevreleriyle ilginç (!) bağlantılar kurmakta; şirketler üzerinden oluşturulan bu ağ sayesinde üniversitelerin ve belediyelerin kamu yararı ilkesini gözetmekten uzaklaşarak iş ve sermaye çevrelerinin menfaatleri çerçevesinde özelleştirilmesinin önü açılmaktadır.

Zaten istenen de budur… ‘Yönetişim zihniyeti’ denilen şey, buna benzer ilişki ve ortaklık ağları üzerinden kent yönetimiyle kamu yararını gözeterek bilgi üretmesi gereken üniversiteler üzerinde bir egemenlik kurmakta ve bundan da kimselerin haberi olmamaktadır…

 

İzmir Yerel Yönetişim Ağı – 9

İzmir Yerel Yönetişim Ağı‘ başlıklı yazı dizimizin bugünkü bölümünde yönetişim zihniyetinin yereldeki temsilcisi olan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çok ortaklı TARKEM, Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım Ticaret Anonim Şirketi’ne ortak olmasını ve bunun olumsuz bir sonucu olarak şirketin yakın zamanda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) üzerinden kayyuma devredilmiş olması nedeniyle ortaya çıkan kamu zararının ‘kamu yararı’ ilkesiyle bağlantısını inceleyip tartışacağız.

TARKEM – Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım Ticaret Anonim Şirketi’nin 26 Kasım 2012 tarihindeki ilk kuruluşunda 20.000.-TL’lık payla ortak olan İzmir Büyükşehir Belediyesi Egeşehir Planlama A.Ş.’ne ait % 0,86 oranındaki pay, şirketin taahhüt edilmiş 2.320.000.-TL’lık sermayesinin yetersizliği nedeniyle devamlı olarak yeni ortaklar ve yeni sermaye payları aranmıştır. Örneğin Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın (EBSO) şirkete ortak olması istenmiş ancak sonuç alınmamıştır.

cxinz_3wgaavz6a

Sonuçta 2016 yılında şirketin sermayesi 10.000.000.- TL’sına çıkarılırken İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 20.000.-TL’lık paya karşılık olan % 0,86 oranın hissesi 3.000.000.-TL’lık paya karşılık olan % 30 oranına çıkarılmış, buna ilave olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun eşi Türkegül Kocaoğlu’nun % 0,86 oranındaki hissesinin karşılığı olan 86.207.-TL’lık sermaye payı ile şirkete ortak olması sağlanmıştır. Böylelikle, hem geriye kalan 114 ortağın 3 yıldır bir türlü bir araya getiremediği  önce 2.320.000.-TL’lık, daha sonra 10.000.000.-TL’lık sermayenin % 30’luk kısmının kamu kaynaklarından sağlanması garanti edilmiş hem de şirkete İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının eşinin ortak olması sağlanarak itibar kazandırılması sağlanmıştır.

2016 yılı başında hayata geçirilen bu hamle ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait olup devamlı zarar eden İzbeton A.Ş., Grand Plaza A.Ş., Ünibel A.Ş., İzelman A.Ş., İzdeniz A.Ş., İzulaş A.Ş., Metro A.Ş:, Ege Şehir Planlaması A.Ş., İzfaş A.Ş., İzbelkom A.Ş. ve İzenerji A.Ş. gibi şirketlere sermayesine % 30 oranında ortak olunan ve kurulduğu tarihten bu yana zarar eden TARKEM, Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım Ticaret A.Ş. de katılmıştır.

Bunun dışında şirketin kuruluş aşamasında ortak olmayan Konak Belediyesi’ne ait İzbel Limited Şirketi’nin de 86.207.-TL’lık sermaye taahhüdü üzerinden % 0,86 oranında ortak olması; böylelikle Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinden sorumlu ilçe belediyesinin de şirkete katılması sağlanmıştır.

TARKEM’in 2016 yılı sonunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilmesi ve ardından yönetimine kayyum atanması aşamasında işten el çektirilen yönetim kadrosuna bakıldığında da gerek yönetim kurulunda gerekse koordinasyon ve yürütme kurulunda yetkilendirilmiş bir İzmir Büyükşehir Belediyesi görevlisinin yer almadığı, yürütme kurulu içinde Muzaffer Tunçağ ismine rastlansa da kendisinin Urla ve İzmir Büyükşehir belediyesi meclislerinin üyesi olması dışında İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni temsil etme, onun adına hareket etme yetkisine sahip olmadığı görülmektedir.

