Kısa kısa…

Ali Rıza Avcan

Bu kez de yakın zamanda tanık olduğum, duyup doğruladığım; ancak, ayrı bir yazı konusu olarak dile getirmediğim gizli kalmış bazı İzmir gerçeklerini yazmak, bir anlamda tarihe not düşmek istediğim yeni gelişmeleri, İzmir yerel basınının dile getirmekten kaçındığı olayları sizlere anlatıp bunlarla ilgili görüşlerimi kısa kısa belirtmek istiyorum…

Prof. Dr. Ayfer Kocabaş başkanlığındaki Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği‘nin, kendilerine tahsis edilen Kemeraltı Tan mahallesi 838 sokaktaki anı evinin hemen yanındaki 100. Yıl Kurtuluş Savaşı Anı Evi‘nin İzmir Büyükşehir ve Konak belediyeleri tarafından fiili bir şekilde kapatılmış olmasına tek bir ses çıkarmazken ya da bu konuda tek bir çözüm önermezken; Kapitalizmin neoliberal döneminde daha fazla katılım bahanesiyle belediyelerin özelleştirilmesini sağlayan kent konseyleri, daha doğru bir adlandırmayla İzmir Kent Konseyi ile birlikte, sanki kent konseyleri köy enstitülerinin bir devamı ya da sonucuymuş gibi anlam çıkarmaya müsait “Köy Enstitülerinden, Kent Konseylerine” başlıklı bir toplantı düzenleyerek herkesi “yurttaş” yapan Cumhuriyet Dönemi’nin “halkçı” zihniyeti yerine büyük bir aldatmacaya dayalı kent konseylerinin neoliberal “yönetişim” zihniyetine dayalı varlık nedeni ile konuşmacılarının da örneklediği gibi parti fidanlığına dönüşen halini değerlendirip eleştirme fırsatını kaçırdığını düşünüyorum. (1)

İzmir merkezli Epig Mimarlık‘ın sahibi Semiha Güneş… Kendisi, İzmir‘deki neredeyse tüm gökdelenlerin ya da Foça Ekokent, Neva Yalı ya da yıkımına TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şubesi ile birlikte karşı çıktığımız Karşıyaka Atatürk, Annesi ve Kadın Hakları Anıtı‘nın yerine yapılan anıt gibi “kent suçu” kategorisine giren uygulamaların mimarı… O nedenle “gökdelenci bayan” ismiyle de anılıyor… Bu çerçevede belediyelerle, belediyelerdeki kadrolarla ve imar komisyonu üyeleriyle arasının iyi olduğu, bütün işlerinin yolunda gittiği söyleniyor… O nedenle sermayenin emrindeki gazete, ajans ve kuruluşlar tarafından kendisine “Yeni İzmir’i şekillendiren mimar“, “Kent katkısı” gibi unvanlarla övgü ve ödüllere boğuluyor…

Ben kendisinden, Nilüfer Çınarlı Mutlu‘nun TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şubesi sekreteri olduğu dönemde, karşı listeyi destekleyen bir mimar olarak haberdar olmuştum… Mimarlar Odası İzmir Şubesi seçimlerinin yaklaştığı dönemde, gazeteci dostum Süleyman Gençel‘in yönetimindeki A3Haber internet gazetesinde kendisi ile ilgili yazının yayından kaldırılması için teklif ettiği 10 bin liranın Süleyman Gençel tarafından reddedilip bunun ayrı bir yazı ile kamuoyuna aktarılması üzerine kendisini daha iyi tanıma fırsatına kavuşmuştum… Ayrıca geçtiğimiz yılın Aralık ayı sonunda yılbaşı kutlaması çerçevesinde Mimarlar Odası İzmir Şubesi tarafından düzenlenen bir toplantıda elini sıkıp tanışma fırsatını da bulmuştum…

Semiha Güneş‘in, Alaattin Yüksel ile İlknur Denizli‘nin kurucusu olduğu İZSİAD, İzmir Sanayici ve İş insanları Derneği‘nin üyesi olup halen devam etmekte olan yönetim kurulu üyeliği dışında 2 dönem başkan yardımcılığı görevini yaptığı, 24 Ocak 2024 tarihinde BASİFED, Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu başkanlığına seçilmesi sonrasında yaptığı yeni hamlelerle toplum içindeki önem, itibar ve ağırlığının arttığı görülmektedir.

