Sözlük’ten: Akıllı Kent

Aliye Ahu Akgün

Akıllı kent (smart city) kavramı 1990 yılından bu yana kullanılan, kentsel üretim ve büyümede iletişim altyapısının rolünü tanımlamaktadır (Caragliu v.d., 2011). İlk ortaya atıldığı günden bu yana bilgi ve iletişim teknolojilerinde (BİT) gerçekleşen gelişmelerle tanımı farklılaşan akıllı kent kavramı politikacılar tarafından kentlerin rekabet profillerinin arttırılabilmesi için oldukça sık kullanılan stratejik bir araçtır.

Caragliu ve arkadaşları akıllı kenti “insan ve sosyal sermayeye yatırım yapan, geleneksel (ulaşım) ve modern (BİT) iletişim alt yapısının, sürdürülebilir ekonomik büyüme ve yüksek yaşam kalitesini sağlamış, doğal kaynakların yönetimini katılımcı yönetişimle sağlayan kent” olarak tanımlamaktadırlar. Bu bağlamda, bir kentin akıllı olabilmesi için 7 temel ölçütün gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu ölçütler Viyana Teknik Üniversitesi Bölge Birimi’nde yapılan bir araştırmada geleneksel ve neo-klasik kentsel büyüme ve kalkınma kuramları ışığında belirlenmiştir. Bu ölçütler; akıllı ekonomi, akıllı hareketlilik, akıllı çevre, akıllı toplum, akıllı yaşam ve akıllı yönetişimdir.

Akıllı Şehir 001

Akıllı kent  kavramı üzerine yapılmış pek çok eleştirel yaklaşım bulunmaktadır. Bunlardan ilki, akıllı kent olmaya çalışırken yeni teknolojik ve ağ yapısının olası olumsuz etkilerinin göz ardı edilebileceğidir. (Graham ve Marvin, 2001) Bir diğeri ise akıllı kent olmaya çalışırken potansiyel kentsel kalkınma alternatiflerinin değerlendirilemeyeceğidir. (Hollands, 2008). Akıllı kent odaklı stratejiler özünde iş-odaklı, sermaye-odaklı stratejiler olduğundan uzun erimde kayıplara neden olabileceklerdir. (Hollands, 2008; Caragliu v.d. 2011) Son dönem araştırmalar, akıllı kent stratejilerinin sadece BİT altyapısı değil çok boyutlu ele alınmasının gerekliliğini vurgulamaktadır.

Kaynaklar:

Caragliu, A. ve Nijkamp, P. (2008); “The impact og regional absorptive capacity on spatial konwledge spillovers“, Tinbergen Instıtute Discussion Papers 08-119/3, Amsterdam: Tinbergen Institute,

Graham,  S. ve Marvin, S. (1996); “Telecommunications and the city: electronic spaces, urban place”, London: Routledge,

Hollands, R. G. (2008); “Will the real smart city please stand-up?“, City, c. 12(3), ss.303-320,

Caragliu, A., Del. Bo, C. ve Nijkamp, P. (2011); “Smart cities in Europe“, Journal of Urban Technology,

Florida, R. L. (2009); “Class and Well-Being“; https://www.creativeclass.com /creative_class/2009/03/17/class-and-well-being/


Karşıt düşünce:

Kentleri “marka kent” olabilecekleri hayaliyle birbiriyle yarıştıran neoliberal kapitalizm bu kez de “marka kent” olmanın gereklerinden biri olarak “akıllı kent” olmayı bir rekabet unsuru olarak pazarlıyor…

Bugüne kadar “sürdürülebilir“, “aktif“, “sağlıklı“, “kadın dostu“, “çocuk dostu” gibi akla hayale gelmeyen birçok sıfatla adlandırılan kentlerin başına gelen hallerden biri de onun “akıllı kent” olması hali…

İlk söylendiğinde sanki kentlerin akıllısı olduğu gibi, akılsızı da olurmuş gibi bir algı yaratan bu durum aslında bilgi ve iletişim teknolojisi tekelini elinde bulunduran uluslararası şirketlerin önerdikleri sistemlerin o kentte ne düzeyde kullanıldığını ve bu düzeyin daha da arttırılmasını ifade ediyor. 

Evet, tabii ki bir kentte bilgi ve iletişim teknolojilerinin ileri düzeyde kullanılması önemli ve arzu edilir bir şeydir. Ama anlamlı, verimli ve etkin bir şekilde kullanılmak suretiyle… 

AKILLI-ŞEHİRKullandığınız bilgi ve iletişim teknolojilerinin araştırma ve geliştirilmesi ile ilgili bir çalışmanız olmadığı, sizin önünüze konulan her teknolojiyi gözünüz kapalı bir şekilde kullandığınız ve herhangi bir standart koşulu aramadığınız sürece “akıllı kent” olma adına bu teknolojileri geliştirenleri zenginleştirecek şekilde bir teknoloji çöplüğüne dönüşür ve kullandığınız teknolojiden azami verimi alamazsınız.

O nedenle, “nesnelerin interneti” olarak da adlandırılan “akıllı kent” olmanın koşulu olarak önümüze konulan teknolojilere hayran kalıp onu ne pahasına olursa olsun edinmek amacıyla çaba göstermeden önce o teknolojiyi oluşturan ortam ile onu etkin, anlamlı ve verimli şekilde kullanacak insan faktörüne değer verip, teknoloji ile insan arasındaki ilişkiyi belirleyen ergonomiye önem vermek zorunda olduğumuzu unutmamamız gerekiyor. 

 

Fotoğraf seçkileri… (1)

Bu kez de değişik ulusal ve uluslararası fotoğraf yarışmalarında dereceye giren ya da sergilemeye değer bulunan güzel fotoğrafları paylaşmaya devam ediyoruz…

94-295-tfsf-vPZHK
Hakan Çetin Aşan – “Metro İstasyonu
345-295-tfsf-aNjY3
İsmail İkiz – “Marmaray
407-295-tfsf-bdHU0
Melih Erşahin – “Kennedy Caddesi
616-295-tfsf-KD8A1
Özgür Bilgili – “Çırpıcı Parkı
755-295-tfsf-XYjs3
Kadir Tezel “Zeytinburnu’nda spor
766-295-tfsf-fn66i
Ömer Şahin – “Hasat
1046-295-tfsf-ieBsE
Sebahattin Özveren – “Yedikule Kapı
2125-295-tfsf-QDbfA
Sevinç Doğu – “Dokun bana
2932-295-tfsf-7edHG
Emrah Ildız – “Sahilde iyilik
4973-295-tfsf-aJLVf
Muhammed Enes Yıldırım – “Halka
9654-295-tfsf-BvboL
Tolga Ildun – “Kazlıçeşme Marmaray
14752-295-tfsf-oqmVS
Elif Çelik – “Olivium”
15312-295-tfsf-O8vLt
Serap İkiyek – “Karda gezinti”
42748-295-tfsf-PSQ6x
Yeliz Çukur – “Emek
61267-295-tfsf-nm77Y
Hacer Enç – “Zeytinburnu’nda yaşam
3316-316-tfsf-7ms3h
Belma Arslan – “Bir ömre bedel
25200-316-tfsf-zLUL2
Kerim Arı – “Yardımlaşma
8475-316-tfsf-lp0lH
Adem Tüydeş – “Adem & Yaren Leylek
3658-315-tfsf-PP9DE
Tekin Özcan – “Pencereler
61198-315-tfsf-DDbmY
Yasin Kesemen – “Düşmeni istemiyorum

Kent Sosyolojisi

Kent Sosyolojisi

Hüseyin Bal, Prof. Dr., Süleyman Demirel Üniversitesi Öğretim Üyesi

Sentez Yayıncılık, 2015, 404 sayfa.

Gözden geçirilmiş 7. Baskı.

Fiyatı: 35.-TL.


Yazarı Hakkında: Hüseyin Bal, lisans öğrenimini İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde tamamladı (1977). Yüksek lisansını Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü’nde  (1989), doktorasını Ege Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde (1993) gerçekleştirdi. 1997 yılından bu yana çalıştığı Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde 2005 yılında profesör oldu. Halen aynı üniversitenin Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Kurumlar Sosyolojisi Anabilim Dalında görev yapmaktadır. Kent, hukuk, suç, nitel yöntem, dini gruplar ve iletişim üzerine dersler vermekte, bu alanlarla ilgili kitapları ve makaleleri bulunmaktadır.

