Merkez Bankası Uluslararası Fotoğraf Yarışması (2)

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın “Ekonomi ve İnsan” konulu Uluslararası Fotoğraf Yarışmasının amacı, insan ve ekonomi arasındaki yakın ilişkinin farklı insani, fiziki ve bölgesel coğrafyalarda çekilecek fotoğraflarla belgelenmesi, insanın ekonomik ve sosyal hayata katılımındaki farkındalık düzeyinin artırılması, fotoğraf sanatının ve sanatçılarının desteklenmesi, ulusal ve uluslararası iletişim kanallarının güçlendirilmesi olarak belirlenmiştir.

Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu‘nun (TFSF’) görevlendirdiği Fotoğraf Sanatı Kurumu Derneği (FSK) tarafından üstlenilen yarışmada birinci, ikinci ve üçüncü olan fotoğraflarla mansiyon kazanan ve sergilenmeye değer bulunan toplam 110 güzel fotoğraf kamuoyu ile paylaşılmış olup; biz bugün sizlerle geçtiğimiz günlerde paylaştığımız 55 fotoğraftan geriye kalan diğer 55 fotoğrafı paylaşacağız.

Herkese keyifli izlemeler dileğiyle…

56035-282-tfsf-gXzbA
Antonin Valek, Çek Cumhuriyeti – Sergileme – “Industry Landscape
56015-282-tfsf-qCZDb
Hưng Trương Bá, Vietnam  – Sergileme – “Nghetruyenthong
56004-282-tfsf-fQiJK
Lishu Shu, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Builder
55992-282-tfsf-OFjbS
Quanhui Liu, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Dry salted duck
55991-282-tfsf-93XVG
Jianguo Lin, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Little duckling Commander
55988-282-tfsf-eZDoD
Shuitan Fang, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “The joy of harvest
55976-282-tfsf-hGZ7g
Jianhui Liao, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Chicken
55974-282-tfsf-g6KLr
Gan Yongan, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “fish market
55880-282-tfsf-Xa8Sl
Deqiang Zhang, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme –  “Boatmen waltzes
55878-282-tfsf-Sehgx
Jiaxiong Fu, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Region with rivers In dream
55877-282-tfsf-ZczPG
Genwei Lu, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Return
55877-282-tfsf-Vx4RY
Genwei Lu, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Beach combing
55877-282-tfsf-jbK1Z
Genwei Lu, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “The charm of spring
55831-282-tfsf-4Clni
Shihu Qian, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Weaving life
55830-282-tfsf-Ib8Gt
Shenghua Yang, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Stilted buildings love
55812-282-tfsf-cZXtk
Jixian Shi, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “noodle household
55812-282-tfsf-9DxdE
Jixian Shi, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “tea aroma
55810-282-tfsf-U38Sd
Rongqin Liu, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Sauce and pickle shop fragrance
55810-282-tfsf-tQe64
Rongqin Liu, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Green melody
55808-282-tfsf-TPBXD
Jiahu She, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “fisherman song
55538-282-tfsf-dlE4D
 Jianzhen Chen, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Dawn tea market
55808-282-tfsf-gH1Kf
Jiahu She, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Blue sea and golden beach
55807-282-tfsf-x78bq
Weiming Duan, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Spring cotton
55804-282-tfsf-bzBix
Jiezhi Liu, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Harmonious fishing beach
55802-282-tfsf-s7RSH
Xinghua Chen, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “homeland
55730-282-tfsf-VeSKi
Afshin Mirzaie, İran – Sergileme – “Ooroman
55730-282-tfsf-NOxt4
Afshin Mirzaie, İran – Sergileme – “Pareh
55698-282-tfsf-DmPTY
Jie Wen, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Spring tillage season
55696-282-tfsf-NGoEk
Jifan Wu, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Rural rhythm
55690-282-tfsf-rJhOf
Zhiwei Wu, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Fisherman song notes
55607-282-tfsf-xY7It
 Yun Lin, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Overhead of Bangladesh
55597-282-tfsf-URgFm
Fang Li, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Bask in the autumn
55541-282-tfsf-zbrMZ
Xianzhong Chen, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Ink fisherman song
55537-282-tfsf-hjdTt
Fengning Chen, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “The fingerprint
55536-282-tfsf-CzMiX
Changrong Chen, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Walking through the desert
55529-282-tfsf-GVV29
Hua Lin, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Jin Hui Dongbi
55529-282-tfsf-A1fo7
Hua Lin, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Kelp bleachery
54227-282-tfsf-4YljD
Ceren Yağcıoğlu, Türkiye – Sergileme – “Çizgiler
53996-282-tfsf-se2OF
Ruming Li, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “A cozy life
53993-282-tfsf-lHplV
Biqiong Huang, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Craft
53992-282-tfsf-Gckfj
Xinqiang Gao, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Under the cable
53905-282-tfsf-Gp0lF
Celal Gezici, Türkiye – Sergileme – “Balıkçılar
51812-282-tfsf-AvljH
M. Yousuf Tushar Tushar, Bangladeş – Sergileme – “Fishing on the bay
43942-282-tfsf-RfplZ
Arpan Majumder, Hindistan – Sergileme – “Fisher Man
43170-282-tfsf-gyTEK
Manşet girin
36768-282-tfsf-ztFOS
 Chunsheng He, 中国 – Sergileme – “Yantian sunrise
36768-282-tfsf-JBpcS
Chunsheng He, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Flower field on the water tour
36666-282-tfsf-khZyA
Wuwang Lin, 中国 – Sergileme – “Dream weavers
36307-282-tfsf-OYy76
Md Rafayat Haque Khan, Bangladeş – Sergileme – “Life with garbage
36048-282-tfsf-zbrOT
Nimai Chandra Ghosh, Hindistan – Sergileme – “Fisherwomen
36026-282-tfsf-mKUOz
Longxing Meng, Çin Halk Cumhuriyeti – Sergileme – “Early Spring
34200-282-tfsf-G50op
Debdatta Chakraborty, Hindistan – Sergileme – “Delta Warriors
34200-282-tfsf-BYrGG
Debdatta Chakraborty, Hindistan – Sergileme – “The Fisher women
33391-282-tfsf-zBV8y
Le Thi Kim Xuan, Vietnam – Sergileme – “Tung Chai
33391-282-tfsf-NjBFp
 Le Thi Kim Xuan, Vietnam – Sergileme – “Muoi Mam

İzmir ulaşımı nasıl planlıyor? (2)

Ali Rıza Avcan

Hatırlayacağınız gibi bu yazı dizimizin ilk bölümünde, İzmir’in eski ulaşım ana planlarının genellikle başarısız olması nedeniyle hazırlanmakta olan yeni ulaşım planının bir önceki plandan ya da planlardan farkını ortaya koyacak; ayrıca bir önceki planın hangi konularda ne ölçüde başarısız olduğunu gösteren bir değerlendirmeye ihtiyaç olduğunu ifade etmeye çalışmıştık.

Bugünkü yazımızda ise hazırlanan planın, merkezi yönetimle belediyeye ait mekânsal planlar dışındaki diğer planlarıyla ilişki ve uyumunu araştırıp değerlendirmeye; bunu yaparken de İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin hangi planlara sahip olduğunu ve bu planlardan hangisinin İzmir Ulaşım Ana Planı ile ilgisi olduğunu belirlemeye çalışacağız. Ayrıca planlama yazınında üst belge olarak tanımlanan merkezi yönetime ait planlarla ilişkisini sorgulayacağız. Böylelikle İzmir Büyükşehir Belediyesi‘yle merkezi yönetime ait planlar arasındaki ilişki ve uyumu ortaya koymuş olacağız.

İzmir Büyükşehir Belediyesi‘ne ait İzmir Ulaşım Ana Planı‘nın ilgili olduğunu düşündüğümüz merkezi yönetim planları ile belediyenin kendisine ait planları şu şekilde sıralayabiliriz:

1. 10. Kalkınma Planı 2014-2018,

2. Bütünleşik Kentsel Gelişme Stratejisi ve Eylem Planı / KENTGES 2010-2023,

3. İzmir Kalkınma Ajansı İzmir Bölge Planı 2014-2023,

4. İzmir Büyükşehir Belediyesi Strateji Planı 2015-2019,

5. İzmir-Manisa 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı,

6. İzmir İli Bütünleşik Kıyı Alanları Yönetim ve Planlama Projesi-Kıyı Alanları Mekânsal Strateji Planı,

7. 1/25.000 Ölçekli İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planı (İBŞBÇDP),

8. 1/25.000 Ölçekli İzmir Nazım İmar Planı,

9. Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi 2014-2023,

10. Gediz-Bakırçay Havzası Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi,

11. Küçük Menderes Havzası Sürdürülebilir Kalkınma ve Yaşam Stratejisi.

Görüldüğü kadarıyla, hazırlanmakta olan İzmir Ulaşım Ana Planı’nın bu planlarla bir ilişki ve uyum içinde olmasını öngören yasal bir zorunluluk olmamakla birlikte, hem hazırlanan planın doğru, yerinde, etkin, uygulanabilir ve sürdürülebilir olması hem de başarılı bir şekilde uygulanıp hedeflere ulaşılabilmesi için farklı katmanlardaki değişik planlarla iyi bir ilişki ve uyum içinde bulunması, en azından bu planlara aykırı olmaması gerekir.

2017-01-24-Action-Plan-Cover-No-Text-01-1-e1485459404922

İzmir Ulaşım Ana Planı‘nın hazırlanmaya başlandığı 2015 yılından bu yana geçen 2,5 senelik sürede görüp dikkatimizi çeken tek şey ise sadece “İmar Projeksiyonları” adı altında 1/25.000 Ölçekli Nazım İmar Planı kararları ile Büyükşehir Belediyesi’ne ait diğer ulaşım yatırımları ile Ulaştırma, Haberleşme ve Denizcilik Bakanlığı’na bağlı TCDD Genel Müdürlüğü, Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü ve Karayolları Genel Müdürlüğü’ne ait projelerle 2009 Ulaşım Ana Planı kararlarının dikkate alınması olmuştur. 

