Liyakat ve itibar…

Ali Rıza Avcan

Bugün, kamu görevi ve o görevi yapanlar açısından önemli iki kavram; “liyakat” ve “itibar” sözcükleri üzerine düşünerek, bu kavramların Çeşme Belediyesi’ndeki yeni görevlendirmeyle ilişkisini sorgulamaya çalışacağım. 

“Liyakat” sözcüğü, yaşadığımız sorunlarla eksiklik ve yanlışlıkların kaynağı olarak gösterilmesi nedeniyle sık kullanılan bir sözcük. Bu anlamda, insanların yaptıkları veya görevlendirildikleri işlere layık olmasını, o iş ya da durum için aranan koşullara uygun olmasını ifade ediyor. 

Bunun tam aksinin gerçekleştiği günümüz koşullarında, birçok sorun, eksiklik ve yanlışlığın nedeni olarak gösterilen bu kavram, özellikle 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından sık sık dile getirilmeye başlandı. KIlıçdaroğlu, darbe girişimi sonrasında yapılan ünlü Yenikapı Mitingi’nde dile getirdiği 12 maddeli yol haritasında; “Devletin inşasında liyakat sistemini esas almalıyız. Liyakat sisteminde vazgeçmemeliyiz. Bu bizim tarikattan, bu bizim cemaatten, bu bizim partimizden değil, kim işi iyi yapıyorsa geleneğini Türkiye’de başlatmalıyız. Sınav için alın teri dökerken, birileri sınav sorularını çalıp devletin önemli yerlerine geliyorsa hep beraber itiraz etmeliyiz.” diyerek bundan böyle devlet yönetiminde işin ehline verilmesini talep etmiştir.

O tarihten sonra yaptığı birçok açıklama, demeç ve konuşmada bu konu üzerinde durarak devlet içindeki her görevin o konuda bilgili, birikimli ve deneyimli kamu görevlileri tarafından yapılması gerektiğini ifade ederek, “liyakat” kavramını adeta CHP’nin temel ilkelerinden biri haline getirmiştir.

İtibar” sözcüğü ise saygı görmeyi, değerli bulunmayı ve güvenilir olmayı ifade eden, daha yeni bir anlatımla saygınlık olarak da ifade edilen bir sözcük. İtibar sözcüğü bu anlamıyla kendi içinde güvenilirlik, istikrar, yönetim, ürün ve hizmet kalitesi, sosyal sorumluluk anlayışı, iletişim becerisi gibi değişik bileşenleri içeriyor. Bir anlamda, bir kurum ya da kişinin itibarlı olmasını sağlayan nedenler bu bileşenlerin tümünün ya da bir kısmının bir arada olması olarak ifade edilebilir.

reputation

Bu kavram son yıllarda gerek kamu yönetiminde gerekse özel sektörde önem kazandığı için kurumların ya da kişilerin sahip oldukları itibarı iyi bir şekilde yönetip geliştirmek ve sürdürmek amacıyla “itibar yönetimi” adı verilen bir çalışma alanı gelişmiş; kurum, kuruluş ve işletmeler bundan böyle sahip oldukları itibar açısından kendi aralarında sıralanmaya ve en itibarlı olanlarına ödüller verilmeye başlanmıştır.

Bilindiği üzere bu kavramı ülkemizde ilk ortaya atan ve konu üzerinde çalışan kişi, stratejik iletişim danışmanı Salim  Kadıbeşegil‘dir. Bu konuyu, daha önce adı bile bilinmezken ele alıp geliştirdiği “İtibar Yönetimi” isimli kitabı uzunca bir süredir hem ilgili sektörlerde hem de eğitim kurumlarında ders kitabı olarak okutulmakta; bundan böyle itibarın önemli bir değer olduğunu fark eden ve onu yönetmenin mümkün olduğunu öğrenen her kurum ya da kişi, itibarını geliştirip sürdürmek için çalışmaktadır.

Bu sözcüğün, ülkemizdeki kamu yönetimi alanında en bilinen kötü örneği ise rüşvet, zimmet, ve irtikap gibi yüz kızartıcı suçların bir şebeke halinde sıkça işlendiği tapu, kadastro, nüfus ve gümrük gibi bazı kamu hizmetleridir. Bu meslekler, Osmanlı’dan bu yana ülkemizdeki kötü uygulamadan kaynaklanan olumsuz bir algı ile itibarsız  ya da itibarı en düşük meslekler olarak kabul edilir.

