Model mi, örnek mi yoksa yöntem mi? (2)

Ali Rıza Avcan

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2014 yılından bu yana sürdürülmekte olan tarım hizmetlerinin, başka belediye, bölge ya da ülkelere önerilebilecek bir “model” olup olmadığı hususunu tartıştığımız bu yazı dizisinin bugünkü bölümünde, küreselleşmeci neoliberal kapitalizmin ortaya attığı Bölgesel Sürdürülebilir Kalkınma kavramı ile bu kavram çerçevesinde geliştirilen üç önemli tarımsal kalkınma modelinden söz ederek her yer, zaman ve koşulda uygulanabilecek bu tür bölgesel sürdürülebilir kalkınma modellerinde aranması gereken özellik ve ilkeleri tartışmaya çalışacağız. 

Böylesi bir yolu izlememizin nedeni de, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından bir “model” olarak tanımlanmaya çalışılan tarım ve hayvancılık hizmetlerinin, bizce asıl olarak Dünya Bankası (DB), Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) ve Birleşmiş Milletler (BM) gibi uluslararası kuruluşlar tarafından geri kalmış ya da gelişmekte olan ülkelerde uygulanmakta olan ulusal kalkınma modelleri yerine ulus-altı coğrafyaları; yani “bölge” adı verilen alanları esas alarak geliştirilen Sürdürülebilir Bölgesel Kalkınma anlayışı içinde gerçekleştiriliyor olmasından kaynaklanmaktadır. O nedenle yapılıp ortaya konulanları, önce kendi mantığı içinde tartışmak ve o mantığa ne ölçüde uyduğunu ya da uymadığını ortaya koymak gerekir diye düşünüyorum.  

O nedenle bundan böyle anlatmaya çalışacağım bütün kavram, olgu, olay ve durumları hep bu Bölgesel Sürdürülebilir Kalkınma kavramını ortaya atanların düşünce ve dil çerçevesinde anlatıp aktarmaya çalışacağım.

agriculture

Bölgesel Sürdürülebilir Kalkınma

Bölgesel Sürdürülebilir Kalkınma kavramı, bölgesel düzeyde uygulanabilme özelliğine sahip ekolojik bir sürdürülebilir kalkınma anlayışını tanımlamaktadır.

Birleşmiş Milletler’in sürdürülebilirlik konusunu ele alan ve 1992 tarihli Rio Konferansı’na giden yolu açan 1987 tarihli Çevre ve Kalkınma (Brundtland) Raporu, sürdürülebilir kalkınmayı, “gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğini tehlikeye atmadan bugünkü neslin ihtiyaçlarını karşılayan bir kalkınma anlayışı” olarak tanımlar. Bu kavram, bir başka anlatımla “doğal sermaye stokunda bir azalma olmadan gelecek nesillerin bu günkü nesiller gibi aynı refah düzeyine sahip olması” anlamına da gelir.

Söz konusu rapor, sürdürülebilir kalkınmayı, aynı zamanda bir değişim süreci olarak nitelendirir. Buna göre sürdürülebilir kalkınma; ekonomik, sosyal ve çevresel sistemlerin esnekliği korunarak, sürdürülebilir bir zaman diliminde birey ve toplumun kendi arzuları doğrultusunda kendi potansiyellerini ortaya koymalarını sağlayacak bir dizi fırsatın yaratılması sürecidir. Bu durum, doğal kaynakların aşırı tüketiminden kaynaklanan çevresel bozulmalar dikkate alındığında daha iyi anlaşılmaktadır.

Bölgesel Sürdürülebilir Kalkınmanın nasıl sağlanacağı konusuyla ilgili ilk reçeteler 1990’lı yılların ortasında ortaya çıkmaya başlamış, Smutko, Collades ve Duane ve Medhurst gibi kalkınma iktisatçıları bu düşüncenin kaynağındaki bölgesel dinamikler üzerine yoğunlaşarak ve aşağıdaki sorulara yanıtlar arayarak farklı tarımsal kalkınma modelleri oluşturmaya başlamışlardır. 

  • Doğanın farklı kategorilere ayrılmasının nedeni nedir?
  • Doğal sermaye; bölgenin yaşam kalitesi, hayat standartları ve refahını kısaca kalkınma düzeyini nasıl etkiler?
  • Hangi alternatif bölgesel kalkınma yolları sürdürülebilir özelliktedir?
  • Sürdürülebilir kalkınma bölgesel ölçekte nasıl gerçekleştirilebilir?

Bu konuda, ilk tarımsal kalkınma modelini oluşturan L. Steven Smutko’ya göre bölgesel sürdürülebilir kalkınma bölgenin çevresel, ekonomik, sosyal ve kültürel özelliklerinin göz önünde bulundurulmasını ve bunların ölçülebilmesini gerekli kılar. Çünkü sürdürülebilir bir kalkınma modelinin ekonomik büyümeye yön verecek şekilde uygulanması bölgesel kaynak ve unsurların bunu yeterli düzeyde desteklemesi durumunda etkili olacak; aksi takdirde hiçbir etkisi olmayacaktır.

