Durum tespiti – 1

Ali Rıza Avcan

Geçtiğimiz günlerde; yani, ikinci cemrenin suya düştüğü söylenen 26 Şubat 2019, Salı günü (TMMOB), Türkiye Mimar ve Mühendisleri Odası Makine Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’ne ait Tepekule Kültür ve Kongre Merkezi’nin Anadolu Salonu’nda, (CHP) Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Tunç Soyer‘in, projelerinin birinci bölümünü açıkladığı “Tunç Soyer Projeleri – Birinci Cemre” “lansmanına” (!) katılıp orada yaşanan her şeyi büyük bir dikkatle izledim. Ardından da toplantı sonrasında dağıtılan broşürü inceleyerek ve aynı gün Youtube kanalına yüklenen videoyu izleyerek toplantı sırasında fark edemediğim hususları belirlemeye çalıştım.

Salı sabahı 10.00-11.30 saatleri arasında gerçekleştirilen toplantının açış konuşmasını yapan sunucunun ardından Tunç Soyer‘in bizzat kendisi tarafından anlatılan İzmir’e dair toplam 97 projenin kısa açıklamasını dinledim. 

Sosyal Projeler“, “Demokrasi“, “Kentin Planlanması ve Yenilenmesi“, “Sürdürülebilir Ulaşım“, “Doğa“, “Altyapı“, “Enerji“, “Çocuk ve Gençlik“, “Spor“, “Kültür-Sanat” ve “Dünya Kenti İzmir” olmak üzere 11 ayrı başlık altında sunulan 97 ayrı projeye önümüzdeki günlerde ikinci ve üçüncü cemre adı altında düzenlenecek yeni toplantılarla yeni projelerin ekleneceği haberini aldık.

001

Bu toplantı sırasında öğrendiğimiz sevindirici haberler ise, “Gediz Deltası’nın UNESCO Dünya Doğal Mirası ilan edilmesi“, “Kültürpark’a kültürünü geri vereceğiz” ve “Elektrik Fabrikası’nı kentte kazandırıp Havagazı Fabrikası ile birlikte bir kültür vahası olarak konumlandıracağız” şeklinde formülleştirilen üç ayrı projeydi. O nedenle toplantı sonrasında bu projelerin bu listede yer alması için çaba gösterip mücadele verdiklerinden haberdar olduğumuz “en pahalı danışman” (!) arkadaşlarımıza teşekkürlerimizi ilettik. 

Bu toplantı sonrası gerek sosyal medyada gerekse yazılı basın ve kamuoyunda birtakım ihtiyatlı ve iyi niyetli değerlendirmelere rastlamakla birlikte; özellikle ulaşımla ilgili projeler konusunda ciddi eleştiri ve çıkışların yapıldığını gördüm.

26 Şubat 2019 tarihli toplantıda sunulan 97 proje hakkında görüş belirtmeyi, tüm projelerin belli olmadığı şu aşamada gereksiz gördüğüm için, öncelikle hem bu toplantıda hem de önümüzdeki günlerde yapılacak iki ayrı toplantıyla anlatılacak projelerin bütünü hakkında yorum yapmanın daha doğru olacağını düşünüyorum.  İşte o nedenle, şimdi burada önümüzdeki dönemde yapacağım değerlendirme ve yorumlara esas olmak üzere görerek, duyarak ya da okuyarak edindiğim izlenim ve gözlemleri “tespit” adı altında sizlerle paylaşmak istiyorum. 

Bu nedenle, organizasyonu Dev Ajans (Erhan Gölbey) tarafından üstlenilen toplantının karşılama, ses ve görüntü yönetimi, protokol, ağırlama ve basın ilişkileri gibi teknik yanlarını bir yana bırakarak sadece bize anlatılan projelere odaklanmak ve ilerideki tarihlerde yapacağım değerlendirmelere esas olmak üzere bazı tespitlerimden söz etmek istiyorum.  

“İzmir Modeli”nin gölgesi altında…

005

1. Toplantının protokolde yer alan önemli konuklarından biri, “İzmir Modeli” adı verilen çalışmanın yaratıcısı Prof. Dr. İlhan Tekeli idi. Kendisinin fiziki varlığı sunucunun yaptığı açış konuşmasında 3 kez tekrarladığı şu ifadelerle daha da güçlendi:

Yaratılan İzmir Modelinin peşinden yürüyeceğimiz“, “İzmir, İzmir Modelinin yaratıldığı kenttir” ve “İzmir Modeli’ni tüm Türkiye’ye yaymaya…”

Yeni ve farklı olan ne var?

2. 11 başlık altında sunulan toplam 97 projenin 76’sı (% 78,35) İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2015-2019 Dönemi Stratejik Planı ile 2019 yılı Performans Programı’nda yer alan stratejik öncelik, amaç, hedef ve projelerden; yani, şu an yapılmakta olan ya da yapılacak işlerden oluşuyor. Nitekim bu husus, Tunç Soyer’in projeleri anlatmaya başlamadan önce yaptığı açıklamada da şu şekilde ifade ediliyor:

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde uzun yıllardır birikmiş veri ve çalışmalar, elbette bu projenin temel ilham kaynakları arasında yer alıyor. Gerek bu buluşmada, gerekse önümüzdeki buluşmalarda sunacağımız projelerin bir kısmı bu verilerden ve hafızadan besleniyor.

Bu durumun doğal bir sonucu olarak, hem şu anki belediye yönetimine ait öncelikli stratejik konu, amaç, hedef ve projeler kapsamında ekrana yansıtılan bir çok veri, tablo, grafik, fotoğraf ve video da haliyle İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne aitti.

Katılım denince ne anlıyoruz?

3.Demokrasi” başlıklı stratejik önceliğin 3. projesinde, “30 ilçede aktif ve kapsayıcı kent konseyleri örgütlenmesine gideceğiz” denilmek suretiyle İzmir Kent Konseyi’nin, her ilçedeki kent konseylerinin dışında, 30 ayrı ilçede aktif ve kapsayıcı bir şekilde çalışmak üzere örgütleneceği belirtiliyor…

4.Demokrasi” başlıklı stratejik önceliğin 5. projesinde, “Dört mekanizma ile İzmirlilerin öncelik ve tercihlerini karar alma süreçlerine dahil edeceğiz: a. Belediye Cebinizde b. Kararlar Cebinizde c. Öneriler ve Katkılar Cebinizde d. Belediye Bütçesi Cebinizde” denilerek İzmirli’nin karar alma süreçlerine dahil edilmesinde akıllı telefon uygulamalarından yararlanılacağı belirtiliyor…

adb95f629183975d

“Sürdürülebilir Ulaşım” denince ne anlıyoruz?

5.Sürdürülebilir Ulaşım” başlıklı stratejik önceliğin 4. projesinin Tunç Soyer tarafından açıklanması sırasında, “Çiğli Metro (Tramvay) hattı yine hazır, parası, projesi, her şeyi hazır. Yine Ankara’dan bir imza bekliyoruz. Ama mutlaka da Çiğli’ye de metroyu ulaştıracağız.” denildiği;

6.Sürdürülebilir Ulaşım” başlıklı stratejik önceliğin 5, 7, 8, 9 ve 10. projeleri olarak, “Trafiğin kilitlenmesine neden olan 111 noktada kavşak düzenlemeleri gerçekleştireceğiz.“, Alternatif yeni ana arterler açacağız“, İzmir genelindeki 62.641 araçlık otopark kapasitesini 100 bin araca çıkaracağız“, Üç kritik noktada trafiği yer altına alarak yaşayan meydanlar yaratacağız. * Şair Eşref-Havagazı Tüneli ile Alsancak Garı önündeki alan * Karşıyaka Vapur İskelesi önü, * Basmane Garı-Dokuz Eylül Meydanı“; ve Bisiklet ve yaya ulaşımını geliştireceğiz“;  sözlerinin verildiği;

7.Sürdürülebilir Ulaşım” başlıklı stratejik önceliğin 12. projesinde yer alan “Elektrikli otobüslerin sayısını 500’e çıkaracağız” vaadi ile “Enerji” başlıklı stratejik önceliğin 5. projesinde yer alan “Belediye hizmet araçları filosunu kademeli olarak elektrikli hale getireceğiz” vaadinin aslında birbiriyle ilişkili ve birbirini tamamlayan tek bir proje olarak kabul edilmesinin mümkün olduğu görülüyor…

Ön ve arka sıradakiler…

8. CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Tunç Soyer‘in daha önceki söylemlerinin omurgasını oluşturan iki önemli akstan biri olan ve mevcut belediye yönetiminin yaptığının tam aksini oluşturan “İzmir’e denizden baktığımızda ön sıradakiler yerine arka sıradakilere öncelik vereceğiz” şeklinde ifade edilen görüşün, “Doğa” başlıklı stratejik önceliğin 3. projesinde, “İzmirDeniz Projesi ile kıyılarımızda yaşanan yenilik ve güzelliği iç ve art alanlara uzatıp, İzmir geneline yayacağız” şeklindeki bir formülasyona dönüştüğü görülüyor…

Bilgiler ne ölçüde doğru?