Kitapları: Yerel Yönetim Üzerine Araştırmalar (1994), Turizmin Kırsal Toplumda Aile İçi İlişkilere Etkisi (1995), Alevi-Bektaşi Köylerinde Toplumsal Kurumlar (1997), Kentsel Yapı ve Kentlileşme Süreci (2003), Çocuk Suçluluğu (2004), John Dewey’in Eğitim Felsefesi ve 1924 Raporunun Türk Eğitim Sistemine Etkileri (2010), Bilimsel Araştırma Yöntem ve Teknikleri (2012), Din Sosyolojisi (2014), Bahailik ve Bahai Grupların Nitelikleri (2015), Hukuk Sosyolojisi (2015), Bilgi Sosyolojisi (2015), Nitel Araştırma Yöntem ve Teknikleri (2016), İletişim Sosyolojisi (2016), Suç Sosyolojisi (2016), Sosyolojide Yöntem ve Araştırma Teknikleri (2017).

Kitabın Tanıtımından:Kent Sosyolojisi, Batıda 19. Yüzyılın sonunda ortaya çıktı ve böylece sosyoloji bilimlerden büyük ölçüde farklı olduğumu gösterme imkanı buldu. Çağdaş kent sosyolojisinin merkezi sorusu yeni kent toplumunun yapısal özelliklerini anlamaktır. Şüphesiz sosyologların kullandıkları yönteme göre kenti algılama biçimi değişmekte, dikkat edilen olgular farklılaşmaktadır.

Bir sosyolog özel bir ilgi ve süreklilik içinde, belli bir kavramsal dizge ve yöntemi seçerek kentte yaşayan sosyal grupları, bunların birbirleriyle ilişkilerini, kentsel değerleri, kurumları ve çeşitli tipteki örgütleri, kentsel değerlerle ve kentin morfolojik (maddi) yapısıyla bütünleşme sorunlarını, endüstrileşmenin etkilerini, kent toplumunun, yerel, ulusal ve uluslar arası ilişkilerini vb. konuları araştırabilir.


0000000634859-1

Hüseyin Bal‘ın bir ders kitabı olarak hazırladığı anlaşılan Kent Sosyolojisi kitabı kent ve kent türleri, kentleşme, kentlileşme, göç olgusu, kent kuramları, kent ve mekan, kentsel toplumsal hareketler, kentsel siyaset ve yerel yönetim ve eski Türk toplumlarında kent gibi alt başlıklarda kent sosyolojisinin bileşenleri ele alarak inceliyor.

Hedefimiz rantı ortadan kaldırmak mı?

Ali Rıza Avcan

Bu yazımda sizi, David Ricardo‘nun ya da Karl Marx‘ın rant kuramlarından; bu kapsamda “mutlak rant“, “farklılık rantı“, “verimlilik rantı“, “konum rantı” ya da “tekelci rant” gibi farklı rant türlerinden söz ederek anlaşılması oldukça zor kuramsal bir tartışmanın içine çekmek istemiyorum.

Anlatmak istediğim şey, günlük dilde çok fazla kullandığımız “rant” kavramının aslında kapitalist ekonomi içinde arsa ve arazideki özel mülkiyet tekelinden kaynaklandığını, kapitalist sistemin olmazsa olmaz bir bileşeni olduğunu hatırlatmak.

Bu anlamda kentlerde ortaya çıkan ve “farklılık rantı” olarak da tanımlanan rant, genel olarak farklı üretkenlikteki sermayelerin art arda aynı toprak parçasına ya da yan yana farklı toprak parçalarına yatırılmasından kaynaklanıyor.

Bu konuda Türkiye’de yaşananlar ise verimli ya da verimsiz topraklara yapılan sermaye yatırımlarından çok doğrudan mali sermaye aracılığıyla kamuya ait arsa ve araziler için yine kamu gücü ve kaynaklarıyla alanın yerleşime açılması, plan değişiklikleri yapılması, ulaşım politikalarının değiştirilmesi, kentsel dönüşüm alanları yaratılması ve büyük ölçekli projelerin uygulanması gibi farklı yöntemlerle yaratılan büyük boyutlu rantlara el koyma biçiminde gerçekleşmekte.

Bu süreç gelişmiş kapitalist ülkelerde olduğu gibi sermaye sınıfı arasında mülkiyetin el değiştirmesi süreci değil, doğrudan doğruya mülkiyetin nitelik değiştirmesidir. 

Korkut Boratav‘a göre ise bu tür rant, “devletin çeşitli uygulamalarla bireysel, endüstriyel veya sektörel olarak özel teşebbüs lehine herhangi bir çıkar avantajı yaratması; bu avantajın realizasyonu ve paylaşımı“dır. (1)

City_Planner_dreamstime_xl_36684543

Bütün bu değerlendirmeler çerçevesinde “acaba kapitalist sistem içinde rantı ortadan kaldırmak mümkün müdür” diye sorduğumuzda buna vereceğimiz yanıt, aynı mantıkla soracağımız “acaba faiz de kaldırabilir mi?” sorusuna verdiğimiz yanıtta olduğu gibi olacaktır….

Oysa kapitalist sistem içinde faiz gibi rant da vazgeçilip kaldırılabilecek bir şey değildir…

O nedenle, “rant projesi” olarak adlandırdığımız toprağa yönelik sermaye yatırımlarının karşısına çıkıp onlarla mücadele etmeye kalktığımızda; bunun karşısına başka bir alternatif koyamadığımız sürece söylem ve mücadelemizin anlam ve önemiyle ulaşacağı son nokta ne olacaktır?

Sahi, biz bu rant projelerine karşı çıkıp mücadele ediyoruz; ama yerine neyi koyup neyi öneriyoruz?

Yoksa rantın sistemden kaynaklanan varlık nedenini bilmediğimiz ya da dikkate almadığımız için yanlış bir söylem ya da mücadele mi geliştiriyoruz?

Aslında kapitalist sistem içinde, kent ya da kır toprağı ile ilgili konularda kağıt üzerine bir nokta koyarak ya da çizgi çizerek büyük ya da küçük ölçekli rantları yaratmanın son derece kolay ve olağan bir eylem olduğunu unutuyor muyuz?

Yoksa kapitalist sistem içinde rantın varlığı ve yaratılmasından çok yaratılan o rantın nasıl kullanılacağının, o ranttan kimlerin yararlanacağının ve rantın kamuya ait olması durumunda bundan o kentte yaşayanların tümünün yararlanacağının önemli olduğunu bilmiyor muyuz?

David HarveyPlanlama İdeolojisini Planlamak Üzerine” başlıklı makalesinde, şehir planlama mesleğinin nesnelerin mekanda varoluşlarını düzenlerken toplumsal ilişkilere çatışma, ayrışma ve parçalanma yerine uyum, denge ve bütünlük kazandırmayı hedeflediğini ve plancının şeylere müdahale etme güç ve geçerliliğini toplumsal uyum ve düzen anlayışından aldığını belirtir.

Harvey‘e göre bu durum, plancıyı doğrudan statüko savunucusu haline getirmeyip “yanlışları düzeltme”, “dengesizlikleri doğrulama” ve “toplumsal/kamusal olanı savunma” rolüyle kapitalist ilişkilerin özel çıkar temelli anarşik dinamikleri ile sürekli olarak çatışmak durumunda bırakır.

Bu nedenle, planlama meslek alanı kapitalist toplum içerisinde oldukça çelişkili bir konum edinir: güç ve geçerliliğini kapitalist ilişkilerin anarşik doğasının yol açtığı olumsuz sonuçlardan alırken, rehber edinmesi gereken “kamu yararı” ilkesi çerçevesinde bu işin pratikleri ile çatışır.

Dolayısıyla kamusal olanı gözetmesi gereken yanı kapitalist toplumun kendini yeniden üreten işlevi ile sınırlandırılır. Bu çerçevede sermaye birikiminin krize girdiği dönemlerde kamusal yararı gözeten duruşun etkinlik alanı daralır ve plancının teknik rasyonaliteye dayanan gücü azalırken, kapitalist yeniden yapılanmaya uygun, düzenleyici hedeflere, araçlara ve rasyonaliteye sahip bir planlama mesleği gündeme gelir. Böylelikle kamusal yararı gözeten plancı zaman içinde giderek “sarı plancı“ya dönüşür.

