İzmir Körfezi dip çamurundaki tehlikeli ağır metalleri unutmak…

Ali Rıza Avcan

Uzun zaman oldu Gediz Nehri Ekosistemi; yani, nehri, havzası, deltası ve denize döküldüğü İzmir Körfezi ile ilgili yeni bir yazıyı kaleme almayalı…

Oysa bir zamanlar, özellikle de Gediz, “İzmir Körfez Geçişi Projesi” gibi büyük bir saldırı altındayken birbirini izleyen onlarca yazıyı kaleme almış, Kütahya‘nın Murat ve Şaphane dağlarından doğup Foça yakınlarındaki Agriya Körfezi‘nden Ege‘ye; yani, İzmir Körfezi‘ne dökülen bu efsanevi nehri, eskilerin adlandırmasıyla Hermos‘u adeta milim milim anlatmaya çalışmış, açılan davalarda müdahil olup verilen mücadeleye katkıda bulunmaya çalışmıştım.

Tabii ki bu mücadeleye destek olması için kamu, özel ve sivil kurumlarca yazılmış binlerce sayfalık kitap, rapor, plan ve programları okuyarak en önemsiz bir konuda bile bilgi edinmeye çalışmış ve bu şekilde öğrendiklerimi başkalarına anlatarak ya da yazarak paylaşmaya çalışmıştım.

Aynı tehlike bugün de gündemde… Gediz, korunup yönetilmesi ile ilgili beceriksizlikler, kötü niyetli girişimler ve koyu bir cehalet nedeniyle yine kirlenip kapkara akıyor, çevresini, deltasını ve İzmir Körfezi‘ni kirletiyor, İzmir, ülkemiz ve dünyamız için büyük bir çevre sorunlarına yol açıyor…

Manisa yakınlarında Gediz (Hermos) Nehri, Fotoğraf: Sebah & Joaillier, 1890’lar
1860-1901 yılları arasında 16 kez taşan Koca Hermos yolları, ovayı ve her yeri işgal etmiş vaziyette…

Çünkü Gediz adını ağzına alan herkes, her grup, oluşum, platform, kurum, kuruluş ya da işletme aynen körlerin dokundukları fili kendilerince tarif ettikleri gibi Gediz‘i bir bütün olarak göremeyip kendi açısından, kendi çıkarı doğrultusunda, kendi meşrebince tanımlıyor ve kendini de ona göre konumluyor. Bu grup ve oluşumların bir kısmı doğrudan doğruya nehirle ilgileniyor, diğer bir kısmı sırf deltaya, deltadaki kuşlara yoğunlaşıyor, sona kalan bir grup ise sorunun sonuç kısmını oluşturan körfezdeki çamurla uğraşıyor.

Bu anlamda hiçbir kamu kuruluşuyla özel ya da sivil kuruluşun aklına korunup savunulacak çevrenin birbirine eklemlenmiş bütünlüğü üzerinden mücadeleyi bütünleştirmek gelmiyor…

Buna merkezi yönetim denilen AKP‘nin denetimindeki bakanlıklar, genel müdürlükler dahil olduğu gibi yerel yönetim denilen CHP denetimindeki belediyeler, meslek odaları, çevre örgütleri de dahil…

Böyle bir şeye gerek duymadıkları gibi bu konuda bireysel ölçekte çalışıp başarılar elde etmiş bilim insanlarına, uzmanlara, çevrecilere de saygı duymuyor, soruna adeta “bu iş bizim işimizdir, bizden sorulması gerekir” anlayışıyla yaklaşıyorlar.

