Kente Karşı İşlenen Suçlar – 4

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Çevre Komisyonu ile Fotopya – Fotoğraf Sanatı Portalı, 2013 yılından bu yana kentlerdeki plansız yapılaşmanın sonuçlarına dikkat çekmek amacıyla -1996 tarihli Habitat İstanbul toplantısı nedeniyle birlikte çalışma fırsatını yakaladığım- gazeteci, çevre dostu mimar Oktay EKİNCİ anısına fotoğraf yarışmaları düzenliyor.

İlki 2013 yılında “Kente Karşı İşlenen Suçlar” başlığı ile yapılan yarışma, 2014 yılında “Ağaca Ağıt“, 2015 yılında da “Kalabalıkla Gelen” temaları çerçevesinde gerçekleştirildi ve sergileri düzenlendi.

Bugün sizlerle teması “Kalabalıkla Gelen” olarak belirlenen 2015 tarihli üçüncü yarışmanın dereceye giren ve sergilemeye değer bulunan 22 fotoğrafını paylaşıyoruz. Sergilemeye değer bulunan 27 fotoğrafı ise önümüzdeki günlerde yayınlayacağız.

 

afis

kadir-civici-01-1-odulu
Kadir Çivici, 1. Ödülü
mustafa-kocakoc-2-odulu
Mustafa Kocakoç – 2. Ödülü
zeynep-ilze-01-3-odulu
Zeynep İlze – 3. Ödülü
banu-diker-mansiyon-odulu
Banu Diker – Mansiyon
gultekin-alkurt-mansiyon-odulu
Gültekin Alkurt – Mansiyon
ibrahim-aysundu-mansiyon-odulu
İbrahim Aysundu – Mansiyon
alahattin-kanlioglu-01
Alahattin Kanlıoğlu
alahattin-kanlioglu-02
Alahattin Kanlıoğlu
Ali Mermertaş.jpg
Ali Mermertaş
arzu-ibranoglu-01
Arzu İbranoğlu
arzu-ibranoglu-02
Arzu İbranoğlu
aysegul-yilmaz-01
Ayşegül Yılmaz
aysegul-yilmaz-02
Ayşegül Yılmaz
cemal-cetin
Cemal Çetin
cetin-kulekci
Çetin Külekçi
emre-bulduk
Emre Bulduk
engun-guneysu
Engün Güneysu
fusun-tirman
Füsun Tırman
hakan-senbahceli
Hakan Şenbahçeli
hasan-icel-01
Hasan İçel
hasan-icel-02
Hasan İçel
hatice-karakan
Hatice Karakan

Kente Karşı İşlenen Suçlar – 3

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Çevre Komisyonu ile Fotopya – Fotoğraf Sanatı Portalı, 2013 yılından bu yana kentlerdeki plansız yapılaşmanın sonuçlarına dikkat çekmek amacıyla -1996 tarihli Habitat İstanbul toplantısı nedeniyle birlikte çalışma fırsatını yakaladığım- gazeteci, çevre dostu mimar Oktay EKİNCİ anısına fotoğraf yarışmaları düzenliyor.

İlki 2013 yılında “Kente Karşı İşlenen Suçlar” başlığı ile yapılan yarışma, 2014 yılında “Ağaca Ağıt“, 2015 yılında da “Kalabalıkla Gelen” temaları çerçevesinde gerçekleştirildi ve sergileri düzenlendi.

Bugün sizlerle teması “Ağaca Ağıt” olarak belirlenen 2014 tarihli ikinci yarışmanın 22 fotoğrafını paylaşıyoruz. Önümüzdeki günlerde de 2015 yılında yapılan yarışmanın fotoğraflarını paylaşacağız.

 

