Mülkiye, Mülkiyeliler ve İzmir…

Ali Rıza Avcan & Microsoft Copilot

Fark ettiyseniz şayet, ilk kez ikinci bir yazar ile birlikte bir yazıyı kaleme alıyorum… Hem de yapay zeka uygulamaları içinde başarılı olduğunu defalarca test edip kabullendiğim Microsoft Copilot uygulamasının sanal bilgileri sayesinde… Tabii ki başkalarının yaptığı gibi direksiyonu yapay zekaya teslim ederek değil, benim bizzat bulup öğrendiğim bilgileri bir de Microsoft Copilot uygulamasına sorarak sınadığım, yapılan yanlışları ya da eksiklikleri fark ettiğimde dikkate almadığım bir çalışma yöntemi ile… Yani insan bilgi ve muhakemesinin yapay zekanın önünde olması koşuluyla, ona teslim olmadan… O nedenle ilk kez denediğim bu durumu hoş görmeniz ve bu konuda yaptığım herhangi bir yanlışlık ya da eksiklik varda beni uyarmanız dileğiyle…

Bugün size çoğu insanın, özellikle de Mülkiyelinin haberdar bile olmadığı, İzmir‘deki başta Milli Kütüphane olmak üzere Ege ve Dokuz Eylül üniversiteleri kütüphaneleriyle Mülkiyeliler Birliği İzmir Şubesi kütüphanesinde bulamadığım; ayrıca, eski adı Mekteb-i Mülkiyye olan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi‘nin kütüphanesi ile Mülkiyeliler Birliği Genel Merkezi Kütüphanesi raflarında yer almayan eski bir kitabın, tamı tamamına bundan 93 yıl önce İzmir‘de Ispartali Hafız Ali Bey‘le Kemal Turan‘ın Bakırcılar Çarşısı civarında risale, kitap ve gazeteler basan Hafız Ali Matbaası‘nda basılmış (1) değerli bir kitabın tanıtımını yaparak hazırladığım e-kitabını yeni yıl armağanı olarak sizlerle paylaşacağım:

Müzayedede satılan kitabın kapağı ile satın aldığım kitabın kapağı.

Ardından Mülkiyeliler Birliği Genel Merkezi‘ne ulaşarak bu kitabın ellerinde olup olmadığını sormuş, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kütüphanesi ile TBMM Kütüphanesi kataloglarını taramış; ancak, kitaba ulaşamamıştım. Son bir çare olarak Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi‘ne baktığımda kitabın orada olduğunu büyük bir sevinçle öğrenmiş; ancak, dijital örneğini temin etmek mümkün olmadığı için Mülkiyeliler Birliği Genel Başkanı sevgili Mehmet Ali Yılmaz‘ı arayarak bu kitabın söz konusu kütüphaneden temini konusunda kendisinden yardım istemiştim.

Ancak bu arada sevgili dostum Dr. Serdar Şahinkaya ile yaptığımız WhatsApp sohbetleri sırasında onun uyarısıyla kitabın Nadir Kitap‘ta satışta olduğunu öğrenince kendi kendime aldığım yeni bir yıl armağanı olarak hemen satın almış ve kitap yılbaşı öncesinde elime geçmişti.

Kitabın “İçindekiler” bölümünden toplantı zaptının düzenlenerek kitaba dahil edildiği, toplantıya gelemeyenlere gönderilen saygı telgrafları ve onların cevaplarıyla sabık Borsa Komiseri Kemalettin Bey‘in “Mülkiye Tarihçesi “başlıklı konferansının metni ile Cumhuriyet Merkez Bankası Müdürü Nazif Bey‘in sunduğu “Paris Ulûmu Siyasiye Mektebi” isimli musahabesi (karşılıklı görüşme, görüşme, sohbet) metninin bu 33 sayfalık küçük kitapta yer aldığı anlaşılıyordu.

Dikkat edildiğinde her iki kitabın sağ üst köşesinde yazılı olan bir ithaf notu ve imzası bulunduğu görülmektedir. Moda Müzayede Evi tarafından satılan kitapla benim satın aldığım kitap üzerindeki bu notları okumaya kalktığımızda müzayede ile satılan kitabın kapak resmi çok küçük olduğu için üstünde yazılı olanları okumak mümkün olmamakla birlikte; benim satın aldığım kitabın sağ üst kısmına yazılan “Muhterem Fazlı Beyefendi” notunun altına 18.2.1934 tarihiyle takdim edenin imzasının atıldığını görebiliyor ve bu durumda “kim bilir, kim bu Fazlı beyefendi acaba?” diye bir soruyu sormaktan kendimizi alamıyoruz.