9.Doğa” başlığını taşıyan stratejik önceliğin 5. projesinde, “İzmir’de 16,6 metrekare olan kişi başına yeşil alan miktarını 30 metrekareye çıkaracağız” vaadi yer alıyor…

10.Doğa” başlığını taşıyan stratejik önceliğin 11. projesinde, “geri dönüşüm işçilerinin kooperatifleşmesi için il bazında destek ve teşvik sağlayacağız” ifadesi yer alıyor…

003

Projelerin yapılabilirliği…

11.Çocuk ve Gençlik” başlığını taşıyan stratejik önceliğin ilk projesi olarak ifade edilen “Kapalı alanlara alternatif olarak, çocuk ve gençlerin İzmir’in hayatına, kırsal ve doğal yaşamına karışması için imkan tanıyacağız. Çocuk köyleri kuracağız” vaadinin Tunç Soyer tarafından açıklanması sırasında Bayraklı’nın Turan mahallesinde bir çocuk köyü kurulacağı belirtiliyor…

TARKEM’le yolculuğa devam etmek…

12.Kültür-Sanat” başlığını taşıyan stratejik önceliğin ikinci projesi olarak takdim edilen İzmir-Tarih Projesi’nin, Tunç Soyer tarafından anlatımı sırasında, “TARKEM’le beraber büyükşehir belediyesi büyük bir entegrasyon kurdu ve gerçekten belki sonsuza kadar devam edecek bir proje ama TARKEM’le beraber yürüteceğimiz Kemeraltı projesi ile Kemeraltı İzmir’in turizm lokomotiflerinden biri olacak” denilerek Prof. Dr. İlhan Tekeli tarafından tasarlanan projeye devam edileceği belirtiliyor…

26 Şubat 2019 tarihli birinci cemre proje tanıtım toplantısında sunulan 97 ayrı proje ölçeğinde daha sonra yapacağımız değerlendirmelere esas alacağımız tespitler şimdilik bu kadar…

132146

Önümüzdeki günlerde ikinci ve üçüncü cemre adıyla yapılacak iki ayrı toplantıda sunulacak yeni projelerle ilgili tespitlerimizi sunumları izleyen günlerde sizlerle paylaşıp proje tanıtım sürecinin bitmesiyle birlikte tüm proje tanıtım toplantılarında anlatılan projelerin değerlendirmesine başlayacağız…

Tabii ki, birinci ve ikinci toplantılarda sunulan projelerin proje tanıtımının sonuçlanacağı üçüncü cemre toplantısına kadar değişebileceği ihtimalini de dikkate alarak…

Herkesin unuttuğu büyük bir fırsat: Ege Belediyeler Birliği (2)

Ali Rıza Avcan

İki ayrı bölümden oluşan yazı dizimizin ilk bölümünde, 1986 yılında çeşitli büyüklükteki 125 Ege Bölgesi belediyesinin İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde bir araya gelişiyle kurulan Ege Belediyeler Birliği‘nin hem İzmir hem de Ege Bölgesi için önemini vurgulamaya çalışmıştık.

Yazımızın bugünkü son bölümünde ise, bir önceki yazımızın sonuç bölümünde belirttiğimiz 2007 yılı ile içinde bulunduğumuz 2019 yılı bilgilerini birbiriyle mukayese ederek birliğin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu‘nun başkanlığı altında nereden geldiğini belirlemeye çalışacağız. Böylelikle, belki de “İzmir Modeli” adıyla çıkarılan dokuz ayrı kitapta sözü dahi edilmeyen bir başarısızlıktan söz ederek “İzmir Modeli” methiyesine katkıda bulunabiliriz.

EBB 07

Bir önceki yazımızda yer alan tablodan da göreceğimiz gibi, 2007 yılında 10.855.342 kişilik bir nüfusa sahip Ege Bölgesi’nin fiziki coğrafyası içinde toplam 711 belediye bulunuyordu.

Bu 711 belediye ise kendi içinde 3 büyükşehir (% 0,42), 11 büyükşehire ilçe (% 1,55), 11 il (% 1,55), 148 ilçe (% 20,82) ve 538 belde (% 75,66) belediyesi olarak dağılım gösteriyordu.

Yine aynı verilere göre, tüm Ege Bölgesi’nde yaşayan nüfusun % 40,57’si büyükşehir ve büyükşehir bağlı ilçe belediyeleri , % 18,01’i il, % 26,51’i ilçe ve % 14,91’i de belde belediyeleri sınırları içinde ikamet ediyordu.

1986 yılında kurulan Ege Belediyeler Birliği‘nin bölgedeki varlığı ise şu şekildeydi:

1. Ege Belediyeler Birliği, 1986-2007 döneminde öylesine büyüyüp “obez” bir hale gelmiştir ki; hem kuruluşunda yer alan, hem de daha sonra katılan belediyeler nedeniyle üye sayısı çok artmış ve bu artışın doğal bir sonucu olarak, birlikte olmanın cazibesine dayanamayan Ege Bölgesi dışındaki Bursa ve Antalya büyükşehir belediyeleri ile Marmara Bölgesi belediyeleri (Balıkesir/Bandırma, Balıkesir/Erdek, Çanakkale/Biga, Çanakkale/Çan) Ege Belediyeler Birliği‘ne üye olmuştur. 

2. Ege Belediyeler Birliği 2007 yılı itibariyle 3’ü büyükşehir, 11’i büyükşehir ilçesi, 11’i il, 113’ü ilçe ve 189’u belde belediyesi olmak üzere toplam 327 üyeye sahiptir. Bu durum, birliğin görev alanı olan Ege Bölgesi düzleminde belediye sayısı itibariyle % 46, toplam nüfus itibariyle % 88 oranında örgütlenip yayıldığını göstermektedir.

2007 yılı itibariyle henüz birliğe katılmamış olan 384 belediyenin (35 ilçe, 349 belde) sahip olduğu % 12 oranındaki nüfus ise, örgütlenmenin büyük nüfusa sahip büyük belediyeler düzleminde tamamlandığını, geriye sadece 35 ilçe ile 349 belde belediyesinin kaldığını göstermektedir.

3. Ege Belediyeler Birliği‘ne üye olan belediyelerin hangi partilerin elinde olduğuna baktığımızda ise, ilk sırayı % 40 ile AKP’nin, % 36,84 ile CHP’nin aldığını, AKP’nin daha çok belde belediyeleri, CHP’nin de büyükşehir ilçe belediyeleri düzleminde ağırlığa sahip olduğunu görürüz.

EBB 04

Gelelim içinde bulunduğumuz 2019 yılına…

Tabii ki 2007-2019 döneminde yürürlüğe giren 6360 sayılı yasa uyarınca Aydın, Balıkesir, Denizli, Manisa ve Muğla belediyelerinin tüm bir ili kapsayarak büyükşehir belediyesine dönüşmesi nedeniyle kendiliğinden kapanan toplam 145 belde belediyesinin otomatik bir şekilde Ege Belediyeler Birliği üyeliğinden de düştüğünü, bu nedenle birliğe üye olan belediye sayısının 182’ye indiğini bilmemiz gerekiyor.

Ayrıca, Antalya ve Bursa büyükşehir belediyeleri ile gerçekte Marmara Bölgesi yerleşimi olduğu için Ege Belediyeler Birliği‘nden ayrılıp yeni kurulan Bursa Belediyeler Birliği‘ne katılan ya da beklediğini bulamadığı için kendi isteğiyle ayrılan toplam 61 belediyeyi de dikkate aldığımızda; bugün Ege Belediyeler Birliği‘ne üye olan belediye sayısının 121’e ulaşmış buluruz.

Birlikten ayrılan belediyeler konusunda yaşanan en ilginç olay ise, birliğin kurucusu durumunda olan 6 ilçe (Aydın/Kuyucak, Balıkesir/Havran, Balıkesir/Marmara, Denizli/Çameli, Denizli/Çardak, Uşak/Karahallı) ile 1 belde (Kütahya/Tunçbilek) belediyesinin de ayrılanlar arasında yer almasıdır.

Bugünkü durum itibariyle, birlik başkanlığı görevinin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu tarafından yürütülen Ege Belediyeler Birliği‘nin toplam 121 üyesi bulunmaktadır.

Bu durum, 2019 yılı itibariyle Ege Bölgesi’nde bulunan 238 belediye (6 büyükşehir, 103 büyükşehir ilçe, 5 il, 50 ilçe, 74 belde) itibariyle % 51 (121 belediye) düzeyindeki bir örgütlenmeyi, 10.855.342 kişilik Ege Bölgesi nüfusu açısından da 8.523.015 kişi ile % 77,22 düzeyindeki bir nüfusu kucakladığı görülmektedir.

