İzmir Tarih Projesi başarılı mı; yoksa başarısız mı? (2)

Ali Rıza Avcan

İsterseniz işe, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2004-2012 dönemiyle İzmir Tarih Projesi’nin uygulandığı 2012-2020 döneminde söz konusu projenin uygulama alanı olan Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinde hangi iş, proje ve yatırımları yaptığını incelemekle başlayalım:

Panoromix, Flickr

I. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan iş, proje ve yatırımlar

Bizim arşiv bilgilerimizle konuyla yakından ilgili arkadaşlarımızın verdikleri bilgiler çerçevesinde İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarihsel Çevre ve Kültür Varlıkları Şube Müdürlüğü‘nün (hani şu “yaptığımız iş, proje ve yatırımlar kamuoyunu ilgilendirmez” diyen birimin) İzmir Tarih Projesi kapsamında yaptıklarını ya da yapmadıklarını aşağıdaki iki ayrı tabloda görebiliriz. Ancak bu iş, proje ve yatırımların ayrıntılarına hem ilgili birimin bilgi vermekten kaçınması hem de bilgi sahibi olmamız için bizi yönlendirmeye çalıştığı kendisine ait www.izmirtarih.com.tr isimli web sayfasını her açışımızda karşımıza çıkan “site teknik zorluklarla karşılaşıyor” mesajı nedeniyle öğrenmemiz mümkün olmadı.

İlk tablomuz, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2004-2012 döneminde Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinde yapılan iş, proje ve yatırımlarla ilgili:

Bu tablonun incelenmesinden de görüleceği gibi toplam 25 iş, proje ve yatırımdan 4’ü (Aziz Vukolos Kilisesi Çevresi 1281 Sokak Sağlıklaştırma ve Bölge Otoparkı Projesi, Aziz Vukolos Kilisesi Çevresi ve Bağlantılarının İyileştirilmesi Projesi, Ege Medeniyetleri Arkeoloji ve Tarih Parkı ve Kemeraltı Çarşısı Üst Örtü Uygulaması) hem 2004-2012 hem de 2012-2020 döneminde yapılamamış, geriye kalan 21 iş, proje ve yatırım hayata geçirilerek kullanıma açılmıştır.

İzmir Tarih Projesi‘nin uygulandığı 2012-2020 döneminde ise, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarihsel Çevre ve Kültür Varlıkları Şube Müdürlüğü tarafından kamuoyuna açıklanan iş, proje ve yatırımların sayısı 25’den 21’e inmekle birlikte bunların da büyük bir kısmının henüz proje fikri ya da proje aşamasında olduğu, işe, projeye ya da yatırıma henüz başlanmadığı görülmektedir.

Bu çerçevede, İzmir Büyükşehir BelediyesiTarihsel Çevre ve Kültür Varlıkları Şube Müdürlüğü‘ne ait www.izmirtarih.com.tr isimli web sayfasında isimleri verilen 21 adet proje, iş ya da yatırımdan sadece 6 tanesinin araştırmayı yaptığımız tarih itibariyle tamamlandığını, 1 tanesinin devam ettiğini, 2 tanesinin akıbeti hakkında bilgi sahibi olmadığımızı, 11 tanesinin ise henüz yapım aşamasına dahi gelmediğini belirleme imkanımız oldu.

Bu rakamları 2004-2012 döneminde yapılan iş, proje ve yatırımlarla karşılaştırmaya kalktığımızda ise; ilk sekiz yıllık 2004-2012 döneminde 21 adet iş, proje ya da yatırım yapıldığı halde, İzmir Tarih Projesi’nin uygulandığı ikinci sekiz yıllık 2012-2020 döneminde toplam 6 iş, proje ya da yatırımın yapıldığı, kamuoyuna açıklanan çoğu çalışmanın henüz yapılmadığı ve halkın kullanımına açılmadığı görülür.

Fotoğraf: Fikret Ercan, Flickr

II. TARKEM A.Ş. tarafından yapılan iş ve yatırımlar

İzmir Tarih Projesi‘nin İzmir Büyükşehir Belediyesi dışındaki tek uygulayıcı birimi olan TARKEM‘in 2012-2020 döneminde neler yaptığını ise hem kendi web sayfasından hem de 2013, 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ait 6 ayrı faaliyet raporundan öğrenmemiz mümkün.

TARKEM A.Ş., bu dönemde yapacağı her bir iş için ayrı ayrı toplam 6 şirket (Orkem A.Ş., Yurokem A.Ş., Alkem A.Ş., Karkem A.Ş., Netkem A.Ş. ve Bilkem A.Ş.) kurup adeta bir şirketler topluluğuna ya da holdinge dönüşmüş durumda. Sekiz yıllık süre içinde kendisi dışında 6 ayrı anonim şirketin kurulmuş olması ise, adeta her bir iş, proje ve yatırım için ayrı bir şirket kurulduğunu ya da gelecek dönemde Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinde yapmayı planladığı kargo (Karkem A.Ş.), bilgi işlem (Bilkem A.Ş.) ve kablosuz İnternet (Netkem A.Ş.) hizmetlerinin kurumsal altyapısını hazırladığını ortaya koymaktadır.

Bu çerçevede, TARKEM A.Ş.‘nin kendisine ait web sayfası ve yayınlarıyla duyurduğu toplam 12 kalem iş, proje ya da yatırımı şu şekilde sıralayabiliriz:

Bu tablonun incelenmesinden de anlaşılacağı üzere, TARKEM A.Ş.‘nin içinde bulunduğumuz tarih itibariyle bitirilip işletmeye alınmış herhangi bir gayrimenkul projesi bulunmamakta olup; projelerin çoğunun 2021 yılında bitirilmesi hedeflenmektedir.

TARKEM A.Ş.‘e ait faaliyet raporlarıyla bu raporlara ekli bilançoların incelenmesi sonucunda da, 2017 yılında 4.685.000.- TL., 2018 yılında da 5.235.000.- TL. değerinde iki ayrı gayrimenkul alımının yapıldığı belirlenmiştir. Bu harcamalar muhtemelen satın alma yoluyla edinilen “Mavi Kortejo” binası ile 442 Sokak ofisleri için yapılmış olabilir.

Dalan Sabunhanesi, Panoramix, Flickr

III. İzmir Valiliği tarafından yapılan iş ve yatırımlar

İzmir Valiliği‘ne bağlı birimler tarafından 2004-2012 ve 2012-2020 dönemlerinde Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinde gerek doğrudan gerekse kendisine bağlı diğer resmi, özel ve sivil kuruluşlar eliyle yaptırdığı iş, proje ve yatırımları öğrenmemiz -ne yazık ki- mümkün olmamıştır.

Bunun tek istisnası, 25.12.2018 tarihinde başlayıp halen devam etmekte olan “Mavi Kortejo” isimli tarihi yapının restorasyonudur. Mülkiyeti satın alma suretiyle TARKEM‘e geçen Konak İlçesi, Hatuniye Mahallesi 380 Ada, 1 parselde bulunan tarihi yapının İzmir Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı yönetimindeki Emlak Vergisi Restorasyon Fonu‘ndan temin edilen ve değerli arkadaşımız Ertuğrul Susup tarafından fotoğrafı çekilen inşaat mahallindeki tabeladan gördüğümüz kadarıyla 300 gün içinde Kerte İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi‘ne yaptırılan işin ilk keşif bedeli, 881.000.- TL.’dır.

Fotoğraf: Ertuğrul Susup, “Mavi Kortejo” restorasyonu

Ayrıca İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA)‘ya ait web sayfasından, TARKEM A.Ş.’nin çalıştığı binada faaliyet gösterip onun yan kuruluşu gibi çalışan İzmir Kent Değerlerini Koruma ve Geliştirme Derneği‘ne TR31/18/KV02/0001 kod numaralı “Yenilikçi Öğrenme Merkezi Projesi” için -miktarını öğrenemediğimiz- yardım yapıldığı öğrenilmiştir.

Bunun dışında İzmir Valiliği‘nin, valilik birimleri ya da valiliğe bağlı İzmir İl Yatırımları İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı olarak 2004-2012 ve 2012-2020 dönemlerinde gerek doğrudan yatırım, gerekse diğer resmi kurum ve kuruluşlarla ortağı olduğu TARKEM‘e hibe, yardım, fon payı ödemesi ve benzeri şekillerde transferler yaparak gerçekleştirdiği iş, proje ve yatırımlar konusunda bilgi edinmemiz mümkün olmamıştır.

Fotoğraf: Eddie Girdner, Flickr

IV. İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) tarafından yapılan iş, proje ve yatırımlar

2004-2012 ve 2012-2020 dönemlerinde Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerindeki yapılan iş, proje ve yatırımlar için İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) tarafından değişik kurum, kuruluş ya da şahıslara yapılan desteklerin adı, niteliği ve yapılan yardımın miktarı ajansın sorduğumuz sorulara yanıt vermemesi nedeniyle öğrenilememiş; sadece ajansa ait web sitesi kayıtlarından 2012-2020 döneminde iki ayrı sivil toplum örgütüyle Konak Belediyesi’ne Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinde yapılacak projeler için 4 kez mali destekte bulunulduğu belirlenmiştir:

1) 2012 Yılı Doğrudan Faaliyet Desteği kapsamında Konak Belediyesi‘ne “İzmir Kültür Turizminin Geliştirilmesine Yönelik 960 Sokak Sağlıklaştırma ve Kentsel Tasarım Projesi” için yapılan yardım,

2) 2017 Kültür Varlıklarının Korunması ve Yaşatılması Mali Destek Programı kapsamında İzmir Kent Değerlerini Koruma ve Geliştirme Derneği‘ne “Yenilikçi Öğrenme Merkezi Projesi” için TR31/18/KV02/0001 kaydı ile yapılan yardım,

3) 2017 Kültür Varlıklarının Korunması ve Yaşatılması Mali Destek Programı kapsamında İzmir Musevi Cemaati Vakfı‘na “Etz Hayim Sinagogu Restorasyonu” için TR31/18/KV02/0007 kaydı ile yapılan yardım ve

4) 2018 Fizibilite Destek Programı çerçevesinde İzmir Musevi Cemaati Vakfı’na ikinci kez yapılan “İzmir Tarihi Kemeraltı Musevi Kültür ve İnanç Turizmi Noktası Fizibilitesi” için TR31/18/F2D/0009 kayıt numaralı yardım.

Fotoğraf: Emre Karayazı, Flickr

V. Konak Belediyesi tarafından yapılan iş ve yatırımlar

Konak Belediyesi tarafından 2004-2012 ve 2012-2020 dönemlerinde Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinde gerçekleştirilen iş, proje ya da yatırımlar aşağıdaki iki ayrı tabloda gösterilmektedir.

Bu tabloların incelenmesinden de anlaşılacağı üzere, Konak Belediyesi’nin 2004-2012 döneminde Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinde yaptığı iş, proje ve yatırımların toplam sayısı 28 olup bunların tümü tamamlanmıştır.

Oysa aynı belediye İzmir Tarih Projesi‘nin uygulandığı 2012-2020 döneminde sadece 2 iş, proje ve yatırım yapabilmiş, 2 proje de halen yapılmamış iş olarak beklemededir.

VI. İzmir Ticaret Odası tarafından yapılan iş, proje ve yatırımlar

İzmir Ticaret Odası yönelttiğimiz sorulara yanıt vermemiş olmakla birlikte; İzmir Tarih Projesi‘nin uygulandığı 2012-2020 döneminde yaptığı bilinen tek iş, İzmir Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile yapılan protokol çerçevesinde Başdurak Camisi‘ni restore ettirmesi ve cami altındaki dükkanları yeniden düzenlemesidir.

VII. İzmir Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan iş, proje ve yatırımlar

İzmir Vakıflar Bölge Müdürlüğü, yönelttiğimiz sorulara yanıt vermemiş olmakla birlikte hem 2004-2012 hem de 2012-2020 döneminde yaptığı belli başlı işler kendi sorumluluğu altındaki Konak, Kemeraltı, Salepçioğlu, Hisarönü ve Şadırvan Camisi gibi irili ufaklı ibadethanelerde yaptığı restorasyonlarla sınırlıdır.

Fotoğraf: Emre Karayazı, Flickr

ÖZET OLARAK…

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2012 yılından bu yana uygulanmakta olan İzmir Tarih Projesi‘nin uygulandığı sekiz yıllık sürede, bütüncül bir yaklaşım içinde Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinde kentsel çöküşü ortadan kaldırıp canlılığı sağlama konusundaki amaç ve hedefine ulaşıp ulaşmadığını ortaya koymak amacıyla yaptığımız inceleme ve araştırmalar sonucunda;

A. Proje uygulama alanı olarak belirlenen Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinin toplumsal, ekonomik ve kültürel alandaki kentsel canlılığını sağlayacak yerleşik nüfusun, Konak ilçesine ait diğer mahallelerdeki nüfus azalışından daha fazla olduğu, % 35,82 oranındaki yerleşik nüfus azalışının bölgedeki kentsel çöküşü daha da arttırdığı, İzmir Tarih Projesi‘nin de bu çöküşü engelleyemediği; daha doğrusu yaptığı planlama çalışmaları ve uygulamalar itibariyle böylesi bir sorunun varlığından haberdar dahi olmadığı, bu sorunun çözümlenmesi için inceleme ve araştırmalar yapmayarak, politika, strateji ve projeler geliştirmeyerek seyirci kaldığı ortaya çıkmıştır.