O nedenle yıllarını deltanın korunmasına, Kuş Cenneti‘ne vermiş değerli bir bilim insanının uyarılarına, işi sırf proje yapıp para kazanmak olan bir derneğin dünden haberi olmayan delta gözlemcisi yüksek perdeden ayar vermeye kalkıyor, bunu yaparken de 2019’da başvurdukları UNESCO‘dan neden ses gelmediğini ya da o dernek kurucusunun belediye başkan danışmanı sıfatıyla “dereler körfezi temizliyor; o nedenle, İzmir Körfezi ve Limanı Rehabilitasyon Projesi‘ne gerek yok” deyip belediye başkanını ikna etmesi üzerine İZSU-TCDD ortaklığı ile gerçekleştirilmekte olan önemli ve yararlı bir projeden vazgeçilmesi nedeniyle bugün karşı karşıya kaldığımız sorunları açıklamaya kalkmıyor.

İşte o nedenle Gediz, bu tür kurum, kuruluş, grup ve kişilerin her biri için derlemek istediği kendi toplumsal rantını, proje gelirlerini ilgilendiren, böylesi bir ilgi oluşmadığı takdirde unutulan, ihmal edilen ya da başına ne gelirse gelsin ilgilenilmeyen bir değer olarak kalıyor…

İşte o nedenle Gediz Nehri Ekosistemi‘nin, Gediz Nehri, Gediz Nehri Havzası, Gediz Deltası Sulak Alanı ve İzmir Körfezi ile bir bütün olduğunu, bununla ilgili mücadelenin de ayrı ayrı değil, bir bütün olarak verilmesi gereğini hatırlatmak için bu yazıyı kaleme aldım.

Gediz Nehri Havzası

Bilindiği üzere Gediz Nehri Ekosistemi,

1) Kütahya’nın Murat ve Şaphane dağlarından doğup 6 il valiliği ile 3 büyükşehir, 19 büyükşehir ilçesi ve 3 ilçe belediyesinin yer aldığı toprakları geçip Foça yakınlarındaki Agriya Körfezi’nden İzmir Körfezi’ne dökülen 401 km uzunluğundaki Gediz (Hermos) Nehri,

2) 17.500 km² büyüklüğündeki Gediz Nehri Havzası,

3) Havza içinde bulunan 5 baraj (Demirköprü, Gördes, Küçükler, Afşar, Buldan) ve2 gölet,

4) 40.000 hektar büyüklüğündeki Gediz Deltası Sulak Alanı ile

5) Gediz Nehri’nin döküldüğü 200 km²’lik büyüklükteki ve 11,5 milyar m³’lük su kapasitesiyle 464 km’lik kıyı şeridine sahip İzmir Körfezi,

Aslında birbirinden ayrılması mümkün olmayan Gediz Nehri Ekosistemi’nin birbirini tamamlayan, bir bütün olarak ele alınması gereken parçalarıdır.

Böylesine büyük bir ekosistemden sorumlu kamu kurum ve kuruluşlarını tek tek tespit etmeye kalktığımızda ise karşımıza Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı 9, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı 5, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı 2, Sağlık Bakanlığı’na bağlı 2 genel müdürlük, 6 valilik, 3 büyükşehir belediyesi, 19 büyükşehir ilçe belediyesi, 3 ilçe belediyesi, 3 kalkınma ajansı, 9 adet organize sanayi bölgesi, İzmir Kuş Cenneti‘ni koruma ve geliştirmeden sorumlu İZKUŞ isimli bir belediyeler birliği, Ege Bölgesi valiliklerinin kurduğu 1 vakıf, 2 sulama birliği, 8 katı atık birliği; toplam olarak 73 adet kamu kurum ve kuruluşu çıkmaktadır.

Gediz Nehri Havzası adına yapılan bilimsel araştırmalarla planlama çalışmalarını incelemeye kalktığımızda ise karşımıza üniversitelerin yaptığı yüzlerce araştırma, tez ve makale dışında kamu kurum ve kuruluşlarınca hazırlanmış;

  1. Gediz Havzası Koruma Eylem Planı,
  2. Gediz Nehir Havzası Yönetim Planı,
  3. Gediz-Bakırçay Havzası Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi,
  4. Gediz Havzası Hassas Su Kütleleri İyileştirme Eylem Planı,
  5. Gediz Havzası Nehir Havza Yönetim Planı Yeraltı Suları Veritabanı,
  6. Gediz Nehri Havza Yönetim Planı Yerüstü Suları Veritabanı,
  7. Gediz Deltası Sulak Alan Yönetim Planı gibi onlarca çalışma ve binlerce sayfa çıkacaktır.

