Kent Sosyolojisi

Kent Sosyolojisi

Hüseyin Bal, Prof. Dr., Süleyman Demirel Üniversitesi Öğretim Üyesi

Sentez Yayıncılık, 2015, 404 sayfa.

Gözden geçirilmiş 7. Baskı.

Fiyatı: 35.-TL.


Yazarı Hakkında: Hüseyin Bal, lisans öğrenimini İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde tamamladı (1977). Yüksek lisansını Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü’nde  (1989), doktorasını Ege Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde (1993) gerçekleştirdi. 1997 yılından bu yana çalıştığı Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde 2005 yılında profesör oldu. Halen aynı üniversitenin Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Kurumlar Sosyolojisi Anabilim Dalında görev yapmaktadır. Kent, hukuk, suç, nitel yöntem, dini gruplar ve iletişim üzerine dersler vermekte, bu alanlarla ilgili kitapları ve makaleleri bulunmaktadır.

Kitapları: Yerel Yönetim Üzerine Araştırmalar (1994), Turizmin Kırsal Toplumda Aile İçi İlişkilere Etkisi (1995), Alevi-Bektaşi Köylerinde Toplumsal Kurumlar (1997), Kentsel Yapı ve Kentlileşme Süreci (2003), Çocuk Suçluluğu (2004), John Dewey’in Eğitim Felsefesi ve 1924 Raporunun Türk Eğitim Sistemine Etkileri (2010), Bilimsel Araştırma Yöntem ve Teknikleri (2012), Din Sosyolojisi (2014), Bahailik ve Bahai Grupların Nitelikleri (2015), Hukuk Sosyolojisi (2015), Bilgi Sosyolojisi (2015), Nitel Araştırma Yöntem ve Teknikleri (2016), İletişim Sosyolojisi (2016), Suç Sosyolojisi (2016), Sosyolojide Yöntem ve Araştırma Teknikleri (2017).

Kitabın Tanıtımından: “Kent Sosyolojisi, Batıda 19. Yüzyılın sonunda ortaya çıktı ve böylece sosyoloji bilimlerden büyük ölçüde farklı olduğumu gösterme imkanı buldu. Çağdaş kent sosyolojisinin merkezi sorusu yeni kent toplumunun yapısal özelliklerini anlamaktır. Şüphesiz sosyologların kullandıkları yönteme göre kenti algılama biçimi değişmekte, dikkat edilen olgular farklılaşmaktadır.

Bir sosyolog özel bir ilgi ve süreklilik içinde, belli bir kavramsal dizge ve yöntemi seçerek kentte yaşayan sosyal grupları, bunların birbirleriyle ilişkilerini, kentsel değerleri, kurumları ve çeşitli tipteki örgütleri, kentsel değerlerle ve kentin morfolojik (maddi) yapısıyla bütünleşme sorunlarını, endüstrileşmenin etkilerini, kent toplumunun, yerel, ulusal ve uluslar arası ilişkilerini vb. konuları araştırabilir.“


0000000634859-1

Hüseyin Bal‘ın bir ders kitabı olarak hazırladığı anlaşılan Kent Sosyolojisi kitabı kent ve kent türleri, kentleşme, kentlileşme, göç olgusu, kent kuramları, kent ve mekan, kentsel toplumsal hareketler, kentsel siyaset ve yerel yönetim ve eski Türk toplumlarında kent gibi alt başlıklarda kent sosyolojisinin bileşenleri ele alarak inceliyor.

Hedefimiz rantı ortadan kaldırmak mı?

Ali Rıza Avcan

Bu yazımda sizi, David Ricardo‘nun ya da Karl Marx‘ın rant kuramlarından; bu kapsamda “mutlak rant“, “farklılık rantı“, “verimlilik rantı“, “konum rantı” ya da “tekelci rant” gibi farklı rant türlerinden söz ederek anlaşılması oldukça zor kuramsal bir tartışmanın içine çekmek istemiyorum.

Anlatmak istediğim şey, günlük dilde çok fazla kullandığımız “rant” kavramının aslında kapitalist ekonomi içinde arsa ve arazideki özel mülkiyet tekelinden kaynaklandığını, kapitalist sistemin olmazsa olmaz bir bileşeni olduğunu hatırlatmak.

Bu anlamda kentlerde ortaya çıkan ve “farklılık rantı” olarak da tanımlanan rant, genel olarak farklı üretkenlikteki sermayelerin art arda aynı toprak parçasına ya da yan yana farklı toprak parçalarına yatırılmasından kaynaklanıyor.

Bu konuda Türkiye’de yaşananlar ise verimli ya da verimsiz topraklara yapılan sermaye yatırımlarından çok doğrudan mali sermaye aracılığıyla kamuya ait arsa ve araziler için yine kamu gücü ve kaynaklarıyla alanın yerleşime açılması, plan değişiklikleri yapılması, ulaşım politikalarının değiştirilmesi, kentsel dönüşüm alanları yaratılması ve büyük ölçekli projelerin uygulanması gibi farklı yöntemlerle yaratılan büyük boyutlu rantlara el koyma biçiminde gerçekleşmekte.

Bu süreç gelişmiş kapitalist ülkelerde olduğu gibi sermaye sınıfı arasında mülkiyetin el değiştirmesi süreci değil, doğrudan doğruya mülkiyetin nitelik değiştirmesidir. 

Korkut Boratav‘a göre ise bu tür rant, “devletin çeşitli uygulamalarla bireysel, endüstriyel veya sektörel olarak özel teşebbüs lehine herhangi bir çıkar avantajı yaratması; bu avantajın realizasyonu ve paylaşımı“dır. (1)

City_Planner_dreamstime_xl_36684543

Bütün bu değerlendirmeler çerçevesinde “acaba kapitalist sistem içinde rantı ortadan kaldırmak mümkün müdür” diye sorduğumuzda buna vereceğimiz yanıt, aynı mantıkla soracağımız “acaba faiz de kaldırabilir mi?” sorusuna verdiğimiz yanıtta olduğu gibi olacaktır….

Oysa kapitalist sistem içinde faiz gibi rant da vazgeçilip kaldırılabilecek bir şey değildir…

O nedenle, “rant projesi” olarak adlandırdığımız toprağa yönelik sermaye yatırımlarının karşısına çıkıp onlarla mücadele etmeye kalktığımızda; bunun karşısına başka bir alternatif koyamadığımız sürece söylem ve mücadelemizin anlam ve önemiyle ulaşacağı son nokta ne olacaktır?

Sahi, biz bu rant projelerine karşı çıkıp mücadele ediyoruz; ama yerine neyi koyup neyi öneriyoruz?

Yoksa rantın sistemden kaynaklanan varlık nedenini bilmediğimiz ya da dikkate almadığımız için yanlış bir söylem ya da mücadele mi geliştiriyoruz?

Aslında kapitalist sistem içinde, kent ya da kır toprağı ile ilgili konularda kağıt üzerine bir nokta koyarak ya da çizgi çizerek büyük ya da küçük ölçekli rantları yaratmanın son derece kolay ve olağan bir eylem olduğunu unutuyor muyuz?

Yoksa kapitalist sistem içinde rantın varlığı ve yaratılmasından çok yaratılan o rantın nasıl kullanılacağının, o ranttan kimlerin yararlanacağının ve rantın kamuya ait olması durumunda bundan o kentte yaşayanların tümünün yararlanacağının önemli olduğunu bilmiyor muyuz?

David Harvey “Planlama İdeolojisini Planlamak Üzerine” başlıklı makalesinde, şehir planlama mesleğinin nesnelerin mekanda varoluşlarını düzenlerken toplumsal ilişkilere çatışma, ayrışma ve parçalanma yerine uyum, denge ve bütünlük kazandırmayı hedeflediğini ve plancının şeylere müdahale etme güç ve geçerliliğini toplumsal uyum ve düzen anlayışından aldığını belirtir.

Harvey‘e göre bu durum, plancıyı doğrudan statüko savunucusu haline getirmeyip “yanlışları düzeltme”, “dengesizlikleri doğrulama” ve “toplumsal/kamusal olanı savunma” rolüyle kapitalist ilişkilerin özel çıkar temelli anarşik dinamikleri ile sürekli olarak çatışmak durumunda bırakır.

Bu nedenle, planlama meslek alanı kapitalist toplum içerisinde oldukça çelişkili bir konum edinir: güç ve geçerliliğini kapitalist ilişkilerin anarşik doğasının yol açtığı olumsuz sonuçlardan alırken, rehber edinmesi gereken “kamu yararı” ilkesi çerçevesinde bu işin pratikleri ile çatışır.