Şimdi bu durumda, TARKEM A.Ş. 2016 yılı sonunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilip yönetimi de yine fon eliyle kayyuma devredildiğine göre kamu kaynaklarından; daha doğrusu bizlerin ödediği vergilerle oluşan belediye bütçesinden alınıp sözkonusu şirkete verilen 3.000.000.-TL’lık sermaye taahhüdünün ve bunun ödenen 741.894.-TL’lık kısmının akıbetini sormak, bu paranın bundan sonra kime ait olduğunu araştırmamız, bu durumun bir kamu zararı olup olmadığını ve ‘İzmir-Tarih, İzmirlilerin Tarih İle İlişkisini Güçlendirme Projesi‘nin önemli bir ortağı olan TARKEM A.Ş.’nin TMSF ve kayyumlar tarafından teslim alınmış olması nedeniyle bu yeni durum karşısında İzmir-Tarih Projesi’nin akıbetini de tartışmamız gerektiğini düşünüyoruz.

tarkemde-kayyum-duzeltmesi_7272_dhaphoto4

Öte yandan sözkonusu şirket bir Kanun Hükmünde Kararname ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilip yönetimi de aynı fon tarafından kayyuma verildiği halde TARKEM’e ait güncel Twitter hesabında çeşitli kamu yöneticilerini ziyaret ederek TARKEM’i ve İzmir Tarih Projesi’ni tanıtan eski yöneticilerinin ‘başkan‘ ya da ‘başkan vekili‘ olarak tanımlanmalarının da ne anlama geldiğini çözmüş değiliz.

Devam Edecek…

İzmir Yerel Yönetişim Ağı – 8

Yazı dizimizin bugünkü bölümünde,

  • İzmir Büyükşehir ve Konak belediyeleri,
  • İzmirli sermaye ve rant grupları ile
  • İzmirli sermaye ve rant çevrelerinin kurduğu dernek ve vakıflar

Şeklindeki üçlü bir yapılanma olarak formüle edilen ‘İzmir Yerel Yönetişim Ağı’nın içinde yer alan TARKEM A.Ş. ve benzeri özel kurumlardan söz etmek istiyoruz.

İzmir Yerel Yönetişim Ağı’nın içinde yer alan TARKEM A.Ş. ve onun benzeri çok ortaklı kurumlar genellikle, ihtiyaç duyulan büyük sermayenin fazla sayıdaki katılımcının taahhüt edeceği küçük paylarla oluşturulmasındaki kolaylık ve olası risklerin bu çok fazla sayıdaki ortak arasında paylaştırılarak dağıtılması nedeniyle tercih edilmektedir.

Bir dönemler Güçbirliği, EGS, Tarişbank, Kipa, İzair, Şarpa, ENDA gibi birbirini izleyen, bir kısmı büyüyüp İstanbul sermayesine ya da uluslararası sermayeye satılan, bir kısmı da başarısızlığı nedeniyle yok olan çok ortaklı bu girişimleri genellikle iş, sanat, kültür, bilim, sermaye ya da rant çevrelerince bilinen, tanınan ve kendilerine güvenilen, çoğu kez kanaat önderi olarak tanımlanan kişiler ya da bu tür kişilerin oluşturduğu ufak gruplar kurmuştur.

tarkem-004

Ege’nin çok ortaklı ünlü şirketi Kipa’nın kuruluş aşamasındaki bu isimler Metin Akpınar ve Ahmet Piriştina, İzAir’in kuruluşunda Ekrem Demirtaş, TARKEM’in kuruluşunda da Prof. Dr. İlhan Tekeli ve Uğur Yüce gibi herkesin bildiği, tanıdığı, kültür, sanat, bilim ve iş dünyası gibi alanlarındaki çalışmalarıyla ünlenmiş toplumsal saygınlığa sahip kişiler olmuştur.

