Yeniden İzmir Körfez Geçişi Projesi (6)

Ali Rıza Avcan

İzmir Körfez Geçişi Projesi‘nin, ‘İzmir Körfezi ve Limanı Rehablitasyon Projesi‘nin sağlayacağı % 40 oranındaki faydayı ortadan kaldırıp sıfırlayan olumsuz özelliklerini telafi etmek amacıyla geliştirilen yapılacak yapay ada ile sirkülasyon kanalı arasındaki 11.559.086 m²’lik alanda -4 metre derinliğinde yapılacak yeni tarama işleminde, aynen ‘İzmir Körfezi ve Limanı Rehabilitasyon Projesi’ ÇED Raporunda belirtildiği gibi minimum karışım taşıma kapasitesi 4.000 m³/saat olan 10 knot serbest seyir hızına sahip 25 metre tam boyunda, 1,50 metre maksimum yüklü su çekimine, 14 metre maksimum tarama derinliğine ve 800 m³/saat minimum katı taşıma kapasitesine sahip kesici/emici tarama gemilerinin kullanılması durumunda bu geminin 1 saatte 4.000 m³/saat malzeme çıkarması ve bir günde maksimum 16 saat çalışması; ayrıca dipten çıkarılacak malzemenin “temiz” olması koşuluyla tüm tarama malzemesini tam olarak 8 ay, 26 gün, 9 saat 51/52 dakikalık bir sürede deniz dibinden çıkarması mümkün olacaktır. Ayrıca bu hesaplamaya proje alanının güneyindeki 265.384 m²’lik alandan çıkarılacak toplam 2.855.136 m³ hacmindeki dip tarama malzemesinin dahil edilmediğini de unutmamak gerekir.

Şayet aynı iş, ‘İzmir Körfez Geçişi Projesi’ ÇED raporunda belirtildiği gibi ortalama yükleme ve taşıma kapasitesi 2-3 m³ kova kapasitesine sahip daha az kapasiteli mekanik tarayıcılarla (Backhoe excavator veya klemsel) yapılacaksa, aynen ‘İzmir Körfezi ve Limanı Rehabilitasyon Projesi‘nde olduğu gibi 1 saatte 795 m³, 16 saatlik bir iş gününde 12.720 m³, 341 iş gününe sahip bir yılda 4.337.520 m³ tarama malzemesi çıkarabileceği dikkate alındığında toplam tarama süresinin 3 yıl 11 ay 2 gün 11 saat 2/3 dakika olacağı ortaya çıkacaktır.

narlidere

İzmir Körfez Geçişi Projesi‘ne ait ÇED raporunda “çalışma sürecinde mevsimsel yağış rejimleri göz önüne alınarak uygun nitelik ve teknolojide en az 1 adet tarama gemisi ve en az 1 adet dökü gemisi kullanılacaktır. Kullanılacak gemiler mekanik ve/veya hidrolik tipte tercih edilecektir……..

Mekanik tarama gemilerinde; ortalama yükleme ve taşıma kapasitesi 2-3 m³ kova kapasitesine sahip mekanik tarayıcı (backhoe excavator veya klemsel) kullanılacak. Tarama gemileri, tarama sahası yerinden alınan tarama malzemesini kendisine aborde olarak çalışan (yanında) dökü gemilerine yükleyecektir.

Hidrolik tarama gemilerinde; en az 4.000 m³/saat kapasiteli kesici emici tip tarama gemisi kullanılacaktır. Gemi, kesici başlığı vasıtasıyla taradığı malzemeyi uygun boru sistemiyle yine dökü gemisine aktaracaktır.

Dökü gemisi/gemileri ortalama ambar hacimleri, 500-1.000 m³ olup açılabilir karinalı (gövdeden açılabilir) olacaktır. Uygun niteliklerde seçilen tarama gemileriyle dökü gemilerine ortalama yükleme süresi 30 dk’dır. Günlük sefer sayıları; çalışma sistemi ve gemi sayısına göre değişkendir. Ortalama 1.000 m³ dubayla iki sefer, günlük 1.500-2.000 m³ tarama planlanmaktadır.”¹ şeklinde açıklamalar yapılmış ve ‘İzmir Körfezi ve Limanı Rehabilitasyon Projesi‘nde belirtildiği gibi navigasyon kanalının bulunduğu güney bölgesinde yapılacak batırma tüp tünelin altında yapılacak taramalarla sürkülasyon kanalı ile yapay ada arasındaki bölgede yapılacak taramalarda hangi tür ve kapasitedeki tarama gemilerinin kullanılacağını, saatlik, günlük, aylık ve yıllık tarama miktarlarının neler olacağını gösteren ayrıntılı çizelgeler ve iş akış planları hazırlanmamış olmakla birlikte günlük 1.500-2.000 m³ hacminde taramanın planlandığı ifade edilmiştir.

Bu ifade, toplam 19.870.542 m³ hacmindeki tarama malzemesini dikkate aldığımızda bizim yukarıda ‘İzmir Körfezi ve Limanı Rehabilitasyon Projesi‘ndeki açıklama ve değerleri örnek alarak iki ayrı kapasiteye sahip gemi tipi üzerinden yaptığımız hesapların çok üstünde bir tarama süresinin öngörüldüğünü göstermektedir. Bu durum ise bu konuya gerektiği kadar önem verilmediğinin, iki proje arasındaki sorunu çözmek amacıyla alelacele hazırlanan bu senaryo ile ilgili hesaplamaların dahi yapılmadığını göstermektedir. Aksi takdirde adeta her gün iğneyle kuyu kazarcasına 1.500-.2000 m³ tarama malzemesi çıkaracak proje müteahhitini aşağı yukarı 9.935 gün beklemek zorunda kalacağız.

Tabii ki bu tür uzatmaları hiç mi hiç sevmeyen gerçek proje sahibi siyasetçileri düşündüğümüzde; böylesi bir durumun ortaya çıkması halinde buna sebep olan herkesin ‘terörist’ ilan edilebileceği bir sürece de dönüşebileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz… 

Tabii ki bu durum belli başlı iki konu itibariyle önemlidir:

Birincisi, proje kapsamındaki tarama çalışmalarının uzaması nedeniyle Körfez sularının uzun süre bulandırılarak kirletilmesi, ikincisi de ‘İzmir Körfezi ve Limanı Rehabilitasyon Projesi’ ile sağlanacak olası yararların uzun bir süre için ortadan kaldırılarak Körfez’in bu süre içinde daha az akıntıyla daha fazla kirlenme olanağına kavuşmasıdır.

Ancak bu arada bu iki önemli sorunu bile sorun olmaktan çıkaracak daha büyük bir tehlikenin gündeme gelmesi mümkün olabilecektir.

O da, ÇED raporunda çok fazla önemseyen ya da dikkate alınmayan taranacak dip malzemesinin kimyasal, bakteriyolojik ve ağır metal kirliliği açısından tehlikeli çıkması ihtimalidir. Özellikle de Gediz Nehri deltasının hemen önündeki bir alanda yapılacak sirkülasyon kanalı taramalarıyla -4 metre kodunda yapılacak taramalarda bu ihtimalin ortaya çıkması kuvvetle muhtemeldir.

gediz-vaziyet-planı1
Gediz Nehri Havzası

İzmir Körfez Geçişi Projesi‘ ÇED raporunu hazırlayanlar bile sözkonusu raporun birçok bölümünde “… Gediz Nehri’nin kimyasal, bakteriyolojik ve ağır metal kirliliği bilinen bir gerçektir. Alüvyonun önemli miktarda Gediz Nehri’nden beslendiği de göz önüne alındığında, alüvyon akiferin kirlilik tehditi altında olduğu öngörülür (E. Kazanasmaz, 2009)² ifadesine ya da “tarama işlemleri neticesinde su kolonunda önemli olumsuz etkiler beklenmemektedir. Tarama işlemlerinde beklenen en olumsuz etki, tarama esnasında deniz suyuna geçebilecek nütrientler, ağır metaller, petrol bileşenleri ve klorlu hidrokarbonlar olarak bilinmektedir. Ancak bu tip kirletici kaynakların Gediz Nehri gibi kaynaklarla Körfez’e doğrudan ulaştığını da unutmamak gerekir. Son yıllarda iç körfezde ölçülen metal değerleri yüksek değerler göstermesine karşılık Akdeniz’de diğer kirletilmiş bölgelerde ölçülen değerlerin altında kalmaktadır.³ ifadelerine yer vermişler; böylelikle Kütahya topraklarından başlayan yolculuğunu Kütahya, Uşak, Denizli, Aydın, Manisa ve İzmir hattında gerçekleştirip İzmir Körfezi’ne dökülen Gediz Nehri’nin geçtiği birçok yerleşim ve sanayi bölgesiyle geniş tarım alanlarından aldığı kirli malzemeyi İzmir Körfezi’ne boşalttığını kabul etmek zorunda kalmışlardır.

Haliyle geçtiği yerlerin bütün kentsel, endüstriyel ve tarımsal atıklarıyla yüksek düzeyde kirlenen bu nehrin denize döküldüğü yerde de bu kirliliğin yığıldığı, bir anlamda depolandığı bir alanın varlığını, bu alanda yer alan denizin ve dibinin de nehrin getirdiği bu malzemelerle kirlendiğini kabul etmemiz gerekmektedir. Bu nedenle de, hiç kimse Gediz Nehri’nin İzmir Körfezi’ne döküldüğü geniş alandaki dip malzemesinin temiz olduğunu iddia edip somut bir gerçeği görmemezlik edemez. Bu konu yazdırılacak hiçbir bilirkişi raporu ya da akademik makaleyle veya raporla aklanacak kadar gizli saklı bir şey değil, herkesin gördüğü, bildiği bir gerçektir.