Semiha Güneş’in, göreve gelişi ile birlikte CHP‘li kadın belediye başkanları üzerinden kadın istihdamı ve girişimciliği gibi konuları ön plana çıkararak işbirliği yapmaya özen gösterdiği gözlenmektedir. Örneğin Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu ile birlikte belediyenin Türkan Saylan Kültür Merkezi‘ndeki istihdam ofisinin açılışını yapması, yine aynı belediye başkanı 21 Kasım 2024 tarihinde TMMOB İzmir İKK ile birlikte İzmir Elektrik Fabrikası önünde yapılan basın açıklamasında İzmir Elektrik Fabrikası‘nın olduğu parselde yapılacağı söylenen 35 katlı gökdelenin yapılmaması gerektiğini ifade ederken kendisinin aynı tarihlerde gazetelere verdiği demeçle BASİFED olarak 35 katlı gökdelenin yapılmasına karşı olmakla birlikte buraya hem kültür merkezi hem de gökdelenin birlikte yapılabileceğini söyleyerek “ne şiş yansın, ne kebap” tavrını ortaya koyması bu durumun en iyi örnekleridir. (2)

BASİFED‘in yeni başkanı Semiha Güneş‘in bu açıklama sonrasında yanına çektiği İZKA, İzmir Kalkınma Ajansı ve üyesi olup yönetimini desteklediği TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şubesi ile birlikte “Girişimci Kadınları Güçlendirme – Mimari ve Tasarımda Kadın Girişimler Programı” kapsamında 15 Ocak 2025 tarihli “Yapay Zeka Mimarlık ve Tasarım Sektörü Semineri & B2B Görüşmeleri” etkinliğini düzenleyerek Mimarlar Odası‘nın yanında durduğunu görürüz. (3)

Ardından, başında olduğu BASİFED‘in 18-19 Şubat 2025 tarihlerinde İzmir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte, Ahmed Adnan Saygun Kültür Merkezi‘nde İzmir İktisat Kongresi‘nin 102. yılı nedeniyle İzmir Kadın ve İktisat Kongresi‘ni düzenlediğini ve bu kongre ile ilgili sponsorluğun Semiha Güneş‘in projesini hazırladığı Turan‘daki Neva Yalı‘nın, daha doğrusu bu gökdelenleri yapıp Turan mahallesini mahveden Rönesans Holding‘e bağlı Rönesans Eğitim Vakfı (REV) ile İzmir‘in ünlü gökdelenleri Nurus, Mia Yapı ve Megapol tarafından yapıldığını öğrendik. (4)

Anlaşılan o ki, bir tabu olarak hepimizin yumuşak karnını oluşturup solcusu ya da sağcısı, sermaye sahibi veya emekten yana olduğunu söyleyenleri bir araya getiren “kadın” konusunu kendisine malzeme ya da araç yaparak ve bunu da en kolay haliyle kadın belediye başkanları üzerinden yürüten BASİFED başkanı Semiha Güneş‘in önümüzdeki günlerde kendine yeni ittifaklar kurup müttefikler edinme stratejisi çerçevesinde, bu kentte daha da güçleneceğini, sermaye ve onun dernekleri üzerinden yerel siyaseti belirleyerek bu kentin geleceği konusunda söz sahibi olacağını, belki de “İzmir’in kanaat önderi” unvanı ile taltif edileceğini hep birlikte göreceğiz…

Kentteki en önemli sorunun, her zaman için kamuya ait bir arsa ya da araziyle ilgili olduğu İzmir‘de, son günlerin en önemli tartışma konusu, kentin en hararetli siyasi malzemesi, tabii ki İnciraltı‘nın yapılaşma açılması ile ilgili oldu… Yerel siyasetçilerin bir zamanlar işlediği eski bir kent suçunu çözme bahanesiyle yeniden işlemekte beis görmedikleri yeni bir kent suçu ile tazelenip büyüdü…