Ege Sanayici ve İşadamları Derneği (ESİAD) Yüksek İstişare Kurulu Başkanlık Kurulu Üyesi Kemal Çolakoğlu, 15 Eylül 2010 tarihinde Doğan Haber Ajansı’ndan sevgili arkadaşımız Burcu Taner’e verdiği mülakatta çok ortaklı yatırım modelinin artık görevini yerine getirdiğini, bugün için yenilerinin kurulacağını düşünmediğini ve böylesi girişimleri doğru bulmadığını belirtmiş olsa da kendisinin Kalkınma Bakanlığı’na bağlı İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) Kalkınma Kurulu Başkanı olarak görev yaptığı dönemde, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu tarafından İzmir Kalkınma Kurulu’na alternatif olarak oluşturulan İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nda (İEKKK) görev yapan ve çoğunluğunu ENDA Holding’in ortak ve yöneticilerinden oluşan küçük bir grup (Uğur Yüce, İlhan Tekeli, Sıtkı Şükürer, Muzaffer Tunçağ), İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin aşağı yukarı aynı tarihlerde kamuoyuna duyurduğu ‘İzmir-Tarih, İzmirlilerin Tarih İle İlişkisini Güçlendirme Projesi’nde İzmir Büyükşehir ve Konak belediyeleriyle birlikte çalışmak üzere 112 ortaklı TARKEM, Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım ve Ticaret Anonim Şirketi’ni kurmuştur.

Demek ki, İZKA İzmir Kalkınma Kurulu Başkanı Kemal Çolakoğlu’nun 2010 yılında beyan ettiği fikrin aksine İzmir’de halen çok ortaklı bir şirketin kurulabileceğine, bu ortakların arasına İzmir Büyükşehir ile Konak Belediyelerinin dahil edilmesi durumunda oluşturulan ortaklığın daha güçlü olacağına inanan bir kısım sermayedar, rantiye ve iş adamı bulunmaktadır.

Bu sermayedar, rantiye ve iş adamı grubu, işin içine, o konularda görevli, yetkili ve sorumlu devlet kuruluşlarıyla belediyeler dahil her siyasal partiden, toplumsal ölçekte güçlü kesimlerden gelen kişi, kurum ve şirketlerin dahil etmesi durumunda bütün kapıların kendilerine açılacağına, her sorunu kolaylıkla çözebileceklerine inanmaktadırlar çünkü…

26 Kasım 2012 tarihinde kurulan 2.320.000.-TL’lık kuruluş sermayesine sahip TARKEM, Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım ve Ticaret Anonim Şirketi’nin o tarihlerdeki toplam 112 ortağına baktığımızda ince hesaplarla dokunan çok güçlü bir yapıyı yakından görmüş oluruz…

  • Şirketin İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden gelen eski ya da yeni başkan danışmanları İlhan Tekeli, Mehmet Emin Dursun Ünal ve Serhan Ada,
  • Konak Belediyesi’nden gelen Belediye Başkanı Hakan Tartan,
  • CHP’den gelen ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yakınlığı ile tanınan, daha sonra CHP Tunceli milletvekili olan Gürsel Erol ve İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği’nin eski başkanı ve eski İzmir milletvekili Mehmet Ali Susam,
  • İktidar cephesiyle o tarihlerde ‘Hizmet Hareketi’ olarak nitelenen Cemaat çevresinden gelen; Bekir Pakdemirli, Mustafa Latif Topbaş’ın yönetim kurulu başkanı olduğu BİM Holding A.Ş., İzmir Milletvekili İlknur Denizli, Türkiye Futbol Federasyonu eski başkanı Mahmut Özgener ve Küçükbay Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Küçükbay,
  • ENDA Holding A.Ş.’den gelen Ahmet Metin Tarhan, Ahmet Rona Yırcalı, Dalyan Ahmet Ersin, Enis Özsaruhan, Hüseyin Metin Tuncay, Murat Demirer, Önder Dağıstan, Samim Sivri, Şükrü Kayabaşı ve Uğur Yüce olduğu görülecektir.