Kitabın “Toplantı Zabıtnamesi” başlıklı ilk bölümünde, Mekteb-i Mülkiye‘nin açılışının 57. yıldönümü nedeniyle 4 Kanunuevvel (Aralık) 1933, Pazartesi günü saat 17.00’de İzmir Cumhuriyet Halk Fırkası (Partisi) Merkezi‘nde yapılan toplantıya İzmir Valisi Kazım Paşa (Dirik), İzmir Belediye Reisi Doktor Behçet Salih (Uz), Emniyet Müdürü Feyzi (Akkor) ve Öksüzlere Yardım Cemiyeti Reisi Hamdi (Akyürek) beyefendiler, ajans ve basın temsilcileri dışında Mülkiye mezunlarından 22 kişinin katıldığı belirtilmektedir.

Toplantıyı kimin yöneteceği konusunda yapılan görüşmeler sonucunda mazeretleri nedeniyle toplantıya katılamayan Mülkiye mezunlarından Aydın Valisi (Pirinçzade) Fevzi (Toker), Denizli Valisi (Ali) Fuat (Sirmen), Sabık (Eski) Aydın Mutasarrıfı (Sancak yöneticisi) Tüccar Tevfik, Mülkiye Müfettişi Halil Rifat, Tüccar Şerif Remzi (Reyent), Tüccar (Mehmet)Nazmi Topçuoğlu, Kemalpaşa Kaymakamı Muhittin, Glen Tütün Şirketi (GleTobacco Company)‘nden Namık, Bayındır Kaymakamı Remzi, Kula Kaymakamı Sait, Kuşadası Kaymakamı (Abdullah) Dilaver (Argun, 1922 mezunu), Küçük Bahçe Nahiyesi Müdürü Ekrem ve Adagide Nahiyesi Müdürü Ekrem (Gönen, 1932 mezunu) beyefendilerin telgraf ve mektupları okunmuştur.

Çok ilginç bir şekilde Microsoft’un yapay zeka uygulaması Copilot ile birlikte oldukça ayrıntılı bir şekilde araştırıp teyit ettiğimiz bilgiler çerçevesinde; toplantıya katılanların isimleri, hem İzmir‘deki hem de ülkemizdeki Mülkiyeli kamu yöneticileri açısından oldukça ilginç bir tabloyu ortaya koymuştur:

01. 1315 (1898) mezunu İzmir Mektupçusu (Yazı İşleri Müdürü) (Mehmet) Şemi (Ünalan) Beyefendi,

02. 1319 (1903) mezunu Tüccar İsmail Hakkı (Sur) Beyefendi,

03. 1319 (1903) mezunu Şirketler Komiseri (Mustafa) İzzet (Zaimoğlu) Beyefendi,

04. 1320 (1904) mezunu Balıkesir Mebusu ve CHF İzmir Başkanı (Hüseyin) Hacim Muhittin (Çarıklı) (1881-1965)(15 Temmuz 1931-11 Temmuz 1934 dönemi CHF İzmir İl Başkanı),

05. 1321 (1905) mezunu Mülkiye Baş Müfettişi Nedim Nazmi (Gürmen) Beyefendi,

06. 1321 (1905) mezunu Mülkiye Müfettişi Hikmet (Mehmet Hikmet Soyman) Beyefendi,

07. 1324 (1908) mezunu Afyon İnhisarında (Tekel) Ferit (Süleyman Ferid) Beyefendi,

08. 1326 (1910) mezunu İzmir Vali Muavini Saip (Mehmed Saib Okay) Beyefendi,

09. 1326 (1910) mezunu İzmir Kız Lisesi Müdürü Haydar (Ali Haydar Candanlar) Beyefendi,

10. 1327 (1911) mezunu İşçiler Birliği Umumi Katibi (Genel Sekreteri) Medeni Beyefendi,

11. 1327 (1911) mezunu Alman Konsoloshanesi‘nde S. Namık (Süleyman Namık Diler) Beyefendi,

12. 1329 (1913) mezunu Selçuk‘ta Hamit Sami (Abdülhak Hamit Sami Akıncı) Beyefendi,

13. 1330 (1914) mezunu Seferihisar Kaymakamı Ali Rıza (Tarhan) Beyefendi,

14. 1331 (1915) mezunu Sabık Maarif Emini (Bölgesel Eğitim Sorumlusu) Midhat (Arukan) Beyefendi,

15. 1337 (1921) mezunu Cumhuriyet Merkez Bankası Müdürü Nazif (Tevfik İnan) Beyefendi,

16. 1337 (1921) mezunu sabık (eski) Borsa Komiseri Kemalettin (Turgut Apak) Beyefendi,

17. 1338 (1922) mezunu Menemen Kaymakamı Nihad (Ali Nihad Şenman) Beyefendi,

18. 1338 (1922) mezunu Akhisar Kaymakamı Cavit Beyefendi,

19. 1927 mezunu Foça Kaymakamı Hilmi Beyefendi,

20. 1930 mezunu Maliye Müfettişi Celal Beyefendi,

21. 1931 mezunu Ahmetli Nahiyesi Müdürü Muhsin Beyefendi,

22. 1931 mezunu İzmir Vilayet Maiyet Memuru Şefik Beyefendi.