Ama bu kez CHP‘li ilçe belediye başkanlarının, İzmir Ticaret Odası temsilcilerinin, milletvekillerinin, eski belediye başkanlarının olaya karışıp ranttan yana taraf tuttuğu ve hep birden TMMOB İzmir İKK temsilcisini karşılarına aldığı, İnciraltı talanına karşı olduklarını bildiğimiz Konak ve Karabağlar belediye başkanlarıyla onların çevresinde kümelenen Hasan Topal, Yusuf Ekici ve Özlem Şenyol gibi eskinin TMMOB yöneticilerinin seslerini bile çıkarmadığı bir suç üstü haliyle…

CHP‘nin zaman içinde nasıl bir menfaat şebekesine dönüşüp AKP‘leştiğinin en önemli örneği, 1 Mayıs meydanlarında ya da yollarda karşımıza çıkan sol kolları havaya kalkmış protokol CHP‘si ile büyükşehir belediye meclisindeki imar komisyonu başkan ve üyelerinin akıl almaz bir operasyonla anında değiştiren ve bunun ilk belirtisi olarak kamu malı olarak bu kentteki herkese ait İnciraltı‘nı “mağdurlar” ya da “mazlumlar” adına sermayeye peşkeş çekenlerin CHP‘si olarak…

Bence bu durumdan çıkarılacak en önemli ders, 2024 mahalli idareler seçimi ile birlikte temsiliyetten uzak yerel siyasetin sahadaki aktörü haline gelen meslek odalarının durumu ile ilgilidir… Daha doğrusu “denetleyici” olmaktan çıkıp “uygulayıcı” duruma geçtikleri bu yeni hal nedeniyle devamlı eleştirip uyarmaya çalıştığımız TMMOB‘ne bağlı meslek odalarının, onların eski ve yeni başkanlarıyla yöneticilerinin yerel siyasetin figürü olma merakının bu vahim durum içindeki rolünü göstermesi açısından… O nedenle, -her zaman söylediğim gibi- TMMOB ve diğer meslek odaları yerel ya da genel siyasetin figürü olmaktan çok, onları izleyip değerlendiren, uyarıp ikaz eden ve yasal yollarla doğru yola zorlayan daha üst ve bağımsız bir konuma geçmeli, oyunu yerel siyasetçilerin çirkin siyasi yöntemleriyle ve onların ahlak dışı kuralları ile oynamamalı, oyunun dışında kalıp oyun kurucu rolü üstlenmelidir derim…

Ortalık toz duman… Tüm belediyeler; hem AKP‘li Menemen Belediyesi hem de diğer CHP‘li belediyeler yapacakları yatırımları ya da birikmiş borçlarını bahane ederek tüm malvarlıklarını mirasyedi anlayışıyla satmakla ya da alacaklı kurumlara devretmekle meşguller… Hem de bize; yani, kamuya ait tüm önemli, değerli, bir daha bulunamayacak gayrimenkulleri satıp elden çıkarmakta beis görmeyip gülücüklerle poz veriyorlar… İhaleye çıkarıp satamadıkları mülkler için de, hangi hesaba dayandığı bilinmeyen büyük indirimler yapıyorlar… Aralarında bu satışlardan üzüldüğünü söyleyenler olsa bile hepsinin gözyaşı timsah gözyaşı niteliğinde… Tek dertleri hesap kitap yapmadan, araştırıp soruşturmadan teslim aldıkları ve teslim aldıktan sonra da borçlarını açıklayamadıkları belediyelerini borçsuz hale getirerek ellerini rahatlatmak…

Ama kesin olan bir şey var ki, hem bizler hem de gelecek kuşaklar onları affetmeyecek! En azından bu borçlara sebep olan eski belediye başkanlarından hesap sormadıkları için…

24 Mart 2024 seçimleri öncesinde aday olup olmayacağı henüz belli olmayan ve 21 Haziran 2023 tarihli 4. Faz temel atma törenine katılan TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi eski başkanı Helil Kınay‘a bir çevre mühendisi olarak yapılacak tesisin İzmir‘in ihtiyacını karşılayıp karşılayamayacağını sormuş ve yapılanın yetersiz olduğuna ilişkin bir yanıt almıştım.

