Kent suçları ve toplumcu belediyecilik…

Ali Rıza Avcan

TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu (İKK), İstanbul ve Bursa‘daki uygulamalardan sonra, 24 Ekim 2019 tarihinde “toprak üzerinde yapılan her türlü insan yapımı faaliyetin; canlı yaşamı, ekolojik döngüler, kentsel yaşanabilirlik ve sağlıklı bir çevre üzerinde yarattığı veya yaratacağı tahribat ve bozulmanın ortaya çıkmasına neden olarak işlenen suç” olarak tanımlanan İzmir‘deki kent suçları ile ilgili bir haritayı çevrimiçi olarak hazırlamış ve bizlerin de bu haritayı inceleyip bilgilenmesi amacıyla http://kentsuclari.org isimli bir İnternet sayfasını hizmete açmıştı. (1)

O tarihlerde TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu (İKK) kapsamındaki meslek odalarında yönetici olarak görev yapmakla birlikte; şimdilerde belediye başkanı, belediye üst yöneticisi ya da belediye meclis üyesi olarak görev yapan mimar Nilüfer Çınarlı Mutlu, çevre mühendisi Helil İnay Kınay, mimar Ahmet Giliz, şehir plancısı Yusuf Ekici, peyzaj mimarı Elvin Sönmez Güler ve şehir plancısı Özlem Şenyol o tarihlerde bu haritanın hazırlanmasına yardımcı oluyor; hatta, yapılan basın toplantılarında bu konularda açıklamalar yapıyorlardı.

24 Ekim 2019 tarihli basın toplantısı.

Şimdilerde alan adı bloke edildiği için çalışmayan bu İnternet sayfasını açtığımızda o tarih itibariyle işlenmiş 72 kent suçunun kent haritası üzerinde işaretlendiğini görüp bunların neler olduğunu ayrıntılarını öğrenebiliyor, suçu oluşturan uygulamaların içeriğine ve süreçlerine dair bilgilere ulaşabiliyor ve bu bilgiler üzerinden kent içinde gerçekleştirilmiş kent suçlarını rahatlıkla ifşa edebiliyorduk.

Şu an itibariyle bu haritaya ulaşamamakla birlikte o tarihlerde eş zamanlı olarak TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi yönetim kurulu üyesi şehir plancısı Dr. Dalya Hazar ile İzmir Büyükşehir Belediyesi şehir plancısı Zeynep Yıldırım‘ın birlikte yazdıkları “Kent Suçu ya da Kente Karşı Suç: İzmir Örneği” isimli makaleyi okuduğumuzda (2), bu 72 kent suçundan bazılarının Basmane Çukuru, Kültürpark, Ege Palas Oteli, Üçkuyular pazar yeri/İstinye Park AVM, Bahçeşehir Çiçekli Köy Kampüsü, Özdilek AVM ve Oteli, Zorlu Gökdelen Projesi ve imar planı, Folkart İncity, Konak tünelleri, Mahal Bomonti ve Çandarlı Liman Projesi gibi kentin doğasına ve yaşamına müdahale eden kent suçları olduğunu öğreniyorduk.

24 Ekim 2019 tarihi basın toplantısı.

Ama şimdi ne olduysa oldu, 2019 yılından bu yana bu kentte Rönesans Holding‘in Rönesans Eğitim Vakfı (REV) eliyle yaptığı Neva Yalı, İZKA İnşaat tarafından Yeşildere‘ye yapılan Merkez Yaşam Konak, Alsancak‘ın arka cephesine yapılan onlarca gökdelen, Yamanlar Dağı yamaçlarına yapılan şehir hastanesi ve konut inşaatları, Tınaztepe Üniversitesi tarafından Buca‘da yapılan hukuka aykırı yüksek binalar bu haritaya işlenmiyor ve bu suçlar kamuoyuna ifşa edilmiyor.

21 Kasım 2024 tarihli TMMOB İzmir İKK basın açıklaması.

Ancak TMSF tarafından satılmak istenen İzmir Elektrik Fabrikası arsasına yapılacak 30 katlı gökdelene, TMMOB İzmir İKK tarafından düzenlenip benim de katıldığım 21 Kasım 2024 tarihli basın açıklamasında, Konak belediye başkanı mimar Nilüfer Çınarlı Mutlu bu gökdelenin yapılmasını mümkün kılacak olan imar planı değişikliğine karşı çıkarak “İsteğimiz, Elektrik Fabrikası’nın restore edilerek kamusal kullanıma açılması. Bu bir miras, bu mirasa bu kentli sahip çıkmak zorunda. Bütün kenti yanımızda olmaya ve bizimle birlikte dayanışmaya davet ediyoruz” çağrısı yapıyor ve bizler de onu destekliyorduk. (3)

Üstüne üstlük İzmir Elektrik Fabrikası‘nın hemen yakınında ruhsatları belediyelerce verilmiş onlarca gökdelenin ve gökdelen inşaatının daha yükseğe çıkmak uğruna göğün en yükseği arş’ına doğru ilerlediği bir ortamda!

Alsancak’ı sarıp sarmalayan gökdelenler. Fotoğraf: 4 Ocak 2025.

Ancak İzmir Elektrik Fabrikası ile ilgili imar planlarının Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı‘nca değiştirilerek o parsele 30 katlı bir gökdelenin yapılmasına karşı çıkan Konak belediye başkanı mimar Nilüfer Çınarlı‘nın, seçim çalışmaları sırasında ziyaret ettiği Basmane Kocakapı mahallesi halkının kendisinden kentsel dönüşüm konusunda yardım istemesi üzerine, eliyle hemen yakındaki Diyarbakırlı müteahhit mimar Azat Yeşil‘e ait 38 katlı ve 380 daireli İZKA gökdelenini işaret ederek “isterseniz size müteahhit de buluruz” dediğini bu olaya tanık olan birbirinden bağımsız üç haber kaynağım sayesinde biliyor ve siyasi arenanın yeni bir aktörü olarak, sırf seçilebilmek uğruna yapılan ittifaklar nedeniyle eski söylediklerinden farklı bir tutum alabileceği ihtimalini düşünerek bu bilgiyi bir köşeye not almıştım.

Ancak aldığım bu notun mürekkebi henüz kurumadan, geçtiğimiz günlerde Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi giriş katındaki danışma biriminden aldığım Konak Belediyesi‘ne ait ait 20 Aralık 2024 tarihli bir gazete/derginin ön ve arka yüzlerini görüp ön yüzde söylenenlerle arka yüzdeki göklerin arş katını zorlayan İZKA gökdelenini görünce, bu kaygımda ne kadar haklı olduğumu bir kez daha anladım.

Efendim, yaşadığım şaşkınlığın ayrıntılarını sizlere anlatmaya çalışayım….

Konak Belediyesi Türkan Saylan Kültür Merkezi‘nin giriş katındaki danışma biriminden aldığım bu sekiz sayfalık dergi/gazete, “İZKONAK, İz Dergi Özel Sayı” başlığını ve 20 Aralık 2024 tarihini taşıyordu. Anlaşıldığı kadarıyla Tunç Soyer döneminde pek bir makbul olup İzmir‘deki bazı inşaat şirketlerinden destek alıp ödüller dağıtan İz Gazete, geçtiğimiz dönem mimar Abdül Batur‘a yaptığı gibi yeni belediye başkanını allayıp pulladığı bir dergiyi, tabii ki o tam sayfalık reklam için İZKA İnşaat‘tan aldığı ücretle “0” maliyetli hale getirerek belediyeye teslim ediyor ve belediye de bu gazeteyi reklam amacıyla ücretsiz dağıtıyordu.

