Bir kamu mülkü nasıl özel mülke dönüştürülür?

Ali Rıza Avcan

Bugün size hepinizin gayet iyi bildiği ve önünden binlerce kez geçtiği Kültürpark 9 Eylül Kapısı karşısındaki kamu malı “Basmane Çukuru”nu, 1955-2026 dönemindeki AP‘li, DP‘li, ANAP‘lı, DYP‘li, CHP‘li, DSP‘li, SDHP‘li ya da AKP‘li belediye başkanlarıyla onların yanında saf tutan belediye meclis üyelerinin ve onların işlerini kolaylaştıran gayretkeş hukuk müşavirlerinin, Güçbirliği, ENDA, EGS Holding, KİPA, Tansaş, ŞAMPA, Tetusa ve TARKEM gibi çok ortaklı şirketler eliyle belediyeye ait kamu mallarını yağmalayan İzmir sermaye çevreleriyle el ele vererek nasıl kendi özel mülkleri haline getirdiğinin gerçek öyküsünü anlatmak istiyorum…

Ama ondan önce düne kadar çukurken şimdilerde doldurulduğu için çukur olmaktan çıkan bu yerde 1801 yılında çevredeki Ermeni mahallesinin (Haynots) halkına hizmet vermek üzere inşa edilen Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Hastanesi‘nden söz edip bu hastanenin 1922 Büyük İzmir Yangını‘nda yanıp yıkıldıktan sonra geride kalan taş, tuğla, kiremit gibi malzemelerinin yakınlardaki yeni binaların yapımında devşirme malzeme olarak kullanıldığı ifade etmem gerekiyor…

Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Hastanesi, 1801-1922

Bugünkü tapu kaydının Konak ilçesi, İsmet Kaptan Mahallesi, 1039 ada, 8 parselinde yer alan bu parsel, 1922 Büyük İzmir Yangını sonrasında Ebniye Kanunu‘nda yapılan değişiklerle sırasıyla Hazine ve İzmir Belediye‘sine devredilen bu yer 1939’dan itibaren Santral Garaj, daha sonra da ESHOT Garajı olarak kullanılmıştır. 1975 yılında Halkapınar‘daki yeni şehirlerarası otobüs garajının yapılması ile birlikte buradaki binalar yıkılıp alan boş bırakılmıştır.

Santral Garaj 1939-1975

Bu arada 1955 yılında Kemal Aru ve ekibinin hazırladığı İzmir‘in ilk kapsamlı nazım imar planında bu parsel ve çevresi, üzerinde ulaşım fonksiyonlarının devam ettiği “Ticaret Alanı” olarak tescillenmiş, İmar ve İskân Bakanlığı tarafından onaylanan 1973 Metropoliten Planı‘nda ise burası “Bölgesel-Kentsel Aktivite Merkezi” ilan edilmiştir.

Yüksel Çakmur yönetimindeki belediye tarafından 20 Ağustos 1991 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ile bölge 3 farklı faza ayrılarak eski garaj arazisi “C Bölgesi” olarak kodlanarak “Otel ve Kongre Merkezi” kullanımına tahsis edilmiştir. Belediyenin o yıllarda açtığı “Kültürpark Mimari Proje Yarışması” ile alanda borsa binaları, otel, açık sergileme ve ticaret merkezleri yapılması fikri hukuki ve mimari bir zemine oturtulmuştur.

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 1983 yılında açılan İzmir Basmane Turizm ve Ticaret Merkezi Ulusal Mimari Yarışması’nda 2’ncilik ödülünü kazanan projeye ait maket, Kaynak: SALT Araştırma Arşivi.
Milliyet ve Tercüman gazeteleri, 30 Nisan 1984, Kaynak: SALT Araştırma Arşivi.