Böylelikle bu planın hazırlığında hem merkezi yönetime hem de belediyeye ait temel belge niteliğindeki birçok planın dikkate alınmadığı, İzmir Ulaşım Ana Planı ile diğer planlar arasında karşılıklı bir ilişki ve uyumun sağlanması gibi bir kaygı ve çabanın olmadığı görülmüştür.

Örneğin, hazırlanmakta olan İzmir Ulaşım Ana Planı‘nın mali perspektifini çok yakından etkileyecek olan İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin 2015-2019 Dönemi Stratejik Planı’nın öncelik, politika, strateji, amaç ve hedefleri dikkate alınmamış; böylelikle İzmir Ulaşım Ana Planı‘nın daha başlangıçta tehlikeye atılması sağlanmıştır.

Bu durum aslında, İzmir Ulaşım Ana Planı‘nın değişik bilim ve disiplinlerden gelenlerin disiplinlerarası bir çalışma değil; tümüyle mühendislerin ve planlamacıların yürüteceği bir teknik çalışma olarak kabul eden anlayıştan kaynaklanmaktadır. Bu anlayışa göre, ulaşım ana planı hazırlamak demek kentteki ulaşımla ilgili güncel verileri değişik araştırma yöntemleriyle toplayıp bunları bilgisayar modellemeleriyle kentteki değişik ulaşım senaryoları üzerinden test etmeye dayalı ve bu test sonuçlarına göre öngörülerde bulunup karar vermeye dayalı bir mühendislik ve planlama çalışmasıdır.

Oysa ulaşım ana planı hazırlamak demek, sadece mühendislik ve planlama disiplinleriyle ilgili bilgi, birikim, deneyim ve teknolojilerin kullanımı suretiyle öngörülerde bulunmak değil; bunun yanı sıra ortaya çıkan teknik bilgilerin, kentle ilgili diğer bilim ve disiplinlerle ilişkilendirilmesi suretiyle; daha doğrusu işin odağına insanı ve onun tutum/davranışlarını alarak anlamlı, gerçekçi, uygulanabilir, ve sürdürülebilir öngörülerde bulunmak demektir. 

year_one_infographics

Aksi takdirde, ulaşım ana planı hazırlamak, kentte yaşanan gerçekliğin benzetim yoluyla bir bilgisayar oyununa dönüştürülmesi anlamına gelir ki, bu da kenti sadece bürokrat ve teknokratlara teslim etmek anlamına gelir…

Devam Edecek…

Bugün günlerden Ahmet Telli…

2 Aralık 1946’da Çankırı’nın Eskipazar ilçesinde doğan Ahmet Telli, Hasanoğlan ve Kayseri Pazarören öğretmen okullarında eğitim gördü. Öğretmen okulundan sonra dört yıl ilkokul öğretmenliği, daha sonra da Gazi Eğitim Enstitüsü’nü bitirmesinin ardından,  Kastamonu, İnebolu, Doğanyurt’ta, Kırıkkale’de ve Ankara Atatürk Lisesi’nde Türkçe, Edebiyat öğretmenliği yaptı. 1981’de Gazi Eğitim Enstitüsü’nde öğretmenken, sıkıyönetimce tutuklanarak görevine son verildi. Aynı yıl, Türk Ceza Kanunu’nun 141, 142 ve 146. maddelerinden yargılandı. 141 ve 146’dan beraat etti. Cigerhun’un şiirleri üstüne yazdığı bir yazısından ötürü 142. maddeden kısa bir süre hüküm giydi.

Kitapçılık, yayıncılık yaptı, çeşitli yayınevlerinde yönetici ve editör olarak bulundu. 1993’te mahkeme kararıyla öğretmenliğe döndü ve emekli oldu. İlk şiiri 1961’de yayımlandı. 1972’de Cengiz Tuncer’in Kerkenez adlı romanı üstüne yazdığı ilk yazısına Varlık Dergisi Eleştiri Ödülü ikinciliği verildi. 70’li yıllarda daha çok deneme ve kitap tanıtma yazıları yazdı ve kitaplarını 1979’dan sonra yayınlamaya başladı.

1980’de Hüznün İsyan Olur kitabına Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü (Metin Altıok’la birlikte); Saklı Kalan adlı kitabına da 1982 Yazko Şiir Özendirme Ödülü verildi. 2010 yılında yayınlanan Nida kitabına da 2011 Akdeniz Altın Portakal Şiir Ödülü verildi. Özellikle 1972’den sonra, birçok edebiyat dergisinde yazıları, şiirleri yayımlandı. Türkiye Yazıları Dergisi (Mart 1983, sayı: 72), Kavram ve Karmaşa dergileri (Ocak – Şubat 2002, sayı:22), Gümüş – Deliler Teknesi eki – (Ocak 2007), Bireylikler Dergisi (Mayıs – Haziran 2011, sayı:32) şiiriyle ilgili özel sayılar yayımladılar.

1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiirimizin ikinci kuşağında yer alan özgün şairlerden. Romantik ve başkaldırıcı şiiriyle bir yandan da Atilla İlhan’a yakın durduğu söylenebilir.

Başlıca eserleri; Yangın Yılları (1979), Hüznün İsyan Olur (1979), Dövüşen Anlatsın (1980), Saklı Kalan (1982), Su Çürüdü (1983), Belki Yine Gelirim (1984), Çocuksun Sen (1994), Kalbim Unut Bu Şiiri (1994), Ben Hiçbir Şey Söylemedim (Yazılar, 2001), Sulara mı Yazıldı (Yazılar, 2001), Barbar ve Şehla (2003), Buradayım Sözümde (Yazılar, 2005). Yüzünün Doğusu Gül – Gul e Rojhilata Ruye Te – Şiirlerden seçmeler Türkçe – Kürtçe (2005), Nida (2010), Bakışın Senin (2016).


HATIRALARIMI YAZMA
Yine bir duman çöktü sokağa kent tutuştu
Bütün sığınaklarda seni arıyorum nerdesin
Aklıma dökülen hatıralar hattında bir yangın
Bir yaylım ateş başlıyor, newroz diyor birileri
Dün bir demirciydim ufku erittim durmadan
Bugünse ateş altındayım hatıralarımı yazma

Bir rüya görüyorsun terlemişsin sırılsıklam
Vurulup düştüğüme inanmak istemiyorsun
Oysa bir kente girişin provası oluyor ölümüm
Yeis yok, bir misillemedir bütün hatıralarım
Ama yıkık bir duvar var karşıda ve bir kadının
Cesedi üstünde uçuşup duruyor takvim yaprakları

Seni bekliyorum orda, meydan saatinin altında
Bir James Dean filmine gideceğiz gelirsen
Cehennem hızıyla çarparken mutsuzluğun çelik zırhına
Soluk soluğa yaşanacak tüm imkânsızlıklar
Böyle olmalıydı ve oldu işte diyecek oğlum
Babamsa bir ağıra benzeyecek küllerimi avuçlarken

Bürün köprüleri dinamitledim ve geldim işte
Bir kente girmemiz nasıl gerekiyorsa öyle
Apansız çıkmalısın karşıma
Ki unutulmuş
Bir karşıçıkış olmalı dünyaya
Seninle her karşılaşmamız

Mağlubuz. Durmadan kazanan bu hayat
Basit bir üçkağıtçı sadece, bir sahtekar
Beşbenzemezle rest çekiyorum ama o
Biliyor bunu ve çekiliyor oyundan, yokum diyor
Dün bir demirciydim oysa ben, ufku eritirdim
Bugünse ateş altındayım hatıralarımı yazma

Hatıralarımı yazma tarih sanıyor birileri.
Çocuksun Sen, Ahmet Telli

maxresdefault (1)

“Güller de bozamıyor bu uzun
Karanlık sessizliğini kentin
Anılarını yitiriyor sokaklar
Bezirganlaşıyor bulvar ışıkları”

“Anısı bizsek eğer bu kentin
Unuttuğu türküler bizsek
Acıyı rehin bırakıp bir güle
Anımsatmalıyız bunları bir bir”
Özletiyor Seni Bu Yağmurlar/Çocuksun Sen, Ahmet Telli

e6cb2a3c14431b55aa50c06529eaa21b07-03-17_1488896634519653

RESİM VE RESMİ TARİH
I/
Birisi kitap okuyor otobüste
İlk durakta vuracaklar onu
Dizlerinin üstüne çöken
Bir zürafa gibi
Kalakalacak o
Ve bu kent
Çapraz ateşler altında
Yazarken kendi tarihini
Zürafaların nesli nasıl tükendi
Diye bir sayfa açacak
Birisi kitap okuyor otobüste
İlk durakta vuracaklar onu
II/
Bir bulut bir dağ
Bir de zürafa var
Çocuğun resminde
Bulut alçakta kalmış
Zürafanın boynundan
Resimde var da hiçbir kayma
Adına rastlanmıyor vurulanın
Yalnızca bir kitap kalmış ondan
Kanlı sayfalarında
Gözlerinin izi
İlk durakta vuracaklar onu
İkinci durakta bir daha vuracaklar
Çocuksun Sen/Ahmet Telli

e168ab1280199e133a363a938e9fc6cf

SUSKUNUN SAATİ
Susar kuşlar
Susar kent
cadde . . .
sokak . . .
Kurulur suskunun saati
Öpüşleri nasıl da soğuk sevdiğimin
Donup kalmış
sevda kokanı bile sözcüklerin
Buz tutmuş şiir
Buz tutmuş türkü …
Kurulmuş suskunun saati
Gelinir sonra
Hem nasıl gelinir gör
Devinir tarihsel birikim denizi
Çatlar tohum .. .
Çatlar zaman .. .
Kınlır suskunun saati
Gör nasıl kırılır …
Yangın Yılları, Ahmet Telli

DJhwBuRX0AEHbpd

 