Belediyenin ve belediye başkanının reklamını yapmak amacıyla hazırlanıp pazarlandığı anlaşılan bu derginin manşetine, belediye başkanı mimar Nilüfer Çınarlı Mutlu‘nun gülümseyen büyük bir fotoğrafıyla yine büyük harflerle yazılmış “Toplumcu Belediyecilik Konak’tan yükseliyor” başlığı yerleştirilerek manşetten daha küçük bir bölümde bir kaç sözcük ile belediye başkanının 8 ayda yaptıkları özetlemeye çalışıyor, bu bölümün hemen altında da İzmir‘deki tüm gökdelenlerin uygulama projelerini yaptığı için “Bayan Gökdelen” lakabı ile tanınıp bilinen ve yakın zamanda BASİFED başkanı olması nedeniyle mimar Nilüfer Çınarlı Mutlu ile birlikte Konak Belediyesi Personel İstihdam Ofisi‘nin açılış kurdelesini kesen mimar Semiha Güneş‘le birlikte çekilmiş bir fotoğraf yer alıyordu.

Buraya kadar her şey beklendiği gibiydi ve olağanüstü bir durumun yokluğu nedeniyle benim bu gazete/dergi üzerinden çıkaracağım yeni bir haber yok gibiydi. Ancak eski zamanlarda spor haberlerini okumak için yaptığımıza benzer şekilde gazeteyi çevirip arkasına baktığımızda, ön sayfada yazılı olan yükselen toplumcu belediyecilik ifadesine nazire yaparcasına; daha doğrusu onu çürütürcesine İZKA İnşaat‘ın Konak ilçesinde, Yeşildere vadisinde yaptığı gökdelenin yükselip işyerleriyle dairelerinin satıldığını duyuran bir ilanla karşılaşıyorduk. Hem de yanından yakınından geçen ya da uzaktan görüp fark eden herkesin, “bu, burada ne arıyor?” diye sorular sorduğu, bu yaparken de bunun bir kent suçu olduğunu vurguladığı Diyarbakırlı müteahhit mimar Azar Yeşil‘e ait İZKA gökdelenini görüyorduk.

“Bu ne alaka şimdi” ya da “bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dercesine; hatta, “Konak’tan yükseldiği söylenen toplumcu belediyecilik, Yeşildere’den yükselen bu gökdelen mi acaba?” diye sormaktan kendimizi alamıyorduk…

Üstüne üstlük sol görüşün en radikalinden en ılımlısına uzanan bir yelpazedeki mimar, mühendis ve şehir plancılarını kendi çevresine toplamış, bir zamanlar ya da şimdilerde gözünü kestirdiği bazı gökdelenlere, özellikle tarihi kent merkezinde yapılmak istenenlere karşı çıkıp bazılarına; özellikle de içinde bulunduğu doğal çevre ile yerleşim dokusunu dikkate almayan İZKA gökdelenine karşı çıkmayan, onun için basın açıklaması yapmayan; aksine onun kendi belediye gazetesi/dergisi eliyle reklamının yapılmasına izin veren mimar ve TMMOB yöneticisi bir belediye başkanı bizlere ne mesaj vermek istiyor, acaba bu durumdan gözünden mi kaçtı ya da basın danışmanları bunun farkında değil mi? diye düşünmekten kendimizi alamıyorduk.

İZKA Merkez Yaşam Konak Gökdeleni

Bildiğim kadarıyla, İZKA İnşaat‘ın “Merkez Yaşam Konak” adını verdiği bu gökdelen, tapunun İzmir İli, Konak İlçesi, Kocakapı mahallesi 11153 ada, 1 parselinde kayıtlı 7.401,17 metrekarelik arsa üzerinde. Söz konusu arsa, daha önceleri İzmir ve Ege Bölgesi‘ndeki küçük esnaf ve bakkallara mal tedarik etmek amacıyla Bursa Büyükşehir Belediyesi‘nin hissedar olduğu BESAŞ şirketine aitti ve burada Besaş‘ın toptan gıda satış merkezi bulunmaktaydı. Bu deponun uzun yıllardır kullanılmayıp harabe haline gelmesi üzerine, % 40 oranındaki hisseyle Gültekinler Grup İnşaat San. ve Tic. A.Ş., % 50 oranındaki hisseyle İZKA Gayrimenkul İnşaat A.Ş. ve % 10 oranındaki hisseyle VBZ İnşaat ve Tic. Ltd. Şti.‘nin satın aldığı arsa 2020 yılında mahkeme kararı ile İZKA Gayrimenkul İnşaat A.Ş.‘e satılmış ve buradaki yapının yüksekliği Konak Belediyesi tarafından düzenlenip İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nce onaylanan 2021 tarihli imar planı değişikliği ile düşürülmekle birlikte; kat yüksekliğini düşürüyormuş gibi gözüken bu imar planı değişikliği, TMMOB Şehir Plancıları Odası‘nın açtığı dava sonucunda İzmir 1. İdari Mahkemesi’nin kararı ile bozulmuş ve bu mahkeme kararı istinaf mahkemesine taşındığı için mahkemenin ne karar verdiği/vereceği; ayrıca, mahkeme süreçleri devam ederken inşaata devam edilip edilmediği gibi konular da bilinmiyor…

Anlayacağınız İzmir‘deki herkesin gözü önünde yeni bir kent suçu işlenmiş ve bu suçla ilgili sabıka kaydı 2019 tarihli İzmir Kent Suçları Haritası‘na işlenmemiş durumda…

İşte o nedenle, 20 Aralık 2024’den bu yana geçen sürede Konak Belediyesi‘nden yaptıkları bu gaf konusunda bir açıklama, bir düzeltme gelir diye bekledik; ama boşuna!

Anlaşılan o ki, yapıp eyleyen bir belediye başkanı olmak yerine polis eşliğinde yıkıp yok eden bir belediye başkanı olmayı amaçlayan uygulamalardan vazgeçilmesi, Basmane‘deki kaçak fırın inşaatına, seçim sonrasında ruhsat alıp çalışmaya başlayan Çorakapı Camisi yanındaki otele ve mimar Abdül Batur döneminde Pazaryeri mahallesi muhtarının Pazaryeri Camisi bitişiğinde, belediye pikaplarını kullanarak yaptırdığına tanık olduğum kendisine ait kaçak binaya ve halen devam etmekte olan kaçak, ruhsatsız yapım, onarım faaliyetlerine müdahale edilmesi, toplumsal amaçlarla bağışlanan Basmane Nebahat Tabak Semtevi‘nin halka açılması gibi değişik konularda yaptığım dostça uyarı ve önerilere bugüne kadar tepki verilmemesi nedeniyle, bu kez de Konak Belediyesi-İz Gazete-İZKA İnşaat zinciri üzerinden karşımıza çıkan ve belediye başkanının bugüne kadar yapıp eylediği her şeye zarar veren olumsuz manzaradan söz ederek gündeme getirdiğim bu olaya da tepki verilmeyeceğini umuyorum.