B. Proje uygulama alanı olarak belirlenen Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinin hem kentin bütünlüğü hem de bölgenin kendi içindeki bütünlüğünü gözeterek yeniden tasarlanması hedefi ile ilgili olarak; 2004-2012 döneminde yapılan iş, proje ve yatırımların 2012-2020 döneminde yapılan iş, proje ve yatırımlara göre çok daha fazla olduğu, 2004-2012 döneminde çok daha fazla sayıda önemli çalışmalar yapan Konak Belediyesi‘nin, 2014-2019 döneminde görev yapan eski belediye başkanı Sema Pekdaş zamanında bu bölgeyi İzmir Büyükşehir Belediyesi ile TARKEM‘e devredip kendini rahat hissetmesi nedeniyle, İzmir Tarih Projesi‘nin uygulandığı 2012-2020 döneminde elini ayağını Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale‘den çektiği söylenebilir.

C. İşin asıl ilginci ise, Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerini iktidarın denetimindeki TARKEM‘e havale eden ya da TARKEM üzerinden eski il müdürlerine ekmek kapısı yaratacak şekilde ya da kamu kaynaklarını TARKEM‘e tahsis ederek yönetmeye çalışan tüm resmi kurum ve kuruluşların, bu bölgede yapılan iş, proje ve yatırımlar konusunda bilgi vermekten kaçınan ketum tutumunun, bu bölgelerdeki rant amaçlı çalışmaları perdeleyip gizleme çabalarından başka bir şey olmadığı anlaşılmıştır. Çünkü, Emlak Vergisi Restorasyon Fonu ile İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) fonları gibi belediye gelirlerinden kaynaklanan ya da belediyelere ait kamusal varlıklarla idari yetkilerin ihale mevzuatı dışındaki en kolay ve sorunsuz kullanımı, bu kaynakların özel bir şirket olup merak edilen her şeyin “ticari sır olması” ya da “Bilgi Edinme Hakkı Kanunu dışında kalması” gibi yasal gerekçelerle korunup kollanan TARKEM‘e transferiyle istenildiği şekilde kullanılması mümkün olabilir. Aynen yasal olarak yapılması mümkün olmayan birçok iş, proje ve yatırımın kamu denetimi dışında olan belediye şirketleri eliyle yapılmasında olduğu gibi…

Fotoğraf: ShaunM, Flickr

Şimdi bu durumda, İzmir Tarih Projesi‘nin 2020 yılı itibariyle ne durumda olduğunu belirleyip ortaya koymak amacıyla derleyip toparladığımız bu bilgiler eksikse ya da yanlışsa, şayet ilgili resmi kurum ve kuruluşlarla TARKEM‘in bu konuda herhangi bir itirazı varsa, biz de onlara şeffaf olma adına “hodri meydan!” deyip; 2004-2012 ve 2012-2020 dönemlerinde Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgeleri için iş, proje ve yatırım anlamında ne yaptıklarını, bu işlerin hangi yöntemle kim için kime yaptırıldığını, yapılan iş, proje ve yatırımların hangi tarihte başlayıp bitirildiğini, o iş, proje ve yatırımlar için toplam olarak ne kadar harcama yapıldığını açıklamaya, bizleri Açık Kapı, HİM ve CİMER gibi uzun zamandır maksada hizmet etmeyen iletişim kanallarıyla uğraştırmamaya çağırıyoruz…

İzmir Tarih Projesi, başarılı mı; yoksa başarısız mı? (1)

Ali Rıza Avcan

Dünyadaki gelişmiş her ülkede, İzmir Tarih Projesi gibi tüm bir kenti ilgilendiren büyük projelerin, projenin başlangıçtaki amaç ve hedeflerine ulaşıp ulaşmadığı belirli periyotlarda araştırılıp ortaya konulur ve bunu belgelemek amacıyla faaliyet raporları yayınlanır. Bizde ise, aradan koskocaman bir sekiz yıl geçmiş olmasına, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin üst yönetimi değiştiği ve proje geçen süre içinde evrilip başka bir içerik ve sahiple yola devam ettiği halde böyle bir yönteme başvurulmamakta, projenin başarısı ya da başarısızlığının muhasebesi yapılmamaktadır.

Bugün ve yarın yayınlayacağımız iki ayrı yazıda, ısrarlı bir şekilde bizden saklanan bilgilere rağmen, elimizdeki bilgi ve belgelerle; ayrıca, bu konu ile ilgili arkadaş ve dostlarımızın verdiği bilgi ve belgelere dayanarak bir durum muhasebesi yapıp projenin başarılı olup olmadığını ortaya koymaya çalışacağız..

Bir kenti sermayeye teslim edilen büyük projeler üzerinden kapitalist kente dönüştürme isteğinin İzmir’deki en önemli ve vahim örneği, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Prof. Dr. İlhan Tekeli tarafından tasarlanıp tartışmasız bir şekilde kabul edilen İzmir Tarih – İzmirlilerin Tarih İle İlişkisini Güçlendirme Projesi‘dir.

2012 yılından bu yana sekiz yıldır uygulanan bu büyük proje çerçevesinde, proje uygulama alanında yer alan Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerini bütüncül bir anlayış içinde canlandırıp cazibe merkezi haline getirme görevi, CHP’li İzmir Büyükşehir ve Konak belediyeleriyle iyi ilişkiler kuran her siyasi görüşten İzmirli iş adamıyla siyasetçi ve milletvekillerinin; bunlara ek olarak, mimarlık, inşaat ve hukuk gibi farklı alanlarda isim yapmış şirketin oluşturduğu ‘itinayla seçilmiş 116 ortağın” kurduğu TARKEM Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım Ticaret Anonim Şirketi ile bu şirkete sivil toplum niteliği kazandırıp kamuoyunda sempati yaratmak amacıyla, İzmir’de yaşayan bir kısım Musevi kanaat önderini fahri üye yaparak oluşturulan İzmir Kent Değerlerini Koruma ve Geliştirme Derneği‘ne teslim edilmiştir.

İzmir Tarih Projesi’nin müellifi Prof. Dr. İlhan Tekeli, 2012 yılında hazırladığı İzmir-Tarih Projesi Tasarım Stratejisi Raporu‘nun Giriş bölümünde aynen şunları yazmış:

“İzmir Büyükşehir Belediyesi, Fevzi Paşa Bulvarı’nın güneyindeki 1. derece, 2. derece ve 3. derece arkeolojik ve kentsel sit alanları ve Kadifekale kentsel dönüşüm projesinden oluşan 248 hektarlık bir alanda, İzmirlilerin tarihle ilişkisini güçlendirecek İzmir-Tarih Projesi’nin geliştirilmesi konusundaki çalışmaları başlatmış bulunuyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin böyle bir projeyi gündemine almış olmasının değişik nedenleri bulunmaktadır. Bunlar şöyle sıralanabilir:

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Konak Belediyesi bu alanda uzun süredir planlar hazırlıyor, bu planların uygulanmasında aktif rol alıyorlar. İzmir Büyükşehir Belediyesi; kamulaştırmalar yaparak, arkeolojik kazıları finanse ederek, bu alanın Helenistik ve Roma tarihi mirasının gün yüzüne çıkmasını sağlıyor ve önemli tarihi ve mimari değeri olan yapıların restorasyonunu gerçekleştirerek, yeni sosyal işlevler kazanmasını sağlıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarihsel Çevre ve Kültür Varlıkları Şube Müdürlüğü bu alan için planlar hazırlayarak bu alanlardaki gelişmeyi yönlendirmeye ve denetlemeye çalışıyor.

İzmir’in tarihle ilişkisinin korunması ve güçlendirilmesi konusundaki var olan bu ilgi sadece ilgili belediyelerin yönetimleriyle sınırlı kalmamaktadır. Son otuz yıl içinde üniversiteler, meslek odaları ve sivil toplum kurumları toplumda İzmir’in tarihine sahip çıkılması konusunda yaygın sayılabilecek bir bilinçlenme gerçekleştirilmiş bulunmaktadır. Kemeraltı, İzmir kamuoyunda korunması, sahip çıkılması gereken bir değer olarak yerini almıştır. 30 yıllık bir çabadan sonra, ulaşılan bu yeni bilinç ve bilgi düzeyinde, yapılanların değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu çabalarla bazı binalar tek olarak korunmaktadır ama genel olarak bölgenin kentin tümü içindeki kayıp süreci devam etmekte ve bölge geçiş bölgesi olma niteliğini değiştirecek bir canlılık gösterememektedir. Bu alanın koruma ve gelişme bütünlüğünü sağlayacak biçimde yeniden tasarlanması konusundaki gereksinim kendisini hissettirmeye başlamıştır. İşte bu talebe cevap vermek üzere İzmir Büyükşehir Belediyesi İzmir-Tarih Projesi’ni başlatmıştır.(1)

Bu uzun alıntıdan da görüleceği gibi projenin en büyük iddiası, 1982-2012 yılları arasındaki 30 yıllık sürede İzmir Büyükşehir ve Konak belediyeleriyle meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının ve üniversitelerin proje alanında yaptığı çalışmaların belirli bir fayda sağladığı kabul edilmekle birlikte; bölgenin kentin tümü içindeki kayıp olma sürecinin devam etmesi ve bir geçiş bölgesi olma niteliğini değiştirecek bir canlılığa sahip olmaması nedeniyle, proje alanının koruma ve gelişme bütünlüğünü sağlayacak biçimde yeniden tasarlanması, bölgenin bütüncül bir anlayışla canlandırılarak bir cazibe merkezi haline getirilmesidir.

Şimdi bu iddianın ortaya atıldığı tarihten bu yana geçen sekiz yılın sonunda bu iddiayla beslenen hedef ve amaçların ne kadarının gerçekleştirilip gerçekleşmediğini ortaya koymamız ve bu veriler üzerinden projenin başarılı olup olmadığını tartışmamız gerekiyor.

Örneğin projenin uygulandığı sekiz yıllık 2012-2020 dönemi ile proje öncesindeki sekiz yılı kapsayan 2004-2012 döneminde proje alanında (Kemeraltı, Basmane, Kadifekale) iş/yatırım yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi, Konak Belediyesi, İzmir Valiliği İl Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı, İzmir Kalkınma Ajansı, İzmir Ticaret Odası, Vakıflar Bölge Müdürlüğü ve TARKEM‘in neler yaptığını ya da yapamadığını birer birer ortaya koyup, 2004-2012 döneminde mi, yoksa 2012-2020 döneminde mi daha fazla iş yapıldığını ortaya koymaya çalışarak hangi dönemdeki çalışmaların daha başarılı olduğunu ortaya koyalım.

İzmir Tarih Projesi Alt Bölgeleri

Proje alanındaki toplumsal canlılığı sağlayacak nüfus, 2012-2019 döneminde düzenli olarak azalmaktadır.

Ama isterseniz ondan önce İzmir Tarih Projesi‘nin uygulandığı 2012-2020 döneminde projenin uygulandığı alanda yaşayan nüfusun gelişimine bir bakalım. Çünkü tüm bilimsel çalışmaların da ortaya koyduğu gibi, nüfusun gelişimi ve kalitesi, bir toplumun gelişimini, sürekliliğini ve canlılığını sağlayan, onu ayakta tutan önemli unsurlardan biridir.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2009-2019 dönemini kapsayan verilerine göre Konak ilçesindeki 113 mahallenin nüfusu 2009 yılından bu yana vahim bir şekilde her yıl düzenli olarak azalmaktadır. Konak ilçesi nüfusunun her geçen yıl düzenli azaldığını ortaya koyan aşağıdaki tablo verilerine göre 2009-2019 döneminde nüfustaki azalış toplam % 14,49’u bulmuş, 441.112 olan ilçe nüfusu 2019 yılı itibariyle 351.572’ye inmiştir.

Ama işin asıl ilginç yanı, İzmir Tarih Projesi‘nin uygulandığı 45 mahalledeki yerleşik nüfustaki azalışın, Konak ilçesi genelindeki azalıştan çok daha fazla olmasıdır. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre bu 45 mahallenin nüfusu 2009 yılında 75.485, 2012 yılında 62.324 iken 2019 yılında 48.449 olmuş, azalış % 35,82 gibi olağanüstü bir düzeye ulaşmış, projenin uygulandığı sekiz yıllık süre içinde bırakın nüfusta bir artış ya da sabitlenmeyi, proje alanındaki nüfusun bu düzeyde azalması ile birlikte bölge tüm canlılığını yitirerek çökmeye devam etmiş; böylelikle, İzmir Tarih Projesi bölgede canlılığı sağlama hedefine ulaşamamış ve proje alanında soylulaştırma amaçlı yatırım yapmak isteyenlerin ellerini ovuşturup sevinecekleri düzeylere ulaşmıştır.

