Kullanmadan kaybettiğimiz sular… (2)

Ali Rıza Avcan

İzmir kent merkezinde, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İZSU) tarafından işletilen içme suyu sistemindeki kayıp ve kaçak su miktarlarını ele aldığımız bu yazı serisinde, geçerli ve güvenilir olması nedeniyle İZSU tarafından hazırlanan resmi istatistik verilerini dikkate almak istiyoruz.

Ancak İZSU tarafından değişik tarihlerde değişik gerekçelerle hazırlanan bu verilerin -ne yazık ki- birbirinden farklı olduğunu görüyoruz. Örneğin İzmir kent merkezindeki 11 ilçedeki içme suyu abonelerine verilmek üzere yeraltı ve yer üstü kaynaklardan temin edilen su miktarlarının, 2009-2016 dönemi faaliyet raporlarında farklı, İZSU’ya ait resmi internet sayfasındaki “Su Üretiminin Aylara ve Kaynaklara Göre Dağılımı” tablolarında farklı olduğunu görüyoruz.

Yapacağımız tüm çözümleme ve değerlendirmelerde hangi veriyi dikkate alacağımızı bilemediğimiz bu vahim farklılıkları somut bir şekilde ortaya koymak amacıyla hazırladığımız aşağıdaki tablo bu farklılıkları açık bir şekilde göstermektedir.

İZSU Veri Farkları

Konusunda bilgili ve deneyimli onca personelin çalıştığı böylesine büyük bir resmi kuruluşun farklı tarihlerde hazırladığı resmi belgelerde birbirinden farklı bilgiler vermesi, akla ister istemez içme suyu tarifelerinin hazırlanması ya da kurumun kar /zarar rakamlarının hesaplanması konularında da benzeri yanlışlıkların yapıldığı ya da yapılabileceği ihtimalini getirmektedir.

Ama biz yine de, internet sayfasındaki bilgilerin daha güncel olması ihtimalini dikkate alarak bu rakamlara itibar edeceğiz.

O nedenle, bundan sonraki tüm değerlendirmelerde, o değerlendirmeye esas olan verilerin, hangi kaynaktan alındığını belirtmeyi alışkanlık haline getirmemiz gerekiyor…

***

Western-Water-Drought1

İZSU’ya ait internet sayfasındaki 2009-2017 dönemi verilerini dikkate aldığımızda yer üstü ve altı kaynaklardan temin edilen içme suyu miktarının 2009-2016 döneminde % 64,26 oranındaki artışla 138.663.040 m³’ten 227.777.294 m³’e, faaliyet raporlarına göre abone sayısının da % 51,92 oranındaki artışla 1.113.479 aboneden 1.691.609 aboneye ulaştığını söyleyebiliriz.

Yer üstü ve altı kaynaklardan temin edilen içme suyunun 2009-2016 dönemindeki artışı ile İzmir kent merkezindeki 11 ilçenin nüfus artışını karşılaştırdığımızda ise bu dönemde nüfus artış endeksinin 106,42 düzeyine ulaşırken içme suyu artış endeksinin 164,26’ya; yani üretilen su miktarının nüfus artış miktarından fazla olduğu, böylelikle kişi başına üretilen su miktarının 50,60 m³’ten 78,10 m³’e yükseldiğini söyleyebiliriz.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’ne ait web sayfasındaki bilgilere baktığımızda, 2009-2017 döneminde İzmir’in merkezindeki 11 ilçenin içme suyu ihtiyacı temel olarak 13 ayrı su kaynağından karşılandığını öğreniyoruz.

7’si yeraltı kaynağı (derin kuyular), 6’sı da yüzeysel su kaynağı (barajlar) olan bu kaynakların isimleriyle dokuz yıllık dönem içinde çıkarılan toplam su miktarı içindeki önemini aşağıdaki tabloda görebiliyoruz.

İZSU 2009-2017 İçmesuyu Su Kaynakları

Bu tablodaki verilere göre İzmir merkezindeki 11 ilçenin (Balçova, Bornova, Buca, Çiğli, Gaziemir, Güzelbahçe, Karabağlar, Karşıyaka, Konak, Narlıdere ve Urla) ihtiyacı için üretilen içme suyunun aşağı yukarı yarısı (% 50,59) 7 ayrı grupta toplanan derin su kuyularından, diğer yarısı da (% 49,41) irili ufaklı altı barajdan karşılanmıştır.

