Eray Canberk şiirleri…

YAŞAMAYI GÖZE ALMAK
bir yaralı kızıl kuş gibi düşerdi güneş
karanlıklar başlardı sıkıntılı ve uzun
ondan kaçarcasına dönerlerdi adamlar
yenılmiş değil ama biraz utanmış gibi
kını le savaşırlardı kimse bilmezdi onu
şimdi sen her şeyden uzak büyüyen bir çocuksun
ananın ak sütu gibi kınlerle beslenen
yumruk gibi bir şey düşün ellerini
yoksa bu çaresiz adamlar seni de yoksul eder
il)’ yoksa mavi sularda karanlık korkunç olur
{ ılk bir yara gibi yayılır içine bozgun
lwr yıl en güzel çocukları alır gider
tl:ılgalar ki senin de rengine vurulcluğun
sonra yine başlar yine bitmez tukenmez gibi günler
çeker seni sevdiğin türkülerle bir tutku
yıllar önce bir başkasının gönül verdiği suya
ya kaçmaktır kurtuluşun çaresi
ya yumruk gibi bir şey düşün ellerini

Mücadele 004

 

 

UZAK
geceleri üç beş evden de uzak
bir yapının dört duvarına gizliyor kendini
tedirgin uykularım gündüzlere bırakarak
çocuklarla bölüşüyor sevincini
çoğu cılız ve çoğu yalınayak
bilmiyor neden – alıştığı ınsanlardan korkarak
bir kadın toprağa adıyor kendini
kimsesiz umarsız yılgın
bir adam avutuyor derdini
saçının akını çoğaltarak
caddelerden ağaçlardan ve denizlerden
unuttuğu yuzlerden çizgiler çiziyor boşluklara
sevgiler mi huzunler mi kavuşmalar mı
hepsi gidip dönemediği kentler gibi uzakta
uzak

Resim1

KUYTUSUNDA BİR DAĞIN
ya da eksik bir yorumla aldanırlar
bulutlanmayı unutmuş bir gök altında
çunkü kar değildir yağan
bir ince soğuktur olsa olsa
ozlerler onlar ki bir şehirde
bir başka şehri yaşamaktan
çünkü eski yerlerinde değiller aslında
yanılıp da göğe baktıkları zaman
düşürüler değişen yalnızca dışta
içlerine işleyen ne var
soğuk ve hüzün bir yana
bir de erken basan karahklar
kar yağsa erimese bir daha
bu şehri yaşamaya alışmak için
donmuş suları dumanları
ve çekilmiş bir dağın kuytusuna
bir de kimsenin anlamadığı
l’Ski ve unutulmuş bir şarkı söylenince
yureğine gurbet diye oturtmuş Kars’ı
bir kadın alışırken kadınlığına.

Protesto 017

ŞAİR-İ ÂZAM
ben ünlü bir şairim büyük
sakal tıraşıyla falan uğraşamam
bazı umursamam insanları
ama insanlığa saygım tam
ben ünlü bir şairim büyük
uğraşamam evcil işlerle falan
ev kadın çocuk geçim sıkıntısı
devrimle hepsi kalkacak ortadan
ben ünlu bir şairim büyük
kafa yoramam öyle her şeye
benim sorunlarım çapraşık
işçi sınıfı artıdeğer tekelci sermaye
kuytu sularda zaman

Kent 084

ESKİ BİR TÜRKÜ
sen bana unuttuğum şeyleri hatırlat
yeniden söyleyeceğiz o eski türküyü bir gün
zalimce ve hunharca yok edilse de hayat
biz hiç ölmeyeceğiz busbütün
beni götür bu kötü şehirden uzak
evleri kırlara bakan senin oraya
hani ince yüzlü çocuklar varmış yalınayak
umudum kırık değil güzel günler üzre
sana anlattıklarımı bir bir herkese anlatmak
                                                                geçiyor içimden
söz gelişi yüreği kuş gibi çırpınan çocuklarıma
elbette umudum kırık değil güzel günler üzre

 