Dolayısıyla kamusal olanı gözetmesi gereken yanı kapitalist toplumun kendini yeniden üreten işlevi ile sınırlandırılır. Bu çerçevede sermaye birikiminin krize girdiği dönemlerde kamusal yararı gözeten duruşun etkinlik alanı daralır ve plancının teknik rasyonaliteye dayanan gücü azalırken, kapitalist yeniden yapılanmaya uygun, düzenleyici hedeflere, araçlara ve rasyonaliteye sahip bir planlama mesleği gündeme gelir. Böylelikle kamusal yararı gözeten plancı zaman içinde giderek “sarı plancı“ya dönüşür.

İşte o nedenle; plancının zaman içinde giderek “sarı plancı”ya dönüşmemesi ve planın kamusal çıkarı gözetmesi için onun kamu yararı doğrultusunda nasıl kullanılabileceği konusuna odaklanmanın daha yararlı olacağını düşünüyorum.

Resim11

Ayrıca kamuya ait alanların bu vahşi kapitalist düzen içinde hiçbir plan, değer ve ilke gözetilmeksizin yağmalanmasına nötr bir sözcük olan “rant” ya da “rant projesi” demek yerine “yağma“, “soygun” ya da “tahribat” demenin daha doğru, etkileyici ve sonuç alıcı olduğuna inanıyorum.

Her mücadele söyleminde, kullandığımız sözcüklerin gerçek anlamlarını öğrenmek ya da onların anlamlarını çarpıtmadan yerli yerinde kullanmak dileğiyle…  


(1) Korkut Boratav (2000), Yeni Dünya Düzeni Nereye, İmge Kitabevi s. 141

Yararlanılan Kaynaklar

Harvey, David; Sosyal Adalet ve Şehir, Metis Yayınları, Ankara 2003

Şengül, H.Tarık; “Sınıf Mücadelesi ve Kent Mekanı“, Praksis, Bahar, 2001, s. 9-31

Turan, Menaf; Türkiye’de Kentsel Rant, Devlet Mülkiyetinden Özel Mülkiyete, Tan Kitabevi, Aralık 2009,

Turan, A.Menaf; “Kentsel Rant Kuramları Üzerine Tartışmalar“, Van YYÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı:34, 

“Gizli Cennet Tire”

2017 yılı içinde Tire Belediyesi tarafından Tire’nin doğal güzelliklerini, tarihi ve kültürel değerlerini geniş kitlelere ulaştırmak, bölgenin turizm potansiyeli hakkında farkındalık oluşturmak, ilçemizin ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkı sağlamak amacıyla düzenlenen “Gizli Cennet Tire” Ulusal Fotoğraf Yarışması’nda dereceye giren ve sergilemeye değer bulunan toplam 37 güzel Tire fotoğrafını sizlerle paylaşmak isteriz.

001

Birincilik Ödülü – İsmet Danyeli – “Derici“

002
İkincilik Ödülü – Bülent Suberk – “Kalaycı“
003
Üçüncülük Ödülü – Sare Kural – “Tire“
004A
Mansiyon – İsmet Danyeli – “İncirci“
004B
Mansiyon – Ahmet Turan Kural – “Ali Efe Konak“
005
Mansiyon – Aygül Öztürk – “Tire’de Akşam“
006
Sergileme – Erdal Türkoğlu – “Keçeci“
007
Sergileme – Murat Yılmaz – “Ali Efe“
008
Sergileme – Murat İlhan – “Berber“
009
Sergileme – Celal Tığlı – “Sarac“
010
Sergileme – Sebahattin Özveren – “Dükkan“
011
Sergileme – Seçkin Yenici – “Rahmanlar Camii“
012
Sergileme – Seçkin Yenici – “Tire“
013
Sergileme – Ahmet Turan Kural – “Toptepe“
014
Sergileme – Tayip Başak – “Semerci“
015
Sergileme – Tayip Başak – “Nalbant“
016
Sergileme – Sare Kural – “Toptepe Manzara“
017
Sergileme – Tacettin Yüksel – “Aynadan Yansımalar“
018
Sergileme – Enes Top – “İncir“
019
Sergileme – Ümmü Kandilcioğlu – “Tatlısu Çeşmesi“
020
Sergileme – Neşe Arı – “Takunya Ustası“
021
Sergileme – Yaşar Yakın – “Pazar Molası“
022
Sergileme – Hüseyin Opruklu – “Muhabbet“
023
Sergileme – Hasan Güzel – “Hasırcı Abla“
024
Sergileme – Gökhan Demirel – “Pazar“
025
Sergileme – Mustafa Erbaş – “Yolcu“
026
Sergileme – Osman Özkol – “Sohbet“
027
Sergileme – Kerim Yılmaz – “Şelale“
028
Sergileme – Arzu Altıer – “Ayazma Dua“
029
Sergileme – Özer Kızıldağ – “Bekleyiş“
030
Sergileme – Özer Kızıldağ – “Deveciler“
031
Sergileme – Ediz Han Eren – “Keçeci“
032
Sergileme – Aziz R. Ekinci – “Toptepe“
033
Sergileme – Erhan Orhan Acıdere – “Tren Garı“
034
Sergileme – Bünyamin Karataş – “Umut İstasyonu“
035
Sergileme – Yarkın Üstünes – “Şimşir Sokak“
036
Belediye Başkanlığı Özel Ödülü – Şener Tekçi – “Yorgancı“

Daha işin başında erteleme…

Ali Rıza Avcan

Geçtiğimiz hafta hem İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin İnternet sayfasında hem de İnternet gazetelerinin manşetlerinde ilginç bir haberle karşılaştık.

Bu habere göre İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yapacağı 7,2 kilometrelik Üçkuyular-Narlıdere metro hattının yapımı için açtığı ihaleye girmek için 4’ü yabancı toplam 38 firmanın ihale dosyası alması üzerine ihale 20 Aralık 2017 tarihinden 9 Ocak 2018 tarihine, yani 20 gün sonraya ertelenmiş.

reading

Benim bildiğim kadarıyla Devlet İhale Kanunu ve ilgili diğer yasal düzenlemelere göre kamu idarelerinin hazırladığı ihaleler, ihale dosyası satın alanların çok olması durumunda ertelenmeyip kamu yararının hemen gerçekleşmesi için hemen yapılır. Nitekim duyurusu yapılan ihaleye fazla sayıda kişi ya da kurumun katılması özendirilerek her bir katılımcı adayına verilecek ihale dosyaları yeter sayıda hazırlanır.

Bu anlamda ihale dosyası çok fazla firma tarafından satın alındığı diye bir ihalenin 20 gün sonraya ertelenmesi ne görülmüş ya da ne de duyulmuş bir şeydir.

Böyle bir durum ilk defa İzmir Büyükşehir Belediyesi sayesinde ortaya çıkmış; ihale dosyası alanların sayısı fazla çıktı diye ihale 20 gün sonraya alınmıştır…

Ayrıca yazılı basına ve İnternet gazetelerine baktığımızda ihaleye katılmak için dosya alanların adeta gün gün takip edildiği, çoğu İnternet gazetesinin “F.Altay-Narlıdere Metro İhalesine Yoğun Başvuru” (Milliyet, 1 Kasım 2017) ya da “Narlıdere Metrosu İçin Dosya Alan Firma Sayısı 30’a Çıktı” (Merhabahaber, 17 Kasım 2017) şeklinde manşet attığı; sonuçta da “Narlıdere metrosu için 38 firma yarışacak” (Hürriyet, 14 Aralık 2017) haberlerinin paylaşıldığı görülmektedir.

Bu haberlerden anlaşıldığı gibi katılımcı sayısının fazla olması beklenen bir şeydir ve bu sayı günden güne artarak 38’e ulaşmıştır. Haliyle bu katılımcı adaylarına belli bir bedel karşılığında verilen ihale dosyası da yeter sayıda çoğaltılarak gereken önlemler alınmıştır…

Şimdi bu durumda insanın aklına iki olasılık gelmektedir:

Ya ihale hazırlıklarını yapan belediye yönetici ve çalışanları bir şeyleri yanlış ya da eksik yapmışlar ve bu yanlışlık ya da eksikliği gidermek için ek bir süreye ihtiyaç duymuşlar,

Ya da ihale dosyasını alan 38 firma dışında kalan bazı firmaların bu ihaleye katılması belediye üst yönetimi tarafından istenip arzulanmakta ve bu ek süre içinde o firmaların bu ihaleye katılım konusunda ikna edilebilecekleri düşünülmektedir.

Şayet bu iki olasılık dışında başka bir olasılık varsa, onu da bilen birinin bizimle paylaşmasını bekleriz…

s320290

Sonuç olarak önemli bir uluslararası ihalenin katılımcı sayısının beklenenden fazla çıkması nedeniyle 20 gün sonraya ertelenmesi, hem “ilklerin kenti” olarak tanıtılan İzmir için hem de ülkemiz için bir ilk olmuş; böylelikle belediyemiz her şeyin ilkini gerçekleştiren belediye sıfatını hak etmiştir.

