Bu ülkede, bu kentte mezar sahibi olabilmek… (2)

Ali Rıza Avcan

Geçtiğimiz hafta kaleme aldığım yazıda İzmirli yazar, gazeteci ve siyaset insanı Bezmi Nusret Kaygusuz ile eşi Devlet Kaygusuz‘un, 2024 yılında yaptığım iki ayrı denemede başarısız olup 2026 yılında Dr. Metin Özer‘in yardımıyla Kokluca Mezarlığı‘nda bulduğum mezarlarından hareketle hem Kokluca Mezarlığı‘nın içler acısı hâl-i perişanını, hem de bu tür mezarlıklar hakkındaki gözlemlerimi sıralayarak İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nce yürütülen mezarlık hizmetlerinin hukuki alt yapısını irdelemiş ve uygulamadan kaynaklanan sorunları bir sonraki yazıda ele alacağımı belirtmiştim.

Kokluca Mezarlığı…

2000-2015 döneminde Karayolları 2. Bölge Müdürlüğü‘nde teknisyen olarak çalıştıktan sonra istifa ederek 2015 seçimlerinde CHP milletvekili adayı, 2019 ve 2024 yerel seçimlerinde de yine aynı partiden Menemen belediye başkan aday adayı olmakla birlikte partisince aday gösterilmemesi nedeniyle önce İzmir Büyükşehir Belediyesi Gediz Şube Müdürü, daha sonra Mezarlıklar Dairesi Başkanı olarak görevlendirilen, buna ilave olarak 1 Ocak 2025 tarihinde ikinci görev olarak Tarım Dairesi Başkanlığı‘na atanan ve bütün bu görevlendirmelerin ödülü olarak önümüzdeki yıllarda yapılacak seçimlere katılması da kuvvetle muhtemel Ali Kemal Elitaş‘a bağlı olarak faaliyet gösteren üç şube müdürlüğünün (Mezarlıklar Defin, Bakım ve Onarım Hizmetleri Şube Müdürlüğü, Mezarlıklar Destek Hizmetleri Şube Müdürlüğü ve Mezarlıklar Plan ve Yapım Şube Müdürlüğü) 2025-2029 dönemi itibariyle politika, öncelik, strateji, amaç, hedef ve faaliyetlerini gösteren İzmir Büyükşehir Belediyesi Stratejik Planı‘na göre;

Gün geçtikçe artan yaşlılık oranı ve iç göç nedeniyle büyük bir yeni mezarlık alanları bulma sorunu ile karşı karşıya kalan İzmir‘de, Emlak ve İstimlak Dairesi Başkanlığı‘nın verdiği bilgiye göre toplam 1.880 adet mezarlık (1) olmasına karşın, bu mezarlıkların isim ve özellikleriyle kullanım durum ve kapasitelerini gösteren belediye kaynaklı resmi bir bilgiye ulaşmak -ne yazık ki- mümkün olmamaktadır.

İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin 2025-2029 dönemi stratejik planında yazılı bilgilere göre 2024 yılı sonu itibariyle belediye 1.880 adet mezarlığın mülkiyetine sahip olmakla birlikte (1); aşağı yukarı bir yıl sonra; yani, 29 Aralık 2025 tarihinde yayınlanan bir belediye haberinde (2) bu sayının 139 fazlasıyla 2.109 olarak belirtilmesi nedeniyle 2024 ile 2025 arasındaki bir yıllık bir süre içinde mevcut mezarlık sayısının nasıl olup da birden 139 adet artarak 2.109’a ulaştığı izaha muhtaç bir konudur. Aksi takdirde mezarlık hizmetlerini yürüten Mezarlıklar Dairesi Başkanlığı‘nın başka bir belediye birimi olan Emlak ve İstimlak Dairesi Başkanlığı‘nca 2024 yılı sonunda belirtilen sayının dışında kalan bir kısım mezarlığı mülkiyetine sahip olmadan fiili olarak kullandığı sonucuna ulaşırız ki, bu da İzmir gibi bir kentte karşılaşmayı hiç istemediğimiz bir işgal durumu ile karşı karşıya olduğumuzu gösterir.

Ayrıca İzmir Büyükşehir Belediyesi mezarlık hizmetleriyle ilgili tüm verilere yer verilmesi gereken açıkveri portalında (3), İstanbul ve Ankara belediyelerine ait açık veri portallarının aksine belediye mülkiyetinde olan ya da belediyece ölü gömme hizmetlerinde kullanılan mezarlıklar ve mezarlık hizmetleriyle ilgili herhangi bir veriye yer verilmediği, böylelikle, belediyenin yürüttüğü mezarlık hizmetleri konusunda resmi belgelere yansıyan ya da basına servis edilen yalan yanlış bilgiler dışında doğru bir bilgiye ulaşmanın mümkün olmadığı görülmektedir.

Bunun dışında İzmir Büyükşehir Belediyesi‘ne ait 2023, 2024, 2025 ve 2026 yılları bütçe eklerindeki mezarlık tarifeleri ile 2024 ve 2025 yıllarına ait faaliyet raporlarında gerçekleştirilen mezarlık hizmetleriyle ilgili çok az bilgiye ulaşabildim.

İnternette tesadüfen bulduğum ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin CBS (Coğrafi Bilgi Sistemi) web servislerinden biri olan “Mezarlık Bilgi Sistemi Mobil” servisine ait olduğu anlaşılan bir linkte ise ilçeler itibariyle listelenen toplam 1.047 mezarlığın isimleri hakkında bilgi sahibi olabildim (4) ve ardından da bu bilgileri kullanarak bu mezarlıkların sayısıyla temel inanç sistemleri arasındaki dağılımını ilçelere göre gösteren “İzmir Mezarlıkları Listesi” ile bu listeyi dikkate alarak düzenlediğim “İzmir Mezarlıkları” isimli tabloyu hazırladım.

İzmir mezarlıklarının ilçelere göre dağılımı: 2023-2026 Dönemi

Yazıya eklediğim bu liste ve tabloların incelenmesinden de anlaşılacağı üzere; toplam sayısının 2.109 mı yoksa 1.880 mi ya da 1.047 mi olduğunu bilemediğimiz mezarlıkların çoğunu Müslüman mezarlıkları oluşturmakta olup; geriye kalan 5 Hıristiyan ve 2 Musevi mezarlığı Bayraklı, Bornova, Buca ve Karabağlar gibi tarihi ilçelerde yer almakta ve Cumhuriyet öncesinde var olduğunu bildiğimiz diğer Müslüman, Ermeni, Rum, Hıristiyan ve Musevi mezarlıklarının (Sulu mezar, Maşatlık, Damlacık, Sinan Dede, Eşrefpaşa, Kanlı Dere, Paşa, Ulu Mezarlık vb.), Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında okul, yol ve park yapmak gibi gerekçelerle yok edildiği anlaşılmaktadır. Tümüyle yok edilen Ermeni mezarlıkları konusundaki tek istisna ise Ödemiş Birgi‘de koruma altına alınan küçük Ermeni mezarlığıdır.

İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin 25 Aralık 2025 tarihli haberinde (2) İzmir‘deki mezarlıkların toplam 23 milyon metrekarelik bir alanı kapladığı belirtildiğinden bu alanın 11 milyar 906 milyon 850 bin metrekare büyüklüğündeki İzmir il alanının % 0,20’sine tekabül ettiği bilinmelidir. Ancak belediyece dile getirilen bu alan büyüklüğünün, sayısı 1.880 veya 1.047 ya da 2.109 olarak dile getirilen mezarlıkların hangisine tekabül ettiğini bilmediğimiz için kendilerini başarılı göstermek amacıyla verilerle kolaylıkla oynayan bir belediye yönetiminin verdiği bu bilgiye de güvenmemiz doğru olmayacaktır.