mehmet-fatih-yildiz-1-odulu
Mehmet Fatih Yıldız, 1. Ödülü
ahmet-turan-kural-2-odulu
Ahmet Turan Kural, 2. Ödülü
kasim-gumus-3-odulu
Kasım Gümüş, 3. Ödülü
arif-miletli-mansiyon
Arif Miletli, Mansiyon
arzu-ibranoglu-mansiyon
Arzu İbranoğlu, Mansiyon
aynur-yildirim-mansiyon
Aynur Yıldırım, Mansiyon
emre-bostanoglu-mansiyon
Emre Bostanoğlu, Mansiyon
kenan-gurbuz-mansiyon
Kenan Gürbüz, Mansiyon
serife-keser-mansiyon
Şerife Keser, Mansiyon
mehmet-ozturk-juri-ozel-odulu
Mehmet Öztürk, Jüri Özel Ödülü
agaca-agit-01
Ağaca Ağüt
agaca-agit-02
Ağaca Ağıt
agaca-agit-10
Ağaca Ağıt
agaca-agit-11
Ağaca Ağıt
agaca-agit-12
Ağaca Ağıt
agaca-agit-o3
Ağaca Ağıt
agaca-agit-o4
Ağaca Ağıt
agaca-agit-o5
Ağaca Ağıt
agaca-agit-o6
Ağaca Ağıt
agaca-agit-o7
Ağaca Ağıt
agaca-agit-o8
Ağaca Ağıt
agaca-agit-o9
Ağaca Ağıt

Hayat Normale Dönsün Dönmesin, Biz ‘Katılımcı Demokrasi’yle Olmak İsteriz

Günlerden OHAL’deyiz, aylardan gerçekten olağanüstü hallerde.

15 Temmuz’da bizim paramızla alınmış uçakları kullansınlar diye bizim paramızla okumuş çocuklar Ankara’dan başlayarak olmaz işlere kalkıştılar. Yüzlerce insanımız öldü, yüz binlerce insan işini gücünü bırakıp meydanlarda sabahladı. Kamu kaynakları önce darbe girişimine sonra bu meydanlara akıtıldı; belediyeler kent içi ulaşıma, ‘demokrasi’ meydanlarına çay, çorba, su, pide, kavurma, bayrak dağıtma çadırlarına (nereden karşıladılar şimdilik bilinmez) büyük kaynaklar harcadılar. Kalkışma nedenli gözaltılardan basına yansıyan ifadelerin bir kısmı dudak uçuklattı. Tutuklamalar, cadı avlarına dönüşmeye başlayan açığa almalardan öğrendik ki kamu yöneticilerinin bir yarısı diğer yarısından farklı bir şekilde, vatandaşa hizmet derdinde değil başka işlerle meşgulmüş. Meşhur ’paralel’, oraya buraya girmiş, oturmuş, yuvalanmış, devleti adeta işgal etmiş, miş, miş… (‘mış’ları bize masal anlatmasınlar diye yazıyorum tabii… Girmiş, oturmuş, yuvalanmış oldukları gerçek olsa da, biliyoruz keramet sihirde değil ‘’beraber yürüdük bu yollarda’’yla. Garip ama gerçek, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’e göre sihirle ve üç harflilerle de olabilir. Kendisi Ankara’yı parsel parsel verirken imzaları basan elleri onların kontrolü altındaymış… mış… mış… Bu bahislerde kabahat altın iğne, alıp da takan senden benden mağdur, 12 yılın başbakanı, şimdinin Cumhurbaşkanı bile ‘kandırılmış’… mış… mış…) Memleketin başındaki tek bela, 15 Temmuz kalkışması da değil. Son 7-8 aydır patlamalarda ölenlerin sayısını sayabilmeyi kaçımız becerebilir? Daha dün, gün güne devretmeye yakınken Van’da bomba yüklü araç patlatıldı, sabahın erken bir saatinde Elazığ’da benzeri bir olay İl Emniyet Müdürlüğü’nün neredeyse içinde gerçekleştirildi, televizyonlar bu olay yerine henüz ulaşırken Bitlis’ten bir başka patlama haberi geldi. Yüreklerimiz ağzımızda yaşar haldeyiz çoluk çocuk.

eller-38Bu hallerdeyken memleket, yani güvenlik ve geleceğimizin belirsizliği birinci meseleyken, konuşulabilen elbette ‘’Çocuğunuzla veya annenizle gittiğiniz parktaki oyuncaklar sizce nasıl olmalı?’’, ‘’Kültürpark’ın yeni kültür merkezi projesi yeşili ve kültürel mirası ne kadar koruyor, nasıl daha iyi korur?’’, ‘’Ulaşım kartlarımızın değiştirilmesi sırasında yeniden kart satın almaktan başka çözümler var mıdır?’’, ‘’Körfezi köprüyle geçme projesi yerel kalkınmamıza ne gibi etkiler yapar?’’ gibi sorular çerçevesinde olamıyor elbette. Her gün şehit cenazeleri, bombalar, yeni ölümlerle kuşatılınca hayat, gülümsemek bile neredeyse suça dönüşüyor.