Bir tesadüf neticesinde gözümüze çarpıp aslında “Konak’ta yükselişte olan toplumcu belediyecilikle” hiç ilgisi olmayan; aksine, “ama hiç paramız yok” söylemi ile başlayıp kentteki rantı her biri ayrı bir “kent suçu” olan gökdelenler ve “gökdelenci bayanlar” eliyle arttırma düşünce ve uygulamasıyla zarar veren bu tür “sponsor gökdelenci firma-işbitirici gazetecilik” anlayışının ürünü basit kurnazlıklara son verilmesi, bu tür çalışmalarda yerel basın eliyle belediye yönetiminin önüne açılan tuzaklara dikkat edilmesi; ayrıca, TMMOB İzmir İKK tarafından 2019 yılında hazırlanan İzmir Kent Suçları Haritası uygulamasına, tüm İzmir‘i; özellikle de Yeşildere‘deki İZKA gökdelenini kapsayacak şekilde devam edilmesi dileğiyle…

(1) https://www.tmmob.org.tr/icerik/izmir-ikk-izmir-kent-suclari-haritasini-kamuoyuyla-paylasti

(2) Hazar, D., Yıldırım, Z., Kent Suçu ya da Kente Karşı Suç: İzmir Örneği, İdealkent Dergisi, Sayı 30, Cilt 11, 2020, s.747-776, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/889844

(3) https://www.konak.bel.tr/haber/baskan-mutludan-elektrik-fabrikasi-icin-ortak-mucadele-cagrisi-3433

Bu kez de sıra Konak Belediyesi’nde: Konak Belediye Meclisi…

Ali Rıza Avcan

Geçtiğimiz haftalarda sizlerle paylaştığım yazılarda 31 Mart 2024 tarihli yerel seçimler sonrasında şekillenen İzmir, İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye meclislerinin üye yapısı hakkında analiz ve değerlendirmeler yapmış, bu üç büyükşehir belediye meclisi yapısındaki birbirine benzer ya da farklı yönleri öne çıkarıp vurgulamaya çalışmıştım. O yazıların yayınlandığı sıralarda görüştüğüm bazı arkadaş ve dostlarım sıranın ne zaman Konak Belediyesi’ne geleceğini, Konak Belediye Meclisi üye yapısı ile değerlendirmeleri ne zaman paylaşacağımı sorup bir anlamda beni Konak Belediye Meclisi hakkında araştırma yapmaya yönlendirmişlerdi.

Evet, bugün sıra Konak Belediye Meclisi‘ne geldi. Bu kez de Konak Belediye Meclisi‘ni masaya yatırarak analiz etmeye, değerlendirmeler yapmaya ve öneriler geliştirmeye çalışacağım. Hem de sadece üye yapısıyla değil; belediyenin 2009’dan bu yana geçirdiği kurumsal değişim belediye şirketleri ve şirket yönetimleri ile belediye meclisi arasındaki siyasi ilişkileri dikkate alarak…

Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu ile çevresindeki meclis üyeleri, danışmanları ve müdürleri geçtiğimiz haftalarda paylaştığımız Konak ilçesi ile ilgili değerlendirme ve önerilerimize henüz olumlu ya da olumsuz bir tepki vermemiş olsalar bile…

Konak Belediyesi, 24 Haziran 2024 tarihinde yazdığım “Konak ilçesinin en büyük sorunu: nüfusun sürekli azalıp yaşlanması” başlıklı yazımda da belirttiğim gibi; Konak ve Karabağlar şeklinde ikiye bölündüğü 2009 yılından bu yana, İzmir‘in diğer 29 ilçesindeki nüfus artışından farklı olarak düzenli olarak nüfus kaybeden ve genç nüfusunu yitip yaşlanan bir ilçe. 2009 yılında 411.112 olan nüfusunu, aradan geçen 15 yılın sonunda; yani 2023 yılında, %20,38 oranındaki nüfus azalışı ile 327.300 düzeyine düşüren, bu nedenle de genç nüfusun getireceği enerji ve dinamizmden yoksun olan bir ilçe…

Aynı zamanda 2017 yılında Kalkınma Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması (SEGE)’nde Türkiye‘nin en gelişmiş 6. ilçesi olduğu halde, 2022 yılında yapılan düzenlenen sıralamada 11. sıraya gerileyen, bu nedenle de sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi açısından tehlike çanlarının çaldığı, Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgeleri itibariyle kentsel çöküşün hızla ilerlediği ve sanki bunun çaresiymiş gibi sunulan neoliberal “soylulaştırma” girişimlerinin başlayıp sonuçsuz kaldığı bir ilçe…

Konak ilçesi ayrıca son dört belediye başkanlığı seçimi itibariyle Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)‘nin 2009’da %56,2, 2014’te %46,0, 2019’da %63,21, 2024’te %52,8), Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)‘nin 2009’da %25,9, 2014’de %30,93, 2019’da %33,50, 2024’de %31,86 oranında, DTP-HDP-DEM‘in 2009’da %7,37, 2014’de %5,97, 2024’de %6,51 oranında oy aldığı bir ilçe…

2009 yılından bu yana nüfusun devamlı azalıp yaşlanması sorunu ile boğuşan ve bu nedenle TARKEM gibi soylulaştırma saldırılarının hedefi haline gelen Konak ilçe belediyesi ise, 2010 yılından bu yana hazırladığı beş yıllık stratejik planlarda ilçenin bu tür sorun ve ihtiyaçlarını belirleyip bunlardan hareketle gerçekçi amaç ve hedefler belirlemek yerine, daha çok kurum içi sorun ve ihtiyaçları dikkate almakta; adeta ilçenin yaşadığı sorunları halının altına saklamakta. Ayrıca son iki hizmet döneminde, Konak belediye başkanının rakibi, sanki İzmir büyükşehir belediye başkanıymış gibi hasmane bir tutumla anlamsız bir çekişme içinde, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile işbirliği yapmanın getireceği faydalardan yararlanmamakta…  

Konak Belediye Meclisi üyeleri, 2024-2029.

Gelelim 31 Mart 2024 tarihli yerel seçimler sonrasında oluşan Konak Belediye Meclisi’nin yapısal analizine…

2023 yılı faaliyet raporu verilerine göre 1 belediye başkanı, 5 belediye başkan yardımcısı, 34 müdürün yönetiminde 507 memur, 32 işçi, 5 sözleşmeli personel, 1.455 şirket işçisi olmak üzere toplam 2.004 kişinin çalıştığı Konak Belediyesi’nin toplam 37 adet meclis üyesi bulunuyor.

Konak Belediyesi‘nin 2009-2023 dönemi faaliyet raporlarına baktığımızda; nüfusu sürekli olan azalan ilçedeki toplam belediye personeli (memur, işçi ve sözleşmeli personel) sayısı 2009 yılında 627 iken, buna şirketlerde çalışan personelin dahil edilmesi suretiyle 2010’da 1.250’ye, 2011’de 1.248’e, 2012’de 1.275’e, 2013’de 1.314’e, 2014’te 1.348’e, 2015’de 1.343’e, 2016’da 1.334’e, 2017’de 1.364’e, 2018’de 2.068’e, 2019’da 1.970’e, 2020’de 1.955’e, 2021’de 1.951’e, 2022’de 1.965’e ve son olarak 2023 yılında 2010 yılına göre % 59,92 oranında artarak 1.999’a yükseldiği; böylelikle yeni belediye başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu‘nun başkanlık koltuğuna oturduğu günlerde, belediyeyi aynı partiden gelen CHP’li bir belediye başkanından devir almış olsa da, “borç içinde bir belediyeyiz. Bunu söylemekten hiç yüksünmüyorum. Gerekirse pankart da asacağım. Çünkü ben bugüne kadar, çok uzun süre yöneticilik yapmış biri olarak, bir gün bile maaşları geciktirmedim. Bununla da övünen bir insandım. Beni hala maaşların üçüncü günü olup işçilere ödeyemeyen konumuna koyanlara da teessüfümü bildiriyorum. Bu çok ayıp bir şey.” şeklindeki feryadına neden olan aşırı personel sayısından kaynaklanan giderlerin belediyeye büyük bir yük getirdiği anlaşılmaktadır. Tabii ki izleyen günlerde o pankartın belediye binasına asılmadığını da hatırlayarak…