1997 yılında İzmir Belediye Başkanı Burhan Özfatura ile Güç Yapı A.Ş. (Güçbirliği Holding) ve EGS Gayrimenkul Ortaklığı arasında imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca taşınmazdaki belediye hissesinin %100’den %11’e indirildiği kamu malı, 1998 yılının Ekim-Kasım ayları arasında kazılıp sözleşmeyi imzalayan şirketlerin yaşanan ekonomik krizler nedeniyle vaat edilen yapıyı yapamaması üzerine “Basmane Çukuru” adını almış, % 11 olan belediye hissesi ise İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu döneminde taraflar arasında imzalanan bir sözleşme ile % 30’a çıkarılmış ve bu hakkın hukuki altyapısı, alanda yapılacak projede belediyeye ait bağımsız bir Belediye Hizmet Binası (toplam 31 bin 200 metrekare) yapılarak bedelsiz teslim edilmesi ve tapuda belediye adına tescil edilmesi şartına bağlanmıştır.

Zaman içinde içi su ile dolup zengin bir flora ve fauna ile ekolojik bir alana dönüşen çukur için İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer dönemine isabet eden 2021 yılında, 1997 tarihli sözleşmeyi feshedip yüklenici firmaların 8,5 milyon dolarlık teminat mektubunu nakde çevirmek ve arsanın %100 mülkiyetini tamamen belediyeye geri kazandırmak amacıyla tapu iptal ve tescil davası açılıp çukur 2023 yılı sonunda da dolgu ve tesviye çalışması ile tamamen doldurulmuştur.

Basmane Çukuru
Basmane Çukuru’nun çukur olmaktan çıktığı yakın zamanlar…

Ancak İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin “defolu” başkanı Cemil Tugay, 2021 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nce açılan dava kapsamında üç ayrı uzmanın hazırladığı 22 Temmuz 2024 tarihli bilirkişi raporunda söz konusu taşınmazın %100’ünün belediyeye ait olduğu görüşü belirtilmişken ve bu haliyle “Basmane Çukuru”na ait %100 hissenin belediyeye devri söz konusuyken, 4-5 Kasım 2023 tarihli CHP kurultayının 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu‘na aykırılığı nedeniyle açılan davanın 2 numaralı sanığı olarak kendisini kurtarmak amacıyla İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi‘nin verdiği yetki çerçevesinde TMSF ile yaptığı görüşme ve pazarlıklar sonucunda TMSF, Güçyapı İnşaat Turizm Mühendislik GYO San. ve Tic. A.Ş. ve EGS Gayrimenkul Ortaklığı A.Ş. ile birlikte imzaladığı 16 Ocak ve 10 Eylül 2026 tarihli protokollerle belediyeye ait bu değerli kamu malını Güçbirliği Holding‘e devretmiş, böylelikle 2021 tarihinde açılmakla birlikte AKP‘nin engellemeleriyle duruşmaları devamlı ertelenen davanın önünü keserek taşınmazın %100’ünün İzmir Büyükşehir Belediyesi‘ne devrini engellemiş ve bu çabasının ödülünü 21 Ekim 2026 tarihinde yapılan CHP Kurultayı Davası duruşmasında savcı Ekrem İmamoğlu ve Özgür Çelik‘in de aralarında bulunduğu 9 sanık hakkında cezalandırma talebinde bulunurken Cemil Tugay‘ın da aralarında bulunduğu 3 sanık hakkında beraat istemesi suretiyle almış; böylelikle, hem AKP‘ye geçerek hem de “Basmane Çukuru” gibi değerli bir kamu malını yandaş sermayeye peşkeş çekerek kendisini kurtarma ahlaksızlığını göstermiştir.