Belli olmaz, ihalesi daha baştan 20 gün ertelemeyle başlayan büyük bir proje artık bir İzmir geleneğine dönüşen yapılıp iptal edilen ihalelerle, iflas eden firmalarla, zemin iyice analiz edilmediği için ortaya çıkacak yeni sorunlar, belki de yeni jeotermal kaynaklarının bulunması gibi nedenlerle uzadıkça uzayacak ve bir iki belediye başkanı eskitecektir.

Tabii ki bu durumun, yurt içi ya da dışındaki bir kurumun İzmir’e yeni bir ödül vermesinin gerekçesi bile yapılabilir diye de düşünmekten kendimi alamıyorum…

Kentsel Planlama – Ansiklopedik Sözlük

Kentsel Planlama Ansiklopedik Sözlük; Türkiye’de, kentsel planlama alanında hazırlanan ilk ansiklopedik sözlük kitabı. Melih Ersoy tarafından derlenen ve Ninova Yayıncılık tarafından yayınlanan kitapta bir çok yazarın katkısı var. Birinci basımı Eylül 2012’de, ikinci basımı Nisan 2016’da yapılan kitabın grafik tasarımı Sema Bıyıklıoğlu, sayfa dizimi Sinem Metin, düzeltmeleri de Belgin Gümrü tarafından gerçekleştirilmiş.

Kitap tanıtımından:

  • “Yarım yüzyılı aşan bir süredir kent planlaması eğitimi verilen Türkiye’de, kentsel planlama Ansiklopedik Sözlük kitabı, ülkemizdeki tüm planlama bölümlerinden 92 akademisyen ve uzmanın katılımı ile gerçekleştirilen ve son derece geniş bir ilgi alanına sahip olan mekânsal planlama konusunda yapılmış kapsamlı bir çalışmanın ürünüdür.
  • Bu çalışma ile kentsel planlama alanında yayımlanmış sözlük çalışmalarının bir adım ötesine geçilerek, kapsam bakımından, ansiklopedi ile sözlük arasında kalan bir alanın doldurulması hedeflenmiştir.
  • Kentsel Planlama Ansiklopedik Sözlük kitabında, planlamada analiz teknikleri, bölge planlama, çevre ve yaşam kalitesi, ekoloji ve planlama, ifade teknikleri, imar hukuku, kent ekonomisi, sosyolojisi, tarihi, kent, kentleşme, kentsel koruma, kentsel standartlar, kentsel politika, kentsel riskler, kentsel tasarım, kentsel yenileme ve dönüşüm, sanayi, konut, kıyı, turizm planlaması, ulaşım ve lojistik hizmetler v.b. konu başlıkları 250 madde halinde okurların incelemesine sunulmaktadır.“

Kentsel Planlama Ansiklopedik Sözlük Yazarları

A. Burak Büyükcivelek / A. Erdem Erbaş / Adnan Barlas / Ali Türel / Aliye Ahu Akgün / Arzu Taylan / Asım Mustafa Ayten / Ayda Eraydın / Ayşe Buket Önem / Ayşe Nur Ökten / Ayşe Sema Kubat / Ayşegül Mengi / Ayşen Savaş /Azime Tezer / Bahar Gedikli / Baykan Günay / Belma Babacan Tekinbaş / Bilge Armatlı Köroğlu / Bilge Çakır / Bilge Serin / Burak Beyhan / Cânâ Bilsel / Ceren Gamze Yaşar / Cüneyt Elker / Çetin Göksu / Çiğdem Çiftçi / Çiğdem Göksel / Çiğdem Varol / Dilşen Onsekiz / Ebru Kamacı / Ela Ataç / Ela Babalık Sutcliffe /Elif Kısar Koramaz / Emine Yetişkul Şenbil / Emre Madran / Engin E. Eyuboğlu /Erkan Polat / Ezgi Orhan / Fadim Yavuz / Fatih Terzi / Ferhan Gezici Korten /Feridun Duyguluer / Filiz Bektaş Balçık / Güldem Özatağan / Güliz Bilgin Altınöz /Güliz Salihoğlu / Handan Türkoğlu / Hatice Ayataç / İclal Dinçer / İpek Özbek Sönmez / İsmet Kılınçaslan / Kevser Kantar Üstündağ / Koray Özcan / Mehmet C. Marın / Mehmet Doruk Özügül / Mehmet Ocakcı / Melih Ersoy / Mesut Ayan /Metin Şenbil / Murat Balamir / Müge Akkar Ercan / N. Tunga Köroğlu / Nihal Şenlier / Nihan Özdemir Sönmez / Nil Uzun / Nilgün Ergun / Nilgün GörerTamer / Olgu Çalışkan / Orhan Kuntay / Osman Balaban / Özgül Acar Özler / Reyhan Yıldız / Ruşen Keleş / Seda Kundak / Senay Oğuztimur / Serap Kayasü / Sezai Göksu / Songül Öztürk / Tansı Şenyapılı / Tanyel Özelçi Eceral /Tayfun Salihoğlu / Töre Seçilmişler / Tuba İnal Çekiç / Tuna Taşan-Kok / Tuncer Kocaman / Turgay Kerem Koramaz / Tülay Kılınçaslan / Yelda Aydın Türk / Yiğit Evren / Zekiye Yenen / Zeynep Günay / Zeynep Merey Enlil.

KONULARA GÖRE MADDELER

ANALİZ TEKNİKLERİ

Çevresel Algılama / Çizim ve İfade Teknikleri / Görsel Analiz Teknikleri / GZFT Analizi / İkinci Konut / Kent Planlama ve CBS / Kent Planlamasında İfade Teknikleri / Uzaktan Algılama / Üç Boyutlu Çizim ve İfade Teknikleri

BÖLGE PLANLAMA

Avrupa Birliğinde Bölgesel Gelişme Politika ve Araçları / Bölge Planlama / Bölgesel Eşitsizlikler / Bölgesel Gelişme Paradigmaları / Bölgesel Kalkınma Kuramları / Bölgesel Kalkınmanın Sosyal Boyutu ve Sosyal Sermaye / Bölgesel Politika / Bölgesel Sürdürülebilir Kalkınma / Bölgesel Yenilik Sistemleri / Bölgeselleşme / Büyüme Kutupları / Dirençli Bölgeler / İleri Sanayi Bölgeleri / Kent Bölge / Öğrenen Bölge / Sıcak Nokta / Teknoloji Bölgeleri / Üretim ve Bilgi Ağları / Yaratıcı Kapasite

ÇEVRE VE YAŞAM KALİTESİ

Alan Yönetimi / Çevre Mevzuatında Tanımlar / Çevre ve İl Çevre Düzeni Planı / Çevre-merkezcilik / Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Stratejik Çevresel Değerlendirme / Çevresel Planlamada Katılımcı Yaklaşımlar / Dışsallık / Entegre Havza Yönetimi / Güneş-Kent / İçme Suyu Koruma Havzası / İklim Değişikliği, Küresel Isınma ve Kentler / İnsan-merkezcilik / Kamu Yararı ve Üstün Kamu Yararı / Kent ve Sağlık / Kent ve Çevre Sorunları / Kentsel Yaşam Kalitesi Araştırmaları / Kentsel Yaşam Kalitesi ve Göstergeleri / Kentsel Yoksulluk / Planlama ve Su Tüketimi İlişkisi / Ramsar Sözleşmesi / Sulak Alanların Planlanması Korunması / Sürdürülebilir Kentsel Gelişme / Yaban Hayatı Koruma- Geliştirme Alanı / Yaşam Kalitesi ve Kentsel Yeşil alanlar / Yaşanabilirlik Ölçütleri / Yerel Enerji Planlaması / Yeşil Yerleşim Değerlendirme Sistemleri

EKOLOJİ VE PLANLAMA

Çevre-Merkezcilik / Eko Turizm / Ekokent / Ekolojik Planlama / Güneş-Kent / İçme Suyu Koruma Havzası / Kentsel Dirençlilik-Dayanıklılık / Sulak Alanların Planlanması Korunması / Sürdürülebilir Kentsel Gelişme / Yaban Hayatı Koruma-Geliştirme Alanı / Yeşil Yerleşim Değerlendirme Sistemleri

İFADE TEKNİKLERİ

Çizim ve İfade Teknikleri / Kent Planlamasında İfade Teknikleri / Üç Boyutlu Çizim ve İfade Teknikleri / GZFT Analizi

İMAR HUKUKU VE MEVZUATI

Çevre Etiği / Düzenleme Ortaklık Payı / Düzenleme / Parselasyon İşlemi / Islah İmar Planı / İmar Hakkı Aktarımı / İmar Mevzuatında Tanımlar / İmar Planı Değişikliği / Kamu Yararı ve Üstün Kamu Yararı / Köy Yerleşme Planları / Mücavir Alan / Nazım İmar Planı / Parsel Ayırma ve Birleştirme İşlemleri / Planlamada Kademeli Birliktelik İlkesi ve Türkiye’de Plan Kademeleri / Uygulama İmar Planı

