Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi 2014-2023

Ali Rıza Avcan

Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi 2014-2023

Hazırlayan: İzmir Kalkınma Ajansı – İZKA

Tarih, yer: Temmuz, 2014 – İzmir

Sayfa sayısı: 283

İzmir, Çeşme Yarımadası’nda yer alan Güzelbahçe, Urla, Karaburun, Çeşme ve Seferihisar ilçelerinin kalkınmasını sağlamak amacıyla, İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) tarafından 2014-2023 İzmir Bölge Planı çalışmaları kapsamında İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) ile Ege ve Dokuz Eylül üniversitelerine hazırlattırılan Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi 2014-2023 belgesinin hazırlık süreci, mevcut durum analizi, strateji eksenleri, yol haritası/gelişme senaryosu, sonucu ve uygulama yöntemi ile ilgili görüş, düşünce, öneri ve eleştirilerimiz aşağıdaki bölümlerde ayrıntılı olarak belirtilmiştir:

A – KATILIM

1. Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi 2014-2023 belgesinin halkın ve uzmanların katılımıyla hazırlanması için her bir ilçede birer halk çalıştayı, tüm ilçeler düzleminde bir Ufuk Tarama Çalıştayı ve bir Uzman Paneli yapılmıştır.

İlçeler düzleminde yapılan Beş (5) ayrı halk çalıştayına toplam 191 kişi, Ufuk Tarama Çalıştayı’na 113 kişi, Uzman Paneli’ne 53 kişi katılmış; halk çalıştayına katılan bazı kişilerin hem Ufuk Tarama Çalıştayı’na hem de Uzman Paneli’ne katılması nedeniyle gerçek katılımcı sayısı 303’ü bulmuştur.

Beş ayrı ilçe düzleminde gerçekleştirilen hazırlık çalışmalarına toplam 303 kişinin katılması Başlangıçta olumlu olmakla birlikte; katılanların ya da katılmayanların durumu ile katılımcıların özelliklerine baktığımızda bazı eksiklik ya da yanlışlıkların olduğunu görürüz:

Çalıştay ve panel katılımcıları temsil ettikleri kurum, kuruluş ve örgütler düzleminde analiz edildiği takdirde; konu ile ilgili olan birçok kişi ve kuruluşun bu çalışmalara katılmadığı, yapılan her bir çalıştay ve panel arasında katılımcı sayısı, niteliği ve temsiliyeti açısından bir benzerlik, denge ve uyumun oluşturulmadığı; aşağıdaki çizelgede de görüleceği gibi öncelikli stratejik alanlar olan turizm, tarım, ekonomi ve enerji alanlarında çalışan birçok uzman ve uygulayıcının, katılımcılarının % 50’sini akademisyenlerin oluşturduğu Uzman Paneli’ne katılmadığı belirlenmiştir.

Çalıştay ve Panel Katılımcıları Çizelgesi

Yapılan çalıştay ve panellere turizm sektörünün temel aktörleri olan turizm yatırımcılarının, tur operatörlerinin, rent a car dahil turizm taşımacılarının, seyahat acentesi sahiplerinin, TÜRSAB ve ETİK gibi turizm meslek örgütlerinin, kruvaziyer ve Ro-Ro taşımacılık örgüt ve temsilcilerinin, turizm rehberliği örgütlerinin ya da rehberlerin, inşaat sektörü temsilcileriyle emlak komisyoncularının, liman başkanlığı temsilcilerinin, İzmir Ticaret Odası (İZTO) ve Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) temsilcilerinin çağrılmamış ya da çağrıldığı halde katılmamış olması; ayrıca ilçe düzleminde yapılan çalıştayların her birinde değişik kesimlerden gelen katılımcıların farklı ağırlıkta olmaları; bu bağlamda, Seferihisar’da yapılan çalıştaya 13 muhtar katılırken Karaburun ilçesi çalıştayına hiçbir muhtarın katılmamış olması bu tespitlere örnektir.

Çalıştaylarla panele çağrılmayan/katılmayan turizmcilerin yanı sıra Ege Bölgesi Sanayi Odası meslek grubu/sektör temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve benzerleriyle daha sonra yüz yüze görüşmeler ya da odak grup toplantıları yapılması da proje yöneticilerinin bu eksikliğin bilincinde olduğunu ve bunu telafi etmek düşüncesiyle çalışma programında bulunmayan araştırma yöntemlerini kullandıklarını göstermektedir.

