İzmir-Deniz, İzmirlilerin Denizle İlişkisini Güçlendirme Projesi – 2

9 Ocak 2017 tarihinde yayınlanan yazı dizimizin ilk bölümünde İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2012 yılından bugüne uygulamakta olduğu ‘İzmir-Deniz, İzmirlilerin Denizle İlişkisini Güçlendirme Projesi‘nin Prof. Dr. İlhan Tekeli‘nin yönetiminde ortaya çıkış ve tasarım süreci ile oluşturulan geniş bir ekiple neler yapmak istediğini ayrıntılı bir şekilde anlatmıştık.

Bu bölümde ise projenin tanıtımını fazla uzatmadan bugüne kadar yaptıklarını, bunun en son örneği olan ve halen devam eden Bayraklı Sahil Düzenlemesi’ni ele alarak yapılan iyi şeylerin yanında somut bir şekilde “ben buradayım” diyen eksiklik ve yanlışlıkları ele alacağız.

Projenin ilk adımı olan ve kamuoyunda büyük bir hayal kırıklığı yaratan Konak Pier-Pasaport İskelesi arasındaki başarısız sahil düzenlemesi ile Bostanlı Köprüsü, Güzelyalı ve Sahilevleri düzenlemesini ise yazımızın diğer bölümlerinde ele alacağız.

İzmir-Deniz, İzmirlilerin Denizle İlişkisini Güçlendirme Projesi’nin temel belgesi olan İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İzmir Akdeniz Akademisi’nin (İZMEDA) 2012 yılı Ekim ayında yayınladığı ‘İzmirlilerin Denizle İlişkisini Güçlendirme Projesi Tasarım Stratejisi Raporu‘na baktığımızda proje alanına giren Mavişehir’den Yenikale’ye kadar uzanan 11 farklı kıyı bölgesinde biri ‘anket‘ diğeri de ‘yüzyüze görüşme‘ tekniğiyle iki araştırma yapılarak halkın bu bölgeleri kullanımı ile ilgili tutum ve davranışlar araştırılmıştır.

Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden Prof. Dr. Tanju Tosun ile Prof. Dr. Gülgün Tosun tarafından yapılan bu araştırmanın sonuç ve bulgularına göre; Kentin en stratejik bölgelerinden biri olan Turan-Alsancak Limanı arasındaki bölge kentin merkezi işlevlerini üstlenerek kent merkezinin yoğunluğunu azaltacak yeni kent merkezi olarak planlanmıştır. 2001 yılında Turan-Liman bölgesini kapsayan Uluslararası Kentsel Tasarım Proje Yarışması düzenlenmiş ve yarışmadan elde edilen fikirler doğrultusunda bölgenin 1/5000 ölçekli nazım imar planı hazırlanmıştır. Planla getirilen kararlar kentsel açıdan önemli bir odak yaratırken aynı zamanda kentin önemli iki yakasını birleştirmeyi amaçlamıştır. Planlama alanında turizme dayalı kullanımlar Turan bölgesinde, kamu binaları, merkezi iş alanları, alışveriş ve eğlence tesisleri Salhane, Liman gerisi ise turizm ticaret alanı ve özel planlama alanı olarak ayrılmıştır.

Turan-Alsancak Limanı arasındaki bölge, proje tasarım ve uygulaması dikkate alındığında kıyı kullanım özellikleri açısından iki farklı altbölgeye ayrılmıştır: Turan bölgesi ile Bayraklı ve Liman alt bölgesi.

turan-alsancak-limani-arasi-tasarim-bolgesi
Turan-Alsancak Limanı Arası Tasarım Bölgesi

Biz bu iki alt bölgeden henüz hiçbir çalışmanın başlatılmadığı Turan bölgesini şimdilik kapsam dışında tutarak bir kısım çalışmanın bitirilip bir kısım çalışmanın sürdürüldüğü Bayraklı ve Liman alt bölgesine yoğunlaşmak, inceleme, analiz ve yorumlarımızı bu bölgede yapılmak istenen işler üzerine somutlamak istiyoruz.