KENT EKONOMİSİ

Arazi Rantı / Arazi Spekülasyonu / Büyüme Kutupları / Dışsallık / Ekonomik Mekan ve İlişkisel Yaklaşım / İlksel Kent / Kent Ekonomisi / Kümelenme Ekonomileri / Sıra Büyüklük Kuralı / Yer Seçim Kuramı / Yerleşim Katsayısı

KENT SOSYOLOJİSİ

Dışlanma / Gecekondu ve Evrimi / İç Göçler / Kent Mekanında Toplumsal Ayrışma / Kent Sosyolojisi / Kent Sosyolojisi Kuramları / Kentsel Bütünleşme / Kentsel Dirençlilik- Dayanıklılık / Kentsel Kimlik / Kentsel Yoksulluk / Küreselleşme ve Mekan / Merkezi Yer kuramı / Modern Kent ve Toplumsal Yapı / Ortak Merkezli Çemberler Kuramı / Postmodern Kent ve Toplumsal Yapı / Seçkinleştirme / Sosyal Tabakalaşma / Sürdürülebilir Topluluklar / Şikago Okulu / Yoğun Kentsel Yoksulluk

KENT TARİHİ

Anadolu Öncesi Türk Kenti ya da Orta Asya Türk Kenti / Anadolu-Osmanlı Kenti / Anadolu-Selçuklu Kenti / Atina Bildirgesi / Bahçe Kent / Bauhaus / CIAM-Uluslararası Modern Mİmarlık Toplantıları / Güzel Kent Hareketi / Izgara Kent Tasarımı / İran Türk-İslam Kenti (Büyük Selçuklu Kenti) / Kamusal Mekan / Sanayi Kenti / Yeni Kentler / Yeşil Kuşak

KENT VE KENTLEŞME – KAVRAMLAR

Akıllı Kent / Ekümenopolis / Gecekondu ve Evrimi / Kavramsal Bir Sistem Olarak Planlama / Kent / Kent Bölge / Kentbilim / Kentleşme / Kentlileşme / Kentsel Saçaklanma / Kentsel Yaşam / Kentsel-Kırsal Bütünleşme / Küresel Kent / Dünya Kenti / Küreselleşme / Megalopolis / Metropoliten Alan,Metropoliten Kent / Meydan-Kent Meydanı / Nüfus Projeksiyonları / Sürdürülebilir Kent Modeli / Ters Kentleşme / Türkiye’de Kentleşme / Yaratıcı Kent / Yavaş Şehir / Yörekent ve Yörekentleşme

KENTSEL İŞLEVLERİN YER SEÇİMİ VE KENTSEL STANDARTLAR

Kamusal Hizmet Tesislerinin Yer Seçimi / Kentsel Sosyal Donatıların Yer Seçimi / Konut Alanları Planlamasında Tasarım Ölçütleri / Konut Alanlarında Yer Seçim Etmenleri / Lojistik Etkinliklerin Yer Seçimi / Sağlık Kurumları için Planlama Standartları / Sanayi Alanlarında Planlama Standartları / Ticaret Alanları ve Merkezleri için standartlar / Ticari Etkinliklerin Yer Seçimi / Yeşil Alanlar ve Spor Alanları için Planlama Standartları

KENTSEL KORUMA

Alan Yönetimi / Dünya Miras Listesi / Kentsel Koruma Kavramı ve Geçirdiği Evrim Süreci / Kentsel Koruma Kavramı ve Politikaları / Kentsel Koruma Kurumunun Ülkemizdeki Yapılanması / Kıyı Mevzuatının Ülkemizdeki Gelişimi / Kültür Mevzuatında Tanımlar/ Kültürel Miras ve Koruma Anlayışının Tarihsel Gelişimi / Kültürel Mirası Koruma Mevzuatının Ülkemizdeki Tarihsel Gelişimi / Kültürel Mirasın Korunmasına İlişkin Uluslararası Belgeler ve Sözleşmeler / Kültürel Mirasın Korunmasına İlişkin Uluslararası Kurumlar / Sürdürülebilir Kentsel Koruma / Tarihi Çevre ve Kültürel Miras

KENTSEL PEYZAJ VE REKREASYON

Kentsel Peyzaj, Rekreasyon ve Açık Alanlar / Kentsel Planlamada Peyzaj ve Peyzaj Mimarlığı / Rekreasyon Alanları

KENTSEL PLANLAMA KURAMLARI

Adım Adım (Aşamalı) Planlama / Bilim Felsefesi Bakış Açısından Planlama / GZFT Analizi / İletişimsel Akılcılık / Kapsamlı Akılcı Planlama Kuramı / Kavramsal Bir Sistem Olarak Planlama / Planlamada Üçüncü Yol: Etzioni ve Karma Yaklaşım / Savunmacı Planlama Kuramı / Stratejik Mekansal Planlama

KENTSEL POLİTİKA

Çok Aktörlü Yönetişim / İletişimsel Akılcılık / Kamusal Mekan / Kentleşme Politikaları / Kentsel Politika ve Siyaset İlişkisi / Kentsel Politikalar ve Analitik Çerçeve / Kentsel Toplumsal Hareketler / Özel Alan Yönetimi ve Yönetim Planı / Planlamada Kurumsallaşma ve Kurumsalcı Planlama / Toplu Tüketim Malları / Yeni-Liberal Kentleşme Kavramı ve Politikaları

KENTSEL RİSKLER VE SAKINIM PLANLAMASI

Afetlere İlişkin Planlama Etkinlikleri ve Sakınım Planlaması / Kentsel Afetler ve Risk Paylaşımı / Kentsel Dirençlilik / Kentsel Risk Analizi / Risk ve Sigorta / Sigorta Teknolojisi / Uluslararası Afetler Politikası ve Kent Planlaması / Zorunlu Deprem Sigortası ve DASK

KENTSEL TASARIM VE FİZİKSEL PLANLAMA

Atina Bildirgesi / Bahçe Kent / Bauhaus / CIAM (Congres Internationaux d’Architecture Moderne) / Doğrusal Kent / Izgara Kent Tasarımı / İkinci Konut / Kent Dokusu / Kent İmgesi / Kent Kapısı / Kentsel Derişiklik / Kentsel Omurga / Kent Omurgası / Kentsel Peyzaj, Rekreasyon ve Açık Alanlar / Kentsel Saçaklanma / Kentsel Tasarım / Komşuluk Birimi / Mekan Dizimi / Merkezi İş Aları (MİA) / Radburn Yerleşimi Planı / Sanayi Kenti / Tasarım Denetimi / Tasarım Kodu / Yeni Kentler / Yeni Şehircilik Akımı / Yeşil Kuşak

KENTSEL YENİLEME ve DÖNÜŞÜM

Emlağa Dayalı Kentsel Yenileme / Kent Merkezi ve Çevresinde İşlevsel Farklılaşma / Kentsel Dönüşüm / Sürdürülebilir Kentsel Yenileme

KIYI VE PLANLAMA

Bütünleşik Kıyı alanları Yönetimi ve Tarihsel Gelişimi / Kıyı ile İlgili Tanım ve Terimler / Kıyı Mevzuatında Tanımlar / Türkiye’de Sit Alanlarına İlişkin Uygulamalar

KONUT VE PLANLAMA

Emlağa Dayalı Kentsel Gelişme / Kapalı Site / Konut Arzı / Konut Finansmanı / Konut Gereksinimi ve Konut Talebi / Konut Politikası

SANAYİ VE TEKNOLOJİ ALANLARI

Sanayi Odakları / Sanayide Tedarik Zincirleri ve Firmalar Arası İilişkiler / Teknoparklar / Teknoparkların Gelişim Süreci

TOPLUMSAL CİNSİYET VE PLANLAMA

Cinsiyet Eşitlikçi Planlama / Çevre-Merkezcilik / Kentler ve Toplumsal Cinsiyet

TURİZM PLANLAMASI

Agro Turizm / Eko Turizm / Ekokent / Golf Alanı / Özel Çevre Koruma Alanı / Bölgesi / Sağlık ve Termal Turizmi / Sürdürülebilir Turizm ve Planlaması / Turizm Alanı, Turizm Bölgesi, Turizm Merkezi / Turizm Mevzuatında Tanımlar / Turizm Planlaması

806x517-paylaşım-1-e1487927533887

ULAŞIM PLANLAMASI VE LOJİSTİK HİZMETLER

Ara-Toplu Taşım / Bisiklet Ulaşımı / Erişebilirlik / Havalimanları / Kentsel Lojistik / Kentsel Ulaşım / Kentsel Ulaşımda Park et- Bin Uygulaması / Liman / Liman Alanları Planlaması / Liman Geri Bölgesi -Hinterlant / Lojistik / Lojistik Merkez / Organik Ulaşım / Otopark / Sürdürülebilir Ulaşım ve Politikası / Terminal / Toplu Taşıma / Trafik Sakinleştirme / Trafik Yönetimi / Ulaşım Ana Planı / Ulaşım Politikalarında Çağdaş Yaklaşımlar / Ulaşımın Toplumsal Boyutu / Yaya ve Bisiklet Öncelikli Ulaşım.