VURUŞKAN BİR ŞAHANDIR UMUT

Tuzağa düşmüş bir ceylanın

bakışındaki hüzün değildir umut

Kınalı keklik gibi ürkek

bir kuş da değildir

Ne yalvar yakar olmuştur

zulmün pençesinde

ne de düşürmüştür

kırların ve türkülerin

onurunu yere

Baharda bir tomurcuk

gibi patlayan öfkedir umut

barajını yıkan bir ırmaktır

açılır serpilir

ve büyür kıyısında sevda

Emzirir aşkı

emzirir ve büyütür gül nakışlı sabırlardan

ferhat’ın direncini

bin yılların sabır taşını çatlatır

açar bin yılların kapısını

Düşmana dönük

bir mavzer gibidir umut

yaratır tetik ve parmak

en gürbüz çocuğunu tarihin

Yangın Yılları, Ahmet Telli

be2a3bc9b8d1964f5dec39b0db12f118

Merkez Bankası Uluslararası Fotoğraf Yarışması (1)

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın “Ekonomi ve İnsan” konulu Uluslararası Fotoğraf Yarışmasının amacı, insan ve ekonomi arasındaki yakın ilişkinin farklı insani, fiziki ve bölgesel coğrafyalarda çekilecek fotoğraflarla belgelenmesi, insanın ekonomik ve sosyal hayata katılımındaki farkındalık düzeyinin artırılması, fotoğraf sanatının ve sanatçılarının desteklenmesi, ulusal ve uluslararası iletişim kanallarının güçlendirilmesi olarak belirlenmiştir.

Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu‘nun (TFSF’) görevlendirdiği Fotoğraf Sanatı Kurumu Derneği (FSK) tarafından üstlenilen yarışmada birinci, ikinci ve üçüncü olan fotoğraflarla mansiyon kazanan ve sergilenmeye değer bulunan toplam 110 güzel fotoğraf kamuoyu ile paylaşılmış olup; biz bugün sizlerle 55 fotoğrafı, geriye kalan diğer 55 fotoğrafı ise önümüzdeki günlerde paylaşacağız.

Herkese keyifli izlemeler dileğiyle…

001
Seyit Konyalı, Türkiye – FİAP Altın Madalya – “Çilek
002
Neşe Arı, Türkiye – FİAP Gümüş Madalya – “Ağ Ören Kadınlar
003
Le Caou Dao, Vietnam – FİAP Bronz Madalya – “Banh Beo Ra Lo
004
Merve Arslan, Türkiye – Mansiyon – “Data
005
Abhijit Banerje, Hindistan – Mansiyon – “Return Home
006
Ertuğrul Baştan, Türkiye – Mansiyon – “Kesancı Kız
007
Shibasish Saha, Hindistan – Mansiyon – “Purelife
008
Anupam Roy Chowdhury, Hindistan – Mansiyon – “Rat Catcher
009
Xinghua Chen, Çin Halk Cumhuriyeti – Mansiyon – “Dream Fisherman Song
244-282-tfsf-AHems
Eser Paşa, Türkiye – Sergileme – “Fesçi
327-282-tfsf-CF6t1
Yüksel Açıkgöz, Türkiye – TCMB Özel Ödülü – “Net
755-282-tfsf-FHtSc
Kadir Tezel, Türkiye – Sergileme – “Kurban Pazarı
828-282-tfsf-yg694
Gökalp Bilici, Türkiye – Sergileme – “Geri Dönüşüm
965-282-tfsf-d71YP
Musa Taşçılar, Türkiye – Sergileme – “Aşçılar
1101-282-tfsf-z2kKk
Hakan Yaralı, Türkiye – Sergileme – “Aile
1213-282-tfsf-b1UrQ
Melih Sular, Türkiye – Sergileme – “Çilekçi Kadınlar
1536-282-tfsf-eQvlZ
Bayram Ayhan, Türkiye – Sergileme – “Terazi
2160-282-tfsf-5RHZs
Abhijit Banerjee, Hindistan – Sergileme – “Net Work
2284-282-tfsf-ktKfz
Ramazan Darı, Türkiye – Sergileme – “Emek ve Ekonomi
2598-282-tfsf-7g0Kh
Tayfun Keçecioğlu, Türkiye – Sergileme – “Petrolcü
2609-282-tfsf-yXU1t
İhsan Korkut, Türkiye – Sergileme – “Temiz Su
2745-282-tfsf-MU4rr
Feyyaz Çetiner, Türkiye – Sergileme – “Tannery
2869-282-tfsf-sT2Qo
Mine Ertuğrul, Türkiye – Sergileme – “Deri
2944-282-tfsf-6Uh5F
Huu Hung Troung, Vietnam – Sergileme – “Traditional cake making”
2944-282-tfsf-7AcFX
Huu Hung Troung, Vietnam – Sergileme – “Fisherman
2944-282-tfsf-CQ0s1
Huu Hung Troung, Vietnam – Sergileme – “İn the fish steamer
3341-282-tfsf-6NZ1P
Dusan Gorast Miska, Slovenya – Sergileme – “Aspalhtmen
3479-282-tfsf-5IELm
Nhat Nam Troung, Vietnam – Sergileme – “Harvesting salt
3679-282-tfsf-MaCTM
Minh Quat Le, Vietnam – Sergileme – “On the salt marshes
3823-282-tfsf-fHggN
Somenath Mukhopadhyay, Hindistan – Sergileme – “Color Spread
3823-282-tfsf-Ygr2t
Somenath Mukhopadhyay, Hindistan – Sergileme – “Weed off
4282-282-tfsf-UYz3r
Ee Long Tan, Malezya – Sergileme – “Work in the rain”
5044-282-tfsf-CUBe2
K M Asad, Bangladeş – Sergileme – “Unity
5045-282-tfsf-ji42Y
Kaushik Majumder, Hindistan – Sergileme – “Processing
5045-282-tfsf-oAvKC
Kaushik Majumder, Hindistan – Sergileme – “Old Charka
5874-282-tfsf-pY5PZ
Mustafa Varol, Türkiye – Sergileme – “Sürü
6087-282-tfsf-yzmSh
Orhan Turan, Türkiye – Sergileme – “El Emeği
6106-282-tfsf-TOA8E
Hakan Gümüş, Türkiye – Sergileme – “Zor Balıkçı
6333-282-tfsf-m6LEY
Mustafa Kılınç, Türkiye – Sergileme – “Yıllara Rağmen
7303-282-tfsf-ElFX7
Erdoğan Purçlutepe, Türkiye – Sergileme – “Ağ Toplama”
7303-282-tfsf-lOHEF
Erdoğan Purçlutepe, Türkiye – Sergileme – “Balıkçı
8984-282-tfsf-LznI4
Onur Tulu, Türkiye – Sergileme – “Alone
9234-282-tfsf-clN9E
Alev Özcan, Türkiye – Sergileme – “Emekçi
9429-282-tfsf-H8uSZ
Süleyman Çam, Türkiye – Sergileme – “Çömlek Ustası
9439-282-tfsf-BpJTL
Shibasish Saha, Hindistan – Sergileme – “Busy Life
14743-282-tfsf-enjJx
Gamze Tuğba Kaplan, Türkiye – Sergileme – “Kurutma
15797-282-tfsf-uroEj
Arda Aytan, Türkiye – Sergileme – “Workers
16471-282-tfsf-DIJfB
Mustafa Erbaş, Türkiye – Sergileme – “Çeltik
21677-282-tfsf-Ys4qx
Priyankar Dattagupta, Hindistan – Sergileme – “Men at Work
22113-282-tfsf-Eqc4F
Veysel Erbin, Türkiye – Sergileme – “Sürü
22164-282-tfsf-APtI3
Quang Le Nhat, Vietnam – Sergileme – “Weavers
23285-282-tfsf-robjd
Aydıncan Çiftçi, Türkiye – Sergileme – “Workers
31315-282-tfsf-mNxFT
Murat Özel, Türkiye – Sergileme – “Demirci
32561-282-tfsf-VR5Lm
Niyazi Şahin, Türkiye – Sergileme – “Halı Tarlası
33391-282-tfsf-0lCeR
Le Thi Kim Xuan, Vietnam – Sergileme – “Muoi Mam

İzmir ulaşımı nasıl planlıyor? (1)

Ali Rıza Avcan

Yaptığım araştırmalar sonucunda İzmir’in ulaşımı için 1974 yılından bu yana toplam 7 adet plan, etüd ve güncelleme çalışmasının yapıldığını ve bunun en sonuncusu olan sekizinci çalışmanın İzmir Ulaşım Ana Planı Revizyonu adı altında 2015 yılının Ağustos ayından bu yana devam ettiğini öğrendim.

1974’den sonrasındaki 43 yıllık süre içinde hazırlanan plan, etüd ve güncellemelerle bunları sipariş edip yapan firma ya da kurumları sırasıyla şu şekilde özetleyebiliriz:

1. İzmir Ulaşım Etüdü (Haziran 1974) – İmar ve İskan Bakanlığı ile İzmir Metropoliten Planlama Dairesi – Yapımcı Firma: Jamieson Mackay & Partners ile Economic Consultans Ltd.

2. İzmir Merkezi Alan Ulaşım Etüdü (1976) – Shankland Cox Partnership & Rennie Park Associates.

3. İzmir Büyükşehir Alanı Toplu Taşım Optimizasyonu Etüdü (1980) – Shankland Cox Partnership & Rennie Park Associates ile İzmir Metropoliten Nazım Plan Bürosu.

4. İzmir Ulaşım Master Planı (Nisan 1992) – İzmir Büyükşehir Belediyesi – Yapımcı Firma: Transystem firmasının sağladığı hibe ile Heusch/Boesefeldt firması.

5. İzmir Ulaşım Master Planı Güncelleştirme Etüdü (Kasım 1997) – Yapımcı: Boğaziçi Üniversitesi Yapı Teknolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi.