AYRILIK TÜRKÜLERİ – I

dağlar ses vermedi silah sesine
ve şehirler kapatmış kapılarını
evlerin içinde bir kin büyüyor
inceden inceye ve günden güne

bir haber sal sağ mısın umutlu mu
yiğidim can kardeşim delikanlım
geçtin mi kırları aştın mı suyu
güvercinim balacam gönül yoldaşım

ilkyaz geçti sıcak sardı her yanı
bir göç var dağlardan dağlara
ya umudunla katılsan kervanlara
ya tanıyanlarla gördersen selamını

bir haber sal sağ mısın umutlu mu
yiğidim can kardeşim delikanlım
geçtın mi kırları aştın mı suyu
güvercinim balacam gönül yoldaşım

ince bir kız tutuyor yasını
belki saçları san belki saçları kara
resmin bile sarardı duvarlarda
ve örselendi kenarları

bir haber sal sağ mısın umutlu mu
yiğidim can kardeşim delikanlım
geçtin mi dağları aştın mı suyu
güvercinim balacam gönül yoldaşım

oğlunun iri damlaları andıran gözlerinde
babasız çocukların kırgın sevinci
yaşından önce büyüyecek belki
senin dingin ve düşünceli resmini gördükçe

bir haber sal sağ mısın umutlu mu
yiğidim can kardeşim delikanlım
geçtin mi dağları aştın mı suyu
güvercinim balacam gönül yoldaşım

 

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, 15 Ekim 1985 tarihinde İsveç’in başkenti Stockholm’de Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Sürekli Konferansı’nda hazırlanarak Yerel Yönetimlerden Sorumlu Avrupa Bakanlar Konferansı’nda kabul edilerek aynı tarihte sadece Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin imzasına açılmıştır. Yürürlüğe girebilmesi için en az 4 üye ülke tarafından onaylanması koşulu bulunan Şart 1 Eylül 1988 tarihinde bu sayıya ulaşılmasıyla resmen yürürlüğe girmiş olup Eylül 2011 itibariyle Avrupa Konseyi üyesi 47 ülkeden 45’i tarafından onaylanmıştır. Şart, akit tarafları, yerel yönetimlerin siyasi, idari ve mali bağımsızlığını güvence altına alan temel kuralları uygulama taahhüdü altına sokmakta, yerel özerklik ilkesinin ulusal mevzuatta ve uygulanabilir olduğu hallerde, Anayasa’da tanınması hükmünü getirmektedir.

Kanunun koyduğu sınırlar içinde hareket eden yerel yönetimler, kendi sorumlulukları altında, yerel halkın çıkarlarına uygun olarak, kamu işlerini düzenleyip yönetebilecektir. Buna göre, Şart, kamu sorumluluklarının tercihen vatandaşlara en yakın makamlar tarafından yerine getirilmesi gerektiğini, daha üst yönetim seviyelerinin yalnızca koordinasyon amacıyla veya görevlerin yerine getirilmesinin daha alt düzeylerde mümkün olmadığı veya daha az verimli olduğu hallerde düşünülmesi gerektiğini kabul etmektedir. Bu amaçla, yerel yönetim sınırlarının korunması, yerel yönetimlerin görevleri için yeterli idari yapılar ve kaynaklar bulunması, yerel düzeyde sorumlulukların yerine getirildiği koşullar, yerel yönetimlerin faaliyetlerinin idari denetimi, yerel yönetimlerin mali kaynakları ve yerel özerkliğin yasal korunmasına ilişkin ilkeleri ortaya koymaktadır.

Kent 103

Şart’ta bulunan yerel özerklik ilkeleri, yerel yönetimlerin tüm kategorileri için geçerlidir. Şartın 12. maddesine göre her akit taraf, asgari on adedi aynı maddenin 1.paragrafında belirtilenler arasından seçilmek üzere, Şart’ın asgari yirmi paragraf ile kendisini bağlı saymayı taahhüt etmekle yükümlüdür.

Özerklik Şartı 3 ana bölümden oluşmaktadır.

Birinci bölümde, özerk yerel yönetim kurumu için var olması gereken anayasal ve yasal zeminden bahsedilmektedir. Böyle bir zemin içerisinde devletin rolünün azaltılması, devletin yerel yönetimler üzerindeki denetiminin en az seviyeye indirilmesi, yerel yönetimlerin görev ve yetki alanındaki kriterlerin belirlenerek görevin önemiyle orantılı gelir kaynakları sağlanmasının önemi vurgulanmaktadır.

İkinci bölümde, Şart’ı onaylayan ülkelerin yükümlülükleri ve sorumluluklarının neler olduğu açıklanmaktadır. Bu yükümlülük ve sorumluluklar, Şart’ı imzalayan devletlerin Şart’ın ilkelerini yaşama geçirmek için yaptıkları anayasal ve yasal düzenlemeleri Avrupa Konseyi’ne bildirilmelerini de zorunlu kılmaktadır.

Üçüncü bölümde ise, uygulama ve yürürlükle ilgili hususlar yer almaktadır.