Konak Belediyesi‘nin 2009-2023 tarihleri arasındaki 15 yıl içindeki kesinleşen gelir ve gider bütçelerini gösteren aşağıdaki tabloya baktığımızda ise;

Üç belediye başkanının hizmet dönemine isabet eden 2009-2023 döneminde belediyenin gelir ve giderleri nominal olarak artıyor gibi gözükse de, Amerikan Doları‘nın yıllık döviz satış ortalamalarını dikkate alarak yaptığımız hesaplamalarda, belediye müdürlükleri ve personel sayısı devamlı artarken belediye gelirleriyle giderlerinin gerçek anlamda yarı yarıya azaldığını görürüz. Bu ise yarı yarıya azalmış belediye harcamaları nedeniyle Konak ilçesindeki yaşam kalitesinin belirtilen süre içinde yarı yarıya azaldığını, nüfus azalması ve yaşlanması dışında daha az miktarda belediye hizmeti almanın Konak ilçesinin 3. büyük ve öncelikli sorunu olduğunu gösterir.

31 Mart 2024 tarihli yerel seçimler sonucunda oluşan 37 kişilik Konak Belediye Meclisi’nin 26 (%70,27) üyesi CHP’li, 9 (%24,33) üyesi AKP’li, 2 (%5,40) üyesi de MHP’lidir.

Bu sayı ve oranların, AKP ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı dikkate alındığında, aynen Sema Pekdaş’ın belediye başkanı seçildiği 2014 seçimleri sonrasında ortaya çıkan tabloyla eşdeğer olduğunu, 2019 seçimleriyle ortaya çıkan belediye meclisinde ise CHP’nin 1 üye eksiği ile 25 (%67,57) üye düzeyine düştüğünü, AKP ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın yine aynı sayı ve oranı koruduğunu, CHP’deki düşüşe neden olan 1 (%2,70) adet İyi Partili meclis üyesinin bir süre sonra partisinden istifa ederek bağımsız kaldığını görürüz. 

Ayrıca CHP’den Hamit Mumcu ile AKP’den Hakan Yıldız’ın iki, CHP’den Abdullah Siyahkoç ile Birol Özkardeşler’in, AKP’den Emrah Erol ve İsmail Özen’in, MHP’den de Ali Peynirci’nin bir kez olmak üzere daha önceki hizmet dönemlerinde meclis üyeliği yapması nedeniyle meclis kariyeri en fazla olan üyelerin CHP’li Hamit Mumcu ile AKP’li Hakan Yıldız olduğu söylenebilir.

Konak Belediye Meclisi’nin CHP’li üyeleri arasında dikkati çeken diğer bir husus ise, daha önceki hizmet dönemlerinde AKP’li olarak görev yapan Abdullah Siyahkoç’un bu kez CHP’den üye olması; ayrıca, CHP grubu içinde, açık bir şekilde ifade edilmese de, seçimlerde fiili desteği alınan HDP/DEM’in temsilcisi olan meclis üyelerinin yer almasıdır.

Ayrıca, 2024 seçimleri sonrasında belediye başkanı olan mimar Nilüfer Çınarlı Mutlu’nun, meclis üyesi adaylarının belirlenmesi sürecinde belediye başkan adayı olarak, Konak ilçesinden ya da İzmir’in diğer ilçelerinden aday adayı olanlar itibariyle, TMMOB üyesi mimar, mühendis ve şehir plancısı olanları bir araya getirip kendi çevresinde toplamak için özel bir çaba gösterdiğini ifade etmeden geçmek istemem…

Güzelbahçe’de belediye başkan aday adayı olan yüksek mimar Aras Kaynarca’nın, ikamet ettiği Gaziemir’de adaylık başvurusu yapan İlhan Yaman’ın, bir zamanlar TMMOB Makine Mühendisleri Odası İzmir Şubesi sekreteri olan Kazım Umdular’ın, Dikili belediye başkan aday adayı şehir plancısı Saygın İkiz’in Konak Belediye Meclisi’nde bir araya getirilip hem meclis komisyonlarında hem de İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi itibariyle stratejik görevlere getirilmiş olması bu durumun en somut örnekleri olarak değerlendirilebilir.

Kadın meclis üyelerinin dağılımı 2014 ve 2019 meclislerinde %21,63 (8 kadın üye) oranında iken 2024 meclisinde %18,92 (7 kadın üye) düzeyine gerilemiş durumda. Kadın meclis üyelerini siyasi partiler itibariyle incelediğimizde ise;

CHP’de 2014’te %26,93 (7 kadın üye) olan oranın 2019’da %16,00’ya (4 kadın üye) düşüp 2024’te %23,08’e (6 kadın üye) yükselmekle birlikte 2014’teki orana ulaşılamadığını,

AKP’de 2014’te %9,09 ( 1 kadın üye) oranında iken 2019’da %25,00’e (2 kadın üye) yükseldiğini, 2024’te de %11,12’e ( 1 kadın üye) düştüğünü görürüz.

Mevcut belediye başkanı ile kadın meclis üyelerinin kişisel özellikleri beklenenden fazla olmakla birlikte; eşitlik olgusunu ortaya koyan en önemli göstergelerden biri de sayısal anlamdaki eşitlik olduğu için kadın üyelerin hem 37 kişilik belediye meclisi, hem de siyasi partiler içindeki sayısını gösteren bu rakamlardan da anlaşılacağı üzere; Konak Belediye Başkanı ve diğer kadın üyeler eğitimli, bilgili ve deneyimli olsa da sayısal yetersizlikleri nedeniyle, “Konak Belediye Meclisi’nde kadının adı yoktur!

CHP Konak İlçe Başkanlığı’ndan temin ettiğimiz verilere göre, CHP’li 26 meclis üyesinin yaş aralığı 65-27, ortalaması ise 48 olup, AKP’li ve MHP’li üyelere ait verileri temin edemediğimiz için hem yaş aralığı hem de ortalaması konusunda bir bilgi edinmemiz mümkün olmamıştır.

Yine aynı şekilde, sadece 15 CHP’li meclis üyesinin doğum yerlerini öğrenip geriye kalan 11 CHP’li, 9 AKP’li ve 2 MHP’li meclis üyesinin doğum yeri bilgisine ulaşamadığım için doğum yeri bilgisine ulaşabildiğim 15 CHP’li üyeden 5’inin İzmir, 4’ünün Mardin doğumlu olduğunu, Denizli, Iğdır, Ağrı, Malatya, Kars ve Manisa’da doğan birer üyenin de, geriye kalan 6 meclis üyesini oluşturduğu; böylelikle, İzmir’de doğan meclis üyelerinin, doğum yerini belirten 15 CHP’li üye arasında % 33 oranı ile azınlıkta kaldığı belirlenmiştir.

Konak Belediyesi’ne ait İnternet sayfasının meclis üyeleri ile ilgili bölümünde üyelerin sadece fotoğraf ve isimlerine yer verildiği için, tüm meclis üyelerinin eğitim düzeyi ve meslekleri ile ilgili bilgilere Yüksek Seçim Kurulu (YSK)’nun Resmi Gazete’de yayınlanan kesin aday listelerinden öğrenmeye çalıştık.

