İzmir Yerel Yönetişim Ağı – 6

Yazımızın bugünkü konusu da İzmir Akdeniz Akademisi (İZMEDA).

2012 yılında kurulan İzmir Akdeniz Akademisi’nin (İZMEDA) üstlendiği görevler, bugüne kadar gerçekleştirdiği işler ve yapamadıkları…

İzmir Akdeniz Akademisi (İZMEDA) bugünkü haliyle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun danışmanı Prof. Dr. İlhan Tekeli’nin okulu ya da şirketi gibi… Hele ki kurucu onursal başkanlardan bir diğeri Prof. Dr. Halil İnalcık’ın ölümünden sonra… Gerçi rahmetli ustanın ‘adı var kendi yok‘ denilebilecek mevcudiyeti döneminde bile asıl ‘bani‘nin, yani kurucunun İlhan Tekeli olduğu da kesin bir olgu… O nedenle bu kurumun aktörleri de kurulduğu günden bu yana İlhan Tekeli tarafından belirleniyor… Bir iki değerli bilim insanı inat edip orada olmaya ve kalmaya devam etmek istese dahi bunu bir türlü beceremiyorlar… Çünkü hoca ve müridleri buna kesinlikle izin vermiyorlar… İzin verseler bile bu durum bir iki toplantıyla, sempozyumla sınırlı kalıyor ve gerisi gelmiyor.. Akademinin bilim ya da danışma kurulunda görev yapmaları ya da yönetici görevler üstlenmeleri mümkün olmuyor… O nedenle de İzmir Akdeniz Akademisi (İZMEDA) 2012-2016 dönemindeki performansı ile ‘sen-ben-bizim oğlan‘ anlayışının hayata geçtiği güzel örneklerden biri olma vasfını -ne yazık ki- koruyor…

izmeda-bina-01

Çünkü asıl işlevi kendi başına etkinlikler, çalışmalar yaparak varlığını gerçekleştirmek değil… Asıl işlevi kenti; yani İzmir’i ‘İzmir Yerel Yönetişim Ağı‘ üzerinden saran büyük belediye projelerine entelektüel altlık sağlamak, onları bilimsel olarak desteklemek… O büyük projelerin kabulü için gerekli olan yerel, ulusal ve uluslararası  akademik desteği oluşturmak… Uluslararası finans dünyasının hibe ve kredilerinin gelişini kolaylaştıracak bir görev üstlenmek… O nedenle de, çatlak sese neden olabilecek farklı isimlere orada yer yok… Orada sadece birbirine güvenen, usta-çırak ilişkisiyle somutlanan elitist bir yaklaşımla bir araya gelip kümelenen birbirini tanıyan, bilen ve güvenen yakınlara, akrabalara, aynı soy ismini taşıyanlara yer var…

Bunun en güzel kanıtını da, İzmir Akdeniz Akademisi’nde (İZMEDA) belediye görevlisi olarak çalışanların yaptıkları işlerle ilgisi olmayan eğitim ve deneyimlerinden yakalamak mümkün… 

İzmir Akdeniz Akademisi’nin (İZMEDA) kuruluş ve çalışmalarında yaşanan diğer bir tuhaflık da, bu kurumun rahmetli Ahmet Piriştina zamanında Tarih Vakfı’nın önerisi ve İzmirli tarihçiler Sabri Yetkin, Fikret Yılmaz ve Erkan Serçe‘nin değerli katkılarıyla kurulan Ahmet Piriştina Kent Arşivi Müzesi (APİKAM) karşısındaki konumudur.