Aşağıdaki tabloda yazılı olan verilerin incelenmesinden de anlaşılacağı üzere, Ege Belediyeler Birliği 2019 yılı itibariyle, 2007 yılına göre küçülmüş ve eski etkisini kaybetmiştir. 

Tablo - Belediye Sayısı ve Nüfus Dağılımı 2019

Bu kanıyı destekleyecek diğer veriler ise, Ege Belediyeler Birliği‘ne ait İnternet sayfasında yer alan 2008, 2009, 2015 ve 2016 yıllarına ait faaliyet raporlarından gelmektedir. Söz konusu faaliyet raporlarına göre; birliğin,

2005 yılı gelir ve gider bütçesi 530.000.- TL, gerçekleşen geliri 324.910,55 TL,  harcaması 330.641,11 TL, 

2006 yılı gelir ve gider bütçesi 750.000.-TL, gerçekleşen geliri 294.611,89 TL,  harcaması 96.118,16 TL,

2015 yılı gelir ve gider bütçesi 890.000.-TL, gerçekleşen geliri 731.215,58 TL, harcaması 186.469,92 TL,

2016 yılı gelir ve gider bütçesi 1.000.-TL, gerçekleşen geliri 779.913,83 TL, harcaması ise 290.973,80 TL’dır.

Yapılan harcamaların büyük bir kısmının personel ödemesinden oluşan birliğin kirada oturduğu küçük bir ofisiyle biri 2005, diğeri 2016 model iki aracı vardır.

Ege Bölgesi belediyeleri arasındaki işbirliği ve dayanışmayı geliştirmek gibi büyük bir ideali gerçekleştirmek amacıyla yola çıkan birliğe bu kadar yetersiz mali kaynak, personel ve araç gereç tahsis edilirken, diğer yanda bir kısım İzmirli iş insanı, rantiye, sanayici, tüccar, siyasetçi, bürokrat ve beyaz yakalı özel sektör yöneticisi bir avuç insan tarafından kurulan TARKEM, TETUSA gibi özel şirketlere ortak olunup kamu kaynaklarından sermaye payı adı altında bir seferde 25, 30 milyon gibi büyük paraların tahsis edildiği bir ortamda, bu büyük düşünceye yaşama şansı verilmediği ve birliğin devamlı küçülerek önemsizleşmesi için özel bir çaba gösterildiği anlaşılmaktadır.

Ege Belediyeler Birliği‘ndeki bu gerileyiş ve küçülmenin diğer bir dolaylı sonucu da Cumhuriyet Halk Partisi’nin Ege Bölgesi’ndeki o eski gücünün artık mevcut olmayışı ile ortaya çıkmaktadır. Çünkü, Cumhuriyet Halk Partisi’nin Ege Bölgesi boyutundaki gerileyişinin daha başka birçok nedeni bulunmakla birlikte; Ege’nin İzmir’in öncülüğünde bütünleşip gelişmesi fikrinin artık pek dillendirilmiyor olması, bunun için seminerler dışında hiçbir şeyin yapılmıyor olması, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait ekonomik ömrünü tamamlamış araçların bile Ege dışındaki diğer belediyelere hibe ediliyor olması, Ege Bölgesi’nin ekonomik yönden gelişmesi amacıyla kurulmuş olup bir zamanlar çok önemli projelerin altına imza atan İzmir merkezli EGEV – Ege Ekonomisini Geliştirme Vakfı‘nın bile adını taşıdığı Ege açısından eski önem ve etkisinin giderek yok olması nedeniyle, Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüm bir Ege siyasetindeki ağırlığının azalmış olmasının, İzmir’in bu ihmalinden de kaynaklandığını söylenebilir. 

Gelin bu durumu aşağıdaki diğer bir tablonun verileri üzerinden analiz edelim:

Tablo - Üye Olanlar Siyasal Dağılım 2014Tablo - Üye Olmayanlar Siyasal Dağılım 2014

Bu tablo verilerinin bize gösterdiğine göre Ege Belediyeler Birliği‘ne üye belediyeler arasında Cumhuriyet Halk Partisi’nin 2014 tarihli son mahalli idareler genel seçimindeki varlığı, 2007 yılındaki % 36,84 düzeyinden 44,63 düzeyine yükselirken üye olmayan ya da üyelikten ayrılan Ege belediyeleri düzleminde % 9,40 düzeyine inmiştir. Birlik üyesi belediyeler arasındaki AKP’nin varlığı ise 2007 yılındaki 39,80 oranından 34,71 düzeyine düşmekle birlikte; son yılların icadı olan siyasi partiler arasındaki ittifaklar nedeniyle AKP-MHP düzeyinde % 55’e kadar yükselmiştir.

Bu oran, 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak mahalli idareler genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi ve İyi Parti lehine değişmediği sürece, Ege Belediyeler Birliği içindeki Cumhuriyet Halk Partisi’nin varlığı da iyice zayıflayacak, artık bundan böyle İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin elindeki ekonomik güç nedeniyle birlik başkanlığını üstlenmesi ve birlik kararlarının bundan böyle İzmir lehine verilmesi eskisine göre daha da zorlaşacaktır.

EBB 03

İşte bütün bu nedenlerle, 

Ege Belediyeler Birliği‘nin, Ege bölgesi bütününde AKP ve MHP’nin etkisi eskisine göre daha da artmış ve birlik üyesi olan ya da olmayan belediyeler arasındaki bir arada olma arzusu kurulan kalkınma ajansları eliyle azaltılmış olmasına karşın; hem İzmir Büyükşehir Belediyesi, hem de merkezi İzmir’de bulunan EGEV – Ege Ekonomisini Güçlendirme Vakfı ile işbirliği içinde yeniden diriltilip eski güç ve canlılığına ulaşması; hatta, diğer belediye, bölge ya da ülkelere örnek olabilecek hale getirilmesi bence öncelikle yapılması gereken büyük işlerin, projelerin en başında gelmelidir…

Tabii ki, yerel ve bölgesel kalkınmayı söylemden eyleme geçirmek isteyen bir irade varsa… 

 

Herkesin unuttuğu büyük bir fırsat: Ege Belediyeler Birliği (1)

Ali Rıza Avcan

Hatırladığım kadarıyla, 2008 yılının Temmuz ayında Avrupa Birliği ile diğer Akdeniz ülkeleri arasındaki ilişki ve ortaklığı geliştirmek amacıyla düzenlenen Akdeniz İçin Paris Zirvesi sırasında oluşturulan Akdeniz İçin Birlik (Union for the Mediterranean) örgütünün 43 üye düzleminde yaptığı ilk işlerden biri Akdeniz’e kıyısı olan kentler arasındaki ilişkileri güçlendirmek amacıyla yaptığı bir proje çağrısıydı. Bu çağrıyı duyar duymaz ilk yaptığım iş, her bir projeye verilecek hibenin 1 Milyon Avro’ya yaklaşması nedeniyle o tarihlerde 327 üyeye sahip Ege Belediyeler Birliği için bir proje hazırlamak olmuştu. 

EU28-2013-Union_for_the_Mediterranean.svg

Akdeniz İçin Birlik Örgütü (Union for the Mediterraneantarafından yapılan bu çağrıda, hibe için başvuracak projelerde Akdeniz’e kıyısı olan belediyelerin ya da belediye birliklerinin, yine Akdeniz’e kıyısı olan başka bir ülkedeki belediye ya da belediye birliği ile işbirliği yapması istendiği için, bize verilen İnternet adresi üzerinden Akdeniz’e kıyısı olan diğer kentlere çağrı yapmış ve İsrail’de ulusal düzeyde çalışmalar yapan bir yerel yönetim birliğinden olumlu cevap almıştık.

Bu olumlu çağrı üzerine, adına proje hazırlamayı aklıma koyduğum Ege Belediyeler Birliği ile İsrail’deki belediyeler birliğinin geliştirecekleri işbirliği içinde kendi üye belediyelerinde çalışan yönetici ve çalışanların, “Yaşam Boyu Eğitim” anlayışı çerçevesinde eğitim ihtiyaç analizlerinin hazırlanmasını ve bu eğitimlerin belediyeler arasında oluşturulacak İnternet ağı üzerinden e-öğrenme yöntemiyle yapılmasını içeren projeyi hazırlamaya başlamıştım. Bunun için hem Ege Belediyeler Birliği hem bilişim teknolojisi boyutunda uzun, yorucu ve yoğun araştırmalar yapmış, İsrail’!deki belediye birliği ile nasıl bir ilişki ve iletişim kurulacağını analiz etmiş, bu düşüncenin yapılabilirliğini ve sürdürülebilme koşullarını irdelemiş, bunu yaparken de defalarca Manisa’daki Ege Belediyeler Birliği merkez ofisine giderek Birlik Sekreteri Mehtap Tuna ve diğer görevlilerle görüşmüş ortaya iyi, yararlı, çalışabilir ve sonuç alıcı bir proje çıkarmak için çalışmıştım. 