Söz konusu tesis temelinin atıldığı 21 Haziran 2023 tarihinden açıldığı 28 Nisan 2025 tarihine kadar geçen 1 yıl 10 ay 7 günlük sürede toplam 1 Milyar liralık yatırım yapıldığı söylense bile 4 ayrı fazdan oluşan bu tesisin nüfusu 4,5 Milyona ulaşan İzmir’in ihtiyacı açısından yetersiz olduğu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay‘ın İzgazete‘ye verdiği demeçte 5. fazı gündeme getirmesinden de anlaşılmaktadır. (5)

Ancak 2000’li yılların başında Büyük Kanal Projesi kapsamında 3 ayrı faz şeklinde 300.000 m²’lik alan üzerine kurulan ve günlük ortalama kapasitesi 604.800 m³ olup 2025 yılı içinde 4. fazın işletmeye alınmasıyla birlikte kapasitesi % 36 artışla 820.000 m³’e ulaşan Çiğli İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi‘ne 5. fazın eklenmesi, mutlak koruma altındaki alanda bu tesisin yapımına izin verilmesi mümkün olmayacaktır. (6)

Nitekim İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin 2017-2019 döneminde tesis alanının İzmir Kuş Cenneti‘ne doğru genişletilmesi amacıyla, Gediz Deltası Sulak Alanı‘ndaki koruma alanlarının değiştirilmesine ilişkin itirazımızla ilgili davaya müdahil olma talebi, İzmir 3. İdare Mahkemesi‘nin 13 Mart 2019 tarih, E. 2017/1410, K. 2019/420 sayılı kararına esas olan yargılama çerçevesinde reddedildiği için yeni yeni söz edilmeye başlanan 5. faz yatırımının Gediz Deltası Sulak Alanı‘nda yapılması bu mahkeme kararı uyarınca şimdilik mümkün görülmemektedir.

Ancak diğer yandan İZSU‘nun İnternet sayfasında, aralarında bu tesis de olmak üzere 69 atık su arıtma tesisi ile ilgili bilgilere yer verilirken bu tesislere gelen toplam atık su miktarının; yani, İzmir genelinde arıtılması gereken ve arıtılamadığı için doğaya verilen atık su miktarlarının yıllar itibariyle gösterilmediği görülmektedir.

Tabii ki, gelen gideni aratır deyişinin azizliği çerçevesinde kendi hizmet döneminde yaptığı yanlışlar nedeniyle acımasızca eleştirdiğimiz eski belediye başkanı Tunç Soyer‘e -bugün kendisini savunurcasına- haksızlık yapıldığını, bu yatırımın gerçekleşmesinde hiçbir emeği ve katkısı olmayıp aksine AKP‘nin Gediz Deltası Sulak Alanı‘nı yok edecek olan Körfez Geçiş Projesi‘ni sahiplenip destekleyen eski belediye başkanı Aziz Kocaoğlu‘nu açılış törenine davet ederken, AKP iktidarının uyguladığı “düşman hukuku“na benzer şekilde bu yatırımın ihalesini yapıp temel atma törenini gerçekleştiren eski belediye başkanı Tunç Soyer‘i davet etmemenin de üzerinde çokça düşünülmesi gereken kişisel, kurumsal ve siyasal nezakete sığmayan büyük bir ayıp, büyük bir terbiyesizlik ve vefasızlık olduğunu düşünüyorum.