Bireylerin ortak bir konu üzerinde çalışmalarını, düşünüp öğrenmelerini sağlayan; bu nedenle de uygulamalı bilimsel öğretim ya da araştırma tekniği olarak da kabul edilen çalıştay ya da workshop çalışmaları; daha çok yüksek düzeyli bilişsel süreçlerin kullanıldığı bilgi aktarım uygulamalarında tercih edilen, uzmanlık alanlarına dönük bir uygulamadır. Amacı, önemli, hassas ve belirsiz konularda “kaliteli kararlar” alınabilmesi için durumun ya da konunun katılımcı bir ortamda ele alınıp irdelenmesini, çözümlenip tartışılmasını ve bir bütün olarak birleştirilmesini sağlamaktır. Bu nedenle ele alınan konuya uygun ve o konunun tüm taraflarını kapsayan bir grup tasarımının yapılması, katılımcılarının konuyla ilgili tüm alanlardan doğru olarak seçilmesi, bu seçim sırasında katılan her kesime toplum içindeki yer ve önemlerine uygun ağırlıkta yer verilmesi ve çalıştay ya da forum işleyişinin akılcı bir şekilde planlanıp yönetilmesi, bütün bu gereklerin gerçekleşmediği durumlarda eksikliklerin diğer uygulama yöntem ve teknikleriyle tamamlanması uygun ve doğru olacaktır.

s737574

B – BÖLGE TANIMI

2. Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi 2014-2023 belgesinde bu bölgenin kendi içindeki benzerliği ile çevresindeki diğer yerleşimlerden farklılığını ortaya koyan varlık/değerlerin ne olduğu net bir şekilde ortaya konulamamıştır.

Bu anlamda bu beş ilçenin niye bir araya getirilerek “Yarımada” olarak tanımlandığı, bu beş ilçeyi birbirine bağlayan bağın ne olduğu; öte yandan bu bölgenin İzmir’in genel bütününden niye ayrıldığı da belli değildir. Ortada coğrafi anlamda bir yarımada bulunmakla birlikte bu yarımadanın üstünde ya da yakın çevresinde yaşayanların, bunların ortak geçmişlerinin, ekonomik, sosyal, kültürel vb. özelliklerinin bir ya da benzer olduğu gibi tespit de yapılmamıştır. Bu anlamda “Yarımada” ile “Yarımada Dışı” olanın temenniler dışında somut bir gerçekliğe dayanmadığı söylenebilir.

Nitekim bu sınırların tarihi, ekonomik, toplumsal ve kültürel bir dayanağının olmayışı nedeniyle bu stratejik kalkınma çalışması kapsamına, bir süre sonra 1997 yılında kurulan Yarımada Belediyeler Birliği’nin diğer üyeleri Balçova, Narlıdere, Menderes ve Selçuk ilçeleri de katılarak başlangıçta 5 ilçeyi kapsayan bu çalışmanın 9 ilçeyi kapsar bir hale getirilmesi sağlanmış; böylelikle bu 9 ilçe ile çevresindeki diğer ilçeler arasındaki fark ve benzerlikler üzerinden tanımlanan bir bölge bütünlüğünden iyice uzaklaşılmıştır. 

Bütün bu tespitler, “Yarımada” olarak tanımlanan coğrafya için “bölge”, “alan” ya da “havza” kavramlarının birbirinin içine girdiğini, bunların birbirinden farkının olmadığını ya da dikkate alınmadığını da göstermektedir. 

Ayrıca toplam beş ilçe ile ilgili strateji belgesinin hazırlanmasından sonra bunlara dört ayrı ilçenin dahil edilmesi ve bu dört ilçenin böylesi bir çalışma kapsamına analiz edilmeden alınması, bu konuda nasıl bir “yamalı bohça” stratejisinin uygulandığını ortaya koymaktadır.