Ayrıca bu dönemde, başta İzmir Büyükşehir ve Konak belediyeleri ile İzmir Valiliği olmak üzere hem Konak ilçesi genelinde hem de İzmir Tarih Projesi uygulama alanındaki yerleşik nüfusun düzenli ve vahim azalışına çare olmak üzere hiç bir politika, strateji ve proje geliştirmediği ve uygulamadığı görülmüştür.

İzmir Tarih Projesi’nin, uygulandığı sekiz yılın sonunda gerçekleştirdiği işler itibariyle başarısı

Gelelim, her biri sekiz yıldan oluşan 2004-2012 ve 2012-2020 dönemlerinde Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinden görevli, sorumlu ve yetkili resmi kurum ve kuruluşlarla TARKEM tarafından yapılan yatırım ya da işlerin tek tek belirlenip mukayese edilmesine…

Resmi kurum ve kuruluşlardan kastımız ise sırasıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi, Konak Belediyesi, İzmir Valiliği İl Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı, İzmir Kalkınma Ajansı, İzmir Ticaret Odası, Vakıflar Bölge Müdürlüğü‘dür.

Amacımızı, bu resmi kurum ve kuruluşlarla TARKEM‘in her biri sekiz yıldan oluşan 2004-2012 ve 2012-2020 dönemlerinde proje uygulama alanı olarak tanımlanan Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinde kaç adet hangi nitelikte iş ya da yatırımı hangi yöntemle, hangi tarihler arasında hangi maliyetlerle yaptığını belirleyip ortaya koymak olarak belirledik.

Kemeraltı Yenileme Bölgesi – Mahalleler

2020 yılı başında böylesi bir çalışmayı yapabilmek amacıyla önce bilebildiğimiz kadarıyla her iki dönemde yapılan iş ve yatırımları kendi özel arşivimizi, ilgili kurum ve kuruluşların web siteleriyle basılı yayınlarını, özellikle de İzmir-Tarih Projesi Tasarım Stratejisi Raporu‘nu, bu iş ve yatırımlarla ilgili gazete haberlerini, belediyelerin performans programlarıyla faaliyet raporlarını tarayarak, zaman zaman bu konularla ilgili uzman arkadaşlarımıza danışıp yardım alarak bu iki ayrı dönemde bu kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan iş ya da yatırımları belirlemeye çalıştık.

Ardından da değişik kaynakları kullanarak derlediğimiz bu bilgileri ilgili kurum ve kuruluşlara doğrulatmak amacıyla dilekçeler yazarak, CİMER, HİM ve Açık Kapı gibi resmi iletişim kanallarını kullanarak resmi kurum ve kuruluşlara doğrulatmaya çalıştık. Resmi kurum ve kuruluşlara gönderdiğimiz yazılarda 2004-2012 ve 2012-2020 dönemlerinde yaptıkları iş ya da yatırımların adını, adresini, mülkiyet ve tapu bilgilerini, yaptıkları iş ya da yatırımın niteliğini, işe başlama ve bitirme tarihlerini, yapılan işin finansman kaynağını ve yapılan toplam harcama miktarı sorduk.

Bunu yaparken TARKEM‘in 2012-2020 döneminde yaptıklarını ve yapacaklarını gerek kendisine ait web sayfası gerekse hazırladığı faaliyet raporları sayesinde ayrıntılı bir şekilde bildiğimiz için onlardan herhangi bir bilgi talebinde bulunmadık. Ayrıca bir ticari şirket olarak 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında olmadıkları için istediğimiz bilgileri “ticari sır” olarak niteleyip yanıt vermeyecekleri ihtimalini de dikkate aldık.

Aşağı yukarı 3-4 ay süren yüz yüze görüşme, telefon etme, yeniden bilgi talebinde bulunma ya da hatırlatmalar yaparak takip ettiğimiz yazılarımıza -ne yazık ki- cevap alamadık… Hem de istisnasız tüm resmi kurum ve kuruluşlardan…

İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarihsel Çevre ve Kültür Varlıkları Şube Müdürlüğü, 7 Şubat 2020 tarihli HİM başvurumuza bu tür konuların kamuoyu ile ilgisinin olmadığı iddiası ile bilgi vermekten kaçınıp bizi teknik arızalar nedeniyle doğru dürüst çalışmayan kendi web sitesindeki bayat ve yanıltıcı bilgilere yönlendirmeye kalktı…

İzmir Valiliği İl Yatırımları İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı 6, 15 ve 27 Şubat 2020 tarihlerinde Açık Kapı ve CİMER eliyle yaptığımız ısrarlı çabalarımıza karşın zaman zaman İzmir Tarih Projesi ile ilgilerinin olmadığını, zaman zaman da bu bilgilerin bulunmadığı kendi web sayfalarına yönlendirmeye kalkarak ısrarlı bir şekilde bilgi vermekten kaçındı…

İzmir Kalkınma Ajansı 5 Şubat 2020 tarihli bilgi edinme talebimize cevap vermedi…

Vakıflar Bölge Müdürlüğü ise 7 Şubat 2020 tarihli bilgi edinme talebimize cevap dahi vermedi…

İzmir Ticaret Odası ise 5 Şubat 2020 tarihli başvurumuza cevap olarak gönderdiği e-postanın ekine cevap metnini eklemekten ısrarlı bir şekilde kaçındı…

7 Şubat 2020 tarih, 16877 kayıt numaralı dilekçe ile başvurduğumuz Konak Belediyesi ise sorduğumuz sorulara yanıt vermiş olsa da, 10 Mart 2020 tarihinde ilgili servisle yaptığımız telefon görüşmesinde düzenlenen cevap yazısına Özel Kalem Müdürü Mehmet Yunak tarafından el konulduğunu öğrendik. Nitekim Konak Belediyesi‘nden de 7 Şubat 2020 tarihinden bu yana bir cevap alamadık…

Özet olarak resmi olarak başvurduğumuz tüm resmi kurum ve kuruluşlar sorduğumuz sorulara cevap vermekten ısrarla kaçındı…

Fotoğraf: Luís Ferreira, Flickr

O nedenle şimdi sadece belediye yayınlarıyla web sayfalarındaki eksik, yanlış ve bayat bilgiler; ayrıca kendi arşivimizdeki bilgilerle konu ile ilgisi olan arkadaşlarımızın verdiği bilgiler çerçevesinde 2004-2012 dönemi ile 2012-2020 döneminde Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgesinde iş ve yatırım anlamında neler yapıldığını ortaya koymaya çalışacağız. Tabii ki bilgi vermekten ısrarla kaçınan bu kurum ve kuruluşlarının savunma niteliğinde söyleyecekleri “bütün bu bilgiler yanlış. Bize gelip sorsalardı biz onlara doğru bilgi verirdik” sözlerini ciddiye almayıp kulak ardı ederek…

Devam Edecek…

Tarkem, İzenerji, Tetusa ve diğerleri… (1)

Ali Rıza Avcan

Takvimlerin 5 Temmuz 2015’i gösterdiği gün; yani bugünden tam iki yıl önce basın dünyamızın amiral gemisi Hürriyet’in Ege sayfalarında “Çeşme’nin kaderini değiştirecek” başlıklı ve bol fotoğraflı bir haberle karşı karşıya kaldık.

Tetusa’nın reklamını yapmak amacıyla yazıldığı anlaşılan bu reklam haberde, Çeşme’ye termal turizm tesisi kazandırmak için 2005’te yola çıkan İzmirli 60 ortaklı şirketin Sağlık Bakanlığı’nın olumsuz kararı nedeniyle yıllardır rafta bekleyen termal turizm tesisi için, bakanlığın olumlu görüş bildirmesinin ardından açılan ihaleyi kazandığı belirtiliyordu. 

Söz konusu haberde ayrıca ortakları arasında Ahmet Metin Tarhan, Ahmet Selim Güven, Alaçatı Turizm, Alataş Alaçatı İmar, Ali Erim Köstepen, Ali Veryeri, Avram Sevinti, Aydın Alam, Ayşe Demet Özbilgin, Bedri Artut, Bedriye Tiryaki Mencik, Uğur YüceBim Grup Bilgisayar Yatırım Planlama ve Organizasyon, Bülent Veryeri, Çağdaş Turizm Otelcilik, Çelikbilek Sabun ve Yağ, Çeşme Esnaf ve Sanatkarlar Odası, Çeştaş, Çeştur Çeşme İmar Turizm, Çetaş Çeşme Otelcilik Termal Enerji ve Ticaret, Çiğdem Sebik, Dalgıç İnşaat, Ege Sanayicileri Holding, Enis Özsaruhan, Enver Erdoğan, Erdoğan Tözge, Eritre Turizm Ticaret, Gamze Karadede, Gönül Altınkapı, Hakan Ergüven, Hayrünnisa Demirhisar, Türker Sarıkol, İbrahim Erkoç, İbrahim Timur Ömürgönülşen, İlhan Feyzi Gürel, İnan Kardeş, İnkim, İsmail Tamer Taşkın, Karal Turizm, Levent Köstem, Lucien Arkas, Mehmet Haluk Özsaruhan, Mehmet Tiryaki, Muammer Ekrem Oran, Mustafa Bülent Moral, Necdet Yorgancıoğlu, Nilgün Baykal, Onur İnşaat, Önder Türkkanı, Öz-Ege Tütün, Potpori Turizm Otelcilik, Ramazan Taşkın Akay, Salih Esen, Samim Sivri, Şinasi Ertan, Talat Sivri, Terbay Turizm, Ünal Atalay, Viltur Villasaray, Yakup Kanyas, ve Yıldız Şima gibi İzmir’in önde gelen iş adamlarının yer aldığı bu şirket yaklaşık 85 dönüm araziyi 35 yıllığına kiralayarak 40 milyon dolarlık yatırımla aquapark, estetik cerrahi, tedavi kür merkezi, yüzme havuzu, yaşlı bakım evi, otel ve kapsamlı spor alanlarının yer aldığı büyük bir termal tesis kuracağı belirtilmekteydi.

OASIS_AQUAPARK_TETUSA_GUNSU_KAYDIRAK_SUPARKI_1

Ancak 2015 yılından bu yana geçen iki yıl içinde şirketin sermayesinin 19 Aralık 2016 tarihinde önce 18 Milyon liraya, 05 Ocak 2017 tarihinde Tarkem Anonim Şirketi‘nde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında ise 30 Milyon liraya çıkarıldığı ve yönetim yapısının da Başkan Veysi Öncel (Çağdaş Turizm Otelcilik İnş. Tar. ve Gıda San. AŞ), Başkan Vekili Muhittin Dalgıç (Alaçatı İmar İnş. Tur. San. Tic. AŞ), Başkan Vekili Uğur Yüce (Bim Grup Holding AŞ), üyeler Erdoğan Tözge, Levent Köstem, Aydın Alam, Bedri Artut, Mehmet Yayayürüyen, Suat Albayrak, İsmail Öz (Çeştaş Çeşme Jeotermal Enerji San. ve Tic. AŞ), Osman Rakip Köfüncü (Çeşme Esnaf ve Sanatkarlar Odası) şeklinde oluşturulduğu görülüyor.

Bu şirketle ilgili en önemli ve son gelişme ise, 16 Haziran 2017 tarih, 699 sayılı İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile ortaya çıkıyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu kararına göre, belediyenin ortak olduğu İZENERJİ İnsan Kaynakları, Temizlik, Bakım ve Organizasyon, Enerji, Yayıncılık, Reklam, Turizm, Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi‘nin, Çeşme merkezli, Musalla Mahallesi, 1107 Sokak, No: 5/3 Çeşme/İZMİR adresinde faaliyet gösteren ve termal suların turizm ve sağlık amacıyla değerlendirilmesi, insan sağlığı, rehabilitasyon ve spor ile ilgili tesisler kurmak, çalıştırmak gibi faaliyet konularıyla iştigal eden 30.000.000.- TL. sermayeli TETUSA Özel Sağlık Hizmetleri, Termal, Turizm, Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi‘ne, sermayesinin % 40’ı oranında ve 12.000.000,00-TL değerinde hisse senedini satın alarak ortak olmasına  karar verilmiştir.

Bu karara dayanak olan İzmir Büyükşehir Meclisi Plan ve Bütçe, Hukuk ve Şirketler komisyonları tarafından hazırlanan raporlarda ise; TETUSA Özel Sağlık Hizmetleri, Termal Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim A.Ş. ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ortağı olduğu İZENERJİ A.Ş.‘nin Türk Ticaret Kanununa tabi şirketler olduğu, belediye mevzuatına göre belediye meclislerinin belediyeye bağlı şirketlerin kurulması, kurulu şirketlere hissedar olunması ve sermaye artışı konusunda karar verebileceği; ancak belediyenin hissedarı olduğu şirketlerin başka şirketlerle ortaklık kurması hususunda belediye meclislerinin karar alma yetkisinin bulunmadığı, böyle bir durumda yetkinin tamamen şirket yönetim kurulunda olduğu; bütün bu nedenlerle belediye meclisinin bu konuda karar vermesine yer olmadığı görüşünün belirtildiği görülüyor.