Yeni kent merkezi olarak planlanan Bayraklı ile Alsancak Limanı arasında kalan ikinci altbölgede özellikle Altınyol ile Anadolu Caddesi arasında yenilenme hızı yüksektir ve yüksek yapılar yer almaya başlamıştır. Kıyıda Melez Günübirlik Rekreasyon alanı, halka açık yüzme havuzu, Bayraklı Vapur İskelesi gibi kullanımlar yer almaktadır. Banliyö Salhane İstasyonu ile Bornova Merkezi arasında Bornova Tramvay hattının yapımı planlanmıştır, 2020 yılı sonrasında uygulamaya geçilecektir. Kıyı bölgesinin arkasında Smyrna Antik Kenti Arkeolojik Sit Alanı kazı çalışmaları yürütülmektedir. Bayraklı sırtlarında yer alan kentsel sit alanı için Koruma Amaçlı İmar Planı hazırlanmıştır. Yine Bayraklı sırtlarındaki Cengizhan mahallesinde Bayraklı günübirlik tesisleri (Ekrem Akurgal Yaşam Parkı) yapım ihalesi gerçekleştirilmiştir. Adliye Sarayı ve bazı basın/yayın kuruluşları burada yer seçmiştir ve 1/5000 ölçekli nazım imar planında bu alanlar ‘yönetim merkezi’ olarak belirlenmiştir. Sasalı’dan başlayan ve Alaybey’e kadar uzanan bisiklet yolu bu bölgede sonlanmaktadır. Yük limanının bu bölgede yer almaya devam edeceği öngörüldüğünden liman gerisi fonksiyonlarının da gelişme talebinin devam edeceği beklenmektedir. Bununla beraber Belediyenin gerçekleştirdiği Havagazı Fabrikası restorasyonu bu bölgede kültür fonksiyonlarının da gelişebileceğini göstermektedir.

Kıyı tasarımı projesi kapsamında yapılan anket çalışmasının bulgularına göre Bayraklı ile Alsancak Limanı arasındaki altbölgede kıyı kullanıcılarının % 48’i 1.000-2.000, % 34’ü 500-1.000 TL arasında hanehalkı gelirine sahiptir. Eğitim düzeyi açısından % 33’ü ilkokul, % 28’i lise, % 34’ü ilköğretim okulu mezunudur. İzmir’de doğup-büyüyen kullanıcı oranı % 45’dir. Kullanıcıların % 43’ü aileleri, arkadaşları bazen de yalnız olarak kıyıya gelmeyi tercih etmektedir. Yalnızca ailesi ile gelenlerin oranı % 22’dir. Kullanıcıların % 41’i haftada birkaç gün kıyıya gelmektedir. Hafta içi ve hafta sonu kullanımda zirve yapılan zaman aralığı 17.00-19.00 arasıdır. Kullanıcıların % 52’si kıyıda 3-4 saat, % 40’ı 1-2 saat vakit geçirmektedir. Kıyıda öncelikle tercih edilen aktiviteler sırasıyla aile veya arkadaşlarla piknik yapmak, kıyıda gezmek ve doğayı, denizi seyretmektir. Kullanıcılarının % 73’ü aynı mahalleden gelmektedir. % 29’u 15-20 dakikalık yürüme mesafesinden, % 25’i ise 5-10 dakikalık yürüme mesafesinden bölgeye gelmektedir. Diğer bir deyişle kıyı yakın çevrede yaşayanlar tarafından kullanılmaktadır.

Bayraklı ile Alsancak Limanı arasında kalan alan spor aletleri, piknik masaları, alanın bakım ve tutumu, kıyı denetim hizmetleri ve güvenlik açısından sorunlu bulunmuştur. Alandaki kültürel aktiviteler, heykel ve sanat ürünleri ve eğlence yerleri yetersiz görülmüştür.¹

bayrakli-alsancak-limani-alt-bolgesi

Yukarıda ifade edilen araştırma bulgularını özetleyen ve sözkonusu raporun 54ncü sayfasında yer alan yukarıdaki tablo bilgilerine göre Bayraklı-Alsancak Limanı Alt bölgesi kullanıcı algısı bakımından yakın çevre sakinleri tarafından yoğun olarak günün 17.00-19.00 saatleri arasındaki 3-4 saatlik sürede piknik yapmak, kıyıda gezmek, yürüyüş yapmak ve denizi seyretmek amacıyla kullanılan ‘sakin bir yer‘ olarak kabul edilmektedir. Kullanıcıların burası ile ilgili temel beklentileri ise mekan kalitesinin arttırılması, burada aktivitelerin yapılması ve bu mekanın güvenli hale getirilmesidir.