C – YÖNTEM

3.Varlık-odaklı kalkınma yaklaşımı” ile hazırlandığı söylenen Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi belgesinin, Yarımada bölgesinin sahip olduğu zayıflıklardan çok güçlü yanlara ve varlıklara odaklandığı; bu varlıkların ve potansiyellerin yerel halk tarafından kolaylıkla algılanması nedeniyle bu varlıkların bir kalkınma faktörü olarak kabul edildiği belirtilmekle birlikte; bu çalışma ile ortaya çıkan beş ana temanın, 10 stratejik gelişme ekseninin ve 130 varlık-odaklı kalkınma fikrinin, bu plan öncesinde hazırlanmış diğer fiziki mekân temelli bölgesel planlardaki tema, eksen ve faaliyetlerle farklılık göstermediği; böylesi bir planlama çalışması ile “bardağın dolu tarafından bakılarak” geliştirildiği söylenen kalkınma fikirlerinden çok, İzmir bütünü içinde ayrı bir Yarımada örgütlenmesi için öneriler geliştirilmesine, merkezi ve yerel yönetimler dışında sermayenin, sivil toplumun, üniversitelerin katıldığı, yerel yönetimlerin ve kalkınma ajansının desteklediği yerel yönetimler dışında ayrı bir bölgesel yönetim modelinin önerilmesine önem verildiği görüşüne varılmıştır.

Yarımada bölgesinin yönetilmesi için İzmir Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri ve merkezi yönetimin kuruluşları yanında kurulması önerilen Yarımada Koordinasyon Kurulu, Yarımada Turizm Birliği, Yarımada Belediyeler Birliği, Yarımada Kent Konseyleri Birliği, İzmir Yarımada Uygulama ve Araştırma Merkezi, Yarımada Üst Üretici Birlikleri, Yarımada Muhtarlar Meclisi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediyelerinde oluşturulması istenen kırsal kalkınma birimleri, İzmir Yarımada Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından yönetilmesi önerilen Yarımada Bilgi Sistemi, bu görüşü doğrulayan örneklerdir.

0014D – MEVCUT DURUM ANALİZİ

4. Çeşme, Güzelbahçe, Karaburun, Seferihisar ve Urla ilçelerinden oluşan bölgedeki somut ve somut olmayan tarihi, arkeolojik, kültürel, doğal ve turistik varlıkların / değerlerin envanteri çıkarılmadan bunların ilçe halk çalıştaylarına katılanlar tarafından hatırlanıp belirlenmesinin nedeni anlaşılamamış ve bu belirlemelerin ne ölçüde doğru ve tam olduğu ortaya konulmamıştır.

Nitekim tüm strateji belgesinin incelenmesi sırasında maddi olmayan halk kültürünün, sualtındaki tarihi, arkeolojik, kültürel ve doğal varlıkların, özellikle Karaburun ilçesi köylerinde ortaya çıkan ve Börklüce Mustafa ile simgelenen Alevi / Bektaşi / Tahtacı kültürünün, Bademler Köyü’nde kurulan ilk köy tiyatrosuyla ahşap çocuk oyuncakları evinin, henüz tescillenmemiş Çılga Mağarası gibi doğal zenginliklerin, Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı’nın Barbaros Köyü’ndeki Çocuk Köyü, 1892-1898 döneminde gündeme gelen İzmir-Urla-Alaçatı-Çeşme hattı buharlı tramvay projesinin gündeme getirilmemiş olması bu durumun en iyi örnekleridir.

5. Yarımada bölgesi ile ilgili mevcut durum analizinde, belirlenen stratejik önceliklerle ilgili birçok bilgiye yer verilmediği belirlenmiştir. Eksik olan bilgiler şu şekilde sıralanabilir:

a) İlçelerdeki nüfus artış oranları, nüfus projeksiyonları ve iç göçle ilgili bilgiler; ayrıca ilçelerin yaz nüfusları ile ilgili bilgi, analiz ve çıkarımlar,

b) Bölgedeki spor altyapısı ve etkinlikleri ile ilgili bilgi, analiz ve çıkarımlar,

c) Bölgedeki sanat altyapısı ve etkinlikleri ile ilgili bilgi, analiz ve çıkarımlar,

d) Bölgedeki ulaşım altyapısı ile ulaşım / taşıma hizmetleriyle ilgili istatistik, analiz ve çıkarımlar,

e) Bölgenin mülkiyet altyapısı ile ilgili bilgi, analiz ve çıkarımlar.

f) Stratejik planın “Sonuç” bölümünde Yarımada’da turizm sektörünün sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için yerel yatırımcıların güçlendirilmesi önerilip dış kaynaklı yatırımcıların Yarımada’da kitlesel odaklı girişimlerde faaliyet göstermeye başlamasının doğal ve tarımsal yapı ile çelişen uygulamaların ortaya çıkmasına neden olacağı belirtilmekle birlikte; planın mevcut durum analizi bölümünde Yarımada’daki yerli ve yabancı turizm yatırımcılarıyla ilgili hiçbir bilgiye ya da veriye yer verilmediği, bu durumun analiz edilmediği ve geleceğe yönelik çıkarımlarda bulunulmadığı görülmüştür.

