Ali Rıza Avcan
Şu sıralarda bir endüstriyel miras ürünü olarak sabunun İzmir‘deki tarihi ile bunun insan, hayvan ve bitki sağlığıyla ilişkisi çerçevesinde İzmir‘deki hamam, hastane, karantina ve tebhirhane gibi tarihi yapıların; ayrıca, alkol ve kolonya gibi diğer temizlik malzemelerinin geçmişi ile ilgili yoğun bir çalışmanın içine girdiğimi ifade etmek isterim.

Uzun bir çalışma süresini kapsayacak böylesi bir gayretin içine neden girdiğimi soracak olursanız, bu nedenleri birbirinden farklı beş madde halinde sıralayabilirim:
1) “Emeğin miras hakkı” anlayışından hareketle 2025 yılı Nisan ayından bu yana İzmir Liman Arkası Bölgesi‘nde “Daraağaç’ı hatırlıyor ve unutmuyorum!” başlığıyla yürüttüğüm çalışmalar sırasında karşıma daha önceden bilmediğim yeni sabun fabrikalarıyla zeytinyağı ve sabun fabrikalarında kullanılan büyük kazanları üreten Demosthenis Issigonis‘e ait döküm fabrikası hakkında yeni bilgilere ulaşmış olmam,
2) Yakın zaman önce bir vakıf malı olduğu için İzmir Vakıflar Bölge Müdürlüğü‘ne devredilen Namazgah Hamamı‘nın 2019 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Artı 3 Mimarlık bürosuna yaptırılan restorasyonunda tarihi bir hamamın geleneksel çalışma sistemi dikkate alınmayıp hamama ısıtma amacıyla doğal gazın bağlanması suretiyle o yapının bundan böyle klasik Osmanlı tarzı bir hamam olarak kullanılır olmaktan çıkarılması,
3) 2025 yılı içinde Basmane, Anafartalar Caddesi üstündeki Kıllıoğlu Hacı İbrahim Vakfı Hamamı‘nın bir “Osmanlı Hamamı” olarak bilinen tarihi kimliği ve bir vakıf malı olması nedeniyle İzmir Vakıflar Bölge Müdürlüğü‘ne devredilme riski dikkate alınmaksızın Konak Belediyesi tarafından İzmir Valiliği Yatırımları İzleme Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB)‘ndaki Emlak Vergisi Fonu‘ndan alınan milyonlarca liranın harcanması suretiyle tarihi geçmişi ve kimliği dikkate alınmaksızın metal yoğun bir şekilde restore edilmesi,
4) İlk kez 2015 yılında, o tarihlerde Konak Belediyesi ARGE Müdürü olarak görev yapan sevgili dostum mimar Mihriban Yanık ve yıkım firması sahibi Gencol Özbüker ile birlikte içine girip tüm bölüm ve katlarını dolaşarak tanıştığım, ayrıca sağa sola saçılmış değerli tarihi Marsilya kiremitlerini elime alıp incelediğim; ancak, o tarihten 2026’ya kadar devam eden uzun bir süreçte koruma adına etrafı çelik perdelerle çevrelenerek adeta teslim alınan yapıya önünden her geçişte büyük bir saygıyla selam veriyor, tarihi yapının bu büyük ilgisizlik ve sevgisizlik sonucunda ne zaman tam anlamıyla yıkılacağını merak ediyordum.
Bu tarihi yapı en nihayetinde 5 Mayıs 2026 tarihinde yapılan ihale çerçevesinde Konak Belediyesi‘nin İzmir Valiliği Yatırımları İzleme Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB)‘ndaki emlak vergisi fonundan aldığı kamu kaynaklarıyla “Hamdi Dalan Sabun Müzesi” olarak restore edilmeye başlandı ve Dalan ailesi mensuplarının da yer aldığı görkemli bir törenle restorasyonuna başlandı. Ancak söz konusu törende yapılan konuşmalarla gazete ve sosyal medyaya servis edilen haberleri okuduğumuzda Konak Belediyesi‘nin bir zamanlar Paleologos ailesi ile onu izleyen Aydınlı Ömer Muharrem firmasınca kullanılan 863 ve 864 sokakların kesiştiği köşedeki bu tarihi sabunhane binasını sadece Dalan ailesiyle ilişkilendirdiğini, binanın Dalanlar öncesindeki 16. yüzyıla kadar uzanan uzun ve zengin tarihi ile ilgilenmediğini anladım.