Sayısı oldukça fazla kurum ve kuruluşların hazırladığı bu resmî belge, rapor, plan ve programlarla uygulamalardan görülebileceği gibi, Gediz Nehri Ekosistemi’ndeki bileşenlerini birbirinden ayırarak yapılan tüm çalışmalarda, ortaya konulan hedef ve amaçlara bugün itibariyle ulaşılamamış ve ulaşmak için de çözüm odaklı hiçbir çalışma yapılmamıştır.

Bu çerçevede Gediz Nehri Havzası ile ilgili sorunların çözümü öncelikle valiliklere bırakılmış olmakla birlikte 6 il valisinin yaptığı çalışmaların başarısız olduğu görüldüğünden iş Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı kurum ve kurullara (Havza Yönetimi Daire Başkanlığı, Su Yönetimi Koordinasyon Kurulu, Havza Yönetimi Merkez Kurulu, Havza Yönetim Heyetleri, İl Su Yönetimi Koordinasyon Kurulları) bırakılmış ve onlar da alandaki yerel yönetimlerle sivil toplumun desteğini almadan sırf kendi güçleriyle çözmek yoluna gittiklerinden Gediz Nehri Havzası ile İzmir Körfezi’nin temizliğinde başarılı olunamamıştır.

İşte o nedenle Gediz Nehri, kapladığı tüm havza alanındaki kolları ile birlikte sürekli kirlenmekte ve bu önlenemeyen kirliliği akıttığı İzmir Körfezi’ni kirleterek büyük bir çevre sorununa neden olmaktadır.

Uzun süredir Gediz Nehri Ekosistemi üzerine birçok çalışma yapılmış olmakla birlikte;

1) İzmir Körfezi için hayati önemde olan İzmir Körfezi ve Limanı Rehabilitasyon Projesi’nin süresi içinde etkin bir şekilde uygulanmamış olması.

2) İzmir Körfezi ve Limanı Rehabilitasyon Projesi gibi büyük projelerde nehrin kirleten özelliğiyle körfeze tehlikeli ağır metalleri taşıyan yapısının dikkate alınmaması nedeniyle nehrin körfezi kirletmesi önlenmediği sürece körfezde yapılacak her çalışmanın sürdürülebilir olmadığı hususunun dikkate alınmaması,

3) DSİ tarafından Gediz Nehri üzerinde yapılan çalışmalarda nehrin yer yer beton kaplı bir kanala dönüştürülmesi,

4) Gediz Nehri Ekosistemi‘nin yönetiminde sadece merkezi yönetimin görevli, yetkili ve sorumlu kılınması nedeniyle nehrin geçtiği bölgede faaliyette olan; hatta kirleten konumundaki yerel yönetimlerle sivil toplumun dikkate alınmaması, yönetimde katılımcılığın sağlanamaması,

5) Ülke yönetimindeki kutuplaşma siyasetinin sonucu olarak merkezi yönetimle yerel yönetimler arasında ortaya çıkan kopukluk ve mücadelelerin birlikte iş yapma kültürünün gelişmesini engellemesi. 

6) Gördes Barajı ile bağlaşığı olan diğer barajların yaşadığı sorunların henüz çözümlenmemiş olması.