Bu arada şunu da söylemeden geçmememiz gerekiyor;

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre web sitesinde “Bilgi Hizmetleri Toplumu” başlığı altında şirketin mali ve finansal bilgileriyle ilgili açıklamalara yer vermesi gereken İzenerji Anonim Şirketi, bu bilgileri vermeyerek ne yapıp ettiğini kamuoyu denetiminden kaçırıyor…

Verdiği tek bilgi “Hakkımızda” başlığı altında şu şekilde:

1992 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi Yayıncılık ve Tanıtım Hizmetleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi ismi ile faaliyetlerine başlayan şirketimiz, 31 mart 2011 tarihinde şimdiki ismi olan İZENERJİ İnsan Kaynakları, Temizlik, Bakım ve Organizasyon, enerji, Yayıncılık, Reklam, Turizm Sanayi ve Ticaret anonim Şirketi adı altında halen faaliyetlerine devam etmektedir.

Kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olan 3250 personelimizle kamu hizmeti vermekteyiz.

***

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ortak olduğu İzenerji şirketinin, 60 ortaklı Tetusa şirketine, 12.000.000 Milyon liralık hisse senedi alarak % 40 oranında ortak olması ile ilgili ilk tespitlerimiz bunlar…

Ortada ilginç, ilginç olması nedeniyle araştırılması ve kamuoyu ile paylaşılması gereken bilgi ve tesadüfler var…

izenerji

Kayyum tarafından teslim alınan “Tarkem”, “Uğur Yüce”, geçmişte CHP ve AKP’de siyaset yapan politikacı iş adamları, toplantıların TARKEM’de yapılması, Tarkem’de olduğu gibi İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çok ortaklı bir şirkete ortak olması ve İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin bu konuda kendisini yetkisiz görerek karar vermemesi gibi ilginç tesadüfler…

Dediğimiz gibi araştıracağız ve bulup öğrendiklerimizi günü gününe sizlerle paylaşarak kamu yönetimindeki saydamlığın yaşama geçmesi için uğraşacağız…

 

İzmir Yerel Yönetişim Ağı – 10

İzmir Yerel Yönetişim Ağı‘ adını verdiğimiz İzmir odaklı ilişkiler ağını anlattığımız yazı dizimizin bugünkü son bölümünde ‘İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’ (İEKKK) ve TARKEM A.Ş. ile ‘Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi 2014-2023‘, ‘Gediz-Bakırçay Havzası Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi‘ ve ‘Küçük Menderes Havzası Sürdürülebilir Kalkınma ve Yaşam Stratejisi’ gibi yerel kalkınma projelerinde etkin olan Enda Enerji Holding A.Ş. ile Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) arasındaki ilginç bağlantılara dikkat çekmeye çalışacağız.

Bunu yaparken de öncelikle ENDA Enerji Holding A.Ş. üzerinde odaklanacağız.

Bildiğiniz gibi ENDA Enerji Holding de, aynen TARKEM gibi çok ortaklı bir yapıya sahip bir şirketler topluluğu. Şirketin web sayfasındaki ‘Bilgi Toplumu Hizmetleri‘ bilgilerine göre ortaklar arasındaki sermaye, Fina Holding A.Ş. % 9,90, Egenda Ege Enerji Üretim A.Ş. % 6,09, Egeli & CO. Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş. % 5,34, BİM Grup Holding A.Ş. % 3,89, Arkas Holding A.Ş. % 3,42, Atlas Enerji Yatırım ve Danışmanlık Tic. A.Ş. % 2,62, Cem Bakioğlu % 2,40 ve diğer ortaklar % 61,22 şeklinde paylaştırılmış.

Yine aynı bilgi kaynağına göre;

Enda Holging A.Ş. Yönetim Kurulu Cem Bakioğlu (başkan), Samim Sivri (başkan vekili), Ahmet Fazıl Önder (başkan vekili), Ahmet Rona Yırcalı (üye), Önder Dağıstan (üye), Mustafa Ünal (Pamukova Elektrik Üretim A.Ş. adına üye) ve Tan Egeli (Egeli & CO. Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş. adına üye);

Enda Holding A.Ş. Yatırım ve Rehabilitasyon Heyeti, Murat DEMİRER (başkan), Önder DAĞISTAN (başkan yardımcısı), Samim SİVRİ (üye), Kamil ŞENOCAK (üye), Sırrı YIRCALI (üye) ve Koray YILMAZ (üye)’dan;

Enda Holding A.Ş. Sorumlu Yönetici İcra Kurulu da Hasan EKE (üye), Ahmet ERSİN (üye), Metin TUNCAY (üye) ve Filiz ELÇİKOCA (üye)’dan oluşmaktadır.

Enda Enerji Holding A.Ş. bünyesinde faaliyet gösteren 14 ayrı şirketin isimleri ise şu şekildedir: Egenda Ege Enerji Üretim A.Ş., Akçay HES Elektrik Üretim A.Ş., Antalya Enerji Üretim A.Ş., Gönen Enerji Elektrik Üretim A.Ş., Su Enerji Elektrik Üretim A.Ş., Tuzla Jeotermal Enerji A.Ş., Yaylaköy Elektrik Üretim A.Ş., Argenda Araştırma ve Geliştirme A.Ş., RES İYTE Elektrik Üretim A.Ş., Tirenda Tire Enerji Üretim A.Ş., Solenda Güneş Enerjisi Elektrik Üretim A.Ş., İZTEKGEB İzmir Tekonoloji Geliştirme Bölgesi A.Ş., Resenda Elektrik Üretim A.Ş., Termanda Termik Enerji Üretim Ticaret A.Ş.

Enda Enerji Holding A.Ş.‘nin üst yönetiminde yer alan yukarıdaki isimlerin aynı zamanda holdingin bileşeni olan (14) ayrı şirketin yönetimi içinde de yer aldığı; bu isimlerden Murat Demirer’in 11, Uğur Yüce‘nin 10, Enis Saruhan‘ın 3,  A.Sırrı Yırcalı, Ahmet Metin Tarhan, Hasan Eke, Samim Sivri, A. Sırrı Yırcalı ve Önder Dağıstan‘ın ikişer, A. Rona Yırcalı, Cem Bakioğlu ve Şükrü Kayabaşı‘nın da birer şirkette yönetici olduğu görülmektedir.

kemeralti-tarkem-ile-ayaga-kalkacak-iha-20120725aw000495-2-tBu şirketlerin ortaklık yapılarıyla yöneticilerinin ayrıntılı şekilde incelenmesi sonucunda; 116 ortaklı TARKEM A.Ş. isimli şirketin oluşturulmasında 2’si şirket/holding, 14’ü şahıs olmak üzere toplam 16 ENDA Enerji Holding A.Ş. ya da bileşeni şirketlerin ortağı ya da yöneticisinin (Ahmet Metin Tarhan, Ahmet Rona Yırcalı, Arkas Holding A.Ş., BİM Grup Holding A.Ş., Cem Bakioğlu, Dalyan Ahmet Ersin, Enis Özsaruhan, Fadıl SivriHasan EkeHüseyin Metin Tuncay, Murat Demirer, Önder Dağıstan, Samim Sivri, Şükrü Kayabaşı, Tan Egeli ve Uğur Yüce) yer aldığı, ayrıca TARKEM‘in kuruluşunda ve bugüne kadarki yönetiminde oldukça etkin görevler aldıkları belirlenmiştir. Nitekim 2016 yılı Kasım ve Aralık ayları içinde önce atanan kayyum ardından da Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından görevden alınan son yönetim kurulunda görev yapan yönetim kurulu başkanı (Samim Sivri) ve yönetim kurulu başkan vekili (Uğur Yüce) ile 15 üyeden 3’ünün (Hasan Eke, Murat Demirer, Önder Dağıstan), TARKEM‘in Koordinasyon ve Yürütme Kurulunda kurul başkanlığı (Samim Sivri) ile 2 üyenin (Uğur Yüce, Hasan Eke) bu grubun elinde olması bunun en somut örneğidir.

Bu konuda karşımıza çıkan diğer bir gerçekte de, son yıllarda İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin geliştirip uygulamaya koyduğu kırsal/yerel kalkınma ile ilgili birçok proje ve yatırımda etkili olan İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE)‘nün üniversite-sanayi işbirliği modeli çerçevesinde ENDA Enerji Holding A.Ş. ile kurduğu üç ayrı şirketin yönetim kurulunda, üniversite rektörü Mustafa Güden‘in ENDA Enerji Holding A.Ş. ortak ve yöneticileriyle çalışıyor olmasıdır. 

Bu şirketlerden biri İZTEKGEB İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi A.Ş.‘dir. Üniversite rektörü Mustafa GÜDEN‘in yönetim kurulu başkanı, Fadıl Sivri‘in yönetim kurulu başkan vekili, Uğur Yüce, H. İbrahim Gökçüoğlu, Jak Eskinazi ve İ. Yalçın Yılmaz‘ın yönetim kurulu üyesi olduğu bu şirketin ortakları sırasıyla İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE), Ege Üniversitesi (EÜ), Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEU), Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO), İzmir Ticaret Odası (İZTO), İzmir Ticaret Borsası (İTB), Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği (EİB), İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (İESOB), Vestel Elektronik A.Ş., Enda Enerji Holding A.Ş., Innovatek Teknoloji Ürünleri San. ve Tic. A.Ş., Ünibel Özel Eğitim ve Bilgi Teknolojileri San. ve Tic. A.Ş., Alataş Alaçatı İmar İnş. San. ve Tic. A.Ş., İzmir Teknopark Ticaret A.Ş., Balçova Termal Turizm ve Özel Eğitim Öğretim Hizmetleri A.Ş., Ege Sanayicileri ve İşadamları Derneği (ESİAD), Ege Genç İşadamları Derneği (EGİAD), İzmir Sanayicileri ve İşadamları Derneği (İZSİAD), Ege Teknoloji ve Başarı Vakfı ve BİM Grup Holding AŞ.’dir.

İkinci şirket ise Argenda Araştırma ve Geliştirme A.Ş.‘dir. İYTE Rektörü Mustafa Güden‘in yönetim kurulu başkanı, Murat Demirer ile Uğur Yüce‘nin yönetim kurulu üyesi olduğu şirketin sermayesi % 67,98’i Enda Enerji Holding A.Ş.‘ne, % 10,52’si Rona Yırcalı & Karesi‘ye, % 20,51’i 162 adet sanayici ve iş adamına, % 0,99’u da İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) arasında paylaştırılmıştır.

ENDA Enerji Holding A.Ş. ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE)‘nin ortak olduğu son şirket olan RES İYTE Elektrik Üretim A.Ş.‘nin sermayesi ise % 89’u ENDA Enerji Holding bileşeni olan Egenda Ege Enerji Üretim A.Ş. ile % 11’i İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) arasında bölüştürülmüş olup; bu şirketin yönetim kurulu başkanı Enis Özsaruhan, yönetim kurulu üyeleri ise Uğur Yüce ile Mustafa Güden‘dir.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, TARKEM A.Ş., İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) ile Enda Enerji Holding A.Ş. ve şirketleri arasındaki ilişkiler, ortaklık yapısı bu şekildedir.

resim1

Görüldüğü gibi hepsi birer kamu kurumu olan ve bu nedenle kamu yararını savunması gereken belediyelerle üniversiteler kah çok ortaklı kah ikili, üçlü ilişkiler geliştirerek, şirketler kurarak ya da şirket ortağı sıfatıyla iş ve sermaye çevreleriyle ilginç (!) bağlantılar kurmakta; şirketler üzerinden oluşturulan bu ağ sayesinde üniversitelerin ve belediyelerin kamu yararı ilkesini gözetmekten uzaklaşarak iş ve sermaye çevrelerinin menfaatleri çerçevesinde özelleştirilmesinin önü açılmaktadır.

Zaten istenen de budur… ‘Yönetişim zihniyeti’ denilen şey, buna benzer ilişki ve ortaklık ağları üzerinden kent yönetimiyle kamu yararını gözeterek bilgi üretmesi gereken üniversiteler üzerinde bir egemenlik kurmakta ve bundan da kimselerin haberi olmamaktadır…

 

İzmir Yerel Yönetişim Ağı – 9

İzmir Yerel Yönetişim Ağı‘ başlıklı yazı dizimizin bugünkü bölümünde yönetişim zihniyetinin yereldeki temsilcisi olan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çok ortaklı TARKEM, Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım Ticaret Anonim Şirketi’ne ortak olmasını ve bunun olumsuz bir sonucu olarak şirketin yakın zamanda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) üzerinden kayyuma devredilmiş olması nedeniyle ortaya çıkan kamu zararının ‘kamu yararı’ ilkesiyle bağlantısını inceleyip tartışacağız.

