Bunun neresi “nostaljik”?

Ali Rıza Avcan

Geçtiğimiz günlerde okuduğum bir kitapta, tarlada, pazarda ya da manavda elleyip koklayıp aldığımız sebze ve meyveleri uzun bir süredir marketlerde elleyip koklamadan, sadece paketlenmiş görünümlerine ve etiketlerine bakarak aldığımız; bu nedenle insanla doğa arasındaki ilişkinin esaslı bir şekilde koptuğu, gıda güvenliği gerekçesiyle doğaya ve onun ürünlerine yabancılaştığımız için artık onların koku ve tatlarıyla ilgilenmediğimiz ifade ediliyordu.

Evet, hepimiz aynı şeyi yapıyoruz. Çünkü o paketlenerek yalıtılmış sebze ve meyvelerin eskisi gibi kokmadığını, hormon takviyesi ve genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO) nedeniyle artık eskisi gibi olmadıklarını biliyor, o nedenle de ellemeye ya da koklamaya kalkmıyoruz.

Aslında buna benzer bir duyguyu içinde yaşadığımız ya da çalıştığımız mekânlarla kullandığımız nesnelerle kurmuş olduğumuz ilişkilerde de yaşıyoruz.

Geçen hafta Dokuz Eylül Üniversitesi’nin Buca Kaynaklar’daki yerleşkesini ziyaret edip yapı teknolojisinin son ürünleriyle yapılmış bir binada yemek yerken, bu tür binalarda, eski yapılarda olduğu gibi belleğimin bir köşesine koyup götüreceğim farklı bir şey bulamadığımı, yapı ve iç mekânlarıyla özel bir ilişki kuramadığımı söylediğimde, görüştüğüm akademisyen arkadaşlarım kendilerinin de aynı şeyi hissettiklerini ifade ettiler.

Sanırım, insan ve içinde bulunduğu mekân ile ilişkisinin fazla sorgulanmaması, çağdaş yapı teknolojisinin mimarları bir örnek yapılaşmaya zorlaması ya da bu tür yapı mimarisinin standartlaşması gibi nedenlerle -ne yazık ki- bütün alışveriş ve eğitim mekânlarıyla diğer binaların beş aşağı beş yukarı birbirine benzemesine yol açtı.

Aynı duyguyu geçen akşam güzel tramvay görselleri bulmak amacıyla yaptığım İnternet taramasında da yaşadım. Çünkü, son yıllarda hem ülkemiz hem de dünya kentlerindeki tramvay yatırımlarında kullanılan Japonya, Kore ya da Çin kökenli tramvay vagonlarının beş aşağı beş yukarı çoğunlukla birbirine benzediğini, sadece ufak tefek değişiklikler ya da farklı renk seçimleri nedeniyle birbirlerinden ayrıldıklarını fark ettim. Hatta bu benzerlik öyle durumlara varıyordu ki, İstanbul ya da İzmir’de kullanılan tramvayların şekli ve rengi bile tıpatıp birbirini andırıyordu. O nedenle fotoğrafın kaynağına gitmediğim sürece o tramvayın hangi kentte olduğunu anlayamıyordum.

İstanbul Tramvay
İstanbul Tramvayı
Karşıyaka Tramvay
İzmir, Karşıyaka Tramvayı
Kocaeli Tramvay
Kocaeli Tramvayı
Konya Tramvay
Konya Tramvayı
Sakarya Tramvay
Sakarya, Adapazarı Tramvayı
Samsun Tramvay
Samsun Tramvayı
Gaziantep Tramvay
Gaziantep Tramvayı
Bursa Tramvay
Bursa Tramvayı

Yani, tramvayların şekli ve renklerinde o kente ve kimliğine dair bir iz, özel bir farklılık bulamıyordunuz. Çünkü hepsi, belki de aynı firmanın aynı fabrikasının aynı tezgahından çıkarak uygarlığın beşiği olan kadim kentlerimizde pahalı bir oyuncak olarak yerlerini bulmuşlardı.

Oysa bize yapılacak tramvayın nostaljik olacağını, bizlerdeki geçmişe ait duyguların ortaya çıkacağını söylemişlerdi. Bunu demeçlerinde, belediye bültenlerinde ve gazete haberlerinde üstüne basa basa dile getirmişlerdi.

İlk günden itibaren gördüğüm ve bindiğim bütün tramvay katarları bende, biraz dolgunca yapılmış ve yavaş giden otobüs çağrışımları yaptı. Hatta sadece otobüse değil metro ya da banliyö vagonlarına da benziyorlardı. Ayrıca tramvayların tasarımı konusunda söyleştiğim tanıdıklarım da aynı şeyleri söyleyip hayal kırıklığı yaşadıklarını ifade ediyorlardı.

Oysa, aşağıdaki fotoğraflarda da göreceğiniz gibi İstanbul’un, Bursa’nın, San Francisco’nun, Lizbon’un eski tramvayları hep kendine özgü ve içinde bulunduğu kente ait özellikleri yansıtan tramvaylardı. Kimisi iklime göre yanları açık, kimisi duvar yazılarıyla süslenmiş, cıvıl cıvıl, insanlarda “iyi ki ben bu tramvaya bindim” duygusu yaratabilecek “biricik” tramvaylardı.

Budapeşte Tramvay
Budapeşte Tramvayı
Historical electrical tram
Johannesburg, Güney Afrika Tramvayı
İstanbul Tarihi Tramvay 001
İstanbul Tramvayı
Hong Kong Tramvay
Hong Kong Tramvayı
Lizbon Tramvayı
Lizbon Tramvayı
Exposición
San Francisco Tramvayı
San Francisco Tramvay 002
San Francisco Tramvayı

Aynen metroda, İZBAN’da ya da birer tost makinesine benzettiğim yeni gemilerde ve son oyuncağımız olan tramvayda kendinize ait bir şey, bir duygu, bir aidiyet hissediyor musunuz? Onları eskinin atlı tramvayları, Voroşilov otobüsleri ya da “bozynuzlular“ı gibi kendinize ait hissediyor musunuz? Onlar bu halleriyle belleğinizde bir yer ediniyorlar mı?

Atlı Tramvay - İzmir
İzmir Atlı Tramvayı
Karşıyaka Tramvayı 001
Karşıyaka Tramvayı

Yoksa dünyanın her hangi bir ülkesinde ya da her hangi kentinde kullanılan bu araçları, özünde bizlerden bir şeyleri taşımayan, bize ait olmayan, çağdaş teknolojinin birörnekleştirip aynılaştırdığı standart ve kimliksiz elektrikli oyuncaklar gibi mi hissediyorsunuz?

Tramvayların nostaljik olacak diye eskisi gibi atlı olmasını istemiyoruz ama “Tasarım Kenti İzmir” olarak lanse edilen bir kentte; yakın bir zamanda “Tasarımın başkenti” olacağı söylenen bir kentte kullandığımız gemilerde, metrolarda, tramvaylarda İzmir’e ait bir özelliğin, onu dünyada “biricik” yapan özgün bir özelliğin bulunmasını; böylelikle mekân ve nesnelerle onları kullanan insanlar arasında kolay, sağlıklı, doğru ve belleklerde yer edinecek özel bir ilişkinin kurulmasını istiyoruz.

 

Bunun neresi “nostaljik”?’ için 2 yanıt

  1. ulaşımla ilgili araştırma yaparken yazınıza denk geldim. Bir Koyalı olarak Konya tramvayının görselini başka bir şehrin tramvayı ile karıştırmışsınız sanırım. Belirtmek istedim. Yanlış bilgilendirme olmasın. İyi Çlaışmalar

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s