İZSU faaliyet raporlarına göre yeraltı suyunun toplam içme suyu içindeki oranları 2011 yılında % 55,89, 2010 yılında % 60,43, 2012 yılında % 54,70, 2013 yılında % 47,66, 2014 yılında % 47, 2015 yılında % 52, 2016 yılında da % 55,57 olmuştur.

Bu konudaki diğer önemli bir ayrıntı ise İzmir merkezindeki 11 ilçenin su ihtiyacının % 16,60’ını karşılayan Göksu’daki derin kuyuların komşu il Manisa’nın Muradiye ilçesinde, % 7,62’sini karşılayan kuyuların da yine aynı ilin Saruhanlı ilçesinin Nuriye beldesinde bulunması; yani çıkarılan içme suyunun 1/4’ünün İzmir ili sınırları dışından karşılanıyor oluşudur.

İzmir merkezindeki 11 ilçenin içme suyu ihtiyacını karşılayan su kaynaklarından bazıları bazı yıllar ya da aylarda kullanılmamakta, tümüyle devre dışında bırakılmaktadır. Güzelhisar Barajı’ndan 2011 ve 2012 yıllarında, Sarıkız kuyularından 2013 ve 2014 yıllarında, Balçova Barajı’ndan da 2016/Kasım-2017/nisan döneminde hiç su alınmamış olması örnektir.

Bu yazı serimiz açısından önemli bulduğumuz su kayıp ve kaçaklarının 1998-2016 yılları arasındaki gelişimi ise İZSU faaliyet raporlarına göre şu şekilde olmuştur:

İZSU 1998-2016 Kayıp Kaçak Oranları

Bu tablodan da görüleceği gibi İzmir’in merkezindeki 11 ilçeye hizmet eden şebekeden kaybedilen suyun miktarı 19 yıl içinde % 61,58’den % 30,51 oranına, yani yarı yarıya indirilmekle birlikte bu süre içinde yitirilen 2.136.661.473 m³ miktarındaki suyun 2017 yılı değerleriyle toplam fiyatı konut abonelerine göre tamı tamamına 4.657.922.011.- TL., konut dışı abonelere göre de 11.260.205.963.-TL‘dır.

Son 19 yıl içinde kaybedilen suyun miktarı ve bedeli muazzam ölçülerdedir…. Bunun bedelini ödeyenler ise yöneticiler yerine hep halk, İzmir halkı olmuştur.

Tabloda yer alan rakamların da ortaya koyduğu gibi su kayıp oranının yıl ölçeğindeki azalışı son yıllarda genellikle % 1 ya da onun altındaki oranlarda olmuştur. Konunun uzmanlarıyla yaptığımız görüşmelerde, bu oranın yıllar içinde küçük miktarlarda azalmakla birlikte, tüm içme suyu şebekesi esaslı bir şekilde yenilenip denetlenmediği sürece sahil kesiminde denize karışan büyük boyutlardaki kaybın önlenemeyeceğini öğreniyoruz.

p-1-Why-Even-Our-Water-Supply

İşte o nedenle, hem İzmir merkezindeki 11 ilçeye hizmet veren içme suyu şebekesindeki % 30,51 oranındaki kaybın hem de diğer geri kalan 19 ilçeye hizmet veren içme suyu şebekelerindeki büyük kayıpların en kısa sürede Batı ülkelerinde, örneğin Londra’da olduğu gibi % 7’ler, 8’ler düzeyine indirilmesini, bunun için tramvay ve sahil düzenlemesi gibi gereksiz ve çok fazla miktarda su kullanımına neden olacak lüks yatırımlardan vazgeçilerek büyük boyutlu yatırımlar yapılmasını, kaybolan suyun bir an önce kurtarılmasını istiyoruz.

 

Kullanmadan kaybettiğimiz sular… (1)

Ali Rıza Avcan

Uzun ve sıcak yaz günlerindeyiz.

Hava sıcaklığının mevsim ortalamalarının üstüne çıkması nedeniyle, hepimiz fazlasıyla bunalıyor ve tüm çareyi klimalı serin ortamlarda oturup daha fazla sıvı tüketmekte buluyoruz. O nedenle içinde bulunduğumuz koşullarda klima ve buzdolaplarımızı çalıştıran elektrikle musluklarımızdan akan içme suyunun kesilmemesi bizim için önem kazanıyor.

Hele benim gibi hava sıcaklığının 40, 41 derecelere çıktığı günlerde buzdolabınız bozulup içindeki bütün gıda maddelerini çöpe atmak zorunda kalmışsanız, normal koşullarda önemsemediğiniz; ancak yoksun olduğunuzda size nasıl bir konfor sağladığını fark ettiğiniz elektrik, buzdolabı, klima ve içme suyu, özellikle de buz gibi bir içme suyu daha bir önem kazanıyor.