2025 yılında kullanılan belediye mezarlıklarıyla ilgili veriler…

İnsan ölülerinin gömüldüğü mezarlıklar dışında 2016 yılında açılan Menemen, Seyrek‘teki 4.000 kapasiteli bir hayvan mezarlığı kapasitesini çoktan doldurmuş olup İnternet’teki Ekşi Sözlük portalinde yazılı olan yorumlarda tesis yetkililerine teslim edilen hayvan cesetlerinin topluca bilinmeyen bir yere gömüldüğü ifade edilmektedir.(5)

1930 tarih, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu‘nun 224, 225 ve 226. maddelerine göre Türkiye‘de isteyen şahısların öldükten sonra “Kremasyon” adı verilen bir işlemle yakılması ve bunun için de kanunun “ihrak (yakma) fırını” olarak tanımladığı tesislerin belediyelerin talebi ve Sağlık Bakanlığı‘nın izni vermesi suretiyle yapılması mümkün olduğu halde cesedini yaktırmak isteyenlerin kullanabileceği ölü yakma tesisleri 1930 yılından bu yana ülkenin genelinde hayata geçirilmediği gibi İzmir‘de de yapılmamıştır. Bugün bu tür talepler olduğu takdirde ceset birtakım şirketler tarafından yurt dışına çıkarılarak kremasyona izin veren yabancı ülkelerde yapılmaktadır.

Ülkemizde mezarlıkların yapımını ve işletilmesini düzenlemek üzere TBMM tarafından kabul edilmiş iki kanun, bakanlar kurulunca kabul edilmiş bir tüzük ve yine bakanlar kurulunca kabul edilmiş bir adet yönetmelik olmasına; ayrıca bu mevzuat düzenlemelerine göre belediyelerce düzenlenmiş yönetmelikler düzenlenip uygulanmakla birlikte 2010 tarihli “Mezarlık Yerlerinin İnşaası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmelik” ile belediyelerin yönetmeliklerinde 1930 tarih, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile 1931 tarihli Mezarlıklar Hakkında Nizamname“ye aykırı hükümlere yer verildiği görülmüştür.

1930 tarihi Belediye Mezarlıkları Nizamnamesi‘nin ikinci sınıf mezarları düzenleyen 20. maddesinin (b) fıkrasında bu konuda temel inanç sistemlerine göre herhangi bir ayrım yapılmaksızın her bir ölü için 3m X 1,50m = 4,50 m2 boyutlarında mezarlık yapılmasını öngörüp bu rakamların bakanlar kurulu, bakanlıklar ya da belediyeler tarafından değiştirilebileceğine dair ilişkin bir hükme yer verilmediği halde gerek Bakanlar Kurulu‘nca 2010 yılında kabul edilen yönetmelikle İzmir ve İstanbul büyükşehir belediyelerine ait yönetmeliklerde bu boyutların çok altında kalan rakamlara yer verilmesi; ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘ne ait yönetmelikte tüm mezar yerlerinin boyutu 1,20m X 2,20m = 2,64m2 olarak belirlendiği halde ekalliyet (azınlık) mezarlıklarında bu boyutların TC vatandaşı olanlar arasında ayrımcılık yapmak suretiyle 1m X 2m = 2 m2 olarak belirlenmesi yapılan hukuksuzlukların en iyi örnekleridir.

Nitekim bu yetersizliğin en iyi örneğini belediyenin resmi belgeleri ortaya koymaktadır. İzmir Büyükşehir Belediyesi‘ne ait 2025 yılı Faaliyet Raporu‘nda yıl sonu itibariyle 126 mezarlığın coğrafi mezarlık sistemine kaydedildiği belirtilmekle birlikte; (6) 7 Temmuz 2026 tarihinde yaptığım tespite göre İzmir’deki belediye mülkiyetindeki 1.880 mezardan sadece 106’sının; yani, % 5,64’ünün 2013 yılında kurulan İzmir Mezarlık Bilgi Sistemi‘ne dahil edildiği, 13 yıldır CBS‘ne kaydı yapılmayan diğer mezarlıklar konusunda ise bilgi sahibi olmanın mümkün olmadığı görülmektedir.

Bir kentteki mezarlık hizmetlerinin daha iyi, yeterli, sağlıklı ve etkin hale getirilebilmesi amacıyla o kentin ölüm ve doğum istatistikleriyle yurtiçi ve dışı göç verilerinin; ayrıca, bu verilerin kullanılması suretiyle hazırlanacak geleceğe yönelik nüfus projeksiyonlarının dikkate alınması, mezarlık hizmetleriyle ilgili politika ve öncelikler, amaç, hedef, strateji ve faaliyetlerin yöneticilerin sürelerini aşıp kurumsallaşabilmesi için sürdürülebilirliği sağlayan plan ve programların hazırlanması gerekir.

Oysa İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin mezarlık hizmetlerini ele alan araştırmamız kapsamında hiçbir resmi belediye belgesinde bu tür çalışmaların yapılarak “şeffaflık ilkesi” uyarınca kamuoyu ile paylaşıldığına dair herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır.

İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin 2023, 2024, 2025 ve 2026 yıllarına ait mezarlık tarifesini İstanbul ve Ankara‘nın aynı yıllarına ait tarifeleri ile karşılaştığımıza karşımıza gelir ortalaması İstanbul ve Ankara‘ya göre daha düşük olan İzmirliler için oldukça pahalı bir tarife çıkar. Hem gerçekleştirilen tüm mezarlık hizmetleri için yüksek rakamların belirlenmesi hem de bu rakamların her yıl büyük oranlarda arttırılması nedeniyle Ankara, İstanbul ve İzmir arasındaki en pahalı mezar yerinin İzmir‘de olduğunu söyleyebiliriz.

Ayrıca İzmir tarifesine ek olarak İstanbul tarifesinde de bir film stüdyosuna dönüştürülen mezarlıklarda çekilen filmler için ayrı bir ücret tarifesinin düzenlendiği, filmlerde rol alan imamlar, şoförler, cenaze araçları ve benzerleri için ücret alındığı görülmektedir.

Ankara, İstanbul ve İzmir mezarlık tarifelerinin 2024-2026 dönemindeki artış oranları…

2023-2026 döneminde hazırlanan dört ayrı ücret tarifesindeki yıllık artış oranlarının Ankara‘da 2024 yılında % 41,27, 2025 yılında % 175,72, 2026 yılında % 41,27, İstanbul‘da 2024 yılında % 54,04, 2025 yılında % 65,11, 2026 yılında % 112,99 olmasına karşın İzmir‘de 2024 yılında % 98,19, 2025 yılında % 124,78, 2026’da da % 96,35 düzeyinde gerçekleşmiş olması örnektir.

Bu şekilde her yıl daha pahalı tarifeler hazırlanmasının nedeni, 2025-2029 dönemi İzmir Büyükşehir Belediyesi Stratejik Planı‘nın hazırlığı için düzenlenen PESTLE Analizi‘nde “yeni mezarlık alanlarının oluşturulmasında yaşanan bürokratik izin sıkıntısı ve bunun il genelinde yarattığı mezarlık alanı eksikliği” şeklinde tanımlanan tehdidin karşılanması için dile getirilen “Yaşanan sıkıntıların kamuoyunca bilinirliğinin arttırılması, defin, aile kabri vb. ücretlerin kademeli olarak yükseltilmesiyle elde edilen gelirlerin yeni mezarlık alanlarının oluşturulmasında kamulaştırma alternatiflerine katkı sağlaması” ifadesiyle ortaya konulduğu, İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin bu amaçla ve bu kafa yapısıyla her yıl neredeyse ülkedeki pahalılıktan daha fazla, ekteki mezarlık tarifesinin incelenmesinden anlaşılacağı üzere % 300’lere, % 400’lere varan artış oranlarında “daha da pahalı” mezarlık tarifeleri hazırladığı söylenebilir.