Şart’ın önsözünde, yerel makamların demokratik rejimin temellerinden birisi olduğundan bahisle, halkın kamu hizmetlerine katılımı konusunda tüm üye devletlerin hemfikir olduğu düşüncesi hâkimdir. Özerklik bir toplumun veya kuruluşun ayrı bir yasaya bağlı olarak kendi kendini yönetme hakkıdır. Özerklik kesinlikle keyfi karar alma anlamına gelmemektedir. Hizmetlerdeki etkinlik ve kaliteyi sağlamak ve daha iyi bir denetimi gerçekleştirmek için verilen bir yetkidir.

Özerk yerel yönetim için asgari koşulları belirlediği kabul edilen Şart’ın 4. maddesinde özerk yerel yönetimin kapsamı aşağıdaki ilkeler çerçevesinde belirlenmektedir:

 •    Yerel yönetimlerin temel yetki ve sorumlulukları anayasa ya da yasa ile belirlenecektir. Bununla beraber, bu hüküm yerel yönetimlere yasaya uygun olarak belirli amaçlar için yetki ve sorumluluklar verilmesine engel teşkil etmeyecektir.•    Yerel yönetimler, yasa tarafından belirlenen sınırlar içerisinde, yetki alanlarının dışında bırakılmış olmayan veya başka herhangi bir makamın görevlendirilmemiş olduğu tüm konularda faaliyette bulunmak açısından tam takdir hakkına sahip olacaktır.
•    Kamu sorumlulukları genellikle ve tercihen vatandaşa en yakın olan makamlar tarafından yerine getirilecektir. Sorumluluğun bir başka makama verilmesinde, görevin kapsam ve niteliği ile kapasite ve mali yük göz önünde bulundurulmalıdır.
•    Yerel makamlara verilen yetkiler normal olarak tam ve münhasırdır. Yasada öngörülen durumların dışında, bu yetkiler merkezi idare veya bölgesel makamlar tarafından zayıflatılamaz veya sınırlandırılamaz.
•    Yerel makamların merkezi veya bölgesel bir makam tarafından yetkilendirildiği durumlarda, bu yetkilerin yerel koşullarla uyumlu olarak kullanılabilmesinde yerel makamlara olanaklar ölçüsünde takdir hakkı tanınacaktır.
•    Yerel makamları doğrudan ilgilendiren tüm konulara ilişkin planlama ve karar alma süreçleri içinde, kendilerine olanaklar ölçüsünde, zamanında ve uygun biçimde danışılacaktır.

Türkiye tarafından çekince konulan maddelerin değerlendirilmesi

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı Türkiye tarafından 21 Kasım 1988 tarihinde imzalanmış, 21 Mayıs 1991 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 3723 sayılı Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanunla TBMM tarafından onaylanması uygun görülmüş ve 3 Ekim 1992 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 92/3398 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanarak 1 Nisan 1993’den itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe konulmuştur.

Türkiye, Şart’ın 12. maddesinin birinci fıkrasına göre kendini aşağıdaki madde ve fıkralarla bağlı saymıştır:

•    Madde 2
•    Madde 3, fıkra 1 ve 2
•    Madde 4, fıkra 1, 2, 3, 4 ve 5
•    Madde 5
•    Madde 6, fıkra 2
•    Madde 7, fıkra 1 ve 2
•    Madde 8, fıkra 1 ve 2
•    Madde 9, fıkra 1, 2, 3, 5 ve 8
•    Madde 10, fıkra 1

Kent 104

Bir başka ifadeyle ülkemiz Şart’ın:

• Yerel makamları doğrudan ilgilendiren planlama ve karar süreçlerinde kendilerine danışılmasını içeren 4. maddesinin 6. fıkrasına,

• Yerel yönetimlerin iç örgütlenmelerinin kendilerince belirlenmesini içeren 6. maddesinin birinci fıkrasına,

• Yerel olarak seçilmiş kişilerin görevleriyle bağdaşmayacak işlev ve faaliyetlerinin kanun ve temel hukuk ilkelerine göre belirlenmesini içeren 7. maddesinin üçüncü fıkrasına,

• Vesayet denetiminin, denetleyen makamın müdahalesinin korunmak istenen yararın önemiyle orantılı olarak sınırlandırılmasını sağlayacak biçimde yapılmasını içeren 8. maddesinin üçüncü fıkrasına,

• Dokuzuncu maddesinin; yerel yönetimlere kaynak sağlanmasında hizmet maliyetlerindeki artışların mümkün olduğunca hesaba katılmasını içeren dördüncü, yeniden dağıtılacak mali kaynakların yerel makamlara tahsisinin nasıl yapılacağı konusunda yerel yönetimlere önceden danışılmasını içeren altıncı ve yapılacak mali yardımların yerel yönetimlerin kendi politikalarını uygulama konusundaki temel özgürlüklerinin mümkün olduğu ölçüde ortadan kaldırmamasını içeren yedinci fıkrasına,