Deniz dibinden çıkarılan çamurun ağır metal içerip içermediği hususu bilinmeden, bunun için ÇED raporu hazırlanmadan yapılan çalışmalar…

2016 tarihli İzmir Limanı ve Körfezi Rehabilitasyon Projesi‘nin ortaklarından TCDD Genel Müdürlüğü, aradan geçen 10 yıllık süre içinde işletmekte olduğu İzmir Alsancak Limanı‘nın özelleştirilip satılması nedeniyle hem limanın yeni rıhtımlarla genişletilmesi hem de büyük gemilerin limana girişini sağlayacak olan navigasyon kanalının derinleştirilmesi işinden çekilmiş; böylelikle, söz konusu proje, hem projenin bütünlüğü hem de hedeflerinin bundan böyle gerçekleşmeyecek olması nedeniyle kadük; yani, işlevsiz hale düşmüştür.

Oysa 2872 sayılı Çevre Kanunu ile 29.07.2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanan “Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği“nin 19. maddesinin (b) fıkrası hükmüne göre 15 Ağustos 2016 tarihli ÇED raporuna göre proje ortaklarından TCDD Genel Müdürlüğü‘nün nihai ÇED raporunda yazılı taahhütlerine uymaması durumunda verdiği sözlere uyması için bir defaya mahsus olmak üzere ve bir yılı aşmamak üzere süre verilmesi, bu sürenin sonunda taahhüt edilen hususlara uymadığı takdirde tüm proje ortaklarına ait yatırımın durdurulması gerekmektedir. Yine aynı madde hükmüne göre yükümlülükler yerine getirilmedikçe durdurma kararının kaldırılmayıp 2872 sayılı Çevre Kanunu‘nun ilgili hükümlerine göre işlem yapılması gerekir.

Projenin diğer ortağı İzmir Büyükşehir Belediyesi ise proje sanki devam ediyormuş gibi iddia ettiği 47 milyon metreküplük dip çamurunun çıkarılmasından kendini görevli sayarak işi yapmaya devam etmektedir.

Oysa 2016 tarihli ÇED raporuna göre İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin doğal yaşam adaları yapımında kullanacağı tarama malzemesinin miktarı 14.438.000 metreküp dip çamuru olup bunu da toplam 2,57 yılda (937 günde) yapması gerekmekteydi. (4)

Bu çerçevede İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin 3 Mart 2026 tarihli ve “Körfez’den 1 milyon ton çamur çıkarıldı” haberini dikkate aldığımızda çıkarılan çamur miktarının 2016 yılından bu yana geçen 10 yıllık sürede hedeflenenin çok gerisinde kaldığı; ayrıca, çıkarılan dip çamuru bugüne kadar yapay yaşam adalarının yapımında kullanılmadığına göre tehlikeli ağır metallerle yüklü 1 milyon metreküp dip çamuruna ne yapıldığı, ne şekilde nereye götürüldüğü veya nereye döküldüğü de cevaplanması gereken diğer bir önemli konudur.

Üstüne üstlük Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı‘nın yapay yaşam alanı olarak adlandırılan adaların yapımını, sanki proje TCDD Genel Müdürlüğü‘nün taahhüt ettiği görevleri yerine getirmediği bir durumda getiriyormuş gibi 28 Kasım 2025 tarihinde proje kapsamından çıkardığını bildiğimiz bir durumda…

Bence bu konudaki en önemli sorun, 3 Mart 2026 tarihli belediye haberine göre deniz dibinden çıkarıldığı söylenen 1 milyon metreküp hacmindeki dip çamurunun, Gediz Nehri‘nin İzmir Körfezi‘ne taşıdığı cıva, kurşun, kadmiyum ve arsenik gibi tehlikeli ağır metaller açısından ne ölçüde kirli olduğu hususudur.

Çünkü, İZSU-TCDD işbirliğinde gerçekleştirilmek üzere 2013-2016 döneminde hazırlanan “İzmir Körfezi ve Limanı Rehabilitasyon ProjesiTCDD Genel Müdürlüğü ile İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nce yapılacak dip taraması ile ortaya çıkacak çamurun Gediz Nehri‘nin körfeze taşıdığı tehlikeli kurşun, cıva, kadmiyum ve arsenik gibi ağır metallerle ne ölçüde kirlendiğini belirleyip bunların nasıl imha edileceğini gösteren ayrı bir Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu hazırlanmadığı için halen devam etmekte olan tarama çalışmalarına bir an önce son verilmesi gerekmektedir.