Smutko‘ya göre ayrıca tüm coğrafi alanlara ilişkin tek bir sürdürülebilir kalkınma ölçütü kullanmak mümkün olmadığı gibi, pek çok alternatif ekonomik, sosyal, kültürel ve ekolojik göstergeye ihtiyaç vardır. Bu göstergeler; yerel tercihler, ilgi duyulan ekonomik etkinlikler, yerel kaynakların sınırlı olması ve kaynak uyumu gibi faktörlere bağlı olarak belirlenebilir.

L. Steven Smutko bu nedenle kendi çalışmalarında sadece ekolojik ve ekonomik göstergeleri dikkate almış, alternatif kalkınma senaryolarının ekonomik ve ekolojik özelliklerini belirleyebilmek için bir girdi-çıktı yapısı geliştirmiştir. Ekolojik çeşitlilik, ekonomik verimlilik ve ekonomik istikrar konularında kalkınma alternatiflerinin etkilerini tahmin edebilmek için farklı analitik teknikler kullanmış, böylece ekonomik ve ekolojik sürdürülebilirlik indeksleri oluşturması mümkün olmuştur. Bu şekilde oluşturduğu metodoloji, Virginia eyaletinin Northampton bölgesinde alternatif kalkınma yolları denenerek test edilmiş ve bu testler sonucunda iki ekonomik kalkınma senaryosu üzerinde durulmuştur:

1) Bölgeye para girdisi sağlayan ve önemli ölçüde ziyaretçiyi cezbetme özelliğine sahip doğa odaklı turizm faaliyetlerinin geliştirilmesi ve

2) İstihdam artışı sağlayabilen sebze işleyen endüstrilerin canlandırılması.

Sonuç olarak, her bir sürdürülebilirlik göstergesine için hem turizm hem de sebze işleyen endüstrilerle ilgili bir sürdürülebilirlik indeksi oluşturulmuştur. Bu indeks değerleri karşılaştırıldığında doğa odaklı turizm senaryosunun diğerine oranla daha yüksek bir başarı yakaladığı görülmüş, bu nedenle bu alternatifin daha sürdürülebilir bir kalkınma alternatifi olduğu kabul edilmiştir..

Bölgesel sürdürülebilir kalkınma konusunda dünyaca en fazla bilinen ikinci tarımsal kalkınma modelinin sahipleri Collades ve Duane (1999) ise, bölgesel düzeyde doğal sermayenin farklı türleri ile insan refahı üzerindeki uzun dönemli etkileri arasında teorik bir ilişki kurarak bu alandaki boşluğu doldurmuşlardır.

Nicelikten çok niteliği önemseyen bu kalkınma modeli, sürdürülebilir bölgesel kalkınmayı destekleyen kurumların oluşumuna esas almaktadır. Bölgesel yaşam kalitesi ile doğal sermayenin spesifik türleri arasında ilişki kuran model; bölgesel politika, kalkınma ve değerlendirmeler için temel bir yapı niteliğindedir. Model genel olarak çevre iktisadı üzerine kurulmuş olup, alternatif bölgesel kalkınma yollarının sürdürülebilirliğini ortaya koymaktadır. Modelde doğal sermaye, hizmet sunma yeteneğine bağlı olarak üç kısma ayrılmıştır:

Doğal sermaye, bir bölgenin yaşam kalitesini birbirini tamamlayan iki şekilde destekler:

  • Birincisi, ithal edilemeyen yani bölge dışından getirilemeyen çevresel hizmetler sunarak.
  • İkincisi, insan kontrolündeki üretim sistemleriyle doğal kaynak sağlayarak.

Yaşam kalitesi üzerinde etkili olan bu iki yönün farklı bileşimleri, bölgenin kalkınma yolunu da belirleyecektir. Eğer bölge kendini yeniden yapılandırmak ve çevresel hizmetlerin üretilmesi için oldukça gerekli olan kritik doğal sermayeyi kullanırsa, uzun dönemde yaşam kalitesini olumsuz etkileyecek bir kalkınma yoluna girmiş olacaktır. Onun yerine, ekosistemin çevresel hizmetler üretmesini sağlayacak şekilde kendi doğal sermayesini kullanırsa, uzun dönemde yaşam kalitesini geliştirecek bir kalkınma yolunu tercih etmiş olur.

Turkey-agriculture

Collados ve Duane yaklaşımı, sürdürülebilir kalkınmaya farklı bir perspektif getiren, doğal sermaye ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi bölgesel ölçekte inceleyen güçlü bir sürdürülebilir kalkınma modelidir. 

Hakkında bilgi vereceğimiz üçüncü model olan Medhurst (2003) modeli ise sosyal refaha yönelik hizmetlerin temelindeki unsurlar üzerinde yoğunlaşarak insan refahını arttıran hizmet ve faydaların kişi başına sermaye stokunda bir azalma olmadan sağlanmasını hedeflemektedir. 

