Ali Rıza Avcan
Bugün 9 Eylül 2026… İzmir‘in ve Anadolu‘nun emperyalizmin emrindeki orduların işgalinden kurtuluşunun 104. yılı…

Aynı zamanda da 9 Eylül 2016 tarihinde kurulup bugüne kadar -bu yazı dahil- 1.082 adet yazının paylaşıldığı Kent Stratejileri Merkezi‘nin 10ncu yaşını doldurup 11’inden gün almaya başladığı bir bir yılın başlangıcı…
Karşınızda 10 yaşını doldurmuş meraklı, öğrenmeye aç ve devamlı doğru bilginin peşinden koşup bunu paylaşmak isteyen yetişkinliğe aday bir çocuk, bir gelecek var!
O nedenle bu bloğun kişisel sahibi olarak kendimi ve asıl sahibi okuyucularımı kutlamam gerekiyor…
10 yıldır devam eden beraberliğimiz çerçevesinde burada toplam 1.081 adet yazıyı kaleme alıp paylaşmışız ve bu paylaşımlar (bu yazıyı kaleme aldığım 8 Eylül 2026 itibariyle) 703.487 kez görüntülenmiş, 503.307 ziyaretçimiz olmuş, yazdıklarımız 620 kez beğenilmiş ve 224 adet yorum yazılmış…

Tabii ki buradaki yazıları paylaştığım Facebook‘taki kişisel hesabımla kurduğum ya da yönettiğim dört ayrı grupta; ayrıca, Kent Stratejileri Merkezi adıyla açtığım X, Linkedin, Instagram ve WhatsApp gibi sosyal medya platformlarında yapılan beğeni ve yorumlar bunun dışında kalmak üzere…
Evet, biliyorum Türkiye gibi bir ülkede ve İzmir gibi bir kentte 9 Eylül 2016’dan bu yana hiçbir yerden mali yardım almadan bağımsız bir tutumla bir kişisel bloğu bu kerte ilgi görecek şekilde ayakta tutup sürdürmek zor bir iş ve bu zor işi başardığımız için hem kendimi hem de okuyucularımı kutlamak istiyorum.

Bu önemli gün; yani, İzmir‘in işgal edildiği 15 Mayıs 1919 Perşembe ve işgalden kurtulduğu 9 Eylül 1922 Cumartesi günleri itibariyle tarihi gerçeklerden bihaber kişi ya da çevrelerin bilerek ya da bilmeyerek yaptığı bir yanlışlığa dikkat çekerek bu işin hiç de söylendiği gibi olmadığını dile getirmek istiyorum.
Emperyalizmin emrindeki Yunan ordusunun 15 Mayıs 1919 ve izleyen tarihlerde gerek İzmir rıhtımında gerekse diğer Ege kentlerinde ve kasabalarında yaptığı insanlık dışı hareketleri, vahşeti aslında hepimiz biliyor, kabul ediyor ve barıştan yanlıları olarak bu zulüm ve eziyetleri lanetliyoruz…
Ama bir de bakıyoruz ki, işgalin olduğu anlarda aslında orada olmayan, babası İzmir‘deki İtalyan okulunda müdür olarak çalışan İtalyan asıllı ressam ve illüstratör Vittorio Pisani eline paletini ve boyalarını alarak işgalci Yunan Ordusu‘nun yaptığı zalimlikleri resmeden 10 adet tablo yapıyor ve bu tablolardaki öldürme, yaralama, eziyet ve işkence görüntüleri kullanılarak Yunan Ordusu‘nun İzmir‘i işgaline karşı çıkılarak dünya çapında propaganda yapılıyor…
Aynı ressam işgal sonrasında Türkiye‘de iş bulup Tariş gibi kooperatiflerin afiş ve tablolarını yapıp ardından da İtalya‘ya gidiyor ve “La Tribuna Illustrata della Domenica” isimli resimli haftalık derginin kapaklarına o yıllardaki Mussolini İtalyası‘nın havasına uygun militarizm kokan 4.000’den fazla illüstrasyon çiziyor, o günlerde Habeşistan‘a saldıran İtalyan ordusunun kahramanlıklarını resmediyor, ordunun birçok birimi ve özellikle Ulusal Güvenlik Gönüllü Milisleri adına kartpostallar yapıyor, eserleri Jandarma Tarihi Müzesi (Museo Storico dell’Arma dei Carabinieri)’nde sergileniyor ve bu dönemde Mussolini ve taraftarlarıyla başı hiç derde girmiyor. Kısacası o ortamda kendisinden ne isteniyorsa onu yapıyor, İtalyan faşizmine hizmet ediyor…. (1)
Üstüne üstlük o dönemlere Mustafa Kemal Atatürk hayranı olduğu söylenen Kavalalı Mehmet Ali Paşa ailesinden gelen babası Mısır Hıdivi Hüseyin Kamil Paşa, annesi Melek Sultan olan Prenses Kadriye Hussein‘in bu tabloları eklediği ve İtalyanca yazdığı “Lettres D’angora La Sainte” (Mukaddes Ankara’dan Mektuplar) isimli kitabı İtalya‘da yazılıp yayınlanıyor; böylelikle aynı tablolaların propagandasını yapan İtalya destekli ikinci bir isim ortaya çıkıyordu.