Bu çalışma sonucunda da,

26 CHP’li belediye meclis üyesinden 1 (%3,85)’inin ilkokul, 1 (%3,85)’inin ortaokul, 5 (% 19,22)’inin lise, 2 (% 7,68)’ünün ön lisans, 15 (% 57,70)’inin üniversite, 1 (%3,85)’inin yüksek lisans, 1(%3,85)’inin doktora düzeyinde;

9 AKP’li belediye meclis üyesinden 3 (%33,34)’ünün orta, 6 (%66,66)’sinin yüksek öğrenim düzeyinde;

2 MHP’li belediye meclis üyesinden 1 (%50)’inin orta, 1 (%50)’inin yüksek öğrenim düzeyinde olduğu belirlenmiştir.

TMMOB kökenli mimar, peyzaj mimarı, mühendis ve şehir plancılarının6 üye ve % 16,22 oranı ile ağırlıklı olduğu Konak Belediye Meclisi üyelerinin meslekleri ile ilgili bilgi kaynaklarına baktığımızda;

CHP’li 26 belediye meclisi üyesinden 4’ünün eğitimci-öğretmen-eğitim danışmanı, 3’ünün mimar, 2’şer üyenin mimar, avukat, iş insanı, sanatçı ve emekli, 1’er üyenin de tekstil, halkla ilişkiler, esnaf, biyolog, yönetici, inşaat teknikeri, şehir plancısı, müteahhit ve işçi olarak bildirimde bulunduğu,

AKP’li 9 belediye meclisi üyesinden 2’sinin eczacı, 2’sinin muhasebeci, 1’er meclis üyesinin de eczacı, ustabaşı, işletmeci, iş insanı ve müteahhit olarak bildirimde bulunduğu,

MHP’li 2 belediye meclisinin esnaf olduğu belirlenmiştir.

Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu‘nun meclis üyesi adaylarının belirlendiği süreçte, mesleki olarak kendisine yakın olup her biri TMMOB üyesi mimar, peyzaj mimarı, mühendis ve şehir plancılarıyla “Başkan’ın ekibi” denilebilecek bir grup oluşturduğu ve bu grup üyelerini hem Konak Belediyesi ile meclisindeki stratejik önemi yüksek görev ve komisyonlara yerleştirdiği, hem de İzmir Büyükşehir Belediyesi‘ne “kontenjan” meclis üyesi olarak gönderdiği anlaşılmaktadır.

Bir dönem TMMOB Makine Mühendisleri Odası İzmir Şubesi başkanlığını yapıp adeta her seçimde milletvekili adayı olarak öne çıkan ve Nilüfer Çınarlı Mutlu‘nun TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şubesi sekreteri olduğu dönemde Mimarlar Odası İzmir Şubesi‘nin basın danışmanı olarak çalışan İzmir Gazeteciler Cemiyeti başkanı gazeteci Dilek Gappi‘nin eşi Kazım Umdular‘ın “kontenjan” statüsüyle İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi üyesi; ayrıca, Konak Belediye Meclisi 1. başkan vekili yapılması, Güzelbahçe‘den getirilen Y. Mimar Aras Kaynarca‘nın belediye encümeni üyeliği ile imar, dirençli kentler ve kentsel yenileme komisyonu üyeliği yanı sıra Tarihi Kentler Birliği temsilcisi, “kontenjan” statülü mimar Mert Uslu‘nun imar komisyonu üyeliğiyle Tarihi Kentler Birliği temsilcisi, belediye başkan aday adayı olduğu Dikili‘den alınıp getirilen yüksek şehir plancısı Saygın İkiz‘in imar, plan ve bütçe, dirençli kentler komisyonuyla kentsel yenileme komisyonunun üyesi yapılması, bu düzenlemenin en iyi ve somut örnekleri olarak gösterilebilir.

Ayrıca “kontenjan” üyesi olarak belirlenen ve İzmir‘deki “Mardinliler” grubunun temsilcisi olarak bilinen meclis üyesi İlhan Yaman‘ın, Cenevre Liderlik ve Kamu Politikası Enstitüsü (GILPP) ile Birleşmiş Milletler Eğitim ve Araştırma Enstitüsü (UNITAR) tarafından 4-6 Haziran tarihleri arasında İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlenen “Şehirleşme Dünyasında İyi Yönetim: Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Değere Dayalı Liderlik” temasıyla bu yıl 15ncisi düzenlenen konferansa Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu ve eşi ile birlikte katılması, bu konu ile ilgili notların arasına dikkatle yazılması gereken önemli bir ayrıntıdır.

Konak Belediye Meclisi üyeleri arasındaki diğer ilginç bir üye de, CHP Genel Başkanı Özgür Özel‘in memleketlisi olup “Abi” diye hitap ettiği Manisa, Selendi doğumlu Alaaddin Kurt‘tur. Alaaddin Kurt 2024 seçimlerine Konak belediye başkan aday adayı olarak katılıp aday yapılmamış olsa da, bu siyasi yakınlığın mükafatını, geçtiğimiz hafta içinde yapılan İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında, genel sekreter kadar maaş almak koşuluyla, hiç de deneyimli olmadığı “halkla ilişkiler” konusunda İzmir Büyükşehir Belediyesi başkan danışmanı yapılarak almıştır. Hem de 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu‘nun 20. maddesinde, danışmanlara büyükşehir belediyesi genel sekreterine ödenen brüt aylık miktarının % 75’ini aşmamak üzere belediye meclisinin belirlediği miktarda brüt ücret ödeneceği belirtildiği halde, genel başkan korkusundan kaynaklanan % 25’lik bir artışla genel sekreter kadar ücret ödenmesine karar verilerek… Hem de bu tür görevlendirme ve ödemeler için AKP’ye yönelttikleri eleştirileri unuturcasına…

Sonuç olarak;

1) Karşımızdaki belediye meclisinin çoğunluğunu siyasi anlamda CHP’li üyeler oluştursa bile; CHP‘nin, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM)‘ne tanıdığı kontenjan çerçevesinde, belediye meclisinde CHP, AKP ve MHP dışında DEM temsilcilerinin de bulunduğu söylenebilir.  

2) Belediye başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu‘nun, seçim kampanyası döneminde işbirliği yapıp yardım istediği İyi Parti’li isimleri belediye meclisine taşımasa bile, belediye ve belediye şirketlerinin yönetimine taşıdığı görülmektedir.

3) Konak Belediye Meclisi‘ndeki kadın üyelerinin oranı % 50-%50 ideal dengesinden çok uzak bir durumdadır. Belediye başkanının kadın olması bile “Kadın’ın adı yok!” durumunu değiştirmeye yetmemektedir.

4) TMMOB kökenli mimar, peyzaj mimarı, mühendis ve şehir plancıları, Güzelbahçe ve Dikili gibi yerlerden toplanarak hem kontenjan meclis üyesi yapılmış, hem de meclis komisyonlarında stratejik yerlere yerleştirilmiştir.

5) Mecliste, Sema Pekdaş‘ın belediye başkanlığı döneminde adından çok söz edilen “Yalı Grubu” üyeleri varlıklarını korumakta olup bu üyelerin, mazbata töreni dışındaki kargaşa dışında, önümüzdeki dönemde nasıl bir performans sergileyecekleri henüz belli değildir.

