Onu, 10 yıl önceki bir yazımla “İzmir’in ressamı” olarak selamlamıştım. (1)
Şimdi ise “deryanın, balıkların, balık ağlarıyla balıkçıların ressamı” olarak selamlıyorum: Fahri Sümer (1942-2023).
Aradan 10 yıl geçtikten sonra kaleme aldığım bu ikinci yazımla gündeme getirmek istediğim eserlerinde karşımıza masmavi bir denizi, balıkçı kayıklarını, denize açılacak ya da denizden dönmüş balıkçıları, balıkçı ağlarıyla ağlardan toplanan balıkları görürüz.
Hakkında yapılmış 2018 tarihli tek akademik tezde yaptığı peyzaj tablolarının iki ayrı grupta; köy ve İzmir kent manzaralarından oluştuğu söylense de bence bu ikili gruplamaya bir de Urla gibi İzmir‘e yakın sahil kasabalarında yaptığı balıkçı tabloları da eklenmelidir. (2)
Sanatçının oldukça üretken bir şekilde yaptığı bu eserleri izlerken zorluklarla dolu deryada yitip gitmeyi göze alıp yorulan balıkçıları başları önlerine eğik vaziyette çalışırken ya da ağa takılmış balıkları toplarken görür, denizin iyot dolu havasıyla ölüme meydan okuyan emeğin gücünü hissederiz.



Sanatçının yaşam öyküsü
1942, Bozüyük doğumlu Fahri Sümer, 1960 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü‘nü birincilikle kazandıktan sonra Halil Dikmen, Cemal Tollu ve Neşet Günal’ın atölyelerinde resim eğitimi almış ve Sabri Berkel’in atölyesinde gravür üzerine çalışmış; ayrıca, öğrenciliği sırasında Gorbon Seramik‘te yarı zamanlı desinatörlük yapmıştır.
1965-1967 yılları arasında İzmir‘de yaptığı askerlik sonrasında kısa bir süre reklam ajansında grafiker olarak çalıştı. 1967 yılında ise İzmir’de düzenlenen DYO Sergisi’nde “Askerlik Hatıraları” adlı eseriyle ödül kazanmıştır.
1968-1980 yılları arasında Aydın’ın Söke ilçesinde resim öğretmenliği yapan Fahri Sümer 1981 yılında İzmir Buca Yüksek Öğretmen Okulu’na atandıktan bir yıl sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başlamış ve 1992’de profesör unvanını almıştır. 16 Temmuz 2008’de emekliye ayrıldıktan sonra Güzelyalı semtinde bulunan atölyesinde resim çalışmalarını sürdüren sanatçı Ocak 2023 tarihinde vefat etmiş ve Urla İskele Mezarlığı‘ndaki aile mezarlığına defnedilmiştir.
Sümer’in eserleri, estetik kaygıyla bilinçli bir düzen arayışının birleştiği; düşünce ve yaratıcılığın iç içe geçtiği bir sanat anlayışının ürünüdür. Toplumsal konuları ele alışıyla estetik değerlere yeni bir derinlik kazandıran ressam, yaşadığı çevreyi dikkatle gözlemlemiş; görüp duyduklarından ve hissettiklerinden beslenerek ilhamını gelecek kuşaklara aktarmaya çalışmıştır.
Söke’de geçirdiği yıllarda geleneksel köy yaşamını ele alan sanatçının 1965 sonrasında İzmir‘de geçirdiği uzun yıllarda ise genellikle İzmir, özellikle de Kemeraltı ve Pasaport manzaralarıyla bugün bir kısmını sizlerle paylaştığım deniz kıyısındaki kayıklar, balıkçılar ve balık ağları sık sık tuvaline yansımıştır.




















(1) Ali Rıza Avcan, “Bir İzmir Ressamı: Fahri Sümer“, https://kentstratejileri.com/2016/12/24/bir-izmir-ressami-fahri-sumer/)
(2) Ayşenur Arda, Fahri Sümer ve yapıtlarının çağdaş Türk resim sanatı içindeki yeri ve önemi, Yayınlanmamış yüksek lisans tezi, Antalya-2018, sh.16.
(3) Ayşenur Arda, “Fahri Sümer”, Hafıza İzmir, https://hafizaizmir.com/fahri-sumer/
Bedri Karayağmurlar, Fahri Sümer Yaşamı ve Eserleri, AKG Grup, 2004,
