Belediye meclis komisyonları ve “huzur hakkı demokrasisi” (2)

Ali Rıza Avcan

İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi örneğinde, meclis üyelerinin hem büyükşehir hem de kendi ilçe belediye meclisi üyesi olmaları nedeniyle görev yaptıkları meclis başkan vekilliği, siyasi başkan yardımcılığı, encümen, ihtisas komisyonu ve şirket yönetim kurulu üyeliği nedeniyle ne kadar maaş ve huzur hakkı aldıkları konusunu araştırdığımız iki bölümden oluşan yazı dizimizin geçen haftaki bölümünde İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi‘ndeki durumu ele almıştık.

Bugünkü ikinci ve son bölümde ise, yine aynı meclis üyelerinin kendi ilçe belediyeleriyle meclislerinde siyasi başkan yardımcılığı, meclis başkan vekilliği, encümen, ihtisas komisyonu ve şirket yönetim kurulu üyeliği görevleriyle ilçe belediyesinin üye olduğu birlik, kurum ve kuruluşlardaki huzur hakkına konu üyeliklerini araştırarak maaş ve huzur hakkı adı altında kendi ilçe belediyelerinden aldıkları ödemelerin sayı ve miktarını belirlemeye çalışacağız.

Tabii ki, hem 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Seçimi Hakkında Kanun‘un antidemokratik düzenlemeleri, hem de üyesi oldukları siyasi partiler tarafından diğer adaylardan farklı bir şekilde öne yerleştirildikleri için seçilip İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi‘ni oluşturan bu ayrıcalıklı siyasetçilerin, belediyelerin karar ve denetim organının üyesi olmalarına rağmen; hakkında karar verip denetleyecekleri belediyenin uygulama birimlerinin başına getirilerek; ayrıca, ihtisas sahibi olup olmadıklarına bakılmaksızın encümenlerde ve meclis ihtisas komisyonlarında görevlendirilerek kendilerine yapılan birden fazla huzur hakkı ve maaş ödemesi nedeniyle, asıl olarak gönüllü olarak yapılması gereken siyasi faaliyetleri, bir meslek ve kazanç kapısına dönüştürdüklerini net bir şekilde ortaya koymak ve bunun bir adım ötesinin “maaşlı meclis üyeliği” olacağını hatırlatarak…

Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi‘nin, büyükşehir ve ilçe belediye başkanları dışında ilçe belediye meclislerinden gelen toplam 153 üyesi bulunuyor ve bunlar kendi ilçe belediyelerinde belediye başkanlarının takdiriyle siyasi başkan yardımcısı ve şirket yönetim kurulu başkanı, başkan vekili ve üye olarak görev yapabildikleri gibi büyükşehir hem de ilçe belediye meclislerindeki 1. ve 2. meclis başkan vekillikleriyle oluşturulması zorunlu olan ya da olmayan ihtisas komisyonlarında, kendi partilerinden gelen meclis üyelerinin oyuyla görev alıyorlar ve bu seçimler yapılırken “plan ve bütçe” ya da “hukuk” komisyonu gibi zorunlu ve temel bazı komisyonlarda, partilerin oy oranlarına göre muhalif parti üyeleri de yer alabiliyor.

Konak Belediye Meclisi

Belediye ve şirketlerin İnternet sayfaları, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi (TTSG) web kayıtları, belediye yayınları ve Google taramalarıyla ilgili belediyelerle yaptığım telefon görüşmeleri çerçevesinde gerçekleştirdiğim uzun, yorucu ve zorlu araştırmalar sonucunda, İzmir Büyükşehir Meclisi üyelerinin aldıkları huzur haklarına esas olan büyükşehir ve ilçe belediye meclislerindeki meclis, meclis başkan vekilliği, encümen ve ihtisas komisyonu üyeliği ile belediyeyi temsilen görev yaptıkları birlik ve benzeri kurum ve kuruluşlardaki görevlerini; ayrıca, büyükşehir ve ilçe belediyesi şirketlerinde huzur hakkı aldıkları şirket yöneticilikleri ile kendi ilçe belediyelerinde belediye başkanlarının takdiri ile üstlenip başkan yardımcısı maaşı aldıkları siyasi başkan yardımcılığı görevlerini aşağıdaki listede bir araya getirmeye çalıştım.

Ancak bu araştırma sırasında bazı ilçe belediyelerine, özellikle de Çiğli, Kınık, Beydağ ve Foça gibi ilçe belediyelerinde siyasi başkan yardımcılığı, 1. ve 2. meclis başkan vekilliği, encümen ve ihtisas komisyonu üyeliğini üstlenenlerin kimliklerini belirlemenin mümkün olmadığını öncelikle belirtmem gerekiyor. O nedenle eksiği gediği ile aşağıdaki tablo bize İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi üyesi 153 yerel siyasetçinin, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi‘ndeki 2 meclis başkan vekilliği, 153 meclis, 8 encümen, 216 ihtisas komisyonu üyeliği ve 5 şirket yöneticiliği dışında kendi ilçe belediyelerinde 7 siyasi başkan yardımcılığı, 18 meclis başkan vekilliği, 153 ilçe belediye meclisi üyeliği, 15 encümen, 230 ihtisas komisyonu ve 8 şirket yöneticiliği olmak üzere toplam 815 görevi üstlendiğini; böylelikle ortaya çıkan bu tablo sayesinde Onur Saatli, Esra Koçdemir, Gökalp Erhan Güzel, Günay Önder, Banu Ayhan, Ayhan Kaya, Ali Bor, Osman Selim Tok, Tamer İmal ve Ufuk Aykol gibi bazı meclis üyelerinin 2024 yılı itibariyle hem büyükşehir hem de ilçe belediyeleri boyutunda 8, 9, 10, 11 ve hatta 12 ayrı yerden siyasi başkan yardımcısı maaşı ya da huzur hakkı aldığını göstermektedir.

Bu ise, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediyelerinde siyasi başkan yardımcısı, meclis başkan vekili, meclis, encümen ve ihtisas komisyonu üyesi olarak her birine ne miktarda maaş ya da huzur hakkı ödendiği; ayrıca, büyükşehir ve ilçe belediyelerinin üyesi olduğu birlik, kurum ve kuruluşlarla büyükşehir ve ilçe belediyesi şirketlerinin yönetim kurullarına başkan, başkan vekili ve üye olunması durumunda, bu siyasetçilere ne miktarda huzur hakkı ödendiği konularının adeta devlet sırrı gibi saklanması nedeniyle herkesin aklına gelen oldukça yüksek rakamlar değişik yerlerde, değişik nedenlerle dile getirilmektedir… Aynen eş zamanlı olarak AKP’li siyasetçiler ve yandaşlarının birden fazla görev üstlendiği durumlarda dile getirilen rakamlar gibi…

Karabağlar Belediye Meclisi

Gelelim uzun zamandır merak edip öğrenmek istediğim İzmir ilçe belediyelerinin şirketlerine…

Uzun ve yorucu araştırmalar sonucunda hazırladığım aşağıdaki tablodan da anlaşılacağı üzere, İzmir‘in 30 ilçe belediyesinde toplam 71 adet belediye şirketi bulunmakta olup; en fazla şirkete sahip ilçe belediyesi 8 şirket ile Çeşme Belediyesi, tek bir şirketi olan belediyeler ise sırasıyla Beydağ, Foça, Güzelbahçe, Kınık, Narlıdere ve Seferihisar belediyeleridir. En fazla şirket sahibi Çeşme Belediyesi‘ni ise 7 şirket ile Çiğli, 4 şirket ile Bergama belediyeleri izlemektedir. Diğer yandan, 30 ilçe belediyesi arasında şirketi bulunmayan herhangi bir belediye bulunmamaktadır.

30 ilçe belediyesinin 42 (% 59,16)’si anonim, 29 (% 40,84)’u limitet olan 71 adet sermaye şirketinin toplam sermayesi ise 3.569.670.293,04 TL olup; bu sermaye içindeki belediye hisselerinin karşılığı ise 1.973.214.814,76 TL.’dır.

Bu rakamlara İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin 27 şirketine ait güncel 11.574.724.676.-TL tutarındaki sermayesini ilave ettiğimizde İzmir‘de belediyeler eliyle kurulan ve sermayesinin yüzde yüzde yüzüne sahip belediyelere ait şirketlerle belediyelerin ortak olduğu toplam 98 şirketin toplam sermayesinin 15.144.394.969,04 TL.’ya ulaştığını görürüz.

Bu arada söz konusu belediye şirketleri yıllık cirolarıyla kar ve zarar tablolarını kamuoyundan titizlikle sakladıkları için, bu şirketlerin gerçek performansları hakkında bilgi sahibi olmanın mümkün olmadığını da hatırlatmam gerekiyor.

Bugüne kadar Sayıştay tarafından denetlenmeyen bu şirketlerin 46 (% 64,79)’sının sermayesinin yüzde yüzü belediyesine ait olup, 25 (% 35,21)’inin sermayesine de kendi belediyesi ile başka belediye, kuruluş ya da şahısların ortak olduğu anlaşılmaktadır.

30 ilçe belediyesine ait bu 71 sermaye şirketinde bizzat belediye başkanı tarafından belirlenen yönetim kurulu başkanı, üyesi ve “münferiden temsile yetkili” görevlilerin toplam sayısı 2024 yılı itibariyle 197’yi bulmakta olup; bu şirketlerden ücret alan binlerce belediye işçisinin gerçek sayısı -ne yazık ki- bilinememektedir.

Ayrıca şunu belirtmem gerekir ki, belediyelerle ilgili olan İçişleri Bakanlığı ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı‘na CİMER ya da başka kanallarla ilettiğim sorular karşılığında, bakanlıklar ve bağlı genel müdürlükler düzleminde ülkemizdeki belediye şirketleriyle ilgili hiçbir kaydın tutulmadığını, bu şirketlerin sermayesi, faaliyet alanları, yöneticileri, ciroları, kar-zarar tabloları ve çalıştırdıkları işçi sayıları vb. konularda hiçbir bilginin bu kurumlarda olmadığını, bakanlıkların bile şirketler konusundan bihaber olduğunu öğrenmiş durumdayım.

İzmir‘in 30 ilçe belediyesine ya da ortak olduğu şirketlere ait bilgileri daha ayrıntılı olarak incelediğimiz takdirde karşımıza oldukça ilginç bilgiler çıkmakta… Bu bilgileri ise şu şekilde özetleyebilirim:

1. 36 şirket yönetim kurulu başkanı ve üyeleri şeklinde belirli bir üst yönetime sahipken geriye kalan 35 şirket; özellikle de nüfus itibariyle küçük belediyelerin şirketleri, doğrudan doğruya belediye başkanına karşı sorumlu “münferiden temsile yetkili” bir ya da iki kişinin yönetimine bırakılmış durumda.

2. Karabağlar, Karaburun ve Menemen belediyelerine ait şirketlerde belediye başkanlarının doğrudan doğruya yönetim kurulu başkanlığı görevini üstlendiği, diğerlerinde ise aralarında belediye müdürlerinin ya da meclis üyelerinin yer aldığı belediye başkanınca “güvenilir” kişilerin yer aldığı, böylelikle bu kamu görevlilerine ya da siyasetçilere ek bir gelir kapısı yaratıldığı görülmekte.

3. İlçe belediyelerine ait 71 şirketten 15’inin isminde “personel” sözcüğü geçtiği için bu şirketlerin, belediye işçilerinin taşeron eliyle istihdam edilmesi işinde kullanıldığı ve bu durumun emeğin sömürüsü açısından oldukça sakıncalı olan taşeronlaşmanın sürecine katkıda bulunduğu görülmektedir.

4. İlçe belediye şirketleri arasındaki en ilginç özellik, 8 şirket ile en fazla şirkete sahip Çeşme Belediyesi‘nde karşımıza çıkmaktadır. Zira Sayıştay‘ın Çeşme Belediyesi 2022 yılı denetim raporu bilgilerine göre, bu şirketlerin sadece ikisinde belediye sermayenin % 100 ve % 99,98’ine sahipken; diğer 6’sında % 0,004 ila % 5 arasında değişen çok küçük oranlarda hisse sahibi olduğu görülmektedir. (1)

Durum bu şekilde ilginç bir tabloyu sergilemekle birlikte, belediyenin % 99,98 oranında hissedar olduğu Alataş, Alaçatı İmar İnşaat Turizm San. ve Tic. A.Ş.‘nin % 5 oranında hissedar olduğu ve adı Port Alaçatı isimli yatırımı ile gerçekleştirilen kıyı yağması ve vergi yolsuzlukları nedeniyle sıkça anılan Alaçatı Turizm Yatırım ve İşletme A.Ş.‘ndeki yönetim kurulu başkanlığı makamının, Alataş A.Ş.‘ye; yani 2019-2024 ve 2024-2029 hizmet dönemlerinde sırasıyla Çeşme belediye başkanları Muammer Ekrem Oran‘la Lal Denizli‘ye ikram edilmiş olması, bir yandan belediye başkanlarından alınan destekle kıyı yağmasıyla vergi yolsuzluklarını gerçekleştirip bunu sürdürülebilecek dokunulmaz bir güce ulaşmak istendiğini, diğer yandan da Alaçatı eski belediye başkanı Remzi Özen‘in bile sırf bu şirketin projelerindeki usulsüzlük ve yolsuzluklar nedeniyle bir zamanlar hapse düşmesini sağlayan belediye pay ve desteğini; böylelikle, bir belediye şirketinin çok ufak bir payla hissedar olduğu özel bir şirket eliyle suç işlemeyi nasıl kolaylaştırdığını ortaya koymaktadır. (2)

Ayrıca “Alaçatı” ismi kullanılarak nerede kurulduğu belli olmayan; ancak, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi (TTSG)‘nde yayınlanmış ilk ilamının Ankara‘dan alındığı anlaşılan bu şaibeli ve vergi yüzsüzü şirketin, 3 Kasım 1995-21 Nisan 2015 tarihleri arasındaki ilamlara göre Ankara‘da, 14 Haziran 2013-27 Ekim 2020 tarihleri arasındaki ilamlara göre İstanbul‘da, 1 Eylül 2020 tarihi sonrasındaki ilamlara göre de İzmir‘de faaliyet gösterdiği, 29 Aralık 2010-18 Nisan 2019 dönemindeki ilamlara göre Çeşme‘de bir şubesinin bulunduğu anlaşılmaktadır.