g) Bölgedeki ekonomik yapı ve ticari yaşamla ilgili bilgi, analiz ve çıkarımlar,

h) Bölgede faaliyette olan sektör (sanayi, ticaret, hizmetler vd.) ve alt sektörlerle ilgili bilgi, analiz ve çıkarımlar,

ı) Bölgedeki sağlık altyapısı ve hizmetleriyle ilgili istatistik, analiz ve çıkarımlar,

i) Bölgenin güvenlik altyapısı ile ilgili bilgi, analiz ve çıkarımlar,

j) Bölgenin mevcut enerji altyapısı ve hizmetleriyle ilgili istatistik, analiz ve çıkarımlar,

k) Türkiye’de ilk kez Seferihisar ilçesinde uygulanan Citta Slow uygulaması ile Seferihisar’ın ülkemizdeki diğer Citta Slow yerleşimleri arasındaki merkezi konumu ve bu kalkınma stratejisinin geleceği ile ilgili bilgi, analiz ve çıkarımlar, bu çıkarımların bölge içindeki diğer ilçelerdeki uygulanabilirliği,

l) Bölge içinde turizm açısından ayrıksı bir gelişim sergileyen Alaçatı yerleşiminin hem bölge ile hem de bölge dışındaki rakipleri ile ilişkisini ortaya koyan analiz ve çıkarımlar,

m) Mevcut durum analizinde ele alınan ya da alınmayan yerel varlıklarla ilgili olarak merkezi ve yerel yönetimlerle ulusal ve uluslararası girişimcilerin olası düzenleme, yatırım ve müdahaleleri konusundaki bilgi, beklenti, analiz ve çıkarımlar.

ysk

5. Mevcut durum analizi bölümünde istihdamla ilgili olarak Türkiye İstatistik Kurumu’nun 15 yıl öncesine ait (2000 yılı) güncel olmayan verilerin kullanıldığı, işsizlikle ve istihdamla ilgili olarak Yarımada düzleminde bir araştırmanın yapılmadığı belirlenmiştir.

6. Mevcut durum analizinde köylerin 6360 sayılı yasa ile mahalleye dönüşeceği belirtilmekle birlikte bunun sakıncaları analiz edilerek kestirimlerde bulunulmamış; planın sonuç bölümünde bununla ilgili olarak sadece İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde ve ilçe belediyelerinde kırsal kalkınma birimlerinin ve muhtarlar meclisinin kurulması gibi kurumsal öneriler geliştirilmiştir.

7. Mevcut durum analizinde Yarımada Bölgesi’nin hem çevresiyle (Narlıdere ve Menderes ilçeleri) hem de İzmir bütünüyle toplumsal, ekonomik ve kültürel ilişkileri; ayrıca bir turizm destinasyonu olarak Kuşadası destinasyonu ile ilişkileri, bağlantıları ele alınmamış, analiz edilip çıkarımlarda bulunulmamıştır.

8. Yarımada Bölgesi’nin turizm düzlemindeki yurtiçi ve dışı rakiplerinin belirlenip bu rakipler üzerinden rekabet analizinin yapılmadığı, rekabetçi stratejiler geliştirilmediği belirlenmiştir.

9. Yarımada Bölgesi için geliştirilen stratejilerle ilgili risk analizlerinin yapılmadığı ve risk planlarının hazırlanmadığı görülmüştür.

10. 2011 yılından bu yana yapılmakta olan Yarımada Tohum Takas Şenlikleri bağlamında yerel tohum mirasının, Monsanto/Bayer gibi küresel şirketler düzleminde karşılaştığı tehditlerin ve yerli tohumun satışını yasaklayan ulusal ve uluslararası yasal düzenlemelerin ele alınmadığı görülmüştür.

E – İZLEME VE DEĞERLENDİRME

Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi 2014-2023 belgesinin “Yarımada Stratejik Yol Haritası / Gelişme Senaryosu” başlığını taşıyan altıncı ve son bölümünde “…varlık odaklı kalkınma fikirlerinin hangi sıra ve zaman diliminde yer alabileceğine yönelik bir gelişme senaryosu sunulmaktadır.” şeklinde ifade edilmiştir.