6) Konak Belediye Meclisi’ndeki mimar, peyzaj mimarı, mühendis, şehir plancısı ve avukat gibi beyaz yakalı meslek mensuplarının % % 21,63 oranında bir ağırlığa sahip olması, bu grubun hem mecliste hem de komisyonlarda alınacak karar ve uygulamalarda daha etkin olduğunu olduğunu göstermektedir.

7) Konak Belediye Meclisi üyeleri arasında üniversite/yüksek öğretim, yüksek lisans ve doktora düzeyinde eğitimi almış olanlar % 64,87 gibi büyük bir orana sahip olmakla birlikte; asıl olarak, CHP ve AKP’li üyeler arasında birinin diğerine üstünlüğünü sağlayacak belirgin bir farkın olmadığı anlaşılmıştır.

8) Konak Belediyesi‘nin karar ve uygulama süreçlerinde, halkın temsilcisi olan meclis üyelerinin daha doğru ve yerinde kararlar alıp belediyenin kurumsal itibarına katkıda bulunmaları amacıyla, halkın temsilcisi olarak seçilen meclis üyelerinin, -aynen belediye başkanına yapıldığı gibi- halkla daha sağlıklı ilişkiler kurması için çalışmalar yapılması, belediyeye ait İnternet sayfasındaki ilgili bölüme fotoğraflarıyla isim ve partilerini yazmak dışında doğdukları yer, yıl, eğitim düzeyi, mesleği ve ilgi alanları gibi bilgilerle siyasi, toplumsal ve kültürel geçmişlerini ortaya koyan kişisel bilgilerin; ayrıca, hemşerilerin kendilerine nasıl ulaşılacağını gösteren telefon numaralarıyla e-posta adreslerinin yazılması “daha iyi bir yerel demokrasi” adına yerinde ve doğru olacaktır.

Konak Belediyesi şirketlerini ve o şirketlerin yönetimindeki ilginç değişimleri ele alıp değerlendirmeler yapacağım önümüzdeki haftaki yazımda buluşmak üzere…

Adaylar, vaatler, projeler ve danışmanlar…

Ali Rıza Avcan

31 Mart 2024 tarihinde yapılacak yerel seçimlere tamı tamamına 20 gün kaldı… İnternet gazeteleriyle sosyal medyadan aldığımız haberlere göre partilerin gösterdiği adaylarla bağımsız adaylar kendilerince önemli olan kişi ve kurumlarla görüşüyor, verdikleri sözler, vaatler, projeler ise havalarda uçuşuyor…

Yüksek Seçim Kurulu’nun 3 Mart 2024 tarihinde duyurduğu kesinleşmiş aday listelerine göre 31 Mart 2024 tarihinde İzmir’de yapılacak yerel seçimde ;

1. 21 siyasi partinin aday gösterdiği aday ile 6 bağımsız adaydan oluşan toplam 27 büyükşehir belediye başkan adayı,

2. 22 siyasi partinin aday gösterdiği 511 partili aday ile 27 bağımsız adaydan oluşan toplam 538 ilçe belediye başkan adayı ve

3. 28 siyasi partinin aday gösterdiği 6.319 partili aday ile 14 bağımsız adaydan oluşan toplam 6,.333 adet asil, yedek ve kontenjan belediye meclisi üye adayı;

Toplam olarak 6.898 aday aday seçilip başkanlık ve meclis üyeliği koltuklarına oturabilmek amacıyla birbirleriyle yarışacaklar.

Şu ana kadar gözlemleyebildiğim kadarıyla adayların bir kısmı çevrelerindeki geniş ekiplerle oldukça profesyonel yöntemlerle çalışıyor, bir kısmı babadan, dededen gördüklerini uyguluyor, geriye kalan kısmı ise adeta kendini ve yapacaklarını kimselere duyurmak istemezcesine sessiz sedasız çalışıyor…

Geçtiğimiz günlerde iki gün Çiğli Balatçık‘taki Katip Çelebi Üniversitesi‘ne gidip gelmek amacıyla bindiğim otobüs, tramvay ve İZBAN‘dan gördüğüm kadarıyla; ayrıca bundan bir iki gün sonra bir dostumu ziyaret edip sohbet etmek amacıyla Balçova, Narlıdere ve Güzelbahçe üzerinden dolmuşla Urla‘ya gittiğimde 20 gün sonra yapılacak bu seçimin sanki sadece Çiğli ve Narlıdere‘de yapılacağı gibi bir manzarayla karşılaştım. Kentin merkezinde, Karşıyaka‘da, Konak‘ta ve hatta Balçova ve Güzelbahçe‘de ortada kimseler gözükmezken yoğun iç göç nedeniyle büyüyen Çiğli ve Narlıdere‘de, sanırım aday ve parti bolluğu ile etnik ve dinsel kimlik zenginliğinden kaynaklanan bir heyecan, bir enerji ile ortalığın, bulvar, cadde ve sokakların afiş, pankart, billboard gibi reklam malzemeleriyle donatıldığına, hoparlörlü araçların bir aşağı, bir yukarı dolandığına tanık oldum.

Gelelim İzmir‘deki belediye başkan adaylarının hazırlayıp kendilerine ait İnternet siteleri eliyle duyurdukları seçim bildirge ve projelerinden ulaşabildiklerime dair değerlendirmelerime:

CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay‘ın yerel seçimlerdeki adaylığı için hazırlattığı www.cemiltugay.com isimli İnternet sayfasındaki “Projeler” bölümü, uzun bir süre boş kalmakla birlikte en nihayetinde seçime 25-24 gün kala 5 ve 6 Mart 2024 tarihlerinde düzenlenerek 49 ayrı proje ile ilgili bilgi ve görseller yerleştirilmiş vaziyette. Tabii ki Cem Tugay‘ın daha önce “uçuk proje” olarak dile getirdiği “Şehir Hastanesi Monorayı” ya da İzmir Ticaret Odası‘na ikram ettiği “Konak Pier-Pasaport Marinası” gibi projeler bunların dışında bırakılarak…

AKP İzmir büyükşehir belediye başkan adayı Hamza Dağ‘ın, 19 Şubat 2024 tarihinde yazdığım “AKP adayı Hamza Dağ’ın vaat ettikleri ve etmedikleri” başlıklı yazımda da belirttiğim gibi, www.avhamzadag.com isimli İnternet sayfasındaki 11 ana başlık altında toplanan 53 proje görseline daha sonraki bir tarihte “Tarım ve Hayvancılık” başlığı altında 17 görsel daha eklenmiş durumda.

CHP Konak belediye başkan adayı Nilüfer Çınarlı Mutlu‘nun 9 Mart 2024 tarihinde incelediğim www.nilufercinarlimutlu.com isimli İnternet sayfasında ise 14 ana başlık altında 15 sayfadan oluşan bir seçim bildirgesinin yer aldığı, her bir ana başlık altında çok fazla sayıda amaç, hedef ve vaadin yer aldığı, bu seçim bildirgesinin PDF formatında indirilebildiği görülmekte.

İnternette yaptığım taramalar sırasında, CHP Karabağlar belediye başkan adayı Helil Kınay‘a ait www.helilkinay.com isimli İnternet sayfasının halen yapım aşamasında olduğunu, CHP İzmir Büyükşehir, Konak ve Karşıyaka belediye başkan adaylarının cadde ve sokaklarda dağıtılan broşürlerinde kendileri ile ilgili bilgi ve projelere ulaşabileceğimiz İnternet adreslerinin belirtilmediğini, adayların basınla iletişimlerini sağlayan sorumluların, Gmail‘de üyesi olduğum “İzmir Basın Grubu” üzerinden bugüne kadar gönderdikleri mesajlarda bu konuda bilgi vermediklerini, CHP‘nin diğer ilçe başkan adaylarına ait İnternet adreslerini bütün aramalarıma rağmen bulamadığımı, o nedenle de değerlendirmelerimi AKP ve CHP‘nin büyükşehir belediye başkan adayları ile CHP‘nin Konak belediye başkan adayının İnternet sayfalarındaki bilgiler üzerinden yapabildiğimi ifade etmek isterim.