Nitekim yıllar yıllar önce aynı mahalledeki çocukluk arkadaşımın Gümrük ve Tekel Bakanlığı’na gümrük memuru olarak girdiğini öğrendiğimde onun adına üzülmüş ve aradan yıllar geçtikten sonra, annesinden onun da, birlikte çalıştığı ekip nedeniyle bu suç ve ceza döngüsünden kendi payına düşeni aldığını öğrenmiştim.

Bunun en son örneğini ise iki yıl önce yolum Karşıyaka Tapu Dairesi’ne düştüğünde, suç işleyen eski kadronun tümüyle başka yerlere sürülmesi ve onların yerine işi yeni öğrenen acemi bir kadronun gelmesi nedeniyle işlerin ağır aksak yapılmasıyla görmüştüm.

***

Gelelim Çeşme Tapu Müdürü’nün emekli olduktan sonra Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı olarak görevlendirilmesi konusuna.

Düşünün bir, tüm bir çalışma yaşamını tapu ve kadastro konularıyla geçirmiş ve üstüne üstlük emeklilik yaşına gelmiş; üstüne üstlük artık ayrı bir uzmanlık konusuna dönüşmüş “belediyecilik” denilen çalışma alanında hiçbir bilgi, birikim ve deneyimi olmayan; yani liyakat ilkesi uyarınca o işe ehil olmayan birinin belediye başkan yardımcısı olarak atandığında neler yapabileceğini, ortaya neler çıkabileceğini…

Sadece ve sadece Çeşme ilçesi sınırları içindeki hangi alanların kamu mülkiyetinde, hangilerinin de özel mülkiyette olduğunu ya da hangi arsa ve arazilerin sorunlu olduğunu bilip tapu ve kadastro mevzuatına hakim olduğu tahmin edilen bir belediye başkan yardımcısının neler yapabileceğini…

Hem de mülkiyet, imar, kaçak ve usulsüz yapılaşma ile ün kazanan Çeşme gibi bir ilçede…

Hem de mesleki itibar açısından oldukça sorunlu bir alandan gelen biri ile…

Yoksa Çeşme Belediyesi sadece tapu sorunlarıyla ilgilenen bir kamu yönetim birimi mi?

Liyakat 001

Sorun sadece tapu ve kadastro konularında bilgi sahibi olmak, o alandaki bilgi eksikliğini gidermek ise bu ihtiyaç acaba bu kişiyi belediye başkan yardımcısı yapmak yerine danışman olarak çalıştırılması ile giderilemez miydi?

Böylelikle tapu hizmetleri gibi mesleki itibar açısından oldukça sorunlu bir camiadan gelen ve kendi konusu dışında belediyecilik konusunda hiçbir bilgi, birikim ve deneyimi olmayan; yani liyakat ilkesi uyarınca işin ehli olmayan emekli bir yöneticiyi getirip belediyenin başına yerleştirmekle ortaya çıkan toplumsal tepkiyi gidermek, böyle bir şeye neden olmamak mümkün olmaz mıydı?

Bu soruları daha da çoğaltarak akılcı bir çözüm üretmek tabii ki mümkün. Ama bu atama işlemi ile yapılmak istenen şey, şayet akıl ve mantık dışı bir şeyse, o zaman buna bir çözüm bulunması tabii ki kısa vadede mümkün olmayacaktır.

 

Kültür-sanat hizmetleri ve belediyeler

Ali Rıza Avcan

Bir belediye yaptığı kültür ve sanat hizmetlerini düzenlediği kurs ve etkinlik sayısı ile bunlara katılanların sayısı üzerinden değerlendirebilir mi?

Evet, bu şekilde değerlendirip şu kadar kurs, şu kadar etkinlik, şu kadar tiyatro ve sinema gösterimi düzenledik, bu etkinlikleri de şu kadar katılımcı izledi diye faaliyet raporu düzenleyip konuşmacı olarak katıldıkları toplantılarda bu şekilde sunumlar yapıyorlar.

Kimse de çıkıp kültür ve sanat etkinliği bu demek değil, siz sadece kültür ve sanatı kullanarak kendi amacınıza uygun etkinlikler düzenliyorsunuz diyemiyor, demiyor.