Medhurst tarafından geliştirilen ve kısaca Dört Sermaye Modeli adı verilen bu model, sosyal refahın arttırılması gereğini ortaya koymakta ve sosyal refahın, sosyal sermaye, beşeri sermaye gibi farklı sermaye stoklarının kullanılmasından doğan fayda ve hizmetler akımı ile sağlanacağını ifade etmektedir. Modelin güçlü yönlerini aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür:

  • Model, sürdürülebilir kalkınmanın üç temel dinamiğinin-ekonomik, sosyal ve çevresel- analizlerde kullanılabileceğini göstermektedir.
  • Model, sadece varlık ya da kaynak stoku değil, hizmetler akımı üzerinde de yoğunlaşmaktadır.
  • Model, üç sürdürülebilir kalkınma dinamiğinin, program ve proje belirleme, uygulama ve izlemede dikkate alınması gerektiğini vurgulamaktadır.

Böylece bölgesel ölçekte sürdürülebilir kalkınma modellerine örnek oluşturması açısından üç farklı model üzerinde durulmuştur. 

Bölgesel sürdürülebilir kalkınma alanında tarımsal kalkınma için geliştirilmiş üç modelin incelenmesinden de anlaşıldığı üzere yapısal modelleme ölçeğinde geliştirilecek bölgesel kalkınma odaklı tarımsal modellerin aşağıdaki özelliklere sahip olması gerekmektedir:

  1. Kuramsal bir temel ya da dayanak,
  2. Modelin gerçekleşeceği bir süreç ve yapılanma önerisi,
  3. Modelin çalışmasına yönelik bir işletim sistemi ve buna ilişkin politikalar demeti,
  4. Modelin tasarlanıp uygulanmasını geçerli ve güvenilir bir veri tabanı,
  5. Modelin etkili bir şekilde izlenip ölçülmesi ve değerlendirilmesi,
  6. Modelin zaman içinde iyileştirilmesini sağlayacak mekanizmalar,
  7. Modelin geri bildirimlerle doğrulanması .

İzmir için gerekli bir tarım odaklı bölgesel sürdürülebilir kalkınma modelinde dikkate alınması gereken ilkeleri ise şu şekilde sıralayabiliriz:

  1. Yapılabilirlik / Uygulanabilirlik,
  2. Sürdürülebilirlik,
  3. Farklılık / Özgünlük,
  4. Esneklik,
  5. Etkinlik,
  6. Duyarlılık / Dinamik tepki vermek,
  7. Kullanışlılık / Geçerlilik,
  8. Yerindelik,
  9. İktisadi olmak.

agriculture-india-agritech-startups

Yazımızın bir sonraki bölümünde, “model” olarak adlandırılan İzmir Büyükşehir Belediyesi tarım hizmetlerinin bu özelliklerle ilkeleri barındırıp barındırmadığını ortaya koyup her bir hususu bir soruya dönüştürüp gördüğümüz, okuduğumuz ve bildiğimiz kadarıyla her birine cevap vermeye çalışacağız.

Devam Edecek… 

 

Tarım hizmetlerinin yerel kalkınma modeli olabilmesi… (6)

Ali Rıza Avcan

İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2014 yılından bu yana sürdürdüğü yerel kalkınma odaklı tarımsal hizmetlerin sonucunu izleyip değerlendirmekte ve başarısını ölçmekte midir?

Bu soruyu, 16 Nisan 2017 tarihinde Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne gönderdiğimiz soru formunda, “2014-2017 döneminde çiftçiye ya da tarımla uğraşanlara dağıtılan araç, gereç ve malzemelerin kullanımı ile ilgili bir izleme ve denetleme çalışmasının yapılıp yapılmadığının bildirilmesini rica ederim.” şeklinde sorarak verilecek yanıtın resmi bir yanıt olarak doğru bilgileri içermesini arzuladık. 

011

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne Halkla İlişkiler Merkezi (HİM) kanalıyla ilettiğimiz bu soruya, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nca iadeli taahhütlü olarak gönderilen 28.04.2017 tarih, 61566613-622.01-E.111644 sayılı yazıda ise aynen şu şekilde yanıt verildi:

Başvurunuzda 2014-2017 döneminde dağıtılan araçlar ile ilgili denetim yapılıp yapılmadığı ifade edilmektedir. 18 İlçe Ziraat Odası ve belediyemiz arasında yapılan protokol ile ortak makina kullanımı kapsamında verilen tarım alet ve makinalarının denetimi Daire Başkanlığımız elemanlarınca sürekli yapılmakta olup protokol hükümlerinde yer alan 6 aylık dönemlerde performans raporları istenmektedir. Ortak makina kullanımı Ziraat Odaları ile tesis yenileme ve yeni tesisler kurulması Kooperatif ve Birliklerle yapılmaktadır.