Bu şekilde, seçim bildirgesi ve projelerine ulaşamadığım diğer adaylara da bir haksızlık yapmamak adına, bu yazımı okuyan adaylarla taraftarlarının bana bu konuda bilgi verip yaptıkları vaatler, verdikleri söz ve projeler ve seçim bildirgeleri ile ilgili linkleri göndermelerini beklerim.

Örnek olarak aldığım bu üç belediye başkanının seçim bildirgeleri ile projelerini incelediğimde ise karşıma şu ortak eksiklik ve yanlışlıkların çıktığını görüyorum:

AKP adayı Hamza Dağ haricindeki CHP‘li diğer iki adayın selefi; yani, bir önceki belediye başkanları CHP‘li olduğu halde kendilerinin eski başkanlardan ve onların yönetimlerinden farkı ortaya koymamakta, eski başkanların neleri yapıp neleri yapmadıkları ya da hangi konularda başarılı olup hangi konularda başarısız olduklarını belirtmemekte. Evet, bu durum biraz da, “aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık” benzeri bir durumu ortaya koyuyor; ama, hem parti içinde, hem de kent ve ülke düzleminde demokrasinin gelişip güçlenmesi için tercih edilenle edilmeyen arasındaki farkın bilinip açıkça konuşulup tartışılması gerekir. CHP Genel Merkezi tarafından yapılan anket sonuçlarına göre halkın teveccüh göstermeyişi nedeniyle tercih edilmeyen eski başkanların neden yeniden aday gösterilmediği, halkın onları neden tercih etmediği tüm açıklığıyla ortaya konulmalı, yeni adaylara yol açmak ve rehber olmak amacıyla eski dönemin artı ve eksileri gösterilerek özeleştirisi yapılmalıdır. Bu bağlamda, tercih edilen bu yeni adayların eski başkanlardan farklı olarak, onların eksiğini ya da yanlışını gidermek amacıyla ne yapacakları, mevcut yaraya nasıl merhem olacakları ortaya konulmalı, “kol kırılır, yen içinde kalır” anlayışıyla hareket edilmemelidir.

İlk kez eski belediye başkanları tarafından başlatılıp halen devam etmekte olan birçok hizmet, sanki bugüne kadar yapılmıyormuş da, bu yeni adayların belediye başkanı olması durumunda başlatılacakmış gibi vaatler sıralanmakta, bu hizmetlerin halen devam ediyor olması dikkate alınmamaktadır. “İş olsun, torba dolsun” mantığıyla ortaya konulan bu duruma, AKP adayı Hamza Dağ‘ın projeleri de dahil olup belediyenin imkanları ile başlatılıp sürdürülen birçok hizmet, eski döneme haksızlık yaparcasına yeni dönemin seçim bildirge, proje ve vaatlerine dahil edilmektedir.

Anlaşılan o ki, hiçbir belediye başkan adayı devralacağı belediyenin mali durumunu ve özellikle belediye şirketlerinin dibe vurmuş halini, mevcut borçları, belediye ve şirketlerinin elindeki gayrimenkullerle bunların sayısını, dağılımını ve hangilerinin ipotek altında olduğunu, belediyenin kurumsal yapılanmasındaki hasar ve aksaklıkları, çalışanların kalite düzeyini ve aralarındaki gruplaşma ve güç mücadelelerini, eldeki teknik olanakları, stratejik plan, performans programı ve faaliyet raporu gibi resmi belgelere yansıtılmayan ya da değişik manipülasyonlarla gizlenip saklanan problemleri bilmemekte, sanki o belediyeyi sıfırdan devralacakmış gibi bir tavır sergilemektedir. Özgeçmişlerini, seçim bildirgelerini yazıp projelerini hazırlayan ve çoğu gazetecilerden oluşan danışmanlar ekibi ise bu tür konulardan bihaber insanlardan oluşmaktadır. Tercih edilmeyip çöp kutusuna atılan belediye başkanı ve onun adamları da gelene küçük sürprizler hazırlamak niyetiyle bu tür önemli bilgileri adaydan ve onun danışmanlarından kaçırıp yeni belediye başkanına tuzak kurmakla meşguller.

İşte o nedenle, seçilen bir belediye başkanının koltuğa oturur oturmaz yaptığı ilk iş, hesap işlerinden sorumlu genel sekreter yardımcısını, daire başkanını ya da şube müdürünü yanına çağırarak onlardan aldığı bilgileri güvendiği bir adamına doğrulatmak şeklinde olmaktadır. Tabii ki bu doğrulatma sonucunda henüz koltuğunu ısıtamamış belediye başkanlarının yaşadığı travmaları da dikkate almak suretiyle…

Bu bilgilere sahip olmayan belediye başkan adayları, aynen İZDENİZ‘in içinde bulunduğu içler acısı durumdan haberdar olmayıp bize körfezde çalışacak deniz taksilerini vaat eden CHP adayı Cemil Tugay gibi “olmayacak duaya amin dercesine” vaatlerde bulunurlar ve hepimizin önünde güllük gülistanlık pembe bir tablo çizmeye çalışırlar. Ta ki, koltuğa oturup gerçek durumu öğrenene kadar… Hem de kendisi, Karşıyaka Belediyesi eski başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar‘dan devraldığı mali tablo nedeniyle ilk travmayı 2019 yılında yaşayan “deneyimli” biri olduğu halde…

Tüm adayların bir belediyenin mevcut anayasa ve kanunlara göre yapamayacağı işler için vaatte bulunduğuna tanık oluyoruz. AKP adayının Karayolları Genel Müdürlüğü‘nün görev alanına giren “İzmir Körfez Geçiş Projesi“ni ya da aynı kuruma karayollarında çalışmalar yapacakmış gibi vaatlerde bulunması, CHP adayı Cemil Tugay‘ın da İzmir Körfezi kıyısında iskele ve marina yapma görevi Ulaştırma Bakanlığı‘na, okul kantinlerini işletme ya da işlettirme görevi Milli Eğitim Bakanlığı‘na, semt pazarları kurma ve işletme görevi ilçe belediyelerine ait olduğu halde bu konularda vaatlerde bulunması bu durumun en iyi örnekleridir.

Belediyelerin görev, yetki ve sorumlulukları Anayasa ve kanunlarla belirlenip bunun dışında hizmet yapmaları hukuki anlamda mümkün olmadığı için, yapılması ve işletilmesi başka kamu kurumlarına ait görevlerin üstlenilmesi doğrudan doğruya kamuoyunun ve seçmenin yanıltılmasından ya da yalan söylemekten başka bir şey değildir.