6. İzmir Banliyö Sisteminin Geliştirilmesi Projesi (2001) – Yapımcı Firma: Yapı Teknik Ltd & Su Yapı Mühendislik & Müşavirlik A.Ş & Mott MacDonald konsorsiyumu.

7. İzmir Ulaşım Ana Planı (2007-2009) – İzmir Büyükşehir Belediyesi – Danışmanlar: M. Yıldırım Oral (DEÜ), Serhan Tanyel (DEÜ), Yetiş Şazi Murat (Pamukkale Üniversitesi)

8. İzmir Ulaşım Ana Planı Revizyonu (2015-2017) – İzmir Büyükşehir Belediyesi – Yapımcı Firma: Boğaziçi Proje Ltd. Şti.

Listenin ilk yedi sırasında yer alan plan, etüd ve projelerin genel amaçlarıyla temel ilke ve öngörülerini ayrıntılarıyla incelediğimizde hiçbir planın uygulandığı dönem içinde mevcut kentsel ihtiyaçları karşılayıp sorunları çözemediğini görürüz.

Örneğin, 2007-2009 döneminde hazırlanan İzmir Ulaşım Ana Planı, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2009 yılındaki sınırları içinde yer alan 21 ilçedeki toplam nüfusun 2015 yılında 3.039.494, 2030 yılında da 5.702.534 olacağını öngördüğü halde; sadece bu 21 ilçenin 2015 yılındaki toplam nüfusunun 1.847.964 olarak gerçekleşmiş olması 2007-2009 döneminde hazırlanan ve bugün revize edilmekte olan planın ne ölçüde hatalı olduğunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Çünkü bu tür projeksiyonlar, mevcut durumu ve olası gelişme eğilimlerini dikkate alarak üretilen tahmini rakamlardır ve bu hesaplamalarda, belediye sınırlarına başka ilçelerin dahil edilmesi öngörülmeyen değişimler hiçbir şekilde dikkate alınmaz.

Nitekim böylesi yanlışlık, eksiklik ve yetersizliklerin ortaya çıkması nedeniyle 2009 tarihli İzmir Ulaşım Ana Planı, beş yılda bir yenilenmeyle ilgili yasal zorunluluk dışında hem belediye sınırlarının genişlemesi hem de planın mevcut yetersizlikleri nedeniyle revize edilmek zorunda kalmıştır.

9_EYLUL_IZMIR_20160107_11

İzmir kentinin ulaşımını düzenlemek iddiasıyla düzenlenen bütün bu planlardaki öngörü ve hedeflerin kentsel yaşamın günlük gerçekleriyle uyumsuz olması; başka bir ifadeyle planların sonuçları itibariyle başarısız olması nedeniyle mevcut ulaşım ana planı revize edilirken daha önceki planların, özellikle de güncellemeye konu olan son planın belediye sınırlarının genişlemesi dışında niye eksik, hatalı ve yetersiz olduğunun da tartışılması gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü hem daha önceki hem de bir önceki planda yapılan hata, eksiklik ve yetersizliklerin “biz nerelerde yanlış yaptık” sorularıyla fark edilip bilinmesi, kabul edilmesi; bir anlamda özeleştiri yapılması o hata, eksiklik ve yetersizliklerin bir kez daha tekrarlanmasını zorlaştıracak, yapılan hata, eksiklik ve yetersizliklerden ders alındığını gösterecektir.

Hele ki, planın revize edilmesi ile ilgili son çalışmada bir önceki planı hazırlayan uzmanlar, danışmanlar yer alıyorsa ve İzmir’in başına musallat olan “İzmir Körfez Geçişi Projesi” ile ilgili yolculuk kestirimleri, 2009 tarihli İzmir Ulaşım Ana Planı‘ndaki yanlış rakamlar dikkate alınarak hesaplanmış; böylelikle 2009 tarihli İzmir Ulaşım Ana Planı‘nın yanlış, eksik ve yetersizlikleri başka bir yanlış projenin gerekçesi olmuşsa….

fb_squareAyrıca plan yapımcılarıyla uygulayıcılarının böyle bir değerlendirme yapması, planı destekleyecek, ona katkıda bulunan biz dış paydaşlardaki plancı ve uygulayıcılara olan güveni arttıracak ve geliştirecektir.

Ama ne yazık ki, İzmir Ulaşım Ana Planı‘nın revize edilmesi ile ilgili olarak iki yıldır sürdürülen bütün çalışmalarda, toplantılarda, sunumlarda ve özel görüşmelerde eski ile yeni arasında bir karşılaştırma -belediye sınırlarının genişlemesi gerekçesi dışında- yapılmasından, eski planların niye yanlış, eksik ve yetersiz kaldığına ilişkin özeleştiri niteliğindeki bir değerlendirmeden ısrarla kaçınılmaktadır.

Devam Edecek…


Yararlanılan/Yararlanılabilecek Kaynaklar:

1) Özalp, M., Öcalır, E.V.; “İzmir İçin Yapılan Kent İçi Ulaşım Planlama Çalışmalarının Değerlendirilmesi“, METU JFA 2008/2, (25:2) 71-97 (2008).

2) Özalp, M., Öcalır, E.V.; “Türkiye’de Kentiçi Ulaşım Planlaması Çalışmalarının Değerlendirilmesi”, İzmir Ulaşım Sempozyumu, 2009.

3) Özalp, M.; Türkiye’de Kentsel Ulaşım Planlaması Çalışmalarında Benimsenen Yaklaşımlar; Sorunlar ve Çözüm Önerileri, Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi,  Nisan 2007, Ankara

4) Jamieson Mackay and Partners, Economic Consultans Ltd. ve İzmir Metropolitan Planning Bureau, “İzmir Transportation Report”, J. M. P., E. C. ve İzmir M. P. B., İzmir, 4. bölüm 7-17 (1974).

5) Shankland Cox Partnership ve Rennie Park Associates, “Public Transport Optimisation Study for İzmir Greater City Area – Final Report”, Shankland C.P. ve Rennie P.A. London (United Kingdom) (1980).

6) Tezcan, S. S., Alhan, C., “İzmir Ulaşım Master Planı Güncelleştirme Raporu”, Boğaziçi Üniversitesi İstanbul, i-ii, 1-3, 45 (1997).

7) Heusch Boesefeldt Consulting Engineers, “İzmir LRTS Project Tender Documents Vol. III: Transportation Study Final Report”, H.B. Cons. Eng., İzmir, 41-46, 59-72, 75-76 (1992).

8) İzmir Büyükşehir Belediyesi, “İzmir Kentsel Ulaşım ve Raylı Sistem Yatırım Projesi Özet Raporu”, İ.B.B. İzmir, 1–3 (1992).

9) Mott MacDonald, Yapı Teknik Ltd. Şti ve Su-Yapı Mühendislik Müşavirlik A.Ş. “İzmir Banliyö Sisteminin Geliştirilmesi Projesi Ulaşım Etüdü”, İzmir Demiryolu Müşavirlik Gurubu, İzmir, 5-6, 17, 29-50 (2001).

10) İzmir Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi Başkanlığı Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü, İzmir Ulaşım Ana Planı 2. Aşama ve Sonuç Raporu, Nisan 2009, Cilt VI.

11) İzmir Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi Başkanlığı Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü, İzmir Ulaşım Ana Planı Sonuç Raporu Özeti, Ocak 2010, İzmir.

Toplumcu Belediyecilik

YEREL YÖNETİMLERDE SOSYAL DEMOKRASİ – TOPLUMCU BELEDİYECİLİK – TEORİK YAKLAŞIMLAR, TÜRKİYE UYGULAMALARI

Derleyenler: İhsan Kamalak ve Hüseyin Gül

Kalkedon Yayıncılık, SODEV Kitaplığı, 2.Baskı, İstanbul, Mayıs 2013


Bu kez sosyal demokrasi açısından; daha doğrusu CHP açısından Toplumcu Belediyecilik olgusunu inceleyen, o nedenle de Sosyal Demokrasi Vakfı – SODEV tarafından sahiplenilen bir kitapla karşı karşıyayız.

İhsan Kamalak ve Hüseyin Gül tarafından derlenen kitapta profesör, doçent, yardımcı doçent ve araştırma görevlisi unvanına sahip 11 ayrı akademisyenin tek başına ya da birlikte yazdıkları 11 ayrı bilimsel makalesi var.

Kitabın önsözü olarak Sosyal Demokrasi Vakfı Başkanı Erol Kızılelma tarafından yazılan tanıtım metni ise şu şekilde:

Kentlerimiz hızlı bir dönüşüm içersinde. Ancak, değişimi belirleyen temel politikalar, kentin kendi dinamikleri yerine, kenti getirim sağlama aracı olarak gören küresel sermaye uzantıları tarafından oluşturulmaktadır. Halbuki yerel yönetimler, yerel kamusal hizmet birimleridir. Yerel kamusal hizmetlerin en yüksek yurttaş katılımıyla ve en saydam yöntemlerle halka ulaştırılması gerekmektedir.

Ama kentlerimiz, belediyelerdeki, neoliberal politikaların, yağma ve talan uygulamalarının sonucunda, sağlıksız yaşam alanlarına ve kitlesel nüfus yoğunluklarının buluştuğu ortamlara dönüşmektedir. Toplumsal alanda yaşanan sosyal ve kültürel yozlaşmanın, getirim ekonomisinin etkin olmasını sağlayan piyasacı bir anlayışın siyasete egemen olmasının, plansız sanayileşme ve çarpık kentleşmenin etkisi ile sağlıksız bir büyüme göstermektedir. Yolsuzluğun, yoksulluğun, işsizliğin derinleştiği kent ortamlarında, piyasacı güç ve dinamikler ile emekçi sınıfların karşı karşıya bulunduğu yeni bir süreç yaşanmaktadır.