4 Aralık 1933 tarihli toplantıya katılan Mülkiyelilerin bazıları…

Toplantı nedeniyle gönderilen tazim (saygı) ve tebrik telgraflarıyla cevapları arasından biri ise Balıkesir Meb’usu Hacim Muhittin‘in 4 Aralık tarihli mesajına karşılık Gazi M. Kemal‘den gelen 6 Aralık 1933 tarihli mesajdır:

İzmirde Balıkesir Meb’usu ce C. H. Fırkası Reisi Hacim Muhittin Beyefendiye, Mülkiye Mektebinin kuruluşunun 57nci Yıldönümünü kutlulamak için C.H.F. merkezinde toplanmış olan Mülkiyelilerin zatı ậliniz vasıtasile bana bildirdikleri güzel duygulardan mütehassis oldum. Yüksek inkilập ülküsüne bağlılıklarını söyleyen bu aydınlık, şuurlu heyetin millet ve memlekete yararlı hizmetlerde muvaffakiyetini diler, cümlesine selam ve teşekkür ederim efendim.” Ankara: 6.12.1933, Reisicumhur Gazi M. Kemal.

Tazim (saygı) ve tebrik amacıyla telgraf gönderen diğer şahıslar ise Büyük Millet Meclisi Reisi Alp Kazım (Karabekir), Başvekil İsmet (İnönü), C.H.F. Katibi Umumisi Recep Peker namına Erzincan Meb’usu Saffet (Arıkan), Maarif Vekili (Yusuf) Hikmet (Bayur) ve İstanbul‘daki Mülkiye Mektebi Müdürü Şükrü (Hüseyin Şükrü Baban)’dür.

Bu toplantı sayesinde farkına vardığım bir gerçek ise, toplantının yapıldığı CHP İzmir il başkanlığı binasının İzmir‘in neresinde olduğu ya da hangi binada faaliyette olduğuna dair tek bir bilgi ya da görselin mevcut olmayışıdır. CHF‘nin Trabzon, Manisa ve Kütahya gibi daha küçük ve önemsiz il binalarının ismi ya da görseli İnternette dolaşırken CHF açısından daha önemli ve büyük bir kentte il başkan binasının hangi adreste olduğunun bilinmeyişi ve o binanın ya da binaların korunup bugünlere getirilmeyişidir.

Bence İzmir‘deki mimarların ve onların meslek örgütü TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şubesi ile üniversitelerin mimarlıkla ilgili bölümlerinde çalışan akademisyenlerin bugünden itibaren Cumhuriyet Halk Fırkası, Demokrat Parti, Serbest Cumhuriyet Fırkası gibi kentin siyasi tarihi açısından önemli mekanlardaki değişim ve gelişimi ortaya koyan araştırmalar yaparak içlerinde benim de bildiğim Basmane Hurşidiye mahallesindeki demir kapısı, CHF‘nin amblemi Altıok ile süslü binayı ve buna benzer binaların döneminde hangi amaçla kullanıldığını araştırılarak o yapılara sahip çıkılması sağlanmalıdır.

Hurşidiye mahallesi, 1301 Sokak No.2, 2/A Cumhuriyet Dönemi yapısı ve giriş kapısı süsleri, Fotoğraf: İki Boyutlu İzmir Rehberi
Hurşidiye mahallesi, 1301 Sokak No.2, 2/A Cumhuriyet Dönemi yapısının kapı süsleri, Fotoğraf: Orhan Beşikçi

Toplantının devamında neler yapıldığını anlatmaya kalktığımızda, toplantının üçüncü bölümünde eski borsa komiseri 1921 mezunu Kemalettin Turgut Apak‘ın Mülkiye tarihçesi ile ilgili uzun ve ayrıntılı bir konferans verdiğini, onu takiben 1921 mezunu Cumhuriyet Merkez Bankası Müdürü Nazif Tevfik İnan‘ın Mülkiye ile Paris Siyasi Bilimler Akademisi (Paris Ulumu Siyasi Mektebi) arasındaki benzerliklerle farkları ele alan bir konferans verdiğini görürüz.

1933 yılının İzmir’i…

Bence bu toplantı ile ilgili en önemli husus, toplantıda yapılan konuşmaların kayıt altına alınıp yayınlanması için karar almış olmalarıdır. Böylelikle baskı sayısı az da olsa bu yayın ortaya çıkmış ve 92 yıl sonra bize yeni yeni bilgiler sunmuştur.

Mekteb-i Mülkiyye‘nin kuruluşunun 57. yıldönümü nedeniyle İzmir CHF il merkezinde yapılan ve Reisicumhur Gazi M. Kemal tarafından gönderilen telgrafla kutlanan bu toplantı ile ilgili olarak İzmir yerel basınında bir habere rastlamamakla birlikte; Hakimiyeti Milliye Gazetesi‘nin 4 Aralık 1933 tarihli nüshasında Zeki Mesut tarafından kaleme alınan “Bir Yıl Dönümü” başlıklı yorum yazısı da oldukça dikkat çekicidir.