İzmir Kent Arşivi ve Müzesi, dönemin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı rahmetli Ahmet Piriştina’nın 1999 yılındaki seçimlere girerken hazırladığı bildirgede, yapmayı taahhüt ettiği projeler arasında yer almaktaydı. Bildirgenin sunuş bölümünde bu konuyu, ‘Tarihsel ve geleneksel değerleri titizlikle korumak ve değerlendirmek; kent arşivini çağdaş yöntemlerle bir belgelikte derlemek’ sözleriyle dile getirmiştir. Bu kapsamda, arşiv ve müzenin bilimsel kriterlere göre yapılandırılma projesi, 2000 yılında başlatılmış ve yer olarak da, 1932 yılında inşa edilen İzmir İtfaiyesi Merkez Binası seçilmiştir. Böylesi önemli bir projeye duyulan ihtiyaç, rahmetli Başkan Ahmet Piriştina’nın 8 Şubat 2002 tarihinde itfaiye binasının restorasyonunun başlangıç töreninde yaptığı şu konuşmadan anlaşılmaktadır:

“İzmir’in tarihsel ve kültürel yapısıyla uyum sağlanamadığı takdirde, İzmirli olabilmek de mümkün olamadığından; kentli kimliği ve kentlilik bilinci yaratmak için kurumlar oluşturmak ivedi bir ihtiyaç haline gelmektedir. Kentli bilincinin oluşturulması ile hatırlama ve geçmiş bilgisi arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır. İzmir’in yaşadığı tarihsel serüveni canlı tutacak, tarihi yapı ve mekanların tanınılırlığını artıracak, tarih içinde İzmir’deki yaşamın değişim dinamiklerini ortaya koyacak çalışmalar, geçmişle bugün arasında kurulacak tarihsel bir köprü oluşumuna ön ayak olacaktır. Böylelikle değişimin doğal ve sindirilebilir bir seyir izlemesi mümkün olacağından, İzmir’i bağlamından koparan ve geçmişine yabancılaştıran bir dönüşümün tahripkâr etkisinden koruyabilmenin ön koşulu sağlanabilecektir. Tahmin edileceği üzere, söz konusu ön koşul; yaşadığı kenti tanıyan, bilinçli ve aidiyet bağı güçlü olan İzmirlilerdir. İşte kent arşivleri ve müzeleri bu bağlamda anlam kazanmaktadır.”

İzmir Kent Arşivi ve Müzesi’nin (APİKAM) kuruluş amacı başlangıçta “tarihsel ve geleneksel değerleri titizlikle korumak ve değerlendirmek; kent arşivini çağdaş yöntemlerle bir belgelikte derlemek”olarak ifade edilmekle birlikte; bu kurumun aradan geçen süre içinde şimdiki İzmir Akdeniz Akademisi’nin (İZMEDA) amaç ve hedefleriyle donatılarak daha da zenginleştirilip güçlendirilmesi pekala mümkündü. Ama ne yazık ki, büyük emeklerle kurulan bu kurum özellikle Aziz Kocaoğlu’nun hizmet döneminde yılda bir ya da iki sergi düzenleyen, belediyeye ait kitapları yayınlayan bir yapıya dönüştürülmüş ve giderek hem anlam hem de boyut itibariyle küçültülmüş, önemsizleştirilmiştir.

Oysa, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2010-2017 ve 2015-2019 dönemi stratejik planlarına bakıldığında İzmir Kent Müzesi ve Arşivi’nin (APİKAM) her yıl bir uluslararası bir proje yapması öngörüldüğü halde, bu hedef hiçbir yılda gerçekleştirilmemiş, üstüne üstlük son yıllarda profesyonel bir yönetim kadrosu yerine başkan danışmanlarından birine teslim edilen pasif bir konuma getirilmiştir.

İzmir Kent Müzesi ve Arşivi’nin (APİKAM) 2000-2016 dönemindeki ihmali karşılığında onun alternatifi olabilecek bir İzmir Akdeniz Akademisi’nin (İZMEDA) kurulmuş olması bu anlamda yanlış ve gereksiz bir tasarruf olmuştur.  Nitekim bu husus, kentle ilgili her düzeydeki çalışma ve etkinlikte yer aldığını bildiğimiz Doç. Dr. Emel Kayın‘ın Arkitera Dergisi’nde yayınlanan “İzmir Kentinin 21. Yüzyıl Başındaki Dönüşümü ve Yeniden Dönüşümü” başlıklı yazısında; “bu kapsamda her ortamda üretilen bilgiyi bir araya getirmek, arşiv oluşturmak, sergi, sempozyum, çalıştay düzenlemek, kitap-dergi yayımlamak üzere kurulan Kent Arşivi ve Müzesi ile İzmir Kent Kitaplığı’nın yeni dönemde atıl bırakıldığı ve farklı çalışmalar yapmak üzere yeni kurulan ve elitist bir çizgi belirleyen İzmir Akdeniz Akademisi’nin ön planda olduğu görülür.” (*) şeklinde ifade edilmiştir.