Bir belediye başkanının beş yıllık hizmet süresi içinde belediyelere verilen tüm görev, yetki ve sorumlulukları en üst düzeyde yerine getirip başarılı olması belediyelerin sahip olduğu mali, teknolojik ve insan kaynağı itibariyle mümkün olmadığına göre; yerleşimin mevcut sorunlarıyla halkın talep ve beklentilerine önem ve öncelik verilerek vaatlerde bulunulması, seçim bildirge, program ve vaatlerinin; hatta seçim sonrasında hazırlanacak olan stratejik planların da önem ve öncelikler verilecek konular üzerinden dile getirilmesi mantığın ve bilimin gereğidir. O anlamda, her bir belediye başkanının çağdaş stratejik yönetim ve planlama anlayışı çerçevesinde kendi farkını ortaya koyacak şekilde önem ve öncelik verdiği hizmetleri ön plana çıkararak vaatlerde bulunması, bunlara ilişkin projeler hazırlaması gerekmektedir.

Şu son günlerde, bağlı olduğu belediye başkanının çöpe atılması nedeniyle 1 Nisan sonrasında işsiz kalması muhtemel bir takım kişilerin kendilerine verdikleri değişik ad ve unvanlar altında başkan adaylarının çevresine doluştuğuna veya “toplumcu belediyecilik“, “İzmir’in belediyecilik geçmişinin muhasebesi” ya da “ekolojik kentler, yerelden ve yerinden yönetim” gibi adlar altında organizasyonlar yaparak, kendi kendilerine bildiriler hazırlayarak kendilerini, arkadaşlarını ya da mensup oldukları grubu ön plana çıkarıp parlatmaya çalıştıklarına tanık oluyoruz. Hatta geçtiğimiz dönemde belediye başkanlarının çevresine doluşmuş olan kişilerin bu kişi ve gruplarla işbirliği içinde bir gün içinde “kral öldü, yaşasın yeni kral” diyerek saf değiştirdiklerini görüyoruz.

İşte tam da bu nedenle yeni belediye başkan adaylarının, her seçim öncesi ve sonrasında ortaya çıkan bu danışman, uzman, yönetim kurulu üyesi piyasasının herhangi bir bilgi, birikim ve tecrübeye sahip olmadan yeni başarısız başkanlar yaratmak amacıyla yürüttüğü çalışmalardan uzak durması gerektiğine inanıyorum.

Bu düşüncem nedeniyle, her zaman olduğu gibi bundan kendime bir pay çıkaracağımı iddia ederek bel altından vurmak isteyenlere de, lisans, yüksek lisans ve doktora çalışmalarını ülkemizin değerli bilim insanlarının rehberliğinde kent, kentleşme, yerel yönetimler üzerine yapmış, 1979’dan bu yana bu alanda ve farklı cephelerde fiilen çalışıp mücadele etmiş biri olarak bu yeni dönemde, sahip olduğum ilke ve değerler nedeniyle anti-demokratik yöntemlerle seçilmiş ve bunu içine sindirmiş hiçbir belediye başkanına yardımcı olmayacağımı, hiçbiriyle gönüllü ya da profesyonel düzlemde bağlantı kurmayacağımı ifade ediyor; şayet benim yaptığım araştırma ve analizlerden yararlanmak isteyen bir belediye başkanı çıkarsa, onların da yazdıklarımı ve bundan böyle yazacaklarımı okumalarının yeterli olacağını düşünüyorum.

2019 seçimlerinde Tunç Soyer‘in projelerini dinleyen herkes bu projelerde hep Seferihisar‘dan izler yakalıyor ve 40.000 nüfusa sahip küçük bir ilçeden gelen belediye başkanının İzmir‘e hitap eden proje hazırlamakta yetersiz olduğunu söylüyordu. Şimdi yine buna benzer bir durum yaşanıyor ve 2019-2024 döneminde Karşıyaka belediye başkanı olan Cemil Tugay‘ın İzmir‘in bütünü için hazırladığı 49 projede yoğun bir şekilde Karşıyaka‘nın ağırlığı hissediliyor.

İzmir için hazırlandığı söylenen 49 projeden 6’sı (“Mavişehir Opera Binası”, “Karşıyaka İskelesi ve Çevresi Yeniden Düzenlenecek”, “Karşıyaka Çiğli Tramvayı İZBAN’a bağlanacak””Örnekköy Tramvayı”, “Karşıyaka Stadı”, “Deniz Taksiler Faaliyet Geçecek”) aynı şahsın 2019 yılında Karşıyaka için dile getirip yerine getirmediği projeler arasında yer almakta ya da Karşıyaka için hazırlanmış projeler olmakla birlikte; İzmir Ulaşım Master Planı‘nda yer alan “Karabağlar-Gaziemir Metrosu“ndan söz edilirken aynı planda yer alan “Halkapınar-Kemalpaşa Merkez Hattı“nın dile getirilmemesi ya da Aliağa, Bergama, Torbalı ve Urla gibi diğer ilçelerde yapılacak tek bir projeden söz edilmemesi, bu yeni belediye başkan adayının halen Karşıyaka boyutunda düşündüğünü, kafasındaki İzmir olgusunun Karşıyaka merkezli olduğunu ve bu nedenle yeni hizmet döneminde Karşıyaka‘dan yana bir tutum geliştireceğini göstermektedir.

Sonuç olarak;

İzmir‘de, kendilerine sorulmadan, adeta partileri tarafından atanan adaylarla karşı karşıya kalan seçmeni;

1) İzmir‘in sorun ve ihtiyaçları yerine sağdan sola gördüklerini taklit eden ya da “sürdürülebilirlik“, “ortak akıl“, “çevre dostu“, “katılımcılık” gibi moda olan sözcükleri arka arkaya sıralayıp alışıldık ezberleri bozamayan,

2) 2019 seçimleri öncesinde Karşıyaka için verdiği sözlerle hazırladığı projeleri hayata geçiremeyen; üstüne üstlük belediye mallarını düşük bedelle Mehmet Cengiz gibi bir yandaşa satma hatasını yapan ve bu nedenle aynı tür yanlışlığı tekrarlayabilecek olan,

3) Halen yapılmakta olan hizmetleri ilk kez kendileri yapılacakmış gibi ortaya çıkan, üzerlerine vazife olmayan işleri yapabilme güçleri varmış gibi sözler veren,

4) Projelerini hazırlayıp sunarken başkanı olacakları belediyeler hakkında hiçbir ön bilgiye sahip olmayan,

5) Yarın öbür gün göreve geldiklerinde karşılaşacakları büyük sorunlar için hem teknik hem de siyasi anlamda kriz plan ve programı hazırlamayan,

6) Eskiyip çöpe atılmış eski belediye başkanlarının çevresindeyken mevzi değiştirip kendi çevrelerini kuşatmaya başlayan ATM memurlarının söyleyip yazdıklarıyla yetinen,

7) Akıllarına gelen her şeyi seçim bildirgesine doldurarak yarın öbür gün yapmayacakları şeyler konusunda söz veren,

8) Seçim döneminde yaptıkları muazzam harcamalar konusunda yeterli ve inandırıcı bilgiler vermeyen

Adaylar konusunda uyarıyor ve bu tür adaylara oy verirken anlatmaya çalıştığım bu konuları dikkate almalarını diliyorum.

En azından şimdiden söylemiş olup uyarayım niyetine…

………………………………………………………………………………………….

Son bir not: Ülkemizdeki ve dünyadaki tüm iletişim fakültelerinde; özellikle birinci sınıf derslerinde “basın bildirisi” ve “basın bülteni” adı verilen mesajları hazırlarken mesaja o mesajın hangi tarihte yazıldığını göstermek için tarih; hatta saat konulması gerektiğini anlatılıp gazeteci adaylarına öğretilir. O nedenle, adayların basın ekiplerindeki arkadaşların bu konuya dikkat etmelerini, yazılı olarak hazırladıkları metinlere tarih koymalarını rica ediyorum.