Projelerimizde hedeflenen sonuçlar ile yapılan harcamaların performans bilgilerini gösteren çalışmalar Strateji Daire Başkanlığımızca yapılmakta olup dönemsel olarak işlenmektedir.

Sorduğumuz sorunun içeriği ile verilen yanıtın içeriğini karşılaştırdığımız takdirde bize sadece 2017 yılı içinde 18 ilçe ziraat odası ile yapılan protokol çerçevesinde ortak kullanımı sağlanan tarım alet ve makinaları ile ilgili bilginin verildiğini, bunun dışında kalıp 2014-2017 döneminde çiftçiye ücretsiz dağıtılan meyve fidanları, küçükbaş hayvanlar, arı kovanları, ana arılar ve arıcılık bakım setleri konusunda herhangi bir bilginin verilmediği; ayrıca Tarım Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nın Strateji Daire Başkanlığı tarafından yapılmakta olan dönemsel performans çalışmaları hakkında bilgi sahibi olmadığı anlaşılacaktır.

Oysa şu ana kadar düzenlenmiş performans raporları ile faaliyet raporlarına girmiş olan ücretsiz dağıtılan meyve fidanlarının sayısı 2015 yılı itibariyle 1.136.527 olup, bu sayıya 2016 ve 2017 yıllarında dağıtılan meyve fidanlarıyla küçükbaş hayvanlar, arı kovanları, ana arılar ve arıcılık malzeme setleri dahil edilmemiştir.

2016 ve 2017 yıllarına ait performans hedeflerinin % 100 gerçekleştiğini varsaydığımızda ise dağıtılan meyve fidanı sayısının 3.136.527, küçükbaş hayvan sayısının 6.000, arı kovanı sayısının 2.000, ana arı sayısının 2.500, arıcılık malzeme seti sayısının 400 olacağını varsaydığımızda; dağıtılan bitki, hayvan ve malzeme miktarının İzmir’in tarımsal üretiminde olumlu, anlamlı ve doğrudan bir etkisinin olup olmadığının anlaşılması açısından izlenip değerlendirilmesi gerektiği daha iyi anlaşılacaktır.

007

Bu anlamda üzerinde öncelikle durulması gereken konu da, konunun sadece belediyeye ait bir mal varlığının ücretsiz dağıtılması suretiyle bu mal varlığının titizlikle izlenmesinden çok; bu kadar bitki, hayvan ve malzemenin dağıtılması suretiyle yapılan ayni yardımın toplam üretim üzerinde nasıl bir etki yarattığının bilinip ölçülmesine önem verilmesidir.

Böylelikle, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin tarım destekleri açısından anlamlı görülen bir süre sonra, “benim verdiğim fidanlar, küçükbaş hayvanlar ya da arıcılık malzemeleriyle İzmir’deki meyve, et, süt ya da bal üretimi şu kadar artmıştır, bu da benim yaptığım desteklemeler sayesinde gerçekleşmiştir” ya da “Bütün bu destekleri verdiğim halde şu, şu, şu nedenlerle üretim artışı gerçekleşmemiştir” şeklinde bir değerlendirme yapması mümkün olabilecektir. 

Şimdiki halde, böyle bir başarıya ulaşıldığını göstermek amacıyla; örneğin süt alımlarının yapıldığı kooperatifler üzerinden, o kooperatifin ortak ve üretim miktarı açısından nasıl olağanüstü boyutlarda büyüdüğüne vurgu yapılarak bir başarı hikayesi oluşturulmaya çalışılmaktadır. Oysa bu tür doping niteliğindeki desteklemelerde o dopingi bir hormon gibi alan mal ya da hizmet üreticisi firmalar ya da kooperatifler üzerinden, sadece onların büyüme eğilimleri ya da aldıkları uluslararası ödüller dikkate alınarak bir başarı değerlendirmesi yapılması hem yanlış hem de yanıltıcı olacaktır.

Ölçmek 001

Çünkü dağıtımı yapılan bitki, hayvan ve üretim malzemeleriyle yapılan dolaylı desteklerin hepsi İzmir’in bir bölgesi ya da ilçesi için değil; İzmir’deki tüm bölge ve ilçeler açısından geçerli olduğu için asıl başarı göstergesi, bir ilçe, bölge ya da firma veya kooperatif üzerinden değil, İzmir’in bütünü açısından elde edilecektir.

 

Tarım hizmetlerinin yerel kalkınma modeli olabilmesi… (5)

Ali Rıza Avcan

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nce yürütülen yerel kalkınma odaklı tarım hizmetlerinin bu konularda faaliyet gösteren diğer resmi ve özel kurumların yaptığı hizmetlerden farkı var mıdır ve bu kurumlarla ilişkisi ne düzeydedir?

Bilindiği üzere tarım sektöründeki çiftçilerle ya da üreticilerle ilgili hizmetlerin planlanıp programlanması ve geliştirilip desteklenmesi asıl olarak merkezi yönetimine; daha doğrusu bu konuda görevlendirilen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na ait bir görevdir.