• 10. maddesinin; yerel yönetimlerin ortak çıkarlarını koruma ve geliştirme için uluslararası yerel yönetim birliklerine üye olma ve diğer devletlerin yerel makamlarıyla işbirliği yapabilmeleri içeren ikinci ve üçüncü fıkralarına,

• Yerel yönetimlerin, iç hukukta kendilerine tanınmış olan yetkilerin serbestçe kullanımı ve özerk yerel yönetim ilkelerine riayetin sağlanması için yargı yoluna başvurabilmelerini içeren 11. maddesine çekince koymuştur.

Senin adın “UMUT” olsun !

Bombalanmayan, tahrip edilmeyen kentler;

Temiz, sağlıklı bir çevre;

Korunup sahip çıkılan tarihi, doğal ve kültürel değerler;

Halkın iradesine saygı gösteren yönetimler;

Değer verilen insanlar…

Ranta kurban edilmeyen kentler;

Yaşam kalitesi yüksek yaşanabilir kentler;

Ulaşımı kolay planlı yerleşimler;

Huzur dolu güvenli kentler;

Mutlu ve umutlu insanlar…

2017

BARIŞIN, DEMOKRASİNİN, ÖZGÜRLÜĞÜN,

KARDEŞLİK VE DAYANIŞMANIN YILI OLSUN !

resim2

Birinci ayımızı kutluyoruz…

Bilen bilir, ülkemizde bir blogu hazırlamanın, okutmanın ve sürdürmenin zorluğunu…

Ele aldığınız konu ne kadar güncel, ne kadar popüler de olsa blogların okunma düzeyi, ömrü her zaman için diğer sosyal medya platformlarına göre daha zordur. Bu nedenle daha çok emek harcamanız, daha çok çaba göstermeniz gerekir…

Hatırlarsanız, bundan tam 30 gün önce; 9 Eylül 2016 tarihinde sizlere “Merhaba!” demiştik… 

Aradan geçen süre içinde birçok yazıyı, birçok düşünce, eleştiri ve öneriyi sizlerle paylaşarak amaç ve hedeflerimize ulaşmaya çalıştık… 

Bu paylaşımı sadece blogumuzda değil; blogumuzu odak aldığımız Facebook, Twitter, Linkedin ve Instagram gibi sosyal medya platformlarında da gerçekleştirmeye çalıştık…

Bu sayede birçok arkadaşla, dostla, yoldaşla karşılaştık, bir kısmıyla yeni tanıştık, bir kısmı ile de yola bıraktığımız yerden devam etmeye başladık…

Bu süre içinde ortak kullanımlı bir blogu nasıl kullanmamız gerektiğini, yazıp çizdiklerimizi nasıl daha yaygın hale getirebileceğimizi öğrenmeye çalıştık. Bu öğrenme işine hala devam ediyor; daha yaygın ve yoğun bir şekilde ses çıkarıp ses almaya çalışıyoruz…

birinci-ay

Evet, bugün 1. ayımızı kutluyor; barış, demokrasi ve insan hakları alanınında açmaya çalıştığımız bu yeni cephede bize yazarak, fikir verip eleştirerek, bizim yazıp çizdiklerimizi paylaşarak destek olan, katkıda bulunan herkese, her arkadaşımıza, dostumuza ve yoldaşımıza teşekkür ediyoruz…

Tüm mutluluk, barış ve huzurlar sizinle, sizin olsun…

KENT STRATEJİLERİ MERKEZİ

 

 

Hayat Normale Dönsün Dönmesin, Biz ‘Katılımcı Demokrasi’yle Olmak İsteriz

Günlerden OHAL’deyiz, aylardan gerçekten olağanüstü hallerde.