İşte bu nedenle, bugün bu ihtiyaçlardan en önemlisi olduğuna inandığım temiz, ucuz ve yeterli içme suyunun temin ve dağıtımı konusunda yaşanan su kayıpları üzerinde durarak, bu alanda yaşanan ya da yaşanabilecek sıkıntıları belirlemeye, bu sıkıntıları aşmak için neler yapıldığını ve bunun üzerine daha başka neler yapılabileceğini hatırlatmaya çalışacağım.

aa

Ancak bu konuya girmeden önce hatırlatılması gereken temel bilgileri sıralamakta yarar var:

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İzmir Su ve Kanalizasyon  İdaresi Genel Müdürlüğü’nün(İZSU) sorumluluğunda olan asıl içme suyu sistemi, “11 Merkez İlçe” olarak tanımlanan Balçova, Bayraklı, Bornova, Buca, Çiğli, Gaziemir, Güzelbahçe, Karabağlar, Karşıyaka, Konak ve Narlıdere ilçelerindeki içme suyu dağıtım sistemini kapsıyor.

Bilindiği üzere İZSU’nun kent merkezindeki bu eski sistemine 5216 sayılı Yasa ile ilave edilen Menemen, Foça, Aliağa, Kemalpaşa, Menderes, Torbalı, Bayındır, Selçuk, Seferihisar ve Urla ilçelerindeki içme suyu dağıtım sistemleri ile 6360 sayılı Yasa ile ilave edilen Bergama, Beydağ, Çeşme, Dikili, Karaburun, Kınık, Kiraz, Ödemiş ve Tire ilçelerindeki içme suyu dağıtım sistemleri entegre değildir. Her bir ilçenin ayrı bir içme suyu sistemi bulunmakta ve çoğunun merkezden uzak olması nedeniyle merkezdeki sisteme bağlanması da mümkün görülmemektedir.

İZSU’nun, İzmir genelindeki bu birbirinden ayrı içme suyu sistemleriyle ilgili 2016 yılı verileri ise şu şekildedir: (1)

* İzmir il merkezinde bulunan içme suyu sistemi, 120.750.149 m³’ü yer altı, 96.026.990 m³’ü yer üstü kaynaklardan olmak üzere toplam 216.777.139 m³ içme suyunu çekip tümünü arttıktan sonra bunun 207.376.347 m³’ü (% 95,66) sisteme vermektedir.

* İZSU’nun İzmir merkezindeki 11 ilçede 1.050.450, İzmir Büyükşehir Belediyesi sınırlarına 5216 sayılı Yasa ile ilave edilen 10 ilçede (Menemen, Foça, Aliağa, Kemalpaşa, Menderes, Torbalı, Bayındır, Selçuk, Seferihisar ve Urla) 322.145, 6360 sayılı Yasa ile ilave edilen 9 ilçede (Bergama, Beydağ, Çeşme, Dikili, Karaburun, Kınık, Kiraz, Ödemiş ve Tire) 312.142 olmak üzere toplam 1.684.737 adet abonesi bulunmaktadır.

* İzmir il merkezindeki 11 ilçede bulunan 1.050.450 abone 2016 yılı içinde toplam 144.113.003 m³ su tüketmiştir. 

* İzmir il merkezindeki İçmesuyu isale ve dağıtım hattının toplam uzunluğu, değişik boru cinsleri itibariyle çelik, polietilen (HDPE), polivinil klorür (PVC), cam takviyeli plastik (CTP), ön gerilmeli beton boru (ÖGBB), düktil demir (DF), Pik, asbestli çimento boru (AÇB), tünel ve muhtelif özelliklerde olmak üzere 6.898.424,3 m’yi bulmakta ve hattın % 38’i düktil demir borulardan oluşmaktadır.

Ama asıl önemlisi, hattın % 1,54’ünü oluşturan 106.286,7 m’lik kısmı, kanserojen özelliğe sahip asbestli çimento borulardan (AÇB) oluşmaktadır.

* İzmir il merkezindeki 11 ilçede toplam hacmi 339.900 m³ olan toplam 47 adet su deposu bulunmaktadır.

* 2004 yılında 5216 sayılı Yasa ile İzmir Büyükşehir Belediyesi sınırlarına ilave edilen Menemen, Foça, Aliağa, Kemalpaşa, Menderes, Torbalı, Bayındır, Selçuk, Seferihisar ve Urla ilçelerinde 2016 yılında üretilen içme suyunun miktarı toplam olarak 53.536.439 m³ düzeyindedir.

