Barış şiirleri

ÇAĞCIL SÖYLEN
Akşam savaş alanına çöktüğünde
Düşmanlar yenilmişti
Telgraf tellerinin tınıları
Haberi uzaklara taşıdı
Dünyanın bir ucunda için için yandı
Bir haykırış, gökktıbbede parçalanarak
Bir çığlık, çılgın ağızlardan taşan
Ve esrik g ö ğü aşan.
Bin dudak ilençlc soldu
Bin yumruk, vahşi bir öfkeyle sıkıldı.
Dünyanın bir başka ucunda
Bir sevinç, gökkubbede parçalanarak
Büyük bir sevinç, bir eğlence , bir çılgınlık
Rahat bir soluklanma, gerinme
Bin dudak eski bir duayı söyledi
Bin el inançla birleşti.
Gecenin geç saatlerinde
Sayıyordu telgraf telleri
Savaş alanında kalan ölüleri –
O zaman dost ve düşman sessizleşti.
Yalnız analar ağladı
Her iki yanda.

Bertolt Brecht, Çeviren: Turgay Fişekçi
6025646703_bb577c0fbf_o

BARIŞ

Çocuğun gördüğü düştür barış.

Ananın gördüğü düştür barış.

Ağaçlar altında sevdalıların sevda sözleridir

barış.

 

Gözlerinin içinde uçsuz bucaksız bir gülümseme

elinde yemiş dolu bir zembil

ve alnında ter tomurcukları

-pencerede suyu soğutan testideki damlalar gibi—

akşamüstü eve dönen babadır

barış.

 

Dünyanın yüzünde yara izleri kapanırken

ağaçlar diktiğimizde havan mermilerinin kazdığı çukurlara

yangının kavurduğu yüreklerde ilk tomurcuklarını açarken umut

ve ölüler kanlarının boşa gitmediğini bilerek

yana dönüp içerlemeksizin uyuyabildiklerindedir

barış.

 

Barış yemek kokusudur tüten akşamleyin

arabanın yolda durmasının korkutmadığı

kapı çalınmasının dost demek olduğu

ve pencereyi saat başı açmanın,

renklerinin uzaktaki çanlarıyla

gözlerimizin bayram etmesini sağlayan

gökyüzü demek olduğu zamandır

barış.

 

Barış bir bardak sıcak süt ve bir kitaptır uyanan çocuk önünde.

Başaklar birbirlerine eğilip “İşte, ışık, ışık, ışık!” dedikleri

ve ufuk çemberi ışıkla dolup taştığı zamandır

barış.

 

Hapisaneler onarılıp kitaplıklar yapıldığı zaman

eşikten eşiğe bir türkü yükseldiği zaman geceleyin,

cumartesi akşamlan mahalle berberinden çıkan yeni tıraş olmuş

bir işçi gibi baharda ay buluttan çıktığı zamandır

barış.

 

Geçmiş gün

yitirilmiş bir gün olmadığı

sevinç yapraklarını akşamın içine salan bir kök

ve kazanılmış bir gün, hak edilen bir uyku olduğu zaman

acıyı kovmak için zamanın dört bir bucağından

güneşin hemen ayakkabılarını bağladığını duyduğun zamandır

barış.

 

Barış ışınlar demetidir yaz ovalarında

iyilik alfabesidir tanın dizlerinde.

“Kardeşim” dediğin – “Yarın kuracağız” dediğin zaman

kuracağız dediğimizi kurunca türkü çağırdığımız zamandır

barış.

 

Ölüm yüreklerde az yer kapladığı

ve güvenli parmaklarla mutluluğu gösterdiği zaman bacalar,

ikindi vaktinin büyük karanfilini

ozan ve proleter aynı şekilde kokladığı zamandır

barış.

 

İnsanların sıkışan elleridir barış

dünyanın masasındaki ekmektir

gülümsemesidir annenin.

Budur yalnızca.

Başka bir şey değildir barış.

 

Ve toprakta derin karıklar açan sabahlar

tek bir sözcük yazarlar:

Barış. Başka bir şey değil. Barış.

 

Dizelerimin rayları üzerinde

buğday ve güller yüklenmiş

geleceğe doğru yol alan trendir barış.

 

Kardeşlerim,

barış içinde derin derin soluk alıyor

tüm dünya bütün düşleriyle.

Verin elinizi kardeşlerim,

işte budur barış.