Bu bölümde 5 ana tema kapsamında yer alan toplam 128 ayrı kalkınma fikrinin 10 yılı kapsayan 2014-2023 döneminin hangi yıllarında gerçekleştirileceği belirtilmiş olmasına karşın; bu stratejilerin uygulandığı 2014, 2015 ve 2016 yıllarında kısa, orta ve uzun vadede gerçekleştirilmesi öngörülen fikirlerden hangilerinin hayata geçirildiği, hangilerinin geçirilemediği; başka bir anlatımla öngörülen hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığı henüz belli değildir.

ada2

Bunun en önemli nedenlerinden biri Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi 2014-2023 belgesinin, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2015-2019 dönemi stratejik planı ile ilişkilendirilmemiş olması, diğer bir nedeni de bu belge ile öngörülen strateji ve fikirlerin uygulamasını izleyip ölçmek ve değerlendirmek amacıyla önerilen “yönetişim stratejisi” ile ilgili yapılanmanın henüz yaşama geçirilememiş olmasıdır.

 

 

Liyakat ve itibar…

Ali Rıza Avcan

Bugün, kamu görevi ve o görevi yapanlar açısından önemli iki kavram; “liyakat” ve “itibar” sözcükleri üzerine düşünerek, bu kavramların Çeşme Belediyesi’ndeki yeni görevlendirmeyle ilişkisini sorgulamaya çalışacağım. 

“Liyakat” sözcüğü, yaşadığımız sorunlarla eksiklik ve yanlışlıkların kaynağı olarak gösterilmesi nedeniyle sık kullanılan bir sözcük. Bu anlamda, insanların yaptıkları veya görevlendirildikleri işlere layık olmasını, o iş ya da durum için aranan koşullara uygun olmasını ifade ediyor. 

Bunun tam aksinin gerçekleştiği günümüz koşullarında, birçok sorun, eksiklik ve yanlışlığın nedeni olarak gösterilen bu kavram, özellikle 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından sık sık dile getirilmeye başlandı. KIlıçdaroğlu, darbe girişimi sonrasında yapılan ünlü Yenikapı Mitingi’nde dile getirdiği 12 maddeli yol haritasında; “Devletin inşasında liyakat sistemini esas almalıyız. Liyakat sisteminde vazgeçmemeliyiz. Bu bizim tarikattan, bu bizim cemaatten, bu bizim partimizden değil, kim işi iyi yapıyorsa geleneğini Türkiye’de başlatmalıyız. Sınav için alın teri dökerken, birileri sınav sorularını çalıp devletin önemli yerlerine geliyorsa hep beraber itiraz etmeliyiz.” diyerek bundan böyle devlet yönetiminde işin ehline verilmesini talep etmiştir.

O tarihten sonra yaptığı birçok açıklama, demeç ve konuşmada bu konu üzerinde durarak devlet içindeki her görevin o konuda bilgili, birikimli ve deneyimli kamu görevlileri tarafından yapılması gerektiğini ifade ederek, “liyakat” kavramını adeta CHP’nin temel ilkelerinden biri haline getirmiştir.

İtibar” sözcüğü ise saygı görmeyi, değerli bulunmayı ve güvenilir olmayı ifade eden, daha yeni bir anlatımla saygınlık olarak da ifade edilen bir sözcük. İtibar sözcüğü bu anlamıyla kendi içinde güvenilirlik, istikrar, yönetim, ürün ve hizmet kalitesi, sosyal sorumluluk anlayışı, iletişim becerisi gibi değişik bileşenleri içeriyor. Bir anlamda, bir kurum ya da kişinin itibarlı olmasını sağlayan nedenler bu bileşenlerin tümünün ya da bir kısmının bir arada olması olarak ifade edilebilir.

reputation

Bu kavram son yıllarda gerek kamu yönetiminde gerekse özel sektörde önem kazandığı için kurumların ya da kişilerin sahip oldukları itibarı iyi bir şekilde yönetip geliştirmek ve sürdürmek amacıyla “itibar yönetimi” adı verilen bir çalışma alanı gelişmiş; kurum, kuruluş ve işletmeler bundan böyle sahip oldukları itibar açısından kendi aralarında sıralanmaya ve en itibarlı olanlarına ödüller verilmeye başlanmıştır.