Görerek, bilerek ve hissederek mücadele etmek…

Ali Rıza Avcan

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile bu bakanlığa bağlı Karayolları Genel Müdürlüğü, içinde yaşadığımız kentin Gediz Deltası Sulak Alanı ile İnciraltı bölgesi arasına çağımızın tüm teknolojik olanaklarını kullanarak köprü, beton yapay ada ve denizaltı tüp tünel geçişi olmak üzere devasa bir yatırım yapmak istiyor ve buna da İzmir Körfez Geçişi Projesi adını veriyor.

Diğer bakanlıklar, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri ise kah açık destek vererek kah sessiz kalarak bu büyük projenin yapılması için ellerinden geleni yapıyor.

Önce, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun arkası gelmeyen karşı çıkışlarıyla Gediz Deltası’nı koruyup yönetmek için 2002 yılında kurulan İzmir Kuş Cennetini Koruma ve Geliştirme Birliği (İZKUŞ) Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından kapatıldı.

Ardından yine aynı bakanlık bu bölgedeki koruma alanlarının konum, koşul ve sınırlarını, projenin yapımını kolaylaştırmak için yeniden düzenledi.

En sonunda da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Gediz Deltası Sulak Alanı‘ndaki doğal koruma bölgelerinin özelliklerini ve sınırlarını kimselere duyurmadan gizli saklı değiştirdi.

Meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve sıradan yurttaşlar, önce yerel ve merkezi kamu kurumlarının bütün bu hukuk, insanlık ve ahlak dışı eylemleri için yapılmak istenenleri öğrenmeye, öğrendiklerini kamuoyuna anlatmaya ve davalar açarak alınan kararların iptali ve yürütmesinin durdurulması için mücadele etmeye çalıştılar.

Bir yanda TMMOB ve onun bağlaşığı meslek odaları bir dizi bilgilendirme toplantıları yaparken diğer yanda davacı kurumlardan Doğa Derneği daha somut girişimlerde bulunmaya başlayarak alan savunuculuğunun somut, pratik örneklerini sergilemeye başladı.

Bunun için Gediz Deltası Sulak Alanı‘nın UNESCO Dünya Mirası Listesi‘ne alınması için kampanya başlattı, Gediz Deltası Sulak Alanı, Kuş Cenneti ve Ramsar Sözleşmesi ile korunan alanlarda konaklayıp üreyen Flamingo, Tepeli Pelikan, Akça Cılıbıt gibi kuşlarla bölgenin coğrafya ve florasını bilmeyen İzmirlileri Gediz Deltası‘na taşıyarak, onlarla yürüyüşler, kuş gözlemleri ve basın toplantıları düzenleyerek, broşür ve afişler hazırlayarak, sosyal medya organizasyonları yaparak halkın ve medyanın bilinçlendirilmesine önem verdi. 

Böylelikle İzmirlilerin bu bölgeyi daha iyi bilip öğrenmesini ve gelen felaketi bu bilgi ve bilinçle karşılamasını sağlamaya çalıştı. Bunu yaparken de sözün gücü yanında sahici bir şekilde gösterip soruna ortak etmenin gücünü kullanmaya özel bir önem verdi.

Böylelikle yüzlerce sözcük, toplantı ya da etkinlikle yapılacak şeyleri tek bir  kalemde, İzmirli’yi Gediz Deltası Sulak Alanı‘na, o alanda yaşayan kuşların, hayvanların ve o eşsiz doğanın huzuruna götürerek, sorunu duygularıyla ve uzmanlardan öğrendikleri bilgilerle anlayıp kavramaları için çalıştı.

Doğa Derneği’nin bu çalışmaları halen daha da büyüyerek devam ediyor.

İşte bütün bu bilinçli, etkileyici ve sonuç alıcı çalışmalar kapsamında gerçekleştirdikleri yeni bir bilgilendirme çalışmasını, geçtiğimiz Cumartesi günü Gediz Deltası‘ndaki tarihi Çamaltı Tuzlası tuz tablalarını, oluşturulan yapay setleri, yolları, tepeleri, su kanallarını, Leukai antik kentini, korunması gereken bataklıkları ve delta çayırlarını görerek çevredeki binlerce kuşu, yılkı atlarını gözlemleyerek, adlarını, türlerini, yaşam biçimlerini öğrenerek deneyimleme şansını yaşadım.

Resim11

Doğa Derneği Kurucu Başkanı ve Bilim Danışmanı Dr. Güven Eken eşliğindeki kuş gözlemcileri Ahmet Kaya ve Akın İzgin ile Mustafa Can Çevik, Eyüp Fatih Şimşek, Nilgün Eser, Fatma Narlı ve Merve Balcı‘dan oluşan bir grupla birlikte sabah saat 08.45’den akşam saat 18.30’a kadar 17-18 kilometre uzunluğundaki bir parkurda yürüyerek uçan, beslenen ya da dinlenen binlerce kuşu, çevrenin coğrafyasını, tarihi ve arkeolojik değerlerini, kuşlar ve diğer hayvanlarla insanlar arasındaki kadim ilişkiyi öğrenmeye, anlamaya çalıştık.

20171216_124339

Arkadaşlarımızın yaptığı kuş gözlemi çerçevesinde gördüğümüz ya da sesini duyduğumuz her kuşun hangisi olduğunu elimizdeki Collins Kuş Rehberi‘ne bakarak anlamaya, kuş gözleminin nasıl yapıldığını, esen rüzgara göre kuşların nerelerde beslenip gecelediklerini ve çakallardan nasıl korunduklarını öğrenmeye, bizleri hissettiklerinde nasıl tepki verdiklerini, çevreden gelen avcıların nasıl büyük bir tahribata neden olduklarını, M.Ö. 383’de Pers Kralı Büyük Kryos‘un amirali Takhos tarafından, üç tepeden oluşan bir ada üzerinde kurulan Leukai antik kentinde definecilerin yaptığı kaçak kazılarla ortaya çıkan su künkleriyle mermer parçalarının çevreye nasıl saçıldığını, bu antik kentin üzerine kurulduğu adanın Gediz nehrinin getirdiği alüvyonlarla nasıl ortadan kalktığını, bu antik tepelerin patlatılması suretiyle elde edilen malzemeyle yapılan yol ve setlerin doğaya nasıl zarar verdiğini, ender rastlanan bir Balık kartalının pençeleriyle nasıl balık yakaladığını, bütün bu geniş alandan sorumlu olan Tekel’in özelleştirilmesi sonrasında görevi üstlenen Doğa Koruma ve Milli Parklar yetkililerinin nasıl etkisiz hale geldiklerini; asıl önemlisi İzmir’e bu kadar yakın bu Dünya harikası alanın İzmir’den ve İzmirli’den nasıl uzak olduğunu yerinde görerek bilincimize kaydettik

WhatsApp Image 2017-12-17 at 21.22.40

Ayrıca sayımları yapılan Akça cılıbıt, Akkuyruksallayan, Ak pelikan, Atmaca, Bahri, Balık kartalı, Çayır incir kuşu, Çıvgın, Flamingo, Florya, Gümüş martı, Gümüş yağmurcun, Karaboyunlu batağan, İspinoz, Kamış bülbülü, Karabaş martı, Karabatak, Karakalınlı kumkuşu, Kaşıkçıl, Kaya güvercini, Kaya serçesi, Kerkenez, Kervan çulluğu, Kızılbacak, Kızılgerdan, Kuğu, Küçük karabatak, Küçük karga, Küçük kumkuşu, Leş kargası, Ördek, Sakarmeke, Saksağan, Saz delicesi, Serçe, Sığırcık, Su çulluğu, Suna, Şahin, Tarla kuşu, Taş kuşu, Tepeli pelikan, Van Gölü martısı, Yalıçapkını, Yeşil bacak, Yeşil düdükçün ile ilgili sayıların uluslararası kuş örgütü eBird‘e (http://ebird.org) ait veri bankasına işlendiğini gördük.

İşin ilginç bir yanı, kuş gözlemi sonrasında yaptığımız araştırmalardan öğrendiğimize göre şimdi yerinde yeller esen o antik Leukai antik kentinin kullandığı madeni paraların bir yüzünde tanrıça Athena ya da tanrı Apollo‘nun kabartmaları, diğer yüzünde de bir kuğu kabartması yer almasıydı.