Bu anlattıklarınız arasında sahip olduğunuz kültürel değerler, taşınır, taşınmaz ve somut olmayan kültür varlıklarının, onları ortaya çıkarmak, restore edip değerlendirmek ve yayınlamak için yaptığınız çalışmalar, hazırlamanız gereken kültür envanterleri nerede, sahibi olduğunuz müzelerin daha etkin yönetimi için ne düşünüyorsunuz, müzeler konusundaki politikalarınız nedir, bir anlamda halkı oyalayan boş zaman (rekreasyon) etkinlikleri dışında sanatı ve sanatçıyı gerçek anlamda nasıl destekliyorsunuz diye konunun daha da derinine inip sorular soramıyor. 

Color painters

Geçtiğimiz günlerde düzenlenen bir panelde bu soruları Konak ve İzmir Büyükşehir Belediyelerinin kültür ve sanat hizmetlerinden sorumlu yöneticilerine sorarak plansız programsız yaptığınız bu hizmetleri özetleyen, yaptığınız çalışmaların vizyonunu, amaç ve hedeflerini gösteren bir politikanız, stratejileriniz ve eylem planınız var mı diye sorduk.

Tabii ki her ikisinden de tatmin edici yanıtlar alamadık. 

Çünkü bu her iki yöneticinin uzmanı oldukları konular ne kültürdü ne de sanattı. Tesadüfe bakın ki her ikisi de yakın zamanda Ankara’dan gelmiş, bu nedenle İzmir’i yeterince tanımayan bölge ve şehir planlama uzmanıydı.

Ama ne olmuşsa olmuş, her iki belediye başkanının her ikisi de bu işin uzmanları bir yanda dururken bu iki şehir plancısını kültür ve sanat hizmetleri konusunda görevli, yetkili ve sorumlu kılmıştı. 

Ayrıca kültür ve sanatın yönetimi konusunda da bilgili, birikimli ve deneyimli değillerdi.

Kısacası, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kamu görevinde liyâkatı vurgulayan söylemlerinin tam aksine bir görevlendirme söz konusuydu.

Bu iki kamu görevlisine haksızlık yapmamak adına, belki kendileri bu işin uzmanı değiller ama belki uzmanlardan oluşan bir danışma kurulu kurmuşlardır ve tüm kültür ve sanatla ilgili konularda bu danışma kurulunun görüş, düşünce ve önerilerinden yararlanıyorlardır diyerek ufak bir araştırma yaptık.

Ama o araştırma sonucunda da gördük ki, kendilerine bu konularda yardımcı olan bir kültür sanat kurulu yoktu.

İşin özeti bu iki bölge ve şehir plancısı bilmedikleri ve yeni yeni öğrendikleri bir kentte işi yaparak ya da yapmayıp alakasız başka işler yaparak öğreniyorlardı.

Haliyle kendi görev alanlarındaki kültür ve sanat envanterini çıkarmak, belediyenin kültür ve sanatla ilgili politika ve stratejileriyle eylem planlarını hazırlamak, bu kapsamdaki tüm etkinlikleri bu plan ve programlara göre yapmak, yaptıkları her şeyin başarısını ölçmek, bu ölçüm ve değerlendirmelere göre gereken düzenlemeleri yapmak gibi bir düşünce ve kaygıları yoktu.

Kısacası, kültür ve sanat hizmetleri konusunda “kervan yolda düzülüyordu“…

Oysa bu görevlere kültür ve sanat konusunda bilgili, birikimli ve deneyimli uzman kişilerin getirilmesi gerekirdi…

Kültür ve sanat gibi ciddi işlerin sadece bu yöneticilere ve onların yönetimindeki çalışanlara değil; bu alanda uzmanlaşmış kültür insanlarıyla sanatçılardan destek alınarak kurulan danışma kurulları tarafından şekillendirilmesi gerekirdi…

Belediyenin kültür ve sanatla ilgili vizyon, misyon, politika, strateji, hedef, amaç, faaliyet, proje ve envanterlerinin hem belediyelerin kültür ve sanatla ilgili hizmet birimleriyle bu danışma kurullarının hem de kültür ve sanatla ilgili hemşehrilerin katılımıyla bir bütünlük içinde tartışılıp hazırlanması gerekirdi…