Oysa İzmir‘de yüksek rakamlarla ücretlendirilen birçok hizmet Ankara ve İstanbul‘da ücretsiz sağlanmakta, 5393 sayılı Belediye Kanunu kentin farklı sosyo-ekonomik düzeylerindeki bölgeleri için farklı tarife bedellerini içeren tarifeler hazırlanmasına izin verirken ve bu uygulama Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından Ankara‘da hayata geçirilirken İzmir‘de, kentin farklı bölgelerinde, özellikle ulaşılması hayli zor olan mezarlıklarında bile aynı yüksek rakamlarla hizmet verilmesine devam edilmektedir.

İşte bu nedenle, İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin sosyal belediyecilik yapmak yerine adeta bir emlak komisyoncusu gibi arsa ve arazi değerlerini dikkate alarak tarife hazırladığı söylenebilir.

Bu konuda ortaya çıkabilecek itirazları ortadan kaldırmak amacıyla 2023, 2024 ve 2025 yıllarında her üç büyük kentte uygulanan mezarlık tarifeleriyle bu tarifelerdeki makul ve astronomik artış oranlarını gösteren tabloları incelemeniz dileğiyle yazıma ekledim. İsteyen ya da itiraz etmek isteyen herkes bu tarifeleri inceleyerek bilgi sahibi olabilir ya da itirazının geçerli olmadığını fark eder.

Mezarlıklardaki mezar bakımlarının mezar yeri sahipleri ya da onların varisleri tarafından yapılmasını beklemekle birlikte tek tek her mezarda tapuya kaydedilen bir mülkiyet hakkının bulunmadığını dikkate aldığımızda bu işin bir yandan da o mezarlığın yönetimi konusunda görevli, sorumlu ve yetkili belediyeler tarafından yapılması gerektiğine inanırım. O nedenle belediyelerin mezarlık duvarı, mezarlık yolları ve ağaçlandırma çalışmaları kadar her bir mezarın bakım, temizlik ve onarımından da sorumlu olduğunu, bu durumu yasal olarak engelleyen bir durum olmadığını ve bunu gerçekleştirmeleri gerektiğini düşünürüm.

Oysa bugün, başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘nin mevzuata aykırı Cenaze ve Defin Hizmetleri Yönetmeliği olmak üzere yönetmelikler konulan hükümlere göre belediyeden çalışma izni almak koşuluyla mezarlıklarda resmi olarak çalıştırılan “mezar bakıcıları” ya da benim İzmir’in Kokluca Mezarlığı’nda bizzat görüp tanık olduğum kadarıyla İstanbul’daki gibi bir düzenlemeye başvurulmaksızın birtakım şahısların “mezar bakıcısı” olarak çalıştırıldığını görüyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sessiz ya da pasif kalması nedeniyle Kokluca‘da görüp tanık olduğum bu hukuksuz istihdam olayında, yakınlarına ait mezarların her daim bakımlı ve temiz kalmasını; hatta yeşillendirilmesini isteyen bazı yurttaşlar, mezarlık içinde dolaşan ve kendilerini mezarlardan sorumlu gören bu tür insanlara her ay belirli bir parayı; örneğin 1.000, 2.000 ve hatta 3.000 lirayı ödeyerek vergisiz, makbuzsuz bir şekilde hizmet alıyorlar. Bakım işleminin 10, 20 ve hatta daha fazla mezar için yapıldığını düşündüğümüzde mezarlıkları yönetmekle görevli belediyelerin bu tür insanlara kolayına yeni bir işkolu ve yeni bir gelir kapısı yarattığını anlıyoruz. Hem de adeta belediyeye ait mezarlık bakım hizmetlerinin bu tür insanlara ihale edilmesini esas alan bir tür özelleştirme yöntemi ile…

Bu kazanç sahipleri bakımını ve temizliğini yaptıkları mezarların o vaziyette kalması için gerektiğinde diğer bakımlı mezarlardan malzeme çalıp, yeşillendirdikleri mezarları eşeleyen köpeklerin insanları ısırdığı iddiasıyla köpekleri belediye eliyle toplatıp yok etmeye çalışıyorlar. Böylelikle bir zamanlar dua etmek için ellerinde su bidonlarıyla dolaşan çocukların yasaklanması sonrasında aslında aynı işi yapan yetişkinler bu yeni yöntemle mezarlıkları parsellemiş oluyorlar.

Kokluca Mezarlığı, Kaynak: Ekşi Sözlük, “minnoklokumcuk” rumuzlu Ekşi yazarı.

Mezarlıklar başlangıçta aynen kentlerde olduğu gibi kendine özgü bir imar planıyla düzenlenmiş olmasına karşın çoğu kez hatırlı, gönüllü tanıdıkların, arkadaşların ya da kentin zengin, itibarlı kişilerinin cenazelerini en iyi mezarlığa ve o mezarlığın da en görünür yerine defnetmek amacıyla mezarlıkta daha önce yapılmış yollar bozulmakta, mezarlar arasındaki mesafeler geçişi zorlaştıracak şekilde daraltılmakta; hatta yeni mezar yerleri açabilmek amacıyla mevcut mezarlar tahrip edilmektedir.

Nitekim İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin 14 Kasım 2013 tarih, 05.1311 sayılı meclis kararı ile kabul edilen yönetmeliğinin 5. maddesinin (i) fıkrasına göre 5 yıl boyunca inşası yapılmayan ya da kaybolan mezarlardan müdüriyetin sorumlu olmayacağı; yani mezarlık gömünün yapıldığı tarihten itibaren 5 yıl içinde beton dökülerek şekillendirilmediği takdirde müdüriyetin; yani, belediyenin sorumlu olmayacağı ifade edilerek aslında “ben bu işi yapamıyorum” demekten başka bir anlama gelmemektedir. Ayrıca, belediyeler tarafından yönetilip belediyelerin sorumluluğunda olan bir mezarlıkta o mezarlıktan sorumlu olan kamu otoritesinin “kaybolan mezarlardan” söz etmesi, soruyorum size ne anlama gelmektedir? O müdüriyetin yönetimi ya da işletimi altındaki bir mezarlıkta “kaybolan mezarlardan” söz etmek açıkçası “ben işimi iyi yapamadığım ya da işimi iyi niyetle yapmadığım için benim yönettiğim mezarlıkta mezarlar kaybolabilir” anlamına gelmektedir. Bu ifade açıkçası savcıların, o müdüriyetten sorumlu belediye başkanlarının ve İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişlerinin sorup sorgulayacağı bir suç itirafından başka bir şey değildir!

O nedenle söylemeliyim ki, bu anlayış çerçevesinde bir gün herkes bir yakınına ait mezarı bu suç kokan yaklaşım ve ifadeler nedeniyle kaybedebilir ve karşısında sorumlu olarak kimseyi bulamayabilir….