* 2012 yılında 6360 sayılı Yasa ile İzmir Büyükşehir Belediyesi sınırlarına ilave edilen Bergama, Beydağ, Çeşme, Dikili, Karaburun, Kınık, Kiraz, Ödemiş ve Tire ilçelerinde 2016 yılında üretilen içme suyunun miktarı ise toplam olarak 31.507.301 m³ düzeyindedir.

* Böylelikle, 2016 yılında İzmir’in il merkezindeki 11 ilçe ile merkez dışında kalan 19 ilçede İZSU tarafından yer altı ve yer üstü kaynaklardan çekilip isale ve dağıtım sistemine verilen içme suyunun miktarı toplam olarak 301.820.879 m³’ü bulmuştur.

leak-1* İZSU tarafından İzmir il merkezindeki 11 ilçeye verilen içme suyu miktarı 207.376.347 m³, isale ve dağıtım sistemi içinde kaybolan kısmı ise 63.263.344 m³ düzeyindedir. Bu durum, İzmir il merkezindeki isale ve dağıtım sistemindeki kayıp su oranının % 30,50 düzeyinde olduğunu göstermektedir. 

Ancak bu hesaplamaya, su kayıp oranının çok daha fazla olduğu bilinen merkez ilçeler dışındaki 19 ilçede üretilen 85.043.740 m³ düzeyindeki içme suyundaki kayıplar dahil edilmemiş olup; bu ilçelerdeki yüksek oranlı kayıp oranının da dahil edilmesi durumunda gerçek kayıp su oranının daha da fazla olduğu ortaya çıkacaktır.

(1) Sayısal veriler, İZSU Genel Müdürlüğü’ne ait 2017 tarihli “İçmesuyu Temin ve Dağıtım Sistemlerindeki Su Kayıpları Yıllık Raporu“ndan alınmıştır.

Devam edecek…

 

 

 

 

Elimizdekini korumak…

Dün, Dünya Su Günüydü. O nedenle çevremizdeki su ile ilgili birçok etkinliğe katıldık; üstüne üstlük İZSU /İzmir Su ve Kanalizasyon Genel Müdürlüğü tarafından yapılacak Bostanlı Barajı’nda kullanılacak kum, çakıl, kil ve kireçtaşı kayanın temini için Karşıyaka, Menemen ve Aliağa ilçelerinde açılacak yeni malzeme ocaklarına izin veren İzmir Valiliği’nin “ÇED onayına gerek yoktur” kararını iptal ettirmek için sevgili arkadaşım Göker Yarkın Yaraşlı ile birlikte avukatlarımıza vekalet verdik. Böylelikle Dünya Su Gününe yaraşır bir şey yaparak günümüze anlam kazandırmaya çalıştık.

Uzun yıllardır yapılacağı söylenen; ancak bir türlü yapılamayan Bostanlı Barajı ile ilgili nihai proje tanıtım dosyasını inceleyip buradan edindiğimiz bilgiler üzerinden dava dilekçemizi hazırlarken haliyle İZSU’nun temel belgelerine, özellikle de İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nün (İZSU) 2015-2019 Dönemi Stratejik Planı ile yıllar itibariyle yayınladığı faaliyet raporlarına baktık. Çünkü bu belgeler İZSU’nun hazırladığı ve İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin kabul ettiği, kendilerini bağlayan geçerli, resmi belgelerdi.

İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 2015-2019 Dönemi Stratejik Planına göre revize planlama raporları ve uygulama projesi hazırlanan Bostanlı Barajı içme, kullanma suyu temin ve taşkın amaçlı olarak düşünülmüştü. Kil çekirdekli kaya dolgu baraj tipi olarak belirlenen tesis 2,51 milyon m³ içme suyunu temin etmeyi amaçlamaktaydı.¹

Bu plan belgesinde asıl ilgimizi çeken konu ise barajlardaki ve içmesuyu tesisindeki su kayıplarıyla ilgili olan bilgilerdi. Planın “Su Kayıpları Yönetimi” bölümünde aynen şunlar yazılıydı:

“Dünyada, su kayıp oranları ülkelere göre farklılıklar göstermektedir. Örneğin İngiltere genelinde % 24, Almanya’da ise %12, İsveç’te % 25 iken Meksika % 40 civarındadır. Dünya ortalaması ise % 50 civarındadır. Ülkemizde ise illere göre su kayıp oranları farklılıklar göstermekte olup, su kayıplarını önlemeye yönelik çalışmalar yaygınlaşmaktadır 