Kentlerimiz ve kentte yaşayan insanların ihtiyaçları olan temel yaklaşım, önceliğinde insan olan toplumcu ve halkçı belediyecilik anlayışıdır. Katılımcılığın önünü açan, kentsel demokrasiyi temel alan, toplumun değişik kesimlerine karar alma süreçlerinde söz ve karar hakkı tanıyan, adil, saydam ve ayrımcı olmayan bir belediyecilik. Toplumsal, katılımcı ve sosyal belediyecilik anlayışının temel ilkeleri olarak çağdaşlığın, özgürlüğün, dayanışmanın ve katılımcılığın altını kalınca çizmek gerekiyor.

Sosyal demokrat ve toplumcu belediyecilik anlayışı, kamunun, halkın, kentlinin çıkarlarını her şeyin üzerinde görmeli, buna uygun üretken, verimli politikalar oluşturmalı ve kent planlamaları yapmalıdır. Doğayı ve çevreyi korumalıdır. Kentlerin tarihine, tarihsel ve kültürel değerlerine sahip çıkmalıdır. Uygulamada saydamlık ve dürüstlük tartışılmaz olmalıdır.

Sosyal Demokrasi Vakfı birkaç dönem, İstanbul’da TÜSES’le Ankara’da ise Mimarlar Odası işbirliği ile Yerel Yönetimler Okulu adı altında bir çalışma düzenlemiştir. Keşke olanaklarımız elverse, bu çalışmalarımızda süreklilik sağlayabilseydik. Ama yaşamın kendisi bize bunu dayatmaktadır. Popülizmin, iş bitiriciliğin, cemaatçiliğin yozlaştırdığı belediyecilik anlayışının yerine, geçmişte de örnekleri verilmiş olan Toplumcu Belediyecilik anlayışının geçirilmesi zorunludur. Sosyal demokrasi, hem kendi deneyimleri ve birikimleri ile hem de evrensel örneklerden yararlanarak ülkemizde de Toplumcu Belediyeciliğin tekrar etkin olması için çaba göstermelidir.

Biz SODEV olarak, Sosyal Demokrat Belediyecilik anlayışının, Toplumcu Belediyecilik anlayışının siytasi kadrolarca bilinmesi amacıyla üstümüze düşenleri yapmak kararlılığındayız. Bu anlamda değerli dostumuz ve şimdi artık bir SODEV üyesi İhsan Kamalak ile yine değerli arkadaşımız Hüseyin Gül’ün bu derlemesinin “Toplumcu Belediyecilik” anlayışının iktidara yürüyüş yolunda çok önemli katkıda bulunacağının bilincindeyiz. Derlemeyi hazırlayan bu iki arkadaşımız ile yazılarıyla katkıda bulunan akademisyen arkadaşlarımıza çok teşekkür ederiz.

Dileğimiz bu önemli katkının hem “Toplumcu Belediyecilik” anlayışının gençlerimiz tarafından bilinmesi için üniversitelerimiz tarafından değerlendirilmesi, hem de sosyal demokrat siyasi kadroların bir başucu kitabı olmasıdır.”

SCX-3200_20170921_10562501Bu akademisyenlerin yazdıkları makaleleri şu şekilde sıralayabiliriz:

Önsöz

Derleyenlerin Önsözü

Giriş: “Sosyal Demokrasi ve Yerel Yönetimler – Gecikmiş Bir Adım” – İhsan Kamalak

Sosyal Demokrat İlkelerin Yerel Düzeyde Uygulanması Üzerine Bir Deneme: Türkiye Örneği” – İhsan Kamalak, Hüseyin Gül, Eylem Beyazıt

Sosyal Devlet ya da Refah Devleti Nedir?” – Songül Sallan Gül

Türkiye’de ‘Belediyecilik Anlayışı’nın Dönüşümünü Küreselleşme Üzerinden Okumak” – Şenol Adıgüzel

Toplumcu Belediyeciliğin Doğuş Koşulları Üzerine” – Mahmut Güler

Yerel Liderlik, Toplumcu Belediyecilik ve Ali Dinçer: 1977-1980 Dönemi Ankara Belediyesi“, S. Ulaş Bayraktar, Mehmet Penbecioğlu

Sosyal Demokrasinin Deneyim Alanı Olarak ‘Ankara Belediyeciliği”: Karayalçınlı Yıllar” – Muharrem Güneş

Sosyal Demokrat Belediyelerin 1989-1994 Deneyimini Toplumcu Belediyecilik Üzerinden Değerlendirmek” – Mahmut Güler

Yerel Yönetim Reformları Işığında Yerel Yönetimlerin Hareket Alanları: Toplumcu Belediyecilik Mümkün mü?” – Hacı Kurt

Toplumcu Belediyecilik ve Kent Kapılarını Sermayeye Açan Anahtar Olarak Kentsel Dönüşüm” – Cem Ergun, Hüseyin Gül

Sonuç Yerine: Yerelleşme ve Toplumcu Belediyecilik” – Yeşim Edis Şahin

 

Temsil edildiği söylenen halk, sadece tören konuşmalarında mı hatırlanır?

Ali Rıza Avcan

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, hatırlarsanız geçtiğimiz günlerde Selçuk İZBAN hattının açılışı nedeniyle düzenlenen törende karşısındaki kitlenin slogan atarak kendisini konuşturmaması üzerine, “Bu projenin anası da babası da İzmir Büyükşehir Belediyesi’dir. Ayıptır, ayıptır, bu yaptığınız kırkı geçti. Ben sizlerin oylarıyla, yüzde 56 oy almış belediye başkanınızım. Adam gibi durmaya çağırıyorum” diyerek kendisine yapılan saygısızlığa itiraz etmiş ve konuşma yaptığı kürsüyü terk etmişti.

Kendisine yapılan saygısızlık nedeniyle itiraz etmesi son derece uygun ve yerinde bir karar olmakla birlikte, bu konuşma sırasında % 56 oranında oy almış olması nedeniyle İzmir halkını temsil ettiğini ifade etmesi de bizim dikkatimizi çeken başka bir gerçekti.

Oysa Aziz Kocaoğlu hiddetli konuşması içinde ifade ettiği % 56 oranındaki oyu 2014 tarihli son seçimlerde değil, ondan bir önceki 2009 tarihli yerel seçimlerde almış, 2014 tarihli son seçimde ise bu oranın 6-7 puan altındaki % 49,60 oranına ulaşabilmişti. 

Biz bu durumu tarihi eski de olsa aldığı en fazla oy oranını hatırlayıp kendi önemini vurgulama çabası olarak kabul etsek de; üzerinde asıl durmak istediğimiz İzmir halkını gerçekten temsil edip etmediği konusuna gelmek istiyoruz. Tabii ki 2014 seçimlerinde % 49,60 oranında oy almış bir belediye başkanı olarak…

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu hangi oranda oy almış olursa olsun gerçekten İzmir halkının temsilcisi midir?

Bu soruyu soruyoruz; çünkü Aziz Kocaoğlu’nun İzmir halkını temsil ettiğini ilk kez söylemediğini biliyoruz.

Hatırlarsanız, aynı iddiayı bundan iki sene önce; yani 9 Mayıs 2015 tarihinde Tayyip Erdoğan‘ın Cumhurbaşkanı olarak İzmir’e ilk gelişi nedeniyle Atatürk Stadı’nda düzenlenen toplu açılış töreninde, “Sayın Cumhurbaşkanımız seçildikten sonra ilk defa kentimizi ziyaret ediyor. Sayın Cumhurbaşkanım hoşgeldiniz, şeref verdiniz. Kentimize yaptığınız bu ilk ziyarette şahsım adına 4 milyon İzmirli hemşehrilerim adına onur verdiniz diyorum” şeklinde bir anlatımı tercih etmiş ve bu nedenle de oldukça fazla eleştirilmişti.

http://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/kocaoglunu-once-yuhladilar-sonra-alkisladilar-827903/

Tabii ki bu soruyu sorarken Aziz Kocaoğlu‘nun, yürürlükteki Anayasa hükümlerine göre bizlerin gerçek temsilcisi milletvekillerinin yanında ya da onların dışında bir temsil yetkisinin bulunmadığını, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 17, 18 ve 19. maddeleriyle kendisine böyle bir temsil yetkisinin verilmediğini; aksine “Büyükşehir belediye başkanı” başlığını taşıyan 17. maddenin ilk hükmünün “Büyükşehir belediye başkanı, büyükşehir belediye idaresinin başı ve tüzel kişiliğinin temsilcisidir” şeklinde düzenlendiğini, bu düzenlemeye halkın temsilciliği görevinin dahil edilmediğini hatırlamak gerekiyor.

Öte yandan kendisinin halkın siyasi bir temsilcisi olup olmadığını tartışmaya kalktığımızda, Aziz Kocaoğlu‘nun ya da başka bir aday adayının İzmir Büyükşehir Belediyesi başkan adayı olmasına karar verenin, temsili demokrasi anlayışıyla siyasi parti yapı ve işleyişinin anti-demokratik özellikleri nedeniyle İzmir halkı değil; Cumhuriyet Halk Partisi üst yönetimi, daha doğrusu genel başkanı olduğunu da hatırlamamız gerekiyor.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının İzmir halkının temsilcisi olması bu şekilde hem yasal hem de siyasi yönden mümkün olmadığına; ama kendisini o göreve İzmir halkının en fazla oyunu almış aday sıfatıyla layık gördüğümüze göre; kendisini, en azından 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’nun belirlediği sınırlar içinde bir kamu görevlisi olarak o kentte yaşayan ya da çalışan halktan sorumlu saymamız mümkün olabilir. Ama tabii ki, “İzmir halkının temsilcisi” olarak bizim adımıza konuşma hakkını verdiğimiz, o hak çerçevesinde başkalarına saygı sunma anlamında değil…

Aziz Kocaoğlu 02

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, kendisini izleyen birçok arkadaşımın da ifade edeceği gibi belediye içindeki farklı grupların birbiri ile didiştiği başkanlığının ilk dönemindeki acemiliği ve heyecanı atıp halktan uzaklaştığı ikinci döneminde sermaye ve rant çevreleriyle geliştirdiği resmi ve özel ilişkiler nedeniyle farklı bir siyasi profil taşımaya başladı ve bu durum her geçen gün netleşip keskinleşiyor. 