05

Hazırlanan politikalar, stratejiler, planlar ve programlar çerçevesinde yapılan her çalışmanın izlenip ölçülmesi ve değerlendirilerek her şeyin uygulamadan kaynaklanan geri bildirimler dikkate alınarak yeniden ve yeniden güncellenmesi gerekirdi…

Ama burası işi bilmeyenlerin, bilmediğini kabul etmeyenlerin ve bilir gibi davrananların ülkesi ve kentiydi…

Toplumsal Zararlarda Bireyin Rolü ve Bilinçlenme

Mihriban Yanık

Toplumsal yaşantımızda bizi mutsuz eden, maddi-manevi zararlara uğratan ama neden olduğunu ve neden düzeltilemediğini bir türlü çözemediğimiz üzücü olaylarla sürekli karşılaşırız. Bu olayların büyük çoğunluğu, liyakatsiz olduğuna bakılmaksızın atanan, üstlendiği görevi doğru ve dürüst yapmayan bireylerden kaynaklanıyor. Toplumların yapı taşları olan bireyler, zincirin halkası gibidir. Bu halkaların biri bağlayıcı görevini aksattığında, halkanın dayanımı azalır, şekli bozulur veya kopar. O nedenle bireyler, üzerlerine düşen görev ve sorumlulukları tam anlamıyla yerine getirmedikleri takdirde, istenmeyen durumlarla karşılaşmak kaçınılmazdır.

Bu konuyu sizlere, bu durumun en iyi örneklerinden biri olan deprem sonrasında yıkılan veya hasar gören kamu yapıları üzerinden anlatmaya çalışacağım. 

Her deprem olayından sonra toplumda en çok tartışılan konu, yapıların, özellikle de kamu yapılarının depreme dayanıksız olduğu konusudur. Hepimizi üzen bu olayların neden tekrarlanıp durduğu, neden düzeltilemediği uzun zamandır kafamı kurcalamış ve bu konuda bildiklerimi sizlerle paylaşma isteği doğurmuştur. Ayrıca, yaşadığımız çevredeki kamu inşaatlarının yürütülmesi sırasında birçok insanın bu çalışmalarla ilgili şikâyetlerine ve üzüntülerine şahit olduğum için konuyu değerlendirmek üzere, öncelikle kamu yapılarının nasıl denetlenmesi gerektiğinin kabaca bilinmesinde yarar görüyorum.

Kamu Kuruluşlarına ait İnşaatlar Nasıl Denetlenir?

Kamu kurumları, gereksinim duydukları yapıların veya kamuya hizmet edecek altyapı ve üstyapıların, imar planı ve imar durumuyla zemin etütlerine uygun olarak hazırlattıkları tüm mimarlık ve mühendislik proje ve hesaplarıyla zemin etüdü dosyalarını, belediyenin ilgili birimlerine bir dilekçe ekinde iletir. Dosyada proje müelliflerinin belgeleri ile birlikte, kontrollük yapacak teknik elemanlarının isimleri branşlarıyla birlikte bildirilir. Belediyenin ilgili müdürlüğündeki teknik elemanlarca bu projeler; imar yönetmeliği, yangın yönetmeliği, deprem yönetmeliği, sığınak ve otopark yönetmeliği gibi hukuki düzenlemeler dikkate alınarak incelenir ve uygun bulunması durumunda inşaata başlama izni verilir.

Yani ilk iş doğru proje yapılması, doğru onay verilmesidir…

Daha sonra proje sahibi kurum, işi ihale ettiği inşaat firması ile inşaat yapım sözleşmesi imzalar ve firma faaliyetine başlar. Bu sözleşme konu ile ilgili yönetmeliklere uygun olarak yapılır ve tarafların görev ve sorumlulukları ile cezai maddeleri ayrıntılı olarak belirtilir. 

yasadigimiz-toplumsal-sikintilari-azaltmak-icin_-3
Betonarmesi sağlam kaldığı halde temelin uygun olmaması ve zeminin sağlamlaştırılmaması nedeniyle yapının yat yatması örneği