TARKEM – Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım Ticaret Anonim Şirketi’nin 26 Kasım 2012 tarihindeki ilk kuruluşunda 20.000.-TL’lık payla ortak olan İzmir Büyükşehir Belediyesi Egeşehir Planlama A.Ş.’ne ait % 0,86 oranındaki pay, şirketin taahhüt edilmiş 2.320.000.-TL’lık sermayesinin yetersizliği nedeniyle devamlı olarak yeni ortaklar ve yeni sermaye payları aranmıştır. Örneğin Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın (EBSO) şirkete ortak olması istenmiş ancak sonuç alınmamıştır.

cxinz_3wgaavz6a

Sonuçta 2016 yılında şirketin sermayesi 10.000.000.- TL’sına çıkarılırken İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 20.000.-TL’lık paya karşılık olan % 0,86 oranın hissesi 3.000.000.-TL’lık paya karşılık olan % 30 oranına çıkarılmış, buna ilave olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun eşi Türkegül Kocaoğlu’nun % 0,86 oranındaki hissesinin karşılığı olan 86.207.-TL’lık sermaye payı ile şirkete ortak olması sağlanmıştır. Böylelikle, hem geriye kalan 114 ortağın 3 yıldır bir türlü bir araya getiremediği  önce 2.320.000.-TL’lık, daha sonra 10.000.000.-TL’lık sermayenin % 30’luk kısmının kamu kaynaklarından sağlanması garanti edilmiş hem de şirkete İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının eşinin ortak olması sağlanarak itibar kazandırılması sağlanmıştır.

2016 yılı başında hayata geçirilen bu hamle ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait olup devamlı zarar eden İzbeton A.Ş., Grand Plaza A.Ş., Ünibel A.Ş., İzelman A.Ş., İzdeniz A.Ş., İzulaş A.Ş., Metro A.Ş:, Ege Şehir Planlaması A.Ş., İzfaş A.Ş., İzbelkom A.Ş. ve İzenerji A.Ş. gibi şirketlere sermayesine % 30 oranında ortak olunan ve kurulduğu tarihten bu yana zarar eden TARKEM, Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım Ticaret A.Ş. de katılmıştır.

Bunun dışında şirketin kuruluş aşamasında ortak olmayan Konak Belediyesi’ne ait İzbel Limited Şirketi’nin de 86.207.-TL’lık sermaye taahhüdü üzerinden % 0,86 oranında ortak olması; böylelikle Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinden sorumlu ilçe belediyesinin de şirkete katılması sağlanmıştır.

TARKEM’in 2016 yılı sonunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilmesi ve ardından yönetimine kayyum atanması aşamasında işten el çektirilen yönetim kadrosuna bakıldığında da gerek yönetim kurulunda gerekse koordinasyon ve yürütme kurulunda yetkilendirilmiş bir İzmir Büyükşehir Belediyesi görevlisinin yer almadığı, yürütme kurulu içinde Muzaffer Tunçağ ismine rastlansa da kendisinin Urla ve İzmir Büyükşehir belediyesi meclislerinin üyesi olması dışında İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni temsil etme, onun adına hareket etme yetkisine sahip olmadığı görülmektedir.

Şimdi bu durumda, TARKEM A.Ş. 2016 yılı sonunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilip yönetimi de yine fon eliyle kayyuma devredildiğine göre kamu kaynaklarından; daha doğrusu bizlerin ödediği vergilerle oluşan belediye bütçesinden alınıp sözkonusu şirkete verilen 3.000.000.-TL’lık sermaye taahhüdünün ve bunun ödenen 741.894.-TL’lık kısmının akıbetini sormak, bu paranın bundan sonra kime ait olduğunu araştırmamız, bu durumun bir kamu zararı olup olmadığını ve ‘İzmir-Tarih, İzmirlilerin Tarih İle İlişkisini Güçlendirme Projesi‘nin önemli bir ortağı olan TARKEM A.Ş.’nin TMSF ve kayyumlar tarafından teslim alınmış olması nedeniyle bu yeni durum karşısında İzmir-Tarih Projesi’nin akıbetini de tartışmamız gerektiğini düşünüyoruz.

tarkemde-kayyum-duzeltmesi_7272_dhaphoto4

Öte yandan sözkonusu şirket bir Kanun Hükmünde Kararname ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilip yönetimi de aynı fon tarafından kayyuma verildiği halde TARKEM’e ait güncel Twitter hesabında çeşitli kamu yöneticilerini ziyaret ederek TARKEM’i ve İzmir Tarih Projesi’ni tanıtan eski yöneticilerinin ‘başkan‘ ya da ‘başkan vekili‘ olarak tanımlanmalarının da ne anlama geldiğini çözmüş değiliz.

Devam Edecek…

İzmir Yerel Yönetişim Ağı – 8

Yazı dizimizin bugünkü bölümünde,

  • İzmir Büyükşehir ve Konak belediyeleri,
  • İzmirli sermaye ve rant grupları ile
  • İzmirli sermaye ve rant çevrelerinin kurduğu dernek ve vakıflar

Şeklindeki üçlü bir yapılanma olarak formüle edilen ‘İzmir Yerel Yönetişim Ağı’nın içinde yer alan TARKEM A.Ş. ve benzeri özel kurumlardan söz etmek istiyoruz.

İzmir Yerel Yönetişim Ağı’nın içinde yer alan TARKEM A.Ş. ve onun benzeri çok ortaklı kurumlar genellikle, ihtiyaç duyulan büyük sermayenin fazla sayıdaki katılımcının taahhüt edeceği küçük paylarla oluşturulmasındaki kolaylık ve olası risklerin bu çok fazla sayıdaki ortak arasında paylaştırılarak dağıtılması nedeniyle tercih edilmektedir.

Bir dönemler Güçbirliği, EGS, Tarişbank, Kipa, İzair, Şarpa, ENDA gibi birbirini izleyen, bir kısmı büyüyüp İstanbul sermayesine ya da uluslararası sermayeye satılan, bir kısmı da başarısızlığı nedeniyle yok olan çok ortaklı bu girişimleri genellikle iş, sanat, kültür, bilim, sermaye ya da rant çevrelerince bilinen, tanınan ve kendilerine güvenilen, çoğu kez kanaat önderi olarak tanımlanan kişiler ya da bu tür kişilerin oluşturduğu ufak gruplar kurmuştur.

tarkem-004

Ege’nin çok ortaklı ünlü şirketi Kipa’nın kuruluş aşamasındaki bu isimler Metin Akpınar ve Ahmet Piriştina, İzAir’in kuruluşunda Ekrem Demirtaş, TARKEM’in kuruluşunda da Prof. Dr. İlhan Tekeli ve Uğur Yüce gibi herkesin bildiği, tanıdığı, kültür, sanat, bilim ve iş dünyası gibi alanlarındaki çalışmalarıyla ünlenmiş toplumsal saygınlığa sahip kişiler olmuştur.

Ege Sanayici ve İşadamları Derneği (ESİAD) Yüksek İstişare Kurulu Başkanlık Kurulu Üyesi Kemal Çolakoğlu, 15 Eylül 2010 tarihinde Doğan Haber Ajansı’ndan sevgili arkadaşımız Burcu Taner’e verdiği mülakatta çok ortaklı yatırım modelinin artık görevini yerine getirdiğini, bugün için yenilerinin kurulacağını düşünmediğini ve böylesi girişimleri doğru bulmadığını belirtmiş olsa da kendisinin Kalkınma Bakanlığı’na bağlı İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) Kalkınma Kurulu Başkanı olarak görev yaptığı dönemde, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu tarafından İzmir Kalkınma Kurulu’na alternatif olarak oluşturulan İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nda (İEKKK) görev yapan ve çoğunluğunu ENDA Holding’in ortak ve yöneticilerinden oluşan küçük bir grup (Uğur Yüce, İlhan Tekeli, Sıtkı Şükürer, Muzaffer Tunçağ), İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin aşağı yukarı aynı tarihlerde kamuoyuna duyurduğu ‘İzmir-Tarih, İzmirlilerin Tarih İle İlişkisini Güçlendirme Projesi’nde İzmir Büyükşehir ve Konak belediyeleriyle birlikte çalışmak üzere 112 ortaklı TARKEM, Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım ve Ticaret Anonim Şirketi’ni kurmuştur.

Demek ki, İZKA İzmir Kalkınma Kurulu Başkanı Kemal Çolakoğlu’nun 2010 yılında beyan ettiği fikrin aksine İzmir’de halen çok ortaklı bir şirketin kurulabileceğine, bu ortakların arasına İzmir Büyükşehir ile Konak Belediyelerinin dahil edilmesi durumunda oluşturulan ortaklığın daha güçlü olacağına inanan bir kısım sermayedar, rantiye ve iş adamı bulunmaktadır.

Bu sermayedar, rantiye ve iş adamı grubu, işin içine, o konularda görevli, yetkili ve sorumlu devlet kuruluşlarıyla belediyeler dahil her siyasal partiden, toplumsal ölçekte güçlü kesimlerden gelen kişi, kurum ve şirketlerin dahil etmesi durumunda bütün kapıların kendilerine açılacağına, her sorunu kolaylıkla çözebileceklerine inanmaktadırlar çünkü…

26 Kasım 2012 tarihinde kurulan 2.320.000.-TL’lık kuruluş sermayesine sahip TARKEM, Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım ve Ticaret Anonim Şirketi’nin o tarihlerdeki toplam 112 ortağına baktığımızda ince hesaplarla dokunan çok güçlü bir yapıyı yakından görmüş oluruz…

  • Şirketin İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden gelen eski ya da yeni başkan danışmanları İlhan Tekeli, Mehmet Emin Dursun Ünal ve Serhan Ada,
  • Konak Belediyesi’nden gelen Belediye Başkanı Hakan Tartan,
  • CHP’den gelen ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yakınlığı ile tanınan, daha sonra CHP Tunceli milletvekili olan Gürsel Erol ve İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği’nin eski başkanı ve eski İzmir milletvekili Mehmet Ali Susam,
  • İktidar cephesiyle o tarihlerde ‘Hizmet Hareketi’ olarak nitelenen Cemaat çevresinden gelen; Bekir Pakdemirli, Mustafa Latif Topbaş’ın yönetim kurulu başkanı olduğu BİM Holding A.Ş., İzmir Milletvekili İlknur Denizli, Türkiye Futbol Federasyonu eski başkanı Mahmut Özgener ve Küçükbay Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Küçükbay,
  • ENDA Holding A.Ş.’den gelen Ahmet Metin Tarhan, Ahmet Rona Yırcalı, Dalyan Ahmet Ersin, Enis Özsaruhan, Hüseyin Metin Tuncay, Murat Demirer, Önder Dağıstan, Samim Sivri, Şükrü Kayabaşı ve Uğur Yüce olduğu görülecektir.

tarkem-001Bu kadar fazla sayıdaki güçlü isme, şirketin kuruluşundan bir ay sonra 17 Aralık 2012 tarihinde, TARKEM, Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım ve Ticaret Anonim Şirketi’nin kamuoyundaki sempatisini oluşturmak amacıyla adeta şirketin yan kuruluşu olarak kurulan İzmir Kent Değerlerini Koruma ve Geliştirme Derneği’nin ad ve soyadları aşağıda belirtilen asil ve fahri üyelerini dahil ettiğimizde bu geniş koalisyonun daha da genişleyen güçlü, yenilmez yapısı daha bir net ortaya çıkacaktır:

  • Kemeraltı’ndaki Havralar Bölgesi’nde yer alan birçok havranın sahibi olan İzmir Musevi Cemaati’nden Cemaat Başkanı Jak Sigura ve Cemaat Vakfı Başkanı Jak Kaya ile Nesim Bencoya ve Sara Pardo,
  • İzmir üniversitelerinden Ege, Dokuz Eylül, Gediz, Yaşar, İzmir üniversiteleri rektörlerinin yanı sıra dekanlar ve akademisyenler,
  • CHP’den İzmir İl Başkan Yardımcısı Ülkümen Rodoplu,
  • İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nden İl Kültür ve Turizm Müdürünün yanında Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerindeki tarihi, doğal ve kentsel sit alanları ile kültürel değerlerden sorumlu olan, onlar hakkında kararlar alan İzmir 1 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Başkanı ve Müdürü,
  • İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden meclis üyesi Muzaffer Tunçağ ve Tarihsel Çevre ve Kültür Varlıkları Şube Müdürü,
  • Tarihi Kemeraltı Esnaf Derneği Yönetim Kurulu Başkanı,
  • İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği temsilcisi,
  • TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Başkanı ve
  • TMMOB İzmir Mimarlar Odası Yönetim Kurulu Başkanı.

Şimdi onca resmi, özel ve sivil kurumda, kuruluşta, holdingde, şirkette ve benzerlerinde ortak ya da yönetici olup arkasına kamu gücünü alarak görev yapan bu kadar fazla ve güçlü insanın belirli bir amaç için bir araya geldiğinde tüm kapıların onlara açılmayacağını, her istediklerini yaptıramayacaklarını söyleme cüretini kim gösterebilir ki? Sahi böyle bir güç, böyle bir yenilmez armada karşısında kim karşı durup; “Hayır” deme; hatta “Belki” deme cesaretini bulabilir kendinde? Kim?