Oysa biz, bizim mahalleli, bizim sokaktakiler, aynı parkı kullanan, aynı muhtarlıktan ikamet alanlar veya sadece bizim caddedeki hareket noktasından, metro istasyonundan gelip geçenler… Ve hatta bambaşka şehirlerden benzer hikâyeleri olanlar… Bizim gündelik hayatımıza dair konuşmamız gereken, konuşabileceğimiz çok şeyimiz var! Üstelik de konuşmak, hayatımızı iyileştirecek yeni yaratıcı öneriler geliştirmeye açılmanın, en azından birbirimizin ve bir arada yaşadığımızın farkına varmanın başlangıcıdır.

Fırsat bulup da konuşmaya başlayabilmek için sıra beklersek… Vay halimize! Çünkü günlük yaşamımızla ilgili konular bir taraftan merkeze doğru çekilip bizden iyice uzaklaşmakta diğer taraftan da dibimizdeyken bile gündemimizden uzaklaşmakta.

İşte tam da bu yüzden, Kent Stratejileri Merkezi adlı bu bloğun önerisiyle gelen arkadaşım Ali Rıza Avcan’a teşekkür borçluyum.

muhitİşte tam da bu yüzden sizlerle burada buluşalım istiyorum. Yerel demokrasi, katılım, kent konseyleri, stratejik planlar, yerelin ve mekânın cinsiyeti, vb. Kaşığımıza ne düşerse! Kimine göre hafif, kimi zaman ağır, yazar, birlikte yürürüz.

Bir dahaki buluşmamıza kadar, belki de bir fikri, aklınıza düşmüş bir sorunun yanıtını yakalamak ya da bir fikrinizi insanlara sunmak istersiniz. Bunun için çeşitli imkânlar var. Örneğin, http://www.muhit.co gençlerin bize bu amaçla ürettiği yaratıcı bir imkân. Bir göz atın, güzel bir başlangıç olabilir. Bu yazı gibi.

Biliriz ki başlamak iyidir.

Kente Karşı İşlenen Suçlar – 2

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Çevre Komisyonu ile Fotopya – Fotoğraf Sanatı Portalı, 2013 yılından bu yana kentlerdeki plansız yapılaşmanın sonuçlarına dikkat çekmek amacıyla -1996 tarihli Habitat İstanbul toplantısı nedeniyle birlikte çalışma fırsatını yakaladığım- gazeteci, çevre dostu mimar Oktay EKİNCİ anısına fotoğraf yarışmaları düzenliyor.

İlki 2013 yılında “Kente Karşı İşlenen Suçlar” başlığı ile yapılan yarışma, 2014 yılında “Ağaca Ağıt“, 2015 yılında da “Kalabalıkla Gelen” temaları çerçevesinde gerçekleştirildi ve sergileri düzenlendi.

Bugün sizlerle 2013 tarihli ilk yarışmanın son 18 fotoğrafını paylaşarak 2013 yılı yarışması faslını kapatıyoruz. Önümüzdeki günlerde de 2014 ve 2015 yarışmalarında dereceye giren fotoğrafları paylaşacağız.

Bu arada savaşlarla, ölümlerle, haksız tutuklama ve görevden uzaklaştırmalarla dolu sıkıntılı bir ortamda yaşamaya çalıştığımız bayramınızı kutluyor, iyi seyirler diliyoruz.

resim17
Arzu İbranoğlu, Bursa
resim18
Birol Kıraç, Gaziantep
resim19
Burak Tiryakioğlu, İstanbul
resim20
Burak Tiryakioğlu, İstanbul
resim21
Cihan Deniz, Ankara
resim22
Yılmaz Aynalı, Edirne
resim23
Ercan Bozkurt, İzmir
resim24
Faruk Keskin, Antalya
resim25
Gökhan Kopuz, Rize
resim26
İsmail Okur, Sakarya
resim27
Karahan Parlatan, Adana
resim28
Mehmet Turan Özdemir, Trabzon
resim29
Mehmet Yasa, İzmir
resim30
Murat Yılmaz, İzmir
resim31
Mustafa Arslan Yüksel, İzmir
resim32
Fahri Yılmaz, İstanbul
resim33
Mürsel Yağcıoğlu, İstanbul
resim34
Sevilay Namlı, İstanbul

Hem Hayallerimiz Hem de Mücadele Alanımızdır Şehir!