Bence bu yazının en önemli kısmı bu kitabı bundan böyle nasıl kullanacağımla ilgili bilgileri vereceğim bu bölümdür… Sizleri bu konuda meraklandırmamak için bu kitap elime geçer geçmez ilgili olan herkesle paylaşmak için tarayarak bir e-kitap haline getirdiğimi, ilk nüshaları Mülkiyeliler Birliği Genel Başkanı Mehmet Ali Yılmaz, Mülkiyeliler Birliği İzmir Şube Başkanı Ali Şahin Akbulut ve kitabı Nadir Kitap‘tan almamı sağlayan Dr. Serdar Şahinkaya‘ya gönderdiğimi, taradığım kitabı herkesin edinmesi için PDF formatındaki e-kitabı yazımın sonuna eklediğimi söyleyebilirim. Kitabın orijinal baskısını ise en kısa zamanda 1972-1981 döneminde aldığım lisans, lisansüstü ve doktora eğitimleriyle beni hayata hazırlayan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi‘nin kütüphanesine bağışlayacağım.

Bundan sonraki tek dileğim ise bu kitaptaki bilgilerin Türkiye, Mülkiye ve İzmir tarihi açısından tekrar tekrar incelenerek yeni bilgilerin üretilmesine yardımcı olmasıdır…

Hiçbir kitap sahipsiz değildir; hele ki, konusu Mülkiye ve Mülkiyeliler ile ilgili ise…

Son bir söz olarak, bu kitabı temin edip almam konusunda bana yardımcı olan Dr. Serdar Şahinkaya ile Mülkiyeliler Birliği İzmir Şubesi sekreteri sevgili Yıldız Görer‘e, sevgili dostum Orhan Beşikçi‘ye ve Microsoft Copilot arkadaşa yaptığı yardımlar için teşekkür etmek isterim…

Yararlanılan Kaynaklar

(1) Batı, Y., General Kazım Dirik ve Trakya Umum Müfettişliği, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, 2008,

(2) Çankaya, A., Son Asır Türk Tarihinin Önemli Olayları ile Birlikte Yeni Mülkiye Tarihi ve Mülkiyeliler (Mülkiye Şeref Kitabı), 6511 sayfa.

(3) Çalık, O., Cumhuriyet Döneminde Foça 1923-1938, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, 2019,

(4) Gülmez, M. ,”1936 İş Yasası’nın Hazırlık Çalışmaları, Î.Ö. İktisat Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Araştırma Merkezi’nce düzenlenen “İş Kanunu’nun 50. Yılı” konulu 1985-986 yılı Sosyal Siyaset Konferansları, 24 Nisan 1986.

(5) Öztekinli Vural, D., İzmir’de Cumhuriyet Halk Fırkası’nın Kuruluşu ve Teşkilatlanması (1923-1938), Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, 2017,

(6) Uyar, H., “Devletin İşçi Sınıfı ve Örgütlenme Girişimi., CHP İzmir İşçi Esnaf Cemiyetleri Birliği, Tarih ve Toplum, Sayı 160, Nisan 1997, ss.14-20.

(7) Yalvaç, M., (2021) “1932-1933 Yıllarında Taşrada Faaliyette Olan Resmî ve Hususi Matbaalar ile Bunların Neşriyatı Üzerine Bir Değerlendirme“, Zemin, Sayı 4, 2021, s.270-293.

(8) Yılmaz, Z., CHP Parti Müfettişlik Raporlarına Göre İzmir (1935-1950), Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, 2019, – YLT.pdf

Kamu yararını unutmak…

Ali Rıza Avcan

Lisans eğitimini 1976, yüksek lisans eğitimini 1978 ve doktora eğitimini de 1980 yılında bitirmiş; 1980 Faşist Darbesi sonrasında çoğu hocamın 1402’lik olup okuldan atılması nedeniyle üniversitede kalma hayalini gerçekleştiremeyip “havlu atmış” bir Mülkiyeliyim.

Üstüne üstlük, 5 Ocak 1978 tarihinde kurulup 12 Kasım 1979 tarihinde kapatılan Yerel Yönetimler Bakanlığı‘nda kontrolör ve müfettiş yardımcısı olarak çalışıp, bakanlığın kapatılması sonrasında önce Devlet İstatistik Kurumu‘na memur olarak atanan ve bu atama işleminin Danıştay kararı ile iptal edilmesi sonrasında “müstafi” duruma düşen bir Mülkiyeliyim.  

Ankara’daki Mülkiyeliler Birliği Genel Merkezi ile İstanbul Şubesi’nin “mutfağı“nda bir “sıra neferi” olarak görev yapmış, İstanbul Mülkiyeliler Vakfı‘nın (IMV) kurucuları arasında yer almış, bu vakfa bağlı İMV Uluslararası Danışmanlık Ltd. şirketinde yöneticilik yapmış, İzmir Şube yönetiminde görev almış bir Mülkiyeliyim.