tarkem-001Bu kadar fazla sayıdaki güçlü isme, şirketin kuruluşundan bir ay sonra 17 Aralık 2012 tarihinde, TARKEM, Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım ve Ticaret Anonim Şirketi’nin kamuoyundaki sempatisini oluşturmak amacıyla adeta şirketin yan kuruluşu olarak kurulan İzmir Kent Değerlerini Koruma ve Geliştirme Derneği’nin ad ve soyadları aşağıda belirtilen asil ve fahri üyelerini dahil ettiğimizde bu geniş koalisyonun daha da genişleyen güçlü, yenilmez yapısı daha bir net ortaya çıkacaktır:

  • Kemeraltı’ndaki Havralar Bölgesi’nde yer alan birçok havranın sahibi olan İzmir Musevi Cemaati’nden Cemaat Başkanı Jak Sigura ve Cemaat Vakfı Başkanı Jak Kaya ile Nesim Bencoya ve Sara Pardo,
  • İzmir üniversitelerinden Ege, Dokuz Eylül, Gediz, Yaşar, İzmir üniversiteleri rektörlerinin yanı sıra dekanlar ve akademisyenler,
  • CHP’den İzmir İl Başkan Yardımcısı Ülkümen Rodoplu,
  • İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nden İl Kültür ve Turizm Müdürünün yanında Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerindeki tarihi, doğal ve kentsel sit alanları ile kültürel değerlerden sorumlu olan, onlar hakkında kararlar alan İzmir 1 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Başkanı ve Müdürü,
  • İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden meclis üyesi Muzaffer Tunçağ ve Tarihsel Çevre ve Kültür Varlıkları Şube Müdürü,
  • Tarihi Kemeraltı Esnaf Derneği Yönetim Kurulu Başkanı,
  • İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği temsilcisi,
  • TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Başkanı ve
  • TMMOB İzmir Mimarlar Odası Yönetim Kurulu Başkanı.

Şimdi onca resmi, özel ve sivil kurumda, kuruluşta, holdingde, şirkette ve benzerlerinde ortak ya da yönetici olup arkasına kamu gücünü alarak görev yapan bu kadar fazla ve güçlü insanın belirli bir amaç için bir araya geldiğinde tüm kapıların onlara açılmayacağını, her istediklerini yaptıramayacaklarını söyleme cüretini kim gösterebilir ki? Sahi böyle bir güç, böyle bir yenilmez armada karşısında kim karşı durup; “Hayır” deme; hatta “Belki” deme cesaretini bulabilir kendinde? Kim?

Ayrıca bu kadar kalabalık arasında, halk; yani İzmirli dışında kim unutulmuş, ortaklar listesine yazılmamış olabilir? Kim?

“Mutenalaştırma”, “soylulaştırma”, “seçkinleştirme” ya da “kentsel süzülme” üzerine okumak ve düşünmek…

Türkçe’de “kentsel süzülme” ya da “seçkinleştirme”, bazı yerlerde de “soylulaştırma” veya “mutenalaştırma” olarak tanımlanan bir kavram “Gentrification”.

Kavram, “profesyoneller” olarak tanımlanan yüksek gelirli beyaz yakalıların kentin merkezindeki tarihi ve değerli alanlara yerleşmek için yatırım yapmasını ve o alanlarda yaşayan yoksul ve az gelirli insanların doğal olarak şehrin başka yerlerine sürülmesini ya da gelirleriyle orantılı olarak şehrin çevresinde oluşan daha ucuz bölgelerde yaşamalarına (ya da aslında yaşayamamalarına) olanak tanıyan ve bir bakıma şehrin “temizlenmesini” sağlayan, bu amaçla bu bölgelerde bunu sağlamaya yönelik “özel operasyonlar” yapılmasını ifade eden bir kavram.