0034_restorasyonun-baslamasi-toreni

Evet, İzmir’le ilgili her düzeydeki bilginin derlenmesi, saklanması ve bu bilgiler çerçevesinde oluşan düşüncelerin tartışılarak kentin geleceğine yönelik açılımlarda değerlendirilmesi mümkündür ve doğrudur… Ancak bunun, kentin katılımcı geleneğini dikkate almayan ‘elitist‘ bir anlayışla ve buna uygun mevcut kurumları dikkate almayan bir tutumla yapılması kentin geleceğinin tasavvuru açısından beyhude, gereksiz ve zaman kaybettirici bir savurganlıktır…

Nitekim İzmir Akdeniz Akademisi (İZMEDA) ‘elitist‘lerinin İzmir’deki her şeyi yeniden keşfedercesine yaptıkları eylemlerle dolu geçmiş performansları da bunu kanıtlamaktadır.

(*) İzmir Kentinin 21. Yüzyıl Başındaki Dönüşümü ve Yeniden Dönüşümü 

Devam Edecek… 

 

İzmir Yerel Yönetişim Ağı – 5

Yazı dizimizin bu bölümünde, ‘İzmir Yerel Yönetişim Ağı‘nın önemli bir odağı olarak kurulan İzmir Akdeniz Akademisi’ni (İZMEDA) ele alarak kurulduğu tarihten bu yana yaptıklarını, ‘İzmir Yerel Yönetişim Ağı‘ içindeki işlevini ve bugüne kadar yaptıklarını inceleyip değerlendirmeye çalışacağız.

İzmir Akdeniz Akademisi (İZMEDA) ile ilgili web sayfasında bu kurumun kuruluş nedenişu şekilde anlatılmakta:

İzmirli ve İzmir’e gönül vermiş bilim, sanat ve kültür insanlarının katılımıyla 24 Ekim 2009 tarihinde İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde gerçekleştirilen İzmir Kültür Çalıştayı’nda, İzmir için yeni bir gelişme vizyonu saptandı. Bu vizyonun üçayağı bulunmaktaydı. Bunlardan birincisi İzmir’in geleceğinde daha ileri bir noktaya gidebilmesi için yenilik ve tasarım kenti haline getirilmesi, ikincisi bu vizyonu yurt dışına açık ve Akdeniz kentleri ile kurduğu ağ ilişkilerinden yararlanarak geliştirmesi, üçüncüsü ise bu vizyonun demokratik ve katılımcı pratikler içinde sağlamasıydı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kültür Çalıştayı’nda belirlenen bu vizyonun ve ‘Akdeniz’in Kültür, Sanat ve Tasarım Kenti İzmir’ hedefinin yaşama geçmesini sağlayacak birim olarak, 12 Mart 2012 tarihinde İzmir Akdeniz Akademisi’ni oluşturmuştur.

Akademi, İzmir vizyonunu yaşama geçirmek için paydaşlarıyla birlikte çalışırken, İzmir’in dünyaya açılma stratejisinin geliştirilmesine de katkıda bulunarak kente ve ülkeye yeni ufuklar açacaktır.

İzmir tarihinin bir Akdeniz kenti olması perspektifiyle yeniden ele alınması;  İzmir’in tasarım ve yenilikçilik kenti olmasına ilişkin strateji, organik tarım ve ekolojik bir yerleşme tasarımı ile İzmir’in Akdeniz’in kültürel hareketliliğine katkıda bulunan kentler ve kültürel girişimlerle etkileşim içinde bir ‘Akdeniz Kültür Ağı’nın oluşmasında öncü bir rol oynaması Akdeniz Akademisi’nin temel öncelikleridir.