Bilindiği üzere bu kavramı ülkemizde ilk ortaya atan ve konu üzerinde çalışan kişi, stratejik iletişim danışmanı Salim  Kadıbeşegil‘dir. Bu konuyu, daha önce adı bile bilinmezken ele alıp geliştirdiği “İtibar Yönetimi” isimli kitabı uzunca bir süredir hem ilgili sektörlerde hem de eğitim kurumlarında ders kitabı olarak okutulmakta; bundan böyle itibarın önemli bir değer olduğunu fark eden ve onu yönetmenin mümkün olduğunu öğrenen her kurum ya da kişi, itibarını geliştirip sürdürmek için çalışmaktadır.

Bu sözcüğün, ülkemizdeki kamu yönetimi alanında en bilinen kötü örneği ise rüşvet, zimmet, ve irtikap gibi yüz kızartıcı suçların bir şebeke halinde sıkça işlendiği tapu, kadastro, nüfus ve gümrük gibi bazı kamu hizmetleridir. Bu meslekler, Osmanlı’dan bu yana ülkemizdeki kötü uygulamadan kaynaklanan olumsuz bir algı ile itibarsız  ya da itibarı en düşük meslekler olarak kabul edilir.

Nitekim yıllar yıllar önce aynı mahalledeki çocukluk arkadaşımın Gümrük ve Tekel Bakanlığı’na gümrük memuru olarak girdiğini öğrendiğimde onun adına üzülmüş ve aradan yıllar geçtikten sonra, annesinden onun da, birlikte çalıştığı ekip nedeniyle bu suç ve ceza döngüsünden kendi payına düşeni aldığını öğrenmiştim.

Bunun en son örneğini ise iki yıl önce yolum Karşıyaka Tapu Dairesi’ne düştüğünde, suç işleyen eski kadronun tümüyle başka yerlere sürülmesi ve onların yerine işi yeni öğrenen acemi bir kadronun gelmesi nedeniyle işlerin ağır aksak yapılmasıyla görmüştüm.

***

Gelelim Çeşme Tapu Müdürü’nün emekli olduktan sonra Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı olarak görevlendirilmesi konusuna.

Düşünün bir, tüm bir çalışma yaşamını tapu ve kadastro konularıyla geçirmiş ve üstüne üstlük emeklilik yaşına gelmiş; üstüne üstlük artık ayrı bir uzmanlık konusuna dönüşmüş “belediyecilik” denilen çalışma alanında hiçbir bilgi, birikim ve deneyimi olmayan; yani liyakat ilkesi uyarınca o işe ehil olmayan birinin belediye başkan yardımcısı olarak atandığında neler yapabileceğini, ortaya neler çıkabileceğini…

Sadece ve sadece Çeşme ilçesi sınırları içindeki hangi alanların kamu mülkiyetinde, hangilerinin de özel mülkiyette olduğunu ya da hangi arsa ve arazilerin sorunlu olduğunu bilip tapu ve kadastro mevzuatına hakim olduğu tahmin edilen bir belediye başkan yardımcısının neler yapabileceğini…

Hem de mülkiyet, imar, kaçak ve usulsüz yapılaşma ile ün kazanan Çeşme gibi bir ilçede…

Hem de mesleki itibar açısından oldukça sorunlu bir alandan gelen biri ile…

Yoksa Çeşme Belediyesi sadece tapu sorunlarıyla ilgilenen bir kamu yönetim birimi mi?

Liyakat 001

Sorun sadece tapu ve kadastro konularında bilgi sahibi olmak, o alandaki bilgi eksikliğini gidermek ise bu ihtiyaç acaba bu kişiyi belediye başkan yardımcısı yapmak yerine danışman olarak çalıştırılması ile giderilemez miydi?

Böylelikle tapu hizmetleri gibi mesleki itibar açısından oldukça sorunlu bir camiadan gelen ve kendi konusu dışında belediyecilik konusunda hiçbir bilgi, birikim ve deneyimi olmayan; yani liyakat ilkesi uyarınca işin ehli olmayan emekli bir yöneticiyi getirip belediyenin başına yerleştirmekle ortaya çıkan toplumsal tepkiyi gidermek, böyle bir şeye neden olmamak mümkün olmaz mıydı?