Bu durumun kanıtları, 2014 seçimlerinde 6-7 puan düzeyindeki düşüş dışında onu izleyen genel seçim ve Anayasa Referandumu sonuçlarında da görülebiliyor. İşte o nedenle bundan böyle kamuoyu araştırmalarına daha fazla önem verip yakın çevresindekileri bu işlerle görevlendirmiş durumda. Yaptırdığı araştırmalar dışında yoğun bir medya desteğine başvurması ise bu durumun diğer bir kanıtı.

Kendisinin birinci dönemi ile ikinci dönemi arasındaki politika farkında işi öğrenip yönetmeye başlaması dışında; tabii ki, başına gelen dava süreci ile teslim alınmış olmasının da etkisi var. Şu an iktidarla partisi arasında bir yerde durarak, elde edeceği daha büyük ödüller karşılığında kent adına ciddi tavizler vererek bir denge politikası yürütmeye çalışıyor. İktidarın yandaşı olan inşaat şirketleri ve onların patronlarıyla aynı karede gözükmeyi tercih ediyor. Sermaye çevreleriyle şirketler kurarak, kurulmuş olanlara sermaye desteği yaparak, belediye hizmetlerini her geçen gün daha fazla özelleştirerek, mutenalaştırma/soylulaştırma amaçlı kentsel dönüşüm projelerinin altında imza atarak, yasa dışı imar uygulamalarına ve yapılaşmalara göz yumarak; hatta Çeşme örneğinde görüldüğü gibi arka çıkarak, “İzmir Körfez Geçişi Projesi” gibi iktidar projelerini sahiplenerek; hatta bir adım öne çıkarak “bu proje aslında benimdi” diyerek, eski başkan Ahmet Piriştina‘ya ait İZBAN projesine onun adını anmadan sahip çıkarak….

Bu ilginç gelişme, dönüşme ve değişmeyi yüzlerce örnekle devam ettirmek tabii ki mümkün…. O nedenle göreve İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin bir kararı ile gelen, daha sonra bunu temsili demokrasinin cilveleriyle 2009 ve 2014 seçimlerinde yenileyen Aziz Kocaoğlu, haliyle bizim onu ilk tanıdığımız ve zaman zaman birlikte çalıştığımız ilk Aziz Kocaoğlu değil tabii ki…

1409316449

Ama kendisi son iki seçimi, oy kaybı ile birlikte kazanırken, sermaye çevreleriyle ilişki kurarken, meslek odalarıyla ilişkisini bozup onların yerine iş ve sermaye çevrelerinin dernek ve vakıflarını koyarken bir yandan da;

* Bu kent Dünya çapında bir sığınmacı transfer istasyonu olarak tanınıp kentin cadde, sokak ve meydanlarında sığınmacılar yatıp kalkmaya devam ediyor, İzmir’le Yunan adaları arasındaki denizlerde birçok sığınmacı ölüyor, kayboluyor ya da yakalanıyor,

* Olağanüstü Hal’in ürünü Kanun Hükmünde Kararnamelerle Barış Savunucusu binlerce öğretmen, akademisyen ve çalışan işlerinden oluyor ve bunların İzmir’deki sayıları 31 Ağustos 2017 tarihinde yayınlanan İnsan Hakları Ortak Platformu‘nun (İHOP) Olağanüstü Hal Tedbir ve Düzenlemeleri Raporu‘na göre öğretmenler için 1.050‘yi, akademisyenler için 137‘yi buluyor,

* Üstüne üstlük bu anti-demokratik uygulamalara İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan ve çoğu sendikacı olan işçiler, emekçiler, sendikacılar de dahil olup İnsan Hakları Ortak Platformu‘nun (İHOP) aynı raporuna göre İzmir’deki belediyelerden şimdiye kadar toplam 61 kişi ihraç ediliyor,

* Ayrıca, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sermayesinin % 30’una sahip olduğu TARKEM Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım ve Ticaret Anonim Şirketi sadece % 0,86 oranında hisseye sahip olan bir ortak nedeniyle kayyuma devrediliyor,

* Bu kentte yaşayan ya da çalışan yüzlerce insan haksız yere gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, hapse atılıyor ve en değerli yıllarını hapiste geçiriyor,

* İktidar içi hesap ve oyunlar nedeniyle bu kentteki önemli üniversitelerin rektörleri sık sık görevlerinden alınıyor, atanıyor ve tekrar alınıyor,

* Yapılan Anayasa Referandumu sonuçlarına itiraz edip “Hayır” demeye devam eden İzmirliler gözaltına alınıyor ya da tutuklanıyor,

* İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Doğu’da ve Güneydoğu’daki kardeş belediyeleri anti-demokratik uygulamalarla teker teker kayyuma terk ediliyor,

* İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin İzmir-Deniz, Konak ve Karşıyaka Tramvayı gibi israf, rant ve çıkar kokan birçok büyük projesine geniş halk kesimleri karşı çıkıyor,

* AKP iktidarı bugüne kadar seçimlerle yapamadığını yapıp İzmir’e kendi damgasını vurmak amacıyla AKP amblemini çağrıştıran ampul şeklindeki adasıyla birlikte “İzmir Körfez Geçişi Projesi”ni İzmir Körfezi’ne yerleştirmeye çalışıyor; bu çerçevede Gediz Nehri Sulak Alanı, İzmir Kuş Cenneti, İnciraltı gibi birçok kültürel ve doğal değer; her şeyden önce İzmir’i ve İzmir Körfezi’ni mahvetmeye çalışıyor…

Bütün bunlar olurken, değerli akademisyen, işçi ve emekçi arkadaşlarımız işten atılırken, kentimiz iktidarın siyasi emelleri doğrultusunda kötü yönetilirken % 56 oy aldığını, o nedenle hepimizi temsil ettiğini söyleyen belediye başkanımız bizler adına, bu olaylardan zarar görenler adına bir şeyler söylemediği gibi o kötülüklere neden olan iktidar sahiplerinin önünde “aldığı devlet terbiyesi“ni gerekçe göstererek ceketinin önünü ilikleyip eğiliyor ya da çalışma masasını terk ediyor.

izm-buyuksehir-isbirakma

Şimdi saydığımız ve sayamadığımız bunca olay sonrasında sormazlar mı, İzmir halkını temsil ettiğini söyleyen o belediye başkanına? İnsanımızın, yurttaşımızın, hemşehrimizin kötü gününde, dar zamanında “kentin emini” olarak -başkan danışmanı İbrahim Yazıcı dışında-  niye yanında değildin, niye onu savunmadın, niye onlar adına bir şeyler söylemedin, niye onlara sahip çıkmadın? Bu durumu halen ısrarla niye devam ettiriyorsun?

Yoksa o insanlar, o İzmirliler sizin temsil ettiğiniz İzmir halkından değiller mi?

 

İFSAK IstanbulLight Fotoğraf Yarışması – ”Hayat Işıktır”

Dünyanın en büyük fuar organizatörlerinden UBM‘nin 21-24 Eylül 2017 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirdiği  İstanbulLight Uluslararası Aydınlatma – Elektrik Malzemeleri Fuar ve Kongresi kapsamında hayatımızın ayrılmaz bir parçası olan yapay ışığın dış ve iç mekanlarda kullanımının ve doğru aydınlatmanın önemini sanat aracılığı ile vurgulamak amacıyla İFSAK (İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği) ile birlikte gerçekleştirdiği “Life is Light”/”Hayat Işıktır” temalı fotoğraf yarışmasında ödül kazanan ve sergilenmeye değer bulunan 13 güzel fotoğrafı sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Keyifli seyirler dileğiyle…

Egemen Ergin - Birincilik Ödülü - Anıttepe
Egemen Ergin – Birincilik Ödülü – “Anıttepe”
Çağdaş Şen - İkincilik Ödülü - İstanbul
Çağdaş Şen – İkincilik Ödülü – “İstanbul”
İbrahim Aysündü - Üçüncülük Ödülü - Sis
İbrahim Aysündü – Üçüncülük Ödülü – “Sis”
Alaattin Şenol - Sergileme - AVM
Alaattin Şenol – Sergileme – “AVM
Emine Kırca - Sergileme - Kuleli Sahili
Emine Kırca – Sergileme – “Kuleli Sahili”
Ercan Deveci - Sergileme - Metro
Ercan Deveci – Sergileme – “Metro”
Gürsel Egemen Ergin - Sergileme - Amasya
Gürsel Egemen Ergin – Sergileme – “Amasya”
Hüseyin Türk - Sergileme - Marakeş
Hüseyin Türk – Sergileme – “Marakeş”
Kazım Kuyucu - Sergileme - Beyşehir Taş Köprü
Kazım Kuyucu – Sergileme – “Beyşehir Taş Köprü”
Kazım Kuyucu - Sergileme - Kelebekler Bahçesi
Kazım Kuyucu – Sergileme – “Kelebekler Bahçesi”
Orhan Turan - Sergileme - Geçmişten Geleceğe
Orhan Turan – Sergileme – “Geçmişten Geleceğe”
Seçkin Yenici - Sergileme - İzmir
Seçkin Yenici – Sergileme – “İzmir”
Ümmü Kandilcioğlu - Sergileme - Eve Dönüş
Ümmü Kandilcioğlu – Sergileme – “Eve Dönüş”

CHP, İzmir Körfez Geçişi Projesi hakkında ne düşünüyor?

Ali Rıza Avcan

“İzmir Körfez Geçişi Projesi”ni ÇED halkı bilgilendirme toplantısının yapıldığı 2015 yılından bu yana öğrenmeye, tartışmaya ve bu proje ile ilgili bir tutum geliştirmeye çalışıyorum.

Bu amaçla 25 Haziran 2015 tarihinde İzmir Ticaret Odası Meclis Salonu’nda yapılan Halkın Bilgilendirme Toplantısına katılarak proje hakkındaki ilk bilgileri edindim.