(1) https://www.izmirkentkonseyi..org.tr/tr/Haberler/Index/4583

(2) https://m.izmirdesondakika.com/haber/basifed-baskani-gunes-alsancak-taki-elektrik-fabrikasi-nin-yikilmasina-biz-de-karsiyiz/137808

(3) https://www.izmimod.org.tr/haberler/yapay-zeka-mimarlik-ve-tasarim-sektoru-semineri-b2b-gorusmeleri

(4) https://www.izmirkadinlarkongresi.org/izmir-kadinlar-kongresi-2025.aspx

(5) https://www.izgazete.net/tugaydan-5-faz-cikisi-hayalim-gorev-suremde-yapilmasi

(6) https://www.izsu.gov.tr/TesisDetay/1/32/2

İzmir Körfez Geçişi Projesi – 3

Ali Rıza Avcan

AKP iktidarı tarafından İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de onayı alınarak İzmir Körfezi’ne yapılmak istenen köprü, tünel ve otoyollarla ilgili bilgilendirmemizin bugün üçüncü günündeyiz.

Bugün sizlere bu projenin körfezin iki yakası arasındaki bağlantı noktaları hakkında bilgi vereceğiz:

Bugünkü açıklamaya eklediğimiz aşağıdaki ilk slayttan da göreceğiniz gibi 12 kilometrelik İzmir Körfez Geçişi, körfezin kuzeyindeki İZSU Arıtma Tesisi ile Atatürk Organize Sanayi Bölgesi arasındaki İzmir-İstanbul otoyolunun bitiminden başlayıp Sahilevleri ile İnciraltı arasındaki bölgede Çeşme otoyolu ile birleşerek sonuçlanıyor.

14

 

İkinci slaytta ise 12 kilometrelik İzmir Körfez Geçişi Projesi’ne ilave edilen raylı sistemin ise halen yapılmakta olan Karşıyaka ve Konak tramvay hatlarını esas aldığını gösteriyor. Bu durumda körfezin kuzeyinde şu an döşenmekte olan tramvay hattının Mavişehir’deki son noktası ile otoyolun Çiğli kesimindeki birleşim noktasına, güneyinde ise Üçkuyular’daki nokta ile otoyolun İnciraltı kesimindeki birleşim noktasına toplam 16 kilometre uzunluğunda yeni bir tramvay hattının döşenmesi öngörülüyor. Böylelikle Alaybey-Karşıyaka – Bostanlı – Mavişehir – Körfez Geçişi – Üçkuyular – Göztepe – Konak – Alsancak şeklinde, Alaybey-Alsancak uçları birleştirilmemiş; böylelikle İzmir Büyükşehir Belediye başkan adayı Binali Yıldırım’ın seçim beyannamesinde belirtildiği gibi körfezi çevreleyen bir gerdanlığın yaratılması mümkün oluyor.

15

Ancak bu projenin tanıtımı ile ilgili 24 Mayıs 2016 tarihli toplantıda, internette bulunan sunum slaytlarından farklı olarak bu projenin tasarımı aşamasında körfez geçiş hatları için dört (4) alternatifin düşünüldüğünü belirtilmiş ve buna ilişkin aşağıdaki fotoğrafta yer alan “Güzergah Alternatifleri” başlıklı bir slayt bizlerle paylaşılmıştır.

Bu slayta göre projenin tasarımı aşamasında gündeme gelen alternatiflerden biri geniş bir kavis çizerek doğrudan doğruya Gediz Deltası ile İzmir Kuş Cenneti üzerinden, diğeri İnciraltı’ndaki Çakalburnu altından, bir üçüncüsü de Mavişehir-Atakent kavşağı üzerinden gelip İnciraltı Çakalburnu Dalyanı altından geçip Çeşme otoyolu ile buluşmaktadır.

Sunumu yapan Yüksel Proje Yol Grup Müdürü İnşaat Mühendisi Özgür Uğurlu’nun verdiği bilgilere göre, bu dört alternatif arasından bugün gündeme gelen en kısa güzergah, doğal çevreye verilebilecek olası zararlar, ekonomik fayda ve maliyet hesapları ile zemin değerleri açısından tercih edilmiş ve tüm hesaplar bu alternatif üzerinden yapılmıştır.

dsc_0345

Aşağıdaki slyattan da anlaşılacağı üzere İzmir Körfez Geçişi Projesinin Çiğli-Narlıdere arasında beş (5) ayrı etabı bulunmaktadır. Bu etaplar sırasıyla şu şekildedir:

Birinci etap: İzmir-İstanbul otoyolunun bitiş noktasının bulunduğu Çiğli ile yapılacak köprünün başlangıcına kadar devam eden ve bağlantı yolları nedeniyle viyadükler, köprülü kavşaklar ve kavşaklarla donatılmış bir yol ağını kapsamaktadır.