Kent merkezinin ya da tarihi alanların kentin yoksullarından ve az gelirlilerinden ayıklanmasının yöntemlerinden biri, o alanda ev ve kira fiyatlarının artması/arttırılması, alışveriş mekânlarındaki fiyatların kentin diğer yerlerindeki fiyatlardan oldukça yüksek olması ve bölgenin az gelirli insanların yaşayacağı gelir seviyesinden daha yükseklerde fiyatlara sahip olmasıdır.

sulukule-02

Bu kavramın en iyi örnekleri İstanbul için Tarlabaşı, Sulukule, Süleymaniye, Cihangir, Galata ve benzeri bölgelerde yapılan ve hepimizin gidip gördüğümüzde fark ettiğimiz ya da medya aracılığıyla öğrendiğimiz uygulamalardır. Bunun İzmir özelindeki örneğini ise yakın zamanda Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinde bir “İzmir modeli” yaratmak amacıyla yola çıkan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “İzmir-Tarih Projesi” ve bu proje için kurduğu TARKEM A.Ş. eliyle Havralar Bölgesi için amaçlanan yapılaşma ile Basmane bölgesindeki mutenalaştırmayı harekete geçirecek olan Folkart’ın eski “Basmane Çukuru”nda yapacağı 67 katlık ikiz gökdelenleri somutlar.

***

KENTİN MUTENALAŞTIRILMASI (Gentrificiation of the City), Neil Smith ve Peter Williams

İngilizceden çeviren: Melike Uzun

Yordam Kitap, İstanbul – 2015, 320 sayfa

kentin-mutenalastirilmasi-on-kapakKentsel gelişim, kentsel dönüşüm ve mutenalaştırma arasındaki ilişkiyi farklı yaklaşımlarla açıklaması ve literatürdeki temel yaklaşımları kapsaması bakımından editörlüğü Neil Smith ve Peter Williams tarafından yapılan “Gentrification of the City” 2015 yılının Ekim ayında Yordam Kitap tarafından Türkçeleştirildi.

Kitabın tanıtımı amacıyla arka kapağına konulan metin ise şu şekilde:

Mutenalaştırmaya ilişkin geliştirilen tanımlara baktığımızda, konut alanlarının rehabilitasyonundan daha kapsamlı bir süreçle karşı karşıya olduğumuz açıktır….

 Kent peyzajında ortaya çıkan tüm bu değişikliklerin altında, ileri kapitalist toplumların kapsamlı olarak yeniden biçimlendirilmesini üstlenmiş belirli ekonomik, toplumsal ve politik güçler yatar:

 Burada sanayinin yeniden yapılanması, üretim sektöründen hizmet sektörüne kayış ve bunun sonucunda sınıf yapısındaki genel dönüşüm ile birlikte işçi sınıfının da dönüşümü, devletin ve siyasal ideolojilerin tüketim ve hizmetlerin özelleştirilmesi yönündeki eğilimi söz konusudur. Mutenalaştırma, bu toplumsal dönüşümün mekân üzerinde gözlemlenebilen bir bileşenidir.”

Mutenalaştırma kavramının ilk kez kullanılmasından bu yana 50 yılı aşkın bir süre geçti. Kentin Mutenalaştırılması ise ilk kez günümüzden yaklaşık 30 yıl önce, 1986 yılında yayınlandı. Dönemin ana akım tartışmalarına alternatif pencereler açmak amacıyla oluşturulan bu çalışma, bugün kent yaşamının ayrılmaz bir parçası haline gelmiş olan bu olguyu anlamak için önemli bir başvuru kaynağı olma özelliğini koruyor. Okuru, mutenalaştırma ile sınıflar, toplumsal eşitsizlik, toplumsal direnç ve kent hakkı arasındaki ilişkiyi derinlemesine düşünmeye davet ediyor.

 Konunun uzmanı 13 yazarın makalelerinden oluşan bu çalışma, başta ABD olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinden örneklerle, kent peyzajının hem görünen cephesine hem de görünenin ötesine, bir parçası olduğu ekonomik ve siyasal süreçlere ışık tutuyor.”

Kitabın “İçindekiler” bölümünde sıralanan makaleler ve yazarları ise şu şekilde:

mutenalastirma

ÖNSÖZ

Ortodoks Yaklaşıma Alternatifler: Tartışmaya Davet, Neil Smith ve Peter Williams

KENTİN MUTENALAŞTIRILMASI

Mutenalaştırma, Sınır ve Kentsel Mekânın yeniden Yapılandırılması, Neil Smith

Mutenalaştırmanın Yarattığı Kaos ve Karmaşa, Robert A. Beauregard

Mekânsal Yeniden İnşa ile Sınıf Oluşumu, Avustralya, Britanya ve Birleşik Devletler’deki Mutenalaştırmaya İlişkin Bir Yeniden Değerlendirme, Peter Williams