İşte o nedenle; plancının zaman içinde giderek “sarı plancı”ya dönüşmemesi ve planın kamusal çıkarı gözetmesi için onun kamu yararı doğrultusunda nasıl kullanılabileceği konusuna odaklanmanın daha yararlı olacağını düşünüyorum.

Resim11

Ayrıca kamuya ait alanların bu vahşi kapitalist düzen içinde hiçbir plan, değer ve ilke gözetilmeksizin yağmalanmasına nötr bir sözcük olan “rant” ya da “rant projesi” demek yerine “yağma“, “soygun” ya da “tahribat” demenin daha doğru, etkileyici ve sonuç alıcı olduğuna inanıyorum.

Her mücadele söyleminde, kullandığımız sözcüklerin gerçek anlamlarını öğrenmek ya da onların anlamlarını çarpıtmadan yerli yerinde kullanmak dileğiyle…  


(1) Korkut Boratav (2000), Yeni Dünya Düzeni Nereye, İmge Kitabevi s. 141

Yararlanılan Kaynaklar

Harvey, David; Sosyal Adalet ve Şehir, Metis Yayınları, Ankara 2003

Şengül, H.Tarık; “Sınıf Mücadelesi ve Kent Mekanı“, Praksis, Bahar, 2001, s. 9-31

Turan, Menaf; Türkiye’de Kentsel Rant, Devlet Mülkiyetinden Özel Mülkiyete, Tan Kitabevi, Aralık 2009,

Turan, A.Menaf; “Kentsel Rant Kuramları Üzerine Tartışmalar“, Van YYÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı:34, 

Kentsel Planlama – Ansiklopedik Sözlük

Kentsel Planlama Ansiklopedik Sözlük; Türkiye’de, kentsel planlama alanında hazırlanan ilk ansiklopedik sözlük kitabı. Melih Ersoy tarafından derlenen ve Ninova Yayıncılık tarafından yayınlanan kitapta bir çok yazarın katkısı var. Birinci basımı Eylül 2012’de, ikinci basımı Nisan 2016’da yapılan kitabın grafik tasarımı Sema Bıyıklıoğlu, sayfa dizimi Sinem Metin, düzeltmeleri de Belgin Gümrü tarafından gerçekleştirilmiş.

Kitap tanıtımından:

  • Yarım yüzyılı aşan bir süredir kent planlaması eğitimi verilen Türkiye’de, kentsel planlama Ansiklopedik Sözlük kitabı, ülkemizdeki tüm planlama bölümlerinden 92 akademisyen ve uzmanın katılımı ile gerçekleştirilen ve son derece geniş bir ilgi alanına sahip olan mekânsal planlama konusunda yapılmış kapsamlı bir çalışmanın ürünüdür.
  • Bu çalışma ile kentsel planlama alanında yayımlanmış sözlük çalışmalarının bir adım ötesine geçilerek, kapsam bakımından, ansiklopedi ile sözlük arasında kalan bir alanın doldurulması hedeflenmiştir.
  • Kentsel Planlama Ansiklopedik Sözlük kitabında, planlamada analiz teknikleri, bölge planlama, çevre ve yaşam kalitesi, ekoloji ve planlama, ifade teknikleri, imar hukuku, kent ekonomisi, sosyolojisi, tarihi, kent, kentleşme, kentsel koruma, kentsel standartlar, kentsel politika, kentsel riskler, kentsel tasarım, kentsel yenileme ve dönüşüm, sanayi, konut, kıyı, turizm planlaması, ulaşım ve lojistik hizmetler v.b. konu başlıkları 250 madde halinde okurların incelemesine sunulmaktadır.

Kentsel Planlama Ansiklopedik Sözlük Yazarları

A. Burak Büyükcivelek / A. Erdem Erbaş / Adnan Barlas / Ali Türel / Aliye Ahu Akgün / Arzu Taylan / Asım Mustafa Ayten / Ayda Eraydın / Ayşe Buket Önem / Ayşe Nur Ökten / Ayşe Sema Kubat / Ayşegül Mengi / Ayşen Savaş /Azime Tezer / Bahar Gedikli / Baykan Günay / Belma Babacan Tekinbaş / Bilge Armatlı Köroğlu / Bilge Çakır / Bilge Serin / Burak Beyhan / Cânâ Bilsel / Ceren Gamze Yaşar / Cüneyt Elker / Çetin Göksu / Çiğdem Çiftçi / Çiğdem Göksel / Çiğdem Varol / Dilşen Onsekiz / Ebru Kamacı / Ela Ataç / Ela Babalık Sutcliffe /Elif Kısar Koramaz / Emine Yetişkul Şenbil / Emre Madran / Engin E. Eyuboğlu /Erkan Polat / Ezgi Orhan / Fadim Yavuz / Fatih Terzi / Ferhan Gezici Korten /Feridun Duyguluer / Filiz Bektaş Balçık / Güldem Özatağan / Güliz Bilgin Altınöz /Güliz Salihoğlu / Handan Türkoğlu / Hatice Ayataç / İclal Dinçer / İpek Özbek Sönmez / İsmet Kılınçaslan / Kevser Kantar Üstündağ / Koray Özcan / Mehmet C. Marın / Mehmet Doruk Özügül / Mehmet Ocakcı / Melih Ersoy / Mesut Ayan /Metin Şenbil / Murat Balamir / Müge Akkar Ercan / N. Tunga Köroğlu / Nihal Şenlier / Nihan Özdemir Sönmez / Nil Uzun / Nilgün Ergun / Nilgün GörerTamer / Olgu Çalışkan / Orhan Kuntay / Osman Balaban / Özgül Acar Özler / Reyhan Yıldız / Ruşen Keleş / Seda Kundak / Senay Oğuztimur / Serap Kayasü / Sezai Göksu / Songül Öztürk / Tansı Şenyapılı / Tanyel Özelçi Eceral /Tayfun Salihoğlu / Töre Seçilmişler / Tuba İnal Çekiç / Tuna Taşan-Kok / Tuncer Kocaman / Turgay Kerem Koramaz / Tülay Kılınçaslan / Yelda Aydın Türk / Yiğit Evren / Zekiye Yenen / Zeynep Günay / Zeynep Merey Enlil.

KONULARA GÖRE MADDELER

ANALİZ TEKNİKLERİ

Çevresel Algılama / Çizim ve İfade Teknikleri / Görsel Analiz Teknikleri / GZFT Analizi / İkinci Konut / Kent Planlama ve CBS / Kent Planlamasında İfade Teknikleri / Uzaktan Algılama / Üç Boyutlu Çizim ve İfade Teknikleri

BÖLGE PLANLAMA

Avrupa Birliğinde Bölgesel Gelişme Politika ve Araçları / Bölge Planlama / Bölgesel Eşitsizlikler / Bölgesel Gelişme Paradigmaları / Bölgesel Kalkınma Kuramları / Bölgesel Kalkınmanın Sosyal Boyutu ve Sosyal Sermaye / Bölgesel Politika / Bölgesel Sürdürülebilir Kalkınma / Bölgesel Yenilik Sistemleri / Bölgeselleşme / Büyüme Kutupları / Dirençli Bölgeler / İleri Sanayi Bölgeleri / Kent Bölge / Öğrenen Bölge / Sıcak Nokta / Teknoloji Bölgeleri / Üretim ve Bilgi Ağları / Yaratıcı Kapasite

ÇEVRE VE YAŞAM KALİTESİ

Alan Yönetimi / Çevre Mevzuatında Tanımlar / Çevre ve İl Çevre Düzeni Planı / Çevre-merkezcilik / Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Stratejik Çevresel Değerlendirme / Çevresel Planlamada Katılımcı Yaklaşımlar / Dışsallık / Entegre Havza Yönetimi / Güneş-Kent / İçme Suyu Koruma Havzası / İklim Değişikliği, Küresel Isınma ve Kentler / İnsan-merkezcilik / Kamu Yararı ve Üstün Kamu Yararı / Kent ve Sağlık / Kent ve Çevre Sorunları / Kentsel Yaşam Kalitesi Araştırmaları / Kentsel Yaşam Kalitesi ve Göstergeleri / Kentsel Yoksulluk / Planlama ve Su Tüketimi İlişkisi / Ramsar Sözleşmesi / Sulak Alanların Planlanması Korunması / Sürdürülebilir Kentsel Gelişme / Yaban Hayatı Koruma- Geliştirme Alanı / Yaşam Kalitesi ve Kentsel Yeşil alanlar / Yaşanabilirlik Ölçütleri / Yerel Enerji Planlaması / Yeşil Yerleşim Değerlendirme Sistemleri