İkinci etap: 4,2 uzunluğundaki asma körfez köprüsünden oluşmaktadır.

Üçüncü etap: Körfezden çıkarılacak malzeme ile oluşturulup betonla sabitlenecek 800 metre uzunluğundaki bir adadan oluşmaktadır. Bu ada, körfez köprüsünden gelenlerin deniz altındaki batırma tüp tünele girişini ya da Narlıdere tarafındaki batırma tüp tünelden gelenlerin körfez köprüsüne girişini sağlayacaktır.

Dördüncü etap: İzmir Körfezi’ne giriş yapan gemilerin kullandığı derin kanalın altına yerleştirilecek batırma tüp tünel ise 1,8 kilometre uzunluğunda olup; kuzeyden yapay ada marifetiyle körfez köprüsüne, güneyden ise çıkış yaptığı yolu Sahilevleri-İnciraltı bölgesinde Çeşme otoyoluna bağlayan beşinci etaba bağlanacaktır.

Beşinci etap: Batırma tüp tünelden çıkan yolu Çeşme otoyoluna bağlayan yine köprülü kavşak ve kavşaklarla donanmış son bölümü oluşturmaktadır.

16

Projenin kesitini gösteren aşağıdaki slaytta ise körfez köprüsünün 4.158 metre, batırma tüp tünelin de 1.797 metre uzunluğunda olduğu görülüyor.

17

 

18

İzmir Körfezi atlında yerleştirilecek batırma tüp tünelden gelen yolun Çeşme Otoyolu ile bağlantı yapacağı mekanı gösteren aşağıdaki slayt ise Sahilevleri ve İnciraltı bölgelerinde nasıl bir tahribatın yapılacağını açık bir şekilde gösteriyor. Geniş otoyollar, köprülü kavşaklar, viyadükler ve de kavşaklar….

19

Tabii ki kentin tam ortasından geçen bir otoyolun yerleşimin iki tarafında yarattığı kopukluğu da sergiliyor…

20

 

21

Şimdi yeşile boyanmış çizimlerle, güzel ve etkileyici maketlerle göze hoş görünüyor ama yarın öbür gün buranın binlerce aracın vızır vızır geçtiği bir hale geldiğinde orada kibrit kutusu gibi gözüken evlerde yaşayanların nasıl bir hava soluyacağını, nasıl bir gürültü ile karşı karşıya kalacağını da düşünmek koşuluyla…

22

 

23

 

24

 

25

 

26

 

27

 

28

 

29

 

30

Toplantıda sunumu yapan Yüksel Proje Yol Grup Müdürü İnşaat Mühendisi Özgür Uğur’un verdiği bilgiye göre İzmir Körfezi’nde gemilerin geçiş yaptığı kanalın altına yerleştirilecek 1.797 metre uzunluğundaki batırma tüp tünelin 43,40 metre boyutundaki genişliği, dünyada örnekleri arasında ilk olma özelliğini taşıyor. Bunun nedeni de tünelden üç geliş, üç gidiş araç yolunun yanında buna ilave edilen bir gidiş, bir geliş tramvay hattının mevcudiyeti.

Yine yukarıdaki slaytın verdiği bilgiye göre navigasyon kanalı tarama kotunun derinliği 17, batırma tünelin en düşük yol kırmızı kotunun derinliği 30, en düşük taban kazı kotunun derinliği de 32 metre olacak.

31

 

32

 

33

Devam Edecek…

 

 

 

 

İzmir Körfez Geçişi Projesi – 2

Ali Rıza Avcan

2014 Yerel seçimlerinde Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı, İzmir milletvekili ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım’ın 1414 projesinden biri olarak lanse edilen İzmir Körfez Geçişi Projesi ile ilgili olarak geçtiğimiz Mayıs ayında TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından seminer adı altında bir toplantı düzenlendi.