Ancak karar vericilerin önem ve öncelik verdikleri konuların bambaşka şeyler olması; ayrıca, işbirliği yapılacak İsrail’in Türk diplomasisi açısından “sakıncalı” görülmesi nedeniyle, (tuttuğum notlara göre) 7 Eylül 2008 tarihinde Manisa Belediye Başkanlığı Özel Kalemi’ne teslim ettiğim proje önerisine olumlu ya da olumsuz bir yanıt alamadım.

Oysa, Ege Belediyeler Birliği‘nin kuruluş amacı, birlik tüzüğünün 5. maddesinde “üye belediyelerin hizmet kapasitesini arttırmak, üye belediyeler arasındaki işbirliği ve dayanışmayı geliştirerek belediyelerin halka daha etkin ve verimli hizmet sunmasına katkıda bulunmak” olarak belirlenmişti. O nedenle finansmanı dış kaynaktan sağlanan bir proje ile üye belediyeler arasında web tabanlı bir iletişim ağının kurulması; ayrıca, belediye yönetici ve çalışanlarının büyük masraflara neden olan seminer organizasyonları yerine web tabanlı e-öğrenme yöntemleriyle “Yaşam Boyu Öğrenme” boyutunda sürekli eğitim kapsamına alınması tam da tüzüğün sözünü ettiği kuruluş amacının gerçekleşmesini sağlıyordu.

logo-contentŞimdi, hazırladığım o eski proje dosyasının “Mevcut Durum Analizi” bölümündeki bilgilere baktığımda, 1986 yılında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Burhan Özfatura tarafından büyük umut ve heyecanlarla kurulan Ege Belediyeler Birliği‘nin 2007 yılında toplam 327 üyeye sahip olduğunu, bu sayının fiziki anlamda Ege Bölgesi’ni oluşturan coğrafyadaki toplam 711 (3 büyükşehir, 11 büyükşehir ilçe, 11 il, 148 ilçe ve 538 belde belediyesi) belediyenin % 46’sına karşılık geldiğini, bu 711 belediyenin barındırdığı nüfusun (9.556.981 kişi) Ege Bölgesi nüfusunun (10.856.242 kişi)  % 88’ini oluşturduğunu, birliğe üye olmayan 384 belediyenin (35 ilçe, 349 belde belediyesi) ise toplam 1.298.361 kişilik bir nüfusa sahip olduğunu görüyorum. Hatta fiziki anlamda Ege Bölgesi dışında kalan Bursa, Antalya büyükşehir belediyeleriyle Balıkesir ve Çanakkale’den birçok belediyenin birliğe üye olduğunu, böylelikle Ege Belediyeler Birliği‘nin o tarihlerde “obezlik” boyutunda çok fazla üyeye sahip olduğunu, bu durumuyla neredeyse tüm bir Ege Bölgesi’ni kucakladığını belirliyorum.

Ege Belediyeler Birliği‘nin İzmir ve Ege Bölgesi için ne kadar önemli olduğunu ve uzunca bir süredir ne ölçüde ihmal edildiğini gösteren bütün bu verilerin ayrıntılarını aşağıdaki tabloda görmek mümkün.

Tablo - Belediye Sayısı ve Nüfus Dağılımı 2007

Şimdi, aradan koskocaman bir 12 yıl geçtikten sonra, Ege Belediyeler Birliği‘nin yeniden benim gündemime düşüşü ise, Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Tunç Soyer‘in seçilip belediye başkanı koltuğuna oturduktan sonra, Akdeniz’e kıyısı olan kentler arasında bir Akdeniz Kentler Birliği‘ni (Union for the Mediterranean) kurmak amacıyla İskenderiye, Beyrut, Atina, Roma, Marsilya ve Barselona belediyelerine mektup yazacağını; hatta bu mektupların yazılmış vaziyette hazır olduğunu yaptığı konuşma ve röportajlarda belirtmesiyle oldu.

Önce yazdığım yazılarla bir Avrupa Birliği rüyası olan Akdeniz ülke ve kentlerini bir araya getirme konusunda, 2008 yılında 43 ülkenin katılımıyla  kurulan uluslararası Akdeniz İçin Birlik (Union for the Mediterranean) örgütünü, ardından 2012 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bir şube müdürlüğü olarak bu amaçla kurduğu İzmir Akdeniz Akademisi‘nin varlığını anımsatarak, bu fikrin büyükşehir belediyesi ile ilgili seçim bildirgesinde ve önemli-büyük projeler yer alacak kadar “yeni” ve “farklı” bir proje olmadığını, İzmir Akdeniz Akademisi‘nin bugüne kadar eksiği ve yanlışı ile bu tür benzeri çalışmaları yürüttüğünü ve bundan böyle daha da geliştirilerek yürütmesi gerektiğini anlatmaya çalıştım.

Ardından da tarihi, coğrafi, ekonomik, toplumsal ve kültürel bağlarıyla İzmir’i İzmir yapan Ege Bölgesi’nin önemini vurgulayarak, 2005 yılında Avrupa İstatistiki Sınıflandırma Sistemi‘ne göre kurulan kalkınma ajanslarıyla Ege Bölgesi bütününden koparılarak yalnız bırakılan İzmir’in bu haliyle Akdeniz’de bir öncü kent olarak öne çıkmasının mümkün olmadığını söyledim.

Çünkü, 2008 tarihli Akdeniz İçin Birlik (Union for the Mediterranean) ideali boyutunda kurulmak istenen Akdeniz Kentler Birliği’ni, İzmir’in art alanında yer alıp yüzyıllardır etle tırnak gibi birbirine bağlı olan Ege Bölgesi’ni dikkate almadan, İzmir-Ege Bölgesi bütünlüğünü sağlamadan gerçekleştirip sürdürmenin mümkün olmadığını düşündüm. Birlik başkanlığı görevinin halen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanınca sürdürüldüğü Ege Belediyeler Birliği gibi büyük bir birlik her geçen gün küçülüp can çekişirken Akdeniz kentleri arasında yeni bir belediye birliği kurma düşüncesinin, hem birini kurarken diğerini ihmal etme boyutunda kendi içinde çelişkili bir durum olacağını, hem de uluslararası ilişkilerden kaynaklanan siyasi ve diplomatik risklerin pek de dikkate alınmadığını, bu konuda iyi bir fizibilite çalışması yapılmadığını, bu konuyla ilgili uluslararası alanın Yavaş Şehir (CittaSlow) Projesi‘nde olduğu gibi henüz boş  ve uygun olmadığını varsaydım.

O nedenle, uzunca bir süredir ihmal edilip bir kenara konulduğu için devamlı küçülen ve önemsizleşen 121 üyeli Ege Belediyeler Birliği‘nin hem ulusal ve yerel kalkınma, hem bölgesel bütünleşme ve siyasi güç oluşturma açısından önemli bir fırsat olduğunu yeniden hatırlatmak istedim.

Yanlış Yol 002

O nedenle de Ege Belediyeler Birliği‘nin 2007 yılındaki nispeten iyi durumuyla içinde bulunduğumuz 2019 yılındaki kötü konumunu, sahip olduğu gücü, yarattığı etkiyi ve gelecekle ilgili öngörüleri birbiriyle mukayese etmek için yeni bir araştırma yaparak içinde bulunduğumuz 2019 ve izleyen yıllar için yeni bir yol çizmeye, yeni bir öneri geliştirmeye çalıştım.

Devam Edecek…

 

Akdeniz’i düşünürken, Ege’yi unutmamak…

Ali Rıza Avcan

Şu sıralarda ortaya çıkan bütün belediye başkan adayları İzmir’in tarihi, coğrafi, kültürel, toplumsal ve ekonomik anlamda Ege Bölgesi’nin doğal merkezi olduğunu unutmuş gözüküyor.

O nedenle, İzmir’in gelecekte Ege Bölgesi’nin diğer illeriyle; yani hemen yanı başındaki Aydın, Manisa ve Balıkesir’le, biraz daha uzağındaki Muğla, Denizli, Uşak, Afyonkarahisar ve Kütahya gibi önemli insan yerleşimleriyle nasıl bir ilişki geliştireceğini, nasıl bir bütünlük oluşturacağını unutmuş gözüküyorlar.

Örneğin Gediz ve Büyük Menderes nehri havzalarındaki büyük ekolojik sorunları bu iki büyük nehrin geçtiği diğer Ege Bölgesi yerleşimleriyle birlikte nasıl çözeceklerini, bunun için nasıl bir işbirliği geliştireceklerini söylemiyorlar.

Diğer yandan, tarihin ilk çağlarından bu yana bir liman kenti olan; üstüne üstlük, Roma İmparatorluğu döneminde Ön Asya’nın başkenti olarak anılan bu kentin, art alanındaki Ege yerleşimleri olmadan var olmadığını, olamayacağını; o nedenle, 19. yüzyılda kapitalizmin ülkemizdeki ilk geliştiği Ege topraklarının son durak yeri İzmir Limanı olmak üzere demir ağlarla nasıl örüldüğünü unutmuş gözüküyorlar.