Kurum Analizi’nde ifade edildiği gibi su kayıp çalışmalarının başladığı yıllarda su kayıp oranı %62’lerdeyken 2014 yılı Haziran ayı sonu itibariyle %32,39’a inmiştir. İZSU su kayıp oranını azaltma çalışmalarına önem vermekte ve bununla ilgili birçok çalışma yürütmektedir. İzmir’de 2000 yılında yaklaşık 2,2 milyon nüfus yaşarken kente verilen toplam yıllık su miktarı 237 milyon m³ idi. Aradan geçen 13 yılda (2013’te) nüfus yaklaşık 4 milyon olmuş ancak kente verilen toplam yıllık su 184 milyon m³’e düşmüştür. Bu da İZSU tarafından su kayıpları ile ilgili yapılan çalışmaların olumlu katkısını göstermektedir.”²

water-13

Bu bilgi çok önemli bir bilgiydi. Çünkü İzmir’de su kayıp oranı yıllar içinde 1998’deki % 61,58 düzeyinden 2014 yılının ilk altı ayında % 32,39 düzeyine düşürülmekle birlikte bunun İzmir’e verilen su miktarı itibariyle boyutu 61.058.822 metreküpü buluyordu. Bu da 24 adet Bostanlı Barajı yapmaya eşdeğer bir büyüklüğü ifade ediyordu.

Başka bir anlatımla, bu durum bize İZSU acaba yeni Bostanlı, Değirmendere, Alionbaşı gibi ömrü kısa küçük barajlar yaparak çevreyi tahrip etmek yerine; sahip olduğu suyu hiçbir kayba uğramaksızın çeşmelerden akması için içme suyu şebekesinde yeni yatırımlar mı yapmalı noktasına getiriyordu.

Çünkü aynı planın “Yer Üstü Suları” bölümünde, bizim bu yargımızı güçlendiren başka bir bilgi daha yer alıyordu. Bu yeni bilgiye göre Tahtalı Barajı gibi su yüzeyi geniş barajlarda havanın sıcaklığı nedeniyle buharlaşma oranı yıllık ölçülerde % 50-55’lere kadar varıyor, böylelikle baraj suyunun neredeyse yarısını daha şebekeye vermeden kaybediyorduk:

Ülkemizde çok büyük masraf ve zahmetle barajlara getirilen suyun çok önemli bir ksımı buharlaşmaktadır. Toplam yıllık yağışın % 55’inden yararlanamamaktayız. Bu bağlamda geniş yüzey alanına sahip sığ barajlar inşa etmek yerine daha derin, küçük yüzey alanına sahip barajlar inşa edilmelidir. Yüzey alanında % 50’ye varan bir azalma buharlaşmada % 50’ye varan azalma sağlamaktadır. Maalesef her zaman arazi şartları baraj şevlerinin daha dik inşa edilmesine uygun olmamaktadır. Ölçemediğimiz şeyi yönetemeyeceğimizden dolayı başta baraj gölleri olmak üzere ülkemizdeki açık su yüzeylerinden buharlaşmayı kontrol edebilmemiz için öncelikle göllerin üzerine bir şamandıra koyup gölü etkileyen güneş enerjisi, su sıcaklığı, doyma açığı, rüzgar hızını yıl boyunca ölçüp değerlendirebilmemiz gerekmektedir.³

Şimdi bu % 32,39 oranındaki şebeke su kaybına daha şebekeye verilemeden barajlarda kaybedilen % 50-55 oranlarındaki kaybı da eklediğimizde, karşımıza muazzam büyüklükte bir doğal zenginliğin insan eliyle yönetilemediği için yok edilmesi gerçeği çıkacaktır.

Bu anlamda kentlere verilen suyun barajlardaki ve su şebekesindeki büyük oranlı kayıpları ülkemiz ve dünyamız açısından büyük bir sorundur.

Araştırmamızın daha sonraki aşamalarında gördük ki, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü su kaynaklarının kaybı konusunda özel çalışmalar yaptığını, 2013 yılından bu yana her sene Altyapı ve Kazısız Teknolojiler Derneği (AKATED) ile birlikte Su Kayıp ve Kaçakları Türkiye Forumu‘nu düzenlediklerini, İZSU’nun genel müdür düzeyinde katıldığı bu forumların üçüncüsünün 25-26 Mayıs 2017 tarihlerinde Ankara’da yapılacağını öğrendik.