Çünkü Dalan ailesiyle ilgili anıları daha önceden okuduğum için firma kurucusu Hamdi Dalan‘ın üvey babası ile birlikte bir süre bu binadaki Ömer Muharrem Sabun Fabrikası‘nda işçi olarak çalıştığını, binayı ancak burada kullanılan geleneksel sabun teknolojisinin terkedilip daha büyük boyutlu sınai üretime geçilen 1960’lı yılların başında satın aldığını biliyordum. o nedenle binanın sadece 1961 sonrasındaki tarihinin Hamdi Dalan boyutunda ticari bir şirketle ilişkilendirilip daha zengin olan 100 yıllık tarihi geçmişin dikkate alınmadığını gösteren bu restorasyon ve müze kurma girişiminin nedenini düşündüğümde ise bunun sadece ve sadece Dalan firmasının ürettiği malların Kemeraltı Çarşısı gibi kentin en büyük ve önemli ticari merkezindeki reklamı, tanıtımı ve daha fazla satılması açısından önemli olduğunu düşündüm.
5) Tarihi boyunca büyük salgınlarla boğuşup büyük nüfus kayıplarına uğrayan İzmir‘de insan, hayvan ve bitki sağlığı konusunu sabunu, zeytinyağını, hamamı, karantina hizmetlerini, “Uyuz Hamamı” da denilen tebhirhaneyi, hastaneyi ve diğer temizlik malzemelerinin bütününde göremeyip ve bunları birbirleriyle ilişkilendirmeyip sabunun İzmir tarihini sadece Dalan sabunları üzerinden ele alarak asıl sabun üretici ve tüccarlarına haksızlık yapılması.

Söz konusu tarihi yapıların tahsis şekli, restorasyon ve kullanım şekli ile karşılaşılabilecek olası riskler konusundaki görüş, düşünce, eleştiri ve endişelerimi ifade ederek bunun bir sonucu olarak önereceğim çözüm yolları konusunda bilgi vermeden önce sabunun İzmir‘in 19-20. yüzyıllardaki tarihi içindeki yeri ve önemi ile ilgili olarak yaptığım çalışmanın ilk bilgilerini sizlerle paylaşmak isterim:
Baştan belirtmeliyim ki, bütün bu bilgileri, Garanti Bankası‘na ait SALT Araştırma arşivindeki 1854-1948 dönemine ait binlerce sayfalık 48 adet tarihi ticaret yıllığındaki bilgilerle Charles Edward Goad‘a ait 1905 yılı sigorta planlarının (10) ve (11) numaralı paftalarını ayrıntılı bir şekilde tek tek inceleyerek edindim.
İğneyle kuyu kazmak tabirini haklı çıkarak şekilde 19 ve 20. yüzyılları kapsayan aşağı yukarı 100 yıllık bir dönemde farklı firma ve kişilere ait bu yıllıklarda yer alan İzmir‘le ilgili bölümleri bir köşeye ayırıp her bir bölümdeki sabun üreticileri ile tüccarları ortaya çıkarmak oldukça vaktimi aldı. Böylelikle İzmir‘deki hangi sabun imalatçısı ya da tüccarının o tarihlerde hangi adreste bulunduğunu öğrenip faaliyette oldukları yerleri 1905 yılı sigorta paftalarında aradığımda adeta o sabunhaneyi ziyaret edip sahipleriyle tanışmış, orada çalışan işçilerle sohbet etmiş gibi sevindiğimi hissettim. Tabii ki, Goad tarafından sigorta riski görülmeyen Darağaç, Mersinli gibi bölge ve mahallelerin planları elimde olmadığı için onların yerini tespit etmem mümkün olmadı.