Ayrıca A. Buğra Tokmakoğlu‘nun Ege Telgraf Gazetesi‘nin 23 Mayıs 2012 tarihli nüshasında yayınlanan “Mezarlık fırsatçıları” başlıklı haberinde de anlatıldığı şekilde Kokluca Mezarlığı‘ndaki ada ve parsel kayıtlarının güncellenmesi sırasında bazı mezarların kaçak durumuna düşmesi nedeniyle bu kayıtların düzeltilebileceğini söyleyen dolandırıcıların ortaya çıkması mezarlıkların bu kötü durumu üzerinden suç işlemenin ne kadar kolay olduğunu göstermektedir. (7)

Mezarlıklar içinde ticaret yapmak yasak olmasına rağmen Kokluca Mezarlığı‘na yaptığımız ziyaretlerde Hocazade Camiisi Kuran Kursu ile bağlantılı olduğunu düşündüğüm seyyar satıcıların cami yakınında konfeksiyon ürünleri sattığına tanık olmuştum. Kuran kursuna gelir temin etmek amacıyla yapılan bu satışların engellenmesi, ziyaretçilerin işportacıların vereceği rahatsızlıktan uzak tutulması, mezarlıklara bir ticarethane kimliği kazandırma çabasından uzaklaşılması doğru ve yerinde olacaktır.

Kokluca Mezarlığı şu an itibariyle İzmir‘in en eski ve itibarlı mezarlıklarından biri olarak İzmir‘in VİP mezarlığı gibidir… Kokluca isimli bir Rum köyünün Rum Ortodoks mezarlığı iken 1930’lu yıllarda Müslümanların kullanımına açılmış olmakla birlikte neredeyse İzmir‘in Karacaahmet‘i ayarındadır… O nedenle Behçet Uz, Ekrem Akurgal, Sait Altınordu, Ayla Dikmen, İhsan Alyanak, Ayşe Mayda, Rakım Elkutlu, Süleyman Ferit Eczacıbaşı, Şeref Bakşık, Vahap Özaltay ve Şerif Remzi Reyent gibi İzmir‘in tanınmış ekabir isimleri bu mezarlıkta yatıp girişteki anayolun kenarındaki bakımlı ve ihtişamlı mezarlarından bizlere “Merhaba! beni görmeden geçme ve güçlü olduğum günleri hatırla!” dercesine bizleri karşılarlar. Yoksul, dar gelirli, kimsesizler ve emekliler ise mevzuat hazretlerinin emri gereğince mezarlığın görünmez köşelerine atılır ve mezarlık dolup gömüye kapatıldığında bile ilk hatırlı-gönüllü birinin ölümünde yerinden kaldırılarak yeni misafirini ağırlamaya hazır halleriyle adeta mezarlıklardaki sınıf ayrımının göstergesi olarak varlıklarını korurlar.

Çünkü toplumdaki sınıf ayırımını birebir yansıtan mezarlıklarda ölülerin sınıf mücadelesi yapmasına imkan yoktur. Aynen egemen ideolojiyle, sarı sendikalarla, gerici eğitimle, devletin ideolojik aygıtlarıyla ve toplumun afyonu olarak nitelenen dini inançlarla uyutulup sersemletilen işçi sınıfının ne yapacağını bilmeyişi gibi…

Yakın bir zaman önce belediye başkanının sınıf arkadaşı olarak belediyede çalışan bir tanıdığımın ölen kayınvalidesinin daha önce ölmüş kayınbabasının yanına yatırılması için mezarlığa giren belediyeye ait iş makinalarının o eski mezarlığın yanındaki çukuru nasıl doldurup da bir mezar yeri hazırladığına tanık olan biri olarak, mezarlıkların asıl sahibinin, aynen içinde bulunduğumuz toplum gibi egemenler, zenginler ve iktidar sahipleri olduğuna, ölseler bile sipariş ettikleri mezarlarla bu gücü sergilemeye çalıştıklarına inanıyor ve bir zamanlar “anahtarlarının sayısını bilmiyor” denen İzmir‘in en zengin gayrimenkul sahibi Şerif Remzi Reyent‘in Kokluca Mezarlığı‘ndaki o muhteşem ama bakımsız mezarını gördükçe, “dünyada mekan, ahrette iman” deyişinin ironisi olarak sahip olduğum sınıf bilinciyle keyif alıyorum.

Kokluca Mezarlığı’ndaki tescilsiz ve çevresindeki diğer mezarlara göre zemin seviyesinde kalan Osmanlı mezar taşları….

Birçok mezarlıkta, özellikle tarihi mezarlıklarda Osmanlı dönemine ait sarıklı, süslemeli mezar taşı bulunmasına karşın bunların özelliklerine ve tescillendiğine dair bilgilere rastlamayız. Oysa bir çok defineci ve tarihi eseri kaçakçısı için değerli olan ve dipleri define var denilerek eşelenip kazılan bu eserlerin kendi özgün mekanlarında sergilenerek bazen karşımıza çıktığı gibi kendi kendi ruhlarından koparılarak mezarlığın ya da kazı alanlarının bir köşesinde sergilenmesi yönteminden vazgeçilmesi gerekmektedir.

Mezarlıkları korumak keşke toplanıp resim çektirmek ve beyanat vermek kadar kolay olsaydı… Hem de özenle korumadıklarını bile bile…

Şimdi gelelim İzmir Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen mezarlık hizmetleri konusundaki tespitlerimizle bu tespitler karşısında gerçekleştirilmesini arzuladığımız öneriler konusuna:

1. Sağlıklı bir envantere duyulan ihtiyaç: Acil olarak kentteki tüm mezarlıkların ve mezarların doğru, basit ve anlaşılır bir envanterinin hazırlanarak kamuoyu ile paylaşılması sağlanmalıdır.

2. Tüm mezarlık ve mezarların CBS’ne aktarılması: Yine acil olarak, tüm mezarlıklarla mezarların Coğrafi Bilgi Sistemlerine (CBS) aktarılarak her bilgisayar kullanıcısının bu bilgilere kolaylıkla ulaşması sağlanmalıdır.

3. Mezar bakım ve onarımlarının bizzat belediyeler tarafından yapılması: Mezarların temizlik, bakım ve onarımı yeni icat edilen ve belediye personeli özelliklerine sahip olmayan “mezar bakıcıları” yerine bizzat belediyeler tarafından yapılmalıdır.

4. Tüm belediye yönetmeliklerinin yasa ve tüzük hükümlerine uygun hale getirilmesi: Başta İzmir ve İstanbul büyükşehir belediyelerinin mezarlık yönetmelikleri olmak üzere mevzuata aykırı tüm belediye yönetmeliklerinin 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile 3998 sayılı Mezarlıkların Korunması Kanunu‘na; ayrıca 1931 tarihli Belediye Mezarlıkları Nizamnamesi hükümlerine uygun hale getirilmesi sağlanmalıdır.

5. Defin işlemlerinin mevzuat hükümleriyle planlara göre yapılması: Mezarlıklardaki defin işlemleri hatır gönül tanıdık işine göre değil; mevzuatın belirlediği yöntemlere ya da mezarlık gömü planlarıyla belirlenmiş düzene göre yapılmalı, bu uğurda mezarlık imar planları bozulmamalıdır.

6. Mezarlıklardaki tarihi eserlerin yerinde tescillenmesi: Tüm mezarlıklardaki tarihi mezar taşlarının kendi özgün yerinde korunmak suretiyle tescillenmesi sağlanmalıdır.

7. Mezarlıkların ticari faaliyetlerden arındırılması: Hiçbir mezarlıkta ticarete konu olacak faaliyetlere izin verilmemeli, mezarlıkların zaten var olan kargaşasına bir de bunun kargaşası, bunun kaosu eklenmemelidir.

8. Mezar yerlerinin değişik bahanelerle değiştirilmemesi: Mezarlıklardaki mezar yerlerinin inşaatları yapılmadı ya da uzun zamandır ziyaret edilmedi gibi gerekçelerle değiştirilerek başkalarına mezar yeri açma çabasından vazgeçilmesi gerekmektedir.