Bu forumlarda sunulan bildirilerle Avrupa Çevre Ajansı‘nın, Orman ve Su İşleri Bakanlığı‘nın ve TÜİK‘in resmi verilerine; ayrıca, bu konularda yazılan bilimsel yayınlara baktığımızda ise daha da ilginç verilerle karşılaştık.

Öncelikle İZSU Stratejik Planı’nın yurt dışındaki kayıp oranları ile ilgili bilgilerinin eksik, yanlış ya da güncel olmadığını;  örneğin Almanya’daki su kayıp oranının % 5, Osaka’da % 7, Danimarka’da % 10, Finlandiya’da % 15, İsveç’te % 17, İspanya ve İngiltere’de % 22, Fransa ve İtalya’da % 30, Romanya’da % 31, İrlanda’da % 34, Macaristan’da % 35, Çek Cumhuriyeti’nde % 35, Bulgaristan’da % 50 olduğunu öğrendik.

İşin asıl ilginci, su kaybı açısından İzmir’in 1998 yılından bu yana ciddi bir ilerleme kaydetmekle birlikte, durumunun hiç de iyi olmadığını, ülkemizdeki kentler itibariyle daha az su kaybı yaşayan kentlerin olduğunu ve bu kentlerin İzmir’in önünde olduğunu öğrendik. Örneğin su idarelerinin 2013 yılında Orman ve Su İşleri Bakanlığı‘na verdikleri resmi bilgilere göre BUSKİ / Bursa Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü‘nün % 23,7, İSKİ / İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü‘nün de % 25,08 oranındaki su kaybı ile İzmir’in önünde olduğunu, Türkiye’de su kaybı açısından İzmir’den daha iyi durumda olan Kocaeli, Adana, Gaziantep, Konya, Antalya, Diyarbakır, İçel ve Kayseri gibi birçok büyükşehir belediyesinin mevcudiyetini belirledik.

Bu belirleme sonrasında da oturup küçük bir hesap yaptık: Bugün şayet İzmir’deki % 32,39 olan su kayıp oranını Bursa’da olduğu gibi % 23,7 oranına çekmiş olsak, elimizdeki son 2013 yılı verilerine göre 16.381.651 metreküp su tasarrufumuz olur ki; bu rakamın, İZSU’nun yatırım planında bulunan yeni barajların (Değirmendere, Bostanlı, Alionbaşı, Çamlı) sağlayacağı su ihtiyacının çok üstünde olduğu, bu nedenle bu barajların yapımına gerek kalmayacağı görülür.

Water-PNG

Bu durumda İZSU’nun önündeki en önemli tartışma ve tercih konularından biri, bizce daha baraj gölündeyken % 50-55’ini, ardından da su şebekesine verildikten sonra % 32,39’unu kaybedeceğimiz suyu verecek; ama bu arada çevreyi tahrip edecek yeni yeni barajlar mı yapmak; yoksa 10’larca, 20’lerce küçük baraj kapasitesine eşdeğer suyu kaybettiğimiz mevcut sistemi yenileyip mükemmelleştirmek mi olmalıdır sorusuna yanıt arayıp elimizdeki suyu korumak doğrultusunda yeni politika ve stratejiler geliştirmek olmalıdır.


¹ İZSU İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Stratejik Planı 2015-2019, s.66

² A.g.p. s.76

³ A.g.p. s.75

⁴ European Environment Agency (EEA), 2003a. EEA Indicator Fact Sheet: Water use efficiency (in cities): leakage.  http://themes.eea.eu.int/Specific_media/water/ indicators/WQ06,2003.1001)

Yeraltı suları…

Ali Rıza Avcan

Tartıştığımız konulara son günlerde yeni bir sorun daha eklendi: Yeraltı sularının kullanımı; özellikle de hiçbir bedel ödemeksizin, bedava kullanılan yeraltı suları konusu…

Bu sorun, Coca Cola firmasının yeraltından çekip kullandığı sular için gündeme gelmekle birlikte bu konu sadece Coca Cola ve onun şişelerine koyduğu yeraltı suyu ile sınırlı değil…

Onun dışında yeraltı suyunu hiçbir izin talep etmeksizin, bedel ödemeksizin çekip kullanan ve ardından da kirlettikten sonra ortama salan daha birçok sanayi kuruluşu var… Örneğin İzmir’in Aliağa sanayi bölgesindeki demir çelik haddehaneleri ve diğer sanayi kuruluşları bu şekilde hepimize ait olan ve her geçen gün azalan yeraltındaki suları istedikleri gibi çekip kullanıyor ve kirletiyorlar… Hem de milyonlarca metreküp yeraltı suyunu….