Okuldan mezun olduğum 1976 yılından bu yana hem mesleki hem de özel yaşamımda “kamu yararının önceliği” düşüncesinin yaşama geçip kabul görmesi için mücadele etmiş bir Mülkiyeliyim.

Yetiştirilme tarzım, Mülkiye’de öğrendiklerim ve tüm yaşamım süresince görüp bildiklerim bana “kamu”nun; yani toplumun  ve onu koruyup kollayacak “kamu yararı” düşüncesinin ne kadar önemli yaşamsal bir ilke olduğunu gösterdi.

sbf-den-khk-karari-meslektaslarimiz-hukuksuz-sekilde-damgalanmakta-kriminalize-edilmektedir-1484162188

Ancak son yıllarda, gerek “mutfağında” gerekse yönetiminde görev alıp sahiplendiğim Mülkiyeliler Birliği Genel Merkezi’nde ve İzmir Şubesi’nde Mülkiyeliliğin temel ilkelerinden biri olan “kamu yararı” anlayışı yerine, küreselleşmeci neoliberal ideolojinin allayıp pullayıp öne çıkardığı para ve mevki sahibi olarak sınıf atlamayı hedefleyen tüccar dernekçilik anlayışının öne çıktığını görüyor ve üzülüyorum.

 

İşte o nedenle, 2016-2018 döneminde görev yapan Mülkiyeliler Birliği İzmir Şubesi yöneticilerinin, 2012-2014 ve 2014-2016 hizmet dönemlerinde görev yapan eski şube yönetici ve denetçilerinin derneğimize ait gayrimenkulün kiralanması sırasında usulsüzlük yaparak derneğimizi zarara uğratmış oldukları iddiasının araştırılması; şayet iddia edildiği gibi bir kamu zararı söz konusu ise bu  zararın tazmin edilmesi ve bu zarara neden olanların cezalandırılması talebiyle 9 Şubat 2018 tarihinde İzmir Cumhuriyet Savcılığı‘na suç duyurusunda bulundum.

Çünkü, Mülkiyeliler Birliği gibi “kamu yararına çalışan” derneklerdeki zararlar, Dernekler Kanunu’nun 27. maddesinin son paragraf hükmüne göre “Kamu zararı” olarak kabul ediliyor ve bu zararın ortaya çıkması durumunda buna neden olanlar hakkında devlet malına zarar verenler gibi işlem yapılıyor.

Oysa Mülkiye’de bize nerede, hangi konumda bulunursak bulunalım, her işte “kamu yararı“nı önceleyip bu tür kamu zararlarına neden olmamamız gerektiği ve bunun büyük bir suç olduğu öğretilmişti.

O nedenle böylesi bir iddianın öncelikle İzmir Şube, sonuç olarak Genel Merkez tarafından ilgili cumhuriyet savcılığına iletilmesi gerektiğini; şayet bu iki ayrı yönetim bu görevi yapmadıkları takdirde bunun herhangi bir Mülkiyeli tarafından yapılabileceğini düşünmeye başladım. Ama yine de Ankara’daki Genel Merkez yöneticilerinin böyle bir şeye izin vermeyerek üstlerine düşen görevi yapacaklarını tahmin etmek istiyordum.

Sonuçta, Ankara’daki Genel Merkez yöneticileri, yasal olarak kendi görev, yetki ve sorumluluk alanlarına girmeyen böylesi bir konuda ilgili cumhuriyet savcılığına gitmeyerek ve işi komisyona sevk ederek üstlerine düşen görevi bir anlamda “taca atmayı” tercih ettiler. Üstüne üstlük, haklarında suç isnat edilen eski yöneticileri, yetkileri olmadığı halde bir avukatın hazırladığı raporla aklamaya çalıştılar.

Böylelikle Genel Merkez yöneticilerinden beklediğim “kamu yararını” gözeten hukuki ve adil bir tutum, -ne yazık ki- ortaya konulmamış oldu.

8 Ocak 2018 tarihinde, mahkeme kararıyla tespit edilmiş büyük miktardaki kamu zararının telafisi ve buna neden olanların cezalandırılması talebiyle İzmir Cumhuriyet Savcılığı’na giderken, Mülkiyeliler Birliği Genel Merkezi tarafından görevlendirilen avukat Ahmet Tan‘ın hazırladığı bu değerlendirme raporu beni fazlasıyla etkilemiş, cumhuriyet savcılığına gitme konusundaki tereddütlerimi kesin bir şekilde ortadan kaldırmıştı. Çünkü Mülkiye Birliği Genel Başkanı tarafından görevlendirilmiş bu avukat, düzenlediği raporun 10. sayfasında aynen şunları söylüyordu:

“… Ocak 2014 ile Ağustos 2016 arası yaklaşık 2,5 yıllık süre içinde yapılan tahsilat tutarı 549.200,00 TL., imzalanan iki sözleşmenin kira başlangıcı olan Ocak 2012’den tahliye tarihi olan Ağustos 2016’ya kadar olan toplam tahsilat tutarı ise 801.000.-TL’dir. Mülkiyeliler Birliği İzmir Şubesinin elde ettiği toplam kira geliri karşısında, meydana geldiği iddia edilen zarar miktarının ihmal edilebilecek bir miktar olduğu görülecektir.