Bu iki isme ekleyebileceğimiz üçüncü bir propaganist ise, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mevlüt Çelebi‘nin 2019 tarihli “Bir İtalyan Gazetecinin Kaleminden İzmir’in İşgali” isimli makalede adı geçen ve İtalya‘nın propagandasını yapmak amacıyla 13 Nisan 1919’da; yani, işgal öncesi İzmir‘e gelen İtalyan gazeteci Ernesto Vassalo ve onun arka arkaya iki gün süreyle Il Tempo gazetesinde, adeta İtalyan ressam ve illüstratör Vittorio Pisani‘nin tablolarını betimlercesine yazdıklarıdır. (2)
Bir yandan İzmir‘de yaşayan İtalyan asıllı ressam ve illüstratör Vittorio Pisani‘nin İzmir‘deki Yunan zulmünü gösteren 10 suluboya tablosu, diğer yanda İtalya‘da yaşayan Prenses Kadriye Hussein‘in bu tablolarla ilgili resimleri ekleyip İtalya‘da yayınlattığı ve 1911’de Tobruk ve Derne‘de işgalci İtalyan ordusuna karşı savaşan Mustafa Kemal Atatürk’e hayranlık bahanesiyle servis edilen İtalyanca propaganda kitabı ve en son olarak İzmir‘de İtalya‘nın propagandasını yapması için İtalyan Dışişleri Bakanlığı tarafından gönderildiği diplomatik belgelerle kanıtlanan gazeteci Ernesto Vassalo…
Bu bağlamda İtalya‘nın kendisine verilmeyen İzmir ve çevresinde Yunan ordusunun yaptıklarını sergilemek amacıyla dört bir koldan çalıştığı ve karşı propaganda için her türlü yol ve yöntemi denediği söylenebilir. Çünkü 1917’de henüz 1. Dünya Savaşı devam ederken Fransa‘nın Saint Jean de Maurienne kasabasında, Çarlık Rusyası‘nın onayı alınmak koşuluyla İngiltere ve Fransa arasında yapılan gizli bir antlaşma ile İzmir, Aydın, Konya, Antalya ve çevresi İtalya‘ya vaat edilmekle birlikte; yıkılan Çarlık Rusyası‘nın onayı alınamadığı için bu anlaşma geçersiz sayılmış, bunun üzerine 19 Ocak 1919 tarihinde; yani, İzmir‘in işgalinden 4 ay önce Paris‘te İngiltere, Fransa, ABD ve İtalya‘nın katılımı ile yapılan konferansta İzmir İngiltere‘nin baskısıyla Yunanistan‘a bırakılmış; böylelikle, İtalyanlar konferanstan büyük bir hayal kırıklığı ile ayrılmak zorunda kalmıştır.