EKOLOJİ VE PLANLAMA

Çevre-Merkezcilik / Eko Turizm / Ekokent / Ekolojik Planlama / Güneş-Kent / İçme Suyu Koruma Havzası / Kentsel Dirençlilik-Dayanıklılık / Sulak Alanların Planlanması Korunması / Sürdürülebilir Kentsel Gelişme / Yaban Hayatı Koruma-Geliştirme Alanı / Yeşil Yerleşim Değerlendirme Sistemleri

İFADE TEKNİKLERİ

Çizim ve İfade Teknikleri / Kent Planlamasında İfade Teknikleri / Üç Boyutlu Çizim ve İfade Teknikleri / GZFT Analizi

İMAR HUKUKU VE MEVZUATI

Çevre Etiği / Düzenleme Ortaklık Payı / Düzenleme / Parselasyon İşlemi / Islah İmar Planı / İmar Hakkı Aktarımı / İmar Mevzuatında Tanımlar / İmar Planı Değişikliği / Kamu Yararı ve Üstün Kamu Yararı / Köy Yerleşme Planları / Mücavir Alan / Nazım İmar Planı / Parsel Ayırma ve Birleştirme İşlemleri / Planlamada Kademeli Birliktelik İlkesi ve Türkiye’de Plan Kademeleri / Uygulama İmar Planı

KENT EKONOMİSİ

Arazi Rantı / Arazi Spekülasyonu / Büyüme Kutupları / Dışsallık / Ekonomik Mekan ve İlişkisel Yaklaşım / İlksel Kent / Kent Ekonomisi / Kümelenme Ekonomileri / Sıra Büyüklük Kuralı / Yer Seçim Kuramı / Yerleşim Katsayısı

KENT SOSYOLOJİSİ

Dışlanma / Gecekondu ve Evrimi / İç Göçler / Kent Mekanında Toplumsal Ayrışma / Kent Sosyolojisi / Kent Sosyolojisi Kuramları / Kentsel Bütünleşme / Kentsel Dirençlilik- Dayanıklılık / Kentsel Kimlik / Kentsel Yoksulluk / Küreselleşme ve Mekan / Merkezi Yer kuramı / Modern Kent ve Toplumsal Yapı / Ortak Merkezli Çemberler Kuramı / Postmodern Kent ve Toplumsal Yapı / Seçkinleştirme / Sosyal Tabakalaşma / Sürdürülebilir Topluluklar / Şikago Okulu / Yoğun Kentsel Yoksulluk

KENT TARİHİ

Anadolu Öncesi Türk Kenti ya da Orta Asya Türk Kenti / Anadolu-Osmanlı Kenti / Anadolu-Selçuklu Kenti / Atina Bildirgesi / Bahçe Kent / Bauhaus / CIAM-Uluslararası Modern Mİmarlık Toplantıları / Güzel Kent Hareketi / Izgara Kent Tasarımı / İran Türk-İslam Kenti (Büyük Selçuklu Kenti) / Kamusal Mekan / Sanayi Kenti / Yeni Kentler / Yeşil Kuşak

KENT VE KENTLEŞME – KAVRAMLAR

Akıllı Kent / Ekümenopolis / Gecekondu ve Evrimi / Kavramsal Bir Sistem Olarak Planlama / Kent / Kent Bölge / Kentbilim / Kentleşme / Kentlileşme / Kentsel Saçaklanma / Kentsel Yaşam / Kentsel-Kırsal Bütünleşme / Küresel Kent / Dünya Kenti / Küreselleşme / Megalopolis / Metropoliten Alan,Metropoliten Kent / Meydan-Kent Meydanı / Nüfus Projeksiyonları / Sürdürülebilir Kent Modeli / Ters Kentleşme / Türkiye’de Kentleşme / Yaratıcı Kent / Yavaş Şehir / Yörekent ve Yörekentleşme

KENTSEL İŞLEVLERİN YER SEÇİMİ VE KENTSEL STANDARTLAR

Kamusal Hizmet Tesislerinin Yer Seçimi / Kentsel Sosyal Donatıların Yer Seçimi / Konut Alanları Planlamasında Tasarım Ölçütleri / Konut Alanlarında Yer Seçim Etmenleri / Lojistik Etkinliklerin Yer Seçimi / Sağlık Kurumları için Planlama Standartları / Sanayi Alanlarında Planlama Standartları / Ticaret Alanları ve Merkezleri için standartlar / Ticari Etkinliklerin Yer Seçimi / Yeşil Alanlar ve Spor Alanları için Planlama Standartları

KENTSEL KORUMA

Alan Yönetimi / Dünya Miras Listesi / Kentsel Koruma Kavramı ve Geçirdiği Evrim Süreci / Kentsel Koruma Kavramı ve Politikaları / Kentsel Koruma Kurumunun Ülkemizdeki Yapılanması / Kıyı Mevzuatının Ülkemizdeki Gelişimi / Kültür Mevzuatında Tanımlar/ Kültürel Miras ve Koruma Anlayışının Tarihsel Gelişimi / Kültürel Mirası Koruma Mevzuatının Ülkemizdeki Tarihsel Gelişimi / Kültürel Mirasın Korunmasına İlişkin Uluslararası Belgeler ve Sözleşmeler / Kültürel Mirasın Korunmasına İlişkin Uluslararası Kurumlar / Sürdürülebilir Kentsel Koruma / Tarihi Çevre ve Kültürel Miras

KENTSEL PEYZAJ VE REKREASYON

Kentsel Peyzaj, Rekreasyon ve Açık Alanlar / Kentsel Planlamada Peyzaj ve Peyzaj Mimarlığı / Rekreasyon Alanları

KENTSEL PLANLAMA KURAMLARI

Adım Adım (Aşamalı) Planlama / Bilim Felsefesi Bakış Açısından Planlama / GZFT Analizi / İletişimsel Akılcılık / Kapsamlı Akılcı Planlama Kuramı / Kavramsal Bir Sistem Olarak Planlama / Planlamada Üçüncü Yol: Etzioni ve Karma Yaklaşım / Savunmacı Planlama Kuramı / Stratejik Mekansal Planlama

KENTSEL POLİTİKA

Çok Aktörlü Yönetişim / İletişimsel Akılcılık / Kamusal Mekan / Kentleşme Politikaları / Kentsel Politika ve Siyaset İlişkisi / Kentsel Politikalar ve Analitik Çerçeve / Kentsel Toplumsal Hareketler / Özel Alan Yönetimi ve Yönetim Planı / Planlamada Kurumsallaşma ve Kurumsalcı Planlama / Toplu Tüketim Malları / Yeni-Liberal Kentleşme Kavramı ve Politikaları

KENTSEL RİSKLER VE SAKINIM PLANLAMASI

Afetlere İlişkin Planlama Etkinlikleri ve Sakınım Planlaması / Kentsel Afetler ve Risk Paylaşımı / Kentsel Dirençlilik / Kentsel Risk Analizi / Risk ve Sigorta / Sigorta Teknolojisi / Uluslararası Afetler Politikası ve Kent Planlaması / Zorunlu Deprem Sigortası ve DASK

KENTSEL TASARIM VE FİZİKSEL PLANLAMA

Atina Bildirgesi / Bahçe Kent / Bauhaus / CIAM (Congres Internationaux d’Architecture Moderne) / Doğrusal Kent / Izgara Kent Tasarımı / İkinci Konut / Kent Dokusu / Kent İmgesi / Kent Kapısı / Kentsel Derişiklik / Kentsel Omurga / Kent Omurgası / Kentsel Peyzaj, Rekreasyon ve Açık Alanlar / Kentsel Saçaklanma / Kentsel Tasarım / Komşuluk Birimi / Mekan Dizimi / Merkezi İş Aları (MİA) / Radburn Yerleşimi Planı / Sanayi Kenti / Tasarım Denetimi / Tasarım Kodu / Yeni Kentler / Yeni Şehircilik Akımı / Yeşil Kuşak

KENTSEL YENİLEME ve DÖNÜŞÜM

Emlağa Dayalı Kentsel Yenileme / Kent Merkezi ve Çevresinde İşlevsel Farklılaşma / Kentsel Dönüşüm / Sürdürülebilir Kentsel Yenileme