08_underground-dams-in-kermannn

Aliağa’daki bu durumu Aliağa Belediyesi’nin stratejik planını hazırladığım 2010-2011 yıllarında belirlemiş, 2014 yılında yine aynı ilçede yürüttüğüm bir seçim kampanyası sırasında da bu durumun devam ettiğini öğrenmiştim. İZSU’nun Aliağa biriminden öğrendiğim bilgilere göre Aliağa sanayi bölgesindeki abonelerle ilgili yıllık tahakkuk-tahsilat rakamları yılda 10 ya da 20.000 lira gibi komik düzeylerdeydi. Sadece içmesuyu tahakkuk ve tahsilatı ile ilgili olan bu rakamın dışında fabrikaların asıl yerin altından çektikleri muazzam miktardaki sular ve bu suların kullanımı sonrasında ortama salınan atık sular için hiçbir bedel talep edilmiyor ve ödenmiyordu.

Oysa su kıtlığının çekildiği yıllarda PETKİM’e ait barajdan su alan ve bunun parasını ödeyen İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İZSU Genel Müdürlüğü, aynı bölgedeki kendisine ait içmesuyu kuyularının su kapasitesini azaltan bu sanayi tesislerine ait su kuyularını kontrol edemiyor, onların başına bir sayaç koyamıyor ve bedelini o fabrikaların sahiplerinden talep edemiyordu.

Dünyanın ve ülkemizin büyük bir su sıkıntısı çektiği bir ortamda bu büyük bir haksızlıktı. Hem de bize; yani kamuya ait suların bu şekilde amacı kâr elde etmek olan şirketlere, firmalara, fabrikalara bedava kullandırılması büyük bir suçtu…

Onun üzerine bunun yasal zeminini araştırmaya başladık…

Önce 16 Aralık 1960 yılında kabul edilmiş 167 sayılı “Yeraltı Suları Hakkında Kanun“a baktık. Ardından yine aynı konuyu düzenleyen 20 Kasım 1981 tarih, 2560 sayılı “İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunu“u, 10 Temmuz 2004 tarih, 5216 sayılı “Büyükşehir Belediyesi Kanunu“u, 3 Temmuz 2005 tarih, 5393 sayılı “Belediye Kanunu“nu, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na ait 7 Nisan 2012 tarih, 28257 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Yeraltı Sularının Kirlenmeye ve Bozulmaya Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik“le yine aynı bakanlığa ait 11 Şubat 2014 tarih, 28910 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Yüzeysel Sular ve Yeraltı Sularının İzlenmesine Dair Yönetmelik“i inceledik.

Sonrasında da bu tür yeraltı sularını kullanan sanayi kuruluşlarından abonelik isteyip ücret talep eden Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi‘nin (ASKİ) girişimleri nedeniyle Yargıtay’a ya da Danıştay’a intikal eden ve çoğu kez yeraltı suyunu hesapsız kitapsız ve ücretsiz kullananları haklı çıkaran yüksek yargı kararlarını bulduk çıkardık.

Sonuçta gördük ki, her zaman olduğu gibi yeraltı sularının belirlenmesi, çıkarılıp kullanılması, izlenmesi ve denetlenmesi gibi birbiriyle ilişkili konuların parçalara bölünerek merkezi yönetim ile yerel yönetim arasında paylaştırılması ve bu paylaşımın zaman içinde merkezi yönetimden yana ağırlık kazanması, çoğu kez merkezi yönetime dahil bakanlık ve genel müdürlüklerin bu işin parsasını toplamaya yönelik çabaları neticesinde yasal anlamda bir boşluğun ortaya çıktığını ve bu boşluğu akıllıca kullanan sanayi kuruluşlarının yeraltı sularını hiçbir hesaba dayanmaksızın bedava kullandıklarını; üstüne üstlük hukuki anlamda da haklı bulunduklarını anladık.