Imhoof_KM01

Kuş gözlemi adı verilen bu etkinlikte görüp anladığımız gibi hiç birimiz, -tabii ki yıllardır buraya emek veren Doğa Derneği ve kuş gözlemcileri dışında- bu doğa parçasını yeterince bilmiyor, tanımıyor ve o nedenle de İzmir’i İzmir yapan bu değere sahip çıkamıyoruz.

WhatsApp Image 2017-12-17 at 21.38.40

Ayrıntılarını vermeye çalıştığım bu keyifli gözleme katılan şanslı biri olarak yapacağım tek öneri, bu gözlem sonrasında aramızda aldığımız bir karara destek vererek önümüzdeki hafta sonlarında yine aynı yerlerde Doğa Derneği tarafından yapılacak olan benzeri etkinliklere katılmanız ve bu bilinmedik alemle tanışarak edineceğiniz bilgi ve bilinçle buralara; bu topraklara, bu topraklarda yaşayan bitkilere, kuşlara, hatta yürüdüğümüz yollarda henüz yuvalarına çekilmemiş olan karıncalara sahip çıkarak bu canlılara zarar verecek olan İzmir Körfez Geçişi Projesi‘ne karşı çıkmak amacıyla gerçekleştirilen mücadeleye katkı koymanızdır.

Tabii ki bu mücadelenin önemli bir aşaması olan her kuş gözlemi etkinliği sonrasında, Sasalı merkezindeki Flamingo Pide Salonu‘nda bitirerek o eşsiz pideleri yerken flamingoları düşünmeniz dileğiyle….

 

Nilgün Marmara ve şiirleri

Nilgün Marmara (13 Şubat 1958-13 Ekim 1987), yüksek öğrenimini Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde yapmış ve üzerine incelemeler yaptığı Amerikalı şair ve yazar Sylvia Plath’in yaşama bakışından ve düşüncelerinden oldukça etkilenmiştir. Şiirlerinde çoğunlukla, birinci tekil kişinin düşle gerçek arasında gidip gelen, kırılgan izleklerini kullanan Marmara’nın eserleri Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1988), Kırmızı Kahverengi Defter (1993, Günlük, Gülseli İnal tarafından hazırlanmıştır), Sylvia Plath’ın Şairliğinin İntihar Bağlamında Analizi (1985) dir.

C3mdnk2XUA0dhko 

KENT

Ağarmaz kanı kargışın;

                                  kent,

                eklemeden kendine,

                bulmaz sınırını sevinin,

                bulmaz dizisini yüreğinin.

 

Kent eflatun göğü taç kılmış,

               korunuyor surlarla.

O da bilir eksiktir,

              biri eksik olduğunda.

 

Geçmiş gecenin imgesini zorlar,

              belirsizliğe gizlenen izini.

Dönüşü alıkoyanın kim olduğunu,

Yıldızsı kuraklığın kaç koyağında

              durulduğunu sorgular.

 

O; kent,

                kendi görümüne kör olan,

                hep işitti öz sesini,

                içinde yaşayanın.

                                                                           Eylül, 81

nilgun-marmara

. . .

Ve doğruluruz her karanlıkla

Sarsılmanın yakın imgesinde.

Bu şehrin insanları dostum

Yokuşları mutsuz çıkıp da

mutlu mu inerler?

Hayal çiçeklerini mi koklarlar

kafes içkievlerinde?

İletilir mi bengi ay?

Öyle ya güneş de yorar

Çalışmak gibi.

Bundan işte izbeler yalnızlığı

Kaçkın bocalayanlar öyle

Kentlerle köyler arası.

Sarı yayılmış hücrelere

Korkunç uzanır günler

Durdukça çorak gecelere

Rüzgar ne katar varlığa

Yabanıl dönüşlerle?

Yüreğin burkulması,

Göz dayanıksızlığı,

Aşk azlığı. . .

                                                        Kasım, 83

maxresdefault

REMBETİKO

Söyler ve çalar
Rembetiko
taşkın imparatorluğunu ayrılığın.

Alt yerlerde irin çoğulluğu,
görülemeyen yanık ezgidir üzerimizde.

Vakti yok rembetikonun hiçbir telde,
dehşet ritmi nde yığılan göğün,
ölçer dibini lağımın, köstebek yuvalarında.

Şimdi bir çalgı rembetiko kendini süren
İstemeden, istenmeden, zayıf, benzersiz
sıfırı sollayarak kayıp giden.

Haziran, 85

 

Ey, iki adımlık yerküre

Senin bütün arka bahçelerini

           gördüm ben !

sylvia-plath-ve-nilgun-marmara-listelist

…. Çocukluğun kendini saf bir biçimde

akışa bırakması ne güzeldi. Yiten bu işte!..

 

Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü 4. Ulusal Fotoğraf Yarışması

Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü’nün ülkemizi yurtdışında tanıtmak amacıyla düzenlediği ulusal fotoğraf yarışmalarının dördüncüsünde dereceye giren ve sergilemeye değer bulunan toplam 38 güzel fotoğrafı paylaşmak isteriz.

001
Birincilik – Özgür Bilgili – Akvaryum Gezisi
002
İkincilik Ödülü – Gökalp Bilici – Kızkalesi
003
Üçüncülük Ödülü – Hasan Savaş Saka – Atlantis’ten gelen aile
004
Mansiyon – Fikret Özkaplan – Demre’de mola
005
Mansiyon – Sebahattin Özveren – Tophane çesmesi
006
Mansiyon – Veysel Kaya – Piknik
007
Sergileme – Fikret Özkaplan – Marmaris gezisi
008
Sergileme – Aytül Akbaş – Kartepe
009
Sergileme – Sümeyye Gökçen Özkaplan – Köprüçay rafting
010
Sergileme – Murat ibranoğlu – Kızak keyfi
011
Sergileme – Kemal Özkılıç – Sultanahmet

 

 

012
Sergileme – Salim Şimşek – Xantos Muğla
013
Sergileme – Uğur Sağıroğlu – Kızak
014
Sergileme – Kahraman Savaş – Gökçeada sörf
015
Sergileme – Muhammet Ceylan  – Yaylada kamp
016
Sergileme – Mehmet Öztürk – Plaj
017
Sergileme – Ragıp  Sarı – Ailece deniz keyfi
018
Sergileme – Fedai Coşkun – Fırtına Deresi aile
019
Sergileme – Abdurrahman Çetin – Baba
020
Sergileme – Orhan Bektaş – Kardeşler
021
Sergileme – Kenan Talas – Anne kız
022
Sergileme – Emre Bostanoğlu – Sahil
023
Sergileme – Emre Bostanoğlu – Müze
024
Sergileme – İbrahim Aysündü – Serenderde aile
025
Sergileme – İsmet Danyeli – Pansiyon
026
Sergileme – İsmet Danyeli – Asos
027
Sergileme – Tarık Kara – Çocuklar
028
Sergileme – Tayip Başak – Turizm ve aile
029
Sergileme – Ahmet Aslan – Aile
030
Sergileme – İpek Yılmaz – Karda keyif
031
Sergileme – Melek Kaya – Akvaryum
032
Sergileme – İsmail Hasan Bodur – Celsus
033
Sergileme – İlhan Uzunismail – Yayla göçü

 

034
Sergileme – Emiali  Kokal – Çesme Pırlanta Plajı
035
Sergileme – Sezgin Arıcan – Seyir
036
Sergileme – Burak Orta – Rafting
037
Sergileme – Levent Ateş – Köprü
038
Sergileme – Fetiye Ebru Gökben Çağlar – Heraklia

Tüm bir kenti kucaklayabilmek… (2)

Ali Rıza Avcan

İzmir’deki antikapitalist kent mücadelesi bugünlerde birbirinden farklı iki ayrı düzlemde sürdürülüyor.

Biri, Kültürpark’ta İzmir Büyükşehir Belediyesi’nce yapılmak istenen yeni binalarla Basmane’deki eski garaj alanında Folkart-İzmir Büyükşehir Belediyesi işbirliği ile yapılacağı söylenen Folkart gökdelenin tetikleyeceği Basmane ve Çankaya bölgelerini soylulaştırma gayretlerini engellemeye yönelik mücadeleler,

Diğeri de, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yapılmak istenen İzmir Körfez Geçişi Projesi’nin tetikleyeceği İzmir Körfezi’nin her iki yakasındaki doğal alanları yok edip yeni yağma alanları yaratmayı amaçlayan saldırıları püskürtmeye yönelik mücadeleler.