İnanmayacaksınız ama bu sayede Kemeraltı Çarşısı‘nda sabun imal eden toplam 11 sabunhanenin yerini öğrenip biri sokak, diğeri de cadde olmak üzere iki adet Sabunhane adını almış işlek yolun olduğunu fark etmiş oldum. Hem de hiç ummadığım yerlerde…

Kemeraltı’nın eski sabun fabrikaları…
Kemeraltı Çarşısı‘ndaki sabun fabrikalarını (sabunhane) sıralamaya kalkarsak;
1. Tarihi Ali Paşa Caddesi (863 sokak) ile Mekteb sokağın (864) kesiştiği köşede yer alıp bugün Hamdi Dalan Sabun Müzesi adıyla restore edilmekte olup Paleologos Kardeşler‘e ait sabun fabrikası,
2. Tarihi Gözlemeciler Çarşısı (876 sokak) içindeki Alexandros Isrek‘a ait sabun fabrikası,
3. Tarihi Keten Çarşısı (866 sokak) içindeki sabun fabrikası,
4. Tarihi Taşçılar Çarşısı (871 sokak) içindeki Abdulkadir Efendi‘ye ait sabun fabrikası,
5. Tarihi Vakıf Hoca Sokak (865 sokak) içindeki Paleologos Kardeşler‘e ait ikinci sabun fabrikası,
6. Tarihi Vakıf Hoca sokak (865) ile Sabunhane sokağın (867) sokağın köşesinde kalıp şimdilerde mülkiyet sahibi mimar Salih Seymen tarafından restore edilen binada faaliyette bulunan Katzanopoulos‘a ait sabun fabrikası,
7. Tarihi Vakıf Hoca sokak (865) içindeki K. Sepetçioğlu‘na ait sabun fabrikası,
8. Kemahlı İbrahim Efendi‘ye ait Kemahlı Han‘ın yanındaki K. Sepetçioğlu‘na ait sabun fabrikası,
9. Tarihi Kemeraltı Caddesi (Anafartalar) üstünde ve Başoturak (Başdurak) Camii‘nin kuzeydoğusundaki Christos Pavlidis‘e ait sabun fabrikası,
10. Kestanepazarı Camii‘nin güneybatısındaki Sandıkçılar Çarşısı‘ndaki (878 sokak) P. Ksanthopoulos‘a ait sabun fabrikası,
11. Tarihi Çekmececiler Çarşısı‘ndaki (892 sokak) Aristidis Kyriakides‘e ait sabun fabrikası.
Cumhuriyet öncesinde Kemeraltı dışındaki tek sabun fabrikası ise Darağaç bölgesinde önce A. Petit, daha sonra Louis Cousinery tarafından işletilen bu fabrika sonraları Şark Sanayi işletmesine dönüşerek İzmir‘in en büyük ve önemli dokuma tesislerinden biri haline gelmiştir. Cumhuriyet döneminde ortaya çıkan ikinci bir sabun fabrikası ise muhtemel bir Yahudi olan Politi Robeno‘ya ait Mersinli-Bornova Caddesi No.9-13’de bulunan fabrikadır.
1882-1948 dönemi ticaret yıllıklarına göre İzmir‘de sabun üretimi ve satışı yapan kişi sayısı toplam (73) olup bunların çoğunluğu Cumhuriyet öncesinde Rumlardan, sonrasında ise Müslüman Türk ve Yahudilerden oluşmuştur.

Cumhuriyet öncesinde çoğunluğunu Rum üretici ve tüccarların oluşturduğu isimler arasında Hacı Ali, Baltacılar Çarşısı‘ndaki Tahsin Efendi ile Taşçılar Çarşısı‘ndaki Abdülkadir Efendi gibi tek tük Müslüman Türklere ve tek Ermeni üretici olarak da Agop Alpiar‘a rastlanmaktadır.
Bu sabun üreticilerinin büyüklük ve süreklilik itibariyle önde gelenleri ise İzmir‘de, özellikle de Küçük Menderes Havzası‘ndaki geniş tarım arazileriyle ve Kraemer Palas gibi değerli gayrimenkulleriyle tanınan Seydiköylü Rum Fotiadis ailesiyle asıl üretim merkezleri Urla olan Paleologos ailesidir.
Fotiadis ailesi bu işe 1869 yılında kurduğu şirketle Keresteciler Caddesi (871 sokak) No. 65 adresindeki fabrikada başlamış ve sonrasında kurulan fabrikaları Joseph, Basille ve Constantine Fotiadis tarafından yönetilmiştir. Bugün Hamdi Dalan Sabun Fabrikası adıyla restore edilmekte olan binayı uzun yıllar kullanıp sonrasında Aydınlı Ömer Muharrem‘e satan Paleologoslar (Nicholas, Pericles, Konstantin, Michel) ise 1881’den 1921’e kadar birden fazla fabrikada yürüttükleri sabun üretimi ile İzmir‘in önde gelen sabun üreticisi ve tüccarlarından biri olmuştur.