KIYI VE PLANLAMA

Bütünleşik Kıyı alanları Yönetimi ve Tarihsel Gelişimi / Kıyı ile İlgili Tanım ve Terimler / Kıyı Mevzuatında Tanımlar / Türkiye’de Sit Alanlarına İlişkin Uygulamalar

KONUT VE PLANLAMA

Emlağa Dayalı Kentsel Gelişme / Kapalı Site / Konut Arzı / Konut Finansmanı / Konut Gereksinimi ve Konut Talebi / Konut Politikası

SANAYİ VE TEKNOLOJİ ALANLARI

Sanayi Odakları / Sanayide Tedarik Zincirleri ve Firmalar Arası İilişkiler / Teknoparklar / Teknoparkların Gelişim Süreci

TOPLUMSAL CİNSİYET VE PLANLAMA

Cinsiyet Eşitlikçi Planlama / Çevre-Merkezcilik / Kentler ve Toplumsal Cinsiyet

TURİZM PLANLAMASI

Agro Turizm / Eko Turizm / Ekokent / Golf Alanı / Özel Çevre Koruma Alanı / Bölgesi / Sağlık ve Termal Turizmi / Sürdürülebilir Turizm ve Planlaması / Turizm Alanı, Turizm Bölgesi, Turizm Merkezi / Turizm Mevzuatında Tanımlar / Turizm Planlaması

806x517-paylaşım-1-e1487927533887

ULAŞIM PLANLAMASI VE LOJİSTİK HİZMETLER

Ara-Toplu Taşım / Bisiklet Ulaşımı / Erişebilirlik / Havalimanları / Kentsel Lojistik / Kentsel Ulaşım / Kentsel Ulaşımda Park et- Bin Uygulaması / Liman / Liman Alanları Planlaması / Liman Geri Bölgesi -Hinterlant / Lojistik / Lojistik Merkez / Organik Ulaşım / Otopark / Sürdürülebilir Ulaşım ve Politikası / Terminal / Toplu Taşıma / Trafik Sakinleştirme / Trafik Yönetimi / Ulaşım Ana Planı / Ulaşım Politikalarında Çağdaş Yaklaşımlar / Ulaşımın Toplumsal Boyutu / Yaya ve Bisiklet Öncelikli Ulaşım.

Tüm bir kenti kucaklayabilmek… (2)

Ali Rıza Avcan

İzmir’deki antikapitalist kent mücadelesi bugünlerde birbirinden farklı iki ayrı düzlemde sürdürülüyor.

Biri, Kültürpark’ta İzmir Büyükşehir Belediyesi’nce yapılmak istenen yeni binalarla Basmane’deki eski garaj alanında Folkart-İzmir Büyükşehir Belediyesi işbirliği ile yapılacağı söylenen Folkart gökdelenin tetikleyeceği Basmane ve Çankaya bölgelerini soylulaştırma gayretlerini engellemeye yönelik mücadeleler,

Diğeri de, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yapılmak istenen İzmir Körfez Geçişi Projesi’nin tetikleyeceği İzmir Körfezi’nin her iki yakasındaki doğal alanları yok edip yeni yağma alanları yaratmayı amaçlayan saldırıları püskürtmeye yönelik mücadeleler.

2016 yılı yaz aylarından bu yana, önce Facebook’taki “Kültürpark’a Dokunma” grubuyla başlatılan, sonrasında “Kültürpark Platformu” adıyla sürdürülen Kültürpark ve Basmane Folkart gökdeleni mücadelesi halen, TMMOB’na bağlı meslek odaları, dernekler, kent konseyleri, sivil oluşumlar ve bireyler eliyle oluşturulan “Kültürpark Platformu”nun etkinlikleriyle sürdürülmekte…

Bu mücadele kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun aldığı kararla İzmir Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Yüksel Çakmur’un açtığı davaya bakan İzmir 5. İdare Mahkemesi’nin verdiği karar, bu mücadeleyi kolaylaştırarak Kültürpark Projesi ve Folkart gökdeleni ile bu bölgede başlatılmak istenen soylulaştırma girişimleri belirsiz bir süre için durdurulabilmiştir.

Tabii ki, sermayenin önümüzdeki günlerde ne yapacağının belli olmadığını unutmamak koşuluyla…

Kültürpark 04

İzmir Körfez Geçişi Projesi ile ilgili mücadele ise, hepimizin bildiği gibi bu proje ile ilgili ÇED raporunun iptali ve yürütmesinin durdurulması için TMMOB’un ayrı, EGEÇEP, Doğa Derneği ve 85 sivil İzmirlinin oluşturduğu grubun ayrı davalar açması sonrasında ilk kez Doğa Derneği’nin 26 Nisan 2017 tarihinde düzenlediği “Köprüden Önce Son Çıkış: İzmir’in Kuşları” toplantısı ile başladı.

Hatırlayacağınız gibi Doğa Derneği, İzmir Mimarlık Merkezi’nde düzenlediği bu toplantıda Su Altı Araştırmaları Derneği ile birlikte İzmir Körfez Geçişi Projesi‘nin Gediz Deltası Sulak Alanı ile İzmir Körfezi’ne ve İnciraltı’na vereceği zararları İzmir halkına anlatmaya çalıştı.

Sonrasında TMMOB, EGEÇEP ve Doğa Derneği dava açan kurumlar olarak bir araya geldiler ve 20 Eylül 2017 tarihinde yine İzmir Mimarlık Merkezi’nde düzenledikleri basın toplantısı ile hazırladıkları “İzmir ve Bölgemizde Planlanan Rant Projeleri Hakkında Rapor” başlıklı ortak metni kamuoyu ile paylaştılar. 

Basın toplantısını yapmak amacıyla bir araya gelen davacı üç kurum, basın toplantısı sonrasında kendi aralarında periyodik toplantılar yapmakla birlikte bu toplantılarda kent ölçeğindeki mücadeleyi örgütleme konusunda -ne yazık ki- bir sonuca ulaşamadılar. 

20 Eylül 2017 tarihli basın açıklaması sonrasında da genellikle TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Genel Sekreteri ile Şehir Plancıları Odası İzmir Şube Başkanı konuşmacı olarak katıldıkları bilgilendirme toplantıları yapıldı. Bu toplantılar önce Konak ve Buca kent konseyleriyle Haziran Hareketi’nin değişik semtlerdeki meclisleri ölçeğinde yapıldı ve bu toplantılarda genellikle İzmir Körfez Geçişi Projesi‘nin sakıncaları anlatılarak toplantılara katılanlardan öğrendikleri bu bilgileri geldikleri yerlerdeki arkadaşlarına, akrabalarına, üyesi oldukları derneklere, mahalle halkına anlatmaları istendi.

Siyasi bir içerikten yoksun olan bu toplantılarda konular daha çok kentsel rantın paylaşımı eksenine oturtularak projenin mevcut fiziki planlarla ulaşım ana planına uygun olmadığı söylendi. 

İKGB Basın Açıklaması 20.09.2017 003

Bilgilendirme amaçlı bu toplantılarda karşımıza devamlı olarak TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Genel Sekteri ve Şehir Plancıları Odası Başkanı çıkmakla birlikte konu ile doğrudan ilgisi olan çevre, inşaat, jeoloji ve peyzaj mühendisleri odalarının temsilcilerini işin bir bileni olarak dinleyemedik. Oysa bu odaların oluşacak çevre tahribatı, körfez dibinden çıkarılacak tarama malzemesi, inşaatın özelliklerinden kaynaklanan sorunlar, projenin bölgenin depremselliği açısından riskleri ve projenin İzmir peyzajında yaratacağı sorunlar gibi çok farklı bilgiler verebileceklerine, böylelikle elimizdeki bilginin daha da zenginleşeceğine inanıyorduk.

Ayrıca Doğa Derneği’nin temsilcileri Buca Kent Konseyi üyeleri için yapılan bilgilendirme toplantısına konuşmacı olarak katılmakla birlikte diğer davacı kurum olan EGEÇEP temsilcisini hiçbir toplantıda konuşmacı olarak karşımızda göremedik.

Bu toplantılarda hiçbir zaman için, -Doğa Derneği temsilcisinin Buca Kent Konseyi Genel Kurulu’nda yaptığını duyduğumuz mücadele çağrısı dışında- İzmir halkına yönelik “gelin bize katılın, hep birlikte mücadele edelim” çağrısının yapılmadığını gördük.