Ardından 24 Mayıs 2016 tarihinde TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nin Tepekule İş Merkezi Akdeniz Salonu’nda düzenlediği seminere katılarak Karayolları 2. Bölge Müdürü Abdülkadir Uraloğlu ile projeyi hazırlayan Yüksel Proje A.Ş.’nin Proje Müdürü İnşaat Mühendisi Özgür Uğurlu‘yu dinleyerek ve sundukları görselleri izleyerek proje hakkındaki bilgilerimi geliştirdim.

24 Mayıs 2016 tarihli toplantıya o tarihte İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı olan Buğra Gökçe ile Başkan Danışmanı Bülent Tanık‘ın,  ayrıca o tarihlerde Ulaşım Dairesi Başkanlığı görevini yürüten Fidan Arslan‘ın ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile yakınlıkları bulunan Urla ve İzmir Büyükşehir belediyeleri meclis üyesi, Konak Belediyesi eski başkanı Muzaffer Tunçağ‘ın katıldıklarını görerek ve Muzaffer Tunçağ‘ın projenin yapılacağı bölgenin depremselliği ile ilgili, Bülent Tanık‘ın da körfezin dibinde yapılacak tüp geçişin genişliği ile ilgili itirazlarını dinleyerek İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu proje karşısında net bir tutum alacağını umdum.

Bu toplantıda sorulan sorular ve yapılan tartışmalar sonucunda, İzmir Körfez Geçişi Projesi‘nin, İZSU ve TCDD işbirliği ile yapılacak olan “İzmir Körfezi ve Alsancak Limanı Rehabilitasyon Projesi” sayesinde körfez akıntılarında ve su kalitesinde sağlanacak % 40 oranındaki iyileşmeyi sıfırladığı gerçeğinin ortaya çıkması nedeniyle İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu projeye karşı çıkacağını düşündüm. 

Ardından Doğa Derneği, Tema Vakfı, DTK Ekoloji Meclisi‘ndeki arkadaşlarla değişik toplantılarda bir araya gelerek onaylanan ÇED Raporu üzerinden proje hakkındaki bilgilerimizi birbirimizle paylaşıp projede karşı çıktığımız konuları somutlamaya çalıştık.

Bu arada 2015 tarihli ÇED Raporunun, “İzmir Körfezi ve Limanı Rehabilitasyon Projesi” üzerindeki olumsuz etkilerini giderecek şekilde yeniden düzenlendiğini görüp 360 sayfadan oluşan ÇED Raporu ile 3484 sayfadan oluşan eklerini ayrıntılı bir şekilde okuyup irdelemeye çalıştık. Okuyamadığımız bölümlerini bakanlıktan temin edip tekrar tekrar okumaya ve tartışmaya devam ettik. 

Doğa Derneği‘nin 26 Nisan 2017 tarihinde İzmir Mimarlık Merkezi’nde yaptığı toplantıya giderek konuşmacı ve katılımcılarla birlikte konuyu tartışmamız mümkün oldu.

Bu arada bu projeden nemalanacak olanların İnciraltı 2. Nesil Platformu adı altında bir araya gelerek AKP İzmir Milletvekili Atilla Kaya ile birlikte değişik sivil toplum kuruluşlarını ziyaret ettiklerini, gazetelerde haber olmaya çalıştıklarını, Başbakan Binali Yıldırım ile görüştüklerini; böylelikle kendilerinden yana bir kamuoyunun oluşumu için çaba gösterdiklerini izledik.

Ama yine de biz İzmir Büyükşehir Belediyesi ile proje alanında kalan Karşıyaka, Çiğli, Balçova ve Narlıdere belediyelerinden umutlu idik. Çünkü onlar; yani Karşıyaka, Çiğli, Balçova ve Narlıdere belediyeleri ÇED Raporu’na eklenmiş olan belgelere göre “İzmir Körfez Geçişi Projesi“nin İzmir Ulaşım Ana Planı‘nda olmayışını gerekçe göstererek, bunun için çok düzgün raporlar hazırlayarak projeye karşı çıkıyorlar, projeyi İzmir için gereksiz buluyorlardı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ise net bir şey söylemiyordu.

O nedenle de İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden şüpheleniyor ve “İzmir Körfez Geçişi Projesi”nin hazırlanmakta olan İzmir Ulaşım Ana Planı‘na yerleştirilerek meşrulaştırılacağını düşünüyorduk.

Bu şüphe dolu halimiz çok uzun sürmedi. Çünkü Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, 6 Haziran 2017 tarihinde Aydınlık Gazetesi’ne verdiği demeçte aynen şunları söylüyordu:

Zaten bu projeyi ilk belediye başkanı olduğumda o zamanki Bayındırlık Bakanı Zeki Ergezen ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım Bey ile görüşürken ben attım ortaya. Kordon yolunu yapmaya çalışıyorlardı. Kordon Yolu’nu yapmayın, bu bize ulaşım anlamında bir katkı sağlamıyor. Eğer bir şey yapmak istiyorsa hükümet, Körfez geçişini yapın demiştim. Sonra o bugüne geldi. Bunu merkezi hükümet yapmak istiyor. Ciddi bir yatırım, büyük bir yatırım. Ne zaman biter? Bence kısa sürede bitmesinden ziyade, belki bu tüp geçide bizim arkadaşların bir kısmı kamuoyunda gereklidir, gereksizdir diye tartışmalar var. Bana göre İzmir ekonomik olarak büyümesini 2010’dan beri sürdürdüğü düzeyde sürdürürse, bu tüp geçide 10 sene içerisinde mutlaka çok büyük ihtiyaç olacak. Zaten başlanması bitmesi derken belki 2-3 sene önce biter ama geç kalmasındansa önce bitmesi iyidir. Ben de bu projeyi destekliyorum. Benim isteğim, dileğim projenin tamamının tüp geçit olarak gerçekleşmesiydi. Köprü olmamasıydı. Maliyet çok yükseldiği için bu şekilde karar verildi.”

https://www.aydinlik.com.tr/ege/2017-haziran/baskan-acikladi-o-proje-bana-ait

İzmir Körfezi Geçiş Köprüsü 01.png

Evet böylelikle, Pandora’nın Kutusu açılmış ve ortalığa “bu projenin sahibi aslında benim” söylemiyle başlayan bir kötülük saçılmaya başlanmıştı…. Belki de daha doğru bir ifadeyle, İzmir’in ve İzmir Körfezi’nin geleceğini karartan bir kötülük bu şekilde tescillenerek meşruluk kazanmaya başlıyordu.

Bundan sonra belediyeler cephesindeki her şey sessizliğe büründü. Dün projeye karşı çıkan ilçe belediyeleri kendi ilçelerine yapılacak bu büyük yatırım için artık ne olumlu ne de olumsuz görüş belirtiyorlardı. Sanki bu büyük yatırım başka bir yere yapılacakmış gibi ilgisiz kalıyorlar, bundan böyle festivaller, törenler, şarkılı türkülü konserler onları daha fazla meşgul ediyordu.

Biz bu arada yasal süresi içinde Doğa Derneği, EGEÇEP, TMMOB ve 81 sivil yurttaş olarak “İzmir Körfez Geçişi Projesi“ne izin veren ÇED raporunun iptali ve yürütmesinin durdurulması talebiyle davamızı açtık. Sadece bununla yetinmeyerek “İzmir Körfez Geçişi Projesi”nin önünü açmak amacıyla Gediz Nehri Sulak Alanı Koruma Bölgelerinin sınırlarını değiştiren Ulusal Sulak Alan Komisyonu’nun yeni kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması için de ikinci bir davayı açtık.

Tabii ki bu dava süreçlerinde de belediyeleri, özellikle de ilçe belediyelerini müdahil olarak aramızda göremedik. Çünkü onların İzmir, İzmir Körfezi, Gediz Nehri, Gediz Deltası Sulak Alanı, İzmir Kuşcenneti, İnciraltı gibi kültürel ve doğal değerlerimizle ilgili bir kaygıları, şüpheleri yoktu. Böylelikle “İzmir Körfez Geçişi Projesi“nin önünü açmak için Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca lağvedilen İzmir Kuş Cenneti Koruma ve Geliştirme Birliği (İZKUŞ) için yaptıkları itirazların ve döktükleri timsah gözyaşlarının doğru olmadığı da ortaya çıkmış oldu.

Çünkü o sırada “İzmir Körfez Geçişi Projesi“ni İzmir Ulaşım Ana Planı‘na yerleştirmekle meşguldüler… Böylelikle “İzmir Körfez Geçişi Projesi”ne hukuki anlamda meşruluk kazandırmayı düşünüyorlardı.

Nitekim 12 Eylül 2017 Salı günü, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde yapılan  İzmir Ulaşım Ana Planı (UPİ) 3. Paydaş Toplantısı‘nda yapılan sunumlar da “İzmir Körfez Geçişi Projesi“nin güncellenmekte olan İzmir Ulaşım Ana Planı‘na yerleştirildiğini, alternatif senaryo çalışmalarına konu bir seçenek olarak yer aldığını gösteriyordu.

Velhasıl, Karşıyaka, Çiğli, Balçova ve Narlıdere belediyeleri, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun açık bir şekilde sahiplendiği ve güncellenmekte olduğu İzmir Ulaşım Ana Planı‘na yerleştirdiği “İzmir Körfezi Geçiş Projesi”ne kah sessiz kalarak kah “Büyük Başkan“ın dediğine itiraz etmeyerek önemli bir doğa ve kent suçuna ortak olmayı tercih ediyorlardı.

Peki bu arada, İzmir Körfezi’nin ortasına AKP’nin ampulünü çağrıştıran koskoca bir beton ada konduracak bu siyasi projeye karşı çıkmasını beklediğimiz Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) onun örgütleri, il ve ilçe başkanları, milletvekilleri, yerel siyasetçiler ve CHP üyesi İzmirliler neredeydiler?