Oysa aynı konu İzmit Körfezi tabanından çıkarılan dip çamurunun çevresinde geniş tarım arazileriyle mera alanlarının bulunduğu boş taş ocaklarına atıldığı iddiasıyla İzmit Büyükşehir Belediyesi için gündeme getirilmekte, bu çalışmaları dikkatle izleyen CHP Kocaeli İl Örgütü ise bu şekilde çıkarılan dip çamurunun boş taş ocaklarına atılması ile ilgili işlemlerin ÇED sürecinden geçip geçmediğini, bunun için ÇED raporu alınıp alınmadığını sorup sorgulamaktadır. (1, 2, 3)

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ise kendisine verilen yetkiler çerçevesinde, yine kendisi tarafından hazırlanacak Ekolojik Değerlendirme Raporu‘nun bitmesini beklemeksizin -belki de dip çamurunun ağır metaller itibariyle taşıdığı riskleri dikkate alarak- dip çukurunun kullanımına konu olacak yapay doğal yaşam adaları uygulamasından vazgeçmiştir.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ise bir yandan proje ortağı TCDD Genel Müdürlüğü projeden çekilirken, diğer yandan da 1 milyon metreküp dip çamuruyla bugüne kadar hangi yapay adayı yaptığını gösterememekte; böylelikle, Foçalı balıkçılarla Foça Tarih ve Doğa Talanına Hayır Platformu‘nun çamurun Foça yakınlarındaki balık yataklarına atıldığına ilişkin iddialara yanıt verememektedir.

Sonuç niyetine…

1) Gediz Nehri, Gediz Nehri Havzası, havza içindeki baraj ve göletler, Gediz Deltası Sulak Alanı ve İzmir Körfezi’nden oluşan Gediz Nehri Ekosistemi’nin bugünküne göre daha iyi yönetilip ekosistemin daha iyi korunması, mevcut çevre sorunlarının acilen çözümlenmesi amacıyla merkezi yönetimin yerel kuruluşlarınca yerine getirilen planlama, yönetim ve denetleme çalışmalarının, işin içine havzadaki yerel yönetimlerle sivil toplum kuruluşlarının da dahil edildiği bir yönetim modeliyle güçlendirilip geliştirilmesi gerekmektedir.

2) Bilimin ve uygulamadan kaynaklanan pratiklerin bugün bize dayattığı bu gerçekler çerçevesinde, havza alanındaki merkezi idare kuruluşlarıyla tüm yerel yönetimleri ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiren bir Gediz Nehri Ekosistemi Koruma Birliği’nin oluşturulması ve bunu sağlayacak hukuki yapılanmanın gerçekleştirilmesi için İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nce öneri niteliğinde karar verilerek girişimde bulunulması yerinde olacaktır.

…………………………………………………………………………………………………………………………………………….

(1) Dilara Polat, “Dip çamuru temizliği gündem oldu. CHP sordu: ÇED raporu sürecinden geçti mi?”, Kocaeli Gazetesi, 14 Kasım 2023, https://www.kocaeligazetesi.com.tr/haber/17633749/dip-camuru-temizligi-gundem-oldu-chp-sordu-ced-surecinden-gecti-mi

(2) “CHP’den dip çamuru projesine suç duyurusu“, Bağımsız Kocaeli Gazetesi, 20 Aralık 2023, https://www.bagimsizkocaeli.com.tr/siyaset/chpden-dip-camuru-projesine-suc-duyurusu-h208392.html

(3) “Büyükşehir dip çamuru iddialarına cevap verdi”, 14 Kasım 2023, https://www.ozgurkocaeli.com.tr/haber/17636509/buyuksehir-dip-camuru-iddialarina-cevap-verdi

(4) ÇED raporu, Sh. 209

Yorum bırakın