İzmir Körfez Geçişi Projesi için İzmir genelini kapsayan bir mücadele çağrısı yapılmamakla birlikte ardında TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Genel Sekreterliği ile Şehir Plancıları Odası’nın bulunduğunu anladığımız “İzmir’e Sahip Çık” platformunun oluşturulmaya; böylelikle İzmir Körfez Geçişi Projesi üzerinden tüm İzmir’i kapsayan bir mücadele alanının yaratılması için çaba harcandığına tanık olduk.

İzmir’e Sahip Çık” adı verilen bu platformun açtığı Facebook sayfası ve düzenlediği imza kampanyası ile genel bir İzmir mücadelesi için adım atmaya çalışmakla birlikte, arkasına diğer kurum ve bireyleri almadığı, tüm bir İzmir’i kucaklamadığı için ortaya çıkan çabanın oldukça zayıf kaldığını ve İzmir ölçeğindeki geniş bir antikapitalist kent mücadelesi için bizlere umut vermediğini gördük.

İzmir'e Sahip Çık

Oysa bir yanda bu bilgilendirme toplantıları yapılırken dava açan üç kurumdan biri olan Doğa Derneği’nin Gediz Deltası’nda halka açık düzenlediği etkinliklere, basın toplantısına, Twitter’de düzenlenip oldukça başarılı olan top trending kampanyasına Doğa Derneği üyeleri, çalışanları ve sempatizanları dışında kimsenin katılmadığını, İzmir Körfez Geçişi Projesi ile ilgili kampanyanın Doğa Derneği tarafından ayrıca yürütüldüğüne, Doğa Derneği’nin Gediz Deltası Sulak Alanı’nın UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’ne alınması için yurt içinde ve dışında çalışmalar yaptığına, hem bu girişim hem de İzmir Körfezi Geçişi Projesi için RAMSAR ve Bird Life International gibi uluslararası kuruluşlarla ilişkiye geçtiğine ve İzmir milletvekilleriyle görüşerek onları mücadeleye kazanmaya çalıştığına tanık olduk.

İzmir’e Sahip Çık” sayfasının bizlere iletilen genel taleplerine baktığımızda ise bu taleplerin, bu sayfayı oluşturan mühendis ve plancıların mesleki konularıyla sınırlı kaldığını, kentin diğer önemli sorunları olan yoksulluk, göç, mülteciler, ulaşım, trafik, tarım, sanayi, ticaret, emek dünyası, kentsel gerilim, güvenlik, turizm ve yerel yönetimler gibi diğer kentsel konu ve sorunların es geçildiğini gördük. 

Kısacası tüm bir kenti kucaklayacak anti kapitalist kent mücadelesi boyutunda halen büyük bir boşluk olduğu ve İzmir Körfez Geçişi Projesi hakkında bilgilendirmeler yapılmakla birlikte mücadelenin kimler tarafından nasıl yapılacağının henüz belli olmadığı görülüyor.

Oysa sermayenin İzmir’e yönelik saldırıları, her kurum ya da kişinin kendi başına ya da ikili-üçlü bir araya gelişleriyle def edilecek kadar küçük, önemsiz ve etkisiz değil.

Saldırı büyük, yoğun ve oldukça da etkili.

O nedenle bu büyük saldırıya hak ettiği boyut, güç ve etkinlikte cevap verilmesi; hatta daha ötesinde kenti savunmayı aşarak ona hakim olmayı, İzmir gündemini belirleyen bir güce kavuşmayı gerektiriyor.

O nedenle, büyük bir ihtiyaç olarak önümüzde duran antikapitalist kent hareketinin, İzmir’deki tüm demokratik, sivil kuruluş ve kişileri kapsayacak şekilde geniş tutulması, dar kadrocu anlayış ve uygulamaları aşması gerekiyor.

O nedenle, böylesi büyük, güçlü bir antikapitalist mücadeleyi oluştururken daha önceki örgütlenmelerden hem örnek hem de ders alarak, “ben de buradayım ve sahip olduğum bilgi, birikim, deneyim ve mücadele azmi ile hazırım” diyen her sivil ve demokratik kuruluşla bireyin bir araya gelmesi, getirilmesi gerekiyor.

O nedenle, böylesi büyük ve güçlü bir araya gelişi örgütlerken bunun hem yapılabilirliğini hem kurumsallaşıp sürdürülmesini düşünmemiz gerekiyor.

O nedenle, bir araya getirilen tüm entelektüel birikim ve eylem gücüyle alternatif kent politikaları, stratejileri, plan ve programları oluşturmamız gerekiyor.

Bunu sağlamak amacıyla da İzmir’le ilgili her gelişme ve olaydan haberdar olmamız, konu ya da sorunların peşinden gitmek yerine gündemi yakalayıp oluşturmamız gerekiyor.

İşte bütün bu büyük, güçlü, zorlu, etkili, kurumsal ve sürdürülebilir mücadeleyi oluşturmak için çaba gösterirken kurumları dikkate alıp bireyleri gözden çıkarmamamız gerekiyor.

Çünkü bu tür toplumsal mücadelelerde bürokrasiye ve kırtasiyeye gömülmüş hantal kurumlardan çok bireylerin, aktivistlerin yaratıcılığı, mizahi bakışı ve esnekliği bizlere ilham verip örnek olabiliyor…

social-struggle

Dünya ve Avrupa Sosyal Hareketleri ile Taksim Direnişi‘nin ruhu bize kitleleri, halkı, düzenden ve kentsel yaşamdan memnun olmayanları bir araya getirmemiz görevini yüklüyor.

Örgütlü ya da örgütsüz, kurumsal ya da kişisel demokrasiden, özgürlüklerden ve barıştan yana olan herkesin bu mücadeleye katılması, alternatif politika, strateji, plan ve programlar oluşturulması ve çalışılıp mücadele edilmesi dileğiyle…

Tüm bir kenti kucaklayabilmek… (1)

Ali Rıza Avcan

Bir süre önce birbirini takip eden iki ayrı yazımda, İzmir’de kent ölçekli toplumsal muhalefetin yetersizliğinden ve bu eksikliği gidermek amacıyla örgütlü olan ya da olmayan tüm kesimlerin bir araya gelerek tüm bir kenti kucaklaması gerekliliğinden söz etmiştim.

Gördüğüm kadarıyla kent boyutundaki bu mücadeleyi bugüne kadar Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı bir kısım meslek odası; özellikle Mimarlar Odası ile Şehir Plancıları Odası’nın İzmir şubeleri kurumsal ölçekte tek başına ya da diğer sivil toplum kuruluşlarıyla herhangi bir örgüte üye olmayan sivilleri yanlarına alarak sürdürmeye çalışıyor.

Bu tür kent mücadelelerinde, Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası gibi meslek örgütleri diğer meslek örgütlerine göre daha fazla öne çıkmakla birlikte; diğerlerinin, örneğin TMMOB çatısı altında bulunan inşaat, makina ve ziraat mühendisleri odaları gibi büyük ve etkin örgütlerle İzmir Tabip Odası, İzmir Diş Hekimleri Odası ve İzmir Barosu gibi diğer meslek örgütlerini -ne yazık ki- her düzeydeki kentsel mücadelede yanımızda göremiyoruz.

maxresdefault

Ayrıca hukuki anlamda “yarı kamu kurumu” niteliğindeki TMMOB’nin bazı kent mücadelelerinde ilgili meslek odası başkanı üzerinden, bazı mücadelelerde de kendi aralarındaki koordinasyonu sağlamak amacıyla oluşturdukları TMMOB İzmir Koordinasyon Kurulu (İKK) Dönem Sekreteri üzerinden öne çıktığını, bu farklılığın zamana, mücadelenin konusuna  ya da hedefine göre değiştiğini görüyoruz.

Öte yandan her kentsel sorun ya da mücadelede tüm meslek odalarının aynı şekilde düşünmediğini, o nedenle bazen birbirlerinden farklı düşünüp farklı tutumlar aldıklarını ya da pasif kalıp mücadeleden uzak durduklarını fark ediyoruz. Bu durumun hatırlayabildiğimiz en yeni örneği, Karşıyaka Yamanlar’da İzmir Büyükşehir Belediyesi’nce yapılmak istenen ve halen dava aşamasında olan katı atık istasyonu konusunda diğer meslek odaları aşağı yukarı aynı şeyleri düşünüp ifade ederken Mimarlar Odası İzmir Şubesi’nin farklı ve bizce doğru bir tavır alması olmuştur.