Resim1

2005 yılında Avrupa Birliği ülkelerinden bir şablon olarak alınıp ülkemize uyarlanan İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırmasının (İBBS) bir sonucu olarak, bizim asırlardır bilip tanıdığımız o büyük ve zengin Ege Bölgesi, emperyal güçlerin Irak, Suriye ve Türkiye arasında cetvelle sınır çizgisi çektikleri gibi birbirini bütünlemeyen iller itibariyle alt bölgelere ayrılmış; böylelikle hem İzmir Ege Bölgesi bütününden koparılmış, hem de bölgenin kendi içindeki bütünlük, uyum ve denge onarılmayacak ölçüde bozulmuştur. 

Bunun doğal bir sonucu olarak, kalkınmanın ulusal, bölgesel ve yerel boyutta birbirini bütünlediğini düşündüğümüz yıllarda kurulan Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) ve Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı (EGEV) gibi kuruluşlar geçen zaman içinde adeta işsiz kalmış, eski önem, değer ve büyüklüklerini kaybetmiştir. 1986 yılında bütün Ege Bölgesi belediyeleri arasında bir beraberlik oluşturmak amacıyla zamanın belediye başkanı Burhan Özfatura tarafından kurulan Ege Belediyeler Birliği‘ne ise 2009 yılında aralarında Bursa ve Antalya Büyükşehir belediyelerinin de bulunduğu toplam 304 belediye kapsarken bugün bu sayı 122’ye inmiştir.

Aradan geçen 14 yılın sonunda Avrupa’dan getirilen bu yapay ve yanlış bölgeleme anlayışının hem ülkemiz hem de Ege Bölgesi’nin koşullarına uymadığı, bölgelerin kalkınmasından sorumlu kalkınma ajanslarının başarısızlıklarıyla ortaya çıkmıştır. 

Şimdi şayet İzmir’in, “Akdeniz’in incisi” ya da “parlayan yıldızı” olarak Akdeniz kentlerini bir araya getirecek bir güce ulaşması ve bunun sürdürülebilir kılınması isteniyorsa; İzmir’in öncelikle kendini İzmir yapan tarihi, coğrafi, toplumsal, ekonomik ve kültürel köklerine geri dönmesi, kendisi ile Ege Bölgesi’nin diğer yerleşimleri arasındaki koparılmış ilişki ve etkileşimi yeniden hatırlayıp onarması, Ege Bölgesi’nin gücü ile İzmir’in gücünü bir potada birleştirip daha üst düzeylere taşıması ve bu geniş, zengin coğrafyanın doğal merkezi olarak kazandığı yeni güçle gözünü önce Ege Denizi’ne, daha sonra da Akdeniz’e açması gerekmektedir.

Bu anlamda, İzmir’in Ege Bölgesi ile kopmuş olan ilişkisini onarıp güçlendirmeden Akdeniz düzleminde bir girişimde bulunması ve bunu sürdürmesi mümkün olmayacaktır.

EU28-2013-Union_for_the_Mediterranean.svg
Akdeniz İçin Birlik üyeleri: Mavi renkli ülkeler hem AB hem de bu birliğe üye olanları, sarı renkli ülkeler yalnızca bu birliğe üye olanları, sarı şeritli ülkeler ise gözlemcileri temsil eder.

Tabii ki bu arada, 2008 yılında Akdeniz’e kıyısı olan ülkeleri ve kentleri bir araya getirip kucaklamak amacıyla aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 43 ülke tarafından kurulan ve bir Avrupa Birliği projesi olan “Akdeniz İçin Birlik” (Union for the Mediterranean) gibi aynı alanda çalışan uluslararası kuruluşlardan haberdar olup onların çalışmalarını izleyip katılmak koşuluyla…

CHP İzmir aday adaylarının sınıfsal konumu…

Ali Rıza Avcan

31 Mart 2019 tarihli yerel seçimler için başvuran Cumhuriyet Halk Partisi büyükşehir ve ilçe belediye başkanlarıyla belediye meclis üyesi aday adaylarının profillerini incelediğimiz yazı dizisinin bugünkü bölümünde aday adaylarının eğitim düzeyleri ile mesleklerini araştırıp değerlendirmeye çalışacağız.

Aday adayları ağırlıklı olarak üniversite mezunu

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ya da ilçe belediye başkanı olmak üzere başvuran toplam 265 aday adayının % 66,79’u üniversite mezunu. Geriye kalanların % 16,23’ü lise, % 5,28’i yüksek okul, mezunu. Aday adaylarının 13’ü yüksek lisans, 4’ü doktora yapmış durumda. İlkokul mezunu olanların sayısı 4, ortaokul mezunu olanların sayısı da 3. Meslek lisesi mezunlarının sayısı ise sadece 2.

Görüldüğü gibi belediye başkanı aday adaylarının eğitim düzeyi oldukça yüksek.

chp İzmir belediye başkan aday adaylarının eğitim düzeyleri dağılımı (grafik)Üniversite mezunu belediye başkan aday adaylarıyla yüksek lisans ve doktora yapmış aday adaylarının İzmir ve ilçeler içindeki dağılımına baktığımızda ise bu oranın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Karşıyaka, Torbalı ve Bayındır için başvuranlar arasında % 100’e, Bornova‘da % 93,75’e, Çeşme‘de % 90,90’a, Güzelbahçe‘de % 85,71’e, Balçova, Çiğli, Karabağlar‘da % 83,33’e ulaştığı görülmekte. 

Belediye başkan aday adayları arasında % 100’e kadar ulaşan bu yüksek oranlar ne yazık ki belediye meclis üyesi aday adayları arasında daha aşağılara doğru düşmekte.

chp İzmir belediye meclis Üyesi aday adaylarının eğitim düzeylerine göre dağılımı (grafik)İzmir genelinde 1.549 belediye meclis üyesi aday adayına baktığımızda üniversite mezunu olanların oranı % 35,18’e inerken lise mezunu olanların oranı % 28,79’a, ilköğretim mezunu olanların oranı % 12,78’e, ortaokul mezunu olanların oranı da % 11,04’e yükselmektedir. Buna karşın bu grup içinde yüksek lisans yapanların sayısı 34, doktora yapanların sayısı da 2’dir.

Bu genel durum belediye başkan aday adaylarının, seçildikleri takdirde kendilerine göre daha az eğitim düzeyine sahip bir belediye meclisi yapısı ile çalışacağı gerçeğini ortaya koymaktadır. Tabii ki aday adayları arasından yapılacak seçimde eğitim düzeylerinin dikkate alınması durumunda aksi bir tabloyla karşılaşacağımız olasılığını da unutmadan…

Belediye meclisi üye aday adaylarının 30 ilçe arasındaki dağılımına baktığımızda ise karşımıza şöyle bir sonuç çıkıyor:

Üniversite mezunu, yüksek lisans ve doktora yapmış aday adaylarının fazlalığı ile öne çıkan ilçeler sırasıyla Urla (% 58,21), Selçuk (% 54,17) Çeşme (% 52,08), Güzelbahçe (% 47,16) olmak üzere sahildeki ilçelerdir.

İç kısımdaki Kemalpaşa (% 28,57) ve Torbalı (% 22,22) gibi ilçelerle geçmişte ve günümüzde yoğun iç göç almış ya da almakta olan Gaziemir (% 18,37), Menemen (% 25), Çiğli (% 24,03), Bayraklı (% 34,45) ve Buca (% 30) gibi ilçelerde ise daha düşüktür. 

Bu anlamda, Cumhuriyet Halk Partisi’ne belediye meclis üyesi olmak üzere başvuran aday adaylarının eğitim düzeyinin İzmir’in iç kısımlarındaki ilçelerle yoğun iç göç alan ilçelerde, kıyıdaki ilçelere göre daha az olduğu söylenebilir.

ayrılmak 001

Aday adaylarının mesleklere göre dağılımı…

Bu konuda bir değerlendirme yapmadan önce ülkemizde sahip olunan meslek konusundaki kafa karışıklığına değinmek gerekir. Hem meslekleri tanımlayan sıralayan kamu otoriteleri hem de o meslekleri icra eden yurttaşlar açısından…

Yapılan işle sahip olunan mesleki bilgi, birikim ve deneyim arasındaki karışıklıktan kaynaklanan bu durum haliyle Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi tarafından hazırlanan listeye de yansımış durumda. Örneğin aynı işi yapan insanlar, “iş kadını”, “iş adamı, “iş insanı”, “sanayici”, “girişimci” gibi farklı kategorilerde değerlendirilmiş. Öte yandan mesleğini “belediye başkanı”, “kent konseyi başkanı” gibi ifade edenler de var.

Meslekler sınıflamasında ortaya çıkan diğer bir sorun da ‘emekli’ler den kaynaklanıyor. Bu anlamda ‘emekli olma’ halinin koskocaman bir çuval olduğunu, kişinin emekli olup emekli maaşı alırken çalışıyor olsa bile kendini “emekli” olarak tanımladığı görülüyor. İşte o nedenle sonuçlara baktığımızda ‘emekli‘lerin oldukça fazla olduğunu görüyoruz. Oysa o kategoride sayılan ‘emekli‘lerin çoğu evlerinde oturmayıp ikinci bir işte çalışıyor. 