22360_20170316025315_ERC_2096

3 Haziran 2011 tarih, 639 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile düzenlenen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin “Görevler” başlığını taşıyan 2. maddesi hükmüne göre; “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın görevi; bitkisel ve hayvansal üretim ile su ürünleri üretimin geliştirilmesi, tarım sektörünün geliştirilmesine ve tarım politikalarının oluşturulmasına yönelik araştırmalar yapılması, gıda üretimi, güvenliği ve güvenirliliği, kırsal kalkınma, toprak su kaynakları, toprak , su kaynakları, biyoçeşitliliğin korunması, verimli kullanılmasının sağlanması, çiftçinin örgütlenmesi ve bilinçlendirilmesi, tarımsal desteklemelerin etkin bir şekilde yönetilmesi, tarımsal piyasaların düzenlenmesi gibi ana faaliyet konularının gerçekleştirilmesine yönelik çalışmalar yapmak; gıda, tarım ve hayvancılığa yönelik genel politikaları belirlemek, uygulanmasını izlemek ve denetlemektir.

Yine aynı kararnameye göre Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bu görevleri merkezdeki Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü, Hayvancılık Genel Müdürlüğü, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü, Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı, Strateji Geliştirme Başkanlığı, Hukuk Müşavirliği, Personel Genel Müdürlüğü, Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Eğitim, Yayım ve Yayınlar Dairesi Başkanlığı, Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği, Özel Kalem Müdürlüğü eliyle; ayrıca taşra ve yurt dışı teşkilatı eliyle yürütür.

Türkiye’de tarım hizmetlerini doğrudan ya da dolaylı yoldan destekleyen diğer merkezi yönetim örgütleri ise sırasıyla;

  1. Kalkınma Bakanlığı,
  2. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı,
  3. Orman ve Su İşleri Bakanlığı,
  4. Kalkınma Bakanlığı’na bağlı 26 adet bölge kalkınma ajansı,
  5. Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na bağlı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ),
  6. Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü (TMO),
  7. Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM),
  8. T. C. Ziraat Bankası Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü,
  9. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanlığı (TKDK),
  10. Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na bağlı, kamu tüzel kişiliğine sahip ve özel bütçeli Türkiye Su Enstitüsü Başkanlığı (SUEN),
  11. Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (ÇAYKUR),
  12. Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü (ESK),
  13. Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü,
  14. T. C. Şeker Kurumu,
  15. Kalkınma Bakanlığı’na bağlı Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (DAP),
  16. Kalkınma Bakanlığı’na bağlı Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (DOKAP),
  17. Kalkınma Bakanlığı’na bağlı Güney Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (GAP),
  18. Kalkınma Bakanlığı’na bağlı Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (KOP), 
  19. İçişleri Bakanlığı’na bağlı İl özel idareleridir.

Görüldüğü gibi tarım, hayvancılık ve su ürünleri alanında 4 bakanlık, bakanlıklara bağlı 8 ayrı merkezi ya da yerel birim, 7 bağımsız kamu kurumu ve 1 ulusal banka olmak üzere toplam 20 merkezi ya da yerel kamu kurumunun hizmet vermektedir. Görevli olan kamu kurumları sayısının, 2015-2018 döneminde uygulanmakta olan Kırsal Kalkınma Eylem Planı açısından irdelediğimiz takdirde, sorumlu ve işbirliği yapılacak kuruluşlar itibariyle 20’si sorumlu, 22’si de işbirliği yapılacak kurum olmak üzere 42’ye yükseldiğini dahi görebiliriz.

006.jpg

Yukarıda listelenen 20 adet kurumdan İzmir ilinde faaliyeti olmadığını bildiğimiz ÇAYKUR ile DAP, DOKAP, GAP ve KOP’u; ayrıca Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ile T.C. Şeker Kurumu’nu ve kapatılmış olan İzmir İl Özel İdaresi’ni dışarıda bıraktığımız takdirde geriye kalan 12’sinin İzmir’deki tarım, hayvancılık ve su ürünleri üretimine, çiftçi ve üreticilere destek verdikleri söylenebilir.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, 5217 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7. maddesine 20 Kasım 2012 tarih, 6360 sayılı kanunun 7. maddesi ile eklenen “Büyükşehir ve ilçe belediyeleri tarım ve hayvancılığı desteklemek amacıyla her türlü faaliyet ve hizmette bulunabilirler.” hükmü sonrasında yukarıda sıraladığımız bu merkezi ve yerel kamu kuruluşlarının yanında tarım alanında hizmet vermeye başlamış, böylelikle büyükşehir belediyelerinin de tarım hizmeti vermesi mümkün hale getirilmiştir.