1_wuc820c7lVcA-ub8twbUFgEvet, bu ifadeden de görüleceği gibi Mülkiyeliler Birliği Derneği’nin çıkarlarını korumak amacıyla görevlendirilen avukat Ahmet TAN, Mülkiyeliler Birliği Genel Merkez Yönetim Kurulu Başkanlığı’na hitaben yazdığı 15 Ocak 2018 tarihli 11 sayfalık değerlendirme raporunun 10. sayfasında, “elde edilen kira geliri karşısında, meydana geldiği iddia edilen zarar miktarının ihmal edilebilecek bir miktar olduğu görülecektir” diyerek sanki bir holdingin ya da şirketin hukuk danışmanı gibi sahip olduğumuz gayrimenkulden elde edilen kira gelirinin miktarı ile ortaya çıkan kamu zararının miktarı arasında mukayese yapmakta ve iddia edilen zarar miktarının az olması nedeniyle ihmal edilmesini önermekte; ayrıca hakkında suç isnat edilen tüm eski yöneticilerin suçsuz olduğuna kanaat getirmektedir.

Hazırladığım dilekçeyi teslim ettiğim Cumhuriyet Savcısı bile, dava dilekçesi ekindeki bu raporu okuduğunda bu avukatın kim olduğunu ve bu raporu neye istinaden yazdığını bana sorma ihtiyacını hissetti…

Eski İzmir şube yöneticilerini kurtarma konusunda böylesi bir rapor hazırlatılmakla birlikte Mülkiyeliler Birliği Genel Merkez yönetiminin başka bir bir sıkıntısı daha vardır…

Çünkü, 16 Ocak 2018 tarihli yönetim kurulu toplantısında bu iddianın incelenmesi için üç kişiden oluşan bir komisyonun kurulmasına karar verilmiş olmakla birlikte; 11 gün sonra, yani 27 Ocak 2018 tarihinde İzmir’de yapılacak şube seçimlerinde, yaptıkları usulsüzlüklerle derneği zarara uğrattığı iddia edilen bu eski yöneticilerin dizayn ettiği yeni ekibin seçilmesini kolaylaştıracak bir yöntemin bulunması gerekmektedir…

Bu sıkıntı da, İzmir Şube’ye gönderilen 17 Ocak 2018 tarihli yazıya, eski şube yöneticilerinin suçsuz olduğunu söyleyen avukat Ahmet Tan‘ın raporunu ekleme düşüncesiyle aşılır…

Böylelikle bir yandan iddia konularını inceleyecek üç kişilik bir komisyon oluşturulurken diğer yandan bu eski yöneticilerin suçsuz olduğunu iddia eden bir avukat raporunu hazırlatıp bir yazı ekinde İzmir’e gönderilir (!)

Bu durum aslında, trajik bir çaresizliği ortaya koyan davranışlardır…

Bir yandan “ben bu konuyu inceleyip karar vereceğim” deyip komisyona sevk edeceksin, diğer yandan da tek bir avukatın raporu ile hakkında suç isnadında bulunulanları “suçsuzdurlar” deyip aklayacaksın….

Hem de Dernekler Yasası ve yönetmeliği ile Mülkiyeliler Birliği Tüzüğü ve Mülkiyeliler Birliği Disiplin Yönetmeliği sana bu konuda herhangi bir görev, yetki ve sorumluluk vermediği halde… Bu konuda yapılabilecek tek işlem bu durumu Cumhuriyet Savcılığı’na bildirmek iken… 

Böylelikle, avukat Ahmet Tan tarafından hazırlanan bu değerlendirme raporunun İzmir Şube genel kurulunun yapılacağı 27 Ocak 2018 tarihine beş gün kala İzmir Şube’ye gönderilmesi suretiyle, kamu zararına yol açtığı iddia edilen eski yöneticiler tarafından dizayn edilen yeni ekibin seçimi kazanması için etkili bir manevra yapılmış, seçime beş gün kala gönderilen bu rapor ile seçime katılan ekibi oluşturup onların propagandasını yapan eski yöneticilerin Genel Merkez tarafından suçsuz bulunduğu algısı yaratılmaya çalışılmıştır.

Bu anlamda, böylesi bir rapor İzmir Şube seçimleri öncesinde İzmir’e gönderilmemiş olsaydı belki de Cumhuriyet Savcılığı’na gitmez, Mülkiyeliler Birliği Genel Merkezi‘nin bu suç isnadı hakkında işlem yapmasını bekler dururdum.