5. İlçe belediye şirketleri ile ilgili bilgilerin şeffaflık ilkesine aykırı olarak yayınlanmaması nedeniyle, bu şirketlerde yönetim kurulu başkanı, üyesi ve “münferiden temsile yetkili” unvanı ile görev yapanların bunun karşılığında ne kadar huzur hakkı aldığı, -kolaylıkla tahmin edeceğiniz gibi- belediyeler ve şirketler açısından devlet sırrı gibi saklanan bilgilerdir.

Çeşme Belediye Meclisi

İki ayrı yazı bütününde yaptığımız araştırma, inceleme ve değerlendirmeler sonucunda ortaya çıkan, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi üyeliğinin meclis, meclis başkan vekilliği, encümen, ihtisas komisyonu, siyasi başkan yardımcılığı, üye olunan birlik ve belediye şirketleri üzerinden alınan maaş ve huzur haklarıyla adeta “ekmek kapısı“na dönüşen bir meslek haline gelmesi karşısında, belediyelerin ve meclislerinin kurumsal saygınlığını korumak amacıyla aynen kamu görevlilerini kapsayan düzenlemeler gibi belediye başkanları ve meclis üyeleri için hazırlanan “Belediye Başkanları ve Meclis Üyeleri İçin Etik İlkeler Bildirgesi” çerçevesinde yaşama geçirilmesini diliyorum: (3)

1. İlçe belediye meclislerinde herhangi bir ihtisas komisyonunda görev yapan bir meclis üyesinin, büyükşehir belediye meclisinde de aynı konu ile ilgili ihtisas komisyonunda görev alamaması,

2. Her yıl yenilenen meclis ihtisas komisyonlarındaki üyelerin üst üste iki yıl aynı komisyonda görev yapmaması,

3. Belediye meclislerinin görevlerinden biri de belediye başkanlarıyla encümen arasındaki anlaşmazlıkları karara bağlamak olduğu için meclisi yönetme yetkisi olan ilçe belediyesi ve büyükşehir belediyesi meclisi birinci başkan vekilinin encümen üyesi olmaması gibi etik normların belirlenmesi,

4. Siyasi başkan yardımcısı olan meclis üyelerinin büyükşehir belediye başkanı tarafından başkan vekili olarak görevlendirilememesi, hiyerarşisi altında olan birimlerle ilgili konuların görüşüldüğü komisyonlara üye olamaması veya toplantılarına katılmaması ya da oy hakkı olmadan katılabilmesi, encümen üyesi olmaması, olması halinde ise başkanın katılmadığı toplantılarda encümene başkanlık yapmaması,

5. İlçe belediye meclis üyesinin, ilçe belediyesinde encümen üyesi olması halinde büyükşehir belediyesinde encümen üyesi seçilmemesi,

6. İlçe belediye meclis üyesinin, hem siyasi başkan yardımcısı hem de ilçe veya büyükşehir encümen üyesi olması halinde denetim komisyonlarında görev almaması,

7. İlçe belediye başkanlarının, büyükşehir belediye meclis üyesi sıfatı ile büyükşehir belediye encümenine üye olamaması.

8. Belediye meclisi üyelerine verilen görevlerle bunun karşılığında ödenecek huzur haklarının, belediye meclisindeki tüm üyeleri kapsayacak şekilde üye olabilecekleri komisyon sayıları itibariyle sınırlanıp yapılan tüm ödemelerin şeffaflık ilkesi doğrultusunda kamuoyuna açıklanması,

9. Belediye meclisleriyle ihtisas komisyonlarının bir yıl içinde yaptıkları çalışmalarla ilgili faaliyet raporlarının, aynen belediye başkanının faaliyet raporu gibi düzenlenerek kamuoyuna açıklanması,

10. Merkezi ve yerel yönetimlerde tasarruf uygulamasının gerçekleştiği ya da belediyelerin büyük miktarlarda borçlu olduğu dönemlerde belediye çalışanlarından istenen fedakarlık çerçevesinde meclis, encümen ve ihtisas komisyonu üyelerinin de gönüllü olarak fedakarlık yapıp huzur hakkı talep etmemesi,

11. Belediyelerin karar ve denetleme organı olan belediye meclisi üyelerinin, belediyelerde siyasi başkan yardımcısı, şirketlerde de yönetim kurulu başkanı, başkan vekili ve üyesi gibi görevler almaması ve bu üyelere bu şekilde görevler verilmesi durumunda herhangi bir şekilde ödeme yapılmaması,

12. Belediyelere ait tüm kamu hizmetlerinin, belediye şirketlerinin tek başına ya da başka şirketlerle birlikte “ticari sır” perdesi arkasına saklanarak kolaylıkla suç işlemesini sağlayan, bu nedenle de kamu yararı açısından suç mahalli olarak nitelediğim şirketler eliyle özelleştirilmesinden vazgeçilerek, belediyelerin Toplumcu Belediyeciliğin temel ilkelerinden biri olan Anti-Kapitalist Belediyecilik anlayışı çerçevesinde “yeniden belediyeleşme” hareketiyle birlikte belediyeler tarafından yürütülmesi sağlanmalıdır.

……………………………………………………………………………………………..

(1) Çeşme Belediyesi 2022 Yılı Denetim Raporu, sh. 7-8, https://www.sayistay.gov.tr/reports/download/47o8yvLgy6-izmir-cesme-belediyesi (Erişim Tarihi: 25.10.2024)

(2) https://www.evrensel.net/haber/529571/cesme-alacati-portta-vergi-usulsuzlukleri-bitmiyor, https://www.evrensel.net/haber/524696/cesme-alacati-portta-buharlasan-milyon-avrolar-meclis-gundeminde, https://www.evrensel.net/haber/505159/alacati-port-davasina-buharlasan-milyon-eurolar-damga-vurdu, https://www.evrensel.net/haber/519481/cesme-alacati-portta-milyonlarca-avro-vergi-usulsuzlugu

(3) Keleş, R., Gençkaya, Ö. F., Yerel Yönetimlerde Etik Mevzuatı ve Uygulaması, Marmara Belediyeler Birliği Kültür Yayınları, İstanbul, 2022, s.383-386.

Yararlanılan Kaynaklar

Alıcı, O. V., Kızılboğa Özaslan, R., “Büyükşehir Belediye Meclislerinde Temsil Sorunu ve Meclis Üyelerinin Üstlenebilecekleri Görevlerdeki Orantısızlık, Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, Cilt 29, Sayı 1, Ocak 2020, s.95-115. https://library.dogus.edu.tr/mvt/pdf.php

Demir, M. A., “Türkiye’de Belediye Meclis Üyelerinin Temsilde Adalet Bakımından Değerlendirilmesi, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, Cilt 78, No.2, 2023, s.311-332. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2297330

Dikyol, Z., Açıklamalı ve İçtihatlı Belediye Meclisinin Görevleri, Türkiye Belediyeler Birliği, Ankara-2024.

Güler, F., “Büyükşehir Belediye Meclisi Üyeliği Seçim Sisteminin Sebep Olduğu Sorunlar“, Akademik İzdüşüm Dergisi, Yıl: 2023, Cilt 8, Sayı 1, S.155-184. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2888506

Belediye Meclisi Toplantı ve Çalışmasına Dair Yönetmelik

İzmir Büyükşehir Belediyesi şirketleri ve denetim…

Ali Rıza Avcan

İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin doğrudan ya da mevcut şirketleri eliyle kurduğu 26 şirketin adını, bu şirketlerdeki sermaye pay ile miktarını, bu şirketlerin düzenli olarak zarar etmesine yol açan ve liyakatten uzak yönetim kurulu başkan ve üyeleriyle bunların zaman içindeki değişimini esas alan 30 Temmuz 2023, 22 ve 23 Ocak 2024 tarihli yazılarım büyük bir ilgi görerek bu konuları merak eden birkaç arkadaş, dost ve yakınımla birlikte geniş bir kamuoyu çevresinin bilgilenmesini sağladı. Bu yazılar sonrasında birçok kutlama, soru sorma ya da bilgi verip katkıda bulunma talebi ile mesaj alıp telefon görüşmesi yaptım. O nedenle, beni yüreklendirip cesaret veren, araştırıp ortaya koyduğumuz bilgileri paylaşıp zenginleştirmeye yönelik destek ve katkılarınız için teşekkür etmek isterim.

Eski bir kamu denetçisi olmam nedeniyle sözünü ettiğim yazılarda eksik bıraktığım İzmir Büyükşehir Belediyesi şirketlerinin kim tarafından ne şekilde denetlendiğine dair bilgilerle buna dair düşüncelerimi de bugünkü yazımda dile getirmek istiyorum. Çünkü bu şirketlerle ilgili denetim işlemlerinin, her yıl ortaya çıkan büyük zararlar ve bu zararlara yol açan yöneticiler hakkında herhangi bir işlem yapılmaması nedeniyle, seçimlerde oy kullanan biz seçmenlerin çıkarlarını gözeten “kamusal denetim” ilkeleri doğrultusunda tarafsız, doğru, etkin ve hukuka uygun bir şekilde yapılmadığını düşünüyor ve bu konunun, aynı şirketlerin iyi yönetilmesi kadar önemli bir konu olduğuna inanıyorum.

Vahşi kapitalist sistemin geliştirdiği neoliberal politika ve stratejilerle tanıştığımız “Turgut Özallı yıllarda” pıtrak gibi üreyip çoğalan belediye şirketleri, aslında temel belediye hizmetlerinin özelleştirilmesi, başka bir ifadeyle belediyelerin şirketleşmesi anlamına geliyordu. Böylelikle yol yapma, su getirme, toplu ulaşımı sağlama gibi temel ve zorunlu hizmetler belediye mevzuat ve denetimi dışına çıkarılarak ticari bir hüviyet kazanıyor, bu hizmetlerle ilgili kamusal vesayet ve mali denetim İçişleri Bakanlığı, Bayındırlık İskan Bakanlığı ya da en yüksek hesap mahkemesi olarak kabul edilen Sayıştay Başkanlığı gibi kamu kurumlarının elinden alınarak serbest bırakılıyor; hatta bu hizmetlerin denetimsiz bir şekilde özel sermaye ile birlikte ya da daha ileri bir aşamada doğrudan doğruya özel sermaye eliyle yapılmasını öngörülüyordu. Hatırlanacağı üzere bu girişimin ilk örneklerini, Çeşmeliler Cumhuriyet’in ilk yıllarında yabancı şirketlerin içme suyu, elektrik, tramvay işletme imtiyazlarına son verilmiş olmasına karşın 1980’li yıllarda yeniden yaşadılar ve içme suyu hizmetlerinin, Fransız sermayesini temsil eden ve aynen Osmanlı Dönemi’nde olduğu gibi başında bir Fransız genel müdürün bulunduğu Alçesu şirketi ile yerine getirildiğine, içme suyu üretip dağıtma gibi basit bir iş alanında Cumhuriyet kazanımlarının teker teker geri verildiğine tanık oldular.

İşte tam da bu nedenle, ilk yıllarda Bakanlar Kurulu’ndan ya da Cumhurbaşkanlığı’ndan alınan onaylarla belediye şirketi kurma işi, şimdilerde hiçbir kamu kurumundan izin alınmaksızın rahatlıkla gerçekleştirilebiliyor, İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin son kurduğu İzgüneş Anonim Şirketi‘nde olduğu gibi, istenilen kişilerle, hatta belediye payının % 50’den az tutulması suretiyle hiçbir onaya başvurulmaksızın gizli saklı şirketler kurulabiliyor. Söz konusu iş şirket kurma ve şirketleri yönetme olunca, elindeki vesayet denetimini sonuna kullanmakta hiçbir beis görmeyen iktidar hem kendi AKP’li, hem de CHP’li belediyeler için elindeki ipi gevşetiyor, hangi siyasi partiye olursa olsun tüm belediyelere şirketler konusunda adeta açık çek veriyor. Çünkü şirket olgusu, kapitalist sistemin kutsallık atfettiği dokunulmaz, ellenmez, karışılamaz bir tabu konumunda… Her şey şirketleşerek, şirketler eliyle, şirketler sayesinde olmalı deniyor…

Ancak ne zaman ki, belediye hizmetleri belediye şirketleri eliyle özelleştirilmeye başlandı, işte o zaman denetlenmeyen ya da “öylesine” denetlenip rahat bırakılan şirketlerle karşılaştık. Çünkü bize bu şirketlerin belediye mevzuatına değil, Ticaret Kanunu hükümlerine göre denetleneceği söyleniyor ve bu da çoğu kez Ticaret Bakanlığı’ndan bekleniyordu.

Ne zaman ki, 21 Şubat 1967 tarih, 832 sayılı eski Sayıştay Kanunu‘nu değiştiren 3 Aralık 2010 tarih, 6085 sayılı yeni Sayıştay Kanunu çıktı ve bu kanunun 4. maddesinin (a) ve (b) fıkraları, 12 Temmuz 2013, 6495 sayılı sayılı kanunun 73. maddesi ile değiştirildi; işte o zaman, tüfek bir kez daha icat edilip mertlik bir kez daha bozuldu.

Çünkü yapılan ufak bir değişiklikle o güne kadar Sayıştay denetimine tabi olan sermayesinin % 51’i belediyelere ait olmayan şirketler Sayıştay‘ın denetim alanından çıkarıldı. Böylelikle belediyelerin doğrudan ya da şirketleri eliyle kurdukları şirketlerdeki hisseleri % 51’den az olduğu takdirde o şirketler Sayıştay denetiminden kurtulmuş oluyorlardı.