Ancak 2017 yılında 5217 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununda yapılan bir değişikle büyükşehir belediyeleriyle ilçe belediyelerinin tarım ve hayvancılığı desteklemek amacıyla her türlü faaliyet ve hizmette bulunmaları mümkün kılınmakla birlikte 31 Aralık 2015 tarih, 2015/63 sayılı Yüksek Planlama Kurulu ile kabul edilen 2015-2018 dönemi Kırsal Kalkınma Eylem Planı‘nda sorumlu kuruluş ve işbirliği yapılacak kuruluşlar arasında büyükşehir ve ilçe belediyelerinin gösterilmemiş olması da bu kurumların kırsal kalkınmaya katılabilmesi açısından aşılması gereken önemli bir sorundur.

009

Bunun dışında yapılacak olan tek şey, bu yasal düzenleme sonrasında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yapmaya başladığı yerel kalkınma odaklı tarım hizmetleriyle merkezi yönetimin yaptığı hizmetler arasında ilişki, işbirliği ve eşgüdümü gözeten; ayrıca yapılabilirlik, verimlilik, etkinlik ve sürdürülebilirlik gibi ilkeleri dikkate alan bir planlama çalışmasının gerçekleştirilmesidir. 

Bunun için de öncelikle merkezi yönetim tarafından hazırlanan 10. Kalkınma Planı’yla Orta Vadeli Program’a, 2010-2013 dönemi Kırsal Kalkınma Planı’yla 2014-2020 dönemi Ulusal Kırsal Kalkınma Stratejisi’ne ve 2015-2018 dönemi Kırsal Kalkınma Eylem Planı’na; ayrıca 2014-2023 dönemi Bölgesel Gelişme Ulusal Stratejisi’yle 2014-2023 dönemi İzmir Bölge Planı’na ve 2015-2019 dönemi İzmir Büyükşehir Belediyesi Stratejik Planı’na uygun, onlarla uyum ve bütünlük içinde İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne özgü tarımsal politika ve stratejilerle hedef, amaç, faaliyet ve projelerin belirlenmesi, gerçekleştirilen hizmetlerin başarısını gösterecek olan performans programlarıyla gerçekleştirilecek hizmetlerin yer, tarih, süre ve uygulayıcılarını gösteren eylem planının hazırlanması gerekmektedir.

Devam Edecek

Tarım hizmetlerinin yerel kalkınma modeli olabilmesi… (3)

Ali Rıza Avcan

Bugünkü sorumuz, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2014 yılından bu yana yerel kırsal kalkınma çerçevesinde yaptıklarının herhangi bir plan ve programa dayanıp dayanmadığı ile ilgili… Sorunun önceden belirlediğimiz biçimi ise şu şekilde:

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nce 2014 yılından bu yana yürütülmekte olan yerel tarımsal hizmetlerin temel vizyon ve misyonuyla stratejik ve politik öncelikleri, amaç, hedef, faaliyet ve projeleri belli midir? Bu konularda önceden belirlenmiş bir eylem planı var mıdır?

Bu konuyu araştırmaya başladığımızda belediyenin web sayfasında ya da başka bir ortamda buna ilişkin bir bilgiye, belgeye ulaşamadığımız için İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne Bilgi Edinme Hakkı çerçevesinde verdiğimiz 16 Nisan 2017 tarihli dilekçe ile, “Tarımda Yerel Kalkınma” sloganı çerçevesinde 2014-2017 döneminde yürüttüğünüz çalışmalarla ilgili olarak bütün bu çalışmaların hedef ve amaçlarını, vizyon ve misyonuyla politika ve stratejilerini; ayrıca yaptığınız ve yapacağınız faaliyet ve projelerinizi gösteren stratejik bir planla eylem planının bulunup bulunmadığını” sormuş; ancak aldığımız yanıt ve yaptığımız görüşmelerde bizimle ilişkiye geçen Tarım Hizmetleri Dairesi Başkanlığı görevlilerinin dahi bu konuda bir bilgilerinin olmadığı anlamıştık.

Tam, aslında belediyenin bu konularda bir stratejisi, politikası, amaç ve hedefi yok herhalde diye düşünürken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun danışmanı olarak çalışan Prof. Dr. İlhan Tekeli’nin Academia.edu isimli bilimsel araştırma portalı sayfasında, biraz da tesadüfün eseri olarak Haziran, 2016 tarihini taşıyan 122 sayfalık “İzmir İli/Kenti İçin Bir Tarımsal Gelişme ve Yerleşme Stratejisi” başlıklı belgeye rastladık.

Bulduğumuz bu belge tam da bizim istediğimiz şeylere, sorduğumuz sorulara yanıt veren bir belgeydi.

Ancak bu belge, 2015 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nce yapılan 10 ayrı odak grup çalışması sonrasında yazılmış olmakla birlikte; henüz tartışmaya açılmamış ve kesin şeklini almamıştı. Nitekim bu durum, belgenin 2. sayfasında, “Bir yıldır yapılan odak grup çalışmaları sonucunda ulaşılan sonuçlar bu raporda ortaya konulmuştur. Ama ortaya çıkan bu sonuç odak grup katılımcıları ve İzmir’deki diğer ilgili aktörlerin katılımıyla yeniden tartışmaya açılacak ve hazırlanan strateji ve politikalar çerçevesinde nihai formu verilecektir.” şeklinde ifade edilmekteydi.