Cumhuriyet sonrasında ise ortaya Yahudi ve Müslüman Türk üretici ve tüccarlar çıkar. Aydınlı Ömer Muharrem, muhtemelen Aşkenaz Yahudisi olan İstanbul merkezli Lipowitz Kardeşler, Ali Muhsin Kibar ve en nihayetinde Körfez’in kıyısındaki Turyağ fabrikasının sabunları ortaya çıkar. Ancak 2. Dünya Savaşı’nın zorlu koşulları ve Varlık Vergisi gibi ayrımcı politikalar sonucunda Yahudi üreticiler sabun piyasasından çekilmek zorunda kalır ve tüm üretim/satış Müslüman Türklerin eline geçer… Böylelikle İzmir’deki sabun da uluslaşma süreci ile birlikte Türkleşip Müslümanlaşmıştır…
Hele ki aradan uzun yıllar geçmiş olmasına karşın Türkiye‘nin 2025 yılı itibariyle sabunun da dahil olduğu temizlik ürünleri için 626 Milyon dolar ithalat yaptığını dikkate aldığımızda… (7)

Hamdi Dalan Sabun Müzesi Restorasyonu…
Gelelim bugün kentin içindeki tek sabun fabrikası olarak bilinen ve yakın zamanda başlayan restorasyonunun bitişiyle birlikte Hamdi Dalan Sabun Müzesi adıyla kullanılacak tarihi yapının geçmişine…
Konak Belediyesi‘nin Dalan ailesi ile yaptığı protokol çerçevesinde binayı 29 yıl gibi oldukça kısa bir süre kullanma koşuluyla restore etmeye başladığı, tapunun Ahmetağa mahallesi 227 ada, 7 parseliyle Konak mahallesi 864 sokak No.6-8 adresindeki 366 metrekarelik parseldeki yapı, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu (GEEAYK)‘nun 20.6.1981 tarih, 2954 sayılı ve Tabiat ve Kültür Varlıkları Yüksek Kurulu (TKVYK)‘nun 17.7.1987 tarih, 3509 sayılı kararları ile tescillenip koruma altına alınmış olup George Edward Goad tarafından 1905 yılında hazırlanan İzmir sigorta planlarının 11. paftasında Paleologos Kardeşler tarafından işletilen bir sabun fabrikası olarak işaretlenmiştir. (1)
O nedenle İzmir Büyükşehir Belediyesi‘ne ait İzmir Visit isimli turizm portalında belirtildiği gibi buradaki sabun fabrikası 1941 yılında Hamdi Dalan tarafından kurulmamış; aksine, Hamdi Dalan 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bu binada sürdürülmekte olan sabun üretimini, binayı satın aldığı 1961 yılından başlayarak sürdürmüştür. (2)
Diğer yandan İnternetteki Dalan Kimya Endüstri Anonim Şirketi‘ne ait web sayfasının “Hikayemiz – Tarihçe” bölümünde firmanın kurucusu Hamdi Dalan‘ın bu işe ilk kez 1941 yılında İzmir Agora Namazgah semtinde başladığı belirtilmekle birlikte (3) hem bu ilk üretim mekanının bugün nerede olduğu belirtilmemekte, hem de aile üyeleri Akın Dalan ve Dide Dalan tarafından yapılan yayın ve söyleşilerde Hamdi Dalan‘ın aynı binadaki Ömer Muharrem‘e ait tarihi sabunhane binasında üvey babası ile birlikte işçi olarak çalıştığı, 1961 yılında söz konusu fabrikanın iş göremez hale gelmesi üzerine binayı Ömer Muharrem firmasından satın alarak işe başladığı anlatılmaktadır. (4) (5)
İşte o nedenle İzmir‘deki sabun tarihini yeniden ve doğru bilgilerle yazılarak Hamdi Dalan‘a mutena bir yer verme yanlışından vazgeçilmeli, söz konusu binaya bu tür yanlış ve çarpıtılmış bilgiler nedeniyle Hamdi Dalan Sabun Müzesi yerine İzmir Sabun Müzesi adı verilmelidir.
Sabunun İzmir‘deki macerasına ait bütün bu bilgileri 1881-1948 yılları arasında farklı kişi ve kurumlarca bazı yıllarda düzenli, bazı yıllarda da aralıklarla yayınlanan ve Annuail Orient olarak adlandırılan Osmanlı ile diğer Ortadoğu ülkelerinde faaliyette bulunan firmaların tanıtımını yapmak amacıyla yayınlanan ticaret yıllıklarından edindiğimi dikkate almanızı rica edeceğim.
