Gerçek doğa savunucusu olmak…

Ali Rıza Avcan

Bu hafta yaşayacağımız olaylar, İzmir Körfez Geçişi Projesi‘nin geleceği açısından çok önemli…

Çünkü, 16 Mart 2018 Cuma günü Doğa Derneği ve Avukat Cem Altıparmak‘la birlikte açtığım davanın keşfi var.

25 Ağustos 2017 tarihinde, Orman ve Su İşleri Bakanlığı aleyhine İzmir Nöbetçi İdare Mahkemesi’nde açtığımız bu davanın konusu, Ulusal Sulak Alan Komisyonu‘nun (USAK), İzmir Körfez Geçişi Projesi‘nin uygulamasını kolaylaştırmak amacıyla Gediz Deltası’ndaki sulak alanların nitelik ve sınırlarında değişiklik yapan 30 Mart 2017 tarih, 28-2017/1 sayılı kararının 5. maddesinde yer alan hususların iptali ve yürütmesinin durdurulması ile ilgili.

Böylelikle İzmir Körfez Geçişi Projesi‘nin önünü açacak taraflı ve yanlış bir kararın önce yürütmesini durdurmak, ardından da ortadan kaldırmak istiyoruz.

Şayet mahkemenin oluşturduğu bilirkişi heyeti, bizi haklı görürse mahkemenin bizim; daha doğrusu İzmir’in yararına karar vermesi mümkün olacak. Böylelikle de İzmir Körfez Geçişi Projesi‘nin hayata geçirilmesi oldukça güçleşecek….

Gediz Deltası Sulak Alan Koruma Bölgesi & İzmir Körfez Geçişi Projesi

Konunun bu noktaya nasıl geldiğini yeniden hatırlamak isterseniz, bugüne kadar gerçekleşen olayları size şöyle anlatabilirim:

Uzun yıllardan bu yana Gediz Deltası için önemli çalışmalar yapan Doğa Derneği‘ndeki arkadaşlar, Orman ve Su İşleri Bakanlığı‘na bağlı Ulusal Sulak Alan Komisyonu‘nun (USAK) 2017 yılının Mart ayında Gediz Deltası’ndaki sulak alanlarla ilgili yeni bir karar aldığını duyarlar.

Bu duyumu BİMER aracılığıyla sorguladıklarında ise, karşılarına kimselere duyurulmadan; hatta Gediz Deltası‘na gelip keşif yapmaya bile kalkışılmadan Ankara’da alınmış bir karar çıkar.

Kararın altında ise Orman ve Su İşleri Bakanlığı bürokratlarının yanında iki de Ankara merkezli doğa koruma örgütü vardır.

Hani şu, neredeyse her gün Kıbrıs Şehitleri Caddesi girişinde çalıştırdıkları iyi niyetli üniversite öğrencileriyle tanıdığımız WWF-Türkiye (Dünya Doğayı Koruma Vakfı- World Wildlife Fund) ile Doğa Araştırmaları Derneği.

Doğayı koruma adına kurulmuş; üstüne üstlük Ramsar Sözleşmesi’nin Türkiye’deki STK Odak Noktası görevini yürüten biri uluslararası, diğeri ulusal bu iki doğa koruma örgütünün bu kararın altında imzalarının olması gerçekten dehşet verici bir durumdu…

Bunun üzerine konuyu hem basınla paylaşmış, hem de İsviçre’deki uluslararası Ramsar örgütünün genel sekreteriyle Avrupa danışmanı ve yardımcısına duyurmuştuk.* Örgütün bu duruma müdahale ederek yapılan yanlışlığın bir an önce düzeltilmesini talep etmiştik.

Bunun üzerine her iki doğa koruma örgütünün yöneticileri ayrı ayrı açıklamalar yaparak bu kararın nasıl ve neden imzalandığını anlatmaya çalıştılar.

Ancak verdikleri bilgiler ve ürettikleri bahaneler ikna edici değildi. Her iki örgüt de kurumsal sorumluluklarını unutarak, kararın yetkisiz görevliler tarafından imzalandığını ya da kendilerinin yıllardır Gediz Deltası’nın korunması için mücadele ettiklerini söyleyerek kendilerini aklamaya çalıştılar. Ayrıca altına imza attıkları kararın, İzmir Körfez Geçişi Projesi ile ilgisinin bulunmadığını iddia ettiler. Onlara göre tek kabahatli kurum, böyle bir durumun varlığını kendilerine bildirip destek istemeyen Doğa Derneği‘ydi. Hatta WWF-Türkiye bu iddialarında bir adım daha öteye giderek, birlikte imza attığı Doğa Araştırmaları Derneği temsilcisinin söz konusu kararı sahayı görmeden imzaladığını bile itiraf etti.

Ama ondan sonraki süreçte, her iki doğa koruma örgütü de altına imza attıkları bu taraflı ve yanlış kararın düzeltilmesi için tek bir girişimde bile bulunmadı. 

Şimdi sıra bu iki doğa koruma örgütünün yaptığı yanlışlığın mahkeme yoluyla giderilmesi noktasına geldi…

Bu hafta içinde katılacağımız keşifte, bizler bilirkişilere doğruları söyleyerek onların doğru kararlar almalarını kolaylaştırmaya çalışacağız.

Şimdi bu iki doğa koruma örgütünden beklediğimiz tek şey, hiç değilse şu aşamada altına imza attıkları kararların yanlışlığını kabul ederek bunu bilirkişilere ya da mahkemeye bildirmeleridir.

Belli olmaz, belki de bu şekilde kamu vicdanında açtıkları yarayı bir nebze olsun onarabilir, bir kez daha Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ne çıkıp destekçi aradıklarında sağa sola kaçmadan ve İzmir’e gerçekten de sahip çıktıklarını söyleyerek göğüslerini gere gere bizlerle konuşabilirler…

İzmir Körfezi 004

Tabii ki, doğayı yeterince korumayan bu tür kişi ve kuruluşların her zaman ve yerde çevremizde olabileceğini gözardı etmeden; bunları gerçek doğa savunucularından ayırt etmenin sadece ve sadece bu tür durumlarda neler yaptıklarına bakarak mümkün olduğunu bileceğiz.


* https://www.evrensel.net/haber/333688/izmir-korfez-gecisinin-onu-iste-boyle-acildi

* https://www.evrensel.net/haber/334202/korfez-gecisine-onay-veren-wwf-ramsara-sikayet-edildi

 

Bilmeyenler için İzmir Körfez Geçişi Projesi (2)

Ali Rıza Avcan

İzmir Körfez Geçişi Projesi’nin asıl müşterisi, yerleşime açılmamış kamu mallarını yağmalayacak yandaş sermaye ve inşaat baronlarıdır.

İzmir Körfez Geçişi Projesi‘nden öncelikle bu işin ihale ve işletmesini, Yap-İşlet-Devret yöntemiyle alacak olan iktidar yandaşı inşaat firmaları yararlanacaktır.

İkinci olarak böylesi büyük bir projeyi hayata geçirerek İzmir Körfezi’nin ortasına koskocaman bir AKP damgası vuracak olan AKP iktidarı yararlanacak, kamuoyu nezdinde İzmir’in fethedildiği algısı yaratılacaktır.

Üçüncü olarak da bu proje sayesinde Çiğli, İnciraltı, Menemen, Sasalı ve Ulukent çevresindeki kamu arazilerinin rantını paylaşacak olan inşaat şirketleri kazanacaktır.

Gediz Deltası Sulak Alan Koruma Bölgesi & İzmir Körfez Geçişi Projesi

İzmir Körfez Geçişi Projesi İzmir Körfezi’yle Gediz Deltası Sulak Alanı’n ve İnciraltı bölgesine zarar verecektir.

İzmir Körfez Geçişi Projesi, öncelikle İzmir Körfezi’ndeki zayıf su akıntılarının daha da azalmasını sağlayarak Körfez’in daha kısa sürede kirlenmesine neden olacaktır. 

İzmir Körfezi’ndeki mevcut su akıntılarının % 40 oranında arttırılması suretiyle su kalitesinin iyileştirilmesi hedefleyen İzmir Körfezi ve Limanı Rehabilitasyon (Büyük Körfez) Projesi, ilk yıllarda mevcut su akıntılarını arttırıp suyun kalitesini iyileştirecek olmakla birlikte orta ve uzun vadede bu projenin etkisi ortadan kalkacak ve İzmir Körfezi, İzmir Körfez Geçişi Projesi kapsamında yapılacak 114 adet köprü ayağı ve 800 metre uzunluğundaki beton ada nedeniyle daha fazla kirlenip kokacak, İzmir ikinci bir Efes olmaya başlayacaktır.