9. Mezarlık hizmetlerinin bir sosyal yardım hizmeti olarak kabul edilmesi: Mezarlık tarifelerinin mezarlıkların bulunduğu bölge ve mahallelerin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyleri dikkate alınarak düzenlenmesi ve tarife değerlerinin emlak komisyoncusu zihniyetiyle değil gömü sahiplerinin ekonomik düzeylerine göre belirlenmesi, asıl olarak tüm mezarlık hizmetlerinin tüm ölüler için eşit, adil bir sosyal hizmet olarak sunulması sağlanmalıdır.

10. Hayvan Mezarlığı ve Kremasyon: Kapasitesi dolmuş olan hayvan mezarlığının daha genişletilerek yapımı ve işletilmesi yasal olarak mümkün yakma fırını (kremasyon) uygulamasının bir an önce başlatılması sağlanmalıdır.

Başka bir yazıda, başka bir konuda buluşmak üzere…

Yazının Birinci Bölümü: https://kentstratejileri.com/2026/07/06/bu-ulkede-bu-kentte-mezar-sahibi-olabilmek-1/

(1) İzmir Büyükşehir Belediyesi 2025-2029 Dönemi Stratejik Planı, İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2024-İzmir, sh. 44

(2) “İzmir’e 2,5 milyon metrekare yeni mezarlık alanı“, İzmir Büyükşehir Belediyesi, 29 12 2025, https://www.izmir.bel.tr/tr/Haberler/%E2%80%8Bizmir-e-25-milyon-metrekare-yeni-mezarlik-alani/57579/156

(3) İzmir Büyükşehir Belediyesi Açık Veri Portalı: https://acikveri.bizizmir.com

(4) İzmir Büyükşehir Belediyesi (CBS) Coğrafi Bilgi Sistemi) Mezarlık Bilgi Sistemi Mobil Servisi – https://cbs.izmir.bel.tr/cbswebservisleri/CbsKurumSozelServisi/Mezarlik/MezarlikBilgiSistemiMobil.asmx/mezarlikListesiDondur

(5) İzmir’in ilk hayvan mezarlığında doluluk oranı yüzde 35’e ulaştı, 13 Temmuz 2022, Haberler, İzmir Büyükşehir Belediyesi, https://www.izmir.bel.tr/tr/Haberler/izmir-in-ilk-hayvan-mezarliginda-doluluk-orani-yuzde-35-e-ulasti/46964/156, İzmir Hayvan Mezarlığı, Ekşi Sözlük, https://eksisozluk.com/izmir-hayvan-mezarligi–5456328

(6) İzmir Büyükşehir Belediyesi 2025 Yılı Faaliyet Raporu, 2026-İzmir, sh. 132.

(7) A. Buğra Tokmakoğlu, “Mezarlık fırsatçıları, Ege Telgraf, 23 Mayıs 2012, https://blog.milliyet.com.tr/mezarlik-firsatcilari/Blog/?BlogNo=364083

Yararlanılan kaynaklar

1) “İzmir’in eski Yahudi mezarlıklarının ortak kaderi“, Şalom Gazetesi, 8 Mayıs 2024, https://www.salom.com.tr/haber/133544/izmirin-eski-yahudi-mezarliklarinin-ortak-kaderi

2) “Kategori: Kokluca Mezarlığı’na defnedilenler“, Wikipedia, https://tr.wikipedia.org/wiki/Kategori:Kokluca_Mezarlığı%27na_defnedilenler

3) “Kokluca Mezarlığı”, Vikipedi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Kokluca_Mezarlığı

4) “Kokluca Mezarlığı”, Ekşi Sözlük, https://eksisozluk.com/kokluca-mezarligi–2905179

5) “Kategori: Soğukkuyu Mezarlığı’na defnedilenler”, Wikipedia, https://tr.wikipedia.org/wiki/Kategori:Soğukkuyu_Mezarlığı%27na_defnedilenler

6) “İzmir Doğançay Mezarlığı”, Ekşi Sözlük, https://eksisozluk.com/izmir-dogancay-mezarligi–7866002

7) “Doğançay Mezarlığı”, Ekşi Sözlük, https://eksisozluk.com/dogancay-mezarligi–8085475

8) “İzmir Doğançay Mezarlığı”, Ekşi Sözlük, https://eksisozluk.com/entry/167441443

9) “İzmir Doğançay Mezarlığı’nın Acınası Hali”, Ekşi Sözlük, https://eksisozluk.com/izmir-dogancay-mezarliginin-acinasi-hali–7106144

10) “İzmir Bornova’daki Yahudi Mezarlığı”, Ekşi Sözlük, https://eksisozluk.com/izmir-bornovadaki-yahudi-mezarligi–5767075

11) “İzmir Hayvan Mezarlığı”, Ekşi Sözlük, https://eksisozluk.com/izmir-hayvan-mezarligi–5456328

12) Saadet Erciyas, “Paşaköprü’de mezarlar ilgiye muhtaç”, Kent-Yaşam, 18 Temmuz 2021, https://kentyasam.com.tr/wp/2021/07/18/pasakoprude-mezarlar-ilgiye-muhtac/

13) Yaşar Ürük, “İzmir’de Müslüman mezarlıkları”, Kent Yaşam, 30 Mayıs 2017, https://kentyasam.com.tr/wp/2017/05/30/izmirde-musluman-mezarliklari/

14) Siren Bora, “İzmir’de Yahudi Mezarlıkları, Tarihçe, Kitabeler ve Smyrna Agorası’nda Yer Alan Yahudi Mezar Taşları”, 2017, Smyrna/İzmir Kazı ve Araştırmaları II, İzmir 2017, sh.45-67.

15) Rakel Mizrahi, İzmir Yahudi Mezarlıkları, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, DEÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019-İzmir,

Bezmi Nusret Kaygusuz, Fuat Edip Baksı ve Kokluca Mezarlığı…

Ali Rıza Avcan

Bugünkü yazımın konusu, bağrında birçok cevheri titizlikle saklayan bu dişi kentin yetiştirdiği iki değerli insanla ve onların gömülü olduğu Kokluca Mezarlığı izlenimleriyle ilgili olacak…

Bu yazıya konu olan hikȃyenin başlangıcı, geçtiğimiz Mayıs ayında sevgili dostum Orhan Beşikçi ile birlikte sevgili Cem Üsküp‘ün dükkanında yaptığımız keyifli bir sohbete dayanır… Sohbetin bir anında sevgili Cem Üsküp‘ün bana yakın zamanda bir çırpıda okuyup beğendiği Bezmi Nusret Kaygusuz‘un “Bir Roman Gibi” isimli kitabıyla Selin Ezel Çakar‘ın “Gümülcine’den Torbalı’ya… Bir Mücadele Kahramanı Esat İleri” isimli kitabı tavsiye etmesi ile başlar… (1)

Onca senedir İzmir üzerine okumalar yapıp bilmediğimi öğrenmeye çalışan biri olarak bu iki yazarı ve kitabını niye okumadığımı düşünerek duyduğum mahcubiyet nedeniyle, ilk iş olarak Fersuden Sahaf‘a giderek Bezmi Nusret Kaygusuz‘un “Bir Roman Gibi” kitabının 1956 tarihli ilk baskısını aldım. Ardından da APİKAM‘ın bahçesindeki İZELMAN‘a ait Kitap Kafe‘ye giderek, o mekȃn bir kütüphane olmadığı halde, orayı bir kütüphane olarak sahiplenen ve İZELMAN çalışanları tarafından sarılıp sarmalanıp şımartılan Z kuşağı gençlerinin saldırısına rağmen Selin Ezel Çakar‘ın kitabını satın almaya çalıştım. Ancak daha pahalıya satacak kitapevlerine vermek amacıyla dolaplara istiflenip saklanan bu yayını alamayınca yakın zamanda APİKAM danışmanı olan sevgili dostum Aybala Yentürk‘ün kendisine ait kitabı armağan edip bir de Selin Ezel Çakar‘a imzalatması üzerine, zor ve uzun mücadeleler sonucunda Esat İleri kitabını edinebildim. Bu arada, 2002 yılında APİKAM tarafından basılan ve bugünlerde Nadir Kitap üyesi sahaflarca 655-750 lira aralığında satılmakta olan “Bir Roman Gibi” isimli kitabın mevcudunun kalmadığını öğrenerek yeni bir baskısının yapılmasını önerdim. (2)