2016 yılı yaz aylarından bu yana, önce Facebook’taki “Kültürpark’a Dokunma” grubuyla başlatılan, sonrasında “Kültürpark Platformu” adıyla sürdürülen Kültürpark ve Basmane Folkart gökdeleni mücadelesi halen, TMMOB’na bağlı meslek odaları, dernekler, kent konseyleri, sivil oluşumlar ve bireyler eliyle oluşturulan “Kültürpark Platformu”nun etkinlikleriyle sürdürülmekte…

Bu mücadele kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun aldığı kararla İzmir Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Yüksel Çakmur’un açtığı davaya bakan İzmir 5. İdare Mahkemesi’nin verdiği karar, bu mücadeleyi kolaylaştırarak Kültürpark Projesi ve Folkart gökdeleni ile bu bölgede başlatılmak istenen soylulaştırma girişimleri belirsiz bir süre için durdurulabilmiştir.

Tabii ki, sermayenin önümüzdeki günlerde ne yapacağının belli olmadığını unutmamak koşuluyla…

Kültürpark 04

İzmir Körfez Geçişi Projesi ile ilgili mücadele ise, hepimizin bildiği gibi bu proje ile ilgili ÇED raporunun iptali ve yürütmesinin durdurulması için TMMOB’un ayrı, EGEÇEP, Doğa Derneği ve 85 sivil İzmirlinin oluşturduğu grubun ayrı davalar açması sonrasında ilk kez Doğa Derneği’nin 26 Nisan 2017 tarihinde düzenlediği “Köprüden Önce Son Çıkış: İzmir’in Kuşları” toplantısı ile başladı.

Hatırlayacağınız gibi Doğa Derneği, İzmir Mimarlık Merkezi’nde düzenlediği bu toplantıda Su Altı Araştırmaları Derneği ile birlikte İzmir Körfez Geçişi Projesi‘nin Gediz Deltası Sulak Alanı ile İzmir Körfezi’ne ve İnciraltı’na vereceği zararları İzmir halkına anlatmaya çalıştı.

Sonrasında TMMOB, EGEÇEP ve Doğa Derneği dava açan kurumlar olarak bir araya geldiler ve 20 Eylül 2017 tarihinde yine İzmir Mimarlık Merkezi’nde düzenledikleri basın toplantısı ile hazırladıkları “İzmir ve Bölgemizde Planlanan Rant Projeleri Hakkında Rapor” başlıklı ortak metni kamuoyu ile paylaştılar. 

Basın toplantısını yapmak amacıyla bir araya gelen davacı üç kurum, basın toplantısı sonrasında kendi aralarında periyodik toplantılar yapmakla birlikte bu toplantılarda kent ölçeğindeki mücadeleyi örgütleme konusunda -ne yazık ki- bir sonuca ulaşamadılar. 

20 Eylül 2017 tarihli basın açıklaması sonrasında da genellikle TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Genel Sekreteri ile Şehir Plancıları Odası İzmir Şube Başkanı konuşmacı olarak katıldıkları bilgilendirme toplantıları yapıldı. Bu toplantılar önce Konak ve Buca kent konseyleriyle Haziran Hareketi’nin değişik semtlerdeki meclisleri ölçeğinde yapıldı ve bu toplantılarda genellikle İzmir Körfez Geçişi Projesi‘nin sakıncaları anlatılarak toplantılara katılanlardan öğrendikleri bu bilgileri geldikleri yerlerdeki arkadaşlarına, akrabalarına, üyesi oldukları derneklere, mahalle halkına anlatmaları istendi.

Siyasi bir içerikten yoksun olan bu toplantılarda konular daha çok kentsel rantın paylaşımı eksenine oturtularak projenin mevcut fiziki planlarla ulaşım ana planına uygun olmadığı söylendi. 

İKGB Basın Açıklaması 20.09.2017 003

Bilgilendirme amaçlı bu toplantılarda karşımıza devamlı olarak TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Genel Sekteri ve Şehir Plancıları Odası Başkanı çıkmakla birlikte konu ile doğrudan ilgisi olan çevre, inşaat, jeoloji ve peyzaj mühendisleri odalarının temsilcilerini işin bir bileni olarak dinleyemedik. Oysa bu odaların oluşacak çevre tahribatı, körfez dibinden çıkarılacak tarama malzemesi, inşaatın özelliklerinden kaynaklanan sorunlar, projenin bölgenin depremselliği açısından riskleri ve projenin İzmir peyzajında yaratacağı sorunlar gibi çok farklı bilgiler verebileceklerine, böylelikle elimizdeki bilginin daha da zenginleşeceğine inanıyorduk.

Ayrıca Doğa Derneği’nin temsilcileri Buca Kent Konseyi üyeleri için yapılan bilgilendirme toplantısına konuşmacı olarak katılmakla birlikte diğer davacı kurum olan EGEÇEP temsilcisini hiçbir toplantıda konuşmacı olarak karşımızda göremedik.

Bu toplantılarda hiçbir zaman için, -Doğa Derneği temsilcisinin Buca Kent Konseyi Genel Kurulu’nda yaptığını duyduğumuz mücadele çağrısı dışında- İzmir halkına yönelik “gelin bize katılın, hep birlikte mücadele edelim” çağrısının yapılmadığını gördük.

İzmir Körfez Geçişi Projesi için İzmir genelini kapsayan bir mücadele çağrısı yapılmamakla birlikte ardında TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Genel Sekreterliği ile Şehir Plancıları Odası’nın bulunduğunu anladığımız “İzmir’e Sahip Çık” platformunun oluşturulmaya; böylelikle İzmir Körfez Geçişi Projesi üzerinden tüm İzmir’i kapsayan bir mücadele alanının yaratılması için çaba harcandığına tanık olduk.

“İzmir’e Sahip Çık” adı verilen bu platformun açtığı Facebook sayfası ve düzenlediği imza kampanyası ile genel bir İzmir mücadelesi için adım atmaya çalışmakla birlikte, arkasına diğer kurum ve bireyleri almadığı, tüm bir İzmir’i kucaklamadığı için ortaya çıkan çabanın oldukça zayıf kaldığını ve İzmir ölçeğindeki geniş bir antikapitalist kent mücadelesi için bizlere umut vermediğini gördük.

İzmir'e Sahip Çık

Oysa bir yanda bu bilgilendirme toplantıları yapılırken dava açan üç kurumdan biri olan Doğa Derneği’nin Gediz Deltası’nda halka açık düzenlediği etkinliklere, basın toplantısına, Twitter’de düzenlenip oldukça başarılı olan top trending kampanyasına Doğa Derneği üyeleri, çalışanları ve sempatizanları dışında kimsenin katılmadığını, İzmir Körfez Geçişi Projesi ile ilgili kampanyanın Doğa Derneği tarafından ayrıca yürütüldüğüne, Doğa Derneği’nin Gediz Deltası Sulak Alanı’nın UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’ne alınması için yurt içinde ve dışında çalışmalar yaptığına, hem bu girişim hem de İzmir Körfezi Geçişi Projesi için RAMSAR ve Bird Life International gibi uluslararası kuruluşlarla ilişkiye geçtiğine ve İzmir milletvekilleriyle görüşerek onları mücadeleye kazanmaya çalıştığına tanık olduk.

“İzmir’e Sahip Çık” sayfasının bizlere iletilen genel taleplerine baktığımızda ise bu taleplerin, bu sayfayı oluşturan mühendis ve plancıların mesleki konularıyla sınırlı kaldığını, kentin diğer önemli sorunları olan yoksulluk, göç, mülteciler, ulaşım, trafik, tarım, sanayi, ticaret, emek dünyası, kentsel gerilim, güvenlik, turizm ve yerel yönetimler gibi diğer kentsel konu ve sorunların es geçildiğini gördük. 

Kısacası tüm bir kenti kucaklayacak anti kapitalist kent mücadelesi boyutunda halen büyük bir boşluk olduğu ve İzmir Körfez Geçişi Projesi hakkında bilgilendirmeler yapılmakla birlikte mücadelenin kimler tarafından nasıl yapılacağının henüz belli olmadığı görülüyor.

Oysa sermayenin İzmir’e yönelik saldırıları, her kurum ya da kişinin kendi başına ya da ikili-üçlü bir araya gelişleriyle def edilecek kadar küçük, önemsiz ve etkisiz değil.

Saldırı büyük, yoğun ve oldukça da etkili.

O nedenle bu büyük saldırıya hak ettiği boyut, güç ve etkinlikte cevap verilmesi; hatta daha ötesinde kenti savunmayı aşarak ona hakim olmayı, İzmir gündemini belirleyen bir güce kavuşmayı gerektiriyor.

O nedenle, büyük bir ihtiyaç olarak önümüzde duran antikapitalist kent hareketinin, İzmir’deki tüm demokratik, sivil kuruluş ve kişileri kapsayacak şekilde geniş tutulması, dar kadrocu anlayış ve uygulamaları aşması gerekiyor.

O nedenle, böylesi büyük, güçlü bir antikapitalist mücadeleyi oluştururken daha önceki örgütlenmelerden hem örnek hem de ders alarak, “ben de buradayım ve sahip olduğum bilgi, birikim, deneyim ve mücadele azmi ile hazırım” diyen her sivil ve demokratik kuruluşla bireyin bir araya gelmesi, getirilmesi gerekiyor.