Yine aynı rapora göre; “Kıyının bu bölgesi diğer bölgelerden ‘yer’ (place) olma niteliğini kazanamamış olması dolayısıyla ayrılmaktadır. Turan bölgesinde, konut alanlarıyla kıyının doğrudan ilişkisi sınırlı bir alanda bulunmaktadır. İlişkide bulunduğu konut alanının gelir düzeyi düşüktür. Kıyının diğer bölümlerinde tersane ve sanayi kuruluşları yer almaktadır. Bu durumda kıyının sürdürmesi gereken bir ‘yer’ özelliği bulunmamaktadır. Tasarıma bu alanda önemli işlevler düştüğü İzmir Tasarım Forumunun tartışılan konularından biridir. Alana kimlik kazandırabilecek, zaman içinde yer haline gelmesini sağlayacak öneriler geliştirilmeli, yapılacak önerilerin ekonomik olarak yaşanabilirliklere duyarlı olmasına önem verilmelidir.

turan-alsancak-limani-arasi-kiyi-kenar-cizgisi

Turan-Alsancak Limanı Kıyı Kenar Çizgisi

Körfez etrafında sürekliliği bozacak kullanımlardan biri olarak liman görülmektedir. Ancak liman kentin ekonomisi ve yarışmacılığı açısından son derece önemli, gösterilebilecek bir parçası olarak düşünülmelidir. Limanın görünmesi, terastan izlenebilecek hale getirilmesi önerilmektedir. Yalnızca uzaktan gösterilmesinin ötesinde etrafında faaliyet ve etkinliklerin düzenlenmesi önerilmektedir. Bölgede Melez Çayını geçtikten sonra ilginç bir proje önerilebileceği dile getirilmiştir. Yaya ve bisiklet güzergâhının viyadük ayakları kullanılarak yukarıdan, liman üstünden geçirilmesi önerilmektedir. Liman çevresinde, İzmir’in eski sanayi bölgesindeki yapılara sahip çıkılarak yeni projelerin geliştirilmesi önerilmektedir.

Tasarım Forumunda Turan-Alsancak Limanı arasındaki bölgenin yeni kent merkezi olarak gelişmesinin İzmir’in yüklendiği bölgesel merkez olma işlevi açısından önem arzettiği tartışılmıştır. Bölge yeni kent merkezine dönüştüğünde kıyının kullanım şekli ve yapısı da değişecektir. Bu dönüşüme uygun olarak kıyının yeniden tasarlanması, tasarlanırken de gece ve gündüz yaşayabilen, ard alanındaki gereksinimlere ve işlevlere cevap veren bir nitelikle dönüşmesi gerekmektedir. Ayrıca kent tarihi açısından oldukça önemli olan antik Smyrna yerleşmesi ile kıyının ilişkisinin kurulmasına önem verilmelidir.

Özetle; bu kıyı bölgesinin tasarımının diğer kıyı bölgelerine göre farklılaşması gerektiği açıktır. Bu bölge kentin yeni ve dünyaya açık iş merkezi olarak gelişecektir. Kruvaziyer limanın bu bölgede yapılacak olması ve Alsancak Limanının bulunması bu kıyıya ayrı bir kimlik vermektedir. Kıyı ve kıyıya bitişik yapıların bu yörenin gelecekte yükleneceği işlevler açısından yaratıcı bir tasarım müdahalesine gereksinmesi vardır. Bu yörenin diğer kıyı bölgelerinden farklı işlev ve standartta tasarlanmasının İzmir’in Ege’nin merkezi olması işlevinin güçlendirilmesine katkısı olacaktır.²

Ancak o bölgede yaşayan ya da çalışan herkesin; hatta yolu oralardan geçenlerin açık, net bir şekilde bildiği bazı yaşamsal gerçekler, daha doğrusu eksiklikler bu raporda ne yazık ki yer almamaktadır:

bolgedeki-yesil-alan-duzenlemeleri-ve-ulasim-yollari
Bölgedeki Yeşil Alan Düzenlemeleri ve Ulaşım Yolları