Bunun dışında ayrıca, İzmir‘de şu anda faaliyette bulunan Ticaret Odası, Ticaret Borsası gibi kurumların arşivlerinde o dönemlere ait herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığını, o nedenle bu fabrikaların ne miktarda üretim yaptıklarına, ürettikleri sabunun ne kadarının satıldığına, yurtdışından ne miktarda sabun ithal edildiğine ve benzerlerine ilişkin üretim ve ticaretle ilgili bilgi ve istatistiklere ulaşmanın mümkün olmadığını ifade etmek zorundayım… Ancak 2012 yılında yapılmış bir araştırma sayesinde 1 okka sabunun İzmir’deki satış fiyatının 1. Dünya Savaşı sırasında nasıl arttığını sizlere aktarmak isterim:
Temmuz 1914’de 7, Ocak 1917’de 32, Eylül 1917’de 75, Ocak 1918’de 140 ,Eylül 1918’de 140 kuruş… Yani 4 yıl içinde % 2000’lik bir artış ve kuvvetle muhtemel bütün arayışlara rağmen zor bulunan kıt bir mal!!! (6)
Konuya daha geniş bir açıdan bakabilmek…
Zeytin, zeytinyağı, sabun üretim ve ticareti açısından böylesine zengin bir kentte bugüne kadar sevgili Levent Köstem tarafından açılan Urla‘daki Zeytinyağı Müzesi dışında insan, hayvan ve bitki sağlığını bir bütün halinde; yani, zeytin-zeytinyağı-sabun-hamam-karantina-tebhirhane-salgın hastalıklar-sanitasyon-hastane kavramlarının bütünlüğü içinde ele alan bir girişim olmamış, İzmir‘de İzmir‘le ilgisi ve tarihi bir geçmişi olmayan maske ve radyo müzesi gibi yerler açılmasına rağmen İzmir‘i İzmir yapan bu temel mal ve hizmetler konusunda hiç kimse kılını kıpırdatmamıştır.
Şimdi ise 19. yüzyılın ikinci yarısında yapıldığı bilinen; ancak son yıllardaki ihmalkarlık nedeniyle adeta yok olmakta olan tarihi sabunhane binasında 1961’den sonra faaliyet gösteren bir sabun firma ve markasının ilk kurucusunun adıyla restorasyon yapılarak Hamdi Dalan Sabun Müzesi adıyla anılacağı söylenmekte ve böylelikle Dalan marka sabunlarla diğer ürünlerin Kemeraltı Çarşısı gibi merkezi ve kalabalık bir ortamda reklam, tanıtım, satış ve pazarlamasına belediye eliyle katkıda bulunulmaktadır.
Bu bağlamda İzmir‘deki hiçbir kamu kurumu ve özel şahsın elinde, TCDD 3. Bölge Müdürlüğü‘ne ait TCDD İzmir Müzesi‘ndeki tıbbi malzemeler ve sevgili dostum Orhan Beşikçi‘nin sık sık sözünü ettiği “Doktor Vagonu” ile eski adıyla Memleket Hastanesi, yeni adıyla İzmir Atatürk Eğitim Hastanesi‘ndeki sayılı tıbbi malzeme dışında İzmir‘deki insan, hayvan ve bitki sağlığı ile hijyenin tarihsel geçmişini kapsayan ciddi bir koleksiyon mevcut olmadığı halde; bir kısım belediye görevlisinin “hadi gidelim müze açalım” hevesi ve “İzmir’deki antikacıları ve koleksiyoncuları dolaşıp alışveriş yaparak müzeyi dolduralım” heyecanıyla yaptıkları bu tür girişimlerin kamu yararından çok özel çıkarlara hizmet ettiğine inanıyorum.(8)
O nedenle halen restore edilmekte olan tarihi binanın yukarıdaki görselde de belirtildiği gibi “Konak Belediyesi Hamdi Dalan Sabun Müzesi” adıyla düzenlenmesi durumunda sadece Dalan Sabun Fabrikası olarak kullanıldığı 1961 sonrası için değil, aynı zamanda 19 ve 20. yüzyıllar İzmir‘inde bu binada sırasıyla sabun üreten Nicholas Paleologos ile Ömer Muharrem ile İzmir‘deki diğer sabun fabrikalarının da dikkate alınması ve sabun dışında sabunla bağlantılı “zeytin”, “zeytinyağı”, “kostik”, “hamam”, “tebhirhane”, “karantina”, “hastane”, “salgınlar”, “bulaşıcı hastalıklar”, “hayvan” ve “bitki sağlığı” gibi konularla; hatta, Polonya‘nın Bydgoszcz kentindeki Museum of Soap and History of Dirt Müzesi gibi sabunun ortadan kaldırdığı kirin oluşum ve giderilmesi konusuyla ilişkilendirilerek bu bütünlüğe kavuşturulması yerinde olacaktır.