CHP milletvekilleri Engin Altay ve Muharrem İnce ile 126 milletvekilinin imzasıyla Anayasa Mahkemesi‘nde açılan dava sonucunda, mahkemenin 4 Aralık 2014 tarihinde aldığı ders niteliğindeki E.2013/114, K.2014/184 sayılı karar ile, 4. maddenin (a) ve (b) fıkralarında bulunan “50’den fazla olan…” ibaresi ile (b) bendinde yer alan “…Kamu payı %50’den az olmamak kaydıyla…” ifadeleri iptal edilerek tüm belediye şirketlerinin herhangi bir sermaye kısıtlaması olmaksızın yeniden Sayıştay denetimine tabi olması sağlanmıştır.

Ancak, şirketleri kutsalı sayan sermaye ve onun iktidarının işi bu noktada bırakması beklenemezdi. Sayıştay denetimleri her ne kadar fazla bir tehlike yaratmasa da, şirketlerin doğrudan doğruya sadece kamu otoritesi tarafından denetlenmesi kabul edilebilir bir şey değildi. O nedenle kolları sıvayarak 14 Ocak 2016 tarih, 6661 sayılı kanunun 19. maddesi ile 6085 sayılı Sayıştay Kanunu‘nun 4. maddesine yeni bir fıkra eklediler. Eklenen fıkra hükmü aynen şu şekildeydi:

(a) ve (b) bentleri kapsamına giren şirketlerden doğrudan veya dolaylı olarak kamu payı %50’den az olup ilgili mevzuatı uyarınca bağımsız denetime tabi olan; şirketler, bunların iştirakleri ve bağlı ortaklıklarının denetimi, ilgili mevzuatı uyarınca düzenlenen ve Sayıştay’a gönderilecek olan bağımsız denetim raporları esas alınarak yapılır. Sayıştay’a münhasıran kendisine sunulan bağımsız denetim raporlarını esas alarak hazırlayacağı raporu Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar.

Ancak bu düzenlemenin 4 Aralık 2014 tarihli ilk Anayasa Mahkemesi kararını karşılamadığı gerekçesiyle CHP milletvekilleri Levent Gök, Engin Altay, Özgür Özel ve 118 milletvekili tarafından yapılan iptal başvurusunu görüşen Anayasa Mahkemesi, 28 Aralık 2016 tarih, E.2016/21, K.2016/199 sayılı ikinci kararında özetle; kanun koyucunun, Anayasa’nın 160. maddesinde belirtilenler dışında kalan anılan nitelikteki ve sermayesinde belli bir miktarda kamu payı bulunan şirketleri, bunların iştiraklerini ve bağlı ortaklıklarını Sayıştay denetimine tabi kılıp kılmama, ayrıca Sayıştay denetimine tabi kıldığı takdirde denetim yetkisinin kapsamını, yöntemini ve usulünü belirleme konusunda takdir yetkisi bulunduğu, bu nedenle, Anayasa’da belirtilenlerin dışında kalan ve kuralda ifade edilen kuruluşların denetiminin, ilgili mevzuatı uyarınca düzenlenen ve Sayıştay‘a gönderilecek olan bağımsız denetim raporlarının esas alınarak yapılacağının ve Sayıştay‘ın münhasıran kendisine sunulan bağımsız denetim raporlarını esas alarak hazırlayacağı raporu TBMM’ye sunacağının hükme bağlanmasında Anayasa’nın 160. maddesine aykırı düşen bir yön bulunmadığı, kanun koyucunun, anılan nitelikteki ve sermayesinde belli bir miktarda kamu payı bulunan şirketler, bunların iştirakleri ve bağlı ortaklıkları üzerindeki Sayıştay‘ın denetim yetkisini ortadan kaldırmadığı, denetim yetkisinin kapsamını, yöntemini ve usulünü diğerlerinden farklı şekilde belirlediği ifade edilmiş, böylelikle 2014 yılında 6085 sayılı Sayıştay Kanunu‘nun 4. maddesine eklenen fıkra uyarınca belediye hissesinin % 50’den az olduğu şirketlerin Sayıştay tarafından denetiminde bağımsız denetim raporlarının esas alınması uygulamasını Anayasal güvenceye kavuşmuş, böylelikle sermayenin ve iktidarın bir isteği daha taraflı yargı eliyle yerine getirilmiştir.

Böylelikle Sayıştay denetimi denilen şey, “yemin ettikleri” için “bağımsız” oldukları varsayılan ve bu işi ücretli olarak yapan, o nedenle kim daha fazla ödeme yaparsa ona göre davranması beklenen denetim şirketlerinin yazıp çizdiği, daha doğrusu onların söyledikleri ya da söylemedikleri üzerinden yapılacaktı. Hem de böylesine bir işin, yemin eden cumhurbaşkanı ve milletvekillerinin kürsülere çıkıp verdikleri yeminlerini tutmayıp tam aksini yaptıkları, “bağımsız” denilen kişi ve kurumların gerçekte bağımsız olmadıkları yalan, yolsuzluk, talan ve yağmanın geçerli olduğu bir coğrafyada yapılacağı söylenerek adeta gözümüzün içine bakılarak yalan söyleniyordu. Aynen “bağımsız” oldukları söylenen inşaat denetim firmalarının gözetiminde yapılan binaların depremlerde yıkılan ilk binalar olmasında olduğu gibi… Peynirin fareye, farenin de kediye teslim edildiği bir ülke koşullarında… Hele ki Enron, WorldCom ve Adelphia gibi büyük şirketlerdeki yolsuzluk ve suistimalleri gizleyip manipülasyonlara başvuran ve hepimizin tanıdığı o ünlü uluslararası denetim şirketi Andersen örneği hafızalardaki yerini henüz korurken ya da her yıl bağımsız denetçiler tarafından titizlikle denetlenen Koç Holding‘in büyük şirketi Ford Otomotiv‘de, düzenlenen bu düzenli yıllık raporlara rağmen 4 yıl süreyle devam eden yolsuzluk neticesinde ortaya çıkan 323 milyon liralık zararda olduğu gibi… (1)

Neoliberal kapitalist sistemin önerdiği özelleştirme, işte böyle bir şeydi… Onlara göre kamusal denetimin kamusal olmaktan çıkarılıp “özel” ve “güzel” olması için böyle bir şey yapılması ve bizim de çıkıp bütün bunlara saf saf inanmamız gerekiyordu…

Her şey hukukiydi; çünkü her şey bir otoritenin emri altında inep kalkan ellerle bir çırpıda çözümleniyor, kamu kaynaklarıyla kurulan şirketlerin denetimi “yeminli” ve “bağımsız” olduğu söylenen uluslararası ya da ulusal “özel” ve “güzel” denetim şirketlerine bırakılıyordu… Bu konuda ne iktidar, ne de muhalefet cephesinden; özellikle de belediyelerinden tek bir ses çıkmıyor, herkes elbirliğiyle bu yeni düzene uyuyor, bu yeni düzenin getirdiği kolaylıklardan sonuna kadar yararlanıyordu… Kısacası ortada alanın memnun, satanı da memnun olduğu yeni bir durum vardı…

Özellikle de İzmir‘de olduğu gibi, belediyeye ait tüm şirketlerin “bağımsız” olduğu rivayet edilen özel şirketler eliyle denetiminin, belediye başkanının yakın arkadaşı olduğu bilinen; ayrıca katılımcıları belediye başkanınca belirlenen İzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu‘nun başına yine belediye başkanının talimatıyla yerleştirilen kişinin, bir yarısı AKP iktidarı ile “hallice” iç içe, diğer yarısı da CHP‘nin neoliberal dünyasına bakıp o belediye başkanının bir dönem daha belediye başkanı olmasını isteyen “yeminli” ve “bağımsız” olduğu rivayet edilen denetim şirketinin ortağına bırakılmışsa… Hele ki, mevcut 26 belediye şirketinden en büyüğünü oluşturan 9 şirketin denetimi, Tunç Soyer‘in büyükşehir belediye başkanı olmasının hemen arkasında İstanbul’daki Aren Bağımsız Denetim Şirketi‘nden alınıp topluca Sun Bağımsız Denetim Şirketi‘ne verilmişse ve bu denetim şirketi, İzbeton, İzenerji, İzulaş, Grand Plaza, İzelman, İzfaş, İzmir Metro ve İzdeniz gibi hem milyar liralık cirolara hem de neredeyse aynı miktarlarda zararlara sahip şirketlerin girdisi çıktısı ya da çürüğü çarığı ile her şeyini öğreniyorsa, elinde büyük bir güç var denilebilir…

Gelelim 2014 yılından bu yana Sayıştay tarafından yapılan belediye şirketlerinin denetimine…

Sayıştay Başkanlığı‘nın İnternet sitesindeki denetim raporlarıyla ilgili verilere göre Sayıştay 2014 öncesinde hiçbir belediye şirketini denetlemezken 2014-2022 dönemine isabet eden 9 yılda ise farklı büyüklükteki toplam 52 belediyenin 121 belediye şirketini 165 kez denetlediği anlaşılmaktadır.

Yapılan denetimlerin yıllara isabet eden dağılımı ise şu şekildedir:

2014’de 22, 2015’de 26, 2016’da 2, 2017’de 6, 2018’de 5, 2019’da 21, 2020’de 20, 2021’de 25, 2022’de 38 adet şirket denetimi yapılmıştır. Bu sayıların yıllar içindeki gelişiminden de anlaşılacağı üzere, Sayıştay‘ın yıllar itibariyle yaptığı belediye şirketi denetiminde bir istikrar bulunmamaktadır. İlk üç yılda 22 ve 26’yı bulan yıllık denetim sayısı, 2016-2018 döneminde 2’ye, 6’ya, 5’e düşmüş, ondan sonra da artan bir şekilde 21’e, 20’ye, 25’e ve son olarak da 38’e kadar çıkmıştır.

Büyükşehir, büyükşehire bağlı ilçe ve il belediyesi olarak 52 belediyenin 165 kez denetlenen toplam 121 şirketinin türü ise 10 adet limited, 111 adet anonim şirket olmak üzre bir dağılım göstermekte, o nedenle, Sayıştay‘ın limited ve anonim şirketler arasında herhangi bir ayrım yapmadığı anlaşılmaktadır.

Sayıştay‘ca denetlenen şirketlerin belediyeler arasındaki dağılımına bakıldığında ise 52 belediyeden 28 (% 53,85)’inin büyükşehir, 15 (% 28,85)’inin büyükşehire bağlı ilçe, 9 (% 17,30)’unun da il belediyesi olduğu, ilçe belediyelerine ait şirketlere dokunulmadığı, 2014-2016 döneminde denetlenen il belediyesi şirketlerinin ise son yıllarda pek de rahatsız edilmediği görülmektedir.

BU veriler arasında dikkat çeken diğer bir husus da, 2022 yılında İstanbul, İzmir ve Ankara gibi CHP’li büyükşehir belediyelerine ait şirketlerin denetimindeki artıştır.

Bütün bu sayısal verilerin analizinden sonra Sayıştay‘ca düzenlenen bu 165 denetim raporunda ne vardı, bu denetim raporları gerçekten doğru, yerinde ve etkin bir denetimi yansıtıyorlar mı diye soracak olursanız; ben de size tek bir örnek üzerinden bir hatırlatma yapmak isterim. Çünkü o tarihlerde çıkan gazeteleri okuyan arkadaşlarım, İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin düzenli olarak ve her yıl artan bir şekilde zarar etmesi nedeniyle fiili olarak iflas eden şirketi İzdeniz A.Ş.‘ne ait 2020 tarihli denetim raporunun, İzmir Büyükşehir Belediyesi‘ne genel sekreter olmak için girişimde bulunan Sayıştay denetçisi tarafından kaleme alınmıştı. Kendisine bu ilhamı kimin verip cesaretlendirdiği sorusunu bir yana bırakıp, böylesine niyetli bir “bağımsız” ve “tarafsızSayıştay denetçisinin 2020 yılında düzenlediği bir raporu hangi düşünce, niyet ve kaygılarla hazırladığı da düşünmeli, en azından tahayyül edilmelidir derim. Tabii ki, böylesi bir denetimin, niyeti böylesine açık bir denetçi eliyle yapılmış olması nedeniyle yaptığı denetimin içerik olarak yeniden değerlendirilmesi gerektiğini de ifade etmeden geçmek istemem.

Kısacası, bugüne kadar Sayıştay Başkanlığı‘nca yapılmış toplam 165 denetim raporunu tek tek değerlendirdiğimizde; yazılıp çizilen çoğu bulgunun ticari muhasebe kayıtlarıyla ilgili olduğu, hem içerik hem de sonuçlar itibariyle ele gelir ciddi bir durumun sergilenmediği açık bir şekilde görülecektir.

Ayrıca, Sayıştay tarafından yapılan denetimlerin genel değerlendirmesinde, 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu uyarınca belediyelerin ortak olduğu şirketlerin denetimlerinde kamu zararına yol açan bir husus tespit edilmiş olsa dahi, yargılamaya esas raporun düzenlenmesi ve bu konuda herhangi bir yargılama yapılması mümkün olmadığından kesin hükme bağlama ve kamu zararının tazmini kararlarının verilemeyeceği de bilinmelidir.