YANNIS RITSOS / Γιάννης Ρίτσος

Yunanca aslından çevirenler:  İoanna Kuçuradi – Özdemir İnce
4b1208ff6da4f3589bc00ebaa36eb6f2

SAVAŞTA ÖLENLER
Her yer tıklım tıklım ölü
Acı boğacak beni boğacak beni
Otlar yalnızlıktan kupkuru
Ama suçlu ben değilim ben değilim
Katillerle bir olmadım olmayacağım da
Özgür kalacağım işte böyle bir başıma
Ve insanoğluna bundan sonra da
Ne ölüm dokuncak ne dirim.

Paul Eluard, Çeviren: Asım BezirciPaul_Eluard_1

Orada savaş olurken…

Ali Rıza Avcan

Evet, orada bombalar atılıp insanlar ölürken, yoksul, işsiz, hasta ve engellilerle çocuklar evsiz barksız kalırken burada kentlerden, stratejilerden, sorunlardan ve onların çözümlerinden söz etmek mümkün olabilir mi?

Kulakları, gözleri kapayıp dilleri susturarak, yanı başımızda olanları görmeyip duymayarak burada rahat rahat oturmak, akmayan sulardan, kesilen elektrikten, tahrip edilen doğadan söz etmek mümkün mü?

Savaş çığırtkanlığı yapan medyayı protesto ederek, savaşa destek veren iktidar ve muhalefet liderlerine söylenerek, bunun yanında sosyal medyaya güzel fotoğraflar, şiirler, gezi ve yemek fotoğrafları koyarak savaşı uzaktan seyretmek mümkün mü?

Tabii ki mümkün değil….

Çünkü savaş aslında hem orada hem de burada; daha doğrusu yanımızda, yakınımızda ve içimizde…

Çünkü o savaşı açan ve destekleyenler aynı zamanda kentlerde; onun cadde ve sokaklarında, kupon arazi ve arsalarda, müştereğimiz olan her yerde bir yağmacı kimliği ile karşımıza çıkan, Kültürpark ya da İzmir Körfez Geçişi projelerini hazırlayan ya da destekleyen; velhasıl kendilerini yakından ve çok iyi tanıdığımız iktidar sahipleri, daha fazla kazanmak isteyenler…

Merkezi ya da yerel iktidarın sahipleri  ve onların destekçileri…

Kentlerde bize ait olan ne varsa onları sahiplenip yok etmeye, yağmalamaya çalışan o iktidar sahipleri şimdi oralarda daha büyük bir lokmaların peşindeler…

dt_dzjoxuaefyn5

Yarın öbür gün caddelerini, binalarını, park ve fabrikalarını müteahhit kimliği ile yeniden yapacakları kentleri, o kentlerde oturanları şimdi bombalayıp tahrip ediyorlar.  Bir uygarlığı ve kültürü ortadan kaldırmaya; en azından güçsüz düşürmeye çalışıyorlar…

Ama yarın öbür gün aynen İzmir’e yaptıkları gibi o bombalayıp tahrip ettikleri kentlere gidip oraları yeniden ayağa kaldırmak adına ihale kapmaya çalışacaklar, ihaleleri kazanmak adına rüşvetler verip sıkışıp zor duruma düştüklerinde de arkalarındaki silahlı iktidar sahiplerini cepheye çağıracaklar… Kâr hırsıyla başlatıp devam ettirdikleri bu savaşları belki de tekrar tekrar devam ettirip sürdürecekler…

Belli olmaz, belki de o neoliberal anlayışla “sürdürülebilir savaş” diye bir sözcük icat edecekler…

Çünkü onlara göre savaşmak, tahrip ya da yok etmek oynadıkları oyunun temel, vazgeçilmez kuralı…

Aynen ticari rekabette yaptıkları gibi başka ülkelerin, kentlerin, evlerin, hastanelerin, spor salonlarının ve o kentlerde yaşayan kendi halindeki insanların yok olmasını, ölüp yaralanmasını istiyorlar…

Çünkü onlar ölmeyi, yaralanmayı, ölü gömmeyi, cenaze törenlerini ve mezarlıkları bile ticarete konu yapmaktan çekinmiyorlar…

Ama en çok para kazandıkları yer; yani “piyasa“, mermilerin, bombaların ve kendi kendilerine ürettikleri için böbürlendikleri diğer akıllı mühimmat ve teçhizatın kullanılıp denendiği savaş alanları…

190120182143355245451

Açın bakın son yıllarda hangi holdingler, hangi finans kuruluşları savaş sanayine yatırım yapmışlar?

Eminim o araştırma sonrasında karşınıza Koç, Sabancı, Kale, Nurol, Kibar, Akbaş, Ekba gibi holdingler, BMC, DYO ve Vestel gibi bilip tanıdığınız iktidarı destekleyen büyük şirketler çıkacaktır…

Sosyal medya haberlerine göre daha şimdiden patronların kulübü olan TÜSİAD, yeni adıyla TÜSİİD açılan savaşı desteklediğini ilan etmiş….