Ayrıca bu kadar kalabalık arasında, halk; yani İzmirli dışında kim unutulmuş, ortaklar listesine yazılmamış olabilir? Kim?

“Mutenalaştırma”, “soylulaştırma”, “seçkinleştirme” ya da “kentsel süzülme” üzerine okumak ve düşünmek…

Türkçe’de “kentsel süzülme” ya da “seçkinleştirme”, bazı yerlerde de “soylulaştırma” veya “mutenalaştırma” olarak tanımlanan bir kavram “Gentrification”.

Kavram, “profesyoneller” olarak tanımlanan yüksek gelirli beyaz yakalıların kentin merkezindeki tarihi ve değerli alanlara yerleşmek için yatırım yapmasını ve o alanlarda yaşayan yoksul ve az gelirli insanların doğal olarak şehrin başka yerlerine sürülmesini ya da gelirleriyle orantılı olarak şehrin çevresinde oluşan daha ucuz bölgelerde yaşamalarına (ya da aslında yaşayamamalarına) olanak tanıyan ve bir bakıma şehrin “temizlenmesini” sağlayan, bu amaçla bu bölgelerde bunu sağlamaya yönelik “özel operasyonlar” yapılmasını ifade eden bir kavram.

Kent merkezinin ya da tarihi alanların kentin yoksullarından ve az gelirlilerinden ayıklanmasının yöntemlerinden biri, o alanda ev ve kira fiyatlarının artması/arttırılması, alışveriş mekânlarındaki fiyatların kentin diğer yerlerindeki fiyatlardan oldukça yüksek olması ve bölgenin az gelirli insanların yaşayacağı gelir seviyesinden daha yükseklerde fiyatlara sahip olmasıdır.

sulukule-02

Bu kavramın en iyi örnekleri İstanbul için Tarlabaşı, Sulukule, Süleymaniye, Cihangir, Galata ve benzeri bölgelerde yapılan ve hepimizin gidip gördüğümüzde fark ettiğimiz ya da medya aracılığıyla öğrendiğimiz uygulamalardır. Bunun İzmir özelindeki örneğini ise yakın zamanda Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerinde bir “İzmir modeli” yaratmak amacıyla yola çıkan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “İzmir-Tarih Projesi” ve bu proje için kurduğu TARKEM A.Ş. eliyle Havralar Bölgesi için amaçlanan yapılaşma ile Basmane bölgesindeki mutenalaştırmayı harekete geçirecek olan Folkart’ın eski “Basmane Çukuru”nda yapacağı 67 katlık ikiz gökdelenleri somutlar.

***

KENTİN MUTENALAŞTIRILMASI (Gentrificiation of the City), Neil Smith ve Peter Williams

İngilizceden çeviren: Melike Uzun

Yordam Kitap, İstanbul – 2015, 320 sayfa

kentin-mutenalastirilmasi-on-kapakKentsel gelişim, kentsel dönüşüm ve mutenalaştırma arasındaki ilişkiyi farklı yaklaşımlarla açıklaması ve literatürdeki temel yaklaşımları kapsaması bakımından editörlüğü Neil Smith ve Peter Williams tarafından yapılan “Gentrification of the City” 2015 yılının Ekim ayında Yordam Kitap tarafından Türkçeleştirildi.

Kitabın tanıtımı amacıyla arka kapağına konulan metin ise şu şekilde:

Mutenalaştırmaya ilişkin geliştirilen tanımlara baktığımızda, konut alanlarının rehabilitasyonundan daha kapsamlı bir süreçle karşı karşıya olduğumuz açıktır….

 Kent peyzajında ortaya çıkan tüm bu değişikliklerin altında, ileri kapitalist toplumların kapsamlı olarak yeniden biçimlendirilmesini üstlenmiş belirli ekonomik, toplumsal ve politik güçler yatar:

 Burada sanayinin yeniden yapılanması, üretim sektöründen hizmet sektörüne kayış ve bunun sonucunda sınıf yapısındaki genel dönüşüm ile birlikte işçi sınıfının da dönüşümü, devletin ve siyasal ideolojilerin tüketim ve hizmetlerin özelleştirilmesi yönündeki eğilimi söz konusudur. Mutenalaştırma, bu toplumsal dönüşümün mekân üzerinde gözlemlenebilen bir bileşenidir.”

Mutenalaştırma kavramının ilk kez kullanılmasından bu yana 50 yılı aşkın bir süre geçti. Kentin Mutenalaştırılması ise ilk kez günümüzden yaklaşık 30 yıl önce, 1986 yılında yayınlandı. Dönemin ana akım tartışmalarına alternatif pencereler açmak amacıyla oluşturulan bu çalışma, bugün kent yaşamının ayrılmaz bir parçası haline gelmiş olan bu olguyu anlamak için önemli bir başvuru kaynağı olma özelliğini koruyor. Okuru, mutenalaştırma ile sınıflar, toplumsal eşitsizlik, toplumsal direnç ve kent hakkı arasındaki ilişkiyi derinlemesine düşünmeye davet ediyor.

 Konunun uzmanı 13 yazarın makalelerinden oluşan bu çalışma, başta ABD olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinden örneklerle, kent peyzajının hem görünen cephesine hem de görünenin ötesine, bir parçası olduğu ekonomik ve siyasal süreçlere ışık tutuyor.”

Kitabın “İçindekiler” bölümünde sıralanan makaleler ve yazarları ise şu şekilde:

mutenalastirma

ÖNSÖZ

Ortodoks Yaklaşıma Alternatifler: Tartışmaya Davet, Neil Smith ve Peter Williams

KENTİN MUTENALAŞTIRILMASI

Mutenalaştırma, Sınır ve Kentsel Mekânın yeniden Yapılandırılması, Neil Smith

Mutenalaştırmanın Yarattığı Kaos ve Karmaşa, Robert A. Beauregard

Mekânsal Yeniden İnşa ile Sınıf Oluşumu, Avustralya, Britanya ve Birleşik Devletler’deki Mutenalaştırmaya İlişkin Bir Yeniden Değerlendirme, Peter Williams

Sınıfın Tanımlanması ve Mutenalaştırmanın Estetiği: Melbourne’da Viktoryacılık, Michael Jager

Yeniden Canlandırılmış Mahallelerin Siyasal ve Toplumsal İnşası: Society Hill, Philadelphia ve False Creek, Vancouver, Roman A. Cybriwsky, David Ley ve John Western

Londra’da Mülkiyet Dönüşümü ve Daire Tasfiyesi: Britanya’da Kat Mülkiyeti Deneyimi, Chris Hamnett ve Bill Randolph

Tek Etme, Mutenalaştırma ve Yerinden Etme: New York City’deki Mekanizmalar, Peter Marcuse

Birleşik Devletler’de Yer Değiştirmenin Anatomisi, Richard T. Legates ve Chester Hartman

SONUÇ

KENTİN MUTENALAŞTIRILMASI

“Rönesans”tan Yeniden Yapılandırmaya: Çağdaş Kentsel Gelişimin Dinamikleri, Peter Williams ve Neil Smith

KATKIDA BULUNANLAR

KAYNAKÇA

İyi okumalar dileğiyle…

 

Kent ya Halkındır ya da Sermayenin; Ortası Yok ! – 1

Ali Rıza Avcan

Güzel İzmir Gazetesi olarak, sermaye ile gericilik arasına sıkıştırılan kentimizi sahiplenmek, İzmir’in kendisine biçilen bu gömleğe sığmayacağını, sığmaması gerektiğini göstermek için yola çıktık. Bu mücadeleyi paylaşan, uzun süredir kent üzerine düşünen, çalışan, öneren bir isim de, Ali Rıza Avcan. Kent Stratejileri Merkezi adıyla ülkemizdeki birçok değerli ismin yazılarını bir halk kürsüsü anlayışıyla paylaştığı ortak kullanımlı bir bloğu olan ve yine aynı ismi taşıyan bir Facebook grubunda önemli ve değerli bir birikime imza atan Avcan’la, Kültürpark Projesi’nin ne anlama geldiğini konuştuk.

Sayın Avcan, geçen sayımızda “Kültürpark’ı sermayeye kar etmeyeceğiz” manşetiyle konuya giriş yapmıştık. İzmir’in “Yeni Kültürpark Projesi” adlı bir sorunu var. Ve İzmir’de “Kültürpark’ıma dokunma diyen” önemli bir kitle de var. Sohbete buradan girecek olursak… Sizce nedir “Yeni Kültürpark Projesi” ve neden bu projeye karşı mücadele etmek gerekir?

Kültürpark Projesi“, aslında içine Kemeraltı, Basmane, Kadifekale ve Çankaya bölgelerini de alan İzmir’in tarihi kent merkezi için, İzmir ve İstanbul sermaye çevrelerinin birlikte geliştirdiği bir “soylulaştırma” (mutenalaştırma) projesinin ikinci adımıdır. Bildiğiniz gibi bu soylulaştırma projesinin ilk adımı, bundan dört yıl önce İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin İzmir’in sermaye çevreleriyle birlikte oluşturduğu “İzmir-Tarih Projesi” ve TARKEM isimli şirketle atılmıştır. İzmir-Tarih Projesi ile Kemeraltı, özellikle de Havralar Bölgesi’nde TARKEM eliyle bir soylulaştırma girişiminde bulunulmuş, şimdi de bu girişimin ikinci adımı atılarak Basmane ve Çankaya bölgeleri bu alana eklenmiştir.

Bu ikinci adımla, “Basmane Çukuru” adıyla ünlenen alanda Folkart ve İzmir Büyükşehir Belediyesi işbirliği ile İzmir’in en yüksek binası unvanını alacak 70 katlı bir gökdelen dikilecek, İzmir Büyükşehir Belediyesi Konak Meydanı’ndaki binasını terk ederek bu binaya taşınacak, Konak Belediyesi 9 Eylül Meydanı çevresindeki iki binasını terk ederek Tepecik’te yaptıracağı binaya taşınacaktır.

boykot-7

İZMİR’İN YÜZÜ TANINMAZ OLACAK

Folkart, Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak’ın Akşam Gazetesi’ne verdiği 17 Temmuz 2016 tarihli demece göre, Folkart’ın yapacağı bu binada 10.000 metrekarelik bir çarşı, rezidans ve ofislerle sosyal alanlar yer alacak, “İzmir Fuar alanıyla birleşecek birbirinin devamı olacak bir proje planlıyoruz” ifadesi çerçevesinde bina bir şekilde Kültürpark alanıyla ilişkilendirilecektir.

İzmir Büyükşehir Belediyesi bu demeç hakkında bir düzeltme yapmadı. Yapılacak 70 katlı binanın içinde, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin merkez birimleri de yer alacağı için, bu bina ile Kültürpark’a yapılacak olan, mülkiyeti yine İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait kültür merkezi arasında, aradaki caddenin üstünden veya altından bir bağlantının sağlanması konuya belediye açısından bakan kamuoyu tarafından normal karşılanabilir.

Kültürpark Projesi“yle Folkart’ın yapacağı 70 katlık binanın oluşturacağı bu yeni mekânsal bütünlüğün, bölgedeki soylulaştırma çalışmalarının başlangıcı olacağı, bunun ardından gelecek ikinci bir hamlenin de çevredeki eski, yıpranmış binalarla ilgili olacağı kolaylıkla tahmin edilebilir.

Böylelikle 5-10 yıl içinde “İzmir-Tarih Projesi” ile soylulaştırılacak Kemeraltı Bölgesi’ne ek olarak Kültürpark Projesi ile başlatılan diğer bir soylulaştırma projesi sonucunda Basmane, Oteller Bölgesi, Çankaya’daki Elektronikçiler Çarşısı tanınmaz hale gelecek, bölgede yaşayan yoksul halk ve mülteciler kentin başka bölgelerine gönderilecek, kentin bu eski bölgesi yeni yüzüyle yeni müşterilerini ağırlamaya başlayacaktır.

TARİHİ KENT MERKEZİNDE RANT YÖNETİMİ

Öyle anlaşılıyor ki, İzmir’de sermaye gruplarının inşa ettiği ve kenti adeta işgal ettiği projeler, pek de birbirinden bağımsız değil, ortada bir network-ağ olduğunu görmek mümkün, ne dersiniz?

Bu anlamda İzmir’deki hiçbir proje ya da girişimin birbiri ile ilgisiz olduğu, birbirinden bağımsız olduğu söylenemez. Çünkü İzmirli, İstanbullu ya da yabancı sermayenin tüm projeleri, tüm girişimleri, özellikle de rant odaklı yatırımları birleşik kaplar örneği hep birbiriyle ilişkilidir bu kentte.