Sonuç olarak;

Titizlikle hazırlanmış yasal düzenlemelerle Sayıştay‘ın tarafsız, doğru, etkin ve hukuki “kamusal denetimi” dışında tutulan ya da pratik uygulama içinde ciddi bir Sayıştay denetimine konu olmayan ya da “yeminli” olduğu için “bağımsız” olduğu söylenen; ayrıca yapacakları denetim için şirketten para alıp yaptığı ticaret gereğince aldığı paraya göre işlem yapması beklenen denetim şirketlerince denetlendiği söylenen belediye şirketlerinin, kamu yararını önceleyen gerçek kamu denetçileri tarafından denetlenmesi için mücadele edip bugünlerde aday adayı, yarınlarda da aday olarak karşımıza çıkacak partili ya da partisiz kişilere soracağımız ilk sorulardan birinin de belediye şirketleri ile ilgili olmasını, bu şirketler konusunda neyi vaat ettiklerini, bununla ilgili olarak ne yapacaklarını sormayı, oyunuzu da o adayların verecekleri cevaba göre kullanmanızı ya da kullanmamanızı önermek isterim.

Tabii ki, bu düşünce ve öneri sadece bana ait olduğu için, anlattığım bu oyunun kapitalist sistemin istediği şekilde devam etmesi ya da anti-kapitalist bir mücadele çerçevesinde devam etmemesi için tercih yapmak ve ona göre davranmak size aittir demek isterim…

(1) http://m2.samanyoluhaber.com/koc-u-sarsan-323-milyon-tl-lik-yolsuzluk-skandali-haberi-1374420.html (Bu linkteki habere ulaşmak mahkeme kararı ile engellendiğinden ancak VPN ile girilmesi mümkün).

Yararlanılan Kaynaklar

1) 3 Aralık 2010 tarih, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu.

2) Anayasa Mahkemesi’nin 4 Aralık 2014 tarih, E.2013/114, K. 2014/184 sayılı kararı,

3) Anayasa Mahkemesi’nin 28 Aralık 2016 tarih, E. 2016/21, K. 2016/199 sayılı kararı, https://normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/Dosyalar/Kararlar/KararPDF/2016-199-nrm.pdf

4) Arslan, A., “Sayıştay’ın kamu Sermayeli Şirketleri Denetim Yetkisinde Son Durum”, https://www.dunya.com/kose-yazisi/sayistayin-kamu-sermayeli-sirketleri-denetim-yetkisinde-son-durum/382864

5) Güneş, M. , “Tüm Belediye Şirketleri Sayıştay Denetimine Tabi midir?”, https://www.kamuiscileri.net/makale/11652645/mustafa-gunes/tum-belediye-sirketleri-sayistay-denetimine-tabi-midir/

İzmir Büyükşehir Belediyesi arpalıklarındaki son durum (2)

Ali Rıza Avcan

İki bölümden oluşan yazı dizimizin ilk bölümünde İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin doğrudan kurduğu şirketlerle kurduğu şirketlerin ortak olduğu toplam 12 şirketteki, bu konu ile ilgili son yazımızın tarihi olan 30 Temmuz 2023 sonrasında gözleyebildiğimiz gelişmeleri, özellikle de yaklaşan yerel seçimler nedeniyle bu şirketlerin yönetim kurullarındaki değişiklikleri ele almıştık. Bugünkü ikinci ve son bölümde ise geriye kalan 14 şirketi inceleyerek bugünlerde yaşadığımız son gelişmeleri yorumlamaya çalışacağız.

Yazıya kaldığımız yerden devam etmeye kalktığımızda ilk ele alacağımız şirket, ilk adı bir zamanlar BAY-SAN olup sonradan İZTARIM olarak değiştirilen şirket olacak…

30 Temmuz 2023 tarihinden bu yana geçen 5 ay 22 günlük sürede sermayesi % 138,87 oranındaki bir artışla 313.241.441.- liradan 748.241.441.- liraya çıkarılan İZTARIM A.Ş.‘nin yönetim kuruluna emekli arkeolog öğretim üyesi Ahmet Uhri ile Rotary 2440. Bölge‘nin eski guvarnörü (başkanı) ve gazeteci Mehmet Ahmet Nedim Atila‘nın katılımı ile, İBB yöneticileri Ali İhsan Özgürman, Pınar Çalışkan, Murat Koçak, Cahit Kutulan ve tarım uzmanı olduğu söylenen kimya mühendisi Tuncer Beybağ‘dan oluşan yönetim kurulunun üye sayısı 5’den 7’ye çıkmıştır.

Şirketteki belediye hissesi % 51’in üstünde olmasına karşın şirket kurulduğu günden bugüne kadar Sayıştay tarafından denetlenmemiş durumda…

Bu şirketteki asıl ilginç, şaşırtıcı ve kimselerin aklına gelmeyecek değişiklikleri ise sevgili dostum Serdar Öztürk‘ün A3Haber sitesindeki yazılarını okuyarak izlememiz gerektiğini düşünüyorum. (1, 2, 3, 4)

2020 yılında kapanan ve o İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer‘in tarihten bu yana verdiği tüm sözlere rağmen açılmayan İzmir Hilton Oteli‘ni yöneten İzmir Enternasyonal Otelcilik A.Ş.‘ndeki kış uykusu, -ne yazık ki- 30 Temmuz 2023-22 Ocak 2024 döneminde de devam etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin % 23,84 oranıyla hissedar olduğu bu şirketteki tek değişiklik şirketin dümenini elinde bulunduran Kurdoğlu ailesinin bir ferdinin (Tuna Kurdoğlu) daha yönetim kuruluna katılması oldu. Böylelikle şirketin kumandasını elinde bulundurup (A) grubu hisseleri temsil eden Korhan Kurdoğlu, Erhan Kurdoğlu, Tuna Kurdoğlu ve Mehmet Nazif Günal‘ın yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin (B) grubunu hisselerini temsilen belediye yöneticileri avukat Türkan Özgür ile avukat Haluk İsmet Köymen, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)’nu temsil eden (C) grubu hisselerini temsilen de Ekrem Selami Yıldırım ve Başar Başaran bu dönemde oteli açıp faaliyete geçirmek adına hiçbir şey yapamadılar.

Şirket ayrıca belediye hissesinin % 51’in altında kalması nedeniyle Sayıştay denetimi dışındadır.

Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi‘nin 11 Ocak 2024 tarih, 10998 sayılı nüshasında yayınlanan ilam uyarınca 30 Ocak 2024 tarihinde İstanbul’da yapılacağı öğrenilen şirket genel kurulu ile ilgili gündeme bakıldığında da, şirketin 2020, 2021 ve 2022 yıllarına ait faaliyet raporlarının gecikmiş bir şekilde oylanması gibi sonuç almaktan uzak şeylerle uğraşıldığı görülmekte, şirketin geleceğine dair bir görüşmenin yapılmayacağı anlaşılmaktadır.

Suya sabuna dokunmayan bu gelişmeler de göstermektedir ki, İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin 12 Eylül döneminin “atanmış” belediye başkanı vali yardımcısı Ceyhan Demir‘den bu yana gelip geçen belediye başkanları Burhan Özfatura, Yüksel Çakmur, Ahmet Piriştina, Aziz Kocaoğlu ve Tunç Soyer‘in sonu “ceğiz” ya da “cağız“la biten bütün vaat ve sözlerine rağmen kentin ortasına bir hançer gibi sokulmuş bir binanın, kentin en önemli sorunlarından biri olmaya devam edeceği ve bizlere beş kuruşluk bir menfaati olmayacağı anlaşılmaktadır.

İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin sermayesine % 10 oranında hissedar olduğu bu şirket bilindiği gibi Kolin Holding‘le Koloğlu Holding‘in kontrolü altındadır. Yazımıza konu olan 30 Temmuz 2023-22 Ocak 2024 döneminde bu şirkette de herhangi bir değişiklik olmamış; ancak bir zamanlar İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi başkan vekili koltuğunu işgal edip yakın zamanda Bergama belediye başkan aday adaylığı macerasından hüsranla dönen Mustafa Özuslu‘nun bu şirkette huzur hakkı aldığı yönetim kurulu üyeliği devam etmektedir.

Şirket ayrıca belediye hissesinin % 51’in altında kalması nedeniyle Sayıştay denetimi dışındadır.

30 Temmuz 2023-22 Ocak 2024 döneminde sermayesinde herhangi bir artış ya da azalış olmayan şirketteki tek değişiklik yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan mimar Ersan Odaman‘ın ayrılması ile boşalan koltuğu, şu sıralar Konak belediye başkan aday adayı olarak çalışmalar yapan Nilüfer Çınarlı Mutlu‘nun doldurmuş olmasıdır.

Şirketin yönetim kurulu şu an itibariyle İzenerji şirketini temsilen Konak Belediyesi eski başkanı ve gazeteci Erdal İzgi, belediye yöneticileri Mürüvvet Kılıç ve Şükran Nurlu, ortopedi uzmanı Dr. Levent Köstem, Çeşme Belediyesi yönetimindeki Çeştur – Çeşme İmar Turizm Ticaret ve Teknik Hizmetleri ve Liman İşletmeciliği A.Ş. temsilcisi Hakkı Pamukçu, turizmci İbrahim Timur Ömürgönülşen ve mimar Nilüfer Çınarlı Mutlu‘dan oluşmaktadır.

İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin % 30 oranında hisseye sahip olduğu şirkette, belediyenin tek temsilcisi, şirketin yönetim kurulu başkanı olan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer‘dir. Şirketin yönetim kurulunda oldukça ufak hisse ile temsil edilenlerin çoğunlukta olmasına karşın; % 30 hisseye sahip olup bu hisse dışında yapılan şirkete büyük miktarlarda doğrudan ya da dolaylı yollardan mali yardımda bulunan İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin bu şirketin yönetim kurulunda 1 temsilci ile yer alması “temsilde adalet” ilkesi açısından tartışılması gereken bir konudur.

Şirket ayrıca belediye hissesinin % 51’in altında kalması nedeniyle Sayıştay denetimi dışındadır.

Şirketin şu anki yönetim kurulu Tunç Soyer‘in başkanlığında Deniz Barçın, Aydın Buğra İlter, Hasan Eke, İlknur Rodoplu, Necip Kalkan, Ayşegül Kurtel, İshak Şikar, Semih Girgin, Serdar Dağıstan, Fadıl Sivri, Alp Avni Yelkenbiçer, Mehmet Salih Özen, Sergenç İneler ve Ece Elbirlik Ürkmez‘den oluşmaktadır.

İzmir Büyükşehir Belediyesi bu şirkette de % 50 hisseye sahip olmasına rağmen 11 üyeden oluşan yönetim kurulunda yönetim kurulu başkan vekili olan bir üye ile temsil edilmektedir.

Şirket ayrıca belediye hissesinin % 51’in altında kalması nedeniyle Sayıştay denetimi dışındadır.

30 Temmuz 2023 tarihinden bu yana sadece eski valinin gitmesi, yeni valinin gelmesi nedeniyle yönetim kurulu başkanlığını yapan yeni valinin ismi Süleyman Elban olarak değişmiştir. Yönetim kurulunun diğer üyeleri ise İzmir Büyükşehir Belediyesi‘ni temsilen Tunç Soyer, İzmir Valiliği‘ni temsilen Karabağlar kaymakamı Cemil Özgür Öneği, Mustafa Arslan, Mehmet Ensarioğlu, Balçova eski kaymakamı Ahmet Hamdi Usta, Balçova Belediye Başkanı Fatma Çalkaya, Narlıdere Belediye Başkanı Ali Engin, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz ve İzmir Jeotermal A.Ş.‘ni temsilen Orhan Demirağlar‘dan oluşmaktadır.

İzmir Büyükşehir Belediyesi bu şirketin 5 Milyon liralık sermayesine % 25 oranında hissedar olduğu halde yedi kişilik yönetim kurulunda sadece bir temsilcisi bulunmaktadır. Ayrıca kurulduğu günden bu yana bu şirketin Çeşme‘deki jeotermal kaynakları ve enerjiyi kullanma açısından ne yaptığı da pek bilinmemektedir.

Şirketin yönetim kurulunda şu an itibariyle Balçova Termal Turizm ve Otelcilik A.Ş. adına Yeter Gönenç, Çetaş – Çeşme Otelcileri Termal Enerji ve Turizm A.Ş. adına Veysi Öncel, Çeşme Belediye Başkanı Muammer Ekrem Oran, Çeşme eski kaymakamı Ünal Çakıcı, İzmir Büyükşehir Belediyesi adına Hakan Öztürk ve İzmir Jeotermal Enerji San. ve Tic. A.Ş. adına Orhan Demirağlar bulunuyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin sermayesine % 0,73 oranında katkıda bulunduğu bu şirketin yönetim kurulunda İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Barış Karcı yer alıyor.

30 Temmuz 2023 tarihinden bu yana şirketteki tek değişiklik ise yeni vali Süleyman Elban‘ın yönetim kurulu üyesi olarak, EAC/Turkey International Interprises Inc. adına Mary Mills Tuncer ile Deniz Tuncer, Hikmet Dengeışık, Hakan Kilitçioğlu, Aran Herschl Dokovna, Edward Mills, Larry Hymes, Ayshe Tuncer, Barış Demirtaş, EBSO adına Ender Yorgancılar, İzmir Ticaret Odası adına Mahmut Özgener, İzmir Büyükşehir Belediyesi adına Barış Karcı‘dan oluşan yönetim kuruluna katılmış olması şeklinde özetlenebilir.

İzmir Yüksek Teknoloji Üniversitesi (İYTE)‘nin öncülüğünde belediyelerin ve sermayeyi temsil eden meslek örgütleriyle derneklerin katılımı ile oluşturulan; bu çerçevede İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin eski adı ÜNİBEL, yeni adı İzmir İnovasyon ve Teknoloji A.Ş. olan şirketinin sermayeye % 5 oranında ortak olduğu bu şirkette 30 Temmuz 2023 tarihi sonrasındaki tek bir hareket olmamıştır.