Bu soruları daha da çoğaltarak akılcı bir çözüm üretmek tabii ki mümkün. Ama bu atama işlemi ile yapılmak istenen şey, şayet akıl ve mantık dışı bir şeyse, o zaman buna bir çözüm bulunması tabii ki kısa vadede mümkün olmayacaktır.

 

Tarkem, İzenerji, Tetusa ve diğerleri… (1)

Ali Rıza Avcan

Takvimlerin 5 Temmuz 2015’i gösterdiği gün; yani bugünden tam iki yıl önce basın dünyamızın amiral gemisi Hürriyet’in Ege sayfalarında “Çeşme’nin kaderini değiştirecek” başlıklı ve bol fotoğraflı bir haberle karşı karşıya kaldık.

Tetusa’nın reklamını yapmak amacıyla yazıldığı anlaşılan bu reklam haberde, Çeşme’ye termal turizm tesisi kazandırmak için 2005’te yola çıkan İzmirli 60 ortaklı şirketin Sağlık Bakanlığı’nın olumsuz kararı nedeniyle yıllardır rafta bekleyen termal turizm tesisi için, bakanlığın olumlu görüş bildirmesinin ardından açılan ihaleyi kazandığı belirtiliyordu. 

Söz konusu haberde ayrıca ortakları arasında Ahmet Metin Tarhan, Ahmet Selim Güven, Alaçatı Turizm, Alataş Alaçatı İmar, Ali Erim Köstepen, Ali Veryeri, Avram Sevinti, Aydın Alam, Ayşe Demet Özbilgin, Bedri Artut, Bedriye Tiryaki Mencik, Uğur YüceBim Grup Bilgisayar Yatırım Planlama ve Organizasyon, Bülent Veryeri, Çağdaş Turizm Otelcilik, Çelikbilek Sabun ve Yağ, Çeşme Esnaf ve Sanatkarlar Odası, Çeştaş, Çeştur Çeşme İmar Turizm, Çetaş Çeşme Otelcilik Termal Enerji ve Ticaret, Çiğdem Sebik, Dalgıç İnşaat, Ege Sanayicileri Holding, Enis Özsaruhan, Enver Erdoğan, Erdoğan Tözge, Eritre Turizm Ticaret, Gamze Karadede, Gönül Altınkapı, Hakan Ergüven, Hayrünnisa Demirhisar, Türker Sarıkol, İbrahim Erkoç, İbrahim Timur Ömürgönülşen, İlhan Feyzi Gürel, İnan Kardeş, İnkim, İsmail Tamer Taşkın, Karal Turizm, Levent Köstem, Lucien Arkas, Mehmet Haluk Özsaruhan, Mehmet Tiryaki, Muammer Ekrem Oran, Mustafa Bülent Moral, Necdet Yorgancıoğlu, Nilgün Baykal, Onur İnşaat, Önder Türkkanı, Öz-Ege Tütün, Potpori Turizm Otelcilik, Ramazan Taşkın Akay, Salih Esen, Samim Sivri, Şinasi Ertan, Talat Sivri, Terbay Turizm, Ünal Atalay, Viltur Villasaray, Yakup Kanyas, ve Yıldız Şima gibi İzmir’in önde gelen iş adamlarının yer aldığı bu şirket yaklaşık 85 dönüm araziyi 35 yıllığına kiralayarak 40 milyon dolarlık yatırımla aquapark, estetik cerrahi, tedavi kür merkezi, yüzme havuzu, yaşlı bakım evi, otel ve kapsamlı spor alanlarının yer aldığı büyük bir termal tesis kuracağı belirtilmekteydi.

OASIS_AQUAPARK_TETUSA_GUNSU_KAYDIRAK_SUPARKI_1

Ancak 2015 yılından bu yana geçen iki yıl içinde şirketin sermayesinin 19 Aralık 2016 tarihinde önce 18 Milyon liraya, 05 Ocak 2017 tarihinde Tarkem Anonim Şirketi‘nde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında ise 30 Milyon liraya çıkarıldığı ve yönetim yapısının da Başkan Veysi Öncel (Çağdaş Turizm Otelcilik İnş. Tar. ve Gıda San. AŞ), Başkan Vekili Muhittin Dalgıç (Alaçatı İmar İnş. Tur. San. Tic. AŞ), Başkan Vekili Uğur Yüce (Bim Grup Holding AŞ), üyeler Erdoğan Tözge, Levent Köstem, Aydın Alam, Bedri Artut, Mehmet Yayayürüyen, Suat Albayrak, İsmail Öz (Çeştaş Çeşme Jeotermal Enerji San. ve Tic. AŞ), Osman Rakip Köfüncü (Çeşme Esnaf ve Sanatkarlar Odası) şeklinde oluşturulduğu görülüyor.