Mimarlık, mühendislik, planlamacılık, avukatlık, hekimlik ve diş hekimliği gibi mesleki faaliyetleri esas alan ve organları demokratik seçimlerle belirlenen; bu nedenle de “demokratik meslek örgütü” olarak nitelenen TMMOB, İzmir Tabip Odası, İzmir Barosu ve İzmir Diş Hekimleri Odası gibi meslek örgütleri sahip oldukları örgütlülük, entelektüel bilgi, birikim ve deneyim, insan kaynağı ve mali olanaklar açısından antikapitalist kent mücadelesinin en önemli bileşenlerinden biri olmakla birlikte haliyle bu mücadelenin tek örgütü değildir. 

Bu anlamda, İzmir ölçeğinde örgütlenecek bir antikapitalist kent mücadelesinin “demokratiklik“, “katılımcılık” ve “çoğulculuk” ilkeleri çerçevesinde yatay bir şekilde örgütlenebilmesi için, TMMOB, İzmir Tabip Odası, İzmir Diş Hekimleri Odası, İzmir Barosu gibi demokratik meslek örgütlerinin yanı sıra dernek, vakıf, sendika, birlik, platform, meclis, oluşum, inisiyatif, koza, kolektif gibi isimler taşıyan diğer sivil toplum  örgütlerinin, kent konseylerinin, örgütlenememiş ya da herhangi bir örgüte üye olmamış tüm halk kesimlerinin bu beraberliğe dahil edilmesi gerekmektedir.

Bunun aksini iddia etmek ya da yapmaya çalışmak; gayet tabiidir ki, o niyet ya da gayretin antidemokratik otoriter ve seçkinci yanını ortaya koyacaktır. 

9089247560_04f0b87698_o

Çünkü Dünya’da ve Avrupa ülkelerinde ortaya çıkan toplumsal hareketlerin ortaya koyduğu gerçeklerle, 2013 Haziran’ında İstanbul’da yaşadığımız Taksim Direnişi tecrübesi bize bunu öğretmektedir.

Çünkü orada; yani Taksim’de, örgütlü ya da örgütlenememiş, örgütlenmesine izin verilmemiş tüm halk kesimleri kurum olup olmadıklarına bakılmaksızın haklarına sahip çıkmış, yaşam tarzına yönelik müdahalelere HAYIR! demiş, kimse hangi mesleğe, hangi unvana, hangi işe sahip olduğuna ya da olmadığına göre ötekileştirici bir ayrıma konu olmamıştır…

O nedenle, İzmir’deki antikapitalist kent mücadelesi örgütlü ya da örgütsüz, kurumsal ya da kurumsal değil herkesi, tüm bir kenti kapsayıp kucaklamalı, hiç kimse dışarıda bırakılmamalıdır…

Devam Edecek…

Kenti illüstrasyonlarla anlatmak…

Ali Rıza Avcan

Bir kenti tanımlarken ve onu çizginin gücüyle anlatmaya çalışırken illüstrasyonları çok seviyor ve her fırsatta kullanmaya çalışıyorum.

Grafik sanatlarının ayrı bir alanı olarak tanımlanan illüstrasyon, resim sanatının abartılı ya da doğada benzeri görülemeyecek ve deneysel olarak kurgulanamayacak kompozisyonlarla resmedilmesi anlamına geliyor.

Bu anlamda gerçekçi resim sanatının bir dalı sayılabileceğini söyleyenler de bulunmakta. Genellikle reklam, eğitim ve fantastik anlatımlara destek amacıyla çiziliyor veya bizzat kendisi sanatsal çalışma olarak tasarlanıyor.

İllüstrasyon denince prehistorik dönemin mağara resimlerinden, günümüzde gazetelerde çizilen karikatürlere kadar hemen her şey akla geliyor.

Vikipedi kayıtlarına göre ilk illüstrasyon çizerleri genellikle siyasi amaç gütmekteydi. Nitekim bu anlamda illüstrasyon denince benim ilk aklıma gelen yayın da bu sanatı çok iyi şekilde kullanan ve  İngiltere’de 14 Mayıs 1842 tarihinden 2003 yılına kadar yayınlanan The Illustrated London News isimli haftalık haber dergisidir.

Yıllar önce Mesut Öner‘ın kitapları arasında bu haftalık haber dergisinin 19 ve 20. yüzyıllarla ilgili Yunanistan çizimlerinin tümünü kapsayan bir albümü gördüğümde bu iş keşke Osmanlı dönemi Türkiye’si için de yapılsaydı diye düşünmeden edememiştim.

001

Bildiğim kadarıyla grafik sanatların; özellikle de illüstrasyonun Türkiye’deki ilk uygulayıcısı İhap Hulusi Görey‘dir. Onun sıklıkla hatırladığımız Milli Piyango biletlerindeki, rakı şişesi etiketlerindeki, birçok işyeri ve malın afiş, etiket ve ilanlarındaki çizimleri grafikle illüstrasyon arasında gidip gelen güzel, ilginç örneklerle doludur.

İllüstrasyonun kentlerin tanıtımındaki kullanımı, Londra, Paris, Roma, Berlin gibi Avrupa kentleriyle tüm bir Kuzey Amerika kentlerinde çok yaygın olmakla birlikte ülkemiz kentleri için çok sınırlı kalmış, bir dünya kenti olarak tanımlanmış olmasına karşın İstanbul bile illüstrasyonla pek anlatılmamış, illüstrasyonun nesnesi haline gelmemiştir.

Bugün sizinle bu eksikliği büyük ölçüde gidermeye aday  4. İstanbul Temalı İllüstrasyon Yarışması‘nda ödül kazanan eserlerle benim değişik yerlerden bulup bugüne kadar biriktirebildiğim İzmir’le ilgili bazı illüstrasyonları  paylaşmak istiyorum.

Tabii ki İnternette satışa konu olduğu için “damgalı” olarak adlandırdığım ticari illüstrasyonlar dışında….

Birincilik - Mustafa Alcan - Minimal İstanbul
Birincilik – Mustafa Alcan – “Minimal İstanbul”

ikincilik Ödülü - Erhan Dursun - Bir Yudum İstanbul

ucunculuk Ödülü - Sevda Kaçtı - Kalbim İstanbul
Üçüncülük Ödülü – Sevda Kaçtı – “Kalbim İstanbul”
Mansiyon 2 - Deniz Yıldırım - Ver Elini İstanbul
Mansiyon – Deniz Yıldırım – “Ver Elini İstanbul”
mansiyon1 - Hamdi Levent - Labirent
Mansiyon – Hamdi Levent – “Labirent”
mansiyon3 - Batuhan Bayrak - Derin
Mansiyon3 – Batuhan Bayrak – “Derin”
mansiyon4 - Aytaç Öztürk - Galata'nın Işıltısı
Mansiyon – Aytaç Öztürk – “Galata’nın Işıltısı”

İZMİR İLLÜSTRASYONLARI

13758097485_2afb8f93da_z
Arkeolojik illüstrasyonla İzmir
WITKAMP, Pieter Harme. Amsterdam 1839
Witkamp, Pieter Harme. Amsterdam 1839 (aslında gravür de denilebilir)
15001800148_6ce685abef_o
İzmir Enternasyonal Fuarı Yerleşim Planı
İzmir 001
İzmir Saat Kulesi
İzmir Logo 009
İzmir Havagazı Kültür Merkezi
Klaus S. Henning
Klaus S. Henning
10425622043_eabd308c8d_o
İzmir Haritası

Şimdi sizden, özellikle de grafik sanatı ile uğraşan arkadaşlarımdan ricam, bugüne kadar İzmir için çizilip hoşunuza gitmiş olan illüstrasyonları Kent Stratejileri Merkezi isimli Facebook grubumuzda paylaşarak her birimizin dağarcığındaki bu zenginliği gösteren küçük bir koleksiyonu bir araya getirmek, bu çizimlerin daha da artması için çizerleri özendirmek; böylelikle İzmir’i başarılı illüstrasyonlarla anlatma ve tanıtma çabasına destek olmanızdır.

bigoudene46
bigoudene46

Kadınsız kentler: Toplumsal cinsiyet açısından belediyelerin politika ve bütçeleri

Derleyenler: Gülay Günlük Şenesen, Nuray Ergüneş, Ayşegül Yakar Önal, Yelda Yücel, Burcu Yakut Çakar.