Tabii ki bu gelişmelerden ve İtalya‘nın böylesi bir paylaşımdan duyduğu memnuniyetsizliği bilmeyen tarih bilmez kişi ve çevreler önce milliyetçi hislerle ve İtalyanların kendilerine bu şekilde yardımcı olduğunu sanarak yapılan eziyet ve zulmü gösteren tabloları kullanarak aslında gizliden gizliye İtalyanlara yardımcı olmuş, Lozan Antlaşması‘nın 12 ve 13. maddelerine göre askerden arındırmak (silahsızlandırmak) koşuluyla Yunanistan‘a verilen Ege adalarını (Midilli Sakız, Sisam, Nikarya, Limni, Semadirek) sorun ederken Anadolu yarımadasının hemen yanındaki 12 adaları 1912’den itibaren işgal edip 2. Dünya Savaşı‘nın sonuna kadar ellerinde tutan İtalyanlara karşı çıkmamış; böylelikle, savaş sonrasında Mustafa Kemal Atatürk ve Venizelos tarafından oluşturulmak istenen barışçı ortamı torpilleyip iki halk arasında nefret tohumları ekmeye devam etmişlerdir… Kısacası yaşanan küçük sorunları daha fazla önemseyip önceleyerek daha önemli ve büyük bir sorunu görmezden gelerek büyük bir tarihi yanılgıya imza atmışlardır…
İşte bu milliyetçi tutumun bir sonucu olarak, bu 10 değerli suluboya tablo İzmir yerine İstanbul Belediyesi tarafından satın alındığı için İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘ne ait Şişli Atatürk Müzesi‘nde sergilenmektedir. Ama ne yazık ki, o müzede aynı dönemde İstanbul‘u işgal eden emperyalist İngiliz ve Fransız ordularının yapıp eylediklerini ortaya koyan ne bir tablo, ne de bir görsel malzeme ya da belge bulunmamaktadır! Sanki İzmir ve çevresinin işgal edildiği dönemde İstanbul ve yakın çevresi işgal edilmemiş gibi bir tutum içine girilmiştir…
Gelelim İtalyanların 15 Mayıs 1919 öncesinde, özellikle de Antalya ve Kuşadası işgalleri sonrasında İzmir ve çevresini Yunanlılar yerine kendilerinin işgal etmesi için yaptıkları propaganda çalışmalarının tarihi kaynaklarına…

Size bu konuda uzun zamandır okumadığım kalite ve lezzetteki bir kitabı önereceğim: Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürhan Yellice‘nin 2. baskısı 2022 Eylül ayında yapılıp Siyasal Kitabevi tarafından yayınlanan 507 sayfalık “Ege Adaları Meselesi 1911-1914” kitabı. (3)
Bu kitabı aynen benim yaptığım gibi ayrıntılı bir şekilde notlar alarak okuduğunuz takdirde İzmir‘in işgal günlerinde İtalya başbakanı olan Vittorio Emanuele Orlando hükümetinin emrindeki İtalyan Ordusu‘nun 1912’de işgal ettiği Osmanlı‘ya ait 12 ada dışında 28 Mart 1919’da Antalya‘yı, 14 Mayıs 1919’da da; yani İzmir‘in Yunan Ordusu‘nca işgalinden tam 1 gün önce Kuşadası‘nı işgal ettiğini dikkate alırsak; İzmir ve çevresinin Yunan Ordusu yerine kendi askerlerince işgal edilmesi için İngiliz-Yunan hükümetleri arasındaki işbirliğini hem diplomatik alandaki girişimler, hem de sahadaki askeri harekatlarla torpilleyip bozmak, bunu yapamadığında da sanki kendisi de işgalci değilmiş gibi diğer bir işgalciyi dünya kamuoyunda kötü göstermek için nasıl propaganda yaptığını, İzmir‘de yaşayan İtalyan asıllı Vittorio Pisani isimli bir ressama bu amaçla tablo siparişi verdiğini, İtalya‘da yaşayan prenses Kadriye Hussein isimli Osmanlı prensesine Atatürk‘e hayranlık adı altında 1921’de nasıl İtalyanca bir kitap yazdırıp ekine bu tabloları eklediklerini, İtalyan bir gazeteciyi adeta casus gibi İtalyan Dışişleri Bakanlığı‘nın bilgisi dahilinde İzmir‘e gönderdiklerini görüp fark etmemiz gerekiyor.