Şirket şu an itibariyle, İzmir Yüksek Teknoloji Üniversitesi (İYTE) rektörü Yusuf Baran‘ın başkanlığında Ege Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) temsilcisi Fadıl Sivri, İzmir Ticaret Odası (İZTO) temsilcisi Mehmet Raşit Özsaruhan, İzmir Ticaret Borsası (İTO) temsilcisi Erçin Güdücü, İzmir Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği (İESOB) temsilcisi eski başkan Zekeriya Mutlu, Abdullah Gül Üniversitesi temsilcisi Erk Hacıhasanoğlu, Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) temsilcisi Erkan Zandar, Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) temsilcisi Aydın Buğra İlter ve Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) temsilcisi Metin Akdaş ile Uğur Yüce ve Metin Tanoğlu‘nun üye olduğu yönetim kurulu tarafından yönetilmektedir.

İzmir Büyükşehir Belediyesi şirketleri Egeşehir, İZDENİZ ve İZFAŞ‘ın % 4 hisse ile ortak olduğu ve kötü yönetim sonucu ortaya çıkan muazzam zararlarıyla tanınan Karşıyaka Belediyesi‘nin şirketi Kent Karşıyaka Sosyal Tesis İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A. Ş., 30 Temmuz 2023 tarihinden bu yana yaptığı zararları karşılamak üzere sermayesini 140.426.376.- liradan 81.259.709.- liraya indirmek zorunda kalmış, kötü yönetimin ürünü olarak ortaya çıkan zararda payı olan yönetim kurulu üyelerinden Yağmur Han Şenel, İzmir Büyükşehir Belediyesi şirketi İZENERJİ‘ye yönetim kurulu üyesi olarak transfer edilirken, onun koltuğunu şirket genel kurullarında genellikle “oy toplayıcı” olarak görev yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi Şirketler Koordinatör Yardımcısı Yusuf Fatih Acar doldurmuştur.

Kent A.Ş.‘nin yönetim kurulu şu sıralarda İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmak için çırpınan Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay‘ın başkanlığında Önder Koç, Foça Belediye Meclisi üyesi Hakan Barçın, avukat Aylin Öz ve İBB Şirketler Koordinatörü Yardımcısı Yusuf Fatih Acar‘dan oluşmaktadır.

İZETAŞ A.Ş.‘nin yönetim kurulu başkanlığı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer‘e yakınlığı ile bilinen Ali Ercan Türkoğlu tarafından yapılmaktadır. 1982 yılında İTÜ‘den mezun olan Türkoğlu‘nun, İZENERJİ‘ye ait İnternet sayfasında yazılı olan esnek ifadelere rağmen profesyonel bir insan kaynakları platformu olan Linkedin‘de kendisi tarafından düzenlenen kişisel hesabındaki bilgilere göre mezun olduğu tarih ile İZENERJİ yönetim kurulu başkanı olduğu 2021 Ocak ayına kadarki süre içinde mesleki olarak ne yaptığı bilinmemektedir. Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi‘nde yayınlanan şirket ilamlarında ikametgah adresi olarak Etiyopya‘yı göstermesi nedeniyle bu ülkede yaşayıp tekstil işi ile uğraştığı söylenen Bornova Anadolu Lisesi (BAL) mezunu Ali Ercan Türkoğlu bu görevinin dışında ayrıca İZENERJİ‘nin yönetim kurulu başkanlığını yapmakta ve buna ilave olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin yakın zamanda % 51 hisseyi özel bir şahsa vererek ve % kendisine 49 hisseyi layık görerek kurduğu İZGÜNEŞ Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş.‘ndeki temsiliyeti ile İZENERJİ‘yi, dolayısıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi‘ni temsil etmektedir.

Bu şirketle ilgili diğer ilginç bir nokta da, şirketin yönetim kurulu başkanının İZENERJİ genel müdür yardımcısı olarak çalışan Ali Celal Ergin olması, üçüncü yönetim kurulu üyesi olarak kendisine hiçbir yasal dayanağı olmayan “İBB güvenlik koordinatörü” adı verilen Yusuf İncili isimli eski bir polisin seçilmiş olmasıdır. Bu şahsın aynı zamanda İZENERJİ‘de de yönetim kurulu üyesi olması, geçmişte Kosova‘da, Afrika ülkesi Liberya ve Sudan‘da ve turizm sektöründe güvenlik işlerinde çalışmış birinin edindiği bilgi ve birikime İZENERJİ ve İZETAŞ gibi belediye şirketlerinde ne ölçüde ihtiyaç duyulduğu sorusunu da akla getirmektedir.

İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin yakın zamanda kurduğu, bu nedenle de dumanı henüz tüten bu yeni şirketin öyküsünü en iyi şekilde sevgili dostum Serdar Öztürk‘ün yakın zamanlarda kaleme aldığı yazılardan öğrenmek mümkündür diye düşünüyorum ve bu şirketin nasıl kurulduğunu, diğer ortağının kim olduğunu, neden ortalarda gözükmediğini ve şirketin bu haliyle hangi usulsüzlüklere imza attığını Serdar Öztürk‘e bırakıyorum… Tabii ki, bu konudaki kanaat ve karar sizlere ait… (5, 6)

Ölü ya da can çekişmekte olan bir şirket daha… Ne yaptığı bilinmeyen, nereden gelip nereye gittiği sorgulanmayan, sahipsiz bir şirket… Anlaşıldığı kadarıyla İZULAŞ ile İZELMAN‘ın tanzim satış işine girmek için birlikte kurdukları bir şirket… Bu şirketin 2005 yılında Migros markası içinde eritilip yok edilen bizim bildiğimiz TANSAŞ ile bir ilgisi var mıdır? İşte o konu, kesinlikle bilinmiyor… Yine de Sayıştay denetçileri her yıl düzenledikleri denetim raporlarında bu şirketin adını şirket listesinde gösteriyorlar… İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin gözden çıkardığı anlaşılan bu şirket, ticaret sicilindeki varlığını şimdilik koruduğuna göre gelecek bir tarihte, aynen Baysan gibi başka bir işe yarayabilir düşüncesiyle çekmecelerden birinde saklanıyor olabilir…

Yine bir zamanlar İzmir denince herkesin aklına gelen; hatta bir yatırım modeli olarak lanse edilmeye çalışan çok ortaklı bir şirketle karşı karşıyayız. Hem de Güçbirliği, Kipa, EGS Holding, Şampa, Tepekule Holding, Alsancak Liman İşletmeleri ve İzmir Air gibi İzmirli para sahiplerinin elini cebine atamadığı, 88 kişi ya da şirketin 1988 yılında gözden çıkardığı ufak ufak paralarla ancak 200.000.- liralık sermaye ile yola çıktığı; sonu hüsranla biten yeni bir saadet zinciri ile karşı karşıyayız… Yakın zamanda kurulup sonu da bunlar gibi olacak TARKEM ya da “mahdum efendilerin” kurduğu İzmir Girişim Grubu gibi… Aralarında İzmir‘in en büyük firmalarıyla sermayedarlarının bulunduğu bu şirketleri -ne yazık ki- bugün kimse hatırlamıyor, hatırlayanlar ise yüzlerini ekşitip unutmaya çalışıyorlar…

Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi‘nde 24 Mayıs 1988 ile 10 Aralık 2019 tarihleri arasındaki 31 yıl 6 ay 16 günlük sürede 48 adet ilama sahip 88 ortaklı bu şirkete ait en son ilamda, şirketin yönetim kurulu başkanlığı görevi 29.11.2022 yılına kadar Mustafa Selim Yaşar‘a verildiği ve Mustafa Selim Yaşar da 6 Eylül 2021 tarihinde vefat etmiş olduğundan İzmir Büyükşehir Belediyesi, % 1 oranında hisseye sahip olduğu bu şirketteki son durumu hakkında bir açıklama yaparak 1988 yılı değerlerine göre 200.000.- TL sermayeli bu şirketin hem belediye hem de İzmir açısından nasıl bir gelecek vaat ettiğini ya da etmediğini açıklamalı ve bundan böyle bu tür çok ortaklı şirketler kurarken ya da kurulacak olanlara katılırken bu acı dersi hatırlayıp yaptığı yanlışlıklar için özeleştiri yapmalıdır diye düşünüyorum.

Sonuç olarak;

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer‘in, İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin doğrudan kurduğu ya da doğrudan kurduğu şirketlerin ortaklığı suretiyle kurulan toplam 26 şirketteki sermaye tutarları ile yönetim kurullarında görev alanları ele alıp incelediğimizde;

1) 22 Ocak 2024 tarihi itibariyle 26 şirketteki toplam 144 adet pozisyona (yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu başkan vekili ya da yardımcısı, yönetim kurulu üyesi vb.) belediye yöneticileri arasından ya da dışarıdan seçtiği kişileri atadığı, bu pozisyonlardan 97 (% 67,37) ‘sinin belediye yöneticileri (genel sekreter, genel sekreter yardımcısı, daire başkanı, danışman, koordinatör vb.) arasından, geriye kalan 47 (% 32,63)’sinin de dışardan atandığı belirlenmiştir.

Ancak bu sayı ve oranları, yaklaşan yerel seçimlerin öncesindeki durumla karşılaştırdığımızda karşımıza yanıltıcı bir durum çıkacaktır. Zira, yerel seçim öncesinde yönetim kurulu başkanı ve üyeleri arasında dışardan atananların sayı ve oranının, yerel seçimlerde belediye başkanı ya da belediye meclisi adayı olmak amacıyla ayrılanları dikkate aldığımızda bugünküne göre daha fazla olduğu unutulmamalıdır.

2) İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer tarafından yönetim kurulu başkanı, başkan vekili, başkan yardımcısı ve yönetim kurulu üyesi olarak atananların arasındaki 10 ismin, tek bir yönetim kurulu üyeliğine sahip olan 134 kişiye göre daha avantajlı ve ayrıcalıklı olduğu görülecektir. Başta İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer‘in kendisi olmak üzere 3 (İZBETON, İZFAŞ, TARKEM), Ali Ercan Türkoğlu‘nun 3 (İZENERJİ, İZGÜNEŞ, İZETAŞ), Ali İhsan Özgürman‘ın 2 (İZFAŞ, İZTARIM), Barış Karcı‘nın 2 (İZBETON, ESBAŞ), Kadir Efe Oruç‘un 2 (İZBAN, İZDOĞA), Raif Canbek‘in 2 (İZMİR METRO, İZBAN), Türkan Özgür‘ün 2 (İZMİR METRO, İZMİR ENTERNASYONAL OTELCİLİK), Yusuf İncili‘nin 2 (İZENERJİ, İZETAŞ), Sönmez Alev‘in 2 (İZMİR METRO, İZBAN) ve Hakan Öztürk‘ün 2 (GRAND PLAZA; ÇEŞTAŞ) ayrı şirkette görevli olması bu durumun en iyi örneğidir.

3) İzmir Büyükşehir Belediyesi şirketlerini ele alıp analiz ettiğimiz 30 Temmuz 2023 tarihinli yazımızdan bu yana bu şirketlere ait toplam sermayenin % 17,61 oranındaki artışla 7.536.326.092.- liradan 8.863.159.425.- liraya yükseldiği, İZBETON‘nun sermayesinde % 20,28, İZMİR METRO‘nun sermayesinde % 124,17, İZBAN‘ın sermayesinde % 27,50, İZTARIM‘ın sermayesinde % 138,87 oranında bir artış sağlanmış olmakla birlikte; Grand Plaza‘nın sermayesinde % 9,37, İZULAŞ‘ın sermayesinde % 11,44, Kent A.Ş.‘nin sermayesinde % 57,87 oranında bir azalma yaşandığı, geriye kalan 19 şirketin sermayesinde ise bugünkü ekonomik koşullardaki enflasyonu karşılayacak herhangi bir değişiklik yapılmadığı, bu nedenle de şirketlerin her geçen yıl küçüldüğü belirlenmiştir.

4) Anlaşılan o ki, iki bölümden oluşan bu yazıyı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer‘in 2019-2023 hizmet döneminde belediye şirketlerinin yönetim kurullarına yerleştirdiği kendisinden yana, adeta kendisinin küçük kopyası olan isimleri, başka bir deyişle “Küçük Tunç Soyer“leri, yaklaşan yerel seçimler nedeniyle mevzilendikleri yerlerden çıkarak cepheye sürdüğü bir dönemde yazıyorum. Çünkü vakt-i zamanında seçim dönemlerinde bu şekilde ön cepheye sürmek amacıyla şirketlerin yönetim kurullarına doldurulan tüm siyasi isimler, yaklaşan yerel seçimler nedeniyle beslenip gürbüzleştikleri bu koltukları bırakarak seçim sath-i mahalline çıkıp geride sadece belediye yöneticilerini bırakmış gibidirler… Şimdi hepsi kapı kapı dolaşıp kendi adını ve siyasetini; daha doğrusu siyasetsizliğini tanıtmaya, “onu alma, beni al” demeye, “ben güzelim“, “ben yakışıklıyım“, “en iyi giyinen benim“, “en iyi ben gülüyorum” diyerek ideoloji ve siyasetten uzak bir kampanyayı sürdürüyorlar…

Ama bir de bunun seçim sonrası var… Anlaşılan o ki, yeni hizmet döneminin efendisi makamına oturduğunda, hele ki bu efendi yeni biri olduğunda tüm yönetim kurulu üyeleri tümden değişip onların yerine korkunç bir rekabet içinde yeni isimler gündeme gelecek ve bu sefer de onların semirip gürbüzleşmeye başlayacağı bir süreç başlayacak… Çünkü özelleştirmenin geçerli olduğu “şirket belediyeciliği” denilen kapitalist sistem ve onun yozlaşmış burjuva siyaseti, kentteki siyaseti ve muhalefeti esir almak için bunu emrediyor…

5) Bütün bu yazıp çizdiklerimizin sonunda eskisi ya da yenisiyle tüm belediye başkanlarının İzmir‘in sermaye çevreleriyle birlikte gözükmeye, onlarla şirket kurmaya ya da onların şirket yönetimlerine almaya meraklı olduğu anlaşılıyor. Belediye ve sermaye bunu yaparken de, bu işbirliğine malzeme yaptıkları bize ait olan Basmane Çukuru, Kültürpark, İzmir Hilton Oteli gibi kamu mallarının da belediyenin elinden çıkarılıp sermayenin elinde “ham edilmesi“sağlanıyor.

