Küçük ve güzel bir öneri…

Ali Rıza Avcan

Geçtiğimiz hafta Alsancak’ta oturan eski bir dostumdan, sağını solunu düzeltip resmi bir kuruma verilecek şekle dönüştürmem dileğiyle bir dilekçe taslağı teslim aldım.

Çok imzalı ortak bir dilekçe olarak hazırlanan bu taslaktaki anlatım, söylendiği gibi oturup esaslı bir düzeltme yapmayı gerektirecek kadar bozuktu. Özellikle de okuyanın kolayca anlamasını engelleyecek yanlışlık ve tekrarlarla doluydu.

Dilekçenin konusu ise, Alsancak’taki Kıbrıs Şehitleri Caddesi ile çevre sokaklarda zaman zaman tek başına, zaman zaman da bir araya gelerek grup oluşturan genç ve yetişkinlerin yaptığı sokak müziği ile küçük çocukların önlerine koydukları plastik kova, bidon ya da boya kutusu gibi ses veren nesnelere elleriyle vurarak biteviye yaptıkları ritmik müziğin çevre esnafı ile konut sakinlerinde yarattığı bıkkınlık ve şikayetle ilgiliydi. Dilekçe, bu şikayet çerçevesinde sokak müzisyenlerinin yasaklanarak o çevreden uzaklaştırılmasını talep ediyordu.

Dilekçenin altında ise “KIBRIS ŞEHİTLERİ CADDESİ VE ALSANCAK MAHALLESİ SAKİNLERİ” şeklinde imza yerine geçen bir ifade bulunmaktaydı.

056

Benim böylesi bir dilekçeyi düzelterek bu girişime katılmam, bir kent ve yaya hakları savunucusu olarak mümkün değildi. Üstüne üstlük, Yaya Derneği‘nin kurucu üyesi ve kurucu başkanı olarak böyle bir talebe sahip çıkıp destek vermem de olanaksızdı. O nedenle, söz konusu dilekçeyi düzeltmedim ve geri yollamadım.

Böyle bir şeyi yapmamakla birlikte, gerek İzmir’de, gerekse diğer büyük kentlerde sokak müziği yapan; bunu yaparken iyisiyle kötüsüyle bizlerle müzik üzerinden iletişim kuran bu çocuk, genç ve yetişkinlere nasıl sahip çıkılabileceğini; onlarla belediye zabıtaları, diğer yayalar, işyeri sahipleri ve mahalle halkı arasındaki bu sorunlu ilişkiyi nasıl sağlıklı bir hale getirebileceğimizi düşünmeye başladım.

Evet, onların bazen çıplak insan sesleri, bazen müzik aletleri, bazen de her ikisini kullanarak kentin cadde ve sokaklarında, vapur, metro ve trenlerinde, kısacası kamusal alanlarda müzik yapmaları güzel bir şeydi ve bu durum şimdiye kadar beni hiç rahatsız etmemişti.

Ama rahatsız olanlar da olabilirdi. Örneğin hastalar, uyuyan çocuklar ya da aynı bıktırıcı ezgiyi, yüksek volümlü müziği saatlerce dinlemek zorunda kalanlar bundan rahatsız olabilirlerdi.

Örneğin, mahalle aralarında yapılan düğünlerde gecenin geç saatlerine kadar yüksek sesle müzik yapılması nedeniyle ben de zaman zaman şikayetçi oluyordum. Bu bakış açısıyla, başkalarının başka nedenlerle şikayetçi olmalarını da doğal karşılıyorum.

O nedenle, Kıbrıs Şehitleri Caddesi ile yakınındaki diğer sokaklarda, kaldırımlarda, yürüyüş alanlarında, bu kamusal alanların yönetiminden görevli, yetkili ve sorumlu olan İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Konak Belediyesi‘nin, hepimizin bilip tanıdığı İzmir Müzisyenler Derneği ve Sokak Sanatçıları Derneği gibi gönüllü örgüt ve sanatçılarla bir araya gelerek bu konuları tartışabileceklerini, ortak çözümler bulabileceklerini düşünmeye başladım.

Bu fikrimi de, geçtiğimiz günlerde Alsancak’taki “Kahveler sokağı“nda rast geldiğim Konak Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü görevlisi tiyatro sanatçısı sevgili Orçun Masatçı ile paylaştım.

Buradan da, İzmir Müzisyenler Derneği‘nden sevgili Oktay Çaparoğlu ile Sokak Sanatçıları Derneği‘nden sevgili Kubilay Mutlu‘ya seslenip bu düşüncemi onlarla da paylaşmak istiyorum…

Melih Erşahin 02
Fotoğraf: Melih Erşahin

Bu düşüncenin bir ilk adımı olarak da, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Konak Belediyesi‘nin kültür ve sanatla ilgili görevlilerinin; ayrıca, her iki belediyenin kent konseyinde çalışan arkadaşlarımızın düzenleyeceği atölye ya da çalıştay şeklinde düzenleyeceği bir toplantı ile bu sorunu hep birlikte, işbirliği ve dayanışma içinde nasıl çözebileceğimizi tartışmaya başlayalım derim…

Çünkü kamusal mekanları kullanmaları nedeniyle ‘yaya’ olan ve bu nedenle de 1988 tarihli Avrupa Yaya Hakları Bildirgesi‘ndeki haklarla ‘Kent Hakkı‘ndan kaynaklanan haklara sahip olan sokak müzisyenlerine sahip çıkmak, onların kamusal mekanlardaki varlığı korumak biz kentlilere düşen bir görevdir diye düşünüyorum.

Çünkü, kentlerin, asıl olarak yayalara ait olduğunu biliyorum!