Sınıfın Tanımlanması ve Mutenalaştırmanın Estetiği: Melbourne’da Viktoryacılık, Michael Jager

Yeniden Canlandırılmış Mahallelerin Siyasal ve Toplumsal İnşası: Society Hill, Philadelphia ve False Creek, Vancouver, Roman A. Cybriwsky, David Ley ve John Western

Londra’da Mülkiyet Dönüşümü ve Daire Tasfiyesi: Britanya’da Kat Mülkiyeti Deneyimi, Chris Hamnett ve Bill Randolph

Tek Etme, Mutenalaştırma ve Yerinden Etme: New York City’deki Mekanizmalar, Peter Marcuse

Birleşik Devletler’de Yer Değiştirmenin Anatomisi, Richard T. Legates ve Chester Hartman

SONUÇ

KENTİN MUTENALAŞTIRILMASI

“Rönesans”tan Yeniden Yapılandırmaya: Çağdaş Kentsel Gelişimin Dinamikleri, Peter Williams ve Neil Smith

KATKIDA BULUNANLAR

KAYNAKÇA

İyi okumalar dileğiyle…

 

Kent ya Halkındır ya da Sermayenin; Ortası Yok ! – 1

Ali Rıza Avcan

Güzel İzmir Gazetesi olarak, sermaye ile gericilik arasına sıkıştırılan kentimizi sahiplenmek, İzmir’in kendisine biçilen bu gömleğe sığmayacağını, sığmaması gerektiğini göstermek için yola çıktık. Bu mücadeleyi paylaşan, uzun süredir kent üzerine düşünen, çalışan, öneren bir isim de, Ali Rıza Avcan. Kent Stratejileri Merkezi adıyla ülkemizdeki birçok değerli ismin yazılarını bir halk kürsüsü anlayışıyla paylaştığı ortak kullanımlı bir bloğu olan ve yine aynı ismi taşıyan bir Facebook grubunda önemli ve değerli bir birikime imza atan Avcan’la, Kültürpark Projesi’nin ne anlama geldiğini konuştuk.

Sayın Avcan, geçen sayımızda “Kültürpark’ı sermayeye kar etmeyeceğiz” manşetiyle konuya giriş yapmıştık. İzmir’in “Yeni Kültürpark Projesi” adlı bir sorunu var. Ve İzmir’de “Kültürpark’ıma dokunma diyen” önemli bir kitle de var. Sohbete buradan girecek olursak… Sizce nedir “Yeni Kültürpark Projesi” ve neden bu projeye karşı mücadele etmek gerekir?

Kültürpark Projesi“, aslında içine Kemeraltı, Basmane, Kadifekale ve Çankaya bölgelerini de alan İzmir’in tarihi kent merkezi için, İzmir ve İstanbul sermaye çevrelerinin birlikte geliştirdiği bir “soylulaştırma” (mutenalaştırma) projesinin ikinci adımıdır. Bildiğiniz gibi bu soylulaştırma projesinin ilk adımı, bundan dört yıl önce İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin İzmir’in sermaye çevreleriyle birlikte oluşturduğu “İzmir-Tarih Projesi” ve TARKEM isimli şirketle atılmıştır. İzmir-Tarih Projesi ile Kemeraltı, özellikle de Havralar Bölgesi’nde TARKEM eliyle bir soylulaştırma girişiminde bulunulmuş, şimdi de bu girişimin ikinci adımı atılarak Basmane ve Çankaya bölgeleri bu alana eklenmiştir.

Bu ikinci adımla, “Basmane Çukuru” adıyla ünlenen alanda Folkart ve İzmir Büyükşehir Belediyesi işbirliği ile İzmir’in en yüksek binası unvanını alacak 70 katlı bir gökdelen dikilecek, İzmir Büyükşehir Belediyesi Konak Meydanı’ndaki binasını terk ederek bu binaya taşınacak, Konak Belediyesi 9 Eylül Meydanı çevresindeki iki binasını terk ederek Tepecik’te yaptıracağı binaya taşınacaktır.

boykot-7

İZMİR’İN YÜZÜ TANINMAZ OLACAK

Folkart, Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak’ın Akşam Gazetesi’ne verdiği 17 Temmuz 2016 tarihli demece göre, Folkart’ın yapacağı bu binada 10.000 metrekarelik bir çarşı, rezidans ve ofislerle sosyal alanlar yer alacak, “İzmir Fuar alanıyla birleşecek birbirinin devamı olacak bir proje planlıyoruz” ifadesi çerçevesinde bina bir şekilde Kültürpark alanıyla ilişkilendirilecektir.