Her iki kitabı da soluksuz; ama sık sık notlar alarak, okuduklarımı yer yer hayal ederek ve yan kaynaklara başvurarak ezberlercesine okudum. Ardından da Bezmi Nusret Kaygusuz‘un diğer kitaplarını; 1957 baskısı “Şeyh Bedrettin Simavenȋ“, 1959 baskısı “Kurumuş Pınar“, 2006 baskısı “Şeyh Bedrettin” kitaplarını ve kendisiyle ilgili makaleleri okudum. Böylelikle 1956-1959 döneminde yayınlanan Bezmi Nusret Kaygusuz kitaplarının ön kapaklarındaki resimleri yapan ressam ve grafiker Sacit Atlıhan ile baskısını yapan İhsan Gümüşayak Matbaası‘ndan haberdar oldum.

Ressam ve grafiker Sacit Atlıhan‘ın resim ve grafiklerini araştırırken karşıma, o ana kadar tanımadığım bir başka İzmir değeri, Fuad Edip Baksı çıktı. Çünkü Sacit Atlıhan onun şiir kitaplarının kapaklarını tasarlamış, kitap içi resimlerini çizmişti. Hatta sevgili Cem Üsküp‘ün bana Sacit Atlıhan çalışması olarak anlattığı “Reçete” isimli grafik tasarımın, bir süre önce “İzmir’in Unutulan Sanatçıları” başlığıyla kaleme aldığım yazı dizisi içindeki başka bir İzmir değerine; yani, ressam Kadri Atamal‘a ait olduğunu anlayınca sıkı bir Kadri Atamal koleksiyoneri olan Cem Üsküp‘ü sevindirmiş oldum.

Böylelikle Bezmi Nusret Kaygusuz, Sacit Atlıhan, Kadri Atamal ve Fuat Edip Baksı gibi İzmir değerleri arasındaki hoş bir kesişimin içinde yer aldığımı anlayıp bu konuda sonuna kadar gitmeye karar verdim.

Şimdi sıra gelmişti yıllar önce anket yaptığım bir mahalleye verilen adı nedeniyle haberdar olduğum şair, güfte yazarı, romancı, öykücü ve öğretmen Fuat Edip Baksı‘ya… Onun “Reçete” isimli şiir kitabından sonra “İzmir Destanı“, “Bir Bahar Akşamı” gibi 1935-1972 döneminde basılmış kitaplarını almaya… Bazen hiç üşenmeden sahaflara gidip; hatta, Narodnik Sahaf‘ın sahibi sevgili Abdurrahman Elvan‘ın armağan ettiği kitapları alarak, bazen de kargodan gelecek paketleri bekleyerek Fuat Edip Baksı‘nın 1945 baskısı “Destanımız“, 1946 baskısı “Halk Edebiyatımızın İçyüzü“, 1955 baskısı “Reçete“, 1963 baskısı “Bir Bahar Akşamı“, 1970 baskısı “Emrah ile Selvi“, 1972 baskısı “İzmir Destanı” isimli kitaplarıyla Yasemin Mumcu Ay‘ın doktora tezinden hareketle yayınlanan “Fuat Edip Baksı, Hayatı, Sanatı, Eserleri” isimli kitapları aldım ve okumaya başladım… Bu okumalar sırasında Fuat Edip Baksı‘nın 1932-1934 yılları arasında, rahmetli annemin de aynı yıllarda okuyup mezun olduğu ve 1989 yılında ziyaret ederek okul kayıtlarına baktığı Safranbolu Kalealtı İlkokulu‘nda öğretmenlik yaptığını öğrenip rahmetli annemin belki de kendisini tanıdığını düşünmeye başladım.

Ardından da sevgili dostum Orhan Beşikçi ve Zeytin‘le ile birlikte sıcak bir Temmuz günü, Orhan Bey‘in Çingene Yokuşu adını verdiği dik bayırları arşınlayarak, Bezmi Nusret Kaygusuz‘un annesi ve babası ile yaşadığı ve adresini tüm kitaplarının arkasında “Ballıkuyu mahallesi, 1022 sokak No.5” şeklinde yazdığı, aslında bugünkü Kubilay mahallesindeki Hacı Aliefendi Caddesi ile 1022 sokağın kesiştiği köşede yer alıp, 1022 sokağa 5, 5/A, 5/B ve 5/C kapı çıkışları olan evine (Tapu kaydına göre,: İzmir İli, Konak İlçesi, Ballıkuyu (Temaşalık) mahallesi 1570 ada, 4 parselde, üzerinde bir ev ve iki dükkan bulunan 98 m3’lik arsa) giderek bugün çok değişmiş ve bozulmuş olan evin (3), lentolu kapısındaki 5 numara yazan tabelayı bulduk. Evin cadde üstündeki katının kahvehaneye çevrilmiş olması nedeniyle o eşsiz İzmir manzarasına sahip kahvede çay içerek kahvenin şimdiki sahibi Mardinli Rıfat Acar amcayla tanışıp onun ikram ettiği çayları içtik, evde oturanlardan elektrik faturalarını isteyerek faturalardaki abone isminin Bezmi Nusret Kaygusuz olup olmadığına baktık, Bezmi Nusret Kaygusuz‘un İzmir‘in kurtuluşu sonrasında annesiyle birlikte ellerindeki dürbünle seyrederken İzmir Yangını ile ilgili ilk alevlerin, annesinin Ermeni mahallesine yakınındaki evin molozları arasından çıktığını gördüğü o eşsiz manzaralı yerden bugünün İzmir‘ini ve körfezi seyrettik, “Bir Roman Gibi” isimli kitapta anlatılanları sanki o günleri yaşarcasına tahayyül edip anlamaya çalıştık.

Ancak daha sonra o evin bulunduğu yerle ilgili araştırmalar yaparken karşımıza çıkan bir rapordan İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin Ballıkuyu Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi adı altında o eşsiz tarihi dokuya gökdelenler yerleştirmek niyetinde olduğunu görüp bundan duyduğum öfkeyi sizlerle paylaşmak istedim. (3)

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, Yeşildere’deki İZKA gökdeleninden sonra Ballıkuyu bölgesi için hazırladığı kentsel dönüşüm ve gelişim projesinin görselleri!!!

Sıra gelmişti Bezmi Nusret Kaygusuz‘la Fuat Edip Baksı‘nın Kokluca Mezarlığı‘nda olduğu söylenen mezarlarını bulmaya…

Bezmi Nusret Kaygusuz‘un, Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi araştırma görevlisi olan sevgili arkadaşım Dr. Murat Kaya‘nın Atatürk Ansiklopedisi için kaleme aldığı yaşam öyküsünde (4), 25 Nisan 1961 tarihinde vefat ettikten sonra Kokluca Mezarlığı‘na defnedildiği belirtildiği için, İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin İnternetteki İzmir Mezarlık Bilgi Sistemi‘nden elimdeki tüm bilgileri kullanıp ihtimalleri gözeterek Kokluca Mezarlığı‘nın hangi ada ve parselinde yattığını bulmaya, mezara ait resme ulaşmaya çalıştım. Bütün çabalarıma karşın bu konuda tek bir bilgi edinemediğim için, 7 Temmuz 2024 tarihinde CİMER kanalıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nden bilgi talebinde bulundum ve o tarihten bu yana 22 gün geçmiş olmasına karşın bu talebime henüz cevap verilmedi.