İzmir Körfez Geçişi Projesi, proje alanının kuzeyindeki Gediz Deltası Sulak Alanı ile Ramsar Sözleşmesi uyarınca korunan alanlara; ayrıca proje alanının güneyinde bulunan  İnciraltı bölgesindeki doğal koruma alanlarına zarar verecek, kuşların, balıkların, bitkilerin ve diğer canlıların burada barınıp üremelerini zorlaştıracaktır. 

İzmir’i İzmir yapan bu son derece hassas doğal değerlerin kaybedilmesi ise asıl kaybedenin İzmir ve İzmir halkı olmasını sağlayacaktır.

İzmir Körfez Geçişi Projesi hazırlanırken olası güçlü depremler ve fay hatları dikkate alınmamıştır.

İzmir Körfez Geçişi Projesi için Boğaziçi Üniversitesi tarafından hazırlanan deprem raporu bugüne kadar derlenmiş mevcut verilerin kullanılması suretiyle hazırlandığı; ayrıca bu raporun hazırlanması sonrasında körfezde yeni fay hatlarının keşfedildiği ilişkin medya haberlerini okuduğumuz için projenin yapılacağı alanda hassas sismik araştırmalar yapılması gerekmektedir.

Bu tehlikenin farkına varmamızın en önemli nedeni ise, 1999 Gölcük Depremi sonrasında Gölcük’teki donanma üssünün oradan kalkıp şimdi İzmir Körfezi Geçiş Projesi’nin; özellikle de batırma tüp tünelin yapılacağı Yenikale mevkiine gelmesi fikrinin ortaya atıldığı tarihlerde Yenikale mevkiindeki fay hatlarının mevcudiyeti nedeniyle bu girişimden vazgeçilerek donanma üssünün Marmaris’e taşınmış olmasını hatırlıyor olmamızdır.

O nedenle İzmir Körfezi’nin iç ve orta kesimlerinde ciddi araştırmalar yapılmadan böylesi büyük bir yatırıma izin verilmemesi gerekir.

59

İzmir Körfez Geçişi Projesi kapsamında körfezin dibinden çıkarılacak milyonlarca metreküp çamurun “tehlikeli” sınıfında olması durumunda bundan tüm İzmir etkilenecek ve projenin maliyeti artacaktır.

İzmir Körfezi’nden, aynı dönemde uygulanacak iki ayrı proje kapsamında (İzmir Körfezi ve Limanı Rehabilitasyon Projesi çerçevesinde 46.990.000 metreküp, İzmir Körfez Geçişi Projesi çerçevesinde 19.870.542 metreküp) toplam 66.860.542 metreküp dip çamuru çıkarılacak ve bu kadar büyük miktardaki çamur hem Alsancak Limanı’nın yapımında, hem İzmir Kuş Cenneti önünde yapılacak üç ayrı yapay adanın imalatında hem de kent içindeki yeşil alan ve park yapımlarında kullanılacaktır.

Bu iki proje ile ilgili ÇED raporlarındaki yazılı bilgilere göre Gediz Nehri’nin kimyasal, bakteriyolojik ve ağır metal varlığı açısından kirli bir olduğu bilinmekle birlikte; bu nehrin getirip deniz dibine yığdığı çamurun “tehlikeli” mi yoksa “tehlikesiz” mi olduğu henüz araştırılıp analiz edilmemiştir. Ancak ÇED raporu sanki analiz raporları olumlu olacakmış gibi hazırlanmıştır.

İzmir Körfezi’nin dibinden çıkarılacak çamurun tehlikeli olup olmadığını ortaya koyacak analizler, her ne kadar TUBİTAK gibi devletten; yani proje sahibi kuruluştan yana resmi kuruluşlar tarafından yapılacak olmakla birlikte; “tehlikeli” çıkması durumunda bu “tehlikeli” malzemenin nasıl ve hangi maliyetlerle bertaraf edileceği düşünülmemiştir.

İzmir Körfez Geçişi Projesi kapsamında İzmir Körfezi’nin ortasına yapılacak beton ada AKP’nin sembolünü çağrıştıran ampul şeklinde olacaktır.

İzmir Körfezi Geçişi Projesi kapsamında İzmir Körfezi’nin ortasına yapılacak beton adanın örnek alınan yurt dışındaki uygulamaları çok değişik biçimlerde olduğu halde bu proje için tasarlanan adanın biçimi ampul şeklindedir.

Proje ile ilgili ÇED raporunun anlatımından anlaşılacağı üzere, bu adanın tam ortasına ay-yıldız şeklinde bir düzenleme yapılarak bu düzenlemenin geceleri aydınlatılması; böylelikle AKP’nin ampulünü çağrıştıran bir figürünün tam ortasına Türk bayrağını simgeleyen bir ay-yıldızın yerleştirilmesi sağlanacaktır. 

Resim1

İzmir Körfez Geçişi Projesi, yeni bir Deli Dumrul Köprüsü olacaktır.

İzmir Körfez Geçişi Projesi ile yapılmak istenen şey, İzmit Körfezi’ndeki Osmangazi, İstanbul Boğazı’ndaki Yavuz Sultan Selim ve Çanakkale Boğazı’ndaki 1915 Çanakkale Köprüsü gibi yeni bir Deli Dumrul Köprüsü yapmaktır. Böylelikle köprüden ister geçin ister geçmeyin Karayolları Genel Müdürlüğü ile yapımcı/işletmeci firma arasında imzalanan sözleşmeye göre taahhüt edilen tüm araçların geçiş parası devlet hazinesinden ödenecek, böylelikle devlet imkânları ile yandaş müteahhitlerin daha da zengin edilmesi sağlanacaktır.

İzmir Körfez Geçişi Projesi ile ilgili ÇED raporuyla sulak alanların değiştirilmesine ilişkin karar dava konusu olmuştur.

İzmir Körfez Geçişi Projesi ile ilgili ÇED raporunun iptali ve yürütmesinin durdurulması talebiyle Doğa Derneği, Ege Çevre ve Kültür Platformu Derneği (EGEÇEP) ve Ankara’daki Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB) Genel Merkezi ile 85 İzmirli sivil yurttaşın girişimi ile 4 Mayıs 2017 tarihinde İzmir İdare Mahkemesi’nde iki ayrı dava açılmıştır.

Ayrıca proje alanındaki sulak alanların sınırlarıyla kullanım özelliklerini değiştiren Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na bağlı Ulusal Sulak Alan Komisyonu’nun (USAK) 30.03.2017 tarih, 28-2017/1 numaralı kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması talebiyle 25.08.2017 tarihinde Doğa Derneği, Cem Altıparmak ve Ali Rıza Avcan tarafından İzmir Nöbetçi İdare Mahkemesi’nde ikinci bir dava açılmıştır.

4 Mayıs 2017 ve 25.08.2017 tarihlerinde açılan davaların görüşülmesine halen devam edilmektedir.

Doğa Derneği, EGEÇEP ve TMMOB tarafından açılan ÇED raporunun iptali ve yürütmesinin durdurulması ile ilgili davanın mahkeme tarafından belirlenen dokuz bilirkişisi ile 25 Ocak 2017 tarihinde yapılacak keşif çalışması, bilirkişi heyeti başkanının, bir bilirkişinin İzmir Körfez Geçişi Projesi hakkında daha önce yazı yazarak görüş belirtmiş olmasını gerekçe göstererek itiraz etmesi; ayrıca davacı kurumların yeni bilirkişi talepleri nedeniyle yapılamamış ve başka bir tarihe ertelenmiştir.

İzmir Körfezi Geçiş Projesi’ne karşı örgütlenen muhalefet çalışmalarına devam etmektedir.