İzmir Akdeniz Akademisi’nin (İZMEDA) tanıtımıyla ilgili bu açıklamada da belirtildiği gibi temel vizyon, İzmir kentinin ‘Akdeniz Kültür Ağı‘nın önemli ve öncü bir aktörü olmasıdır.

Bu düşünce, esasen kurumun fikir babası olan Prof. Dr. İlhan Tekeli’nin 2000’li yıllardan bu yana ifade ettiği temel bir düşüncenin sonucudur. Prof. Dr. İlhan Tekeli, 2000 yılında İzmir’in kuruluşunun 5000. yılı nedeniyle düzenlediğimiz toplantılar dizisinde yaptığı bir konuşmada İzmir’in ufkunu Batı’ya döndürdüğü, Batı ile ilişkilerini geliştirdiği her çağ ve koşulda gelişip büyüdüğünü, geriye, art alanı olan Anadolu’ya, Doğu’ya döndürdüğünde de küçülüp önemsizleştiğini ifade etmiş; o nedenle, kentin gelişmesinin ancak Batı ile, Akdeniz Dünyası ile ilişkilerini geliştirdiği takdirde mümkün olabileceğini savunmuştur.

Nitekim, İzmir Akdeniz Akademisi’nin (İZMEDA) 27-28 Kasım 2014 tarihleri arasında düzenlediği ‘Akdeniz Tarihi, Kültürü ve Siyaseti’ (Çoğulluğu ve Farklılığı İçeren Bir Birlik Özlemi) Sempozyumunda temel olarak bu konu üzerinde durulmuş; Prof. İlhan Tekeli’nin ‘İzmir Tarihinin İçine Yerleştirebileceği Bir Akdeniz Üst Anlatısı Üzerine’ başlıklı final bildirisi ile İzmir’e böyle bir misyon yüklenmeye çalışılmıştır.

İzmir’e Akdeniz üzerinden bir vizyon çizme işinin, hem Avrupa uygarlığının bir alt bölge hegemonya tasarımı olan ‘Akdeniz İçin Birlik Projesi’ ile olası ilişkisini, hem de Antik Dönem’den bu yana İzmir’i İzmir yapan temel olgunun Akdeniz’den çok, ardındaki Ege Bölgesi’yle önündeki Ege Denizi’nin merkezi olduğu gerçeğinin gözardı edilmesine dayandığı; böylelikle Ege Bölgesi’nin iç dinamiklerinden çok dış dinamiklerine bağlı bir ilişkilendirme, eklemlenme siyasetinin kurgulanmak istendiği söylenebilir.

Bu konu, dizi yazımızın dışında kalmakla birlikte, İzmir Akdeniz Akademisi’nin (İZMEDA) kuruluş nedeninin ideolojik, siyasi ve uluslararası ilişkiler bağlamında ayrıca incelenmeye değer olduğunu da belirtmeden geçmememiz gerekir.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bir şube müdürlüğü aracılığıyla bağlı olan İzmir Akdeniz Akademisi’nin (İZMEDA) 14 maddeden oluşan bir yönetmeliği bulunmaktadır.

organizasyonsemasi

İzmir Akdeniz Akademisi Yönetmeliği‘ne göre akademi yönetimi Yönetim Kurulu’na bağlı Tasarım, Kültür Sanat, Ekoloji ve Tarih koordinatörlerinden oluşmaktadır. Her bir koordinatörlüğün de ayrı bir danışma kurulu bulunmaktadır. Akdeniz Akademisi Bilim Kurulu ile Kurucu Onursal Başkanlar ise doğrudan doğruya Yönetim Kuruluna bağlıdır. Yönetim Kurulu ile koordinatörlükler arasındaki yönetim ilişkileri Akdeniz Akademisi Şube Müdürü, eşgüdüm ise Genel Koordinatör tarafından sağlanmaktadır.