Neyse ki, sevgili Murat Kaya ile karşılaşıp kendisinden aldığım ayrıntılı bilgiler sonucunda, Bezmi Nusret Kaygusuz‘a ait mezarın “Nusret oğlu Hüseyin Rezmi Kaygusuz” adıyla, eşi “Hasan kızı Devlet Kaygusuz“un da Kokluca Mezarlığı‘nın 77 numaralı adasında bulunduğunu öğendim.

Fuat Edip Baksı‘ya ait mezarın ise yine aynı mezarlık bilgi sistemi verilerine göre mezarlığın girişindeki Hocazade Camii‘nin hemen yanındaki 3 numaralı adada olduğunu öğrenip mezar resmine ulaşmam mümkün oldu.

Bunun üzerine geçtiğimiz Cuma günü; yani 26 Temmuz 2024 tarihinde sevgili dostlarım Orhan Beşikçi ve Erol Şaşmaz‘la birlikte ve Zeytin‘i Basmane‘de bırakarak İzmir‘in en eski mezarlıklarından biri olan Kokluca Mezarlığı‘na gittik.

Kokluca Mezarlığı‘na daha önce İzmir‘in efsane belediye başkanlarından ve Kültürpark‘ın kurucusu Behçet Uz‘un mezarını ziyaret etmek, Kültürpark mücadelesinde yer alan bir kentli olarak Kültürpark‘ı mahveden kent yöneticilerini şikayet etmek amacıyla gitmiştim.

Ve tabii ki, ilk iş olarak yine Behçet Uz‘un mezarıyla onun hemen yanındaki nesnesini Ankara‘ya kaptırmış abidevi Kazım Dirik yazıtını (5) ziyaret edip saygımızı sunduk. Ama bu iki mezarın arasındaki konfeksiyon ürünleri satan satıcıyı görünce fazlasıyla yadırgadık. Çünkü kentin en büyük ve ünlü mezarlıklarından birinde bu tür bir satış mekȃnının yaratılmasını, hem mezarlıklardan sorumlu İzmir Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Dairesi Başkanlığı‘nın buna nasıl izin verdiğini merak ettik, hem de bu satış yerinin hemen karşısındaki Hocazade Camii kuran kursu ile bir ilgisinin olup olmadığını, buradaki satıcıya tanınan imkȃnın aslında belediye tarafından bu kursa tanınmış bir ayrıcalık olup olmadığını merak ettik. Sanırım belediye cephesi, bu satıcıya çalışma ruhsatını vermiş ve işgal harcını düzenli olarak tahsil ediyordur!!!

İzmirli şair, güfte yazarı, romancı, öykücü ve öğretmen; başka bir deyişle “On İzmirli’den birinin hocası” olarak bilinen ve “Bir bahar akşamı rastladım size“, “Aşkımın ilkbaharı, ilk heyecanım benim” gibi ünlenmiş şarkıların söz yazarı Edip Fuat Baksı‘nın, İzmir Mezarlık Bilgi Sistemi‘ndeki adıyla “Mustafa Mümin oğlu Fuadȋ İbrahim Baksı“nın 3 numaralı adadaki mezarını ziyaret ederek mezara elimdeki kitapları dizip fotoğraflarını çektik. Bu arada mezarın üstündeki resmin sökülüp atılmasına ve yenisinin yapılmayışına üzülerek kendisine saygılarımızı sunduk.

Ardından uzun ve yorucu bir yürüyüşle Bezmi Nusret Kaygusuz‘le eşi Devlet Kaygusuz‘un gömülü olduğu söylenen ve güneyden kuzeye doğru akan dere üstündeki köprüyü geçtikten sonra, dere kenarında kalan 77 numaralı adaya giderek bir saate yaklaşan süreyle üç koldan yaptığımız araştırma sonucunda ne Bezmi Nusret Kaygusuz‘un, ne de eşi Devlet Kaygusuz‘un mezarını bulamadık.

Kokluca Mezarlığı ve 77 numaralı ada…

Söz konusu mezarları başka bir tarihte bir kez daha gelip arama yapma konusunda birbirimize söz vermekle birlikte, o mezarları ararken gördüğümüz kötü manzaralar, -ne yazık ki- hemen yakındaki Kandere Yunus Emre Camisi‘ndeki kuran kursu hocasının çocuklara anlattığı ve bizlerin de duyduğu Müslüman tanımına ve Müslümanlığa yaptığı methiyelere pek uymuyordu. Gösterişli, zengin işi mezarlarla üstündeki ahşap, saç, beton ya da mermer başlıkların kırılıp bükülüp bir tarafa atıldığı gariban mezarları arasındaki fark, toplumdaki mevcut sınıf farklarının açık bir göstergesiydi. Ayrıca yer kalmadığı için mezarlar arasındaki yolların ve geçişlerin hatırlı, zengin ölü sahiplerine verilmesi nedeniyle mezarlık içindeki yol sisteminin bozulduğunu, mezarlar arasında gezintiyi engelleyecek şekilde, adeta dip dibe ya da üst üste bir gecekondu mezarlık sisteminin yaratıldığını, bazı mezarların kırılıp dökülerek üzerinden geçilen bir yol haline dönüştüğünü, ünlü İzmirli mimar Necmettin Emre‘nin, annesi Hatice Nükhet Hanım için andezitin o muhteşem yeşil rengini kullanarak özenle yaptığı mezarın, TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şubesi‘nin ilgisini bekleyen bakımsızlığını, bütün özenli davranışlarımıza rağmen bazen bilmeden bir mezarın üstünden geçtiğimizi fark etmemiz, gömme işleminin gelişigüzel bir şekilde yapılması nedeniyle 1960 yılında ölen birinin hemen yanına, o mezara ulaşmamızı engelleyecek şekilde 2023 yılında ölen birinin alelacele yerleştirildiğini görmemiz hepimizin moralini bozdu. Adeta hep birlikte ve koro halinde “sağ olanlara saygı duymayan bir toplum, ölüsüne de saygı duymaz” dedik… Nitekim daha iki hafta önce bu şehirde iki kamu kurumunun sorumsuzluğu nedeniyle iki gencin ölmesi üzerine başlatılan yargılama sırasında o iki kişinin ölümüne neden olan ve o sorunları halen çözmeyenlerin üzerine gitmek yerine, bu işlerden sorumlu bir memurun makamında gözaltına alınmasına itiraz edip bunu siyasi bir şova dönüştürenlerin, pisi pisine ölen o iki gence ve geride kalan ailelerine saygı duymayı unuttuğu gibi…

Evet, İzmir‘in değeri olarak nitelediğimiz bu insanlara ait mezarların nerede olduğunu bilmediğimiz, bilsek bile koruyamadığımız, mezarlıkları konfeksiyon ürünlerinin satıldığı bir çarşıya dönüştürdüğümüz, mezarlıkları bir ormana ya da çiçek bahçesine çeviremediğimiz, kentin içinde ne kadar çarpık, plansız ve yolsuz işler yapıyorsak, aynısını mezarlıkların içinde de yaptığımız bir kentte yaşıyoruz… Ne yazık ki…

Eski Kokluca, Fotoğraf: Osman Koçanaoğulları.
Kokluca Rum Ortodoks Mezarlığı.

