Ahmet Telli şiirleri…

DİRENİŞ ŞİİRLERİ

Durmadan şehitler verdik

ama direndik sokak sokak

inatla taşıdık barikatlara umudu

dünyanın dörtbir yanına

selam uçurduk

ve sürdük namluların karnına

cehenneme dönmüş yüreklerimizi

 

ve içimizin yanan sularında

şahlanıp duran bir küheylan vardı

yeri tozuturken göğe küfrediyor

ve taşıyordu bunca kavganın

bir türlü kabuk bağlamayan yarasını

Barikatlar kanlı, gökyüzü dumanlıyken

kalbimizdi, cankuşumuzda parçalanan

 

Bulutlar geçerdi üstümüzden yağmursuz

kuşlar geçerdi her biri ölü kuşlar

umut bir küheylanın son bakışı

bir nehrin denize ulaşamadan kuruyuşu

Türküler kalırdı bize, türküler ve türküler

ve şimdi tarihin tekerleğini

öylece bağlıyorduk öfkenin yelesine

women-of-the-paris-commune

DÖVÜŞEN ANLATSIN 

Elimizde acının kehribar tesbihi

ki kayıp durmakta parmaklarımızdan

Ey şair

yine bölük pörçük anlattın

yine eksik bıraktın bir şeyleri

gün devrilmekte ama sen

tutmamışsın acımızın çetelesini

 

Sen sus artık, bize bundan sonrasını

dövüşen anlatsın

1830Delacroix_-_La_liberte_guidant_le_peuple

YOL AYRIMI

Bir yol ayrımına getirdi bizi zaman

ki daha kurtarılmış değil seher türküleri

dağları kuşatan çakal sesleri dinmiş değil

hala tütüp durmakta acılarımızın dumanı

konup göçmedeyiz mayınlı topraklarda

ama unutmayalım, bir yol ayrımındayız artık

bellidir geçmiş ile gelecek

 

Bellidir

geçmiş ile gelecek arasında kalan

Eylem-01-12-16-1

Yorgun bedenini toprağın soğuk karnında

nasıl dinlendirirse durgun bir göl

ve nasıl bırakırsa kendini gölün ortasında

suyun öpüşken dudaklarına bir netgiz

öylece vermişti sessizliğin ellerine kendini

sabrı demleyip duran bir derviş gibi gece

Sessizliğin ve bekleyişin

katran gibi yayıldığı

            ve yayılıp

                    bütün sokakları

                           caddeleri

                                  varoşları

                                   boğduğu bir suskunluktu bu

Yaprak kıpırdamıyor

soluk bile almıyordu kent

Tam bu anda

         birdenbire parçalandı

                  sessizliğin

                           billur fanusu

Birer masal canavarı gibi

          dörtbir yandan

                    ışıklar saçarak

                               çığlık çığlığa böldü geceyi

                                       panzer sesleri

ve dokuz on yaşlarında bir çocuk

çığlıklarla uyandı düşlerinden

“Zulüm ıslık mı çalıyor”

                                     dedi korkuyla

                       “zulüm ıslık mı çalışyor sokaklarda”

Ve tam o anda

                    grev davulcusu

                    vurdu ilk tokmağı

                     gerilmiş karnına

                            davulun

Sonra annesinin yumuşak

                     okşayışlarıyla çekildi çocuk

                     güvenliğin

                              dingin sularına

Grev çadırlarının kurulmakta olduğu fabrikayı

çelik zırhlı

          teneke yürekli

          şövalyeler gibi saran panzerler

          yaralı bir hayvan gibi

                    çığlık atıyordu

                              aralıksız

Sanki firavun saraylarının kubbelerinde

          göktanrı kırbaç sallıyor

                   vce köleler

                    pramitlere taş çekiyorlardı

Denilebilir ki

         bir kıvılcımla tutuşacaktı bütün orman

         başlayacaktı belki de o an

                   bir büyük yangın

Ve o gece annesinin kucağında

ilk tarih dersini dinledi çocuk

grev davulcusundan

be2a3bc9b8d1964f5dec39b0db12f118

 

 