Nasıl bir belediye yönetimi?

Ali Rıza Avcan

30 Mart 2014 tarihli yerel seçimlerin üzerinden tamı tamamına 4 yıl, 6 ay, 25 gün geçti. Şayet olağanüstü bir gelişme olmazsa, bugünden başlayarak 5 ay 6 gün sonra; yani, 31 Mart 2019 tarihinde yeni bir seçim yapılarak belediyelerin yeni başkanları ve meclis üyeleri belirlenecek.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu gibi, yaklaşan seçimlerde aday olmayacağını duyuran belediye başkanları ise, bugüne kadar yaptıklarını ve oluşturdukları kadroları korumak adına ya kendi yerine geçmesini arzuladığı belediye başkan adaylarını tümüyle anti demokratik bir yöntem olan “kefillik” anlayışı çevresinde kabul ettirmeye çalışıyor ya da kendilerini destekleyen sınıf ve kesimleri bu kısa süre içinde memnun etmek amacıyla bugüne kadar vermedikleri ya da veremedikleri ruhsatları vermeye, kolaylıklar sunmaya; kısacası, taraftarlarını memnun etmeye devam ediyorlar.

Bu anlamda, içinde bulunduğumuz dönem tam anlamıyla Amerikalılar’ın yakıştırmasıyla bir “topal ördek” dönemi… (1)

19102018_10380_0_1_ff32d586b4502133e5b5

Bugüne kadar defalarca Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale gibi kentin tarihi merkezini kurtaracağını iddia edip -ne hikmetse- kurtaramayan ya da kurtarmayan belediye başkanlarıyla İzmir Ticaret Odası ve Ege Bölgesi Sanayi Odası gibi meslek odası başkanlarının, kent simsarlarının ve holding ya da şirket sahiplerinin belediye merdivenlerinde sergiledikleri o gözler yaşartıcı “birlik beraberlik” tablosu, milletin namusu ile uğraşmayı seven Mehmet Cengiz’e Mavişehir’de verilen yeni ruhsatlar ya da Folkart’ın Alsancak’taki yeni gökdelen yatırımları ile TARKEM’in Kemeraltı’nda başlattığı yeni hamleler hep bu “topal ördek” olma hallerinin ilgiyle izlenen son örnekleri…

Çünkü, yaklaşan seçimler öncesinde tekrar aday olmayacaklarını açıklayan ya da yeniden belediye başkanı olamayacağı bilinen “kefalet altındaki” belediye başkanların bu tür soygun ve talanları yapabilmesi için iklim her zaman olduğu gibi son derece uygun ve verimli…

Bunun en önemli nedeni de, bu konu ile ilgili kamuoyunun ve sosyal medya figürlerinin gitmek üzere olan belediye başkanlarının şu an neler yaptıklarından daha çok; o makamlara kimlerin geleceği ile ilgili popüler bir merak, dedikodu ve haberlerin peşine düşmüş olması.

Şimdi herkes, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile diğer ilçe belediye başkanlıklarına kimin aday olacağı ya da aday olanlardan kimlerin seçilebileceği ile ilgili… Bu konuda adeta tansiyonu her geçen gün artan bir seçim toto oynanıyor ve herkes “güvenilir bir kaynaktan aldığı bilgilere göre” kimlerin aday olacağını söyleyerek oyunun içinde yer aldığını ya da haberdar olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. 

Oysa kimse, aday olacakların ismi, kişisel özellikleri, bugüne kadar yapıp eyledikleri, kurumsal ve kişisel bağlantılarıyla kim ya da kimler tarafından desteklendiği gibi konular dışında o görevlere seçildikleri takdirde ne yapmak istedikleri, hangi toplumsal / kentsel sorunlara öncelik verecekleri, vaat ettiklerinin toplumsal bir geçerlilik ve yapılabilirliğe sahip olup olmadığı, öne sürdükleri projeleri kimlerle, hangi sürede, ne şekilde ve nasıl bir ekiple gerçekleştirilecekleri, şikayetçi olduğumuz mevcut belediye yönetimlerden ne farklarının olacağı, seçilecek kişilerin iyi bir yönetici olup olmadıkları gibi birincil dereceden önemli konuları düşünmüyor ve bunlarla ilgili soruları aday olanlara ya da olmak isteyenlere sormak istemiyor.

Hatta böylesi bir ortamda karşımıza öylesine ilginç adaylar çıkıyor ki; önce alel acele adaylıklarını açıklayıp, seçildikleri takdirde yapıp eyleyeceklerini ortaya koyan projelerinin daha sonra açıklanacağını büyük bir kolay ve saflıkla söyleme cesaretini bile gösteriyorlar.

Kuşa Bak

Kısacası asıl konuşulup tartışılması gereken “nasıl bir belediye yönetimi” sorusu yerine, “nasıl bir belediye başkanı” ya da “yeni belediye başkanı kim olabilir gibi” ikinci dereceden önemsiz soruların yanıtlarını bulmaya çalışıyorlar.

Yerel yönetimlere yönelik alternatif temel politika ve stratejilerle hedef ve amaçlar dikkate alınmadan sadece adayların isimleri üzerinden sığ bir tartışma ortamının yaratılması; elbette ki, “topal ördek” konumunda olanların karşısına yeni yeni fırsatların çıktığı ve onların da bu fırsatları büyük bir gayretle değerlendirecekleri bilinmelidir.

Çünkü, belki de fırsatçılıktan kaynaklanan bu tür olası soygun ve talanlar nedeniyle kentin başına musallat olabilecek daha yeni ve büyük sorunlar, seçilecek yeni isimler dünyanın en iyi insanı ve yöneticisi bile olsa onların altından kalkamayacakları kadar kötü bir mirasa dönüşebilir. 