Dokuz Eylül Üniversitesi öğretim görevlisi sevgili Dr. Turgay Gülpınar‘ın geçtiğimiz günlerde beğeniyle okuduğum 2023 tarihli “Kokluca’da Bir Ev” başlıklı makalesinde (6) ele aldığı 1802 doğumlu Petros Mengous‘un doğup büyüdüğü bir zamanların Kokluca (Κουκλουτζάς) isimli Rum köyünün mezarlığı iken, 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra Müslüman gömülerinin yapılmaya başlandığı, 1920 yılından sonra da resmi açılışı yapılan ve daha çok Behçet Uz, Kazım Dirik, Vahap Özaltay, Ayla Dikmen, Ekrem Akurgal, Rakım Elkutlu ve Ayşe Mayda gibi İzmir ünlülerinin bol para harcanmış büyük ve gösterişli mezarlarıyla tanınan tarihi Kokluca Mezarlığı‘nın bugün bu duruma gelmesi, Kokluca Mezarlığı‘nın hemen karşısında yer alıp bugünkü Kokluca Mezarlığı‘nın nüvesi olduğu anlaşılan kapısına kilit vurulup kaplumbağalara terk edilmiş Kokluca Rum Ortodoks Mezarlığı‘nın sessiz sakin ve sahipsiz hali, insanın içini burkup bu kentin ölüsüne duyduğu saygının ya da saygısızlığın ne kadar vahim bir durum oluşturduğunu ortaya koyuyor…

Ayrıca Buğra Tokmakoğlu gibi blog yazarlarının dile getirdiği fırsatçı girişimler de gösteriyor ki, mezarlıktaki bu karmaşıklıktan yararlanan belediye kendi yaptığı yanlışlık için üstüne para isteme cüretinde bile bulunabiliyor! (7)

Eskilerin Kokluca Mezarlığı…

Ezcümle, bütün bu yazıp çizdiklerimin sonucunda ortaya çıkan önerileri ise şu şekilde özetleyebilirim:

1. İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin, Bezmi Nusret Kaygusuz‘un yaşadığı Ballıkuyu bölgesi için hazırladığı Ballıkuyu Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi‘nin, bir zamanlar meslek odalarının yönetimindeyken bu tür projeleri yargıya taşıyan mimar ve şehir plancısı arkadaşların, özellikle de Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu ile imar, kentsel dönüşüm ve kentsel tasarım bölümlerinde yönetici olan eski TMMOB yöneticilerinin bu projeye karşı çıkması ve bölgenin topografik yapısıyla tarihsel kimliğine ve doğal siluetine uygun başka bir proje üzerinde çalışmaları sağlanmalıdır. Daha dün Folkart ya da Vestel gökdelenlerinin nasıl tarihi kent merkezine ve kent siluetine aykırı olduğunu savunup davalar açıyorsak, şimdi de Ballıkuyu‘nun tarihi kimliği ile Kadifekale siluetine aykırı bu projeye de karşı çıkıp iptali için mücadele etmemiz gerekmektedir.

Tabii ki, İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin bugün içinde bulunduğu idari ve mali sorunlar; ayrıca, bugüne kadar başta Ege Mahallesi olmak üzere hiçbir kentsel dönüşüm ve gelişim projesini bitirememiş olmasından kaynaklanan kötü performansı nedeniyle, böylesi bir projeyi de ne ölçüde hayata geçireceğini de dikkate alarak…

2. İzmir Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘nin yaptığı gibi kendisine ait tüm mezarlıkların kültürel miras envanterini çıkarmalı; hem Osmanlı, hem de Cumhuriyet dönemlerinde bu mezarlıklara gömülen tüm İzmirlilere sahip çıkarak onların gömü yerlerini çağın teknolojik araçları marifetiyle bizlerin bilgisine sunmalı, mezarların her daim bakımlı olması için gömü sahipleriyle birlikte çalışmalıdır.

3. İzmir Büyükşehir Belediyesi, kendisine ait mezarlıklarda her ne suretle olursa olsun, ister ruhsatlı, ister ruhsatsız ticari satışlara izin vermemelidir. Hele hele mezarlık içindeki ya da kıyısındaki dini oluşumlara hiçbir şekilde ayrıcalık tanımamalıdır.

Bu bağlamda, Kokluca Mezarlığı‘na bir sonraki gelişimizde, karşımıza bu satış tezgahı yerine koskoca bir AVM ‘nin çıkmamasını diliyoruz!

4. İzmir Büyükşehir Belediyesi kentte olduğu gibi mezarlıklarda da, kendi eliyle yarattığı karmaşa, kaos, çarpıklık ve düzensizliği bir an önce gidermeli, mezarlıkların sakin sessiz, yeşil ve düzenli olarak kullanılmasını sağlamalı, hatırlı, gönüllü ve zengin gömü sahiplerine ayrıcalık tanımamalıdır.

5. İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin 2024 yılı mezarlıklar tarifesine baktığımızda, 100 lira ile 52.400 lira arasında değişen orantısız ücretlerin, mezarlıklardaki sahipsiz mezar yerlerinin yüksek ücretleri ödeyen zenginler lehine yeniden kullandırılması şeklinde bir durumun ortaya çıkmasına neden olduğu, bunun da gömüye kapatılmış olsa bile tüm mezarlıklardaki adil paylaşımın bozduğu anlaşıldığından tarifelerdeki en düşük ücretle en yüksek ücret arasındaki makasın azaltılması ve arazi satar gibi yüksek mezar ücretleri alınmasından vazgeçmesi gerekmektedir.

Bütün bu önerilerin dile getirilmesinden sonra bize düşen ise,

Bütün bu plansızlık, hesapsızlık ve karmaşanın farkında olan kentliler olarak, bu tarifeleri onaylayan İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi üyeleriyle mezarlıkları yöneten kamu görevlilerinin dikkatini çekip uyarmak ve öneri geliştirerek onlara yardımcı olma niyetimizi ortaya koymaktır.

Kokluca Mezarlığı‘nda sevgili arkadaşlarım, dostlarım Orhan Beşikçi, Erol Şaşmaz, Turgay Gülpınar ve Murat Kaya ile birlikte yapacağımız bir sonraki araştırmada, Bezmi Nusret Kaygusuz ile eşi Devlet Kaygusuz‘a ait mezarları bulup fotoğraflarını sizlerle paylaşmak dileğiyle…

………………………………………………………………………………………….

(1) Kaygusuz, B. N., Bir Roman Gibi, İhsan Gümüşayak Matbaası, 1956, İzmir.

(2) Çakar, S.E., Gümülcine’den Torbalı’ya… Bir Mücadele Kahramanı Esat İleri, İzmir Büyükşehir Belediyesi Yayınları, Ekim 2023, İzmir.

(3) İzmir Büyükşehir Belediyesi Ballıkuyu Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi, (Erişim Tarihi: 28 Temmuz 2024, https://www.izmir.bel.tr/YuklenenDosyalar/file/KENTSEL_DONUSUM/konut_proje/ballikuyu_81mb.pdf

(4) Bezmi Nusret Kaygusuz’un ailesine ait ev, üç boyutlu olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 3 Boyutlu Kent Rehberine işlenmemiş durumdadır.

(5) Kaya,M. Bezmi Nusret Kaygusuz (1890-1961)“, Atatürk Ansiklopedisi, https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/bilgi/bezmi-nusret-kaygusuz-1890-1961/

(6) Kaya, M., “İzmir Valisi Kazım Dirik’in Mezarı“, Kent ve Bellek Dergisi, Ağustos-Eylül 2022, s.16-20.

(7) Gülpınar, T., “Kokluca’da Bir Ev“, Ev, Tarihsel, Toplumsal ve Sembolik Bir Mekan Olarak Anlamı ve Dönüşümü, Nika Yayınevi, Mart 2023, s.135-157.

(8) https://blog.milliyet.com.tr/mezarlik-firsatcilari/Blog/?BlogNo=364083 (Erişim Tarihi: 28.07.2024)