Ancak, Mülkiyeliler Birliği Genel Başkanı Erdal Eren, 27 Ekim 2017 tarihinde eski şube yönetici hakkında düzenlenip kendisine İzmir’de elden teslim edilen inceleme dosyasını iki ay gibi uzun bir süre beklettikten sonra, İzmir Şube yönetiminin 22 Aralık 2017 tarihinde bu dosyanın bir kısmını elektronik posta ve sosyal medya kanalıyla biz İzmir Şube üyeleriyle paylaşması üzerine, dosyanın kendisine tesliminden tam iki ay sonra; yani 28 Aralık 2017 tarihinde dosyayı hukuki görüş almak üzere avukat Ahmet Tan‘a vermiştir.

Ardından benim, eski şube yöneticileriyle iddialar konusunda ivedilikle işlem yapılması talebiyle 8 Ocak 2018 tarihinde Mülkiyeliler Birliği Genel Merkezi‘ne gönderdiğim şahsi dilekçe ve kendisiyle 16 Ocak 2018 tarihinde yaptığım telefon görüşmesi üzerine konuyu aynı gün Mülkiyeliler Birliği Derneği Genel Merkezi Yönetim Kurulu’na taşıyarak iddiaların -bu konuda hukuki hiçbir yetkisi olmadığı halde- üç kişilik bir komisyon tarafından incelenmesine karar verilmesini sağlamıştır.

Evet şimdi, yaşamı boyunca “kamu yararı” ilkesine önem veren; bu nedenle de eski şube yöneticilerinin neden olduğu “kamu zararı“nın bir an önce tazmin edilmesi ve buna neden olanların cezalandırılması için üzerine düşeni yapıp İzmir Cumhuriyet Savcılığı‘na gidip yasal hakkını kullanmış bir Mülkiyeli olarak;

Mülkiyeliler-Birliği-Vakfı-3

Bu şekilde kamu yararını önemsemeyen, “kamu yararına çalışan” bir derneğe sadece kâr ya da zarar eden bir işletme ya da şirket gibi yaklaşan, tüm şube yöneticileri tarafından ortaya çıkarılıp imzalanan kanıtlı bir iddiayı aylarca elinde tutup gereğini yerine getirmeyen, benim ve İzmir Şube yönetiminin ısrarlı takibi sonucunda avukat Ahmet Tan‘a hazırlattığı değerlendirme raporu ile bu işe basit bir kãr ve zarar anlayışıyla yaklaşan; kısacası Mülkiye değerleri açısından erozyona uğramış dernek yöneticilerinin görevlerini bir an önce bırakmasını ve bu görevlere “kamu yararı“nı önceleyen, buna önem veren Mülkiyeli arkadaşlarımın gelmesini; daha doğrusu Mülkiyeliler Birliği’nin yeniden “fabrika ayarlarına” dönmesini arzuluyorum.

Çünkü bugün bunu bizler yapmazsak ve gereken önlemleri önceden almazsak, yarın daha büyük sorunlarla karşılaşacağımızı adım gibi biliyor; en azından yaklaşan kötülükleri şimdiden hissedebiliyorum…

İzmir Günlükleri (1)

Ali Rıza Avcan

Şu sıralar İzmir’de, değişik meslek odalarıyla önemli ve büyük derneklerin seçimleri yapılıyor…

Böylelikle, 2021 yılına kadar İzmir’in toplumsal ve ekonomik yaşamında kimlerin, hangi grupların etkili olacağı birer birer ortaya çıkıyor… 

Bugüne kadar örgütünün yolunu unutmuş birçok esnaf, sanatkar, tacir, mühendis, mimar ve plancı, kendilerini arkalarına almaya çalışan değişik çıkar gruplarının eşliğinde gelip konuşulanları dinleyip oy kullanıyor, sadece seçimlerden oluşan bir demokrasinin aktörü olarak hem örgütlerinin hem de bu kentin geleceğinde belirleyici olmaya çalışıyorlar….

Gözümüzün önünde yoğun bir şekilde devam eden bu faaliyetlerin aslında yaklaşmakta olan yerel ve genel seçimlerle ilgili olduğunu biliyor; bugün elde edilenlerin gelecek yıl yapılacak seçimler için bir yatırım olduğunu anlıyoruz.

Aynen gelecekteki seçimin finansmanını sağlamak amacıyla var olan yol, kaldırım, meydan ve sokakların yıkılıp yeniden yapılmasını amaçlayan ihalelerdeki artışlar gibi…

Çünkü meslek odalarıyla önemli ve büyük derneklerin kimin elinde olduğu yerel ve genel seçimlerde oy isteyecek siyasi partiler, belediye başkanları ve siyasetin mimarları açısından çok önemli…

shutterstock_854813411

İzmir’de sonucu merakla beklenen en önemli seçim, şimdilik Nisan ayında yapılması beklenen İzmir Ticaret Odası seçimleri gibi gözüküyor..