Tarihi bir binanın önceki sahiplerini dikkate almayıp; hatta, onları yok sayarak son sahibi ve onun ismi/markası öne çıkarılarak restore edilmesi, aynen Havra Sokağı‘ndaki Politi Şaraphane‘sinin binaya daha sonra uygun görülen daha yeni ve daha kısa bir süre kullanılan “Akıncı Pasajı” adıyla restore edilmesinde olduğu gibi kültürel ayrımcılık ve asimilasyondan başka bir şey değildir…

Bütün bu bilgi, değerlendirme ve yorumların özet ve sonucu olarak;
📌Sabun, İzmir‘ endüstri ve ticaret tarihi açısından çok önemli bir tüketim malıdır.
📌O nedenle İzmir‘deki sabun üretim ve ticaret önemli tarihi aktörleri barındıran zengin bir kaynaktır ve sadece 1961 sonraki üretim-satış faaliyetleri açısından düşünülüp bu zengin geçmiş görmezden gelinemez.
📌İzmir‘in sabun tarihi bütün gerçekleri ile yazılıp belgelenmelidir.
📌Ayrıca İzmir‘de sabun tarihi ile ilgili bir sergi ya da müze düzenleneceği zaman bu çalışma sabun tarihinin her dönem ve aktörünü temsil edecek şekilde ve İzmir‘e özgü üç boyutlu nesnelerle görsellerin bir bütünlük içinde kullanılması suretiyle yapılmalı ve bunun için sağdaki soldaki antikacılarla koleksiyonculardan malzeme toplamak yerine önceden kamusal zengin bir koleksiyonun oluşturulması gerekmektedir…
📌İzmir‘in sabun tarihi ile ilgili bir sergi ya da müze düzenleneceği zaman konuya insan, hayvan ve bitki sağlığını esas alan daha geniş bir açıdan bakılarak ve çalışmanın odağına sabunun konulması suretiyle sabunun ilgili olduğu hamam, karantina, tebhirhane, hastane, sanitasyon ve diğer temizlik malzemeleri gibi alanların da dikkate alınması sağlanmalıdır.
………………………………………………………………………………………………………………………………………
(1) Müge Çiftyürek, Türkiye’de Sabunhaneler, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021-Denizli.
(2 Hamdi Dalan Sabun Fabrikası, https://www.visitizmir.org/tr/destinasyon/11520
(3) Dalan-Hakkımızda, https://www.dalan.com.tr/hakkimizda/
(4) İbrahim Mert Öztürk, Hamdi Dalan ve Dalan Sabun Fabrikası, Bilkent Üniversitesi, 2023
(5) Dide Dalan, Babalar Sabun Kokar, Görsel Basım, İzmir-2006.
(6) Filiz Çolak, “İşgal yıllarında İzmir iktisadi bölgesinde fiyat hareketleri”, Turkish Studies – International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume 7/4, Fall 2012, p. 1269-1280, ANKARA-TURKEY
(7) Mert Davut, “Temizlik ve kişisel bakım ürünleri ihracatı geçen yıl 3,3 milyar doları buldu”, Haber Türk Gazetesi, 18.02.2026, https://yerel-haberler.haberturk.com/ankara-haberleri/temizlik-ve-kisisel-bakim-urunleri-ihracati-gecen-yil-3-3-milyar-dolari-buldu-40591878
(8) “Türkiye’nin ilk ve tek hastane müzesi İzmir’de”, Yeni Asır Gazetesi, 6 Mart 2018, https://www.yeniasir.com.tr/sarmasik/2018/03/06/turkiyenin-ilk-ve-tek-hastane-muzesi-izmirde
Sabun Müzesi, http://www.sabunmuzesi.com.tr
Kaynaklar