Yap-İşlet-Devret” yönteminin; yani “Deli Dumrul Köprüsü” modelinin Boğaziçi’ndeki Yavuz Sultan Köprüsü, İzmit Körfezi’ndeki Osmangazi Köprüsü ve Çanakkale Boğazı’ndaki 1915 Çanakkale Köprüsü‘nden sonra dördüncü örneğini oluşturacak bu projeye CHP’liler ne diyorlar, bu proje hakkında ne düşünüyorlar?

Yap-İşlet-Devret” modeli ile yapılan köprülere, 3. Hava Limanı’na, Kanal İstanbul’a, Kuzey Ormanlarının yok edilmesine, Ankara’daki Gökçek’in ODTÜ operasyonlarına ve sermayenin iktidar yandaşlarına sermaye transferini amaçlayan benzeri birçok AKP projesine karşı çıkan CHP Merkez Yönetimi, karşı çıkılan projelere tıpatıp benzeyen bu projeye “Evet” mi diyecektir?

Yoksa belediye başkanının sahiplenip desteklediği bir proje giderek bir CHP projesine mi dönüşecektir?

Bu anlamda CHP ne zamana kadar belediyenin, daha doğrusu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu‘nun dümen suyunda bir siyaset izleyecektir?

Yoksa, belediye başkanlarının politikalarına ve yatırımlarına karşı çıkıp eleştiren bazı arkadaşlarımızın başına geldiği gibi CHP İzmir İl ya da ilçe yönetimleri bu projeye karşı çıkanlara da disiplin sopasını göstererek onları partiden mi atacaktır?

Bence CHP ve İzmir açısından önemli bir sapağa gelmiş durumdayız.

CHP, belediye başkanının istediği gibi bu projeyi görmemezliğe gelip zımni bir şekilde destekleyecek mi yoksa belediye başkanına karşın olan biteni fark edip biz kent/doğa savunucuları ve İzmir halkı ile birlikte projeye -geç de olsa- karşı mı çıkacaktır?

Aksi takdirde körfezin ortasına yerleştirilecek ampul şeklindeki bir beton ada, İzmir’deki CHPlileri ve tüm bir İzmir halkını psikolojik anlamda yaralayan, onların motivasyonlarını düşüren bir siyasi iktidar damgasına dönüşecektir…

Yapay Ada 03

Sanırım bu düğümün çözülmesi, CHP’nin İzmir’deki geleceğini belirleyecek önemli bir hesaplaşma fırsatına konu olacak ve CHP yönetimi İzmir’e yapılan bu kötülüğe “HAK; HUKUK, ADALET” anlayışıyla “HAYIR!” diyecektir….

 

 

Göç, Kentleşme ve Aidiyet Ekseninde Esenler’i Anlamak

Bugün sizlerle İstanbul, Esenler Belediyesi‘ne bağlı Esenler Şehir Düşünce Merkezi‘ne ait bir yayını paylaşmak istiyorum. Bunu yaparken de, Esenler ilçesini göç, kentleşme ve aidiyet olguları üzerinden anlayıp çözümlemeyi hedefleyen bu “diğer mahalle” yayınının, amaç, içerik ve sonuçları itibariyle “bizim mahalle“deki belediyelere de örnek olmasını diliyorum.

Televizyonlardan, özellikle de CNNTürk’deki tartışma programlarından tanıdığımız iktidar yanlısı Prof. Dr. Mazhar Bağlı yönetimindeki Esenler Şehir Düşünce Merkezi tarafından 2012 yılında yayınlanan bu kitap toplam 250 sayfadan oluşuyor.

Editör Murat Şentürk tarafından düzenlenen bu kitapta sekiz akademisyen, gazeteci ve araştırmacıya ait sekiz bilimsel makalede bulunuyor. Kitapta yer alan makaleleri ve yazarlarını şu şekilde sırayabiliriz:

1.BÖLÜM – Kent ve Aidiyet

Şehir Dönüştürür, İhsan Aktaş

Yaralı Bellek: Kent ve Unutma, Dilaver Demirağ

Demokratik Bir Kent Kültürü İnşası, Ümit Kurt

Bir İstanbul Distopyası: İstanbul’un Sınıfsal ve Kimliksel Dönüşümü Bağlamında Karşı-Kentler, Folyo-Yaşamlar ve Yok Mekanlar, Ahmet Özcan

2.BÖLÜM – Göç ve Kentleşme

İstanbul’da Göç, Yoksulluk ve Kentsel Dönüşüm, Murat Şentürk

Göçün Mekanı: Esenler ve Mekanın Değişimi, Hasan Taşçı

Esenler’de Yaşamak, Memlekette Ölmek: Göç ve Kente Uyum Sürecinde Hemşehrilik, Yusuf Adıgüzel

Esenler’de Yoksul Gençlerin Mekanları: Hal, Tekstil Atölyeleri ve Kafeler, Ömer Miraç Yaman. 

Esenler Şehir Düşünce Merkezi‘nin bu yayın dışında “Kentsel Yaşam ve Sürdürülebilirlik“, “Herkes İçin Dost Kentler“, “Kentler ve Sosyal Politikalar“, “Teori ve Pratik Arasında Mekan“, “Modernite ve Mimari“, “Kamusal Alan ve Toplum“, “Sürdürülebilir Bir Şehir Kentsel Dönüşüm“, “Şehir Üzerine Düşünceler-1“, “Şehir Şiirleri Antolojisi“, “Geleceğin Şehri” gibi yayınlanmış kitapları, 10 sayı yayınlanmış Şehir ve Düşünce isimli bir dergisi ile 2012, 2013 ve 2014 yıllarda değişik konularda düzenlediği atölye çalışmaları da bulunuyor. 

Bugün burada tanıtımını yaptığımız “Göç, Kentleşme ve Aidiyet Ekseninde Esenler’i Anlamak” isimli yayınla diğer yayınları Esenler Şehir Düşünce Merkezi‘ne ait http://www.sehirdusunce.com isimli İnternet sitesinden indirmeniz mümkün.

***

Bugün birçok belediye, belediye başkanı ya da belediyeyi yönetmekle görevli, yetkili ve sorumlu olanlar genellikle yönetiminden sorumlu oldukları yerleri/mekânları edindikleri ezberler, görüp duydukları  bilgiler ve havayı soluyarak hissettikleri şeylerle yönetmeye, yönlendirmeye çalışıyor. 

Çoğu belediye başkanının aklına belediye olarak tek başına, üniversitelerle ya da özel araştırma kuruluşlarıyla birlikte yönettikleri kentin bugünü ve geleceği üzerine araştırmalar yapmak, kenti masanın üstüne koyarak onu anlamaya, kentteki gelişmeleri günü gününe öğrenmek gelmiyor. Çünkü onlar kenti bilip tanıdıklarını sanıyorlar ve o nedenle de çoğu kez sahip oldukları yanlış ya da yetersiz bilgilerle kötü yönetiyorlar.

İşte bu anlamda Esenler Belediyesi‘nin 2012 yılında Esenler’i anlamak, Esenler’i göç, kentleşme ve aidiyet üzerinden sorgulamak için yaptığı bu çalışmayı ve yayını önemsiyor ve bütün belediyelere örnek olmasını öneriyorum.

O belediye ya da bu belediye, o siyaset ya da bu siyaset önemli değil. Önemli olan bu ihtiyacı birinin fark etmiş ve yerine getirmiş olması. 

Bu anlamda belki birileri çıkabilir ve üniversiteler bu konuda araştırmalar yapıyor, yüksek lisans ya da doktora tezleri yaptırıyor, o nedenle kentle ilgili yeteri kadar araştırma yapılıyor  diyebilir. Ama bu konuyu da biraz araştırdığımızda bu tür çalışmaların da yetersiz olduğunu söyleyebilirim. Örneğin Yüksek Öğretim Kurumu’nun (YÖK) İnternet sayfasındaki Tez Merkezi’ne baktığımızda 1986-2017 dönemindeki 31 yıl içinde “Karşıyaka” adının geçtiği toplam 41 adet yüksek lisans ve doktora tezinin yazıldığını, 10’u doktora, 31’i yüksek lisans tezi olan bu çalışmaların 6’sının mimarlık, 6’sının şehircilik ve bölge planlama, 4’ünün eğitim ve öğretim, 3’ünün biyoloji, 3’ünün peyzaj mimarlığı, 2’sinin hemşirelik, 2’sinin halk sağlığı, 2’sinin sosyoloji, 2’sinin maden mühendisliği, 2’sinin jeoloji mühendisliği ile ilgili olduğu; geriye kalan 9’unun da her biri birer tane olmak üzere iç mimari ve dekorasyon, psikoloji, coğrafya, maden mühendisliği, ulaşım, jeofizik mühendisliği, endüstri mühendisliği, mikrobiyoloji, ziraat ve hukuk üzerine olduğu görülür. BU demektir ki sayıları şu an itibariyle beş olan İzmir üniversiteleriyle başka kentlerdeki üniversitelerin Karşıyaka ile ilgili yazdırdıkları tezlerin sayısı, yıl başına 1,32 tanedir. Bu durum tüm Karşıyaka ve özellikle de “yüksek lisans tezi” yazdığını söyleyen belediye başkanı için yüz karası bir durumdur.

KapakVelhasıl adı ne olursa olsun ya da kim, hangi parti ya da belediye yaparsa yapsın yaşadığımız kentlerin yöneticileri, belediyeleri, Esenler Belediyesi‘ne bağlı Esenler Şehir Düşünce Merkezi‘nin yaptığı gibi içinde yaşadığımız kentlerin mevcut durumu ve gelişimiyle ilgili araştırmalar yaparak ya da yaptırarak ve bunları yayınlayıp yurttaşları ile paylaşarak kentin bugününü ve geleceğini bilimsel kriterlere göre planlamalı, bütün politika, strateji, ve uygulamalarını bu çözümlemeler çerçevesinde düzenlemelidir.