Bugün günlerden Ahmet Telli…

2 Aralık 1946’da Çankırı’nın Eskipazar ilçesinde doğan Ahmet Telli, Hasanoğlan ve Kayseri Pazarören öğretmen okullarında eğitim gördü. Öğretmen okulundan sonra dört yıl ilkokul öğretmenliği, daha sonra da Gazi Eğitim Enstitüsü’nü bitirmesinin ardından,  Kastamonu, İnebolu, Doğanyurt’ta, Kırıkkale’de ve Ankara Atatürk Lisesi’nde Türkçe, Edebiyat öğretmenliği yaptı. 1981’de Gazi Eğitim Enstitüsü’nde öğretmenken, sıkıyönetimce tutuklanarak görevine son verildi. Aynı yıl, Türk Ceza Kanunu’nun 141, 142 ve 146. maddelerinden yargılandı. 141 ve 146’dan beraat etti. Cigerhun’un şiirleri üstüne yazdığı bir yazısından ötürü 142. maddeden kısa bir süre hüküm giydi.

Kitapçılık, yayıncılık yaptı, çeşitli yayınevlerinde yönetici ve editör olarak bulundu. 1993’te mahkeme kararıyla öğretmenliğe döndü ve emekli oldu. İlk şiiri 1961’de yayımlandı. 1972’de Cengiz Tuncer’in Kerkenez adlı romanı üstüne yazdığı ilk yazısına Varlık Dergisi Eleştiri Ödülü ikinciliği verildi. 70’li yıllarda daha çok deneme ve kitap tanıtma yazıları yazdı ve kitaplarını 1979’dan sonra yayınlamaya başladı.

1980’de Hüznün İsyan Olur kitabına Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü (Metin Altıok’la birlikte); Saklı Kalan adlı kitabına da 1982 Yazko Şiir Özendirme Ödülü verildi. 2010 yılında yayınlanan Nida kitabına da 2011 Akdeniz Altın Portakal Şiir Ödülü verildi. Özellikle 1972’den sonra, birçok edebiyat dergisinde yazıları, şiirleri yayımlandı. Türkiye Yazıları Dergisi (Mart 1983, sayı: 72), Kavram ve Karmaşa dergileri (Ocak – Şubat 2002, sayı:22), Gümüş – Deliler Teknesi eki – (Ocak 2007), Bireylikler Dergisi (Mayıs – Haziran 2011, sayı:32) şiiriyle ilgili özel sayılar yayımladılar.

1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiirimizin ikinci kuşağında yer alan özgün şairlerden. Romantik ve başkaldırıcı şiiriyle bir yandan da Atilla İlhan’a yakın durduğu söylenebilir.

Başlıca eserleri; Yangın Yılları (1979), Hüznün İsyan Olur (1979), Dövüşen Anlatsın (1980), Saklı Kalan (1982), Su Çürüdü (1983), Belki Yine Gelirim (1984), Çocuksun Sen (1994), Kalbim Unut Bu Şiiri (1994), Ben Hiçbir Şey Söylemedim (Yazılar, 2001), Sulara mı Yazıldı (Yazılar, 2001), Barbar ve Şehla (2003), Buradayım Sözümde (Yazılar, 2005). Yüzünün Doğusu Gül – Gul e Rojhilata Ruye Te – Şiirlerden seçmeler Türkçe – Kürtçe (2005), Nida (2010), Bakışın Senin (2016).


HATIRALARIMI YAZMA
Yine bir duman çöktü sokağa kent tutuştu
Bütün sığınaklarda seni arıyorum nerdesin
Aklıma dökülen hatıralar hattında bir yangın
Bir yaylım ateş başlıyor, newroz diyor birileri
Dün bir demirciydim ufku erittim durmadan
Bugünse ateş altındayım hatıralarımı yazma

Bir rüya görüyorsun terlemişsin sırılsıklam
Vurulup düştüğüme inanmak istemiyorsun
Oysa bir kente girişin provası oluyor ölümüm
Yeis yok, bir misillemedir bütün hatıralarım
Ama yıkık bir duvar var karşıda ve bir kadının
Cesedi üstünde uçuşup duruyor takvim yaprakları