Bu çerçevede, belediyedeki bu sermaye seviciliği ve sermaye ile birlikte olup kamu mallarını yağmalama merakı, bir de işçi ve emekçi cephesiyle işbirliği yapalım çabasına dönüşmüyor. İzmir büyükşehir belediye başkanlarının sürekli olarak İzmir‘deki sermaye çevreleriyle birlikte batık şirketler kurup kamu mallarını yağmalamasına ya da sermaye şirketlerinde görev yapan beyaz yakalı profesyonelleri transfer etmesine karşın emek cephesindeki sendika, konfederasyon, meslek odası, dernek, kooperatif ve platformlarla tek bir kez bile olsa da bir araya gelip kalıcı işbirlikleri oluşturmadığı, işçi ve emek cephesindeki bazı isimleri belediyede ya da kurduğu şirketlerde koltuk sahibi yaparak “satın almayı” tercih ettiği, onları koltuk, makam ve mevki sahibi yaparak kendi yanına çektiği, işçi ve emekçi cephesindeki çoğu örgüt ve kişinin de bu duruma itiraz etmediği görülüyor.

(1) https://www.a3haber.com/2023/11/16/baska-ne-mumkun/

(2) https://www.a3haber.com/2024/01/17/cesmedeki-hafta-sonu-mesaisi-gozlerinizi-yasartacak/

(3) https://www.a3haber.com/2023/11/22/yagma-hasanin-boregi-ya-da-baska-bir-tarim-mumkun/

(4) https://www.a3haber.com/2023/12/05/manda-yuva-yapmis-izmire-bedava-mi-sandin/

(5) https://www.a3haber.com/2023/12/12/temiz-enerji-mi-dediniz/

(6) https://www.a3haber.com/2023/12/25/protokol-imzalanmadan-15-gun-once-siparisi-vermis-ongoru-buna-denir/

İzmir Büyükşehir Belediyesi arpalıklarındaki son durum (1)

Ali Rıza Avcan

İzmir Büyükşehir Belediyesi‘ne ait şirketlerin yönetim kurullarında görev yapanları; yani, her yıl artan miktarlarda zarar eden şirketlerde hiçbir liyakat ilkesi dikkate alınmaksızın yönetim kurulu başkanı ya da üyesi olarak görevlendirilenleri sergilemeye çalıştığımız 30 Temmuz 2023 tarihli yazımızın üstünden tamı tamamına 5 ay 22 gün geçti ve 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak mahalli idareler seçimlerine de 2 ay 9 gün kaldı.

Bizse 5 ay 2 gün önce belirlediğimiz şirket arpalıklarındaki son durumun, seçimlere 2 ay 9 gün kala ne şekilde olduğunu merak edip, aradan gelen bu süre içinde kimlerin hani nedenle arpalık almaktan vazgeçtiğini ya da mevcut arpalıklardan pay almaya başlayan yeni isimlerin kimler olduğunu görüp sizlerle paylaşmak istedim.

Ama ondan önce İzmir Büyükşehir Belediyesi şirketlerinin sayısı ile İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyesi şirketlerinin, her üç büyük metropolün nüfuslarını da dikkate alarak birbiriyle karşılaştırmak isterim:

Ülkemizin en büyük metropolü İstanbul‘un 2022 yılı nüfusu 15.907.951, Sayıştay‘ın 2022 yılı denetim raporuna göre İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘nin doğrudan hissedar olduğu belediye şirketleriyle bu şirketlerin hissedar olduğu şirketlerin toplam sayısı 30 ve şirket başına düşen nüfus miktarı 530.265 kişi.

Başkent Ankara‘nın 2022 yılı nüfusu 5.782.285, Sayıştay‘ın 2022 yılı denetim raporuna göre Ankara Büyükşehir Belediyesi‘nin doğrudan hissedar olduğu şirketlerle bu şirketlerin hissedar olduğu şirketlerin toplam sayısı 15 ve şirket başına düşen nüfus miktarı 385,486 kişi.

İzmir‘in 2022 yılı nüfusu 4.462.056, Sayıştay‘ın 2022 yılı denetim raporuna göre İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin doğrudan hissedar olduğu şirketlerle bu şirketlerin hissedar olduğu şirketlerin toplam sayısı 25 ve şirket başına düşen nüfus miktarı 178.482 kişi. Bu sayı, İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin Sayıştay denetimi sonrasında % 49 payla kurduğu İzgüneş Enerji Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi‘ni dikkate aldığımız takdirde 26’ya, kişi başına nüfus itibariyle 171.618 kişiye düşmüş durumda.

Üç büyük metropol belediyesinin sahip olduğu şirket sayılarını birbiri ile karşılaştırarak vermeye çalıştığımız bu genel bilgiden de anlaşılacağı üzere, İzmir Büyükşehir Belediyesi hizmet ettiği nüfus dikkate alındığında kurduğu ya da hissedar olduğu 26 şirket ile İstanbul ve Ankara‘ya göre daha az nüfusa hizmet eden şirket zengini belediye olma özelliği ile ön plana çıktığı görülecektir. Bu durumu başka bir anlatımla, İzmir Büyükşehir Belediyesi, hizmet ettiği nüfusa göre İstanbul ve Ankara‘dan daha fazla sayıda şirkete sahip bir holding olarak hizmet veriyor diye de ifade edebiliriz.

Aslında bu karşılaştırmayı her üç metropoldeki belediye şirketlerinin personel sayısını, bütçe ve bilançolarıyla yönetim kurulu başkan ve üyelerine ödenen huzur haklarını da dikkate alarak daha net bir karşılaştırma yapmak isterdik; ama bu şirketlerin neler yaptığını ya da yapamadığını kamuoyundan gizleyen “ticari sır” kavramı nedeniyle -ne yazık ki- yapamıyoruz.

Gelelim bu 26 şirketi tek tek inceleyerek 30 Temmuz 2024 tarihinden bu yana nelerin değiştiğini görmeye… Ancak ondan önce, bu kez yazdığım aşağıdaki yazı ve tablolarda, bir önceki yazımda ve o yazıya eklediğim tablolarda olduğu gibi İzmir Büyükşehir Belediyesi yöneticisi olup şirket yönetim kurullarında görev alanları, belediyedeki görev ve unvanları ile değil, sadece “İBB” ibaresi ile tanımlayacağımı ifade etmek isterim. Çünkü belediye yöneticisi olan bu kişilerin görev yerleri, unvan ve görevleri devamlı değiştirildiği; hatta bazılarının hangi görevde hangi unvanla çalıştığı belli olmadığı için yazdıklarımın zaman içinde değişmemesi için adını verdiğim kişileri sadece “İBB” yöneticisi olarak tanımlayacağım.

Tabii ki verdiğim bu bilgilerde yanlışlık ya da eksiklikler olabileceğini baştan kabul etmek isterim. Zira çoğu belediye şirketinin İnternet sayfasında bize bu bilgileri tam ve doğru verecek olan “Bilgi Toplumu Hizmetleri” bölümü olmadığından ya da İZENERJİ İnternet sayfasında olduğu gibi olanlarda eksik ve yanlış bilgiler yer aldığından, bazen alınan kararların Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi‘nde yayınlanıp resmileşmesi prosedürü geriden geldiği için, yapmış olabileceğim yanlışlık ya da eksikliği, yapacağınız uyarılar üzerine düzeltmeye hazır olduğumu belirtmek isterim.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer‘in şirket yönetimine yerleştirdiği siyasi kadronun, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi‘nin kendisine verdiği yetkiyi belediye-şirket-kooperatif-taşeron şeklinde uzanan “saadet zinciri“ne devrettiği bu dönemde İZBETON‘un sermayesi bu dönemde 986.550.000 liradan 1.186.550.000 liraya çıkarılmış, diğer yandan da yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Ulaş Aydın ile İzmir Büyükşehir Belediyesi Seferihisar Koordinatörü Mehmet Gürhan Özata kendilerinden beklenen siyasi performansı sergileyerek Bayraklı ve Seferihisar‘dan belediye başkan aday adayı olmuşlardır.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer‘in başkanlığındaki yönetim kurulunun geride kalan üyeleri ise İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde değişik düzeylerdeki görev yapan Barış Karcı, Orhan Sertaç Dölek, Belma Özeş, Levent İşler, Gürkan Erdoğan, Dr. Gaffar Karadoğan, Sevcan Tınaztepe, Burhan Ergül, Ahmet Ata Temiz, Birkan Acar ve Murat Yenigül ile Bornova Anadolu Lisesi (BAL) mezunu serbest diş hekimi Mahmut Bahadır Elmacı şeklinde sıralanabilir.

Grand Plaza A.Ş. bu dönemde 80 milyon liralık zarar mahsubu yapmak amacıyla sermayesini önce 213.458.415 liradan 168.458.415 liraya indirip daha sonra da 248.458.415 liraya çıkarmıştır. Söz konusu şirketin bu şekilde zarar etmesine neden olan yönetim kurulu başkanı Hasan İkat Karşıyaka belediye başkan aday adayı olmak amacıyla yönetimden ayrılmış, yönetim kurulunun pek de tanımadığımız diğer üyeleri İsmail Hoca ve Boran Karabağlı ile bir dönem CHP il başkan yardımcısı olan Kemal Özdönmez; ayrıca, deprem konutları yapımında edindiği bilgi ve deneyimi otelcilik, turizm ve yeme-içme sektörüne sunan (!) İZDEDA, İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği genel sekreteri Aytekin Keskin de yönetim kurulu üyeliklerinden ayrılmıştır.

Yönetim kurulu başkan vekili olarak görev yapan belediye yöneticisi Hakan Öztürk başkanlığındaki yönetim kurulunun bugünkü üyeleri ise belediye yöneticileri Özgür Ozan Yılmaz, Güzin Özbaş, Yavuz Uçar, Hülya Şahin, Mihriban Yanık, Mete Güzelocak, İsmail Derse, Hüseyin Gürbüzer, Filiz Yücesoy Delibaşlar, araştırmacı ve yazar Yaşar Ürük ve Fatih Özkurt, şehir plancısı Ali Süha Sabuktay ile “Tunç Soyer’in taziye temsilcisi” olarak anılan Mustafa Yıldız‘dır..

Eski adı Ünibel A.Ş. olan bu şirkette, aradan geçen zaman içinde yönetim kurulu başkanı Ayhan Balıkçı ile Selçuk belediye başkan aday adayı olan başkan vekili Şerafettin Budak ve Buca belediye başkan aday adayı olan Ali Hıdır Uludağ görevlerinden ayrılmıştır. Ayhan Balıkçı‘nın görevden ayrılma nedeni bilinmemektedir.

Yönetim kurulu başkan vekili ve belediye yöneticisi Kader Sertpoyaz başkanlığındaki yönetim kurulunun diğer üyeleri ise belediye yöneticisi Çağrı Çelik, Kerem Girişken, Tamer Nurgöz, Mustafa Ceyhun Minareci, İbrahim Gürbüz ve Serap Gül‘dür.

30 Temmuz 2023 tarihinden bu yana geçen zaman daha önce yönetim kurulu üyesi olan Bornova belediye başkanı ve Aziz Kocaoğlu döneminin İzmir Büyükşehir Belediyesi başkan vekili Süleyman Sırrı Aydoğan ile gazeteci ve yazar Eren Aysal Yığcı yönetim kurulu üyeliğinden ayrılmışlardır.

ESHOT genel müdürü Erhan Bey‘in başkanlığını yaptığı yönetim kurulunun mevcut üyeleri belediye yöneticileri Ertuğrul Tugay, Yücel Erten ve İlyas Özgüven ile Yapı Kredi Yayınları‘nın eski yayın yönetmeni reklamcı Raşit Çavaş, eski sinema eleştirmeni Vecdi Sayar, Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Serhan Ada, emekli eğitimci ve siyasetçi Aytekin Sözen, Çiğli Belediyesi ile İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi‘nin üyesi, eski kültür bakanı Burhan Suat Çağlayan‘dır.

30 Temmuz 2023’den bu yana bu şirketteki tek değişiklik, yönetim kurulu başkanı Kerim Özer‘in bir kez daha Bayraklı‘dan belediye başkan aday adayı olması nedeniyle görevinden ayrılmasıdır. Onun dışında geriye kalan İBB yöneticileri Hamdi Ziya Aydın, Turgay Akkaya, Ali Celal Ergin, Tülay Yılmaz, Melek Ünlü ve Semih Kök, Muş, Bulanık ilçesine bağlı Sarıpınar Belediyesi‘nin eski başkanı Deniz Ateş ile “vazgeçilemez olma hali” nedeniyle yıllardır yönetim kurulu üyesi olan Azimet Gürbüz ile gazeteci olarak bildiğimiz Hasan Erel‘in “murahhas üye” olarak göreve devam ettikleri görülmektedir.

Yönetim kurulu üyelerinin yerini muhafaza etmesi açısından en istikrarlı belediye şirketi anlaşılan o ki, İZFAŞ‘tır. Yine zararla anılan bu şirkette Tunç Soyer yönetim kurulu başkanı, belediye yöneticileri Ali İhsan Özgürman, Şahin Beygu ve Şule Kök Yıldırım, belediye dışı kontenjandan Ender Yorgancılar, Işınsu Kestelli, Jak Eskinazi, Mahmut Özgener, SODEM avukatı Canan Karaosmanoğlu Alıcı, DİDER başkanı Ahmet Güler ve EgedeSonSöz isimli internet gazetesinin yazarı Osman Tayfun Maro uluslararası fuarcılık konusundaki engin bilgi ve birikimleriyle yönetim kurulu üyesi olarak yerlerini koruyorlar ve huzur haklarıyla diğer ödentileri, özellikle de seyahat masraflarını almaya devam ediyorlar.