İkinci önemli iş, uygulama aşamasıdır. Yapılacak yapının projeye göre arsaya aplike edilmesi (yerleştirilmesi) ve zeminin sağlamlaştırılması veya kazık temel varsa, bu konuda uzman denetçilerin, firmanın yaptığı işlemleri anında ve sıkı bir ölçümle kontrol ederek onaylaması gerekir. Çünkü gevşek zeminlerde sıkılaştırma işi tekniğine uygun yapılmaz veya kazık temel sağlam zemine kadar inilemez ve/veya  eksik malzeme kullanılırsa, bina sağlam yapılsa bile,  zamanla ufak depremlerde bu yapılar aşağı doğru çökmeye veya eğilmeye başlar, biraz kuvvetli bir depremde de zemin sıvılaşması sonucu aşağıya doğru batar veya kullanılamayacak derecede yan yatar. Ülkemiz ve kentimiz ne yazık ki bunun örnekleri ile doludur.

Binamızın temel altını iyi bir denetimle sağlam şekilde yaptık diyelim. Temelin, yeraltı ve yağmur sularından kaynaklanan rutubetten korunması için mutlaka, sıkıştırılmış mıcır

unnamed
Kolon kiriş birleşimindeki etriye yetersizliği nedeniyle oluşan hasarın bina dışından görünümü

üzerine atılan temel altı düzeltme betonu üzerine, çift katlı bohçalama yöntemi ile membran (rulo şeklinde sarılmış olarak satılan, petrol esaslı, su geçirmez bir yapı malzemesi) serilerek temel betonunun sudan yalıtılması gereklidir. Su yalıtımı süreklilik gerektiren bir imalat olduğundan membran, bindirme usulü yapıştırılarak ve ucu subasman seviyesine döndürülerek kullanılmak üzere, temelden taşırarak serilir ve delinmemesi için korunmasına itina gösterilir. Temel betonunda tesisatla ilgili imalatlar var ise, mühendislerin de bu imalatların yeri, genişliği ve yüksekliklerinin doğru yapıldığını denetlemesi gerekir. Su yalıtımı üzerine temel altı betonu atılır ve düz bir satıh yaratılır. Projeye göre varsa, temelde ısı yalıtımı için de gerekli çalışmalar yapılır. Sıra, binanın temel demirinin projesine uygun konulup konulmadığını ve etriye (Kolon ve kirişlerden geçen demirleri enine saran gereç) sıklığı, demir kalınlığı ve sayılarının doğruluğunu denetlemek, varsa eksiklerini tamamlatmaya gelir. Tabii ki denetçinin bu işi doğru denetleyebilmesi için iyi bilmesi gereklidir. Kalıpla demir arasındaki boşlukları sağlayan çiroz denilen parçaları, kolon ve kiriş demir filizlerini kelepçe gibi saran etriyeleri ve kolon-kiriş birleşimleri yakınındaki etriye sıklaştırmalarını kontrol eder. Ardından kalıbın ölçüleri ve sağlamlığını da inceleyip onay veren denetçi, beton dökümüne izin verir. Beton dökümü sırasında da, işin başında durmalıdır. Çünkü beton dökümü sırasında vibratör (beton vibratörü; beton içindeki malzemelerin homojen yayılması ve hava boşluğu kalmaması için kullanılan bir el makinesi) tutulup tutulmadığını ve doğru kullanılıp kullanılmadığını görmesi gerekir. Beton dökümünde vibratör kullanımı da

yasadigimiz-toplumsal-sikintilari-azaltmak-icin_-1
Etriyelerin doğru bağlanmayışı nedeniyle etriye sıyrılmaları ve bir araya toplanmaları da benzer hasarı oluşturur.

bilgi ister. Bilmeyen bir kişi yanlış kullandığında, betonun içindeki çimento, su ve mıcır taşlarını ayrıştırır ve beton özelliğini kaybeder. Ayrıca kontrol, döküm sırasında betondan numuneler alıp laboratuvarlara götürecek, kırdıracak ve beton sınıfının projedeki sınıfa uygunluğunu görecektir. Beton sınıfı uygun çıkmazsa bu çok büyük sorundur ve binanın geleceği için tehlikedir. O nedenle bir sonraki katın yapılmasına izin verilmez ve o kat betonu yıktırılır. Beton sınıfı uygun çıktı ve beton da uygun şekilde döküldü diyelim, ardından perde betonu ve subasman betonları dökülür. Daha sonra, betonun cinsine göre, beklenmesi gereken sürenin sonunda diğer katlara ait kolon, kiriş ve döşeme imalat işlemleri de bu şekilde yapılır ve denetlenir. Yeni çıkan malzemelerle, bekleme süresi minimuma indirilmiştir. 