İzmir Büyükşehir Belediyesi bu demeç hakkında bir düzeltme yapmadı. Yapılacak 70 katlı binanın içinde, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin merkez birimleri de yer alacağı için, bu bina ile Kültürpark’a yapılacak olan, mülkiyeti yine İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait kültür merkezi arasında, aradaki caddenin üstünden veya altından bir bağlantının sağlanması konuya belediye açısından bakan kamuoyu tarafından normal karşılanabilir.

Kültürpark Projesi“yle Folkart’ın yapacağı 70 katlık binanın oluşturacağı bu yeni mekânsal bütünlüğün, bölgedeki soylulaştırma çalışmalarının başlangıcı olacağı, bunun ardından gelecek ikinci bir hamlenin de çevredeki eski, yıpranmış binalarla ilgili olacağı kolaylıkla tahmin edilebilir.

Böylelikle 5-10 yıl içinde “İzmir-Tarih Projesi” ile soylulaştırılacak Kemeraltı Bölgesi’ne ek olarak Kültürpark Projesi ile başlatılan diğer bir soylulaştırma projesi sonucunda Basmane, Oteller Bölgesi, Çankaya’daki Elektronikçiler Çarşısı tanınmaz hale gelecek, bölgede yaşayan yoksul halk ve mülteciler kentin başka bölgelerine gönderilecek, kentin bu eski bölgesi yeni yüzüyle yeni müşterilerini ağırlamaya başlayacaktır.

TARİHİ KENT MERKEZİNDE RANT YÖNETİMİ

Öyle anlaşılıyor ki, İzmir’de sermaye gruplarının inşa ettiği ve kenti adeta işgal ettiği projeler, pek de birbirinden bağımsız değil, ortada bir network-ağ olduğunu görmek mümkün, ne dersiniz?

Bu anlamda İzmir’deki hiçbir proje ya da girişimin birbiri ile ilgisiz olduğu, birbirinden bağımsız olduğu söylenemez. Çünkü İzmirli, İstanbullu ya da yabancı sermayenin tüm projeleri, tüm girişimleri, özellikle de rant odaklı yatırımları birleşik kaplar örneği hep birbiriyle ilişkilidir bu kentte.

İzmir’in tarihi kent merkezinin güneyindeki rantı yönetecek İzmir-Tarih Projesi ile kuzeyindeki rantı yönetecek Yeni “Kültürpark Projesi“nin uzunca bir süredir İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun danışmanlığını yapan Prof. Dr. İlhan Tekeli tarafından tasarlanmış olması da, bu ilişkiyi ve amacı açık şekilde ortaya koymaktadır. Hatta bu ilişki öyle bir noktaya ulaşmıştır ki, Prof. Dr. İlhan Tekeli projeyi hazırlayıp sunmakla yetinmemiş, “İzmir-Tarih Projesi” kapsamında Havralar Bölgesi’ndeki soylulaştırma çalışmalarını gerçekleştirmek amacıyla projenin halka duyurulduğu tarihte kurulan ve o tarihten bu yana sadece “İzmir-Tarih Projesi” kapsamındaki işlerle uğraşıp başka bir ticari faaliyeti bulunmayan TARKEM isimli şirkete de ortak olmuştur.

İzmir’in tarihi kent merkezini kuzeyden ve güneyden kuşatan bir iki soylulaştırma projesinin tasarımcısı aynı kurum ve kişiler olmakla birlikte uygulayıcısı olacak sermaye çevreleri coğrafi olarak farklıdır. Bölgenin güneyini kapsayan “İzmir-Tarih Projesi“nin finansörü ve ana uygulayıcısı, çoğunluğunu İzmirliler’in oluşturduğu İzmir sermayesinin temsilcisi olarak ortaya çıkan TARKEM, kuzeyini kapsayan Yeni Kültürpark Projesi’nin finansörü ve ana uygulayıcısı ise İstanbul sermayesinin temsilcisi olarak sahneye çıkan Folkart’tır.

Aslında bu şirketlerin ya da sermaye çevrelerinin ayrı olması bizi yanıltmamalıdır. Çünkü İzmir sermayesi hacim, yoğunluk ve etkinlik açısından hiçbir zaman İstanbul sermayesinin önüne geçmemekle birlikte büyütüp İstanbul’a teslim etmek ya da İstanbul sermayesinin bir alt taşeronu olarak eklemlenip pastadan dilim almak konusunda oldukça bilgili ve deneyimlidir. Nitekim İzmirliler’in İstanbul sermayesine karşı bir kahramanlık, bir savunma efsanesi olarak temellendirilip ortaya çıkardıkları TARKEM’de bile İzmir-İstanbul işbirliğinin durumu ortaklık yapılanmasında net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

kulturpark-02

NEOLİBERAL İDEOLOJİNİN ‘YÖNETİŞİM’İ

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve ona destek veren kurumlar, bu kotardıkları işleri genellikle ve yoğunlukla “yönetişim” kodlamasıyla sunuyorlar, “yönetişim” kavramını ve bunu tamamlayan kavram setlerini kullanıyorlar…

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2009 yılından beri ortaya konulan “İzmir Akdeniz Akademisi”, “İzmir-Tarih Projesi”, “İzmir-Deniz Projesi” ve “Kültürpark Projesi” gibi tüm büyük projelerin püf noktası, neoliberal ideolojinin ve çağdaş kapitalizmin 1989 tarihli Dünya Bankası raporu ile ortaya atıp geliştirdiği ve zaman içinde çağdaş bir siyasal iktidar modeli olarak tüm ülkelere önerip yerleştirmeye çalıştığı “yönetişim” kavramında yatmaktadır. Uzun yıllardır bu modelin savunuculuğunu yapan Prof. Dr. İlhan Tekeli, İzmir Büyükşehir ya da Konak belediyelerinin kendilerine verilen görevleri yeterince yapamadıklarını ileri sürerek yerel düzeydeki bu kamu kurumlarının yanına özel sermayeyi ve sivil toplum kuruluşlarını ilave etmeye çalışarak yerel yönetimler-özel sektör-STK’lar şeklinde üçlü bir yapı oluşturmaya çalışmaktadır. Yerel yönetimlerin rehberliğinde hareket edecek bu üçlü sacayağına zaman zaman üniversiteler de dahil edilmekte, STK’lar boyutunda da genellikle isminin sonu “siad” ya da “giad”la biten patron dernekleri, konfederasyonları ya da onların oluşturduğu dernekler, vakıflar çağrılmaktadır.

Ancak bir yandan bütün bunlar yapılırken diğer yandan da “yönetişim” anlayışının mantığına aykırı olarak hükümet denetimindeki İzmir Kalkınma Kurulu’na bir alternatif olacak şekilde, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu tarafından 2009 yılında oluşturulan ve o günden bu yana her ay düzenli olarak toplanan 120 üyeli İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu (İEKKK), üyelerinin % 99’unun sermaye temsilcilerinden oluşması nedeniyle bir “patronlar kulübü” olarak çalışmakta; kenti doğrudan ilgilendiren “Fuar İzmir Projesi”, “Alsancak Limanı Projesi” ve “Kültürpark Projesi” gibi büyük, önemli birçok proje burada görüşülüp tartışılmakta ve İzmir sermayesi içinde uzlaşma sağlanmaktadır. Nitekim çoğu proje yeterli bir katılımla görüşülüp tartışılmadı dediğimizde bu kurulda yer alan işadamı ya da sermayedarlar, projelerin sivil toplum tarafından tartışıldığını, katılımın sağlandığını iddia edebilmekte, hatta “bir itiraz etmiştik, itirazımız üzerine projede önemli değişiklikler yapıldı” diyerek projeleri aslanlar gibi savunabilmektedir.

Devam edecek…