Akdeniz Akademisi Bilim Kurulu rahmetli Prof. Dr. Halil İnalcık, Prof. Dr. İlhan Tekeli, Prof. Dr. Zeki Arıkan, Prof. Dr. Tevfik Balcıoğlu, Prof. Dr. Ayşe Filibeli, Prof. Dr. Uygur Kocabaşoğlu, Doç. Dr. Alp Yücel Kaya, Doç. Dr. Güzel Yücel Gier, Yrd. Doç. Dr. Can Özcan‘dan oluşuyor.

Yönetim Kurulu ise İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Prof. Dr. İlhan Tekeli, Prof. Dr. Tevfik Balcıoğlu, Ali Süha Sabuktay, Serpil Baran ve Behiye Fügen Selvitopu‘dan oluşuyor.

Daha geniş bir grubu oluşturan Danışma Kurulu ise bilindik isimlerle karşımıza çıkıyor: Ali Naili Kubalı, Ayhan Baran, Aytül Büyüksaraç, Deniz Taner, Ekrem Demirtaş, Ender Yorgancılar, Ertuğrul Apakan, Filiz Eczacıbaşı, Gülgün Ünal, Işılay Saygın, Işınsu Kestelli, İdil Yiğitbaşı, Muzaffer Tunçağ, Rıfat Serdaroğlu, Samim Sivri, Seda Kaya, Sema Pekdaş, Türkan Miçooğulları, Uğur Yüce, Ülkü Bayındır, Yılmaz Karakoyunlu ve Zeynep Öziş.

Evet, bu isimleri bir yerlerden hatırlıyorsunuz…

Hem de yazı dizimizin ilk bölümlerinde adı geçen İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’ndan (İEKKK)… İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nun (İEKKK) üyeleri olarak…

Böylelikle, İzmir Akdeniz Akademisi’nin (İZMEDA) yönetiminde yer alan hayattaki toplam 34 isimden 17’si, yani % 50’si aynı zamanda İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nda (İEKKK) da görev yaptığını anlıyoruz. 1379312121

Bu isimler değişik alanlarda, farklı uzmanlık konularında o kadar iyi yetişmişler ki; hem ekonomik kalkınma ve onu koordinasyonu hem de tarih, tasarım, ekoloji, kültür ve sanat gibi birbirinden farklı alanlarda kendilerine danışılacak kadar bilgililer… Onların dışında danışılacak, fikri alınacak kimseler; uzmanlar, akademisyenler, bilim insanları yok bu İzmir’de… Hep bir arada olan, birbirinden kopamayan, nasıl davranacaklarını önceden bilen, bu anlamda birbirlerine güvenen bir avuç insan… Onlar İzmir’i çok seviyorlar, İzmir için çalışıyorlar ve İzmir için işlerini güçlerini bırakıp her yerde var oluyorlar…. Bunu da sırf İzmir’i çok sevdikleri için yapıyorlar….

Tabii bu arada daha bir ilginç bir sonuç da ortaya çıkıyor: İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu bu tür organizasyonlarda ne hikmetse hep Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş‘ı kayırıp diğer belediye başkanlarını çağırmayı da hep unutuyor…

Devam Edecek…

Her derde deva sihirli bir sözcük: “Yönetişim” – 3

Ali Rıza Avcan

Bir politik iktidar aracı olarak tanımlanan ‘yönetişim’ olgusunun İzmir ve İzmir Büyükşehir Belediyesi örgüt ve hizmetleri düzlemindeki yerel aktörleri;

1) İzmir Kent Konseyi (İKK),

2) İzmir Akdeniz Akademisi (İZMEDA),

3) İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu (İEKKK),

4) İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) ve

5) Başta İzmir olmak üzere değişik sermaye gruplarıyla onların kurduğu dernek, vakıf ve federasyonlardan oluşan sivil toplum örgütleridir.