Emekli’ olma halinin diğer bir yanıltıcı yanı, bu kategoriye giren insanların emeklilik öncesindeki mesleki bilgi, birikim, deneyim ve becerileri birbirinden çok farklı olsa bile ‘emekli’ çuvalına atıldıkları andan itibaren aynı özelliklere sahip oluyorlar. Örneğin emekli olmuş bir diplomat, emekli olmuş bir akademisyen, emekli olmuş bir esnaf ya da işçi aynı çuvala atılmış olmak nedeniyle birbirleriyle eşdeğer sayılıyorlar. 

Şimdi bu açıklamalardan sonra gelelim mevcut durumu tanımlamaya…

Belediye başkanı aday adayları arasında önde gelen alt grup mühendis, mimar ve şehir plancılarından oluşuyor…

Evet, belediye başkanı olmak amacıyla Cumhuriyet Halk Partisi’ne başvuranlar arasında mesleği mühendis, mimar,  şehir ve bölge plancısı olanların sayısı 61’e, 265 kişiden oluşan toplam içindeki ağırlıkları ise % 23,02’ye ulaşıyor. Neredeyse tüm grubun 1/4’ünü oluşturan bu alt gruptan sonra 34 kişi (% 12,83) ile kendini “iş insanı”, “iş kadını”, “iş adamı” ve “sanayici” olarak tanımlayanlar, hemen ardından da 26 kişi ile (% 9,81) emekliler ve 23 kişi ile (% 8,68) avukatlar geliyor. Esnaflar 17 kişi (% 6,41) ve müteahhitler ise 11 kişi ile (% 4,15) bu meslek gruplarını izliyor.

Böylelikle mühendisler, mimarlar, şehir ve bölge planlamacıları, iş insanları, sanayiciler, emekliler, avukatlar, esnaflar ve müteahhitlerle birlikte grubun toplam % 64,90’u altı alt meslek grubu arasında; geriye kalan % 35,10’u ise 25 ayrı alt meslek grubu arasında paylaşılmış oluyor.

Bu grup içindeki en ilginç saptama İzmir Büyükşehir Belediye başkan aday adayları arasındaki mühendis, mimar, şehir ve bölge plancısı grubunun % 60 gibi oldukça yüksek bir orana sahip olmasıdır. Bu durum ise, aday adayı olmak üzere başvurmamış aday adaylarını dışarıda bıraktığımız takdirde, gelecek dönemde mimar, mühendis, şehir ve bölge plancılarının kenti yönetmeye daha yakın olduklarını somut bir şekilde ortaya koymaktadır. Buna benzer diğer bir örnek de Bornova‘dır. Çünkü Bornova‘daki 16 belediye başkan aday adayından 9’u; yani % 56,25’i mimar, mühendis ya da şehir ve bölge plancısıdır.

Belediye meclis üyesi aday adayları arasında önde gelen alt gruplar ise sırasıyla emekliler, esnaf ve tüccarlar, mühendis, mimar, şehir ve bölge plancıları ile serbest meslek sahipleri…

Belediye meclis üyesi olmak amacıyla başvuran toplam 1.549 kişi arasında emeklilerin 416 kişiyle (% 26,86) öne çıktığı görülüyor. Onları 214 kişiyle (% 13,82) esnaf ve tüccarların, 145 kişiyle (% 9,36) mühendis, mimar, şehir ve bölge plancılarının, 77 kişiyle (% 4,97) serbest meslek sahiplerinin ve 74 kişiyle (% 4,78) değişik unvanlarla muhasebecilik yapanların izlediği görülüyor.

Dikkat edildiğinde görüleceği üzere, belediye meclis üyesi olmak amacıyla başvuran aday adaylarının meslekleri, -aynen eğitim düzeylerinde olduğu gibi- belediye başkan aday adayları grubunda öne çıkan mesleklerden çok farklı. Daha doğrusu, belediye başkanlarının mesleklerine göre daha az gelir getirici meslekler.

Belediye meclis üyesi olmak üzere başvuran toplam 1.549 aday adayının ilçeler düzlemindeki dağılımına baktığımızda ise; bir ilçenin diğer ilçeden çok farklı özelliklere sahip olmadığını, tüm ilçelerdeki aday adaylarının mesleki dağılım açısından beş aşağı beş yukarı birbirine benzediğini görüyoruz.

yönetişim 003

Sonuç olarak…

31 Mart 2019 tarihli yerel seçimler için Cumhuriyet Halk Partisi’ne başvuran başvuran 265 büyükşehir ve ilçe belediye başkan aday adayıyla 1.549 belediye meclis üyesi aday adayının bir anlamda toplum içindeki sınıfsal konumlarını ortaya koyan eğitim düzeyleriyle meslekleri açısından incelediğimizde;

1) Belediye başkan aday adayları ile belediye meclis üyesi aday adayları arasında eğitim düzeyi ve meslekler açısından farklar olduğunu; bu anlamda belediye başkanı aday adaylarının belediye meclis üyesi aday adaylarına göre daha ileri düzeyde eğitimli oldukları ve daha yüksek gelirler temin edilen mesleklere sahip oldukları,

2) Tüm adaylar arasında orta sınıf temsilcisi olan mühendis, mimar, şehir ve bölge plancısı, hekim ve avukat gibi beyaz yakalı serbest meslek sahipleriyle esnaf ve tüccarların ağırlıklı olduğunu, emeklilerin ise başvuru aşamasında önemli bir orana sahip oldukları ortaya çıkmıştır.

liderlik 039

Tabii ki bu aşamada önemli olan, bu aday adayları arasından hangilerinin hangi kriterlere göre neden, nasıl ve ne şekilde seçileceğidir.

O anlamda, bugün aday adayı konumunda olanlarla yarın öbür gün adaylığa kabul edilenler arasındaki farklılıkların, CHP’nin İzmir siyasetinin sınıfsal alt yapısını belirleme açısından çok önemli olduğunu bilip takip etmek; ayrıca, temsili demokrasinin böylesine geçersizleşip gözden düştüğü bir süreçte, kente dair asıl karar vericilerin bu aday adaylarının arasında yer almadığını bilip kabullenmek  koşuluyla…

Bilgi: Yazıda sözü geçen verilerin ayrıntısını gösteren çizelgeleri, Facebook’taki “Kent Stratejileri Merkezi” isimli grubun “Dosyalar” bölümünden indirebilirsiniz.

Doğdukları yere göre İzmir CHP aday adayları…

Ali Rıza Avcan

Cumhuriyet Halk Partisi’nin İzmir belediye başkanı ve meclis üyesi aday adayları ile ilgili liste üzerinden yaptığımız değerlendirmelere bugün de devam ediyoruz.

Hatırlayacağınız gibi bir önceki yazıda, listede yer alan 10 büyükşehir belediye başkan aday adayı, 255 ilçe başkan aday adayı ve 1.549 belediye meclis üyesi aday adayı arasında yer alan kadınların varlığını araştırarak ortaya çıkan rakam ve oranın çok az olduğunu belirtmeye çalışmıştık. Çünkü 10 büyükşehir belediye başkan aday adayından 2’si (% 20), 255 ilçe belediye başkan aday adayından 39’u (% 16.08), 1.549 belediye meclis üyesi aday adayından da 317’si (% 20,46) kadın, geriye kalanların tümü de erkek egemen siyaset dünyasının temsilcileriydi. 

Bugün ise, bu aday adaylarını doğdukları yerler üzerinden araştırarak hem aday adayları arasında İzmir’de doğanların sayı ve oranını belirlemeye hem de İzmir dışında doğanların nerede doğduklarına  göre bir durum değerlendirmesi yapmaya çalışacağız. O nedenle bugünkü değerlendirmeleri de, büyükşehir ve ilçe belediye başkan aday adayları ile belediye meclis üyesi aday aday adayları olmak üzere üç ayrı grup itibariyle ele alacağız.

Büyükşehir belediye başkan aday adayları

CHP Genel Merkezi tarafından düzenlenen aday adayı listesinde yer alan 10 büyükşehir belediye başkan aday adayından 5’inin; yani, % 50’sinin (Abdül Batur, Seniye Nazik Işık, Musa Çam, Sefa Taşkın, Kemal Karataş) İzmir’de, diğerlerinin ise sırasıyla Kula/Manisa (Hasan Karabağ), Ankara (Canan Arıtman), Antalya (Sait Ersu Hızır), Malatya (Cevat Durak) ve yurt dışında (Aydın Özcan) doğdukları görülmektedir.