 Bunlardan birincisi, Altınyol’un gerisindeki Bayraklı yerleşiminde, Salhane’de ve o yerleşimlerin gerisindeki mahallelerde yaşayanların Bayraklı sahiline çıkışı, Altınyol tarafından engellenmiş; gerideki tüm mahallelerin sahile çıkışı sadece iki geçiş noktasıyla; Bayraklı İZBAN İstasyonu’nundaki üst geçiş köprüsü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı önündeki şimdi otoparka dönüştürülmüş nispeten güvenliksiz köprü altı bağlantısıyla sınırlanmıştır. Yeni açılan Adnan Kahveci Köprülü Kavşağı’nın bu tür geçişlere uygun olmadığını, sadece araçların geçişini düşünerek tasarlandığını dikkate aldığımızda Bayraklı, Fuat Edip Baksı, Çiçek, Alpaslan, Tepekule ve Adalet mahallesi gibi büyük ve kalabalık nüfuslara sahip bu yerleşimlerin sahile çıkabileceği sadece iki bağlantının olduğu dikkate alınmalıdır.

Bu durumun, Bayraklı sahilinin gerçek anlamda halka kazandırılması, halkın bu sahilden daha fazla yararlanması ve denizle ilişkisinin güçlendirilmesi açısından çok büyük bir sorun olduğu bilinmeli ve buna yeni güvenli ve yeterli bağlantılar oluşturularak bir an önce çözüm aranmalıdır.

⊕ Raporda yer almayan ikinci bir eksiklik ise, sahilin Adnan Kahveci Köprüsü ile İzmir Adliyesi arasında kalan kesiminin ardındaki Adalet Mahallesi’nin kentsel gelişim açısından halihazırda bir çöküntü alanı olması nedeniyle güvenlik açısından sorunlu olduğudur. O anlamda, bu sorunlu bölgenin sahilinde yer alan bir kıyı alanı yeniden düzenlenirken bu alan ile yerleşim yeri arasındaki ilişkinin durumu, özellikle de bugünkü durumu bir an önce ele alınmalı, bu soruna acil olarak çözüm aranmalıdır. Aksi takdirde tüm Bayraklı halkı sahile inse bile bu güvenliksiz bölgeye gelmeleri, burada gezmeleri, piknik yapmaları mümkün olmayacaktır.

Bizce projede Bayraklı-Alsancak Limanı alt bölgesi, körfeze boşalan akarsu kaynakları açısından kentin en zengin bölgesi olmasına karşın, projede sadece sahil düzenlenmesine odaklanılmış; bu bölgede yer alan ve hepsi de o yeniden düzenlenmek istenen deniz kıyısına ulaşan Laka, Bornova, Arap (Gökdere) ve Manda dereleri ile Meles çayı hakkında herhangi bir öngörüde bulunulmamış, İzmir’in tarihi, doğal ve kültürel değerleri açısından çok önemli olan bu su kaynakları adeta bir kanalizasyon hattı gibi bilinçsiz bir şekilde proje dışında bırakılmıştır.

Evet, halkın denizle ilişkisini, mevcut kıyı bölgesi düzenlemelerini bozup yeniden yapmak suretiyle güçlendirmeyi hedefleyen bu tür boz-yap projelere, yazımızın birinci bölümünde de belirttiğimiz şekilde, sadece bir mühendislik-mimarlık-tasarım çalışması gözüyle bakıldığı için insanın denizle daha doğrusu suyla ilişkisini, bu konudaki tutum ve davranışlarını kendine konu alıp çözümler üretecek sosyologlar, psikologlar, tarihçiler, işletmeciler; özet olarak sosyal bilim ya da disiplinlerden gelen akademisyenler, uzmanlar proje ekibine dahil edilmemiştir. Bu proje de diğerleri gibi disiplinlerarası yaklaşımla hazırlanmadığı için, şu ana kadarki uygulamalarında ne yazık ki, yeni yürüyüş yolları, yeni yeşil alanlar ve yeni oyuncaklar yapmanın dışında bu yapılanların insanla ve onun tutum ve davranışlarıyla ilişkisini esas alan doğru ve kalıcı bir iş yapmak -ne yazık ki- mümkün olmamıştır.


¹ İzmirlilerin Denizle İlişkisini Güçlendirme Projesi Tasarım Stratejisi, İzmir Büyükşehir Belediyesi İzmir Akdeniz Akademisi, Ekim 2012, s.53-54

2 İzmirlilerin Denizle İlişkisini Güçlendirme Projesi Tasarım Stratejisi, İzmir Büyükşehir Belediyesi İzmir Akdeniz Akademisi, Ekim 2012, s.54-55

Devam Edecek…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s