Yönetişim‘ adı verilen iktidar aracının bu aktörlerini bir araya getiren asıl faaliyet alanı ise 2009 yılından başlayarak tüm İzmir’i kapsamak üzere birbiri ardına tasarlanıp uygulamaya konulan ve yapıları itibariyle birbirini bütünleyen büyük belediye projeleri olmuştur.

Bu projelerin en önemlileri,

1) Kentin İzmir Körfezi çevresindeki ve Karşıyaka, Bayraklı, Konak ilçelerindeki kıyı alanlarını düzenlemeye yönelik ‘İzmir-Deniz, İzmirlilerin Denizle İlişkisini Güçlendirmekte Uygulanacak Tasarım Stratejisi Planı’,

2) Konak ilçesindeki Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerini kapsayan ‘İzmir-Tarih İzmirliler’in Tarih İle İlişkisini Güçlendirme Projesi’,

3) Kültürpark alanının yeniden düzenlenmesini amaçlayan ‘Yeni Kültürpark Projesi‘,

4) Güzelbahçe, Urla, Seferihisar, Çeşme, Karaburun, Menderes ve Selçuk ilçelerini kapsayan ‘Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi

5) Aliağa, Bergama, Dikili, Foça, Menemen, Kemalpaşa ve Kınık ilçelerini kapsayan ‘Gediz Bakırçay Havzası Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi’ ve

6) Tasarım çalışmaları halen devam etmekte olan Küçük Menderes Havzası’ndaki Bayındır, Beydağ, Kiraz, Menderes Ödemiş, Selçuk, Tire, Torbalı ilçelerini kapsayan ‘Küçük Menderes Havzası Sürdürülebilir Kalkınma ve Yaşam Stratejisi’

olarak bilinmektedir.

kent-038

Böylelikle adeta tüm İzmir ilini kapsayan birbiri ile ilişkili altı proje eliyle ‘yönetişim’ odaklı bir iktidar yapısının geliştirilip yerleştirilmesine çalışılmaktadır.

İzmir’deki İzmir Büyükşehir Belediyesi odaklı yerel yönetişim alt yapısının oluşumu ile ilgili ilk adımlar Prof. Dr. İlhan Tekeli’nin danışmanlığı altında 2009 yılından itibaren atılmaya başlanmış; böylelikle İlhan Tekeli uzun yıllardır savunduğu düşüncelerini hayata geçireceği yeni bir uygulama alanına kavuşmuştur.

24 Ekim 2009 tarihinde İstanbul ve Ankara’dan gelen akademisyen, uzman ve kültür profesyonellerine İzmirliler’in katılımı ile birlikte gerçekleştirilen İzmir Kültür Çalıştayı’nda Prof. İlhan Tekeli tarafından hazırlanan ‘İzmir Kültür Çalıştayı Referans Metni’ doğrultusunda öneriler geliştirilmiştir. O nedenle bundan sonraki süreçte ortaya çıkacak birçok proje ve çalışmanın kaynağının bu çalıştay olduğu söylenebilir. Örneğin ‘İzmirlilerin Denizle İlişkisini Güçlendirmekte Uygulanacak Tasarım Stratejisi Planı’ ve bu planın önerileri çerçevesinde şekillenen ‘İzmir-Tarih İzmirliler’in Tarih İle İlişkisini Güçlendirme Projesi‘ hep bu çalıştayın ürünü olarak ortaya çıkmış, bu şekilde tanıtılmışlardır.

İzmir Büyükşehir Belediyesi bu çalıştayla eşzamanlı olarak, esasen İzmir’in kalkınma sorunlarının ele alınıp planlanacağı merkezi yönetime bağlı İzmir Kakınma Ajansı Danışma Kurulu’na alternatif olarak İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nu (İEKKK) oluşturmuş, ilke olarak İzmir Kent Konseyi içinde yer alması gereken sermayedarları ve onların örgütlerini İzmir Kent Konseyi’nden kopararak ayrı bir ‘patronlar kulübü’ olarak örgütlemiş, bu kurulun hiçbir yasal dayanağı olmayan çalışma yönergesini hazırlamış ve o tarihten bu yana her ay yapılan düzenli toplantılarla İzmir’in gerçek gündeminin bu kurul eliyle belirlenip kararlaştırılmasını sağlamıştır. Tabii ki her zaman olduğu gibi Prof. Dr. İlhan Tekeli bu kurulun da kurucu entelektüel merkezi görevini devam ettirmiştir.