Odak Grup Toplantısı 01

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin web sayfasındaki 25 Haziran 2015 tarihli ve “Tam 12’den” başlıklı haberden de anlaşılacağı üzere, ilk gün yapılan organik tarım ve büyükbaş hayvancılık konulu odak grup toplantılarına  sırasıyla Ali Ekber Yıldırım (Dünya Gazetesi Yazarı), Atilla Ertem (Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği Başkanı), Prof. Dr. Uygun Aksoy (Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümü), Şule Azak (Ege Üniversitesi Tarım Ekonomisi Bölümü), Tunç Kolatan (IMO Kontrol Sertifikasyon Kuruluşu yöneticisi), Arif Gürdal (Organik süt üreticisi), Mehmet Ali Işık (Organik kuru meyve işleyici ve ihracatçısı), Dr. Muazzez Cömert (Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü), Pelin Omuroğlu Balcıoğlu (Organik ürün üreticisi), Damla Çetinkol (Organik tavuk ve yumurta üreticisi), Prof. Dr. Dursun Eşiyok (Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi), İsmail Irmak (Organik tarım üreticisi), Mahmut Eskiyörük (Tire Süt Kooperatifi Başkanı), Ömer Törnek (Teta-Teknik Tarım), Hüseyin Özşenoğulları (Pehlivanoğlu Et Direktörü), Bülent Arman (İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi), Ali Gülkaynak (İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı), Halil Tokoğlu (Üretici), Prof. Dr. Harun Reşit Uysal (Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi) ve Prof. Dr. Yaşar Uysal (Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi), belediyeden de Aysel Özkan (Genel Sekreter Yardımcısı), Prof. Dr. İlhan Tekeli (Danışman), Mehmet Ural (Danışman), Bülent Tanık, Ertuğrul Tugay (Tarımsal Projeler Şube Müdürü), Ferdan Çiftçi (Yüksek Ziraat Mühendisi), Ahmet Tomar (Yüksek Ziraat Mühendisi), Nadir Aykut (Yüksek Ziraat Mühendisi), Ayşegül K. Seçgin (Ziraat Mühendisi), Alev Sevin (Gıda Teknikeri), Ertuğrul Altunel (Ziraat Mühendisi) katılmıştı.

Odak Grup Toplantısı 04

Prof. Dr. İlhan Tekeli tarafından hazırlanıp henüz tartışmaya açılmamış olan bu belge içindeki bilgilere göre aynı yıl içindeki farklı tarihlerde 8 ayrı odak grup çalışması daha yapılmıştı. Bunlar sırasıyla şu şekildeydi: 10 Eylül 2015 tarihinde Küçükbaş Hayvancılık, 10 Eylül 2015 tarihinde Yaş Meyve ve Sebze, 11 Eylül 2015 tarihinde Kuru Meyve, 11 Eylül 2015 tarihinde Zeytin ve Zeytincilik, 18 Kasım 2015 tarihinde Pamuk, 18 Kasım 2015 tarihinde Süs Bitkileri ve Seracılık, 3 Aralık 2015 tarihinde Yem Bitkileri, 3 Aralık 2015 tarihinde Tıbbi ve Aromatik Bitkiler odak grup toplantısı.

Prof. Dr. İlhan Tekeli tarafından hazırlanan “İzmir İli/Kenti İçin Bir Tarımsal Gelişme ve Yerleşme Stratejisi” isimli belgeye baktığımızda ise, kendisinin geliştirdiği ancak bilim dünyasında yeterince tartışılıp kabul görmemiş olan artık kır-kent ayrımının olmadığı, böyle bir ayrım yapmanın mümkün olmadığı ve kentlerin artık yığılmalar olarak tanımlanması gerektiği şeklindeki şahsi tezleri çerçevesinde tarımın Dünya ve Türkiye ile İzmir’deki tarihi, toplumsal, ekonomik ve kültürel değişimi boyutunda İzmir ili ya da kenti bütününde uygulanmasını önerdiği bir kısım gelişme strateji ve politikalarının geliştirildiğini görürüz.