Yıllardır büyük boyutlarda zarar edip en nihayetinde İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nden sefer başına para alarak ayakta durmaya çalışan İZDENİZ‘de, yine kendi cemaatinin desteğini alarak seçilecek olan yönetim kurulu üyesi Ulvi Puğ seçimlerde belediye meclis üyesi aday adayı olmak amacıyla ayrılmış durumda. Onun dışındakiler ise; yani MTS Denizcilik şirketinin ortağı olan Osman Hakan Erşen yönetim kurulu başkanlığına, belediye yöneticileri Aysel Özkan, Övünç Özgen, Necdet Evrim Eryılmazlı, Kadir Yıldız, Arif Kutsi Güder, Öner Özer, Banu Dayangaç, Sezer Hakan Alpsoykan, Serdar Sadi, Ferit Çağlar ve Ali Kılıç yönetim kurulu üyesi olarak huzur haklarını almaya devam ediyorlar.

Devamlı zararla ve şikayetle anılan bu şirketin yönetim kurulu üyesi Muzaffer Ayhan Kara ise, “lüzumsuz üye olma” halini sürdürdüğü bu süreçte, muhtemelen 2019 yılında yaptığı gibi Tunç Soyer‘in tivitlerini (pardon, artık bundan böyle X diyeceğiz) biriktirerek ikinci bir e-kitap yapma çalışmalarını sürdürüyordur.

30 Temmuz 2023’den bu yana sermayesi 298.000.000 liradan 668.000.000 liraya çıkarılan şirketin yönetim kurulundaki tek değişiklik, yönetim kurulu üyesi Melih Yalçın‘dan ayrılması nedeniyle boşalan koltuğa belediye yöneticisi Bayram Köse‘nin eklenmiş olması. Onun dışında kalan Sönmez Alev yönetim kurulu başkanlığına, Raif Canbek yönetim kurulu başkan vekilliğine, belediye yöneticileri Türkan Özgür, İsmail Duran, Hakan Uzun, Vahyettin Akyol, Gökhan Daca, İlker Kozan ve bir zamanlar Bornova belediye başkanlığı ile İzmir Büyükşehir Belediyesi başkan vekilliği yapan Süleyman Sırrı Aydoğan halen yönetim kurulu üyeliği görevini sürdürüyorlar.

Diğer şirketlerde karşımıza çıkan, ilerde bir gün; özellikle de yerel seçimlerde ya da milletvekilliği seçimlerinde aday olabilmesi için bir belediye şirketinin yönetim kurulu başkanlığı ya da üyeliği koltuğuna oturtularak beslenenlerin vakt-i zamanı geldiğinde aday olarak o koltuğu terk etmesi olayına kısa adı olan Egeşehir olan bu şirkette de rastlıyoruz. Bir zamanlar İzmir milletvekili ve genel başkan yardımcılığı koltuğuna oturup yakın zamanda CHP İstanbul il başkanı Canan Kaftancıoğlu ile birlikte davranan Zeynep Altıok‘un vakt-i kerahatinde boşalan koltuğu Sabit Ateş tarafından doldurulmuş durumda.

Sabit Ateş, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi‘nin 21 Mart 2022 tarih, 10549 sayılı 10541 sayılı 31 Mart 2022 tarih, 10541 sayılı nüshalarındaki iki ayrı ilama göre Buca‘da ikamet eden Melih Arayan tarafından 21 Mart 2022 tarihinde 100.000 liralık sermaye ile kurulan Santim Makina İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi‘ni aradan 10 gün geçtikten sonra; yani 31 Mart 2022 tarihinde, -her ne olduysa- devralan ve gazeteci Erhan Gülenç‘in Yeni Asır Gazetesi‘nin 27 Ekim 2022 tarihli nüshasındaki yazısındaki iddiaya göre devraldığı bu şirket ile İzmir Büyükşehir Belediyesi ile İZTARIM ve Grand Plaza şirketlerinden ihaleler almaya başlayan Santim Makina İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi‘nin tek ortağı. Anlaşılan o ki, böylelikle alıcı ile satıcının aynı masa çevresinde bir araya geldiği bir yönetim kurulu oluşturulmak istenmiş. (1)

Egeşehir‘in şu anki yönetim kurulu Tunç Soyer‘in BAL‘lı arkadaşı olup aynı zamanda İzmir Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü‘nün başkanlığını yapan Ersan Odaman‘ın başkanlığında belediye yöneticileri Candan Dipli, ÖMer Güngörmüş, Kemal Kılıç, Hakan Orhunbilge, Tarık Ada, Mehmet Anıl Kaçar ve Ayten Başaran ile MTU Mimarlık şirketinin sahibi Erdal Kemahlıoğlu, EPŞ şirketinin sahibi Temel Yakşi ve Santim Makina Ltd. sahibi Sabit Ateş‘den oluşuyor.

30 Temmuz 2023’den bu yana sermayesini 2 Milyar liradan 2 Milyar 550 Milyona çıkaran şirketin yönetimindeki tek değişiklik eski Kültür ve Sanat Dairesi, yeni Ulaşım Dairesi Başkanı Kadir Efe Oruç‘un şirketin yönetim kurulu üyesi olması, Kadir Efe Oruç‘un bu göreve gelebilmesi için de genel sekreter yardımcısı Özgür Ozan Yılmaz‘ın yönetim kurulu üyeliğinden ayrılmasıdır.

İZBAN yönetim kurulu şu an itibariyle yönetim kurulu başkanı olarak Raif Canbek, yönetim kurulu üyeleri olarak İBB adına Mehmet Oğuz Ergenekon, Kadir Efe Oruç, Sönmez Alev, TCDD adına Mehmet Rahmi Gül, Hacer Eke, Cemal Yaşar Tangül ve Mehmet Seçkin Mutlu‘dan oluşmaktadır.

Tunç Soyer‘in birinci dereceden makbul danışmanı Güven Eken‘in kontrolündeki bu şirketteki tek değişiklik bir zamanlar İZSU Strateji Geliştirme Dairesi başkanı iken -her ne sebeple olursa olsun- APİKAM‘a gönüllü gitmeyi tercih ettiğini söyleyen Özgür Akkavak‘ın koltuğunu Kültür ve Sanat Dairesi Başkanı Ceren Umay‘a bırakmasıdır.

Bu değişiklikle birlikte İZDOĞA‘nın yönetim kurulu, Güven Eken‘in başkanlığında belediye yöneticileri A. Suphi Şahin, Lütfi Ünal, Hatice Gökçe Başkaya, Cemal Mete ve Şevket Meriç‘le AKP‘ye yakınlığı ile bilinen “Kemalpaşalılar Grubu“na dahil olduğunu söyleyen elektrik mühendisi Muzaffer Salih Ertan, Kadıköy eski belediye başkanı Selami Öztürk ve İYTE öğretim üyesi şehir plancısı Koray Velibeyoğlu‘ndan oluşmaktadır.

Belediyenin taşeron şirketi olarak tanınıp bilinen İzenerji yönetimindekilerin kim olduğu ise biraz karışıktır. Zira İzenerji‘ye ait İntermet sayfasının “Yönetim Kurulu” bölümünde Ali Ercan Türkoğlu yönetim kurulu başkanı, Alim Murathan yönetim kurulu başkan vekili, Gülfem Saydan Sanver, Haluk Karabulut, Kader Sertpoyraz, Nefise Meltem Turgut, Tayfun İlhan, Yağmur Han Şenel ve Yusuf İncili‘nin yönetim kurulu üyesi fotoğrafları konulup özgeçmişleri yazılarak belirtildiği halde, aynı İnternet sayfasının “Bilgi Toplumu Hizmetleri” bölümünde bu isimlere ek olarak Figen Seyis‘in ve Alper Kalaycı‘nın adı geçmektedir.

Diğer yandan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi‘nin 11 Nisan 2023 tarih, 10809 sayılı, 25 Nisan 2023 tarih, 10818 sayılı ve 21 Temmuz 2023 tarih, 10876 sayılı nüshalarında yayınlanan bu şirkete ait son üç ilamda Ali Ercan Türkoğlu yönetim kurulu başkanı, Alim Murathan yönetim kurulu vekili, Ayşe Arzu Özçelik, Figen Seyis, Gülfem Saydan Sanver, Haluk Karabulut, Kader Sertpoyraz, Tayfun İlhan, Yusuf İncili, Hasan Tahsin Kocabaş ve Nefise Meltem Turgut yönetim kurulu üyesi olarak gözükmektedir. Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi‘nde yayınlanmış ilamlarda adı geçmeyen kişilerin yönetim kurulu üyesi olarak kabulü halinde, bu isimlerin katılımıyla alınan kararlar Ticaret Hukuku hükümlerine göre geçersiz olup hukuki birçok soruna yol açacağından yönetim kurulu üyelerinin değişimine ilişkin kararların bir an önce Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayınlanarak bu yanlışlığın giderilmesi gerekmektedir.

Diğer yandan henüz resmileşmemiş olan yeni yönetim kurulu üyelerinden Alper Kalaycı‘nın ENSİAD – Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği yönetim kurulu başkanı olduğu, belediye yöneticisi Yağmur Han Şenel‘in ise daha önce Karşıyaka Belediyesi‘nin Kent A.Ş.‘nde yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı belirlenmiştir.

Devam Edecek…

(1) https://www.yeniasir.com.tr/yazarlar/erhan-gulenc/2022/10/27/emekli-hemsirenin-marifeti-ve-santimin-ihale-patlamasi

İzmir’in şirketleri… (1)

Ali Rıza Avcan

Bugün burada, zaman zaman ortaya çıkan ihtiyaç ya da talep üzerine, hem ilgili şirketlerin İnternet sayfalarındaki “Bilgi Toplumu Hizmetleri” bölümlerine, hem de Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi kayıtlarına bakarak edindiğim, İzmir Büyükşehir Belediyesi şirketleriyle ilgili bazı bilgileri paylaşacağım…

Böylelikle, birçok İzmirlinin İzmir Büyükşehir Belediyesi şirketleriyle ilgili olarak merak ettiği doğru ve güncel bilgileri paylaşacağım.

Ancak baştan söylemek gerekir ki, bu bilgiler sadece şirketlerin sermaye miktarlarıyla ortaklık yapılarını; ayrıca şirket yönetim kurullarında kimlerin yer aldığını ve genel müdürlerinin kim olduğu ile sınırlı kalıyor.

Bir şirketin mali performansını kapsayan bilanço, kar-zarar cetvelleri ve çalıştırdıkları personel sayısı gibi temel ve önemli bilgileri öğrenmek ise şimdilik mümkün değil… Bu konu ile ilgili mevzuat, bu tür bilgilerin ilgili şirketin İnternet sayfasında yayınlanmasını zorunlu kıldığı halde; bu bilgiler şirketlerin İnternet sayfalarının “Bilgi Toplumu Hizmetleri” bölümünde bulunmuyor…

Bulamadığımız bu bilgileri, HİM ya da CİMER eliyle öğrenmeye kalktığımızda ise, “biz Bilgi Edinme Kanunu kapsamına girmiyoruz” ya da “bu bilgiler ticari sır kapsamına girmektedir” gerekçesiyle reddediliyoruz…

Şimdi gelelim İzmir Büyükşehir Belediyesi şirketleri ile ilgili elimizdeki güncel bilgileri paylaşmaya…

İZBETON – İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BETON ASFALT ENERJİ ÜRETİM DAĞITIM TESİSLERİ, SU, KANALİZASYON TİCARET VE SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ

Sermayesi: 486.550.000.-TL.

Sermaye Payı: % 100

Yönetim Kurulu Başkanı: Mustafa Tunç Soyer

Yönetim Kurulu Başkan Vekili: Barış Karcı

Genel Müdür: Heval Savaş Kaya

Yönetim Kurulu Üyesi: Belma Özeş

Yönetim Kurulu Üyesi: Erdal Kukul

Yönetim Kurulu Üyesi: Fazıl Ölçer

Yönetim Kurulu Üyesi: Hakan Özsel

Yönetim Kurulu Üyesi: İrfan Erol

Yönetim Kurulu Üyesi: Serdal Selçuk Savcı

Yönetim Kurulu Üyesi: Sevcan Tınaztepe

Yönetim Kurulu Üyesi: Mustafa Levent Sınmaz

İzbeton Logo

GRANDPLAZA – İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ GRANDPLAZA GIDA OTELCİLİK VE TURİZM İŞLETMELERİ ANONİM ŞİRKETİ

Sermayesi: 79.458.415.-TL

Sermaye Payı: % 100

Yönetim Kurulu Başkanı: Özcan Işıklar

Yönetim Kurulu Başkan Vekili: Buğra Gökçe

Genel Müdür: Hasan İkat

Yönetim Kurulu Üyesi: Ahmet Hamdi Türkmen

Yönetim Kurulu Üyesi: Çiğdem Aşıcı

Yönetim Kurulu Üyesi: Aydın Korkmaz

Yönetim Kurulu Üyesi: Yıldız Devran

Yönetim Kurulu Üyesi: Hülya Şahin

Yönetim Kurulu Üyesi: Mehmet Sayar

Yönetim Kurulu Üyesi: Mustafa Tahtasız

Yönetim Kurulu Üyesi: Güzin Özbaş

Yönetim Kurulu Üyesi: Gözde Dilikan Parçalı

Grandplaza

ÜNİBEL ÖZEL EĞİTİM BİLGİ TEKNOLOJİLERİ KÜLTÜR TANITIM VE YAYINCILIK SANAYİ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ

Sermayesi: 8.000.000.- TL.