Sekreterya hizmetleri İzmir Büyükşehir Belediyesi AB ve Dış İlişkiler Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen bu kurul, 2009 yılından bu yana –seçim dönemleri ve yaz ayları hariç- İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun katılımı ile her ay düzenli olarak toplanmış ve ‘Kültürpark Projesi’, ‘İzmir-Tarih Projesi’, ‘Alsancak Limanı Projesi’, ‘Körfez Geçiş Projesi’ ve ‘İzmir-Fuar Projesi’ gibi İzmir açısından çok önemli olan konuları görüşüp tartışarak kamuoyundaki ön kabulün oluşumuna yardımcı olmuştur.

62. Toplantısını 2016 yılı Eylül ayında yapan ve şu an itibariyle toplam 146 üyeye sahip İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nda toplantı yöneticiliği kurulduğu günden bu yana sırasıyla Öner Akgerman, Tufan Ünal, Yılmaz Temizocak, Şerife İnci Eren, İdil Yiğitbaşı, Atilla Sezgin, Mehmet Tiryaki ve Betül Elmasoğlu gibi İzmir’in sermaye sahipleri ya da onların temsilcileri tarafından yapılmış, bu toplantılarla ilgili görüşme tutanakları ve karar metinlerini Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde resmi yazı ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden istemiş olmamıza karşın talebimiz, sözkonusu oluşumun resmi olmadığı gerekçesiyle karşılanmamış, o belgelerde yazılı olan bilgilerin kamuoyu ile paylaşılmasından kaçınılmıştır.

İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nun (İEKKK) gündemine baktığımızda ise İzmir’deki ‘yönetişim’ altyapısının yerleşmesine ve gelişmesine aracılık yapan bütün önemli ve büyük projelerin; özellikle de ‘Kültürpark Projesi’nin, ‘İzmir-Tarih‘, ‘İzmir-Deniz’, ‘Yarımada Kalkınma Stratejisi’, ‘Gediz-Bakırçay Havzası Kalkınma Stratejisi’nin öncelikte bu kurulda ele alınıp tartışılması, üyelerden gelen gelen taleplerin karşılanması, böylelikle uygulamaya konulacak projeler için bu kurul üyelerinin menfaatleri doğrultusunda onaylarının alınması sağlanmıştır.

Nitekim geçtiğimiz aylarda sosyal medyada ‘Kültürpark Projesi’ ile ilgili yaptığımız yazışmalarda tartışmalara katılan Uğur Yüce ve Sıtkı Şükürer gibi kurul üyeleri projeyi incelediklerini, tartıştıklarını; hatta taleplerinin büyük bir kısmının dikkate alınarak projenin o talepler doğrultusunda değiştirildiğini ifade etmişler, bir anlamda sözkonusu projenin 2014-2016 dönemindeki katılım sürecine sadece kendilerinin katıldığını itiraf etmişlerdir.

Evet, bütün bu anlatılanlardan da görüldüğü gibi İzmir’de İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Prof. Dr. İlhan Tekeli’nin danışmanlığında oluşturulmaya başlayan ‘yönetişim’ altyapısının temel aktörü, resmi bir kimliği olmamakla birlikte İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından oluşturulan ve ülkemizdeki başka hiçbir kentte mevcut olmayan İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’dur. Bu kurul sahip olduğu anahtar konum nedeniyle menfaatleri doğrultusunda yerel iktidara destek vermekte, ‘Kültürpark Projesi’ tartışmalarında gördüğümüz gibi önce kendisi tarafından incelenip şekillendirilen projelerin savunuculuğunu yapmakta, kolaylıkla yönlendirebildikleri gazete, televizyon gibi medya kuruluşları eliyle kamuoyunun kendilerinden yana oluşması için çaba göstermektedirler.

resim2

İzmir’deki yerel ‘yönetişim’ iktidarının önemli bir organı olan İzmir Kalkınma Ajansı ve onun danışma kurulu ise oluşumu ve yapılanması nedeniyle daha çok merkezi yönetimin organı olarak kabul edilmekte, o kurulda -yasal olarak bulunması gerekenler dışında- görev yapanların İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nda yer alması önlenmektedir.