Kontrolün işi, beton dökülmesi ile bitmez. İnşaatın sağlığı için -özellikle yaz aylarında ve sıcak bir iklimde ise çok daha önem kazanır-, betonun sulanması gerekir. Yoksa yeni dökülen beton yanar ve dayanımı çok azalır. 

yasadigimiz-toplumsal-sikintilari-azaltmak-icin_
Kolon-kiriş bağlantısında etriye sıklaştırılmasının yapılmayışı

yasadigimiz-toplumsal-sikintilari-azaltmak-icin_-6

Demir donatı yetersizliği, etriye bağlama hatası görünüyor. Beton kalitesizliği ise kolonun parçalanıp dağılmasından anlaşılıyor.

Temel ve subasmanı tamamlanan inşaatın tüm kat betonları da çevrede gerekli güvenlik önlemleri alınarak aynı şekilde denetlenir. Dış duvar, çatı veya terasın ısı yalıtımı ve su yalıtımları da tekniğine ve projesine uygun olarak yapılır. Böylece yapının, temelden itibaren çatıya kadar su sızdırmayacak şekilde inşa edilip edildiği denetlenerek kaba inşaat tamamlanmış olur. 

Yukarıda anlatılan bütün bu işler, sözleşmeye göre elbette ki müteahhit firmanın sorumluluğundadır ve kontrol görevlisinin betonun sulanmasına kadar başında durması mümkün olmaz. Ancak, birçok firma az maaşla tecrübesiz eleman çalıştırdığı veya bir elemana kapasitesinin üstünde iş  verdikleri için firma teknik elemanı bu işleri atlayabilir. Denetlediğim yapıların çoğu Kiraz, Çeşme, Kemalpaşa, Gümüldür gibi ilçelerin merkezinde veya köylerinde olduğundan, sulama konusunda benim yöntemim; inşaatın çevresindeki binalarda oturanlarla temas kurup, telefonla onlara sormak ve sulanmadıysa firmayı uyarıp sulanmasını sağlamak şeklindeydi.

Bir yapının zemini ve temeli sağlam yapıldıktan ve kat demirleri ile betonu yukarıdaki yöntemlerle denetlendikten sonra gerisi ayrıntıdır. Beton imalatlar bitirildikten sonra duvar imalatları, tesisat borulama ve kablo imalatları yapılır. Elektrik tesisatı elektrik mühendisince, ısıtma ve sıhhi tesisatlar makine mühendislerince denetlenir ve onaylanır. Asansör için hem elektrik hem de makine mühendisi denetim yapar. Asansörün işletilebilmesi için ayrı bir işletme ruhsatı gereklidir

Bu işleri denetleyen teknik elemanlar, kamunun parası ile çalıştıklarının ve görevlerini tam ve doğru yapmaları gerektiğinin bilincinde olmalıdır. Asla uzaktan bakarak veya gitmeden inşaatı kabul edip hakedişini ödememeli ama gereksiz yere, firmaya güç gösterisi ve kapris yapmamalı, ondan kendisi için hiç bir şey istememeli, verilse bile almamalıdır.

Bunlar, işin doğru yürütülebilmesi için en temel kurallardır. 

Yapılarda betonarmenin sağlamlığı çok önemlidir. Tuğla duvarın eğriliği düzeltilebilir ancak bir kolondaki, kirişteki eğrilik, çatlaklık öldürücü olabilir.  

unnamed-1
Depremde zarar gören bir okul yapısı

Depremlerden sonra görev aldığım eğitim yapılarındaki hasar tespit incelemelerim sırasında en fazla karşılaştığım inşaat hataları; kolon kiriş birleşimlerindeki etriye sıklaştırmalarının yetersizliği, kolon veya kiriş betonlarının içinde kalan hava boşlukları, betonun kalitesiz oluşu ve demirlerin eksik konulmasıydı. Birçok eğitim binası bu hatalar yüzünden yıkılmış veya hasar görmüştü. Yukarıda anlattığım inşaat imalatları ve denetim işleri doğru şekilde yapılsaydı, bu yapıların çoğu ayakta kalabilirdi. Çok daha önemlisi, özenle büyüttüğümüz çocuklarımızın canı tehlikeye atılmaz ve defalarca yüreğimiz yanmazdı.   