Ama aynı İtalya’nın, aradan geçen 3 yıl 4 ay 16 günlük süre içine Türk Ordusu’nun 1. ve 2. İnönü savaşlarıyla Sakarya Savaşı’nı kazanıp İzmir’i işgalden kurtarınca Torino’da yayınlanan Illustrazione del Popolo (Halkın İllüstrasyonu) dergisinin 1 Ekim 1922 tarihli nüshasının kapağına İzmir‘i terk etmek zorunda kalan Rum ve Ermenilerin rıhtımla kayıklardaki içler acısı haliyle arka planda yanan İzmir‘in illüstrasyonunu koyarak bunu bir trajedi olarak nitelemesi ve dergi kapağının altında “L’immane tragedia di Smirni – Dalla citta in fiamme la popolazione si riversa al porto dove i marinai İtaliani e Francesi attendono strenyamento all’opera di savlataggio”; “Smyrni’nin muazzam trajedisi – Nüfus, yanan şehirden İtalyan ve Fransız denizcilerin kurtarma çalışmalarının bitmesini beklediği limana akın ediyor” notunun eklenmesi suretiyle ikiyüzlü politikasının en iyi örneklerinden birini verdiğini düşünüyorum.
Aslında bizim bugün görüp seyredip okuduğumuz propaganda amaçlı o tablo ve kitaplar aslında o tarihlerde İngiltere ile Yunanistan arasındaki işbirliğini bozup Yunanistan‘ın yerine geçmeyi hayal eden emperyalist İtalya‘nın kötü niyetli çabalarının bu günlere yansıyan kanıtları olarak değerlendirilmeli ve bu değerli tarihi bilgiden dersler çıkarılmalıdır.
Çünkü Kapitalizm ve onun en saldırgan biçimi olarak Emperyalizm, İngiliz, Alman, İtalyan ya da Yunanistan gibi farklı saldırgan ülkeler üzerinden savaş çıkarıyormuş gibi gözükse de her dünya savaşı ya da bugünün yerel savaşlarında uluslararası tekelci sermayeyi temsil eden ülke ve kurumlar kendi aralarında anlaşarak, işbirliği yaparak diğer ulusların halklarını ezip sömürmektedir. O anlamda emperyalizmi düşünüp analiz ederken ABD, İngiltere, Almanya ve İtalya gibi ülkelerden sadece birini birbirleri ile mukayese ederek değil, birbirlerini bütünleyen hegemonyaları itibariyle dikkate almak, bunlardan biri diğerine göre daha iyidir diye birbirinden ayırmamak gerekir.
Tıpkı bugün Trump liderliğindeki ABD‘nin yanına dizilen Avrupa ülkeleriyle petrol baronlarının ve petrol tekellerinin egemen olduğu Arap ülkelerinin birleşerek mazlum İran halkına yaptıkları saldırılarda olduğu gibi…
Evet işgal ve işgallerden doğan ölüm, eziyet, işkence, zulüm, yangınlar ve insanların yurtsuz kalması kötü bir şey olduğu için her zaman ve her koşulda lanetlenmelidir… Ama bütün bu kötülüklerin anası olan tüm emperyalist ülke ve güçleri de birbirlerinden ayırmadan, onlara can suyu sağlayan uluslararası tekelci sermayenin silah şirketlerini unutmadan, her bir tehdit ve tehlikeyi göz ardı etmeden…
…………………………………………………………………………………………………………………………………………….
(1) Ali Rıza Avcan, “İzmir’in Unutulan Sanatçıları 20 – Vittorio Pisani”, Kent Stratejileri Merkezi, 29 Kasım 2023, https://kentstratejileri.com/2023/11/29/izmirin-unutulan-sanatcilari-20-vittorio-pisani/
(2) Mevlüt Çelebi, “Bir İtalyan Gazetecinin Kaleminden İzmir’in İşgali”, Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, XIX/Özel Sayı: İzmir’in İşgali, 2019, sh.131-154.
(3) Gürhan Yellice, Ege Adaları Meselesi 1911-1914, Siyasal Kitabevi, 2. Baskı 2022 Eylül, Ankara.
Yararlanılan Kaynaklar
1) Çelebi, Mevlüt, Milli Mücadele Döneminde Türk-İtalyan İlişkileri, Atatürk Araştırma Merkezi Yayını, Ankara, 2002
2) Çelebi, Mevlüt, İtalyan Arşiv Belgelerinde Anadolu’da Yunan Mezalimi (1919-1922), Atatürk Araştırma Merkezi Yayını, Ankara, 2010.
3) Çelebi, Mevlüt, “İtalyan Arşiv Belgelerinde İzmir’in İşgali”, XIV. Türk Tarih Kongresi, (9-13 Eylül 2002), Kongreye Sunulan Bildiriler, III. Cilt, TTK Yayını, Ankara, 2005, ss.45-56.