O nedenle, böylesi büyük ve güçlü bir araya gelişi örgütlerken bunun hem yapılabilirliğini hem kurumsallaşıp sürdürülmesini düşünmemiz gerekiyor.

O nedenle, bir araya getirilen tüm entelektüel birikim ve eylem gücüyle alternatif kent politikaları, stratejileri, plan ve programları oluşturmamız gerekiyor.

Bunu sağlamak amacıyla da İzmir’le ilgili her gelişme ve olaydan haberdar olmamız, konu ya da sorunların peşinden gitmek yerine gündemi yakalayıp oluşturmamız gerekiyor.

İşte bütün bu büyük, güçlü, zorlu, etkili, kurumsal ve sürdürülebilir mücadeleyi oluşturmak için çaba gösterirken kurumları dikkate alıp bireyleri gözden çıkarmamamız gerekiyor.

Çünkü bu tür toplumsal mücadelelerde bürokrasiye ve kırtasiyeye gömülmüş hantal kurumlardan çok bireylerin, aktivistlerin yaratıcılığı, mizahi bakışı ve esnekliği bizlere ilham verip örnek olabiliyor…

social-struggle

Dünya ve Avrupa Sosyal Hareketleri ile Taksim Direnişi‘nin ruhu bize kitleleri, halkı, düzenden ve kentsel yaşamdan memnun olmayanları bir araya getirmemiz görevini yüklüyor.

Örgütlü ya da örgütsüz, kurumsal ya da kişisel demokrasiden, özgürlüklerden ve barıştan yana olan herkesin bu mücadeleye katılması, alternatif politika, strateji, plan ve programlar oluşturulması ve çalışılıp mücadele edilmesi dileğiyle…

‘Sürdürülebilir Kalkınma Stratejileri’ ve İzmir (1)

Ali Rıza Avcan

İzmir Büyükşehir Belediyesi 2014 yılından bu yana, metropol olarak tanımladığımız kent merkezindeki 10 (Balçova, Bayraklı, Bornova, Buca, Çiğli, Gaziemir, Karabağlar, Karşıyaka, Konak, Narlıdere) ilçe dışında kalan diğer 20 ilçe için, bu ilçelerin içinde bulunduğu coğrafi havzaları dikkate alarak üç ayrı sürdürülebilir kalkınma stratejisi belgesi hazırladı.

001Bu belgeler sırasıyla, 2014 yılının Temmuz ayında yayınlanan Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi, 2015 yılının Ağustos ayında yayınlanan Gediz-Bakırçay Havzası Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi, 2016 yılı Aralık ayında yayınlanan Küçük Menderes Havzası Sürdürülebilir Kalkınma ve Yaşam Stratejisi adlarını taşıyor.

Bu üç belge arasındaki en yenisi olan Küçük Menderes Havzası Sürdürülebilir Kalkınma ve Yaşam Stratejisi belgesi, 2016 yılı Aralık ayında yayınlandığı halde tanıtım toplantısı aradan tam 11 ay geçtikten sonra, 18 Kasım 2017, Cumartesi günü Havagazı Kültür Merkezi’nde yapıldı.

Üç farklı coğrafi havza için hazırlanan sürdürülebilir kalkınma strateji belgelerini incelediğimizde; ilk yayınlanan Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi belgesinin 5 (Çeşme, Güzelbahçe, Karaburun, Seferihisar ve Urla), ikincisi olan Gediz-Bakırçay Havzası Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi belgesinin 7 (Aliağa, Bergama, Dikili, Foça, Kemalpaşa, Kınık, Menemen ve Çiğli’nin Gediz Deltası’nı barındıran bölümleri), üçüncüsü ve en sonuncusu olan Küçük Menderes Havzası Sürdürülebilir Kalkınma ve Yaşam Strateji belgesinin ise 8  (Bayındır, Beydağ, Kiraz, Menderes, Ödemiş, Selçuk, Tire, Torbalı) ilçeyi; her üçünün toplam 20 ilçeyi kapsadığı görülecektir.

Her üç strateji belgesini hazırlayan bilimsel kadroyu sıralamaya kalktığımızda proje yöneticiliğinin İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü öğretim üyesi Doç. Dr. Koray Velibeyoğlu tarafından yapıldığını, proje ekibinde ise İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nden Doç. Dr. Semahat Özdemir‘in, Prof. Dr. Alper Baba‘nın, öğretim görevlisi Dr. Zeynep Durmuş Arsan‘ın, Yrd. Doç. Dr. H. Engin Duran‘ın, Ege Üniversitesi’nden Prof. Dr. Adnan Kaplan‘ın, Prof. Dr. Murat Boyacı‘nın, Prof. Dr. Yusuf Kurucu‘nun, araştırma görevlileri Nurdan Erdoğan ile Özlem Yıldız‘ın, Dr. Tolga Esetlili‘nin, Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Doç. Dr. Orhan Gündüz‘ün, Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi için bu ekipten farklı olarak Prof. Dr. Hüsnü Erkan ile Araştırma Görevlisi Eser Afşar‘ın görev aldığını görürüz. 

002Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi belgesi İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) tarafından hazırlattırıldığı halde Gediz-Bakırçay Havzası Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi ve Küçük Menderes Havzası Sürdürülebilir Kalkınma ve Yaşam Stratejisi doğrudan doğruya İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlattırılmıştır.

Yapılan bu çalışmaların fiziki boyutlarına gelince; Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi belgesinin 283 sayfalık, Gediz-Bakırçay Havzası Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi belgesinin 421 sayfalık, sonuncu belge olan Küçük Menderes Havzası Sürdürülebilir Kalkınma ve Yaşam Stratejisi belgesinin de 396 sayfalık bir yayın olduğu; böylelikle toplam hacmi 1.100 sayfa olan bu üç ayrı belge ile İzmir’in 20 farklı ilçesinin üç ayrı coğrafi havza boyutunda sürdürülebilir kalkınma stratejilerinin belirlenmeye çalışıldığı görülür.

Her üç strateji belgesi de aynı akademik kadro tarafından hazırlandığı için havzalar ve ilçeler ölçeğindeki stratejilerin belirlenmesinde “varlık odaklı yaklaşım” adı verilen bir yöntem uygulanmış; böylelikle bu stratejileri belirleyenlerin kendi ifadesine göre “bardağın boş tarafı yerine dolu tarafı görülmeye” çalışılmıştır.

Her üç çalışmayı yapan akademik kadronun ifadesine göre üç ayrı havzanın bütüncül bir bakış açısı ile değerlendirilmesi ve havzalarda yer alan her bir ilçenin kendine özgü öncelikleri doğrultusunda yerelde kalkınması hedeflenmiştir. “Yöntem olarak aşağıdan yukarıya doğru ilerleyen, yerel varlıkları tanımlayıp bunun üzerinden varlık-odaklı kalkınma fikirleri geliştirmeyi hedefleyen bir yaklaşım benimsenmiştir. Ortaya konulan hedeflerin uygulanmasına kolaylık sağlayacak strateji haritası ve yönetişim boyutu da geliştirilmiştir.” (1)

Ancak mevcut varlıklar dışında mevcut olmayan varlıklara; yani yaşanan sıkıntı ve sorunlara, dolu yanla boş yanın diyalektik ilişkisi içinde bütüncül bir açıdan bakılmadığı; böylelikle strateji belgesini dikkate alacak yöneticilerin hoşuna gidecek sonuçlara ulaşıldığı için hazırlanan belgelerin plan olarak nitelenmesi mümkün olmamış, bu belgeleri hazırlayanlar da ortaya çıkan şeye “plan” demekten ısrarlı bir şekilde kaçınmışlardır.

003O nedenle, bu üç ayrı stratejik belge ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2015-2019 dönemine ait stratejik planı; ayrıca mevcut fiziki planları arasında bir ilişkinin kurulması ya da bir uyumun sağlanması şeklinde bir kaygının bulunmadığı görülmektedir.

2014-2016 döneminde İzmir’in 20 ilçesi için arka arkaya hazırlattırılan bu üç sürdürülebilir kalkınma strateji belgesi sonrasında artık bundan böyle atılacak dördüncü bir adım kalmadığına göre; yazımızın bundan sonraki bölümlerinde bu üç ayrı belgenin kendi içindeki çözümlemelerini yaparak aradan geçen üç yılın sonunda bugüne kadar nasıl bir uygulamaya konu olduklarını, bu halleriyle ne işe yaradıklarını ve gelecek için ne vaat ettiklerini ortaya koymaya çalışacağız.


(1) Küçük Menderes Havzası Sürdürülebilir Kalkınma ve Yaşam Stratejisi, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Aralık 2016, İzmir, s.21

Devam Edecek…