Bu listeye tabii ki, aday adayı olarak başvurmamış olan Alaattin Yüksel, Kamil Okyay Sındır, Mehmet Ali Çalkaya, Murat Bakan, Tuncay Özkan ve Tunç Soyer gibi isimler dahil değildir.  

topluluk 27

İlçe belediye başkan adayları

Toplam 255 ilçe belediye başkan aday adayından 131’inin (% 51,37) İzmir‘de, 9’unun (% 3,53) Kars‘ta, 8’inin (% 3,14) Tunceli‘de, 7’sinin (% 3,14) Ankara‘da, 7’sinin (% 3,14) Erzurum‘da, 7’sinin (% 3,14) Muş‘ta, 6’sının (% 2,35) Manisa‘da, 6’sının (% 2,35) Ağrı‘da, 6’sının (% 2,35) da yurt dışında doğduğu belirlenmiştir.

Geriye kalan % 25,49’luk payın aralarında dağıldığı iller ve bu illerde doğan belediye başkan aday adaylarını sayısı ise şu şekildedir:

Adana 1, Aydın 2, Adana 1, Afyonkarahisar 1, Amasya 1, Antalya 1, Ardahan 1, Balıkesir 1, Bingöl 1, Bitlis 2, Burdur 1, Bursa 3, Çanakkale 1, Çorum 2, Denizli 1, Edirne 1, Elazığ 3, Eskişehir 2, Gaziantep 1, Gümüşhane 1, Iğdır 1, Kahramanmaraş 1, Karabük 1, Kayseri 2, Kırıkkale 1, Konya 3, Kütahya 5, Malatya 5, Mardin 1, Mersin 1, Muğla 1, Ordu 1, Sinop 1, Sivas 3,  Şanlıurfa 2, Tokat 3, Trabzon 1, Uşak 1, Van 1, Yozgat 2.

İlçe belediye başkan aday adaylarından 4’ünün ise nerede doğduğu belli değildir. 

Ayrıca Adıyaman, Aksaray, Bartın, Batman, Bayburt, Bilecik, Bolu, Çankırı, Denizli, Düzce, Giresun, Hakkari, Hatay, Isparta, İstanbul, Kırklareli, Kırşehir, Kilis, Kocaeli, Nevşehir, Niğde, Osmaniye, Rize, Sakarya, Samsun, Siirt, Şırnak, Tekirdağ, Yalova ve Zonguldak‘tan oluşan 32 ilin, mevcut CHP ilçe belediye başkan aday adayları açısından listeye girememiş olması da diğer ilginç bir tespit olarak kabul edilebilir.

İlçe belediye başkan aday adaylarının ilçeler arasındaki dağılımında karşımıza çıkan ilginç bir durum da, bazı ilçelerde belediye başkan adaylarının neredeyse tümü İzmir dışı illerde doğmuşken, bazı ilçelerde tüm belediye başkan adaylarının İzmir’de doğmuş olmasıdır. Karabağlar ilçesinde 6 belediye başkan aday adayından tümü İzmir dışındaki illerde doğmuş iken, Ödemiş ve Tire‘de tüm belediye başkanı aday adaylarının İzmir doğumlu olması bu durumun en iyi örnekleridir.

İzmir doğumlu belediye başkanı aday adaylarının ilçelerdeki tüm aday adayları arasındaki düzeyini gösteren oranlar ise şu şekildedir: 

Aliağa: % 28,57, Balçova: % 33,33, Bayındır: % 50, Bayraklı: % 20, Bergama: % 66,67, Beydağ: % 100, Bornova: % 56,25, Buca: % 64,71, Çeşme: % 63,63, Çiğli: % 27,78, Dikili: % 45,45, Foça: % 75, Gaziemir: % 50, Güzelbahçe: % 57,14, Karabağlar: % 0, Karaburun: % 33,33, Karşıyaka: % 25, Kemalpaşa: % 45,45, Kınık: % 100, Kiraz: % 100, Konak: % 28,57, Menderes: % 72,72, Narlıdere: % 50, Ödemiş: % 100, Seferihisar: % 50, Selçuk: % 85,71, Tire: % 100, Torbalı: % 75, Urla: % 63,63.

Görüldüğü gibi yurt içinden yoğun göç alan merkezdeki Bayraklı, Çiğli, Karşıyaka gibi ilçelerle sahildeki Karaburun gibi ilçelerde İzmir doğumlu aday adaylarının sayı ve oranı azalıp bu oran Karabağlar gibi büyük ve önemli bir ilçede % 0’a kadar düşerken; Beydağ, Kınık, Kiraz, Ödemiş ve Tire gibi iç kısımlardaki önemli tarım ilçelerinde ilçe belediye başkan aday adaylarının tümünü İzmir doğumlular oluşturmaktadır.

topluluk 22

Belediye meclisi üyesi aday adayları

Toplam sayısı 1.551’i bulan belediye meclis üyesi aday adaylarının doğum yerleri itibariyle dağılımı ise şu şekilde ortaya çıkıyor:

İzmir doğumlular – 604 aday adayı – % 38,94

Erzurum doğumlular – 66 aday adayı – % 4,26

Tunceli doğumlular – 50 aday adayı – % 3,22

Muş doğumlular – 48 aday adayı – % 3,09

Kars doğumlular – 45 aday adayı – % 2,90

Manisa doğumlular – 43 aday adayı – % 2,77

Sivas doğumlular – 40 aday adayı – % 2,58

Görüldüğü gibi bu grup içindeki İzmir doğumluların ağırlığı, büyükşehir belediye başkanları grubundaki % 50 ve ilçe belediye başkan aday adayları grubundaki % 51,37′ oranından % 38,94 oranına düştüğünü ve ilçe belediye meclislerinde üretilen kente dair siyasetin bir anlamda İzmir doğumlu olmayanlara bırakıldığını, İzmir doğumluların bu alandaki etkisinin her geçen gün azaldığını net bir şekilde ortaya koymaktadır. 

Belediye meclis üyesi aday adayları içinde İzmir doğumluları izleyen diğer iller ise sırasıyla Erzurum, Tunceli, Muş, Kars, Manisa ve Sivas olmuştur.

Belediye meclis üyesi aday adayları arasında en alt sıralarda yer alan iller ise 1 belediye meclis üyesi aday adayının doğduğu Bartın, Bayburt, Çanakkale, Çankırı, Karaman, Kilis, Tekirdağ ve Zonguldak illeridir.

İzmir’deki CHP’li belediye meclis üyesi aday adaylarının doğmadıkları iller ise sırasıyla Aksaray, Bilecik, Edirne, Giresun, Hakkari, Sakarya, Şırnak ve Yalova olmuştur. 

CHP’li belediye meclis üyesi aday adaylarının doğduğu illeri kendi ilçeleri ölçeğinde incelemeye kalktığımızda ise bazı ilçeler ortaya koydukları özellikleriyle öne çıkmaktadır. Örneğin;

* Tüm ilçeler itibariyle belediye meclisi aday adayları arasında İzmir doğumlu olanların oranı ortalama % 38,94 olmakla birlikte; bu durum Bayraklı % 16,81, Çiğli % 20,92, Balçova % 21,95,  Karşıyaka % 22,67 gibi ilçeler bu ortalamanın altında, Ödemiş % 90,91, Beydağ % 90, Bayındır % 80, Tire % 75, Çeşme % 72,92, Torbalı % 63,89, Karaburun ve Kemalpaşa % 60,71, Foça % 58,62, Urla % 58,21, Selçuk % 54,17, Güzelbahçe % 47,17, Menemen % 46,15, Gaziemir % 43,14, Seferihisar % 41,67 ve Aliağa % 40,74 gibi ilçeler ise bu ortalamanın üstünde yer almıştır.

* Bir ilçede belediye meclis üyesi aday adayı olarak başvuranların tümünün kaç adet ilden geldiklerine baktığımızda ise; genel kamuoyu görüşü olarak “Karşıyakalılık” olarak adlandırılan aidiyet ilişkisinin, “Karşıyaka’da doğmuş olma” koşuluna bağlandığı ve 2014 sonrasında bunun bir muhalefet nedenine dönüştüğü Karşıyaka’da, belediye meclis üyesi aday adayı olan toplam 150 CHP’linin İzmir dışındaki 43 ayrı ilde doğmuş olduğunu ve Karşıyaka’nın bu zengin çeşitliliği ile İzmir ilçeleri arasında ilk sırayı aldığını görüyoruz. Bu durumun Karşıyaka’nın her iki yanındaki ilçelerde; yani Bayraklı‘da 41, Çiğli‘de 32 şeklinde devam etmesi de bu durumun sadece Karşıyaka‘yı değil, onun merkez olduğu İzmir’in kuzeyi açısından genel bir özellik olduğunu ortaya koymaktadır. Aynı durum İzmir’in güneyindeki Karabağlar’da beklendiği gibi 43 il düzeyinde bulunduğu görülmüştür.