Odak Grup Toplantısı 03

Ancak bu strateji ve politikaların gelişimi ile ilgili katılımcı süreçler henüz sonuçlanmadığı ve kesinleşmediği açık bir şekilde belirtildiği için, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu raporun düzenlendiği tarihin öncesi ya da sonrasında yürüttüğü yerel kırsal kalkınma çalışmalarının önceden belirlenmiş herhangi bir özel politika, strateji, amaç ve hedefe göre yürütülmediği, bu konuda hazırlanmış ayrıntılı bir eylem planının bulunmadığı, 2014-2017 döneminde yürütülen hizmetlerin tümüyle İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2010-2017 ve 2015-2019 dönemlerine ait stratejik planlarındaki öncelikler, stratejiler, amaç, hedef, faaliyet ve projeler doğrultusunda gerçekleştirildiği söylenebilir.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2010-2017 ve 2015-2019 dönemlerini kapsayan stratejik planlarındaki öncelikler, stratejiler, amaç, hedef, faaliyet ve projeler ise şu şekilde özetlenebilir:

2010-2017 Dönemini kapsayan ilk stratejik plan döneminde tarımsal hizmetlerle ifade edilen yerel kalkınma çalışmaları için özel bir öncelik alanının belirlenmediği; bu çalışmalar kapsamında yapılması düşünülen arıcılık ve ipekböcekçiliği faaliyetlerine ilişkin hizmetlerle organik tarım ve pazarlarla ilgili hizmetlerin “Çevre Yönetimi: Doğa Dostu Kent İzmir” teması; gübreleme tavsiyesi, toprak verimliliği analizi, ekolojik köy oluşumu ile ilgili çalışmaların ise “Enerji: Çevre Dostu Enerji Kaynaklarını Harekete Geçiren Kent İzmir” teması boyutunda ele alındığı görülmektedir.

2015-2019 Dönemini kapsayan ikinci stratejik plan döneminde tarımsal hizmet olarak nitelenen yerel kalkınma çalışmaları için yine özel bir öncelik alanının belirlenmediği; tarım hizmetleri üzerinden gerçekleştirilecek yerel kalkınma için doğrudan ve dolaylı bir şekilde yapılacak faaliyetler/projeler ile sonuç alınmaya çalışıldığı görülmüştür. 

Doğrudan sonuç alınacak faaliyetler için belirlenen amaç ve hedefler, “Turizm ve Yerel Ekonomi: Yerelde Kalkınmayı Destekleyen ve Geliştiren Akdeniz’in Tasarım ve Turizm Merkezi Kent İzmir” teması çerçevesinde 08.01.02.01 performans koduyla tanımlanan “Tarımsal Projeler ve Laboratuvar Hizmetlerinin Geliştirilmesi“, “Kırsal Kesimde Gelir Getirici Faaliyetlerin Desteklenmesi” ve “Tarımsal Hizmetlerin Geliştirilmesi” faaliyetleri/projeleri ile,

014

Dolaylı yoldan sonuç alınacak faaliyetler için belirlenen amaç ve hedefler ise “Sosyal Dayanışma ve Sağlık: Sosyal Belediyecilik Yaklaşımı ve Dayanışma Ruhuyla Engelleri Aşan Kent İzmir” teması çerçevesinde 06.02.01.01 performans koduyla tanımlanan “Süt Kuzusu Projesi” ile “Çevre Yönetimi: Doğa Dostu Kent İzmir” teması çerçevesinde 02.01.05.01 performans koduyla tanımlanan “İpekyolu Cicipark Düzenlemeleri“, “Yeşil Alan Bakım Hizmetlerinin Geliştirilmesi“, “Yeni Rekreasyon Alanları Yapılması“, “Kent Ormanları“, “Meydanlarda Yeşil Alan Düzenlemeleri“, “Yeşil Alan İkmal Hizmetlerinin Geliştirilmesi“, “Yeşil Alanlar Yapım Hizmetlerinin Geliştirilmesi” ve “Fidanlık Bitki Koruma Faaliyetlerinin Geliştirilmesi” faaliyetleri/projeleri ile sağlanmaya çalışılmaktadır. 

Sonuç olarak bugün sorduğumuz soruya yaptığımız bütün bu inceleme ve irdelemeler sonucunda şu şekilde cevap verebiliriz:

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yerel kalkınma odaklı tarım hizmetleri için İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Danışmanı Prof. Dr. İlhan Tekeli tarafından 2016 yılında bir strateji belgesi hazırlanmış olmakla birlikte; bu belge henüz halkın katılım sürecine açılmadığı için, tüm çalışmalar 2010-2017 ve 2015-2019 dönemlerini kapsayan stratejik planlar boyutunda yürütülmekte, yerel kalkınma odaklı tarım hizmetleri için özel bir vizyon ve misyonla politika, stratejik öncelik, amaç, hedef, faaliyet ve proje belirleyen özel bir stratejik çalışmanın yapılmadığı, uzun bir süredir yürütüldüğü söylenen bu çalışmalar için ayrı bir eylem planının bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Nitekim geçtiğimiz günlerde Tarım Hizmetleri Dairesi Başkanlığı görevlileriyle yaptığımız yüz yüze görüşmede de, yönetici ve çalışanların büyük bir koşuşturma içinde böylesi bir plan ve program belgesinden haberdar olmadıklarını anlamış, her şeyin gelen talepler boyutunda gerçekleştiğini fark etmiştik.

Devam Edecek…