İzmir’in tarihi kent merkezinin güneyindeki rantı yönetecek İzmir-Tarih Projesi ile kuzeyindeki rantı yönetecek Yeni “Kültürpark Projesi“nin uzunca bir süredir İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun danışmanlığını yapan Prof. Dr. İlhan Tekeli tarafından tasarlanmış olması da, bu ilişkiyi ve amacı açık şekilde ortaya koymaktadır. Hatta bu ilişki öyle bir noktaya ulaşmıştır ki, Prof. Dr. İlhan Tekeli projeyi hazırlayıp sunmakla yetinmemiş, “İzmir-Tarih Projesi” kapsamında Havralar Bölgesi’ndeki soylulaştırma çalışmalarını gerçekleştirmek amacıyla projenin halka duyurulduğu tarihte kurulan ve o tarihten bu yana sadece “İzmir-Tarih Projesi” kapsamındaki işlerle uğraşıp başka bir ticari faaliyeti bulunmayan TARKEM isimli şirkete de ortak olmuştur.

İzmir’in tarihi kent merkezini kuzeyden ve güneyden kuşatan bir iki soylulaştırma projesinin tasarımcısı aynı kurum ve kişiler olmakla birlikte uygulayıcısı olacak sermaye çevreleri coğrafi olarak farklıdır. Bölgenin güneyini kapsayan “İzmir-Tarih Projesi“nin finansörü ve ana uygulayıcısı, çoğunluğunu İzmirliler’in oluşturduğu İzmir sermayesinin temsilcisi olarak ortaya çıkan TARKEM, kuzeyini kapsayan Yeni Kültürpark Projesi’nin finansörü ve ana uygulayıcısı ise İstanbul sermayesinin temsilcisi olarak sahneye çıkan Folkart’tır.

Aslında bu şirketlerin ya da sermaye çevrelerinin ayrı olması bizi yanıltmamalıdır. Çünkü İzmir sermayesi hacim, yoğunluk ve etkinlik açısından hiçbir zaman İstanbul sermayesinin önüne geçmemekle birlikte büyütüp İstanbul’a teslim etmek ya da İstanbul sermayesinin bir alt taşeronu olarak eklemlenip pastadan dilim almak konusunda oldukça bilgili ve deneyimlidir. Nitekim İzmirliler’in İstanbul sermayesine karşı bir kahramanlık, bir savunma efsanesi olarak temellendirilip ortaya çıkardıkları TARKEM’de bile İzmir-İstanbul işbirliğinin durumu ortaklık yapılanmasında net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

kulturpark-02

NEOLİBERAL İDEOLOJİNİN ‘YÖNETİŞİM’İ

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve ona destek veren kurumlar, bu kotardıkları işleri genellikle ve yoğunlukla “yönetişim” kodlamasıyla sunuyorlar, “yönetişim” kavramını ve bunu tamamlayan kavram setlerini kullanıyorlar…

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2009 yılından beri ortaya konulan “İzmir Akdeniz Akademisi”, “İzmir-Tarih Projesi”, “İzmir-Deniz Projesi” ve “Kültürpark Projesi” gibi tüm büyük projelerin püf noktası, neoliberal ideolojinin ve çağdaş kapitalizmin 1989 tarihli Dünya Bankası raporu ile ortaya atıp geliştirdiği ve zaman içinde çağdaş bir siyasal iktidar modeli olarak tüm ülkelere önerip yerleştirmeye çalıştığı “yönetişim” kavramında yatmaktadır. Uzun yıllardır bu modelin savunuculuğunu yapan Prof. Dr. İlhan Tekeli, İzmir Büyükşehir ya da Konak belediyelerinin kendilerine verilen görevleri yeterince yapamadıklarını ileri sürerek yerel düzeydeki bu kamu kurumlarının yanına özel sermayeyi ve sivil toplum kuruluşlarını ilave etmeye çalışarak yerel yönetimler-özel sektör-STK’lar şeklinde üçlü bir yapı oluşturmaya çalışmaktadır. Yerel yönetimlerin rehberliğinde hareket edecek bu üçlü sacayağına zaman zaman üniversiteler de dahil edilmekte, STK’lar boyutunda da genellikle isminin sonu “siad” ya da “giad”la biten patron dernekleri, konfederasyonları ya da onların oluşturduğu dernekler, vakıflar çağrılmaktadır.

Ancak bir yandan bütün bunlar yapılırken diğer yandan da “yönetişim” anlayışının mantığına aykırı olarak hükümet denetimindeki İzmir Kalkınma Kurulu’na bir alternatif olacak şekilde, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu tarafından 2009 yılında oluşturulan ve o günden bu yana her ay düzenli olarak toplanan 120 üyeli İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu (İEKKK), üyelerinin % 99’unun sermaye temsilcilerinden oluşması nedeniyle bir “patronlar kulübü” olarak çalışmakta; kenti doğrudan ilgilendiren “Fuar İzmir Projesi”, “Alsancak Limanı Projesi” ve “Kültürpark Projesi” gibi büyük, önemli birçok proje burada görüşülüp tartışılmakta ve İzmir sermayesi içinde uzlaşma sağlanmaktadır. Nitekim çoğu proje yeterli bir katılımla görüşülüp tartışılmadı dediğimizde bu kurulda yer alan işadamı ya da sermayedarlar, projelerin sivil toplum tarafından tartışıldığını, katılımın sağlandığını iddia edebilmekte, hatta “bir itiraz etmiştik, itirazımız üzerine projede önemli değişiklikler yapıldı” diyerek projeleri aslanlar gibi savunabilmektedir.

Devam edecek…

Her derde deva sihirli bir sözcük: “Yönetişim” – 3

Ali Rıza Avcan

Bir politik iktidar aracı olarak tanımlanan ‘yönetişim’ olgusunun İzmir ve İzmir Büyükşehir Belediyesi örgüt ve hizmetleri düzlemindeki yerel aktörleri;

1) İzmir Kent Konseyi (İKK),

2) İzmir Akdeniz Akademisi (İZMEDA),

3) İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu (İEKKK),

4) İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) ve

5) Başta İzmir olmak üzere değişik sermaye gruplarıyla onların kurduğu dernek, vakıf ve federasyonlardan oluşan sivil toplum örgütleridir.

Yönetişim‘ adı verilen iktidar aracının bu aktörlerini bir araya getiren asıl faaliyet alanı ise 2009 yılından başlayarak tüm İzmir’i kapsamak üzere birbiri ardına tasarlanıp uygulamaya konulan ve yapıları itibariyle birbirini bütünleyen büyük belediye projeleri olmuştur.

Bu projelerin en önemlileri,

1) Kentin İzmir Körfezi çevresindeki ve Karşıyaka, Bayraklı, Konak ilçelerindeki kıyı alanlarını düzenlemeye yönelik ‘İzmir-Deniz, İzmirlilerin Denizle İlişkisini Güçlendirmekte Uygulanacak Tasarım Stratejisi Planı’,

2) Konak ilçesindeki Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerini kapsayan ‘İzmir-Tarih İzmirliler’in Tarih İle İlişkisini Güçlendirme Projesi’,

3) Kültürpark alanının yeniden düzenlenmesini amaçlayan ‘Yeni Kültürpark Projesi‘,

4) Güzelbahçe, Urla, Seferihisar, Çeşme, Karaburun, Menderes ve Selçuk ilçelerini kapsayan ‘Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi

5) Aliağa, Bergama, Dikili, Foça, Menemen, Kemalpaşa ve Kınık ilçelerini kapsayan ‘Gediz Bakırçay Havzası Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi’ ve

6) Tasarım çalışmaları halen devam etmekte olan Küçük Menderes Havzası’ndaki Bayındır, Beydağ, Kiraz, Menderes Ödemiş, Selçuk, Tire, Torbalı ilçelerini kapsayan ‘Küçük Menderes Havzası Sürdürülebilir Kalkınma ve Yaşam Stratejisi’

olarak bilinmektedir.

kent-038

Böylelikle adeta tüm İzmir ilini kapsayan birbiri ile ilişkili altı proje eliyle ‘yönetişim’ odaklı bir iktidar yapısının geliştirilip yerleştirilmesine çalışılmaktadır.

İzmir’deki İzmir Büyükşehir Belediyesi odaklı yerel yönetişim alt yapısının oluşumu ile ilgili ilk adımlar Prof. Dr. İlhan Tekeli’nin danışmanlığı altında 2009 yılından itibaren atılmaya başlanmış; böylelikle İlhan Tekeli uzun yıllardır savunduğu düşüncelerini hayata geçireceği yeni bir uygulama alanına kavuşmuştur.

24 Ekim 2009 tarihinde İstanbul ve Ankara’dan gelen akademisyen, uzman ve kültür profesyonellerine İzmirliler’in katılımı ile birlikte gerçekleştirilen İzmir Kültür Çalıştayı’nda Prof. İlhan Tekeli tarafından hazırlanan ‘İzmir Kültür Çalıştayı Referans Metni’ doğrultusunda öneriler geliştirilmiştir. O nedenle bundan sonraki süreçte ortaya çıkacak birçok proje ve çalışmanın kaynağının bu çalıştay olduğu söylenebilir. Örneğin ‘İzmirlilerin Denizle İlişkisini Güçlendirmekte Uygulanacak Tasarım Stratejisi Planı’ ve bu planın önerileri çerçevesinde şekillenen ‘İzmir-Tarih İzmirliler’in Tarih İle İlişkisini Güçlendirme Projesi‘ hep bu çalıştayın ürünü olarak ortaya çıkmış, bu şekilde tanıtılmışlardır.

İzmir Büyükşehir Belediyesi bu çalıştayla eşzamanlı olarak, esasen İzmir’in kalkınma sorunlarının ele alınıp planlanacağı merkezi yönetime bağlı İzmir Kakınma Ajansı Danışma Kurulu’na alternatif olarak İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nu (İEKKK) oluşturmuş, ilke olarak İzmir Kent Konseyi içinde yer alması gereken sermayedarları ve onların örgütlerini İzmir Kent Konseyi’nden kopararak ayrı bir ‘patronlar kulübü’ olarak örgütlemiş, bu kurulun hiçbir yasal dayanağı olmayan çalışma yönergesini hazırlamış ve o tarihten bu yana her ay yapılan düzenli toplantılarla İzmir’in gerçek gündeminin bu kurul eliyle belirlenip kararlaştırılmasını sağlamıştır. Tabii ki her zaman olduğu gibi Prof. Dr. İlhan Tekeli bu kurulun da kurucu entelektüel merkezi görevini devam ettirmiştir.

Sekreterya hizmetleri İzmir Büyükşehir Belediyesi AB ve Dış İlişkiler Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen bu kurul, 2009 yılından bu yana –seçim dönemleri ve yaz ayları hariç- İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun katılımı ile her ay düzenli olarak toplanmış ve ‘Kültürpark Projesi’, ‘İzmir-Tarih Projesi’, ‘Alsancak Limanı Projesi’, ‘Körfez Geçiş Projesi’ ve ‘İzmir-Fuar Projesi’ gibi İzmir açısından çok önemli olan konuları görüşüp tartışarak kamuoyundaki ön kabulün oluşumuna yardımcı olmuştur.

62. Toplantısını 2016 yılı Eylül ayında yapan ve şu an itibariyle toplam 146 üyeye sahip İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nda toplantı yöneticiliği kurulduğu günden bu yana sırasıyla Öner Akgerman, Tufan Ünal, Yılmaz Temizocak, Şerife İnci Eren, İdil Yiğitbaşı, Atilla Sezgin, Mehmet Tiryaki ve Betül Elmasoğlu gibi İzmir’in sermaye sahipleri ya da onların temsilcileri tarafından yapılmış, bu toplantılarla ilgili görüşme tutanakları ve karar metinlerini Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde resmi yazı ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden istemiş olmamıza karşın talebimiz, sözkonusu oluşumun resmi olmadığı gerekçesiyle karşılanmamış, o belgelerde yazılı olan bilgilerin kamuoyu ile paylaşılmasından kaçınılmıştır.

İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nun (İEKKK) gündemine baktığımızda ise İzmir’deki ‘yönetişim’ altyapısının yerleşmesine ve gelişmesine aracılık yapan bütün önemli ve büyük projelerin; özellikle de ‘Kültürpark Projesi’nin, ‘İzmir-Tarih‘, ‘İzmir-Deniz’, ‘Yarımada Kalkınma Stratejisi’, ‘Gediz-Bakırçay Havzası Kalkınma Stratejisi’nin öncelikte bu kurulda ele alınıp tartışılması, üyelerden gelen gelen taleplerin karşılanması, böylelikle uygulamaya konulacak projeler için bu kurul üyelerinin menfaatleri doğrultusunda onaylarının alınması sağlanmıştır.

Nitekim geçtiğimiz aylarda sosyal medyada ‘Kültürpark Projesi’ ile ilgili yaptığımız yazışmalarda tartışmalara katılan Uğur Yüce ve Sıtkı Şükürer gibi kurul üyeleri projeyi incelediklerini, tartıştıklarını; hatta taleplerinin büyük bir kısmının dikkate alınarak projenin o talepler doğrultusunda değiştirildiğini ifade etmişler, bir anlamda sözkonusu projenin 2014-2016 dönemindeki katılım sürecine sadece kendilerinin katıldığını itiraf etmişlerdir.