24 Mayıs 2016 tarihinde Tepekule Kongre Merkezi Akdeniz Salonu’nda yapılan seminere konuşmacı olarak Karayolları 2. Bölge Müdürü, İnşaat Mühendisi Abdülkadir Uraloğlu, Yüksel Proje Yol Grup Müdürü İnşaat Mühendisi Özgür Uğurlu, Dr. Işıkhan Güler ve Yüksek Jeoloji Mühendisi Mustafa Kemal Akman katıldılar.

Karayolları 2. Bölge Müdürü İnşaat Mühendisi Abdülkadir Uraloğlu’nun kendi bölgelerinde planladıkları ve yaptıkları çalışmaları anlattığı konuşmasının ardından asıl konuya giren Yüksel Proje Yol Grup Müdürü İnşaat Mühendisi Özgür Uğurlu ise görsellerle desteklediği uzun sunumunda İzmir Körfezi için tasarlanan köprü ve tünel geçiş projesinin ayrıntılarını anlattı. Diğer konuşmacılar Dr. Işıkhan Güler ve Yüksek Jeoloji Mühendisi Mustafa Kemal Akman ise daha çok körfez zemini ile ilgili teknik bilgiler verdiler.

Bu seri yazımızın bundan sonraki bölümünde işi projelendiren ve kendinden emin tavırlarıyla bu projenin kesinlikle uygulanacağının işaretlerini veren Yüksel Proje Yol Grup Müdürü İnşaat Mühendisi Özgür Uğurlu’nun zengin görsellerle  yaptığı uzun, ayrıntılı sunumu aktararak o sunum üzerinden değerlendirmeler yapmaya çalışacağız. 

Sunum başlığından da anlaşıldığı gibi Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile bu bakanlığa bağlı Karayolları Genel Müdürlüğü’nün ve işin projesini hazırlayan Yüksel Proje Uluslararası A.Ş.’nin bize anlattığı İzmir Körfezi Geçişi projesi bir otoyol ve raylı sistem bütününden oluşuyor.

01

Sözkonusu proje, İzmir’deki trafik akışının kuzeyden güneye doğru olduğu iddiasıyla kent içi trafiği düzenlemek istediğini söylese de asıl amacı, yakın zamanda biteceği söylenen ve akıldışı bir şekilde İstanbul-İzmir arasını 3,5 saate indireceği söylenen İstanbul-İzmir otoyolunu Çeşme Otoyolu ile birleştirmek. Böylelikle İstanbul’dan gelenlerin kent içi trafiğe takılmadan doğrudan Çeşme’ye gitmeleri mümkün olacak. 

02

O nedenle projenin alanı, İstanbul-İzmir Otoyolunu, körfezin karşısındaki Çeşme Otoyolu ile en kolay birleştirebilecek Çiğli-İnciraltı arasındaki körfez hattında yoğunlaşıyor. Tabii ki bunu İzmir Körfezi’nin iki yakası arasında ulaşım bütünlüğünü sağlamak olarak lanse ediyorlar.

03

Oysa, Çiğli ve İnciraltı arasında yolculuk ölçeğinde yoğun bir talep yok! Mevcut arabalı vapur seferleri bile böylesi bir yoğun talep olmadığı için beklediğimiz sıklığa ulaşamıyor… Tabii ki, proje tasarımcılarının söyledikleri Çiğli, Menemen ve Ulukent bölgesinde bu yolun getireceği yeni bir yapılaşma hareketi olmazsa…. Ama böyle bir yapılaşma bu proje ile tetiklense bile bunun körfezin doğusundaki kent merkezi yerine güneydeki İnciraltı, Narlıdere, Çeşme yönüne olacağını, projeyi yapanlar dışında kim söyleyebilir?