Yıllar önce sevgili şair dostum Sedat Şanver ve bir grup arkadaşla bir dergi çıkartma serüvenimiz olmuştu. Dergiyi 1998 yılı içinde çıkardık hatta on sayıya bile ulaştık. Sonra parasızlıktan battık.

Sevgili arkadaşım Ali Rıza Avcan, kent üzerinde sözü olanların yazı yazabileceği bir blog oluşturduğunu söyleyince aklıma bizim dergi serüvenimiz geldi. Onu bir anlatmam gerekli:
Yıl 1998 olsa gerek heyecanla bir dergi çıkartalım diyoruz. Eh dergi denilince edebiyat olur, böyle bir klişe vardır; ama bizim dergi edebiyat değil “Şehir Kültürü” adıyla bir dergi oldu. On sayıda şehri anlattık.

Sedat’a ve diğer edebiyatçı arkadaşlara şehrin önemini gelecekte kentlerdeki yatırımın, finansın, mücadelenin, yaratılan rantların, projelerin çok şeyleri beraberinde getirdiğini, bu nedenle şehir dergisinin gerekliliğini dilimin döndüğünce anlattım.

Onlar da kabul ettiler ve edebiyat yerine içerik şehirle ilgili konular oldu.

On sayıda kentlerle ilgili ne anlatılabilinirse biz de bunlardan bir bölümünü anlattık.

Ama anlatılacak, tartışılacak ve altı çizilerek geniş kesimlere taşınacak onlarca konu ve meselenin olduğunu söylemeye bile gerek yok.

izmir-009Aradan neredeyse on- onbeş yıl geçti, şehirler daha da önem kazandı. Bu yapıları çözemeyen bir anlayışın hiçbir alanda başarı şansının olamayacağını düşünenlerdenim. Yerel yönetimler zaten banko bu alanın içinde yer alıyor ama ülke siyasetinde de başarılı olmak şehirlerin yeni bir vizyonla ele alınmasından buradaki projelerin hayata geçirilmesinden geçiyor. Nitekim yıllardır bunu yaşayarak görüyoruz.

Şehir benim için “Beş Şehir” de Ahmet Hamdi Tanpınar’ın destansı anlatımında dile gelen adeta bir canlı, varlığıyla bir şeyler fısıldayan bir ruhtur.

Başka bir açıdan bizimle birlikte yaşlanan, içinde hayatımızın geçtiği bizi sarıp sarmalayan ana kucağıdır. Orada anılarımız, aşklarımız, kavgalarımız ve mücadelemiz vardır.

Bir başka şehir tahayyülümüz ise şehrin kendine özgü bir iktisadının ve finansının olmasıdır. Gerçi David Harvey’in Marksistlerin bu konuya gereken önemi bir türlü vermediklerini yana yakıla anlattığını hepimiz biliyoruz.

Öyle ki bir semtte yapacağınız kentsel dönüşümle koca semti bir anda itibarlı hale getirip oradaki insanları hali vakti yerinde vatandaş haline getirip dünyalarında yeni anaforlara kapı aralayabilirsiniz.

Başka bir söylem de kentlerdeki ortak alanların tasarlanması konusunda kentte yaşayanlarla karar verenlerin aynı noktada buluşamamasıdır. Bu da Gezi’ de olduğu gibi muazzam bir mücadele alanın önümüze açılması demektir.

Karar verme süreçlerine katılımı içine sindirmemiş yönetimlerin şehri kendi malı gibi görmesi ve üzerinde her türlü tasarrufu yapabileceğini sanması ne yazık ki, mücadele alanının ve efektinin yoğunlaşmasına neden oluyor ve buradan iktidar ilişkilerinin sorgulandığı bir mecraya dönüyor.

izmir-034Belki de Henri Lefebvre’nin dediği kıvılcım da buradan çakacaktır: yurttaşla yoldaşın birlikteliği devrimi ateşleyen bir unsur olacaktır.

Neden olmasın artık işçi de, beyaz yakalı da, ofiste gününü tüketen çalışan da mekân olarak kentte yaşamıyor mu?

Başka bir deyimle şehir ruhu olan ve bize fısıldadıklarıyla koca bir fabrika değil midir?

Kısaca anılarımızla yaşlandığımız şehir aynı zamanda meydanında itirazımızı da haykırdığımız devasa bir arenadır.

Evet, teşekkür ederiz sevgili Alirıza Avcan’ a.

Bu arenayı gündeme taşıdığı için.

Salim Çetin, Konak Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü