Keşfetmek ruhumuzda var mı acaba?

Ali Rıza Avcan

Biz tuhaf bir milletiz…

Sahip olduğumuz değerleri, zenginlikleri çoğu kez onları yeni fark eden ya da öğrenen yabancıların ya da yabancı kalmışların hayret ve şaşkınlık içinde anlattıklarından, onların kırık dökük Türkçeleriyle dinlemeyi seviyor ve bundan etkileniyoruz…

Bunu, yıllar önce çocukluğumuzdan bu yana öğrenip dilimizden düşürmediğimiz türküleri, ortaokul ve lisede öğrendiğimiz Anadolu deyişlerini sanki yeni bir şey keşfetmiş gibi New Age tarzında yorumlayan ‘Mercan Dede’ lakaplı nam-ı diğer Arkın Ilıcalı’nın müziğini ve röportajlarını dinlerken fark etmiştim.

wilconun-karavanirikki-roath

Yaşadığımız topraklara dair güzellik ve değerleri doğduğumuzdan bu yana bilen ve kullanan bizlerin karşısına, o güzellik ve değerleri yeni öğrenip henüz içselleştirmeyen birileri çıkıp emir kipini de kullanarak “sen bunları keşfet, benim ağzımdan öğren” diyor açıkçası! Hem de kendisinin durumu hakkında hiçbir bilgisi olmaksızın…

Hollandalı Wilko’nun geçtiğimiz yıllarda İz TV’de yayınlanan ‘Wilco’nun Karavanı’ isimli programı ile Amerikalı gezgin Rikki Roath’un bütün sevimliliğiyle halen TRT Belgesel kanalında yayınlanan ‘Annemden Uzakta’ isimli belgesel programları bunların en güzel ve somut örnekleridir.

Tabii ki, bu yöntemi her zaman için Wilco ya da Rikki gibi yabancıların, bölük pörçük Türkçe öğrenenlerin uyguladığını söyleyemem…

Bunu Türkçe konuşanlar da yapıyor, daha doğrusu yapmaya çalışıyor…

Hem de o ana kadar bilmediklerini, öğrenmediklerini yeni öğrenip başkalarına öğretme ve anlatma gayreti içinde…

kemeraltini-kesfet-01

Bize yabancı olan, içimizde olup bize yabancı kalanlar o keşfettikleri değeri, zenginliği işaret ederek bunun çok önemli, çok değerli olduğunu söylüyorlar bize… Bunları keşfet, buna değer ver ve bunu kullan diyorlar bize…

Oysa o yeni buldukları, fark ettikleri değerler, zenginlikler onlar onu bulmadan, keşfedip öğrenmeden önce mevcut olup oradaydılar ve bizim gibi ‘yerli’ olanlar tarafından hem biliniyor hem de kullanılıyordu… O nedenle de hepimizin kişisel ve toplumsal belleğinde önemli bir yere sahiptiler ve halen de öyleler…

Şimdilerde İzmir Büyükşehir Belediyesi ve onun ‘yönetişim arkadaşı’ olarak bir kısım İzmirli iş ve sermaye sahibi tarafından kurulan TARKEM adlı şirket ile onun ‘sivil toplum’ şubesi olan İzmir Kent Değerlerini Koruma ve Geliştirme Derneği, bir süredir “İzmir’i çok sevdikleri” için (!) bu düşünceyle aynı dili kullanıp tanıtım kampanyaları düzenliyor… Bizlere “İzmir’i keşfet” diyor, “Kemeraltı’nı keşfet” diyor, “Yarımada’yı keşfet” diyor; ardından da doyumsuzluğu hatırlatacak şekilde keşfetsen bile “İzmir’e doyamazsın” diyorlar… Sanki oraları, önerdiği yerlere daha önce hiç gitmemişiz, oraları hiç öğrenmemişiz, oralar yaşantımızda hiç olmamış gibi kendilerinin yeni keşfedip ‘place’ adını verdikleri bu yerlere gidip keşfetmemizi, oraları ‘deneyimlememizi’ istiyorlar bizden…

izmiri-kesfet

Oysa “keşfetmek” sözcüğü, bu eylem öncesinde oranın hiç kimse tarafından bilinmemesini ifade ediyor… O anlamda şimdi aynen Amerikan yerlilerince bilinen koskocaman bir kıtayı Kristof Kolomb gibi, Amerigo Vespucci gibi bilmediğimizi varsayıp ‘yeniden’ (!) keşfetmemizi istiyorlar bizden…

Geçmişimiz ve günümüz ya da aile ve kişisel tarihimiz sanki oralarla hiç ilintili değilmiş gibi Havra Sokağı’nı, Abacı Han’ı, Agora’yı, Tilkilik’i bilmediğimizi iddia edip keşfetmemizi istiyorlar, oralara gitmemizi, düzenledikleri turlarla oralarda bir yabancı gibi dolaşmamızı öneriyorlar…

Çünkü yakın zamanda kurdukları şirket ve dernekler eliyle oralarda kafeler, restoranlar, lokantalar, oteller, moteller, öğrenci yurtları açmak istiyorlar… O nedenle de İzmirlileri, gençleri, yetişkinleri, kadınları, kızları, çocukları, yaşlıları oralara çağırıyorlar ya da ayaklarını şimdiden alıştırmak istiyorlar…

Eee, ne desinler şimdi? Doğrudan doğruya bizim dükkâna, bizim otele mi gelin desinler açıkçası? En azından İzmir’e, Kemeraltı’na, Yarımada’ya gelin, ‘experience’ olarak ifade ettikleri ‘deneyim’i burada keşfedip yaşayın desinler ki bu sayede oralarda açtıkları işyerleri de iş yapabilsin ve para kazanabilsinler…

Değil mi ama?

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s