Bilindiği üzere, insanların çoğu inşaatlardaki son malzemeleri görerek karar verir. Zaten herkesin bu ayrıntıları bilmesi mümkün değildir ve gerek de yoktur. Çünkü bu işlerin doğru şekilde yapılması için, yüklenici firma kadar, hepimizin vergileri ile görevlendirilen teknik denetçilerin bu işlerini hakkıyla yapmış olması gereklidir. Düzgün ahlak yapısına ve etik kurallara sahip toplumlarda bu böyledir.    

yasadigimiz-toplumsal-sikintilari-azaltmak-icin_-2
Depremin üzücü etkileri ve kurtarma çalışmaları

Ama özellikle, denetleyici teknik personeli atayanlar, atadıkları kişinin bilgisini, sorumluluk sahibi olup olmadığını, görevini layıkıyla yapıp yapmadığını araştırmak, denetlemek ve kişiler bilgisiz ise önce onlara pratik eğitimi vermek ve daha sonra atamak, görevinde yanlış yapanları da denetlemek ve gerekli cezaları vermek zorundadırlar. Onun adamı, bunun tanıdığı veya arkası güçlü vb. diye liyakatsiz kişiler işe atanır ve yapılan yanlış işlemlere göz yumulup cezalandırma mekanizmaları da çalıştırılmazsa, üzücü olaylar artarak devam eder. Ne yazık ki,  ülkemizde bu durum oldukça fazladır ve gün geçtikçe artarak devam etmektedir. 

yasadigimiz-toplumsal-sikintilari-azaltmak-icin_-4

Denetim görevini gereği gibi yapmayanlar aslında, toplumun tümünü maddi ve manevi zararlara sokarlar. Çünkü yeniden yapılan her hatalı yapı, her iş, her işçilik  para ve zaman kaybı olduğu gibi, insanları da strese sokar. Bugüne kadar, değişik birçok yerde keyfi atamalar, bilgisizlik ve ihmal sonucu oluşan (maddi) kamu zararının ülkemize getirdiği toplam bedelin hesabının yapıldığını hiç görmedim. Eminim bu rakam çok büyük miktarlara ulaşmaktadır. Bunu söylerken manevi zararları da gözardı etmiyorum. Görevini iyi yapmayan bu kişilere ciddi cezai yaptırımlar uygulanmaz, işini iyi yapanla yapmayan bir tutulur, hatta yapmayanlar çeşitli ilişkiler ağı içine girip koruma altına alınır ve görevinde yükseltilirlerse, o toplumda doğru ve güzel işler yapılmasını beklemek saflık olur

VAN’DA KENTSEL DÖNÜÞÜM YIKIMLARI DEVAM EDÝYOR ÝL EMNÝYET MÜDÜRLÜÐÜ BÝNASI DA YAKILMAYA BAÞLANDI

Liyakatsiz Kişilere Verilen Yetkilere “Hayır!”

Kamuya ait inşatların denetimi üzerinden, bilgisiz yetkililerin ve liyakatsiz görevlilerin yaptığı yanlışların sonuçlarının toplumda nelere mal olduğunu hatırlatmaya çalıştım. Bu konuları kabaca da olsa bilirsek; yaşadığımız üzücü olayların nasıl zincirleme geliştiğini, her şeyin birbirine nasıl bağlı olduğunu, toplumsal değerlerin önemini ve en üstte de etik değerler, adalet, liyakat ve ‘bilim’in bulunduğunu daha iyi algılarız. Böylece her üzücü olayda tekrar tekrar üzülüp dövünmek yerine; neleri, niçin sorgulamak, neleri acilen düzeltmek ve nelere artık “Hayır!” demek zorunda olduğumuzu hiç unutmayız.

Bilimin yaygınlaştığı, liyakatin önemsendiği, aklın ve  vicdanların doğru çalıştığı, güvenli ve huzurlu bir dünyada, mutlu toplum zincirinin sağlam birer halkası olmamız dileği ile sevgi dolu güzel günlere…