Bu şirketle ilgili en önemli ve son gelişme ise, 16 Haziran 2017 tarih, 699 sayılı İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile ortaya çıkıyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu kararına göre, belediyenin ortak olduğu İZENERJİ İnsan Kaynakları, Temizlik, Bakım ve Organizasyon, Enerji, Yayıncılık, Reklam, Turizm, Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi‘nin, Çeşme merkezli, Musalla Mahallesi, 1107 Sokak, No: 5/3 Çeşme/İZMİR adresinde faaliyet gösteren ve termal suların turizm ve sağlık amacıyla değerlendirilmesi, insan sağlığı, rehabilitasyon ve spor ile ilgili tesisler kurmak, çalıştırmak gibi faaliyet konularıyla iştigal eden 30.000.000.- TL. sermayeli TETUSA Özel Sağlık Hizmetleri, Termal, Turizm, Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi‘ne, sermayesinin % 40’ı oranında ve 12.000.000,00-TL değerinde hisse senedini satın alarak ortak olmasına  karar verilmiştir.

Bu karara dayanak olan İzmir Büyükşehir Meclisi Plan ve Bütçe, Hukuk ve Şirketler komisyonları tarafından hazırlanan raporlarda ise; TETUSA Özel Sağlık Hizmetleri, Termal Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim A.Ş. ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ortağı olduğu İZENERJİ A.Ş.‘nin Türk Ticaret Kanununa tabi şirketler olduğu, belediye mevzuatına göre belediye meclislerinin belediyeye bağlı şirketlerin kurulması, kurulu şirketlere hissedar olunması ve sermaye artışı konusunda karar verebileceği; ancak belediyenin hissedarı olduğu şirketlerin başka şirketlerle ortaklık kurması hususunda belediye meclislerinin karar alma yetkisinin bulunmadığı, böyle bir durumda yetkinin tamamen şirket yönetim kurulunda olduğu; bütün bu nedenlerle belediye meclisinin bu konuda karar vermesine yer olmadığı görüşünün belirtildiği görülüyor.

Bu arada şunu da söylemeden geçmememiz gerekiyor;

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre web sitesinde “Bilgi Hizmetleri Toplumu” başlığı altında şirketin mali ve finansal bilgileriyle ilgili açıklamalara yer vermesi gereken İzenerji Anonim Şirketi, bu bilgileri vermeyerek ne yapıp ettiğini kamuoyu denetiminden kaçırıyor…

Verdiği tek bilgi “Hakkımızda” başlığı altında şu şekilde:

1992 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi Yayıncılık ve Tanıtım Hizmetleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi ismi ile faaliyetlerine başlayan şirketimiz, 31 mart 2011 tarihinde şimdiki ismi olan İZENERJİ İnsan Kaynakları, Temizlik, Bakım ve Organizasyon, enerji, Yayıncılık, Reklam, Turizm Sanayi ve Ticaret anonim Şirketi adı altında halen faaliyetlerine devam etmektedir.

Kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olan 3250 personelimizle kamu hizmeti vermekteyiz.

***

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ortak olduğu İzenerji şirketinin, 60 ortaklı Tetusa şirketine, 12.000.000 Milyon liralık hisse senedi alarak % 40 oranında ortak olması ile ilgili ilk tespitlerimiz bunlar…

Ortada ilginç, ilginç olması nedeniyle araştırılması ve kamuoyu ile paylaşılması gereken bilgi ve tesadüfler var…

izenerji

Kayyum tarafından teslim alınan “Tarkem”, “Uğur Yüce”, geçmişte CHP ve AKP’de siyaset yapan politikacı iş adamları, toplantıların TARKEM’de yapılması, Tarkem’de olduğu gibi İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çok ortaklı bir şirkete ortak olması ve İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin bu konuda kendisini yetkisiz görerek karar vermemesi gibi ilginç tesadüfler…

Dediğimiz gibi araştıracağız ve bulup öğrendiklerimizi günü gününe sizlerle paylaşarak kamu yönetimindeki saydamlığın yaşama geçmesi için uğraşacağız…