  • Ali Rıza Avcan ve Göker Yarkın Yaraşlı, 29 Mart 2017 tarihinde Tema Vakfı İl Temsilciliği gönüllülerini, 11 Nisan 2017 tarihinde de HDK İzmir Ekoloji Meclisi üyelerini İzmir Körfez Geçişi Projesi hakkında bilgilendirmiştir.
  • Doğa Derneği, 26 Nisan 2017 tarihinde İzmir Mimarlık Merkezi’nde “Köprüden Önce Son Çıkış: İzmir’in Kuşları” adını verdiği panel ve forumla İzmir halkını bilgilendirdi.
  • Doğa Derneği, Ege Çevre ve Kültür Platformu Derneği (EGEÇEP) ve TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Sekreterliği’nin 20 Eylül 2017 tarihinde İzmir Mimarlık Merkezi’nde ortaklaşa düzenlediği basın toplantısında, ortaklaşa hazırlanan “İzmir ve Bölgemizde Planlanan Rant Projeleri Hakkında Rapor” kamuoyu ile paylaşılmıştır.
  • İzmir Körfez Geçişi Projesi ile ilgili ÇED raporunun iptali ve yürütmesinin durdurulması ile ilgili dava açan Doğa Derneği, EGEÇEP ve TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Sekreterliği’nin kent konseyleri ile birlikte düzenlediği toplantılar çerçevesinde Konak (30 Ekim 2017), Buca (30 Kasım 2017), Güzelbahçe (11 Ocak 2018) kent konseylerinin katılımcılarına, İzmir Halkevi üyelerine (14 Aralık 2017), HDP Karşıyaka İlçe Örgütü üyelerine (25 Aralık 2017); ayrıca Karşıyaka ve Güzelyalı Haziran Meclisi üyelerine proje hakkında bilgi verilmiştir.
  • 20 Aralık 2017 tarihinde davacı Doğa Derneği, EGEÇEP ve TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Sekreterliği’nin yaptığı çağrı üzerine Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi’nde yapılan geniş katılımlı toplantıda İzmir Körfez Geçişi Projesi üzerinden İzmir genelindeki toplumsal mücadelenin nasıl gerçekleştirileceği tartışılmış ve bu tür çalışmaların devamına karar verilmiştir.
  • Doğa Derneği, 23 Eylül 2017 ve 10 Aralık 2018 tarihli kuş gözlemi gezileriyle 14 Ocak 2018 tarihinde Magma Dergisi okurlarıyla birlikte düzenlediği kuş gözlemi gezisiyle kalabalık bir İzmirli grubunun proje alanı olan Gediz Deltası Sulak Alanı ile tanışmasını sağlayarak katılımcılara bu projeden olumsuz etkilenecek flamingolarla diğer kuş ve canlılar hakkında bilgi vermiştir.
  • Doğa Derneği 23 Kasım 2017 tarihinde İzmir, 19 Ocak 2018 tarihinde de İstanbul medyası ile uluslararası basın mensupları için Gediz Deltası Sulak Alanı’nda düzenlediği basın toplantıları ile yerel, yerli ve yabancı basın mensuplarına proje ve sakıncaları hakkında bilgi vermiştir.
  • Doğa Derneği, 12 Aralık 2017 tarihinde yaptığı basın açıklaması ile Gediz Deltası Sulak Alanı’nın UNESCO Dünya Doğa Mirası Listesi’ne girmesi için ulusal ve uluslararası alanda bir kampanya başlattığını duyurmuş ve bunun için hazırlanan bilimsel bir raporu kamuoyu ile paylaşmıştır.
  • Doğa Derneği tarafından hazırlanan haber ve görüntülerin Fox TV Haber Programı sunucusu Fatih Portakal tarafından gündeme getirilmesi üzerine ses sanatçısı Tarkan’ın paylaştığı İnstagram mesajı milyonlarca sosyal medya kullanıcısına ulaşmış; böylelikle ülkemizdeki çok geniş bir kesimin İzmir Körfez Geçişi Projesi hakkında bilgilenmesi sağlanmıştır.

Flamingoma Dokunma 23.07.2017 001

 

Kıyı dolguları ve su baskınları…

Ali Rıza Avcan

Bu yazıyı yazdığım şu an İzmir’de kentin büyük bir bölümü kuvvetli bir fırtınanın etkisi altında… Birinci Kordon, Alsancak, Pasaport gibi sahil kesimi bu fırtına ile azgınlaşan dalgaların getirdiği su baskınlarıyla teslim alınmış durumda… Sabahın ilk saatlerinde sefer yapan deniz araçlarının iskelelere yanaşamayıp geriye döndüğü, vapurlardaki insanların büyük bir heyecan içinde korkulu anlar geçirdiği söyleniyor… Kentteki deniz ulaşımı şu an itibariyle durdurulmuş olsa da yollardaki araçlar ve insanlar sular içinde bir yerden bir yere gitmede zorlanıyor ve benim gibi randevularını iptal ediyorlar…

Kentin birçok semti kuvvetli yağış hatta dolunun yıkıcı etkisini yaşıyor… Sahillerde milyonlarca liraya yapılan birçok yatırım ve tuzlu sular altında kalan bitki ve yeşil alanlar zarar görüyor…

İzmir'de fırtına

Bu durumu yaşayanlar ya da görenler ise tepkilerini sosyal medyada dile getirip bunun  nedenini ya takdir-i ilahiye ya da plansız, programsız kentleşmeye; özellikle de kıyılarda yapılan hesapsız kitapsız dolgulara bağlıyorlar…

Yaşananlardan küresel ısınmayı sorumlu tutanlar olduğu gibi denizden kaynaklanan su baskınının mevsim ortalamalarının üstündeki rüzgar ve yağışlar nedeniyle ortaya çıktığını, bunun beklenmeyen doğal bir yıkım olduğunu söyleyenler de var. 

Tabii ki bir de benim gibi bu sorunu kıyıda; özellikle de Alsancak bölgesinde olduğu gibi denizin yükselmesi durumunda deniz suyunun yağmur suyu kanallarıyla geri basmasına neden olan yetersiz atık ve yağmur suyu kanal sistemiyle her tür kıyıda hiçbir araştırma yapılmadan dolgu yapılmasına bağlayanlar da var. 

Karşımıza çıkan bu olağanüstü durumun bir yandan bir doğal yıkım olduğunu bilip kabul etmekle birlikte; bu derecedeki şiddetli fırtınaların yaşandığı bir coğrafyada denizin 60 santimetreye kadar yükselebileceğini söyleyen bilim insanlarını dikkate alarak önceden yeterli önlemlerin alınabileceğini ama alınmadığını, deniz suyunu geriye basarak cadde ve sokakların su içinde kalmasına neden olan yetersiz atık ve yağmur suyu sisteminin daha iyi hale getirilebileceğini ama getirilmediğini de söyleyenler var.

Örneğin konuştuğumuz bilim insanları, uzmanlar ve başvurduğumuz bilimsel kaynaklar bize İzmir Körfezi kıyılarında 19. yüzyıldan bu yana yapılan bütün dolguların ya da kıyıları deniz taşkınından korumak için alınan önlemlerin deniz suyu akıntılarıyla dalga dinamiğinin dikkate alınarak yapılmadığını, bu tür müdahalelerin şiddetli rüzgarın etkisiyle körfezde oluşan büyük dalgaların sapmasını, yansımasını, dönmesini, kırılmasını ya da sığlaşma nedeniyle sönümlenmesini dikkate almadan yapıldığını söylüyorlar. 

DSC_9589

Önce 15. yüzyılda iç limanın doldurulması suretiyle Konak Meydanı ile Kemeraltı’nın büyük bir kısmının oluşması; ardından 17. ve 18. yüzyıllarda dolgu işlemine yer yer devam edilmesi ve 1867 yılında başlatılan büyük İzmir Limanı ve Rıhtımı Yapımı inşaatıyla Konak Meydanı’ndan Alsancak’a kadar uzanan 3,5 kilometre uzunluğunda ve 230-250 metre genişliğindeki bir alanın doldurularak Birinci Kordon’un oluşturulması körfezin kıyısında görülen ilk büyük müdahalelerdir.

Hatta bir söylentiye göre, İzmir Limanı ve Rıhtımı Yapımı inşaatı 1867 yılı Kasım ayında bir denizaltı depremi sonucunda ortaya çıkan büyük dalgaların etkisi ile mevcut tesislerin kullanılamaz hale gelmesi üzerine başlatılmıştır. 

Cumhuriyet döneminde ise gerek Karşıyaka gerekse Göztepe-Güzelyalı sahilleri bir çok kez yol ya da park yapmak amacıyla doldurulmuş; böylelikle kıyıdaki bir çok ev ve köşk denizi uzaktan seyreder hale gelmiştir.

Bu kentin gördüğü en büyük dolgu operasyonlarından biri de Burhan Özfatura‘nın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde Cumhuriyet Meydanı ile Alsancak Limanı arasındaki Birinci Kordon’un, Osmanlı döneminde doldurulmuş olmasına karşın otoyol yapmak amacıyla yeniden doldurularak genişletilmesi ve bu dolgunun Ahmet Piriştina‘nın belediye başkanı olmasından sonra iptal edilerek yeşil alana dönüştürülmesi suretiyle gerçekleştirilmiştir.

Körfez kıyılarının doldurulması işlemine -ne yazık ki- bugün de devam edilmekte; Mustafa Kemal Sahil Bulvarı’nda imar planı değiştirilmeden ve kıyı kenar çizgisi onayı alınmadan, Karşıyaka sahilinde ise daha büyük anıt yapma sevdası ile denize verilebilecek zararlar dikkate alınmadan kıyı dolgusu yapılmaktadır.

Yaşadığımız ve gördüğümüz kadarıyla bu kentin, -hangi siyasi partiden olursa olsun- tüm belediye yönetimleri tarafından gerçekleştirilen kıyıların doldurması eylemi, aslında kamulaştırma yöntemiyle edinemedikleri alanları daha ucuz ve kolay elde etmek amacıyla sıklıkla kullandıkları bir yöntem olmuştur.