Eeee, ne de olsa kendi üyeleri bu ticari faaliyetten para kazanacak, kârlarına yeni karlar eklenecek. Hem de oldukça külliyatlı miktarda…

Onlar var olanın yok olması için, “savunma sanayi” adı altında savaşı destekleyip para kazanır, inşaat firmaları ise savaş sonrası tahrip olanı yeniden var etmek adına işe girişip para kazanır…

Bedelli askerlik yapamadığı ya da kayrılmadığı için cepheye sürülen yoksul, garip askerlere düşen ise ya ölüp şehit ya da yaralanıp gazilik payesini almaktır…

O bombaların altında ölen siviller ise çoğu kez akla bile gelmez…. Onlar öldükleriyle kalırlar… Onlar sadece “etkisiz hale getirilenler” hanesinde bir rakam olarak kalırlar…

Çünkü savaş, kapitalizmin ve onun en son evresi olan emperyalizmin barış ortamında elde edemediği kârları toplayıp toparladığı; hatta daha da katlayıp zenginleştiği bir insanlık suçudur…

DUEaetBW4AEYT

O nedenle şimdi ve her zaman, o savaş ortamında ya da kentlerde, uygarlığın olduğu her yerde sesimizi çıkarıp “Savaşa HAYIR!” denilmesi ve savaşa destek verilmemesini gerektiğini; ayrıca kentlerde yaptığımız her düzeydeki toplumsal mücadelenin aynı zamanda barış talebimize de destek verip kolaylaştırdığını, yaşanabilir bir dünyanın oluşumuna yol açtığını düşünüyorum…

Çizgilerdeki Nazım Hikmet

Barışın, sevdanın ve özgürlüklerin şairi Nazım Hikmet Ran 15 Ocak 1902 tarihinde doğmuş ve bundan tam 54 yıl önce, 3 Haziran 1963 tarihinde vefat etmiş… O nedenle, bugün onu barışa, demokrasiye ve özgürlüğe daha fazla muhtaç olduğumuz günümüz koşullarında büyük bir özlem ve saygıyla anıyoruz….

001-nikola-listes-hirvatistan
Nikola Listes – Hırvatistan
002-filipe-libas-brezilya
Filibe Libas – Brezilya
003-damir-novak-hirvatistan
Damir Novak – Hırvatistan
004-darko-drljevic-karadag
Darko Drljevic – Karadağ
005
S. Bulca
006-kursat-zaman
Kürşat Zaman
007
.
008
.
009
.
010
.
011
.
012
.
013
.
014-halil-ibrahim-yildirim
Halil İbrahim Yıldırım
015-saadet-demir-yalcin
Saadet Demir Yalçın
015-vahit-akca
Vahit Akça
016-hakan-sumer
Hakan Sümer
017-cemalettin-guzeloglu
Cemalettin Güzeloğlu
018-bulent-karakose
Bülent Karaköse
019-ahmet-umit-akkoca
Ahmet Ümit Akkoca
020-musa-kart
Musa Kart
021-ahmet-ozturklevent
Ahmet Öztürklevent
022-hayati-boyacioglu
Hayati Boyacıoğlu
023-seyit-saatci
Seyit Saatçi
024-ercan-sert
Ercan Sert
025-refik-tinis
Refik Tiniş
026-ramazan-ozcelik
Ramazan Özçelik
027-mesut-yavuz
Mesut Yavuz
028-kadir-dogruer
Kadir Doğruer
029-musa-gumus
Musa Gümüş
030-cumhur-gazioglu
Cumhur Gazioğlu
031-kamil-yavuz
Kamil Yavuz
032-bulent-karakose
Bülent Karaköse
033-halil-ibrahim-yildirim
Halil İbrahim Yıldırım
034-kemal-urgenc
Kemal Urgenç
035-kemal-bulus
Kemal Buluş
036-mustafa-bilgin
Mustafa Bilgin
037-muzaffer-ozden
Muzaffer Özden
038-raif-gokkus
Raif Gökkuş
039-ergul-aktas
Ergül Aktaş
040-huseyin-tanyeli
Hüseyin Tanyeli
041-keziban-ozkol
Keziban Özkol
042-sezer-odabasioglu
Sezer Odabaşıoğlu
043-mehmet-kahraman
Mehmet Kahraman
044-ercan-baysal
Ercan Baysal
045-eray-ozbek
Eray Özbek

Devam Edecek…