Ardından da imzaladığı 16 Ocak ve 10 Eylül 2026 tarihli protokoller uyarınca söz konusu kamu malı Mazhar Zorlu Holding‘in talebiyle TMSF tarafından 2 Aralık 2026 tarihinde yapılacak ihale ile 75 milyon Dolara satışa çıkarılmış ve böylelikle İzmir halkına ait değerli bir kamu malı, konu ile ilgili tüm belediye başkanlarının, özellikle de AKP‘li Cemil Tugay‘la diğer eski belediye başkanlarının, tüm belediye meclisi üyelerinin; özellikle de bugün bu satış kararına timsah gözyaşlarıyla karşı çıkan Yeni Partili belediye meclisi üyelerinin, gayretkeş ve işbirlikçi bürokratların yardım ve katkısı ile özel kişi ve kuruluşlara peşkeş çekilmiş, bir belediye başkanının hapse girmemesi uğruna İzmir halkının cebinden bir değer daha çalınmıştır…

Şimdi sıra geldi bu değerli bu taşınmaz üzerindeki gökdelenin Mesut Sancak, Mehmet Cengiz gibi yandaş inşaat şirket patronlarınca yapılmasına…

Evet izlediğimiz videoda gördüğümüz gibi İzmir‘in dağlarında çiçeklerin yetişmesi gibi hem toplanmayan çöpler, hem de Mehmet Cengiz‘in, Mesut Sancak‘ın ve benzerlerinin gökdelenleri de yeşerir… Kah halkın yanlış siyasi tercihleri nedeniyle, kah kentin yetersiz, oynak siyasetçileri sayesinde…

Kamuoyunu Aydınlatma Platformu (KAP)’unun taşınmazın satışı ile ilgili ihale duyurusu…

Bu kente yerleşip kendimi İzmirli hissettiğim günlerden bu yana İzmir‘in en önemli sorunlarından birinin “Basmane Çukuru” olduğunu önce duydum, ardından gidip görerek geçmişini araştırıp öğrendim…

Daha doğru bir anlatımla, 1922 Büyük Yangını‘ndan sonra bu kentte bırakılıp terk edilen köşk, ev, han, hamam, zeytinlik, bağ, bahçe ve benzerlerinin bir ganimet olarak karmaşa ve kaosun egemen olduğu bir ortamda yağmalanıp soyulmasından bu yana kentteki egemenlerin genlerine işleyen gasp, talan ve vurgun kültürünün İzmir sermayesinin temel özelliklerinden biri olduğunu; o nedenle, sırf “Basmane Çukuru‘nun değil, aynı zamanda İzmir Hilton, Kültürpark, Konak Pier, Kemeraltı-Basmane ve Kadifekale‘den oluşan tarihi kent merkezinin, İnciraltı, Kordon Dolgu Yolu, Turan, Gediz Deltası, Mavişehir, Çeşme yarımadası, Bornova ve Kemalpaşa‘daki zeytinliklerle kiraz bahçelerinin, Aliağa‘daki tarım arazilerine karadüzen fabrikalar yapmak, Bayraklı-Halkapınar-Mersinli-Alsancak-Darağaç bölgesine de art arda gökdelenler dikmek bahanesiyle bu yağma-soygun düzeninin öznesi haline getirildiğine tanık oldum…

Basmane Çukuru ise adeta gözü dönmüş bir delinin gelip burayı kazdığı, daha sonra başka bir delinin gelip burayı doldurduğu lanetli bir yer… 1930 ekonomik buhranında Keynes‘in işsizliğin çözümü için önerdiği gibi birilerinin önce iş makineleri ve işçilerle açıp daha sonra başka birinin yine aynı şekilde belediyeye ait iş makine ve işçilerle doldurduğu devamlı kamu zararı üreten bir yer… Bu gereksiz açma ve kapama işleri şimdiye kadar kim bilir kaça mal oldu, belediye kasasından; yani, bizlerin parasından, kamu kaynaklarından ne kadar harcama yapıldı, bilinmez… Çünkü her zaman olduğu gibi böylesi şeylerin masrafı halka yüklenirken işin gizlisi, ayrıntısı titizlikle halktan gizlenir, saklanır… Nitekim 17 Şubat 2003 tarihinde İzmir Milletvekili Canan Arıtman ve 24 arkadaşı tarafından TBMM Başkanlığı‘na verilen meclis araştırma önergesi de TBMM tarafından kabul edilmemiş ve bundan böyle peşine kimseler düşmemiş…