Oysa bu yöntemle doldurulan bir deniz ve onun etkileşim içinde bulunduğu sahillerinde suyun kalitesinde, üst ve alt akıntılarında, dalga hareketleriyle parametrelerinde (dalga profili, boyu ve yayılma hızı) ve dalga tırmanma yüksekliğinde yaratacağı tüm olumlu ya da olumsuz etkiler projeler hazırlanırken bilimsel olarak araştırılmalı, analiz edilmeli ve bugün yaşadığımız sıkıntıları yeniden yaşamamak için gereken tüm önlemleri önceden almamız gerekmektedir.

26196324_1476994089065766_8978094507215547092_n

Örneğin bugün yaşadığımız sorun açısından çok önemli bir konu olan belirgin dalga yüksekliğinin doğru ölçülmesi birçok bilim insanına göre kıyı dolgularını koruyan duvarların tasarımı açısından çok önemlidir. Çünkü belirgin dalga yüksekliği, seçilen deniz bölgesinin dalga ölçümleri sayesinde yüksekliğine göre büyükten küçüğe doğru sıralanan dalgaların en yüksek ilk üçünün ortalaması alınarak bulunur. Ölçümler sonucu bulunan dalga periyotu, dalga yüksekliği ve dalga yaklaşım açısı kıyı duvarını boyutlandırmada gerekli olan parametrelerdir. 

Ayrıca dolgu öncesinde yapılacak araştırmalar sırasında kıyılara yapılacak mahmuzlarla iskele, duvar ve dalgakıranların yeterli düzeyde olması, sığ sahil kesimlerinin dolgu yapılmak suretiyle derinleştirilmemesi gerekmektedir.

Bilimsel ölçekte ve pratik düzlemde olması gerekenler bu olmakla birlikte 2012 yılından bu yana İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından İzmir Körfezi kıyılarında uygulanmakta olan “İzmir-Deniz, İzmirlilerin Denizle İlişkisini Güçlendirme Projesi” kapsamında yapılan bir çok deniz dolgusunda, sahil bandı çalışmalarında bu tür araştırmaların yapılmadığı, Mustafa Kemal Sahil Bulvarı ile Karşıyaka sahilinde yapılan dolgularda bilimin gereği olan bu kurallara uyulmadığı görülmektedir.

Mustafa Kemal Sahil Bulvarı’ndaki alt geçidin yapımında yağışlı havalarda geçidin hem yağmur hem de deniz suyuyla dolmuş olması bunun en güzel ve somut örneğidir.

Ayrıca belediye yetkilileriyle yaptığımız özel görüşmelerde, içme suyu şebekesindeki % 31 oranındaki kayıp ve kaçağın en büyük nedeninin, sahil bandındaki şebekeden denize karışan içme suyundan kaynaklandığı ifade edilmekte; böylelikle kıyı ile deniz arasında güvenilir bir bandın bugüne kadar yaratılamadığı itiraf edilmektedir.

Evet, sonuç olarak İzmirli yerel yöneticilerimizin her yağış ya da sel sonrasında bir mazeret olarak söyledikleri “mevsim ortalamalarının üstünde” bir yağmur ya da dolu yağmış, rüzgar görülmemiş bir hızla esmiş, dalgalar metrelerce yükseğe çıkmış olabilir ve bu olağanüstü koşullar belediyelerimizin kusuru olmayabilir…

İzmir'de fırtına

Ama bir de ihmal edilmemesi gereken doğa var… Kendine yapılanları kısa planda kabul eder gibi gözüken; ama uzun vadede reddedip aslına dönmek isteyen, kendi ritmi ile akıp kendini yenilemek isteyen bir doğa var…

Biz doğayı ne kadar unutsak ve ona rağmen yaptıklarımızla bir zafer kazandığımızı sansak da; o hep orada olacak ve kazanacak…

O nedenle, bugünkü yazımızı Doğa Derneği‘nin kurucusu başkanı sevgili Güven Eken’in bugün bu seller, bu yağışlar nedeniyle paylaştığı güzel bir sözü ile bitirmek istiyorum:

Doğada sel yoktur. Özgürce akan dereler, ırmaklar ve bereketli kolları vardır.”


Yararlanılan Kaynaklar

Atay, Ç. (1978), Tarih İçinde İzmir, Tifset Basım ve Yayın Sanayi A. Ş., İzmir.

Dean, R.G., Darymple R.A. (2001) Coastal Processes, Cambridge Üniversity Press, U.K., 475. 

Durmuş, Cem (2007), Mersin Bölgesi Kıyı Koruma Yapılarının İncelenmesi, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Adana.

Yarıcı, A. (2009) – “Kentimizde Su Taşkınlarının Meydana Geliş Sebepleri ve Çözümler“, (TMMOB) Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliği 1. Kent Sempozyumu, 8-10 Ocak 2009, İzmir. 

10 Soruda İzmir Körfez Geçişi Projesi

Ali Rıza Avcan

Projeyi hazırlayanlara göre İzmir kent siluetine olumlu bir katkıda bulunmak ve İzmir’in marka değerini yükseltmek amacıyla hazırlandığı söylenen İzmir Körfez Geçişi Projesi, 2015 tarihli ilk ÇED raporunda yazılı olan 3.520.000.000.- liralık harcama bütçesiyle; ama 2015’den sonra yükselen kur fiyatları ve yeni imalat kalemlerinin ortaya çıkacak olması nedeniyle daha da artacak maliyeti ile son yıllarda İzmir’de yapılacak en büyük kamu yatırımıdır.

Ulaştırma, Haberleşme ve Denizcilik Bakanlığı’na bağlı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından “Yap-İşlet-Devret” yöntemiyle ihale edilecek olan proje, 12,6 kilometre uzunluğundaki otoyol güzergahı ile 16,4 kilometre uzunluğundaki raylı sistem (tramvay) güzergahı içinde 4,175 kilometre uzunluğunda bir asma köprü, -29,50 kotunda deniz tabanının altına yerleştirilecek  47,30 metre genişlik ve 1,9 kilometre uzunluktaki bir batırma tüp tünel ve asma köprü ile batırma tüp tünelin birleşimini sağlamak amacıyla İzmir Körfezi’nin ortasına 880 metre uzunluk ve 150-780 metre aralığında değişen genişliğe sahip bir beton adanın yapımını amaçlamaktadır. 

Bu proje kapsamında ayrıca 21 köprü ve 1 altgeçit ile – 4 metrede yapılacak deniz dip taramasından çıkarılacak 19.870.542 metreküp miktarındaki çamurla Gediz Deltası Tuzla Alanı sınırındaki Çizilmak Dalyanı‘nın kuzey batısında yapay bir ada yapılacaktır.

Yapılacak olan 4,175 kilometrelik köprünün ana açıklığı 270 metre, arka açıklığı 110 metre olup Gediz Deltası Sulak Alanı içinde 50 metre aralıkla yapılacak toplam 154 beton ayağı bulunacaktır.

Kuzeyde İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nin batı yakasındaki İzmir Çevre Yolu’nun Sasalı kavşağından başlayan İzmir Körfez Geçişi Projesi, güneyde Çeşme Otoyolu ile birleştiği kavşakta sonlanacaktır.

2X3 şeritli bir otoyol ile 2X1 hatlı raylı sistemden (tramvay) oluşan proje kapsamında 1.380.000 metrekarelik bir hafriyat alanında toplam 2.110.000 metreküp dolgu yapılacağı söylenmektedir.

Köprü geçiş ücretinin ücretsiz mi yoksa 1, 3 ya da 5 dolar mı olması gerektiği tartışmasının henüz devam ettiği bu süreçte köprüden geçişin ücretsiz olması durumunda 2023 yılında 56.145 araç/gün, 2033 yılında 73.205 araç/gün, 2043 yılında 90.745 araç/gün; geçiş ücretinin 1 dolar olması durumunda 2023 yılında 44.267 araç/gün, 2033 yılında 56.560 araç/gün, 2043 yılında 76.837 araç/gün, 3 dolar olması durumunda 2023 yılında 29.560 araç/gün, 2033 yılında 38.335 araç/gün, 2043 yılında 50.119 araç/gün; 5 dolar olması durumunda 2023 yılında 13.044 araç/gün, 2033 yılında 19.988 araç/gün, 2043 yılında 29.678 araç/gün olacağı; köprüden % 96 oranında otomobillerin, % 4 oranında da ağır vasıtaların geçeceği hesaplanmıştır.

Mavişehir-Üçkuyular hattı için yapılacak tramvay hattında ise 2018 yılı için 4 dakika dizi aralığı ile saatte 4.050 yolcu/saat, 2023 yılı için 3 dakika dizi aralığı için saatte 5.400 yolcu/saat, 2033 yılı için 5 dakika dizi aralığı için 6.480 yolcu/saat , 2043 yılı için 4,5 dakika dizi aralığı için 7.200 yolcu/saat, daha sonrasında da 4 dakika dizi aralığı için 8.100 yolcu/saat taşınacağı öngörülmüştür.

İşletme ömrü 30 yıl olarak belirlenen projenin yapımına 2017 yılında başlanması, 2023 yılında da işletmeye açılması planlanmaktadır.

Teknik özellikleri böylesine uzun, ayrıntılı ve karmaşık olan İzmir Körfez Geçişi Projesi‘nin İzmir kamuoyu tarafından daha iyi anlaşılması amacıyla hazırladığımız toplam 10 soruya verdiğimiz cevapları sizinle paylaşmak isteriz:

1. İzmir Körfez Geçişi Projesi asıl olarak kimin projesidir?

İzmir Körfez Geçişi Projesi, 2014 tarihli mahalli idareler seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olan ve o zaman Ulaştırma, Haberleşme ve Denizcilik Bakanı, şimdi ise başbakan olarak görev yapan Binali Yıldırım‘ın; yani, AKP iktidarının 2023 yılı vizyonu çerçevesinde İzmir’in fethini simgelemek amacıyla hazırlanmış siyasi bir projedir. Bu proje AKP adayı Binali Yıldırım‘a ait seçim bildirgesinde yer alan 1.414 projenin birinci sırasında “Körfez’in Altın Gerdanlığı” adıyla yer almıştır. 

Şimdilerde bu projeyi sahiplenmek isteyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu‘nun 2014 tarihli seçim bildirgesinde ise böyle bir proje bulunmamaktadır.

2. İzmir Körfez Geçişi Projesi halkın görüşleri alınarak mı hazırlanmıştır?

İzmir Körfez Geçişi Projesi İzmir halkının görüşü alınarak hazırlanmamıştır. Mevzuat gereği 25 Haziran 2015 tarihinde İzmir Ticaret Odası’nda yapılan halkın bilgilendirilmesi toplantısına, yeterli düzeyde duyurulmadığı için çok az kişi katılmış, ardından da bu toplantıda halkın bilgisine sunulan ÇED raporu 2017 yılında esaslı bir şekilde değiştirilmiş ve bu ikinci ÇED raporu için halkın bilgilendirilmesi toplantısı yapılmamıştır.

Bu nedenle İzmir Körfez Geçişi Projesi‘nin İzmir halkının önüne tepeden inme bir şekilde konulduğu, bu projeden etkilenenlerin görüşlerinin alınmadığı, projenin asıl olarak bir İzmir Projesi olmadığı söylenebilir.

3. İzmir Körfez Geçişi Projesi İzmir’in gerçek bir ihtiyacını mı karşılayacaktır?

İzmir Körfez Geçişi Projesi‘nin İzmir’in kuzeyindeki yerleşimlerle güneyindeki yerleşimler arasındaki ulaşım ihtiyacını karşılayacağı iddia edilmektedir.

Oysa İzmir’in kuzey yerleşimleri ile güney yerleşimleri arasında gerçek bir ulaşım ihtiyaç ve talebi yoktur. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait İzmir Ulaşım Ana Planı‘nda ifade ettiği şekilde İzmir’in gerçek ulaşım ihtiyacı doğudaki yerleşimlerle batıdaki yerleşimler arasında olup; bu projenin asıl amacı Bursa ve Çanakkale üzerinden yeni yapılmakta olan otoyolla gelecek İstanbul yolcularının Urla, Çeşme ve Alaçatı’ya daha kolay ulaşmasını sağlamaktır.

4. İzmir Körfez Geçişi Projesi’nin ulusal ve uluslararası hukuktaki yeri nedir?

İzmir Körfez Geçişi Projesi’nin güzergahında ulusal yasalar ve uluslararası sözleşmelerle korunan doğal alanlar bulunmaktadır. Bu alanların en önemlisi uluslararası RAMSAR sözleşmesi ile korunan Gediz Deltası Sulak Alanı Koruma Bölgesi’dir. Diğer bir alan ise İnciraltı’ndaki Çakalburnu Sulak Alanı‘dır. 

AKP iktidarı elinde bulundurduğu bürokrasiyi kullanarak, kanun, yönetmelik ve kurul kararlarında değişiklikler yaparak bu alanların sınırlarını ve niteliklerini değiştirerek projeyi bu bölgelerden geçirmeye çalışmaktadır.

5. İzmir Körfez Geçişi Projesi’nden kimler yararlanacaktır?

İzmir Körfez Geçişi Projesi‘nden öncelikle bu işin ihalesini ve işletmesini, Yap-İşlet-Devret yöntemiyle alacak olan iktidar yandaşı inşaat firmaları yararlanacaktır.

İkinci olarak böylesi büyük bir projeyi hayata geçirerek İzmir Körfezi’nin ortasına koskocaman bir AKP damgası vuracak olan AKP iktidarı yararlanacaktır.

Üçüncü olarak da bu proje sayesinde köprü çevresinde; özellikle de Çiğli, Sasalı, Ulukent ve Menemen çevresindeki yeni yerleşimler için halen arsa ve arazileri kapatan rant çevreleri ve inşaat firmaları yararlanacaktır.

6. İzmir Körfez Geçişi Projesi kimlere ve nerelere zarar verecektir?

İzmir Körfez Geçişi Projesi, öncelikle İzmir Körfezi’ndeki zayıf su akıntılarının daha da azalmasını sağlayarak Körfez’in daha kısa sürede kirlenmesine neden olacaktır. 

İzmir Körfezi’ndeki mevcut su akıntılarının % 40 oranında arttırılması suretiyle su kalitesinin iyileştirilmesi hedefleyen İzmir Körfezi ve Limanı Rehabilitasyon (Büyük Körfez) Projesi, ilk yıllarda mevcut su akıntılarını arttırıp suyun kalitesini iyileştirecek olmakla birlikte orta ve uzun vadede bu projenin etkisi ortadan kalkacak ve İzmir Körfezi, İzmir Körfez Geçişi Projesi kapsamında yapılacak 114 adet köprü ayağı ve 800 metre uzunluğundaki beton ada nedeniyle daha fazla kirlenip kokacak, İzmir ikinci bir Efes olmaya başlayacaktır.

İzmir Körfez Geçişi Projesi, proje alanının kuzeyindeki Gediz Deltası Sulak Alanı ile Ramsar Sözleşmesi uyarınca korunan alanlara; ayrıca proje alanının güneyinde bulunan  İnciraltı bölgesindeki doğal koruma alanlarına zarar verecek, buralardaki kuşların, balıkların, bitkilerin ve diğer canlıların burada barınıp üremelerini zorlaştıracaktır. 

İzmir’i İzmir yapan bu son derece hassas doğal değerlerin kaybedilmesi ise asıl kaybedenin İzmir ve İzmir halkı olmasını sağlayacaktır.

7. İzmir Körfez Geçişi Projesi hazırlanırken olası güçlü depremler ve fay hatları dikkate alınmış mıdır?

İzmir Körfez Geçişi Projesi için Boğaziçi Üniversitesi tarafından hazırlanan deprem raporu şimdiye kadar derlenmiş mevcut verilerin kullanılması suretiyle hazırlandığından ve yeni fay hatlarının bulunduğu haberlerini duyduğumuz bir ortamda projenin yapılacağı alanda hassas sismik araştırmalar yapılmadığından projenin olası depremler karşısındaki durumu bilinmemekte ve bu durum da İzmir’in nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu göstermektedir.

8. İzmir Körfez Geçişi Projesi ile körfezin dibinden çıkarılacak çamurun özelliği nedir ve bu çamurun akıbeti ne olacaktır?

İzmir Körfezi’nden, aynı dönemde yapılacak iki ayrı proje kapsamında; İzmir Körfezi ve Limanı Rehabilitasyon Projesi çerçevesinde 46.990.000 metreküp, İzmir Körfez Geçişi Projesi çerçevesinde 19.870.542 metreküp olmak üzere toplam 66.860.542 metreküp dip çamuru çıkarılacak ve bu kadar büyük miktardaki çamur hem Alsancak Limanı’nın yapımında, hem İzmir Kuş Cenneti önünde yapılacak 3 ayrı yapay adanın imalatında hem de kent içindeki yeşil alan ve park yapımlarında kullanılacaktır.

Bu iki proje ile ilgili ÇED raporlarındaki yazılı bilgilere göre Gediz Nehri’nin kimyasal, bakteriyolojik ve ağır metal varlığı açısından kirli bir nehir olduğu bilinmekle birlikte bu nehrin getirip deniz dibine yığdığı çamurun “tehlikeli” mi yoksa “tehlikesiz” mi olduğu henüz araştırılıp analiz edilmemiştir. Ancak bütün raporlar sanki analiz raporları olumlu çıkacakmış gibi hazırlanmıştır.