Evet, bütün bu anlatılanlardan da görüldüğü gibi İzmir’de İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Prof. Dr. İlhan Tekeli’nin danışmanlığında oluşturulmaya başlayan ‘yönetişim’ altyapısının temel aktörü, resmi bir kimliği olmamakla birlikte İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından oluşturulan ve ülkemizdeki başka hiçbir kentte mevcut olmayan İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’dur. Bu kurul sahip olduğu anahtar konum nedeniyle menfaatleri doğrultusunda yerel iktidara destek vermekte, ‘Kültürpark Projesi’ tartışmalarında gördüğümüz gibi önce kendisi tarafından incelenip şekillendirilen projelerin savunuculuğunu yapmakta, kolaylıkla yönlendirebildikleri gazete, televizyon gibi medya kuruluşları eliyle kamuoyunun kendilerinden yana oluşması için çaba göstermektedirler.

resim2

İzmir’deki yerel ‘yönetişim’ iktidarının önemli bir organı olan İzmir Kalkınma Ajansı ve onun danışma kurulu ise oluşumu ve yapılanması nedeniyle daha çok merkezi yönetimin organı olarak kabul edilmekte, o kurulda -yasal olarak bulunması gerekenler dışında- görev yapanların İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nda yer alması önlenmektedir.

İzmir’deki yerel ‘yönetişim’ iktidarının diğer bir organı olan İzmir Akdeniz Akademisi ise özellikle üniversiteler eliyle projelerin tasarım ve uygulamasını yapmakta, bir anlamda entelektüel çevrelerin ve kamuoyu önderlerinin ikna süreçlerinde etkili olmaktadır.

Şu an için gözden çıkarılan diğer bir ‘yönetişim’ organı ise yine 2009-2010 döneminde oluşturulan İzmir Kent Konseyi’dir. Son genel kurulunda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun istemediği bir adayın İzmir Kent Konseyi Başkanı seçilmesi nedeniyle şu an itibariyle tüm desteğin kesildiği, bütçesinin yok edildiği haliyle adeta yedekte bekletilmekte; kadınlar, gençler, engelliler ve çocuklar gibi kimlik tabanlı politikalarla çalışmalar yapmalarına –kısıtlı da olsa- izin verilmekte, ısrarlı bir şekilde İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nun ilgilendiği büyük, önemli ve güncel konuların dışında tutulmaktadır.

Yerel ‘yönetişim’ iktidarının son aktörü ise İzmir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte, belediye başkanının eşi ve danışmanlarının da ortak yapılarak sırf İzmir-Tarih Projesi için kurulmuş olan TARKEM A.Ş. (Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım Ticaret A. Ş.) ve onun sivil ayağı olarak kurulan İzmir Kent Değerlerini Koruma ve Geliştirme Derneği’dir. Şirketin kurucusu olan İzmir’in sermaye çevreleri böylelikle şirket içindeki payını kuruluşundaki % 0,86 oranından % 30’a çıkardıkları İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni ve onun şirketlerini arkalarına alarak; hatta onun sahip olduğu planlama, kamulaştırma ve imar düzenlemesi yapma gibi kamusal güçlerini kullanarak kentin tarihi merkezinde kendilerine yol açmaya çalışmakta, Kemeraltı bölgesi için öngördükleri İstanbul’daki Tarlabaşı ya da Sulukule uygulamalara benzer ‘soylulaştırma’ (mutenalaştırma) çabalarında İzmir Büyükşehir ve Konak belediyelerine kendilerine ortak etmeye çalışmaktadırlar.

Ancak, son aylarda ortaya çıkan iktidar, özellikle TMSF destekli yeni bir yatırım grubu olan Folkart / Sancak grubunun bir leke gibi yayılıp kurduğu hegemonya ile birlikte şimdilik İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu üyesi yapmadıkları Mesut Sancak’ın İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yeni ortağı olarak geliştirdiği hamleler karşısında önce ne yapacaklarını şaşırmış, ancak daha sonraki süreçte de dışarıdan gelen bu büyük güçle ittifak yapma, onunla ittifak yaparak, onu destekleyerek pastayı birlikte paylaşma stratejisini uygulama koydukları görülmektedir. Bunun en son örneği ise esasen bir Folkart hamlesi olan Kültürpark projesinde belediyeyi destekler gibi yapıp asıl olarak Folkart’ın önünü açan girişimlerde bulunmaları, bu nedenle belediyeyi ve projeyi desteklemeleridir.

Bütün bu örneklerden hareketle şu içinde bulunduğumuz durumda, ‘yönetişim’ denilen siyasi iktidar aracının aslında İzmir sermayesi ve Folkart gibi farklı sermaye grupları arasındaki menfaatleri esas alan ve bu menfaatler üzerinden yeni dengeler kurmaya yarayan bir işleve de sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Havralar Bölgesi, İnanç ve Kültür Turizmi Açısından Önemli Bir Potansiyele Sahip Midir?

Beth İsrael

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin İzmirliler’in tarihle ilişkisini güçlendirmek amacıyla Konak Belediyesi ve TARKEM A.Ş. isimli çok ortaklı bir şirketle birlikte Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerini kapsayan 248 hektarlık bir alanda yürüttüğü İzmir-Tarih Projesi’nin önemli alanlarından biri de proje ortağı olan TARKEM A.Ş. isimli çok ortaklı özel bir şirkete tahsis edilmiş olan Havralar Bölgesi’dir.

Konak ilçesinin Güzelyurt ve Güneş mahalleleri içinde yer alan Havralar Bölgesi,1492 yılından sonra İstanbul, Selanik, Portekiz ve İspanya’dan göç eden Musevilerin bugünkü Havra Sokağı ve çevresine yerleşmeleri ve ibadethanelerini deevlerine yakın olacak şekilde bu alanda inşa etmeleri sonucundaortaya çıkmıştır.Eski İzmir’in çok dinli ve kültürlü yapısını yansıtan bu bölgede ticari ve dini etkinlikler bir arada yaşanmış; ancak, bölge bu özelliğini 1946 sonrasında hızla kaybetmeye başlamıştır. Bugün itibariyle cemaati kalmayan dokuz sinagog ve bir hahamhane tehlike altındaki kültürel miras listesinde yer almaktadır.Bölge bugün geleneksel alışveriş kültürünün ve Musevi Cemaati’ne ilişkin belleğin izlerini taşıyor olması nedeniyle oldukça önemli bir kültürel potansiyele sahiptir.

İzmir-Tarih Projesi kapsamındaki bölgeleHevrarle ilgili operasyonların kapsamını ve bu operasyonların hangi toplumsal aktörler tarafından yapılacağını belirlemek amacıyla toplanan çalıştaylarda, bu bölgenin sahip olduğu havra kümelenmesi nedeniyle kültür ya da inanç turizmi özelinde yüksek bir potansiyele sahip olduğu belirlenmiş ve bu kabul çerçevesinde İzmir Musevi Cemaati Vakfı tarafından geliştirilen “İzmir Projesi: Kemeraltı’ndaki Sinagogların Turistik Mekân Olarak Korunmasına ve Bir Musevi Müzesi Kurulmasına İlişkin Plan” kapsamında İzmir Musevi Cemaati Vakfı ve diğer örgütleyici aktörlerle birlikte İzmir Musevi Müzesi’nin yapılması uygun görülmüştür.

İzmir Musevi Cemaati Vakfı tarafından hazırlanan proje temel olarak tamamen yıkılmış durumda bulunan ve yıkım öncesi durumlarına ilişkin herhangi bir belge bulunmayanlar dışında tüm havraları ibadet özelliklerine zarar vermeden restore edip ziyarete açmayı, taşıdıkları tarihi, kültürel, dini, mimari, sanatsal değeri ve şehrin çeşitli dönemlerindeki tarihini yansıtan bir kültür merkezine dönüştürmeyi, bu sayede bölge içerisinde turistik bir ilgi odağı yaratmayı amaçlamaktadır. Bu planda birbirine bitişik olarak konumlanmış dört havranın (Sinyora, Algazi, Hevra ve Foresteros) müze haline getirilmesi, ayrıca bu müze ile aynı sokaklara cephe veren Etz Hayim ve Şalom havraları arasında kurulacak üst geçitlerlebu bütünlüğün altı havraya çıkarılması önerilmektedir.Önerilen müzede sergi salonları, derslikler, kafe ve restoran, kitapçılar, Musevilikle ilgili eşya satış birimleri, hediyelik eşya satış birimleri ve sanat galerilerinin bulunması öngörülmüştür. Bunun dışında inşaatı İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2014 yılında bitirilen Beit Hillel Oratuarı (ibadet mekânı olarak kullanılan ev) İzmir Musevi Cemaati Vakfı tarafından işletilmesi önerilmiştir.

Havra Kapısı2014 yılında önerilen bu proje ne yazık ki içinde bulunduğumuz tarihe kadar yaşama geçme şansını bulamamış, bunun için yapılan girişimlerden sonuç alınamamıştır. Öte yandan İzmir Musevi cemaatinin önde gelen mensuplarının TARKEM tarafından kurulan İzmir Kültür Değerlerini Koruma ve Geliştirme Derneği’ne fahri üye yapılmaları suretiyle, TARKEM’in bu bölgedeki amaç ve hedeflerine itibar kazandıran dini bir azınlık cemaati desteğinin örgütlenmesi sağlanmıştır.

Havralar bölgesi için bugüne kadar değişik üniversite, vakıf, dernek, şirket, akademisyen ya da araştırmacılar tarafından yapılan her düzeydeki çalışmada bu bölgenin sahip olduğu  kültürel varlıklar nedeniyle inanç ya da kültürel turizm ölçeğinde önemli bir yere sahip olduğu sürekli vurgulanıp bunun turizm ölçeğinde değerlendirilmesi önerilmekle birlikte;

  • Bu bölgedeki dokuz adet sinagog ile bir adet hahamhane yapısının anıtsal mimarlık teknikleriyle mimarlık ve Musevilik tarihi açısından yeri ve önemi dünyadaki diğer benzerleriyle karşılaştırmalı bir şekilde araştırılıp ortaya konulmamış,
  • Havraların iç ve dış turizm açısından hangi mimari ve kültürel değere sahip olduğu, bu değerlerin turistik bir mal ya da hizmete dönüştürülmesi için neler yapılabileceği ortaya konulmamış,
  • Musevilik dinindeki hac zorunluluğu sadece Kudüs’teki Süleyman Tapınağı’nın bulunduğu alanla sınırlı olduğundan, dünyanın değişik ülkelerinde yaşayan Yahudilerle daha önce İzmir’e yaşayıp İsrail’e ya da dünyanın değişik ülkelerine göç etmiş Yahudilerden hangilerinin İzmir’deki havraları ne şekilde ziyaret edeceği bir turizm talep tahmini olarak analiz edilmemiş;

Kısaca sahip olunan kültürel varlığın inanç ya da kültür turizm açısından pazarlanabilir bir yer ve öneme sahip olup olmadığını ortaya koyan bir araştırma, bir fizibilite çalışması yapılmamıştır.

Brockhaus_and_Efron_Jewish_Encyclopedia_e13_783-0

Oysa İzmir’deki inanç / kültür turizminin gelişmesi açısından belki de vitrine konulacak şey bu dokuz havra ve bir hahamhane yerine; Musevilik tarihi açısından önemli bir yere sahip olup üstü çeşitli efsanelerle örtülüp kapatılan gizemli Sabetay Sevi olayının İzmir’de ortaya çıkmış olması, ‘Mehdi’ olarak nitelenen bu dinsel liderin İzmir’den yola çıkan bir yaşam öyküsüne sahip olmasıdır. O anlamda İzmir’in Musevilik odaklı inanç ya da kültür turizminin odağına bu havralardan çokkendini mehdi ilan edip kabul gören Sabetay Sevi üzerinden geliştirilecek bir fantastik öykünün yerleştirilmesi pekâlâ da mümkün olabilir… Tabii ki, böylesi bir önerinin de inanç ve kültür turizmiaçısından ne ölçüde anlamlı, önemli, öncelikli ve uygulanabilir olduğunun titiz ve ayrıntılı bir şekilde araştırılıp irdelenmesi koşuluyla…

Diğer yandan İzmir Musevi Cemaati’nin –muhtemelen kendilerine hoş gelmeyecek- Sabetay Sevi öyküsü yerine daha bir istekle sahip çıktığı İzmir Musevi Müzesi projesinin bir yandan İzmir’deki Musevi kültürünü koruma amacına odaklanırken diğer yandan dabu bölgede yaşayanları başka yerlere göndererek burada eğlence ve konaklama sektörlerinin altyapısını oluşturmaya yönelik bir soylulaştırma gayreti olarak tanımlanan İzmir-Tarih Projesi’nin –masum bir şekilde- toplumsal gerekçe ve dayanağını oluşturduğunu, bu anlamda bölge rantının peşinde olanların işini kolaylaştırdığını da göz ardı edip unutmamak koşuluyla…

Ali Rıza Avcan, Stratejik Planlama Danışmanı