Aslında böylesine iki başlı bir yönetimin ortaya çıkmasından şimdilik her iki taraf da memnun gözüküyor. Birileri bu konu üzerinde durup kendilerine bir soru sorduğunda ise topu diğer tarafa atarak belayı savuşturmayı çoktan öğrendikleri ve benimsedikleri için düzen şimdilik onların istediği şekilde işleyip duruyor. Tabii ki bu durumdan en fazla memnun olanlar ise yeraltı suyunu hiçbir ölçü dinlemeksizin bedava kullanan sanayi kuruluşlarının sahipleri, patronları oluyor…

California's Central Valley Heavily Impacted By Severe Drought

Bu karşılıklı memnuniyetin en önemli kanıtı ise, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İZSU Genel Müdürlüğü ve İZFAŞ’ın 8-11 Ekim 2015 tarihleri arasında ortaklaşa düzenlediği 3. Uluslararası Sürdürülebilir Su Yönetimi Kongresi‘nin dokuz maddeden oluşan sonuç bildirgesinde bu konuya hiç yer verilmemiş olmasıdır. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve onun konu ile ilgili birimi İZSU kent halkına yeterli, sağlıklı içmesuyu temin etmekte zorluk yaşadıklarını belirterek tek kişilik bir aboneden bile her ay 40 ya da 50 lirayı almayı normal karşılarken, milyonlarca metreküp su kullanan sanayi tesislerini abone yapmakta, onların kullandığı suyu hesap etmekte ve onlardan ücret talep etmekte çekingen davranmakta, bu düzenin değişmesi için hiçbir girişim ya da talepte bulunmamakta, ellerindeki olanakları kullanarak kamuoyu oluşturmamakta, biz içmesuyu abonelerinin faturalarını azaltacak olan bu sorun konusunda kulağının üstüne yatmayı tercih etmektedir.

O nedenle, su hakkı için mücadele eden bizlerin yıllardır hazırlandığı söylenen Su Yasası hükümlerinin daha adil, hukuki ve eşitlikçi olması için bu konu üzerinde önemle durmamız, konuyu hukuk, yasalar, tüzükler ve yönetmelikler dahil her yönden araştırmamız, içmesuyu abonelerine yapılan haksızlıklar konusunda hep birlikte halkı aydınlatmamız gerektiğini düşünüyorum.

Ulusal Su Kongresi Fotoğraf Yarışması 2015

Bugün sizlerle, 2015 yılında düzenlenen Ulusal Su Kongresi Fotoğraf Yarışmasında dereceye giren ve sergilemeye değer bulunan fotoğrafları paylaşacağız.

26-30 Ekim 2015 tarihlerinde Antalya’da yapılan Uluslararası Ulusal Su ve Sağlık Kongresi kapsamında “su ve sağlık ilişkisini” ortaya koymak amacıyla düzenlenen yarışmada birinci, ikinci ve üçüncü olan fotoğraflarla mansiyon ödülü alan 2 ve sergilemeye değer bulunan 31 fotoğrafla birlikte toplam 36 fotoğrafı beğeninize sunuyoruz.

1-odulu-mehmet-uluyurt
1. Ödülü – Mehmet Uluyurt
2-odulu-ugur-kandemir
2. Ödülü – Uğur Kandemir
afrika & kuraklõk
3. Ödülü – Mehmet Ali Poyraz
mansiyon-berkan-suren
Mansiyon – Berkan Süren
mansiyon-ragip-sari
Mansiyon – Ragıp Sarı
abdulcelil-topalfakioglu
Abdülcelil Topalfakıoğlu
bekir-yesiltas
Bekir Yeşiltaş
cigdem-gul-dip
Çiğdem Gül Dip
devrim-ozgur-unlu
Devrim Özgür Ünlü
ender-peksen
Ender Pekşen
hulya-polat
Hülya Polat
ihsan-ilze
İhsan İlze
ihsan-korkut
İhsan Korkut
ipek-cakmak-yilmaz
İpek Çakmak Yılmaz
ismail-kara
İsmail Kara
kazim-kuyucu
Kazım Kuyucu
levent-meric
Levent Meriç
mahmut-ozdemir-01
Mahmut Özdemir
mahmut-ozdemir-02
Mahmut Özdemir
mehmet-ekici
Mehmet Ekici
mert-emre-aksit
Mert Emre Akşit
SONY DSC
Merve Ergin
musa-talasli-01
Musa Talaşlı
musa-talasli-02
Musa Talaşlı
mustafa-gezer
Mustafa Gezer
mustafa-kilinc
Mustafa Kılınç
mustafa-sahin
Mustafa Şahin
osman-kartal-01
Osman Kartal
osman-kartal-02
Osman Kartal
ragip-sari
Ragıp Sarı
serkan-ozkan
Serkan Özkan
serkan-turac
Serkan Turaç
tarik-bozbay
Tarık Bozbay
tarik-kara
Tarık Kara
umit-kozan
Ümit Kozan
yousef-sayadi
Yousef Sayadi