04

Körfeze bir altın gerdanlık” takacağını söyleyenler böylelikle yapılacak köprünün bir ayağının bulunduğu Çiğli bölgesinde Gediz Deltası’nı ve İzmir Kuş Cenneti’ni kapsayan geniş bir alanda otoyolları, viyadükleri ve kavşakları öne çıkaran yeni bir yapılaşmayı vaat ediyorlar. Bu bölgede Ramsar Sözleşmesi ile korunan Gediz Deltası’nı, İzmir Kuş Cenneti’ni tahrip edecek böylesi bir inşai faaliyetin doğal sonucu, haliyle o köprülerin, kavşakların, viyadüklerin çevresinde bir mantar gibi bitecek yeni yapılar, yeni mahalleler, yeni yerleşimler olacaktır…. O nedenle, özellikle Çiğli, Menemen ve Ulukent bölgesindeki arsa, arazi sahipliğinin şu aralardaki el değişimini yakından izlemekte yarar var…

05

Proje bu haliyle, Kordon’da başarıya ulaşamamış otoyol projesinin bu kez İzmir Körfezi’nin içinde yapılmasını öngören bir TCK intikamı gibi gözükmektedir… Adeta, “siz bize oraya yaptırmadıysanız, biz de buraya yaparız” şeklindeki bir öç alma projesine dönüşmüş gibidir…

06

Tasarlanan proje, aşağıdaki slayta da göreceğiniz gibi, halen yapılmakta olan Karşıyaka ve Konak tramvay hatlarını İzmir Körfezi üzerinden birleştirme iddiasındadır…

07

Oysa, bölge aşağıdaki slaytta görüldüğü gibi yapılaşmanın mümkün olmadığı özelliklere sahiptir. Çiğli, Gediz Deltası, İzmir Kuş Cenneti ile İnciraltı bölgesindeki kesik yeşil çizgilerle belirlenmiş alanlar 1. derece , sarı çizgilerle belirlenip taranmış olan alanlar 2. derece, eflatun renkli çizgilerle belirlenip taranmış alanlar ise 3. derece doğal sit alanıdır.

08

Körfezdeki suyun derinliğini gösteren görselde ise Çiğli, Gediz Deltası ve İzmir Kuş Cenneti yönündeki derinliğin çok az olduğunu, limana gelecek gemilerin ancak Yenikale Burnu önündeki kanaldan geçebildiğini göstermektedir. 

09

İzmir Körfez Geçiş Projesi’ni öğrenip değerlendirirken dikkate almamız gereken diğer bir önemli proje ise, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ÇED raporunu uzun bir uğraştan sonra alabildiği İZSU’ya ait “İzmir Körfezi ve Limanı Rehabilitasyon Projesi“dir.

İZSU bu proje ile İzmir Körfezi’nin iç bölümünde, Gediz’in ve derelerin getirdiği alüvyonlarla gün geçtikçe azalan akıntıyı, açıp genişleteceği deniz içi kanallarla % 40 oranında arttırmayı; böylelikle İzmir’in Antik Efes gibi gün geçtikçe denizden uzaklaşmasını, iç körfezin önce bir bataklığa, daha sonra da bir dolgu alanına dönüşmesini engellemeye çalışmaktadır.

10

İzmir Körfez Geçişi Projesi’nin yapılacağı İzmir Körfezi’nin zeminin, 1984-2013 yılları arasında yapılan  267 adet deniz ve 220 adet kara sondajı sonucunda, genel olarak alüvyol çökellerden (Kil, Silt, Killi silt, Kum, Kumlu killi çakıl), 300 metreden daha fazla derinde olan anakayanın ise Andezit, Silttaşı, Kumtaşı ve benzerlerinden oluştuğu anlaşılmıştır.

11

Asıl en önemli konu, projenin uygulanacağı tarihte önemli depremlerle tanınan 1. derece deprem bölgesidir.

12

Proje sunumunda İzmir Körfezi’ni çevreleyen fay hatları sanki köprünün ve tüp geçişin yapılacağı bölgede yokmuş gibi gösterilse de; Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi’nin 2005 yılında düzenlediği “İzmir Yakın Çevresinin Diri Fayları ve Deprem Potansiyelleri” isimli raporun 38. sayfasında yer alan haritada, üç (3) dikey faal fay hattının bu bölgenin üstünde gösterildiği  görülmektedir.

13

 

izmir-faylari-a

http://www.mta.gov.tr/v2.0/deprem/pdf/izmir_rapor.pdf

Devam edecek…