26 yıldır İzmir Ticaret Odası’na başkanlık yapan Ekrem Demirtaş bakalım bu kez koltuğunu terk edecek mi? Onu o koltuktan edecek kendinden daha güçlü bir aday karşısına çıkacak mı?

Onun yerine göz koyan eski Futbol Federasyonu Başkanı iktidar destekli Mahmut Özgener’in, mevcut yönetimden istifa ederek kendisine destek veren ekiple birlikte bu seçimi kazanması mümkün olabilecek mi? Daha doğrusu seçimi kazandığı takdirde; her zaman olduğu gibi gelen gideni aratacak mı?

Bu seçim öncesinde, Ekrem Demirtaş-Aziz Kocaoğlu beraberliği nasıl bir şekil alacak? Kültürpark ya da İzmir Körfez Geçişi Projesi’nde ortaya koydukları ortaklık devam edecek mi? 

Bu anlamda, Ekrem Demirtaş’ın izni olmadığı sürece tek bir yaprağın bile kımıldayamayacağı İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde görevli olan Prof. Dr. Oğuz Esen, iktidarın İzmir Büyükşehir Belediyesi ile İzmir’e haksızlık yaptığını söyleyen “bilimsel” raporu tam da şimdi niye düzenleyip kamuoyuna açıkladı acaba? 

Yoksa yaklaşan İzmir Ticaret Odası seçimleri için Ekrem Demirtaş ile Aziz Kocaoğlu İzmir Ticaret Odası seçimleri için gizli bir ittifak yapıp iktidar karşısında bir duruş mu geliştiriyorlar? Hazırlanan raporla belediyenin yanında durup niye iktidara yükleniyorlar? Kendilerini yakından tanıyanlar böyle bir şeye ihtimal vermese de İzmir Ticaret Odası’nın CHP’li ya da CHP sempatizanı üyelerinin oyları acaba böyle bir manevra ile Ekrem Demirtaş adına devşirilmek mi isteniyor diye düşünmekten de kendimizi alamıyoruz.

Ayrıca, geçtiğimiz hafta yapılan ve yönetimdeki Çağdaş Demokrat Mimarlar Grubu’nun kazandığı TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şubesi seçimlerinde İzmir Büyükşehir ve Karabağlar belediyeleri ile İzmir Ticaret Odası’nın birlikte oluşturduğu muhalif grubun görevi, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Karabağlar Belediyesi ve İzmir Ticaret Odası işbirliği içinde Mimarlar Odası İzmir Şubesi’ni ele geçirerek oradan kaynaklanan haklı muhalefeti kesmek miydi diye düşünüyor, bu işbirliğinin hikmet-i sebebini bulmaya çalışıyoruz…

Çünkü bu hafta sonu yapılan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası ile Mülkiyeliler Birliği İzmir Şubesi seçimlerinde gücünü Aziz Kocaoğlu’ndan alanların oluşturduğu ittifakların az farkla da olsa başarıyı yakaladıklarını gördük…

Yoksa, İzmir Valiliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri üzerinden gelen baskı ya da yönlendirmelerle meslek odalarıyla büyük ve önemli dernekler üzerinde bir vesayet ya da etki mi yaratılmak isteniyor?

Sanırım bunun en iyi örneğini çoğunluk sağlandığı takdirde 3-4 Şubat 2017, sağlanamadığı takdirde 10-12 Şubat 2017 tarihlerinde yapılacak olan TMMOB Şehir Plancıları Odası seçimlerinde göreceğiz… 

Uzun bir zamandır İzmir Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediyelerinin; özellikle de İstanbul kaçkını inşaat baronlarının korkulu rüyası olan “muhalif” ve “istemezükçü” oda ve derneklerin en önemli savaşı, bu hafta sonunda yapılacak olan TMMOB Şehir Plancıları Odası seçimlerinde ortaya çıkacak.

Çoğu üyesi İzmir Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediyelerinde çalışan, İzmir Büyükşehir Belediyesi genel sekreterinin ve diğer üst düzey yöneticilerinin; hatta başkan danışmanlarının bile şehir plancısı olduğu İzmir’deki bu mücadele muhtemelen çok şiddetli geçecek ve yine ranta karşı mücadele ederek kamu yararını savunan mevcut yönetim, aynen Mimarlar Odası’nda olduğu gibi görevine devam ederek… 

O nedenle TMMOB Şehir Plancıları Odası’na ve onun doğrultusunda mücadele eden diğer meslek odalarına bugüne kadar yaptıkları çalışmalar için hem teşekkür ediyor hem de yeni mücadelelerinde başarılar diliyoruz…

31Mar14_Groysberg_manage-your-work1Bu anlamda şu anda görevde olup bu hafta ya da önümüzdeki hafta yapılacak genel kurulda seçime katılacak TMMOB Şehir Plancıları Odası yöneticilerine başarılar diliyor ve İzmir halkının çıkarlarını savunmanın kendileriyle birlikte her geçen gün daha bir önem kazandığını ifade etmek istiyorum.