(1) “Topal Ördek” – ABD’de 4 yılda bir yapılan başkanlık seçimlerinde, mevcut başkan koltuğu kaybetse bile 6 ay görevde kalır. Devir teslim törenine kadar geçen sürenin sonunda başkanın gitmesi kesindir ama o, hem de temsilciler meclisi ve senato karşı tarafın elindeyken 6 ay süreyle bir ayağının üzerinde durmaya çalışarak görevini yürütür. İşte bu durumda başkana “Topal ördek (Lame Duck)” yakıştırması yapılır.

Bir kent parkını yönetmek (3)

Ali Rıza Avcan

Bir kent parkını yönetmek” başlığını taşıyan ilk iki yazımda, Kültürpark örneğinden hareketle, doğal ve tarihi özellikleri nedeniyle tescillenip koruma altına alınmış bir kent parkının sadece koruma imar planı ile değil; bunun yanı sıra nasıl yönetileceğini, mali kaynaklarının nasıl düzenleneceğini, park hizmetlerinin nasıl sağlanacağını belirleyen stratejik yönetim, ziyaretçi ve lojistik planlarının  da yapılması gerektiğini belirterek tüm planlama, tasarlama, uygulama, izleme, denetleme ve değerleme çalışmalarının sadece mühendis, mimar ve şehir plancıları tarafından değil, tüm bilim ve disiplinlerin yer aldığı disiplinlerarası bir anlayışla yapılması gerektiğini belirtmiştim.

Yazı dizisinin bugünkü bölümünde ise Kültürpark’ın fiziki, finansal ve yönetsel planlarının yapılması süreçleriyle hazırlanacak planların hangi temel değer, ilke ve etik kodları barındırması gerektiği üzerinde durup bu konuda öneriler geliştirmeye çalışacağım.

cropped-cropped-img_50234

Kültürpark ile ilgili planlar hazırlanırken…

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden talep edilen Kültürpark Koruma Amaçlı İmar Planı’nın (fiziki plan) hazırlık sürecinde, sadece bu plan değil; bu planla bütünleşik Kültürpark Stratejik Planı (finansal plan), Kültürpark Lojistik Planı ve Kültürpark Yönetim Planı (işletme) da hazırlanmalı ve bu planlar arasındaki ilişki ve eşgüdümü sağlayacak temel ilke ve işleyiş biçimleri önceden belirlenmelidir.

2) Tüm planlama aşamalarında, üst, orta ve alt düzeydeki tüm belediye yönetici ve çalışanlarının planların hazırlık süreçlerine aktif bir şekilde katılıp sorumluluk alması; böylelikle ortaya çıkacak planları sahiplenmeleri sağlanmalıdır.

3) Kültürpark’la ilgili tüm planlar, Kültürpark’la ilgisi olan tüm iç ve dış paydaşların gerçek ve aktif katılımı ile hazırlanmalıdır.

4) Kültürpark’la ilgili tüm planlar sadece şehir ve bölge plancıları tarafından değil; Kültürpark’la ilgisi olan tüm bilim ve disiplinlerden gelecek bir ekip eliyle ve “disiplinlerarası” bir anlayışla hazırlanmalıdır.

henderson-massey_westgate-town-park-concept-image

Kültürpark ile ilgili planlarda olması gereken özellikler…

1) ANLAŞILABİLİRLİK: Planların kendisi ve ekleri, inceleyen herkes için anlaşılabilir olmalıdır.

2) UYGULANABİLİRLİK: Planlar, öngördüğü dönemin özellik ve koşulları açısından yapılabilir olmalıdır.

3) ESNEKLİK: Hazırlanacak planlar, öngördüğü dönemin güncel gelişme ve gereksinimlerini karşılayacak, değişiklikleri içerecek şekilde esnek, değişken ve devingen olmalıdır.

4) KATILIMCILIK: Tüm planlar, Kültürpark’la ilgili tüm iç ve dış paydaşların görüş, düşünce, öneri, eleştiri ve şikâyetleri alınarak hazırlanmalı; ayrıca planın uygulama sürecinde bu paydaşların bilgilenmesini ve müdahalesini öngören katılımcı bir işletme modeli oluşturulmalıdır.

5) EŞİTLİKÇİ KAMU YARARI İLKESİ: Kültürpark’la ilgili her türlü karar ve uygulamanın “kamu yararı” ilkesine uygun olması; Kültürpark’a ulaşım ve kullanımda kentteki tüm sınıf, kesim, grup ve kişiler arasında eşitlikçi bir yaklaşımın yaşama geçirilmesi gerekmektedir.

6) KALİTE VE STANDARTLAR: Kültürpark’ın güvenlik, emniyet, kullanım ve konforu ile ilgili her türlü düzenleme, uluslararası kalite ve standartlar dikkate alınarak hazırlanmalıdır.

7) SAYDAMLIK VE BİLGİYE ERİŞİM: Planlarla ilgili her türlü bilgi ve belge kamuya açık olmalı, bu bilgi ve belgelere ulaşım konusundaki tüm engeller kaldırılmalıdır.

8) KORUMA-KULLANMA DENGESİ: Koruma amaçlı imar planı ile lojistik ve yönetim/ziyaretçi planlarında Kültürpark’ın kullanım kapasitesi, koruma-kullanma dengesi dikkate alınarak belirlenmelidir.

9) KARŞILIKLI ÖĞRENME: Kültürpark’la ilgili tüm planlarda iç ve dış paydaşlar arasında karşılıklı öğrenmeye dayalı süreçlerin özendirilmesi sağlanmalıdır.