İzmir’deki yerel ‘yönetişim’ iktidarının diğer bir organı olan İzmir Akdeniz Akademisi ise özellikle üniversiteler eliyle projelerin tasarım ve uygulamasını yapmakta, bir anlamda entelektüel çevrelerin ve kamuoyu önderlerinin ikna süreçlerinde etkili olmaktadır.

Şu an için gözden çıkarılan diğer bir ‘yönetişim’ organı ise yine 2009-2010 döneminde oluşturulan İzmir Kent Konseyi’dir. Son genel kurulunda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun istemediği bir adayın İzmir Kent Konseyi Başkanı seçilmesi nedeniyle şu an itibariyle tüm desteğin kesildiği, bütçesinin yok edildiği haliyle adeta yedekte bekletilmekte; kadınlar, gençler, engelliler ve çocuklar gibi kimlik tabanlı politikalarla çalışmalar yapmalarına –kısıtlı da olsa- izin verilmekte, ısrarlı bir şekilde İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nun ilgilendiği büyük, önemli ve güncel konuların dışında tutulmaktadır.

Yerel ‘yönetişim’ iktidarının son aktörü ise İzmir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte, belediye başkanının eşi ve danışmanlarının da ortak yapılarak sırf İzmir-Tarih Projesi için kurulmuş olan TARKEM A.Ş. (Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım Ticaret A. Ş.) ve onun sivil ayağı olarak kurulan İzmir Kent Değerlerini Koruma ve Geliştirme Derneği’dir. Şirketin kurucusu olan İzmir’in sermaye çevreleri böylelikle şirket içindeki payını kuruluşundaki % 0,86 oranından % 30’a çıkardıkları İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni ve onun şirketlerini arkalarına alarak; hatta onun sahip olduğu planlama, kamulaştırma ve imar düzenlemesi yapma gibi kamusal güçlerini kullanarak kentin tarihi merkezinde kendilerine yol açmaya çalışmakta, Kemeraltı bölgesi için öngördükleri İstanbul’daki Tarlabaşı ya da Sulukule uygulamalara benzer ‘soylulaştırma’ (mutenalaştırma) çabalarında İzmir Büyükşehir ve Konak belediyelerine kendilerine ortak etmeye çalışmaktadırlar.

Ancak, son aylarda ortaya çıkan iktidar, özellikle TMSF destekli yeni bir yatırım grubu olan Folkart / Sancak grubunun bir leke gibi yayılıp kurduğu hegemonya ile birlikte şimdilik İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu üyesi yapmadıkları Mesut Sancak’ın İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yeni ortağı olarak geliştirdiği hamleler karşısında önce ne yapacaklarını şaşırmış, ancak daha sonraki süreçte de dışarıdan gelen bu büyük güçle ittifak yapma, onunla ittifak yaparak, onu destekleyerek pastayı birlikte paylaşma stratejisini uygulama koydukları görülmektedir. Bunun en son örneği ise esasen bir Folkart hamlesi olan Kültürpark projesinde belediyeyi destekler gibi yapıp asıl olarak Folkart’ın önünü açan girişimlerde bulunmaları, bu nedenle belediyeyi ve projeyi desteklemeleridir.

Bütün bu örneklerden hareketle şu içinde bulunduğumuz durumda, ‘yönetişim’ denilen siyasi iktidar aracının aslında İzmir sermayesi ve Folkart gibi farklı sermaye grupları arasındaki menfaatleri esas alan ve bu menfaatler üzerinden yeni dengeler kurmaya yarayan bir işleve de sahip olduğunu söyleyebiliriz.