Bu çukurun var olduğu ya da doldurulmasına rağmen namını sürdürdüğü her zaman ve koşulda asıl sahiplerinin hakkı, ahı ve figanı nedeniyle buranın lanetli olduğuna inandım ve inanıyorum…. Her ne kadar lanet, uğur ya da şans gibi uydurma şeylere inanmasam da…

Çukurun bulunduğu bölgenin bir Ermeni mahallesi; yani, Ermeni diliyle “haynots” ya da “hayatağ” olması, bu mahalledeki evlerin, kiliselerin, hastane ve çocuk yurtlarının yakılıp yok edilmiş, buralarda yaşamış, bu hastanede yatıp iyileşmiş insanların göçmesi ya da ölüp yitmesi sonrasında onların mal ve mülküne ganimet mantığıyla el konulması bence bu lanetin tek nedeni, tek sonucu… Bırakın 1922 yangınını, yangın sonrasında Kültürpark‘ın yapılması amacıyla buraya definecilerle amele ve katırların girdiği dönemde çekilen fotoğrafların arka planındaki birçok tarihi yapının bugün mevcut olmayışı bile aradan geçen 104 yılda birçok şeyin silinip kazınmak suretiyle yok edildiğini gösteriyor… Nitekim o yok edişin laneti de şimdi gelip bizleri bularak birbirimize yalan söylediğimiz, ikili oynayarak dürüstlükten uzaklaştığımız, birbirimizi aldatarak, yalanlar söyleyerek…

İzmir açısından çok önemli ve değerli olan bu kamu malının ilk kez ticari meta olarak görüldüğü 1955’li yıllardan bu yana sürdürülen mücadelenin bu aşamasında;

1) Öncelikle bu taşınmazın bulunduğu Konak ilçe belediye başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu başta olmak üzere tüm Yeni Partili ve CHP’li belediye başkanlarının,

2) İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi ile tüm ilçe belediye meclislerinde Yeni Parti ve CHP temsilcisi olarak görev yapan meclis üyelerinin,

3) Ülke ve İzmir boyutunda siyaset yapan tüm İyi Partili, CHP’li, DEM’li, İyi Partili, TİP’li, TKP’li ve Sol Partili siyasetçilerin,

4) Başta İzmir Barosu olmak üzere tüm meslek odalarıyla vakıf, dernek ve Kültürpark Platformu gibi sivil toplum örgütlerinin,

5) Parti üyesi olan ya da olmayan tüm İzmirlilerin,

Klavye başında tweet atmak, kırmızı karanfil bırakmak, Türkan Saylan Kültür Merkezi‘nin ya da eski Sümerbank‘ın önüne giderek basın açıklaması yapmak gibi etkisi sorgulanan eylemler yapmak yerine İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin TMSF ile yaptığı protokollerle bu protokollerin yapılmasını sağlayan belediye meclisi yetki devir kararının ve 2 Aralık’ta yapılacak ihalenin iptali, 2021 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nce açılan davanın bir an önce sonuçlanması için hukuki düzlemde etkili girişimlerde bulunması, genel kurul kürsülerinde atılan kahramanlık nutuklarıyla sloganların sahadaki uygulamalarda da gösterilmesi, ilçe belediye meclisleriyle büyükşehir belediye meclisinde görev yapan Yeni Partili ve CHP’li meclis üyelerinin hep birlikte farklı ve etkili direniş eylemleri geliştirerek ve bu konuda basın örgütleri ve basın organları eliyle kampanyalar düzenleyerek AKP‘li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay‘ın yeni partisi AKP ile birlikte İzmir’e yapacaklarını kötülükleri engelleyip yavaşlatmak, bu sorunu her yer ve koşulda dile getirerek “Basmane Çukuru” mücadelesini İzmir genelinde yayarak kitleşelleştirmesini sağlamak akla gelebilecek ilk öneriler olabilir…

Tabii ki birbirleriyle kavga edip boğuşmayı, belediye meclislerinde halkı oyalayıcı taktikler uygulamayı ve akıttıkları timsah gözyaşlarını bırakmaları koşuluyla…

Bir Cevap Yazın