10) ÇEVRE VE BÜTÜNLÜK İLİŞKİSİ: Fiziksel, finansal ve yönetsel planların tümünde Kültürpark’ın yakınındaki etkileme ve etkilenme bölgeleriyle kentin diğer bölgelerindeki yeşil alanlarla fiziksel, doğal, toplumsal, ekonomik, kültürel ve yönetsel ilişkiler, bütüncül bir anlayışla dikkate alıp değerlendirilmelidir.

Kültürpark’ın yönetimi ile ilgili öneriler…

1) Kültürpark’la ilgili planların izlenmesi ve değerlendirilip denetlenmesi için etkin ve katılımcı bir izleme-denetleme modeli oluşturulmalı ve bu model, uygulamadan kaynaklanan geri bildirimlerle devamlı güncellenmelidir.

2) Kültürpark’ın işletilmesinde etkin bir kullanıcı memnuniyet sistemi oluşturulmalı; bu amaçla düzenli olarak memnuniyet araştırmaları yapılmalı ve yapılan bu araştırmaların sonuçları kamuoyuna açıklanmalıdır.

png-image-f12a8f2f9436-13) Kültürpark’la ilgili planların yıllık uygulamaları konusunda hazırlanacak faaliyet raporlarına herkesin ulaşması sağlanmalıdır.

4) Kültürpark’ın katılımcı bir şekilde yönetilebilmesi için, aynen İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu (İEKKK) yapılanmasında olduğu gibi; Kültürpark’ın iç ve dış paydaşları arasında yer alan kurum, kuruluş ve kişilerin katılımını öngören bir danışma kurulunun oluşturulması ve bu kurulun görev, yetki ve sorumluluklarını gösteren toplumsal sözleşmelerin, mevcut yasal düzenlemeler dikkate alınarak hazırlanması gerekmektedir.

 

Nüfusu her geçen gün azalan bir ilçenin belediye başkanı olmak…

Ali Rıza Avcan

Hayal bu ya!

Şimdi kendinizi, İzmir’in tam ortasındaki büyük bir ilçenin belediye başkanı olarak hayal edin…

Bir zamanlar ülkenin en büyük ilçelerinden biri iken, daha sonra iki ayrı parçaya bölünmesi ve hızla nüfus yitirmesi nedeniyle bugün Türkiye’nin en kalabalık ilçeleri sıralamasında 51. sıraya düşmüş bir ilçenin, uzun bir süredir ne yaptığı belli olmayan belediye başkanı olduğunuzu varsayın…

IMG_5885a
Fotoğraf: Sanver Süzek

Kendinizi, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu‘nun himayesi ve kefilliği altında, onun koluna girerek belediye başkanı olduğunuz Konak ilçesinin belediye başkanı olarak düşünün bir…

Şayet böylesine tepeden inme; daha doğrusu büyükşehir belediye başkanının isteği ve kefilliği ya da destek ve himayesi ile Konak belediye başkanı olursanız; yapacağınız ilk iş ne olurdu, bir düşünün?

Aynen her 23 Nisan günü o koltuklara oturtulan çocuklar gibi, Konak belediye başkanı olduğunuzda ilk iş olarak ne yapacağınızı hayal edip söylemeye çalışın…

Hele ki, belediye başkanı olduğunuz ilçe ve onun mahallelerinin nüfusu aşağıdaki tablodan da görüleceği gibi uzun yıllardan bu yana devamlı nüfus; daha doğrusu “kan kaybediyorsa“… Türkiye ve İzmir nüfusu devamlı artarken Konak ilçe nüfusu hazin bir şekilde git gide azalıyorsa…

Konak İlçesi Nüfusunun Gelişimi (2009-2017)

Bu tablodan da görüleceği gibi, 2009-2017 döneminde Türkiye’nin ve İzmir’in nüfusu devamlı artarken; üstüne üstlük İzmir’in nüfus artış oranı düzenli olarak Türkiye ortalamasından fazla iken Konak ilçesi nüfusunun devamlı azaldığını bilirken… Nüfusla ilgili veriler, 2017 yılında 2009 yılına kıyasen Konak İlçesinde yaşayan her 100 kişiden 12’sinin bu 9 yıllık süre içinde başka yerlere göç ettiğini gösterirken… 

Üstüne üstlük mevcut nüfusun Türkiye ve İzmir nüfusundan daha hızlı bir şekilde devamlı yaşlandığını, yaş grupları arasındaki dengeli dağılımın yaşlı nüfus lehine nasıl değiştiğini, Konak ilçe nüfusunun  % 14’ünün 65 ve üstü yaş grubunda olduğunu gösteren aşağıdaki tabloya benzer tablolar ortaya çıkıp kendini gösterdiğinde…

15-64 yaş grubundaki nüfusun oranı, 2009 yılında Türkiye oranından 3 puan önde iken 2017 yılında 3 puan daha artarak 6 puana, İzmir oranından 1 puan önde  iken 2017 yılında 2 puan daha artarak 3 puana ulaşmışsa… 

Üstüne üstlük, 0-14 yaş grubundaki nüfusun oranı 2009 yılında % 19,01 iken 2017 yılında 8 puan azalma ile % 11,22’ye inmişse…

Kısacası nüfusun kaynağı olan gençlik kurumaya doğru evrilmişse…

Türkiye-İzmir-Konak Yaş Grupları

Ne yaparsınız?

Belediye meclisi üyeleriyle mi tartışır durursunuz, çalışanlarınızı devamlı taciz edip onların bilgi, birikim ve deneyimlerini dikkate almadan ilgisiz yerlere mi sürersiniz; yoksa, Konak ilçesi ile ilgisi olmayan başka il ve ilçelerde, Konak halkından topladığınız vergi ve gelirlerle bağışlar mı yaparsınız?

Yaptığı işi bilen, önemini kavrayan ve geleceği görmeye çalışan yöneticiler, önce oturup bu büyük nüfus erozyonunun nereden kaynaklandığını belirlemeye ve bu önemli sorunu önlemek amacıyla araştırmalar yapmaya, projeler üretmeye çalışırlar. Yönettikleri ilçenin, mahalle ve semtlerin genç, yoğun ve dinamik insanlarla dolmasına, burayı terk etmeyi düşünmeden mutlu, mesut yaşamasına çalışırlar.

Çünkü sahip olunan ve her geçen gün artan nüfus; özellikle de genç nüfus, toplumsal bir güç olarak, canlı ve dinamik yerleşimlerin geleceğini güvence altına alan önemli bir güçtür. 

Ortanca yaşın Türkiye ve İzmir ortalamalarından daha fazla değerlere ulaşması, üretken olmayan yaşlı nüfusun gereğinden fazla büyümesi demografik, toplumsal, ekonomik ve kültürel açıdan olumsuz bir şeydir.

İnsanların nüfus olarak azalması ve elini eteğini üretimden çekerek yaşlanması, kendi içlerine kapanıp küçülmesi o yerleşim yeri için gelecekte yeni tehlikelerin ortaya çıkması demektir.

O nedenle, başarılı olmak isteyen bir belediye başkanının başka kent ve kasabalardan önce kendi kentinin sorunlarının farkına varması, bu sorunların nedenlerini araştırarak çözümler bulması, politika ve stratejiler geliştirmesi; bunun için de kızağa çektiği bilgili, birikimli ve deneyimli bürokratlarından yararlanması, bundan böyle her göreve liyakat sahibi çalışanları getirmesi gerekir. 

70469

Aksi takdirde o ilçedeki ve mahallelerindeki nüfusunun azalması, sokak ve evlerin teker teker boşalması İstanbul’dan gelen inşaat baronlarının ya da bu kentte TARKEM adıyla örgütlenen yeni kent simsarlarının o mahalle ve semtlerdeki soylulaştırma (mutenalaştırma) gayretlerini kolaylaştıran bir niteliğe kavuşur ki; bizce, belediyenin ve belediye başkanının böylesi bir rant sürecini kolaylaştırmak yerine zorlaştırarak engellemesi ve menfaat kokan bu girişimlere karşı çıkması gerekir.

 

Eflatun Nuri Ulusal Karikatür Yarışması

2017 yılında Konak Belediyesi ile İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) işbirliğinde ifade ve basın özgürlüğü konusuyla düzenlenen Eflatun Nuri Ulusal Karikatür Yarışması‘nda ödül kazanan ve başarılı görülen toplam dokuz güzel karikatürü sizlerle paylaşmak isteriz.

eflatun_nuri_erkoc_by_ferruh

EFLATUN NURİ KİMDİR?

Asıl ismi Adil Nuri Erkoç olan Eflatun Nuri, 1927 yılında İstanbul’da doğdu. Orta öğreniminden sonra Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde sanat eğitimine başlayan, ancak yarım bırakan Eflatun Nuri’nin yapıtları, ilk olarak 1942’de Akbaba’da yer aldı. Birçok dergi ve gazetede çizen Eflatun Nuri’nin karikatürleri yurt dışında da yayımlandı. 1969 yılında Yugoslavya’nın Üsküp şehrinde yapılan uluslararası yarışmada jüri özel ödülü kazanan ve Londra’da kişisel sergi açan Eflatun Nuri’nin son dönemde yazıları ve çizgileri, Leman, Öküz, Yeni Harman ve Kaçak Yayın’da yer aldı. Türk karikatürünün büyük ustalarından olan Eflatun Nuri, 3 Mayıs 2008 tarihinde İstanbul’da yaşama gözlerini yumdu.

Ekran-Resmi-2017-10-09-23.11.57

engin-selcuk-1jpg_23-11-2017_10-24-48_669x
Birincilik Ödülü – Engin Selçuk
002 hicabi-demirci-2jpg_23-11-2017_10-30-29
İkincilik Ödülü – Hicabi Demirci
007 oktay-bingol-3jpg_23-11-2017_10-30-39
Üçüncülük Ödülü – Oktay Bingöl
004 mete-erden-basari1jpg_23-11-2017_10-30-32
Başarı Ödülü – Mete Erden
005 musa-keklik-basari2jpg_23-11-2017_10-30-35
Başarı Ödülü – Musa Keklik
006 murteza-albayrakbasari3jpg_23-11-2017_10-30-36
Başarı Ödülü – Murteza Albayrak
008 onderonerbayjuriozeljpg_23-11-2017_10-30-39
Jüri Özel Ödülü – Önder Önerbay
003 hilal-ozcan-konoojpg_23-11-2017_10-30-31
Hilal Özcan – Konak Belediyesi Özel Ödülü

 

009 yasar-ucar-konoojpg_23-11-2017_10-30-42
Yaşar Uçar – Konak Belediyesi Özel Ödülü

Tasarımda insan’a dokunmak

Ali Rıza Avcan

Geçtiğimiz günlerde elime, Konak Belediyesi’nin “Konak İçin Tasarlıyoruz: Kent Mobilyaları Atölye Çalışması” başlığını taşıyan  bir katalog geçti.

Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş, “Kent Projeleri 2016” adı altında yayınlanan bu kataloğun ilk sayfalarında, “Şehrimizi birlikte yönetiyoruz. Gençlerimiz başta olmak üzere halkımızın etkin olarak yerel yönetime katılması için gayret harcıyoruz. KOnak yerel yönetimine geldiğimiz ilk günden bu yana attığımız her adımda birlikte çözüm üretme anlayışı etkin oldu. Daha yaşanabilir kenti tasarlama konusunda ortak aklı rehber ediniyoruz ve bu çalışma da örneklerden birisidir. Üniversite öğrencileri ile beraber, yaratıcı fikirlere yol açma prensibi ile uygulamaya aldığımız “KOnak İçin Tasarlıyoruz” temalı atölye çalışmasında üretilen projeler, hemşehrilerimizin yaşamını kolaylaştıracak niteliktedir.” diyerek böylesi bir kataloğun nasıl bir çalışmanın sonucu olduğunu ortaya koyuyor, bu atölye çalışmasında üretilen tasarım projelerinin hemşehrilerin yaşamını kolaylaştıracağını söylüyordu.

Kataloğun diğer sayfalarında ise Konak Belediyesi Kentsel Tasarım Müdürlüğü’nce 20-22 Haziran 2016 tarihleri arasında düzenlenen bu üç günlük atölye çalışmasının amacı, “belediyemiz atölyelerinde, hali,hazırda bulunan makina ve malzemeler kullanılarak ve kendi personelimiz marifeti ile üretilebilecek, yeni, işlevsel, ergonomik, engelli dostu, tamiri kolay, ekonomik, kolay ve sağlam monte edilebilen güvenli tasarımlar elde etmek ve belediyemiz sınırları içerisindeki park meydan vb. alanlarda uygulanmasını sağlamak” şeklinde ifade ediliyordu.

Amacı bu şekilde ifade edilen atölye çalışmasına Yaşar ve İzmir Ekonomi üniversitelerinden  18 lisans öğrencisi katılmış ve bu öğrenciler öğretim görevlileri Can Aysan ve Ertan Demirkan’ın yönetiminde altı adet tasarım projesi hazırlamışlardı.

Öğrenciler bu çerçevede, 20 Haziran 2016 tarihinde bilgilendirme ve atölyeleri inceleme çalışması, 21 Haziran 2016 tarihinde serbest çalışma ve tasarım ön değerlendirmesi, 22 Haziran 2016 tarihinde de serbest çalışma ve sonuç değerlendirmesi yapmışlar.

Şimdi bu 6 projeyi gerçekleştiren öğrencilerin ad ve soyadlarıyla proje tanımlarını sizlere aktarıp ortaya koydukları tasarımlarla ilgili düşüncelerimi bir “kullanıcı” kimliğiyle sizlerle paylaşmak isterim.

Çünkü bu projeler her ne kadar lisans düzeyinde eğitim alan öğrencilerin projeleri olmakla birlikte; söz konusu atölye çalışmasını düzenleyen belediye tarafından bir katalog düzenlenmek suretiyle bizlerle ve basınla paylaşılıp başarılı bir katılım yöntemi olarak tanıtılıyorsa yapılan işin anlamı, etkisi ve sonuçlarının bizler; yani halk açısından da tartışılıp değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Hatta biraz daha ileri gidip bu projelerin bugüne kadar Konak Belediyesi sınırları içindeki hangi park ve yeşil alanlarda uygulandığını, hem Konak Belediyesi’ne hem de Konak belediyesi sınırları içinde yaşayan İzmirlilere sorarak sizlerin de bu tasarımlarla ilgili görüşlerinizi iletmenizi bekliyorum. 

Konak İçin Tasarladık 001

1. PROJE – Eylül Varlı, Yaşar Üniversitesi – Samed Tümer, İzmir Ekonomi Üniversitesi

Tasarım, kullanıcıların hem dinlenme hem de bisiklet park etme ihtiyaçlarını çözmeye yöneliktir. Ulaşım için bisikleti tercih eden vatandaşlarımızın bisikletlerini güvenli bir şekilde park etmelerine olanak verecek modern bir şehir mobilyası düşünülmüştür.”

Konak İçin Tasarladık 002Konak İçin Tasarladık 003

Can Alıcı Sorular:

1. Bisiklet kullanıcılarının bisikletlerini bu şekilde oturdukları bankın arkasına bağlamaları genel bir kullanıcı davranışı olarak ne ölçüde doğru ve yaygındır?

2. Bisiklet kullanıcılarının bisikletlerini bu şekilde bağlayıp ayrılmaları durumda bağlantı şekli ne ölçüde güvenilirdir?

***

2. PROJE – Didem Şağban, Öykü Aydınhan, İzmir Ekonomi Üniversitesi

Tasarım, yapı malzemesi beton ile yeşil dokuyu birleştirerek kentsel kullanım alanlarında bir farklılık yaratmaktadır. Aynı yapı içerisinde oturma ve kentsel aydınlatma ihtiyaçlarına çözüm sunmaktadır.”

Konak İçin Tasarladık 004Konak İçin Tasarladık 005

Can Alıcı Sorular:

1. Oturulacak yerin, her zaman nemli olacak yeşil doku ile bu şekilde iç içe olması ne ölçüde doğrudur? Bu anlamda yeşil doku ne şekilde sulanacak ve bu yöntem oturma zeminini ne ölçüde etkileyecektir?

***

3. PROJE – Betül Hafızoğlu, Ege Çukur, Melda Güzel, İzmir Ekonomi Üniversitesi

Tasarım, kent alanı içerisinde kullanıcılar için dinlenme olanağı tanırken aynı zamanda birlikte yaşadığımız sahipli ve sahipsiz kedi ve köpeklerin ihtiyaçlarının karşılanması için çözüm üretmektedir.”

Konak İçin Tasarladık 006Konak İçin Tasarladık 007

Can Alıcı Sorular

1. Oturulacak yerin kedi ve köpeklerin kullanımı ile kirlenecek çevrenin çok yakınında olması hijyen açısından ne ölçüde doğrudur?

2. Ayrıca kedi ve köpeklerden hoşlanmayanların ya da alerjik tepkileri olanların bu yerlerde oturması ne ölçüde mümkündür?

3. Yine aynı şekilde, insanlarla kedi ve köpeklere su temin edecek bir mekanizma ile sulanması gereken bitki alanlarının oturma yerlerine bu kadar yakın olması ne ölçüde doğrudur?

***

4. PROJE – Mehmet Ergül, Oğul Yenilmez, Volkan Çalışıyor – İzmir Ekonomi Üniversitesi

Tasarım, çim örtünün kullanımı ile konforlu yeşil dinlenme alanları oluşturacak beton malzeme uygulamasında alternatif bir çözüm üretmektedir.”

Konak İçin Tasarladık 008Konak İçin Tasarladık 009

Can Alıcı Sorular

1. Oturanların arkalarını dayayacakları yerlerin ergonomisi rahat oturma açısından ne ölçüde uygundur?

2. Kullanılacak döküm betonun bu şekilde “yeşile boyanması” ne ölçüde doğal ve estetiktir?

***

5. PROJE – Hande Yenen, Selen Usta – İzmir Ekonomi Üniversitesi

Tasarım, kamusal alanda ve basit çözümler üretmektedir. Modüler yapısı sayesinde dinlenme alanı farklı şekillerde düzenlenebilmekte ve alternatif oturma biçimlerine olanak sağlamaktadır.”

Konak İçin Tasarladık 010Konak İçin Tasarladık 011

Can Alıcı Sorular:

1. Bir “fiskos koltuğu” benzerliğiyle yapılan tasarımda oturanların başı hizasındaki üst kısım ne işe yarayacaktır?

***

6. PROJE – Canan Gündoğan, İzmir Ekonomi Üniversitesi – Sıla Tülay Zeytin, Eskişehir Anadolu Üniversitesi (?)

Tasarım, günümüz kentlerinde giderek yaygınlaşan bisiklet kullanımına yönelik çözümler üretmektedir. Temelde bisiklet park etme ihtiyacı üzerine odaklanan çalışma aynı zamanda dinlenme ihtiyacının da göz önüne alındığı bütüncül bir yaklaşıma sahiptir.”

Konak İçin Tasarladık 012Konak İçin Tasarladık 013

Can Alıcı Sorular:

1. Bir oturma bankının yanına ya da arkasına yerleştirilen bisiklet bağlama noktalarının oturma bankının uzunluğu ya da eni açısından kapasitesi ile bağlanan bisikletlerin güvenirliği nedir? 

Evet, gördüğünüz gibi Konak Belediyesi bir katılım yöntemi olarak kendi park ve yeşil alanlarında kullanılmak üzere vakıf üniversitelerinin lisans öğrencileri arasında başlarında hocaları olmak üzere bir tasarım atölyesi çalışması yapıyor, bu çalışmada ortaya çıkan projeleri hazırladığı katalog ve gazete haberleriyle herkesle paylaşıyor.

Ancak “yeni, işlevsel, ergonomik, engelli dostu, tamiri kolay, ekonomik, kolay ve sağlam monte edilebilen güvenli tasarımlar” olarak ortaya konulan bu öğrenci projelerinin o tasarım ürünlerini kullanacak insanlar açısından olası sonuçlarının hiç dikkate alınmadığı, bunun için herhangi bir araştırma ya da kestirim yapılmadığı; sadece malzeme, teknoloji ve estetik görünüm gibi hususların dikkate alındığı görülüyor.

bent-chair-sloped-seat-468x578

Kısaca, İnsan‘a dokunan ve onun ihtiyaçlarını karşılayan tasarımlar yapılmadığı sürece bu projeler sadece kataloglara ve belediye reklamlarına konu olup, parklarda ve yeşil alanlarda iyi tasarımın ürünü olarak karşımıza çıkma şansına sahip olmuyorlar ne yazık ki…

 

 

Adil ve ahlaki olan…

Ali Rıza Avcan

Dün, Basmane sevdalısı Orhan Beşikçi‘nin İzmir Büyükşehir Belediyesi ve TCDD 3. Bölge Müdürlüğü ile iş birliği içinde düzenlediği 5. Basmane Günleri çerçevesinde yapılan “Kültürel Mirasın Korunması: Basmane ve Çevresinin İzmir İçin Önemi” başlıklı toplantıyı izledim.

Yönlendiriciliği, 2004-2009 döneminde Konak Belediye Başkanı, şimdi ise Urla ve İzmir Büyükşehir belediyelerinin meclis üyesi olarak görev yapan Muzaffer Tunçağ tarafından yapılan toplantıda, Agora Kazı Başkanı Prof. Dr. Akın Ersoy, Mimar Mihriban Yanık, Katip Çelebi Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Cahit Telci ve Ekonomi Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ceylan Öner kendi uzmanlık alanlarına giren konularda konuşmalar yapıp izleyicilerin sorularını yanıtlamaya çalıştılar.

Basmane Garı yolcu salonunda yapılan bu toplantı öncesindeki beklentilerim ve sonrasındaki izlenimlerim konusuna girmeden önce, toplantının yapıldığı gar binasına 40-50 metre uzaklıktaki Konak Belediyesi‘ndaki yetkililerin, düzenlenmesinde İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de yer aldığı böylesi önemli bir toplantıya gerek konuşmacı gerekse izleyici düzeyinde katılmayışı dikkatimi çekti.