15 Temmuz’da bizim paramızla alınmış uçakları kullansınlar diye bizim paramızla okumuş çocuklar Ankara’dan başlayarak olmaz işlere kalkıştılar. Yüzlerce insanımız öldü, yüz binlerce insan işini gücünü bırakıp meydanlarda sabahladı. Kamu kaynakları önce darbe girişimine sonra bu meydanlara akıtıldı; belediyeler kent içi ulaşıma, ‘demokrasi’ meydanlarına çay, çorba, su, pide, kavurma, bayrak dağıtma çadırlarına (nereden karşıladılar şimdilik bilinmez) büyük kaynaklar harcadılar. Kalkışma nedenli gözaltılardan basına yansıyan ifadelerin bir kısmı dudak uçuklattı. Tutuklamalar, cadı avlarına dönüşmeye başlayan açığa almalardan öğrendik ki kamu yöneticilerinin bir yarısı diğer yarısından farklı bir şekilde, vatandaşa hizmet derdinde değil başka işlerle meşgulmüş. Meşhur ’paralel’, oraya buraya girmiş, oturmuş, yuvalanmış, devleti adeta işgal etmiş, miş, miş… (‘mış’ları bize masal anlatmasınlar diye yazıyorum tabii… Girmiş, oturmuş, yuvalanmış oldukları gerçek olsa da, biliyoruz keramet sihirde değil ‘’beraber yürüdük bu yollarda’’yla. Garip ama gerçek, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’e göre sihirle ve üç harflilerle de olabilir. Kendisi Ankara’yı parsel parsel verirken imzaları basan elleri onların kontrolü altındaymış… mış… mış… Bu bahislerde kabahat altın iğne, alıp da takan senden benden mağdur, 12 yılın başbakanı, şimdinin Cumhurbaşkanı bile ‘kandırılmış’… mış… mış…) Memleketin başındaki tek bela, 15 Temmuz kalkışması da değil. Son 7-8 aydır patlamalarda ölenlerin sayısını sayabilmeyi kaçımız becerebilir? Daha dün, gün güne devretmeye yakınken Van’da bomba yüklü araç patlatıldı, sabahın erken bir saatinde Elazığ’da benzeri bir olay İl Emniyet Müdürlüğü’nün neredeyse içinde gerçekleştirildi, televizyonlar bu olay yerine henüz ulaşırken Bitlis’ten bir başka patlama haberi geldi. Yüreklerimiz ağzımızda yaşar haldeyiz çoluk çocuk.

eller-38Bu hallerdeyken memleket, yani güvenlik ve geleceğimizin belirsizliği birinci meseleyken, konuşulabilen elbette ‘’Çocuğunuzla veya annenizle gittiğiniz parktaki oyuncaklar sizce nasıl olmalı?’’, ‘’Kültürpark’ın yeni kültür merkezi projesi yeşili ve kültürel mirası ne kadar koruyor, nasıl daha iyi korur?’’, ‘’Ulaşım kartlarımızın değiştirilmesi sırasında yeniden kart satın almaktan başka çözümler var mıdır?’’, ‘’Körfezi köprüyle geçme projesi yerel kalkınmamıza ne gibi etkiler yapar?’’ gibi sorular çerçevesinde olamıyor elbette. Her gün şehit cenazeleri, bombalar, yeni ölümlerle kuşatılınca hayat, gülümsemek bile neredeyse suça dönüşüyor.

Oysa biz, bizim mahalleli, bizim sokaktakiler, aynı parkı kullanan, aynı muhtarlıktan ikamet alanlar veya sadece bizim caddedeki hareket noktasından, metro istasyonundan gelip geçenler… Ve hatta bambaşka şehirlerden benzer hikâyeleri olanlar… Bizim gündelik hayatımıza dair konuşmamız gereken, konuşabileceğimiz çok şeyimiz var! Üstelik de konuşmak, hayatımızı iyileştirecek yeni yaratıcı öneriler geliştirmeye açılmanın, en azından birbirimizin ve bir arada yaşadığımızın farkına varmanın başlangıcıdır.

Fırsat bulup da konuşmaya başlayabilmek için sıra beklersek… Vay halimize! Çünkü günlük yaşamımızla ilgili konular bir taraftan merkeze doğru çekilip bizden iyice uzaklaşmakta diğer taraftan da dibimizdeyken bile gündemimizden uzaklaşmakta.

İşte tam da bu yüzden, Kent Stratejileri Merkezi adlı bu bloğun önerisiyle gelen arkadaşım Ali Rıza Avcan’a teşekkür borçluyum.

muhitİşte tam da bu yüzden sizlerle burada buluşalım istiyorum. Yerel demokrasi, katılım, kent konseyleri, stratejik planlar, yerelin ve mekânın cinsiyeti, vb. Kaşığımıza ne düşerse! Kimine göre hafif, kimi zaman ağır, yazar, birlikte yürürüz.

Bir dahaki buluşmamıza kadar, belki de bir fikri, aklınıza düşmüş bir sorunun yanıtını yakalamak ya da bir fikrinizi insanlara sunmak istersiniz. Bunun için çeşitli imkânlar var. Örneğin, http://www.muhit.co gençlerin bize bu amaçla ürettiği yaratıcı bir imkân. Bir göz atın, güzel bir başlangıç olabilir. Bu yazı gibi.

Biliriz ki başlamak iyidir.