Yayıncı İstanbul Bilgi Üniversitesi (04/2017), 426 Sayfa

Bugün tüm dünyada kadınların toplumsal konumlarında kökleşmiş olan eşitsizlik ile eğitimden sağlığa, ulaştırmadan güvenliğe kadar daha birçok alanı kapsayan cinsiyet ayrımı Türkiye’de de yaşanmaktadır. Ülkemizde kamu politikaları sürekli olarak erkeğin lehine ‘güç ve iktidar’ ilişkilerini üreten bu sistemden beslenmekte; kadınları iktisadi kaynaklara ve kamusal alana erişimden uzak tutmaktadır. Bu politikalar bu haliyle yeni eşitsizlik alanları yaratmakta; var olanları güçlendirmektedir. Bununla birlikte söz konusu kamu politikaları, toplumsal cinsiyete duyarlı biçimde tasarlandıklarında farklı uygulamaları da gündeme sokabilir, ya da belirli öncelikler temelinde bu eşitsizlikleri gidermenin yollarını sunabilir.

Kamu politikalarının tasarlanmasından uygulanmasına kadar her aşamada toplumsal cinsiyete duyarlı bir yaklaşım ile kamu hizmetlerinin üretim ve sunumunda kadınların özel deneyimlerini dikkate alan bir politika geliştirilirse; toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda önemli aşamalar elde edilebilir. Kamu politikalarının bu yönde etkin hale getirilmesi ancak toplumsal cinsiyetin ana akımlaştırılması ile mümkün olabilir.

İşte elinizdeki bu çalışmaya zemin oluşturan araştırmayı yürütenler, Birleşmiş Milletler Ortak Programı, Kadın Dostu Kent Projesi kapsamındaki Kars, Şanlıurfa, Nevşehir, İzmir, Samsun ile bu kapsamda olmayan komşu kentlerin, Erzurum, Diyarbakır, Kayseri, Manisa ve Ordu’nun belediye plan ve programlarını toplumsal cinsiyet perspektifi ile kadınların yapabilirlikleri açısından inceledi. Belediye bütçelerinin yapısı yine kadınların dirliği gözetilerek ayrıştırıldı. Kent merkezlerine ziyaretler yapılarak, hizmet sunanlar ile hizmetten yararlananların görüşleri karşılaştırıldı; günlük yaşamda, toplumsal cinsiyet eşitliği açısından gözlemler yapıldı.

Araştırma kapsamında, sözkonusu kentlerin çeşitli maddi göstergeler açısından gelişme ve iyileşme eğilimine rağmen, toplumsal yaşam bağlamında aslında eşitlik tesis etmekten uzak, birer “kadınsız kent” görünümü taşıdığı sonucuna varıldı. Eşitlikçi yerel politika tasarımı ve uygulaması için öneriler sunuldu.

C8uYUAuUIAAxBkw

İÇİNDEKİLER

Şekil ve Tablo Listesi

Kısaltmalar

Yazarlar

Sunuş

GİRİŞ – Kamu Politikaları ile Bütçelerine Toplumsal Cinsiyet Açısından Bakış ve Türkiye İçin Yerel Düzeyde Bir Uygulama Çerçevesi

BİRİNCİ BÖLÜM – Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçe

Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeye Farklı Yaklaşımlar

Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçe Ülke/Bölge Örnekleri

Merkezi Yönetim Örnekleri

Avustralya, Ermenistan, Kore

Yerel Yönetim Örnekleri

Mexico City Kenti, Basel-Stadt Kantonu, Berlin Lichtenberg İlçesi, Endülüs Eyaleti

Genel Değerlendirme

İKİNCİ BÖLÜM – Yapabilirlikler ve Dirlik: Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçelemeye Alternatif Bir Yaklaşım

Dirlik Nedir?

Dirliğin Ölçümünde Yapabilirlikler Yaklaşımı: Feminist Bir Bakış Açısı

Yapabilirlikler ve Bütçeler: Dirlik Temelli Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme

Dirlik Temelli Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme Uygulamaları ve Uluslararası Örnekler

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM – Türkiye’de Dirlik Temelli Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme

Yöntemin Genel Çerçevesi

Yapabilirlikler Evreninin ve Göstergelerin Tanımlanması

Matrislerin Oluşturulması ve Dirlik Temelli Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçe Denetimi

Yöntemin Uygulanmasında Karşılaşılan Güçlükler

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM – Kent Örnekleri

Kars, Erzurum, Şanlıurfa, Diyarbakır, Nevşehir, Kayseri, İzmir, Manisa, Samsun,  Ordu

Sonuç

Ekler

Kaynakça

Dizin

Kentin karikatüristi: Behiç Ak

Behiç Ak, 1956’da Samsun’da doğdu. İstanbul’da, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nde mimarlık öğrenimi gördü. Mimarlık eğitimi, insan yaşamının her ayrıntısına ilişkin daha iyi bir kavrayış ve farkındalık geliştirmesine yardımcı oldu. İnsanlara, doğaya, binalara, nesnelere; kısacası insanı ve tüm canlıları çevreleyen her şeye karşı farklı bakış açısını mizahi ve sorumluluk sahibi bir tarzda çok yönlü verimine yansıttı.

1982’den beri Cumhuriyet gazetesinde, “Kim Kime Dum Duma” başlığı altında günlük bant karikatür çiziyor. Karikatürleri, Türkiye’nin birçok şehrinin yanı sıra Hollanda, İsviçre ve Almanya’da sergilendi. Çocuk kitabı yazarlığı ve çizerliği, oyun yazarlığı ve sanat yönetmenliğinin yanı sıra belgesel film çalışmaları da var. 1994 yılında yazıp yönettiği “Türk Sinemasında Sansürün Tarihi – Siyahperde” adlı belgesel film aynı yıl Ankara Film Festivalinde “En İyi Belgesel” ödülünü kazandı.

1986’dan bu yana çocuk kitapları yazıp resimleyen Behiç Ak’ın çocuk kitapları yalnızca Türkiye’de değil Japonya, Kore, Almanya ve Çin’de de yayımlandı. İlk yayımlandığı Japonya’da ödül kazanan Yüksek Tansiyonlu Çınar Ağacı adlı resimli çocuk kitabı, Günışığı Kitaplığı tarafından özgün bir tasarımla yenilendi ve Çince’ye çevrildi (2014). Okuma serüvenine yeni başlayanlar için felsefeye giriş niteliğindeki “Tombiş Kitaplar” dizisi, Benim Bir Karışım ve Bizim Tombiş Taştan Hiç Anlamıyor ile başladı, Bizim Tombiş Fiyonk Makarnayı Çok Seviyor ve Ben Ne Zaman Doğdum? kitaplarıyla sürüyor.

Yaşasın Ç Harfi Kardeşliği! adlı çocuk romanı, Ankara Üniversitesi Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (ÇOGEM) 2014 Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Roman Ödülü’ne değer bulundu ve Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği’nin (ÇGYD) 2013 Yılın Çocuk Romanı seçildi. Postayla Gelen Deniz KabuğuEve Giden Küçük Tren ve Bebek Annem’le genişleyen çocuk romanı koleksiyonuna son olarak Çatıdaki Gezegen eklendi. Bilyeler gibi, ilgi gören resimli öykü kitabı Gökdelene Giren Bulut da Günışığı Kitaplığı’nca yenilendi (2017).

30. sanat yılı 2012’de, çevre ve mimarlık konularında karikatürleri, kitapları ve oyunları yoluyla sergilediği tutarlı duruşuyla TMMOB Mimarlar Odası tarafından verilen Mimarlığa Katkı Başarı Ödülü’ne görüldü. Otuz yıllık karikatür birikimini Karikatür Kitabı adlı özel bir albümle çocuklara sunan sanatçının, “Gülümseten Öyküler” adı altında yazıp çizdiği kitaplar her yaştan okurun ilgisini topluyor. Bu dizide; Güneşi Bile Tamir Eden Adam, Galata’nın Tembel Martısı, Geçmişe Tırmanan Merdiven ve Kedilerin Kaybolma Mevsimi gibi çok sevilen 10 kitap bulunuyor. Kedilere düşkünlüğüyle tanınan sanatçı, İstanbul’da yaşıyor.

001002003004005006007008009010011012013014015016017018019020PAT KARIKATUR OKULU022023024025

sonmimar_Behic_Ak3yorumLUyorum_kkdd_291006_inanmak