Sonuç adına…

Büyük kentlere zorunlu ya da gönüllü iç göçlerle gelip yerleşenlerin doğup büyüdükleri topraklara olan aidiyetleri üzerinden, yerleştikleri coğrafyaya tutunmak adına geliştirdikleri “hemşehrilik” olgusunun İzmir dahil ülkemizdeki tüm büyük kentlerde karşımıza çıkan toplumsal bir gerçeklik olduğunu bilmekle birlikte; “gelen”in beraberinde getirdiği ekonomik, toplumsal ve kültürel değerlerle gelinen yerdeki “yerleşik”lerin o güne kadar o coğrafyada geliştirdiği ekonomik, toplumsal ve kültürel değerlerin birbirleriyle nasıl bir ilişki ve etkileşime geçeceği, bu çatışma ya da eklenme sürecinin gün geçtikçe artan İzmir dışı doğumlu yerel siyasetçiler eliyle nasıl yönetileceği konusu, İzmir gibi büyük göçler alan büyük kentlerin temel sorunlarından biridir.

Önümüzdeki dönemde, bugün listesi elimizde olan bu aday adaylarının nasıl gerçekleşeceği belli olmayan bir tercih süreci içinde hangi kriterlere göre elenip nasıl aday konumuna yükselecekleri, ardından da kendi aralarında nasıl bir ilişki ve iletişim içine girecekleri ve İzmir’i hep birlikte nasıl yönetecekleri henüz belli olmamakla birlikte;

topluluk 26

Herkes için Yaşanabilir Bir Kent” hedefiyle yola çıkan bizlere düşen temel görevin, kentin yönetimi ile ilgili bu tür  süreçlere kamu yararı doğrultusunda müdahale edebilecek tüm bir kenti kucaklayan antikapitalist kent mücadelesinin bir an önce oluşturulması gerçeğini unutmamak ve bunun için hep birlikte adım atmaktır.

Devam Edecek…

Not: Bugünkü yazımızla ilgili verileri içeren Excel dosyaları, Facebook’taki “Kent Stratejileri Merkezi” isimli grubun “Dosyalar” bölümünden indirip inceleyebilirsiniz.

İzmir CHP aday adayları: Kazanma olasılığı yüksek ilçelerde erkek egemen bir yapı…

Ali Rıza Avcan

Cumhuriyet Halk Partisi’nin İzmir’deki belediye başkanı ve meclis üyesi aday adayları ile ilgili listesi geç de olsa elime ulaştı. Liste, CHP Genel Merkezi tarafından düzenlenmiş bir liste. Ayrıntısına bakıldığında sanki eksiklikleri ya da yanlışlıkları barındırıyormuş gibi gözüküyor. Örneğin Bergama’da 3 belediye başkanı, 3 de meclis üyesi aday adayının olması -en azından belediye meclis üyesi aday adayı sayısı açısından- inandırıcı gelmiyor. Ama yine de bütün aday adaylarını içermesi nedeniyle şimdilik elimizdeki tek bilgi kaynağı. İşte o nedenle, bu liste üzerinden yapılacak analiz ve değerlendirmelerin de kendi içinde bazı eksiklik ya da yanlışlıkları barındırmasını normal karşılamamız gerekiyor.

Listede İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı aday adayları yanında ilçeler düzeyinde kimlerin ilçe belediye başkanlığı ve belediye meclisi üyeliği için aday olduğunu görebiliyorsunuz. Tabii ki, parti örgütlerine dosya vermeden aday adayı olabilenler bunun dışında kalıyor.

Listeye göre 10 aday adayı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı, 255 aday adayı ilçe belediye başkanlığı, 1.549 aday adayı da ilçe belediye meclisi üyeliği için başvurmuş durumda.

En fazla belediye başkan aday adayının olduğu ilçeler sırasıyla 18 aday adayı ile Çiğli, 17 aday adayı ile Buca, 16 aday adayı ile Bornova, 15 aday adayı ile Bayraklı ve 14 aday adayı ile Konak ilçeleri.

CHP aday adayı, genellikle kazanma olasılığı yüksek ilçeleri daha fazla tercih ediyor.

Kent merkezinde nüfusu ve oy kullanabilecek seçmen sayısı fazla olan Bayraklı, Bornova, Buca, Çiğli ve Konak gibi büyük ilçelerde belediye başkanlığına aday olanların fazla olması beklenen bir durum olmakla birlikte; nüfusu ve seçmen sayısı oldukça az olan Karaburun, Çeşme, Dikili ve Seferihisar gibi bazı küçük ilçelerde beklenenden fazla adayın ortaya çıkması; ayrıca, CHP’nin AKP ile dişe diş mücadele etmesi beklenen Karabağlar, Torbalı, Ödemiş ve Kiraz gibi ilçelerde de çok az sayıdaki aday adayının varlığı ilginç bir durum olarak karşımıza çıkıyor.

chp İzmir aday adaylarının İlçeler arası dağılımıBelediye başkan aday adayı sayılarını ilçelerin 2017 yılı nüfusları ve 2018 milletvekilliği seçimleri için açıklanan seçmen sayılarıyla karşılaştırdığımızda Karaburun’da her bir aday adayı başına 981 kişi ya da 861 seçmenin, yine aynı şekilde Seferihisar’da her bir aday adayı başına 3.399 kişi ya da 2.663 seçmenin düşmesi; bu sayıların Kiraz gibi pek fazla bir şey beklenmeyen küçük bir ilçede her bir aday adayı için 43.859 kişi ya da 33.661 seçmene veya Karabağlar gibi mücadelenin zorlu geçeceği bir ilçede her bir aday adayı için 80.132 kişi ya da 60.187 seçmene yükselmesi bu ilginç durumun en çarpıcı örnekleri.

Aynı durum belediye meclisi aday adayları için de geçerli. BU duruma göre seçilme şansının arttığı ilçelerdeki aday adaylarının sayısı artmakta, zor olduğu ilçelerde de azalmaktadır. Yukarıdaki tablonun incelenmesinden de anlaşılacağı üzere Kınık ve Kiraz’da hiçbir aday adayının olmaması, Karabağlar’da aday adayı başına 4.808 kişi ya da 3.611 seçmenin, Ödemiş’te 6.011 kişi ya da 4.686 seçmenin, Torbalı’da 4.788 kişi ya da 3.431 seçmenin düşmesi; diğer yanda da Foça, Narlıdere, Urla ve Çeşme gibi ilçelerde aday adayı başına düşen nüfus ya da seçmen sayısının 308’e kadar düşmesi bu durumun en kuvvetli kanıtları.

CHP İzmir aday adayları arasında “kadının adı yok” !

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile ilçe belediye başkanlıkları ve belediye meclisi üyelikleri için başvuruda bulunan aday adaylarının cinsiyetleri açısından dağılımını gösteren aşağıdaki tablodan da görüleceği gibi, İzmir genelinde belediye başkanlığı için başvuran kadın aday adaylarının toplam belediye başkanı aday adayları arasındaki payı % 15,71, kadın belediye meclisi üye aday adaylarının toplam belediye meclisi üye aday adayları arasındaki payı ise % 20,46.

chp İzmir kadın aday adaylarıBu oranların CHP’nin vitrini olarak takdim edilen İzmir açısından savunulur bir yanı yok. Bırakın seçilip aday yapılacak kadınları, kendiliğinden gelip başvuran CHP’li kadınların sayısı ya da oranı bile şimdiden çok düşük. Ortaya çıkan oranlar CHP metinlerinde yazılı olan kotayı bile bulmuş değil.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Seniye Nazik Işık ile Canan Arıtman‘ın aday adayı olarak başvurmuş olmaları; ayrıca, Güzelbahçe’de 7 adaydan 3’ünün, Urla’da 11 adaydan 4’ünün kadın olması iç ferahlatan gelişmeler olmakla birlikte; Bayındır, Bergama, Beydağ, Dikili, Foça, Gaziemir, Karabağlar, Kınık, Kiraz, Ödemiş, Seferihisar, Tire ve Torbalı olmak üzere toplam 13 ilçede hiçbir kadın belediye başkan adayının çıkmaması oldukça kötü ve düşündürücü bir durum.

Bu kötü durum, belediye meclis üyeliği için başvuran aday adayları arasında bir nebze olsun düzelmekle birlikte; en fazla kadın aday adayının çıktığı Narlıdere (% 36,36), Balçova (% 31,71) ve Karaburun (% 28,57) bile İzmir genelindeki bu durumu düzeltmeye yetmiyor.

CHP’li kadın aday adaylarının tüm aday adayları arasındaki durumu şimdilik bu vaziyette. Yarın öbür gün bu aday adayları arasında yapılacak seçimler sonrasında bu sayı ve oranların artacağı mı yoksa daha da azalacağı mı henüz kimse tarafından bilinmiyor.

Dileğimiz ise, en azından mevcut aday adayları arasındaki kadınların bir adım daha öne çıkarılması suretiyle kadının sahip olduğu gerçek güç ve değerin tüm açıklığıyla ortaya konulması ve dişi bir kent olduğu söylenen İzmir’e kadın elinin değmesidir.

Devam Edecek…