İzmir Körfezi’nin dibinden çıkarılacak çamurun tehlikeli olup olmadığını ortaya koyacak analizler, her ne kadar TUBİTAK gibi devlet kuruluşlarında yapılacak olmakla birlikte; “tehlikeli” çıkması durumunda bu “tehlikeli” malzemenin nasıl ve hangi maliyetlerle bertaraf edileceği düşünülmemiştir.

9. İzmir Körfez Geçişi Projesi ile İzmir Körfezi’nin ortasına yapılacak beton ada niye ampul şeklindedir?

İzmir Körfezi Geçişi Projesi kapsamında İzmir Körfezi’nin ortasına yapılacak beton adanın örnek alınan yurt dışındaki uygulamaları çok değişik biçimlerde olduğu halde İzmir Körfezi için tasarlanan adanın biçimi bir ampulü andırmaktadır.

Proje ile ilgili ÇED raporunun anlatımından anlaşılacağı üzere, bu adanın tam ortasına ay-yıldız şeklinde bir düzenleme yapılarak bu düzenlemenin geceleri aydınlatılması; böylelikle AKP’nin ampulünü çağrıştıran bir beton ada figürünün tam ortasında Türk bayrağını simgeleyen bir ay-yıldızın yerleştirilmesi sağlanacaktır. 

10. İzmir Körfez Geçişi Projesi sonrası araçlar bu geçişten yararlanabilecek midir?

İzmir Körfez Geçişi Projesi ile yapılmak istenen şey, İzmit Körfezi’ndeki Osmangazi, İstanbul Boğazı’ndaki Yavuz Sultan Selim ve Çanakkale Boğazı’ndaki 1915 Çanakkale Köprüsü gibi yeni bir Deli Dumrul Köprüsü yapmaktır. Böylelikle köprüden ister geçin ister geçmeyin Karayolları Genel Müdürlüğü ile yapımcı/işletmeci firma arasında imzalanan sözleşmeye göre taahhüt edilen tüm araçların geçiş parası devlet hazinesinden ödenecek, böylelikle devlet imkanları ile yandaş müteahhitlerin daha da zengin edilmesi sağlanacaktır.

Köprü Karikatür

 

İzmir Körfez Festivali Fotoğraf Yarışması

İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Arkas şirketler grubu tarafından ortaklaşa düzenlenen “İzmir Körfez Festivali Fotoğraf Yarışması”nda birinci, ikinci ve üçüncü olanlarla mansiyon alan ve sergilemeye değer bulunan  toplam 34 güzel fotoğrafı sizlerle paylaşmak isteriz.

Bu fotoğraf yarışmasının amacı, şartnamesinde şu şekilde belirtilmiş: “Amacımız, “İzmir Körfez Festivali Fotoğraf Yarışması” ile İzmir Körfez festivali’ne ilişkin farkındalık yaratmak; Arkas Körfez Yarışı katılımcısı ve/veya izleyicisi fotoğraf severlerin gözünden Arkas İzmir Körfez Yarışı arşivine katkı sağlamaktır.”

Yarışma jürisi ise şu isimlerden oluşmuş: A. Beyhan ÖZDEMİR Yrd. Doç. Dr., Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğrafçılık Bölümü, Aysel ÖZKAN İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı. Emirali KOKAL Fotoğraf Sanatçısı, Işık SEZER Doç. Dr., Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğrafçılık Bölümü, Lütfü DAĞTAŞ Fotoğraf Sanatcısı, İFOD Başkanı, Müjde UNUSTASI Arkas Holding Sanat Danışmanı, Zafer ÖZDEN Prof. Dr. Ege Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı.

Ancak bu güzellikleri paylaşırken asıl olarak İzmir’e özgü bir tasarım olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılıp bugün İnciraltı’nda çürümeye terk edilen tarihi İzmir Kayıkları‘nın bu festival kapsamında kullanılmamış olmasını, bunun doğal bir sonucu olarak bu güzel fotoğraflar arasında yer almamasını; velhasıl onlara gereken değerin verilmemiş olmasını yardırgayıp protesto ettiğimizi ifade etmek istiyorum.

001
Birincilik Ödülü – Halit Kartal – “Bulut, Yelken
002
İkincilik Ödülü – Zehra Çöplü – “Yarış Sonu
003
Üçüncülük Ödülü – Mehmet Yasa – “Körfez Festivali”
004
Mansiyon – Hakan Çöplü – “Şampiyon
211-320-tfsf-ch7NV
Şeref Artagan – Sergileme – “Kano
211-320-tfsf-OQcdI
Şeref Artagan – Sergileme – “Konak
211-320-tfsf-UFu9o
Şeref Artagan – Sergileme – “Kano
375-320-tfsf-uCsHk
Alahattin Kanlıoğlu – Sergileme – “Arkas Körfez Festivali
471-320-tfsf-x5me9
Murat Yılmaz – Sergileme – “Kırmızı
524-320-tfsf-2txAq
Ege Apaydın – Sergileme – “Festival
552-320-tfsf-GqP6z
Hakan Kuyumcu – Sergileme – “Kıyasıya Rekabet
709-320-tfsf-5CeaG
Yusuf Dündar – Sergileme – “İlk Uç
984-320-tfsf-FC3km
Caner Başer – Sergileme – “1881
984-320-tfsf-G7QZe
Caner Başer – Sergileme
1077-320-tfsf-i0Vsx
Hasan Uçar – Sergileme – “Arkas
1293-320-tfsf-LAfnc
Serkan Çolak – Sergileme – “Yarış
1428-320-tfsf-TL1bC
Cem Balkı – Sergileme – “Finish
4378-320-tfsf-VQe3n
Yılmaz Topçu – Sergileme – “Yarış
4492-320-tfsf-fkrkI
Özgür Bozkurt – Sergileme – “Gölge
11255-320-tfsf-HCCTS
Alpay Sönmez – Sergileme – “Seyir
15262-320-tfsf-1uvtc
Mevlüt Cesur Öcal – Sergileme – “Ufukta Yelkenliler
16399-320-tfsf-ePBZx
Sefa Acar – Sergileme – “Seyir
16894-320-tfsf-UjoKB
Ufku Meydan – Sergileme – “Kızıl ve Mavi
23269-320-tfsf-b94pK
Mehmet Hakkı Çılgın – Sergileme – “Yarış
25647-320-tfsf-QcLIz
Mahmut Serdar Alakuş – Sergileme – “Körfezde
36084-320-tfsf-NPsQv
Erdem Arif Yiğit – Sergileme – “Yarışlar
56694-320-tfsf-x8aXA
Onur Keser – Sergileme – “Kano Mücadele
56856-320-tfsf-rSl3l
Erdal Bilici – Sergileme – “Sırayla Yelken
56874-320-tfsf-56oTO
Mustafa Gökhan Özyurtlu – Sergieleme – “Ada
56901-320-tfsf-vNevy
Uluğ Buğra Han Değirmenci – Sergileme – “Ksk
56911-320-tfsf-q9X4P
Ömer Evren Atalay – Sergileme
56948-320-tfsf-2QjDc
Özer Kızıldağ – Sergileme – “Mücadele
56948-320-tfsf-Bm8ZF
Özer Kızıldağ – Sergileme – “Gölgeler
9184-320-tfsf-i5qGL
Tuncay Özdal – Sergileme – “Yarış Anı

CHP, İzmir Körfez Geçişi Projesi hakkında ne düşünüyor?

Ali Rıza Avcan

“İzmir Körfez Geçişi Projesi”ni ÇED halkı bilgilendirme toplantısının yapıldığı 2015 yılından bu yana öğrenmeye, tartışmaya ve bu proje ile ilgili bir tutum geliştirmeye çalışıyorum.

Bu amaçla 25 Haziran 2015 tarihinde İzmir Ticaret Odası Meclis Salonu’nda yapılan Halkın Bilgilendirme Toplantısına katılarak proje hakkındaki ilk bilgileri edindim.

Ardından 24 Mayıs 2016 tarihinde TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nin Tepekule İş Merkezi Akdeniz Salonu’nda düzenlediği seminere katılarak Karayolları 2. Bölge Müdürü Abdülkadir Uraloğlu ile projeyi hazırlayan Yüksel Proje A.Ş.’nin Proje Müdürü İnşaat Mühendisi Özgür Uğurlu‘yu dinleyerek ve sundukları görselleri izleyerek proje hakkındaki bilgilerimi geliştirdim.

24 Mayıs 2016 tarihli toplantıya o tarihte İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı olan Buğra Gökçe ile Başkan Danışmanı Bülent Tanık‘ın,  ayrıca o tarihlerde Ulaşım Dairesi Başkanlığı görevini yürüten Fidan Arslan‘ın ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile yakınlıkları bulunan Urla ve İzmir Büyükşehir belediyeleri meclis üyesi, Konak Belediyesi eski başkanı Muzaffer Tunçağ‘ın katıldıklarını görerek ve Muzaffer Tunçağ‘ın projenin yapılacağı bölgenin depremselliği ile ilgili, Bülent Tanık‘ın da körfezin dibinde yapılacak tüp geçişin genişliği ile ilgili itirazlarını dinleyerek İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu proje karşısında net bir tutum alacağını umdum.