İzmir Körfez Geçişi Projesi‘ ile ilgili ÇED raporuna göre;

“Denizden çıkarılan tarama malzemeleri için 2 Nisan 2015 tarih ve 29314 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Atık Yönetimi Yönetmeliği kapsamında yer alan Atık Listesi başlıklı Ek-4 uyarında iki farklı atık kodu tanımlanmıştır.

Tehlikeli maddeler içeren tarama malzemeleri, ‘(M) işaretli olarak’ 17.05.05 atık kodu ile tanımlanmıştır. Atık Yönetimi Yönetmeliği’nin 11. maddesi hükmü uyarınca ‘(M) işaretli atıkların’ tehlikelilik durumu ve özelliklerinin ayrıca belirlenmesi gerekmektedir. Atık Yönetimi Yönetmeliği’nin Ek-4 hükmü uyarınca 17.05.05 atık koduna girmeyen tarama malzemeleri ise 17.05.06 atık kodu ile tanımlanmaktadır.

Dip tarama çamurunun tamamı ile denizde doğal yaşam adası oluşturulacak olup karaya çıkarılmayacaktır. Dip tarama çamuru, Atık Yönetimi Yönetmeliği’nin ekindeki Ek-4 Atık Listesinde 17.05.05 atık koduyla tanımlı muhtemel tehlikeli bir atıktır. Bu doğrultuda, öncelikli olarak tehlikelilik durumunun tespiti açısından Atık Yönetimi Yönetmeliği Ek: 3B’de yer alan kriterlere göre inşaat çalışmalarına başlanmadan evvel …. bu numunelerin analizi yaptırılacaktır.

İKG proje güzergahının  güney kesiminde batırma tüp tünelin altında 265.384 m² alanda tarama yapılacak olup 8 adet numune alınacaktır. Proje güzergahının kuzey kesiminde sirkülasyon kanalının güneyinde 11.559.086 m² alanda tarama yapılacak olup 53 adet numune alınarak analizi yapılacaktır.

Yine aynı rapora göre “proje kapsamında tarama malzemesinin açık denize dökülmesi söz konusu değildir. Projenin inşat aşamasında denizde yapılması planlanan dip taramasından toplam 19.870.542 m² tarama malzemesinin çıkarılması öngörülmekte olup tarama malzemesi doğal yaşam adası oluşturulmasında kullanılacaktır…..

Dip tarama çamurunun AYY Ek-3B’ye göre analizleri yapılacak olup, analiz sonucunun tehlikeli çıkması durumunda, tarama malzemesi hiçbir koşulda denize boşaltılmayacak, AYY hükümleri doğrultusunda tehlikeli atık olarak Bakanlıktan Lisans almış tesislerde geri kazanım/bertarafı sağlanacaktır. Tehlikesiz çıkması durumunda ise dip tarama faaliyetine başlanmadan önce E-S’de verilen formata uygun olarak üniversitelerin veya TÜBİTAK’ın deniz bilimleri konusunda uzman birimlerince kullanılmak istendiği alanda (tarama malzemesinin tamamı ile denizde doğal yaşam adası oluşturulacak olup, karaya çıkarılmayacaktır) doğal çevre ve insan sağlığına olumsuz etkilerinin bulunup bulunmadığına dair kurumsal akademik rapor hazırlatılarak Bakanlığa sunulacak ve gerekli izin alınacaktır.

izmir_korfezi_projesinde_camur_tartismasi_h3499

Bu anlatımlardan da anlaşılacağı üzere, büyük bir olasılıkla ‘tehlikeli madde’ olarak tanımlanacak dip çamurunun, bu kez deniz dibinden farklı yöntemlerle çıkarılıp lisanslı tesislere özel yöntemlerle götürülmesi, usulüne uygun olarak geri kazanılması ya da bertaraf edilmesi, geri kazanıldıktan sonra yeniden değerlendirilmesi istendiği takdirde yine özel yöntemlerle getirilip doğal yaşam adası yapımında kullanılması gerekir ki, bütün bu işlemlerin projeyi hem süre yönünden uzatacağı hem de proje maliyet yönünden zorlayacağı hepimizin öngördüğü gelişmeler olacaktır.


¹ İzmir Körfez Geçişi Projesi (Otoyol ve Raylı Sistem Dahil) Son Şekli Verilen Çevresel Etki Değerlendirme Raporu, 2017-Ankara, s. 255-256

² Adıgeçen rapor. s.190, 206

³ Adıgeçen rapor, s. 302

Adıgeçen rapor, s. 117-118

Adıgeçen rapor, s. 118-119

Devam Edecek…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s