Seni bekliyorum orda, meydan saatinin altında
Bir James Dean filmine gideceğiz gelirsen
Cehennem hızıyla çarparken mutsuzluğun çelik zırhına
Soluk soluğa yaşanacak tüm imkânsızlıklar
Böyle olmalıydı ve oldu işte diyecek oğlum
Babamsa bir ağıra benzeyecek küllerimi avuçlarken

Bürün köprüleri dinamitledim ve geldim işte
Bir kente girmemiz nasıl gerekiyorsa öyle
Apansız çıkmalısın karşıma
Ki unutulmuş
Bir karşıçıkış olmalı dünyaya
Seninle her karşılaşmamız

Mağlubuz. Durmadan kazanan bu hayat
Basit bir üçkağıtçı sadece, bir sahtekar
Beşbenzemezle rest çekiyorum ama o
Biliyor bunu ve çekiliyor oyundan, yokum diyor
Dün bir demirciydim oysa ben, ufku eritirdim
Bugünse ateş altındayım hatıralarımı yazma

Hatıralarımı yazma tarih sanıyor birileri.
Çocuksun Sen, Ahmet Telli

maxresdefault (1)

“Güller de bozamıyor bu uzun
Karanlık sessizliğini kentin
Anılarını yitiriyor sokaklar
Bezirganlaşıyor bulvar ışıkları”

“Anısı bizsek eğer bu kentin
Unuttuğu türküler bizsek
Acıyı rehin bırakıp bir güle
Anımsatmalıyız bunları bir bir”
Özletiyor Seni Bu Yağmurlar/Çocuksun Sen, Ahmet Telli

e6cb2a3c14431b55aa50c06529eaa21b07-03-17_1488896634519653

RESİM VE RESMİ TARİH
I/
Birisi kitap okuyor otobüste
İlk durakta vuracaklar onu
Dizlerinin üstüne çöken
Bir zürafa gibi
Kalakalacak o
Ve bu kent
Çapraz ateşler altında
Yazarken kendi tarihini
Zürafaların nesli nasıl tükendi
Diye bir sayfa açacak
Birisi kitap okuyor otobüste
İlk durakta vuracaklar onu
II/
Bir bulut bir dağ
Bir de zürafa var
Çocuğun resminde
Bulut alçakta kalmış
Zürafanın boynundan
Resimde var da hiçbir kayma
Adına rastlanmıyor vurulanın
Yalnızca bir kitap kalmış ondan
Kanlı sayfalarında
Gözlerinin izi
İlk durakta vuracaklar onu
İkinci durakta bir daha vuracaklar
Çocuksun Sen/Ahmet Telli

e168ab1280199e133a363a938e9fc6cf

SUSKUNUN SAATİ
Susar kuşlar
Susar kent
cadde . . .
sokak . . .
Kurulur suskunun saati
Öpüşleri nasıl da soğuk sevdiğimin
Donup kalmış
sevda kokanı bile sözcüklerin
Buz tutmuş şiir
Buz tutmuş türkü …
Kurulmuş suskunun saati
Gelinir sonra
Hem nasıl gelinir gör
Devinir tarihsel birikim denizi
Çatlar tohum .. .
Çatlar zaman .. .
Kınlır suskunun saati
Gör nasıl kırılır …
Yangın Yılları, Ahmet Telli

DJhwBuRX0AEHbpd

 

VURUŞKAN BİR ŞAHANDIR UMUT

Tuzağa düşmüş bir ceylanın

bakışındaki hüzün değildir umut

Kınalı keklik gibi ürkek

bir kuş da değildir

Ne yalvar yakar olmuştur

zulmün pençesinde

ne de düşürmüştür

kırların ve türkülerin

onurunu yere

Baharda bir tomurcuk

gibi patlayan öfkedir umut

barajını yıkan bir ırmaktır

açılır serpilir

ve büyür kıyısında sevda

Emzirir aşkı

emzirir ve büyütür gül nakışlı sabırlardan

ferhat’ın direncini

bin yılların sabır taşını çatlatır

açar bin yılların kapısını

Düşmana dönük

bir mavzer gibidir umut

yaratır tetik ve parmak

en gürbüz çocuğunu tarihin

Yangın Yılları, Ahmet Telli

be2a3bc9b8d1964f5dec39b0db12f118