Bu toplantıda sorulan sorular ve yapılan tartışmalar sonucunda, İzmir Körfez Geçişi Projesi‘nin, İZSU ve TCDD işbirliği ile yapılacak olan “İzmir Körfezi ve Alsancak Limanı Rehabilitasyon Projesi” sayesinde körfez akıntılarında ve su kalitesinde sağlanacak % 40 oranındaki iyileşmeyi sıfırladığı gerçeğinin ortaya çıkması nedeniyle İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu projeye karşı çıkacağını düşündüm. 

Ardından Doğa Derneği, Tema Vakfı, DTK Ekoloji Meclisi‘ndeki arkadaşlarla değişik toplantılarda bir araya gelerek onaylanan ÇED Raporu üzerinden proje hakkındaki bilgilerimizi birbirimizle paylaşıp projede karşı çıktığımız konuları somutlamaya çalıştık.

Bu arada 2015 tarihli ÇED Raporunun, “İzmir Körfezi ve Limanı Rehabilitasyon Projesi” üzerindeki olumsuz etkilerini giderecek şekilde yeniden düzenlendiğini görüp 360 sayfadan oluşan ÇED Raporu ile 3484 sayfadan oluşan eklerini ayrıntılı bir şekilde okuyup irdelemeye çalıştık. Okuyamadığımız bölümlerini bakanlıktan temin edip tekrar tekrar okumaya ve tartışmaya devam ettik. 

Doğa Derneği‘nin 26 Nisan 2017 tarihinde İzmir Mimarlık Merkezi’nde yaptığı toplantıya giderek konuşmacı ve katılımcılarla birlikte konuyu tartışmamız mümkün oldu.

Bu arada bu projeden nemalanacak olanların İnciraltı 2. Nesil Platformu adı altında bir araya gelerek AKP İzmir Milletvekili Atilla Kaya ile birlikte değişik sivil toplum kuruluşlarını ziyaret ettiklerini, gazetelerde haber olmaya çalıştıklarını, Başbakan Binali Yıldırım ile görüştüklerini; böylelikle kendilerinden yana bir kamuoyunun oluşumu için çaba gösterdiklerini izledik.

Ama yine de biz İzmir Büyükşehir Belediyesi ile proje alanında kalan Karşıyaka, Çiğli, Balçova ve Narlıdere belediyelerinden umutlu idik. Çünkü onlar; yani Karşıyaka, Çiğli, Balçova ve Narlıdere belediyeleri ÇED Raporu’na eklenmiş olan belgelere göre “İzmir Körfez Geçişi Projesi“nin İzmir Ulaşım Ana Planı‘nda olmayışını gerekçe göstererek, bunun için çok düzgün raporlar hazırlayarak projeye karşı çıkıyorlar, projeyi İzmir için gereksiz buluyorlardı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ise net bir şey söylemiyordu.

O nedenle de İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden şüpheleniyor ve “İzmir Körfez Geçişi Projesi”nin hazırlanmakta olan İzmir Ulaşım Ana Planı‘na yerleştirilerek meşrulaştırılacağını düşünüyorduk.

Bu şüphe dolu halimiz çok uzun sürmedi. Çünkü Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, 6 Haziran 2017 tarihinde Aydınlık Gazetesi’ne verdiği demeçte aynen şunları söylüyordu:

Zaten bu projeyi ilk belediye başkanı olduğumda o zamanki Bayındırlık Bakanı Zeki Ergezen ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım Bey ile görüşürken ben attım ortaya. Kordon yolunu yapmaya çalışıyorlardı. Kordon Yolu’nu yapmayın, bu bize ulaşım anlamında bir katkı sağlamıyor. Eğer bir şey yapmak istiyorsa hükümet, Körfez geçişini yapın demiştim. Sonra o bugüne geldi. Bunu merkezi hükümet yapmak istiyor. Ciddi bir yatırım, büyük bir yatırım. Ne zaman biter? Bence kısa sürede bitmesinden ziyade, belki bu tüp geçide bizim arkadaşların bir kısmı kamuoyunda gereklidir, gereksizdir diye tartışmalar var. Bana göre İzmir ekonomik olarak büyümesini 2010’dan beri sürdürdüğü düzeyde sürdürürse, bu tüp geçide 10 sene içerisinde mutlaka çok büyük ihtiyaç olacak. Zaten başlanması bitmesi derken belki 2-3 sene önce biter ama geç kalmasındansa önce bitmesi iyidir. Ben de bu projeyi destekliyorum. Benim isteğim, dileğim projenin tamamının tüp geçit olarak gerçekleşmesiydi. Köprü olmamasıydı. Maliyet çok yükseldiği için bu şekilde karar verildi.”

https://www.aydinlik.com.tr/ege/2017-haziran/baskan-acikladi-o-proje-bana-ait

İzmir Körfezi Geçiş Köprüsü 01.png

Evet böylelikle, Pandora’nın Kutusu açılmış ve ortalığa “bu projenin sahibi aslında benim” söylemiyle başlayan bir kötülük saçılmaya başlanmıştı…. Belki de daha doğru bir ifadeyle, İzmir’in ve İzmir Körfezi’nin geleceğini karartan bir kötülük bu şekilde tescillenerek meşruluk kazanmaya başlıyordu.

Bundan sonra belediyeler cephesindeki her şey sessizliğe büründü. Dün projeye karşı çıkan ilçe belediyeleri kendi ilçelerine yapılacak bu büyük yatırım için artık ne olumlu ne de olumsuz görüş belirtiyorlardı. Sanki bu büyük yatırım başka bir yere yapılacakmış gibi ilgisiz kalıyorlar, bundan böyle festivaller, törenler, şarkılı türkülü konserler onları daha fazla meşgul ediyordu.

Biz bu arada yasal süresi içinde Doğa Derneği, EGEÇEP, TMMOB ve 81 sivil yurttaş olarak “İzmir Körfez Geçişi Projesi“ne izin veren ÇED raporunun iptali ve yürütmesinin durdurulması talebiyle davamızı açtık. Sadece bununla yetinmeyerek “İzmir Körfez Geçişi Projesi”nin önünü açmak amacıyla Gediz Nehri Sulak Alanı Koruma Bölgelerinin sınırlarını değiştiren Ulusal Sulak Alan Komisyonu’nun yeni kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması için de ikinci bir davayı açtık.

Tabii ki bu dava süreçlerinde de belediyeleri, özellikle de ilçe belediyelerini müdahil olarak aramızda göremedik. Çünkü onların İzmir, İzmir Körfezi, Gediz Nehri, Gediz Deltası Sulak Alanı, İzmir Kuşcenneti, İnciraltı gibi kültürel ve doğal değerlerimizle ilgili bir kaygıları, şüpheleri yoktu. Böylelikle “İzmir Körfez Geçişi Projesi“nin önünü açmak için Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca lağvedilen İzmir Kuş Cenneti Koruma ve Geliştirme Birliği (İZKUŞ) için yaptıkları itirazların ve döktükleri timsah gözyaşlarının doğru olmadığı da ortaya çıkmış oldu.

Çünkü o sırada “İzmir Körfez Geçişi Projesi“ni İzmir Ulaşım Ana Planı‘na yerleştirmekle meşguldüler… Böylelikle “İzmir Körfez Geçişi Projesi”ne hukuki anlamda meşruluk kazandırmayı düşünüyorlardı.

Nitekim 12 Eylül 2017 Salı günü, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde yapılan  İzmir Ulaşım Ana Planı (UPİ) 3. Paydaş Toplantısı‘nda yapılan sunumlar da “İzmir Körfez Geçişi Projesi“nin güncellenmekte olan İzmir Ulaşım Ana Planı‘na yerleştirildiğini, alternatif senaryo çalışmalarına konu bir seçenek olarak yer aldığını gösteriyordu.

Velhasıl, Karşıyaka, Çiğli, Balçova ve Narlıdere belediyeleri, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun açık bir şekilde sahiplendiği ve güncellenmekte olduğu İzmir Ulaşım Ana Planı‘na yerleştirdiği “İzmir Körfezi Geçiş Projesi”ne kah sessiz kalarak kah “Büyük Başkan“ın dediğine itiraz etmeyerek önemli bir doğa ve kent suçuna ortak olmayı tercih ediyorlardı.

Peki bu arada, İzmir Körfezi’nin ortasına AKP’nin ampulünü çağrıştıran koskoca bir beton ada konduracak bu siyasi projeye karşı çıkmasını beklediğimiz Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) onun örgütleri, il ve ilçe başkanları, milletvekilleri, yerel siyasetçiler ve CHP üyesi İzmirliler neredeydiler?