Çünkü 2010-2014 döneminde Konak Belediyesi‘nce yapıldığı halde 2015 yılındaki erteleme ile unutulmaya başlanan Basmane Günleri, 2017 yılında bu kez İzmir Büyükşehir Belediyesi, TCCD 3. Bölge Müdürlüğü  ve İzmir Otel Pansiyon ve İşçileri Odası işbirliği ile devam ettiriliyor, böylelikle Basmane gibi önemli bir tarihi merkezin tanıtımı açısından önemli bir adım atılıyordu.

Bu anlamda kendi sorumluluğu altındaki tarihi bir bölge ile ilgili böylesi önemli bir organizasyonun öncelikle Konak Belediyesi‘nce sürdürülmesi, sürdürülmese bile bağlı olduğu büyükşehir belediye tarafından düzenlenmeye başlanan organizasyona davet edilen belediye başkanlarıyla akademisyenlere, uzmanlara ve İzmirlilere duyduğu saygının bir gereği olarak bu toplantıya katılması; hatta ev sahipliği yapması gerekirdi.

Biz her ne kadar belediye başkanlarının “yolcu”, belediyelerin ve halkın ise “hancı” olduğunu bilsek de; gittiği yerlerde başka insanlardan saygı gören bir kadın belediye başkanının kendi binasının hemen yakınındaki bir toplantıya yine kendisinin sorumlu olduğu tarihi bir bölge için gelenlere de aynı saygı ve nezaketi göstermesini beklerdik.

Ama olmadı. Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş ya da görevlendirdiği yetkililer, kendi görev alanındaki Basmane bölgesi için yapılan böylesine güzel bir toplantıya gelmeyerek ve misafirperverlik göstermeyerek büyük bir fırsatı kaçırdı.

O nedenle bütün bunları bir yerlere yazmak ve zamanı geldiğinde hatırlamak gerektiğini düşünüyorum.

***

Diğer bir konu ise, Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgeleri için İstanbul ve İzmir sermaye çevrelerinin soylulaştırma/mutenalaştırma amaçlı kentsel yağmalarından söz ettiğimizde ve İzmir İstanbul olmasın! dediğimizde toplantının yönlendiriciliğini yapan Muzaffer Tunçağ‘ın bütün bu hataların bir önceki dönemde; yani Ahmet Piriştina zamanında yapıldığını söyleyerek kendisini ya da temsil ettiği kurumu aklama çabasıydı. Bu çerçevede gökdelenlerle dolan Bayraklı ile ilgili planlamanın Ahmet Piriştina zamanında yapıldığını, kendisinin o bölgedeki yumuşak zemin nedeniyle karşı çıkıp uyardığını, “Basmane Çukuru” olarak adlandırdığımız yerde Folkart tarafından yapılacak gökdelenle ilgili itirazlarımızda ise oradaki sorunun daha önceki yöneticilere ait olduğunu iddia ederek tüm sorumluluğun o yöneticilere ait olduğunu iddia etmesiydi. 

Oysa bunun klasik bir yöntem olduğunu, AKP yöneticilerinin uzun bir süredir iktidarda olmalarına karşın ülkemizdeki her olumsuz gelişmede Cumhuriyet Halk Partisi’ni ya da onun genel başkanı İsmet İnönü’yü sorumlu tutmasına benzer bir savunma taktiği olduğunu biliyorduk. Daha doğrusu bu durumun kendini savunamama, yaptıklarını izah edememe çaresizliği olduğunu biliyorduk.

O nedenle laf kalabalığı arasında “o dönemde yapılan şeylerin yanlış olduğunu niye düzeltmediniz, bu yanlışlıkları niye devam ettirdiniz” diye sorduk… “Madem yapılanın yanlış olduğunu söylüyorsunuz, yönetimde olduğunuz bu uzun süre içinde Bayraklı’da, Üçkuyular’da ya da kentin başka yerlerindeki bu hataları niye sürdürdünüz, o yanlışlıkları niye düzeltmediniz” diye sorduk kendilerine…

Ayrıca şimdi gündeme getirdiğimiz her kent suçunu, her eksiklik ya yanlışlığı ölmüş olması nedeniyle kendini savunamayacak durumda olan, o nedenle kolaylıkla “günah keçisi” haline getirilebilen eski büyükşehir belediye başkanına yüklemenin adil ve ahlaki bir davranış olmadığını elimizden geldiğince anlatmaya çalıştık kendilerine…

23621556_10212198808539997_7365775753032246390_n

Tabii ki, Ahmet Piriştina döneminde sorunlu görülüp itiraz edilmesi nedeniyle TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı ve TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Genel Başkanı olarak karşı çıktığı söylenen Bayraklı, Üçkuyular gibi bölgelerle ilgili planların, daha sonra Konak Belediye Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi İmar ve Bayındırlık Komisyonu üyesi olarak görev yaptığı dönemlerde sorunlu gördüğü bu planları tümüyle değiştirmek yerine binlerce mevzi imar planı değişikliği yapılmasında, yapılan yapılara inşaat ruhsatlarıyla yapı kullanım izinlerinin verilmesinde ve kendi şirketi eliyle o sorunlu zeminlerde inşa edilen yapıların statik projelerinin hazırlanıp onaylanmasında payı olan birinin şimdi eski büyükşehir belediye başkanını suçlayarak aradan sıyrılmasının mümkün olmadığını ve geçmişi karalayarak günü kurtarma anlayışıyla yapılan böylesi bir savunmanın hiç de adil ve ahlaki olmadığını bilerek ve söyleyerek…