Sermaye Payı: % 100

Yönetim Kurulu Başkanı: Nilüfer Çınarlı Mutlu

Başkan Vekili: Onur Demirci

Genel Müdür: Nihal Ağca

Yönetim Kurulu Üyesi: Fatma Aytuğ Balcıoğlu

Yönetim Kurulu Üyesi: Muhsin Kurt

Yönetim Kurulu Üyesi: Fatma Mesutgil

Yönetim Kurulu Üyesi: Tamer Nurgöz

Yönetim Kurulu Üyesi: Fitnat Perihan Utan

Yönetim Kurulu Üyesi: Mustafa Ceyhun Minareci

Yönetim Kurulu Üyesi: Hülya Oker

Yönetim Kurulu Üyesi: Sertan Ertuğrul

 

Ünibel Logo

İZELMAN GENEL HİZMET OTOPARK ÖZEL EĞİTİM İTFAİYE VE SAĞLIK HİZMETLERİ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ

Sermaye Miktarı: 643.000.000.- TL.

Sermaye Payı: % 100

Yönetim Kurulu Başkanı: Adnan Akyarlı

Genel Müdür: Burak Alp Ersen

Yönetim Kurulu Üyesi: Alpay Çakarcan

Yönetim Kurulu Üyesi: Bilgihan Akpak

Yönetim Kurulu Üyesi: Cahit Kurtulan

Yönetim Kurulu Üyesi: Levent İşler

Yönetim Kurulu Üyesi: Koray Velibeyoğlu

Yönetim Kurulu Üyesi: Muhittin Cumhur Şener

Yönetim Kurulu Üyesi: Vahyettin Akyol

Yönetim Kurulu Üyesi: Serpil Ötücü

Yönetim Kurulu Üyesi: Zeliha Demirel

Yönetim Kurulu Üyesi: Tayfun İlhan

Yönetim Kurulu Üyesi: Özgür Ozan Yılmaz

İzelman Logo

İZULAŞ – İZMİR ULAŞIM HİZMETLERİ VE MAKİNA SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ

Sermaye Miktarı: 752.500.000.-TL.

Sermaye Payı: % 100

Yönetim Kurulu Başkanı: Erhan Bey

Genel Müdür: Arda Şekercioğlu

Murahhas Üye: Ahmet Ali Uslu

Murahhas Üye: Ahsen Düşenkalkan

Murahhas Üye: Ayşen Kalpalı

Murahhas Üye: Turgay Akkaya

Murahhas Üye: Pınar Meriç

Murahhas Üye: Tülay Yılmaz

Murahhas Üye: Mustafa Kubilay Yıldırım

Murahhas Üye: Ahmet Gürbüz

Murahhas Üye: Melek Ünlü

Murahhas Üye: Semih Kök

İZULAŞ Logo

İZDENİZ – İZMİR DENİZ İŞLETMECİLİĞİ NAKLİYE TURİZM VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ

Sermaye Miktarı: 124.250.000.-TL.

Sermaye Payı: % 100

Yönetim Kurulu Başkanı: Turgay Bozoğlu

Genel Müdür: İlyas Murtezaoğlu

Yönetim Kurulu Üyesi: Sezer Hakan Alpsoykan

Yönetim Kurulu Üyesi: İlyas Murtezaoğlu

Yönetim Kurulu Üyesi: Ümit Yılmaz

Yönetim Kurulu Üyesi: Aysel Özkan

Yönetim Kurulu Üyesi: Kadir Yılmaz

Yönetim Kurulu Üyesi: Mehmet Faruk İşgenç

Yönetim Kurulu Üyesi: Şemi Albat

Yönetim Kurulu Üyesi: Saffet Özdemir

Yönetim Kurulu Üyesi: Utku Arslan

Yönetim Kurulu Üyesi: Yusuf Değerli

İZDENİZ Logo.png

İZMİR METRO – İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ METRO İŞLETMECİLİĞİ TAŞIMACILIK İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ

Sermaye Miktarı: 8.000.000.- TL.

Ortaklık Yapısı: % 100

Yönetim Kurulu Başkanı: Mehmet Ufuk Tutan

Genel Müdür: Sönmez Alev

Yönetim Kurulu Üyesi: Adnan Çelikkal

Yönetim Kurulu Üyesi: Buğra Gökçe

Yönetim Kurulu Üyesi: Ali Serdar Pedükcoşkun

Yönetim Kurulu Üyesi: Cemal Yıldız

Yönetim Kurulu Üyesi: Raif Canbek

Yönetim Kurulu Üyesi: Sönmez Alev

Yönetim Kurulu Üyesi: Serpil Baran

Yönetim Kurulu Üyesi: Mert Yaygel

Yönetim Kurulu Üyesi: Özlem Özdemir Yılmaz

Yönetim Kurulu Üyesi: Funda Erkal Öztürk

Yönetim Kurulu Üyesi: Erkan Arsu

İzmir Metro Logo


Devam Edecek…

Bir CHP Milletvekili, Belediye Şirketlerinin İhalesiz İş Yapabilmesi İçin Kanun Teklifi Verirse…

Ali Rıza Avcan

Geçen akşam Twitter’daki mesajlarıma bakarken, tanıdık bir ismin; Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili Murat Bakan’ın ilginç bir tivitine rastladım.

Murat Bakan bu tivitinde aynen şöyle söylüyor ve tivit ekinde de üç sayfadan oluşan kanun teklifini ekliyordu:

Belediye şirketlerinin Kamu İhale Kanunu dışına çıkarılması için hazırladığım kanun teklifini TBMM’ye sundum.”

Murat Bakan’ın bu tiviti üzerine görüşlerimi özetleyen aşağıdaki dört ayrı tiviti kendisine göndererek yaptığının yanlış olduğunu ifade etmeye çalıştım:

1 – “Bir hilkat garibesi olan belediye şirketlerinin işlevini sorgulamadan Kamu İhale Kanunu dışına çıkarılmasını istemek ne işe yarayacaktır?

2 – “Belediye şirketlerini Kamu İhale Kanunu dışına çıkarmak AKP’nin yaptıklarını tekrarlamaktan başka bir şey değildir…

3 – “Belediye şirketlerinin Kamu İhale Kanunu kapsamı dışında tutulması, CHP’nin 2014 yerel yönetim seçim beyannamesine aykırıdır.

4 – “Belediye şirketlerinin Kamu İhale Kanunu dışında tutulmasını istemek neoliberal özellleştirmeci anlayışın başka bir tezahürüdür…

Bugün ise gönderdiğim bu tivitler karşılığında kendisinin konuyu belediye şirketlerinin Kamu İhale Kanunu kapsamından çıkarılması talebi olmaktan çıkararak taşeronluk sorununa yönlendirdiği altı ayrı tiviti paylaştığını gördüm. Bu tivitler ise kelimesi kelimesine şu şekildeydi:

1) AKP, 1 Kasım seçimlerinde işçiye taşeronu kaldırma sözü verdi. Seçim sonrası dönemin Başbakanı çıktı, “Kamuda taşeronu kaldırdık” dedi.

2-Ancak işçiler ‘özel sözleşmeli personel’ adında yine iş güvencesi olmadan, eşit işe eşit ücret olmadan kadrosuz çalışmaya mahkûm edildi.

3-Yalan rüzgârına dönen ‘taşeron’ konusu, hükümetin geçtiğimiz gün açıkladığı orta vadeli programında dahi yer almadı.

4-Hükümet, verdiği sözün arkasında durmamıştır.

5-Hükümet, yüzbinlerce insanı kandırmış, umutlarını sömürmüştür.

6-‘Çağdaş kölelik’ haline gelen bu sistemi topyekûn ortadan kaldırmak zorundayız. Bu zulüm bitene dek peşini bırakmayacağız.

Bu yazışmalardan da gördüğünüz gibi konu birden bire belediyelerin Kamu İhale Kanunu kapsamından çıkarılması talebi olmaktan çıkıp taşeron sisteminin kaldırılması talebine dönüşmüş; ancak TBMM Başkanlığı’na verilen belediyelerin Kamu İhale Kanunu kapsamından çıkarılması talebi aynen yerinde kalmış, belki de TMBB Başkanlığı tarafından işleme bile konulmuştur.

000153-copy

Cumhuriyet Halk Partisi’nin “Yaşanacak Bir Türkiye” sloganıyla yayınlanan 2015 tarihli Seçim Bildirgesi’nin “Taşeronlaşma” başlığını taşıyan bölümünde “Taşeronlaşmanın sona erdirilmesi için kamu kurumlarından başlayarak etkili bir eylem planı uygulayacağız. Kamuda taşeron işçiliğine, alt-işveren ve rödovans uygulamasına, özel kesime de örnek olacak biçimde son vereceğiz” denmektedir. (1)

Ayrıca yine aynı seçim bildirgesinin Kamu İhale Yasasını ele alan “Kamu Yönetiminde Etkin Denetim” başlıklı bölümünde belediye şirketlerinin Kamu İhale Yasası kapsamı dışında tutulacağına ilişkin hiçbir düzenlemeye yer verilmediği gibi “Yerel Yönetimler” başlıklı bölümünde belediye iktisadi teşebbüslerinin (BİT) üretim ve istihdama katkı sağlayacak şekilde güçlendirileceği, BİT’lerin faaliyetlerinin şeffaflaştırılacağı ve etkin şekilde denetlemesinin sağlanacağı belirtilmektedir. (2)

İzmir Milletvekili Murat Bakan ise verdiği kanun teklifinde taşeronlaşmanın ortadan kaldırılması için partisinin öngördüğü bir eylem planı önermemekte; ayrıca CHP’nin belediye iktisadi teşebbüslerinin şeffaflaştırılması ve daha etkin denetlenmesi hedefini göz ardı ederek belediye şirketlerinde ihalesiz iş yapılmasını sağlayacak bir kanun değişikliğinin yapılmasını istemekte; buna gerekçe olarak da Sayıştay, Maliye ve İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan denetimlerle son yıllarda gelişen iç denetim uygulamaları nedeniyle Kamu İhale Kanunu eliyle yapılan denetime artık gerek kalmadığını ifade etmektedir.

Evet, belediye şirketleri maliye ve içişleri bakanlıklarıyla Sayıştay tarafından, ayrıca bazı belediyelerde oluşturulmuş iç denetim sistemiyle denetlenmekle birlikte; yapılan ihalelerin Kamu İhale Kurumu tarafından denetlenmesi ya da ihaleleri bu kurum tarafından izin verilmesi olası suçları önleyici bir özelliğe sahiptir. Oysa maliye ve içişleri bakanlıklarıyla Sayıştay tarafından yapılan denetimler çoğu kez suçun işlendiği tarihten sonra yapılan denetimlerdir. O nedenle suçu önleyici değil, suçun işlendikten sonra şikâyet ya da doğrudan tespit yöntemiyle öğrenilip soruşturulmasına yol açan bir işleve sahiptirler. O nedenle Kamu İhale Kanunu ve Kurumu eliyle yapılan denetimle bakanlıklar ya da Sayıştay tarafından yapılan farklı özellikteki denetimleri birbirine karıştırmamak, her ikisinin de farklı durum ve düzeylerde yararlı olduğunu kabul etmek gerekir.

İzmir Milletvekili Murat Bakan verdiği kanun teklifinin, Sayıştay tarafından denetlenen % 99’u yerel yönetimlere –yani kamuya- ait belediye şirketlerinde çalışan işçilerin iş güvencesinin sağlanmasını düzenleyeceğini iddia etmekle birlikte; belediye şirketlerinde çalışanların iş güvenliğini Kamu İhale Kurumu değil, istihdamı ve iş yaşamını düzenleyen İş mevzuatı düzenlemektedir. Bu nedenle bu kanun teklifinin hazırlanmasında bizce elmalarla armutlar birbirine karıştırılmış, belediye şirketlerindeki ihalesiz işlemleri ve bunun doğal sonucu olarak devamlı şikâyet ettiğimiz yolsuzluk ve hırsızlıkları arttıracak bir teklif, taşeronlaşmanın ilacı gibi takdim edilmeye çalışılmıştır. Oysa kamu kurumlarında ihalesiz iş yapılmasını, Kamu İhale Kanununun devre dışı bırakılmasını isteyen ve gerçekleştiren CHP değil, çoğu kez AKP olmuştur.

kor-fener

Sayın milletvekili söz konusu kanun teklifini büyük bir olasılıkla İzmir Büyükşehir Belediyesi ile diğer ilçe belediyelerine ait şirketlerin ihtiyaçlarını karşılamak, taşeron alımı ile ilgili ihalelerde yaşadıkları sorunları aşmak amacıyla hazırlamıştır. Kanun teklifi şayet böyle bir gereksinim nedeniyle hazırlanmışsa siz artık gerisini düşünün; yönetim kurulu üyeliklerinin rüşvet olarak dağıtıldığı, yapılan sponsor anlaşmalarının “ticari sır” gerekçesiyle açıklanmadığı, İzfaş gibi büyük ve önemli bir şirketin şeffaflığını kanıtlayan “Bilgi Toplumu Hizmetleri” sayfasının aylardır çalışmadığı, belediyede ihalesi yapılmak zorunda kalan birçok işin daha kolay yapılabilmesi, istenilen şirket ya da kişiye verilebilmesi için şirketlere havale edildiği günümüz koşullarında taşeron işçi alımlarının istenen yerden istendiği şekilde ihalesiz alındığını, yolsuzlukların arş-ı aleme yükseldiğini, belediye şirketlerinin daha fazla borç batağına sürüklendiğini, belediyeden transfer edilen sermaye paylarının daha da arttığını…

İzmir milletvekili Murat Bakan, sanırım Koca Ragıp Paşa’nın sözüyle “Şecaat arz ederken merd-i kıpti sirkatin söyler”; yani doğruyu söyler gibi yaparken belediye şirketlerinin daha da bozulmasına, yozlaşmasına neden olabilecek yeni ve yanlış bir açık kapının yaratılmasını önerir duruma düşmektedir…

(1) “Yaşanacak Bir Türkiye”, Seçim Bildirgesi 2015, CHP, sh.77

(2) “Yaşanacak Bir Türkiye”, Seçim Bildirgesi 2015, CHP, sh. 107-109