Yap-İşlet-Devret” yönteminin; yani “Deli Dumrul Köprüsü” modelinin Boğaziçi’ndeki Yavuz Sultan Köprüsü, İzmit Körfezi’ndeki Osmangazi Köprüsü ve Çanakkale Boğazı’ndaki 1915 Çanakkale Köprüsü‘nden sonra dördüncü örneğini oluşturacak bu projeye CHP’liler ne diyorlar, bu proje hakkında ne düşünüyorlar?

Yap-İşlet-Devret” modeli ile yapılan köprülere, 3. Hava Limanı’na, Kanal İstanbul’a, Kuzey Ormanlarının yok edilmesine, Ankara’daki Gökçek’in ODTÜ operasyonlarına ve sermayenin iktidar yandaşlarına sermaye transferini amaçlayan benzeri birçok AKP projesine karşı çıkan CHP Merkez Yönetimi, karşı çıkılan projelere tıpatıp benzeyen bu projeye “Evet” mi diyecektir?

Yoksa belediye başkanının sahiplenip desteklediği bir proje giderek bir CHP projesine mi dönüşecektir?

Bu anlamda CHP ne zamana kadar belediyenin, daha doğrusu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu‘nun dümen suyunda bir siyaset izleyecektir?

Yoksa, belediye başkanlarının politikalarına ve yatırımlarına karşı çıkıp eleştiren bazı arkadaşlarımızın başına geldiği gibi CHP İzmir İl ya da ilçe yönetimleri bu projeye karşı çıkanlara da disiplin sopasını göstererek onları partiden mi atacaktır?

Bence CHP ve İzmir açısından önemli bir sapağa gelmiş durumdayız.

CHP, belediye başkanının istediği gibi bu projeyi görmemezliğe gelip zımni bir şekilde destekleyecek mi yoksa belediye başkanına karşın olan biteni fark edip biz kent/doğa savunucuları ve İzmir halkı ile birlikte projeye -geç de olsa- karşı mı çıkacaktır?

Aksi takdirde körfezin ortasına yerleştirilecek ampul şeklindeki bir beton ada, İzmir’deki CHPlileri ve tüm bir İzmir halkını psikolojik anlamda yaralayan, onların motivasyonlarını düşüren bir siyasi iktidar damgasına dönüşecektir…

Yapay Ada 03

Sanırım bu düğümün çözülmesi, CHP’nin İzmir’deki geleceğini belirleyecek önemli bir hesaplaşma fırsatına konu olacak ve CHP yönetimi İzmir’e yapılan bu kötülüğe “HAK; HUKUK, ADALET” anlayışıyla “HAYIR!” diyecektir….

 

 

Gediz Deltası’nda yeni oyunlar

Ali Rıza Avcan

İzmir Körfezi’nin iki yakası arasına yapılacak olan İzmir Körfez Geçişi, bildiğiniz gibi hem AKP hükümetinin hem de CHP’li İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin uzunca bir süredir yapmak istediği büyük bir proje.

Projenin sahibi Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı Karayolları Genel Müdürlüğü. İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Karşıyaka, Çiğli, Balçova ve Narlıdere belediyeleri de sanki bu proje kendi sınırları içinde hiç yapılmayacakmış gibi sessiz kalıp işe ortak olan belediyeler.

Hükümet bu projenin 2017 yılında başlayıp 2023 yılında bitmesi için kolları sıvamış durumda. Bu amaçla çok hızlı bir şekilde hazırlanan ÇED raporunu onaylayıp kesinleştirdiler. Amaçları 2917 yılı içinde ihaleyi yapıp inşaata başlamak. Aksi takdirde sıra sıra dizilip fotoğrafları çekilen o binlerce kamyon ve iş makinesi işsiz kalmış olacak…

road-pant-shutterstock_59147689

İzmir Büyükşehir Belediyesi ise projeye yasal zeminini kazandıracak olan İzmir Ulaşım Ana Planı’nı hazırlamakla meşgul. Planın hazırlığını üstlenen Boğaziçi Limited Şirketi ile yapılan sözleşmeye göre planın normal koşullarda 10 Nisan 2017 tarihinde bitirilmesi gerekiyordu. Ancak belediye her işte olduğu gibi bu işi de uzattığından planın hangi tarihte bitirilip onaylanacağı şimdilik bilinmiyor.

Ancak iktidar çevreleri de bu arada boş durmuyor. Projenin başlangıç noktası olan Çiğli ve Sasalı bölgelerinde önemli hazırlıklar yapıyor. Porjeye karşı çıkanların Gediz Deltası Sulak Alanı, İzmir Kuş Cenneti ya da Ramsar Sözleşmesi ile korunan alanlar üzerinden yapabilecekleri olası itirazları karşılamak amacıyla Gediz Deltası Sulak Alanı ve İzmir Kuş Cenneti üzerinde ciddi müdahaleleri başlatıyor.

Bu müdahalelerin ipuçlarını, projeye ait ÇED Raporunun 170 ve 182. sayfaları arasındaki anlatımlarda bile görmek mümkün. Bu anlatımlardan da göreceğimiz gibi, iktidarın etkin olduğu tüm devlet kurumlarının olası hamleleri sanki bir film senaryosu gibi hazırlanarak hangi kurumun ne yapacağı, hangi işlemleri yapacağı önceden net bir şekilde öngörülmüş.

Sözkonusu ÇED raporundaki anlatımlara göre; İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzenleme Planına giren proje alanının, Çiğli ve Karşıyaka ilçe sınırlarındaki güzergahı 1. derece doğal sit alanında, Sasalı kesimi Gediz Deltası Sulak Alan Koruma Bölgesi’nde ve Ramsar alanının dışında, Balçova ve Narlıdere ilçe sınırlarındaki kısmı ise 3. derece doğal sit alanında; ayrıca İzmir Valiliği İl Gıda Tarım Hayvancılık Müdürlüğü’nün belirlediği İP-15 nolu Kara Midye yetiştirme alanıyla 102 nolu Akivades Yetiştirme Alanı’nda kalmaktadır.  Proje alanı ayrıca Kıyı Kanunu gereğince yapı yasağı getirilen alanlar içinde bulunmaktadır.

Bütün bu engelleri ortadan kaldırmak ve projeyi yapacak olan müteahhit firmaya her türlü sorundan arındırılmış bir alanı teslim etmek amacıyla;

1. Proje alanının Gediz Deltası Sulak Alan Koruma Bölgesi içinde yer alması nedeniyle gelebilecek itirazları karşılamak amacıyla, sulak alanların ya tümüyle ortadan kaldırılmasını ya da sınırlarının daraltılmasını kolaylaştıran ve 04 Nisan 2014 tarih ve 28962 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği çerçevesinde Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca yapılmakta olan revize çalışmalarının sonuç vermesi beklenmektedir.

Bunun bir ilk adımı olarak da İzmir Kuş Cenneti’nin  korunması amacıyla oluşturulan çok ortaklı İzmir Kuş Cenneti Koruma ve Geliştirme Birliği’ni (İZKUŞ) sudan sebeplerle dağıtarak bu alandaki tek hakimin Orman ve Su İşleri Bakanlığı olduğunu hatırlatılmaktadır.

2. Proje alanın 1 ve 3. derece doğal sit alanında olması nedeniyle ortaya çıkabilecek bir takım sıkıntıların, bu konularda görevli ve yetkili olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın vereceği izinlerle aşılabileceğine inanıyorlar.

3. Kara midyesi ve akivades yetiştirme alanlarıyla ilgili sıkıntının, 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu ve yönetmeliği kapsamında Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı’nın mütalaasına dayalı olarak alınacak izinler sayesinde aşılabileceğine emindirler.

4. Projenin 3621 sayılı Kıyı Kanunu hükümlerine tabi güzergahı kapsamında kıyı kenar çizgisinin deniz tarafını içeren kısmına ait imar planı teklifinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü’ne iletilerek bu alana ait imar planının söz konusu bakanlık tarafından hazırlanacağı belirtilmektedir.

flamingo

Görüldüğü gibi, İzmir Körfez Geçişi Projesi’nin kolaylıkla yapılabilmesi için iktidar tarafından bütün yollar açılmakta, açılan yollar tesviye edilip döşemesi yapılmakta, bütün pürüz ve sorunlar oldukça organize bir şekilde çözülmeye çalışılmaktadır.

Tabii ki, bütün bunları izleyip sessiz kalmak suretiyle suça ortak olan İzmir Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinin işbirliğiyle…

Anlaşılan odur ki projeyle ilgili birçok sorun, iktidar olmanın pervasızlığı ve yerel yönetimlerin bu işi kolaylaştıran sessizliği ile aşılacak ve projeye başlanacaktır…

Tek bir istisna; suç ortaklığı yapıp iktidarın işini kolaylaştıranları tanımak, bilmek ve unutmamak koşuluyla…