Proje nedir?

Aslı Menekşe Odabaş Kırar

Proje, projeler, projeler, ler, ler (!)

Herhalde son zamanlarda en çok karşılaştığımız kavram…

Yerli yersiz kullanımı ise bazılarımızı çileden çıkarıyor.

Şu kısacık soru bile kendi içinde öyle büyük bir anlam ve süreci barındırmaktadır ki …

Kelime anlamı Türk Dil Kurumu’na göre ‘düşünülüp tasarlanmış şey’ ya da ‘tasarı’.

Kullanım oranı da bir o kadar fazla; ‘mimari proje’, ‘tesisat projesi’, ‘inşaat projesi’, ‘ar-ge projesi’, ‘ür-ge projesi’, ‘ulaşım projesi’, ‘sinema projesi’, ‘kültürel proje’, ‘yatırım projesi’…

Birbirine girmiş kavramlar; proje, üretim/ürün (mal/hizmet), etkinlik, faaliyet, süreç, hayal………….????????

Kısa bir tanım yaparsak proje, belirli bir konu hakkında ne amaçla, hangi gerekçe ile, nerede, hangi zaman aralığında, ne kadar bütçeyle, kiminle,  kime/neye, hangi yöntem ve faaliyetlerle, hangi risklerle, nasıl doğrulanabileceği sorularının tamamını net bir cevapla ortaya koyan, çarpan etkisi ve sürdürülebilirliği (mali, kurumsal, politik) belli olan bir plan bütünüdür.

Ülkemizde neredeyse her kurum her yerde projelerinden bahsederek bunların nasıl başarıyla sonuçlandığını anlatmakta, başarı ve becerilerini projeleri üzerinden gösterip kanıtlamaya çalışmaktadır.

Buna karşılık bizler, daha bundan 2 sene önce yapılmış bu önemli ve büyük projeleri (!) hatırlamakta bile zorlanıyoruz.. Hatta çoğu zaman, projelerini ballandıra ballandıra anlatan kurumların bir süre sonra o projeleri (!) unuttuğunu ve hatırlamak bile istemediğini görüyoruz…

İşte tam da bu noktada;  proje nedir ve ne değildir? diye soruyoruz.

Bu soruyu dile getirmenin en kolay yolu, unutulan, atlanılan bir iş/plan ya da proje değildir. Çünkü proje, bir ihtiyaç nedeniyle hazırlanır ve gerçek bir proje o ihtiyacı karşılayıp bittiğinde bile olumlu ya da olumsuz yeni ihtiyaçların ortaya çıkmasına neden olur.  Aslında bu sonsuz bir döngüdür; olsa olsa bu bütünsel yaklaşımın sonucunda ilk çıkış noktası hafızalardan silinse bile, çıktıları her zaman yeni projeleri doğurur ve  yön verir.

O halde, proje ne değildir?

Bir mendil üreticisinin 1 ayda 100 adet mendil üretmesi tabii ki proje değildir.

Bir mendil üreticisinin, İzmir devlet hastanelerinde çalışan 40-50 yaş aralığındaki kadın doktorlardan, ‘bilmem ne’ hastalığını önlemek amacıyla bir ayda x adet ‘bilmem ne’ özelliğinde mendil siparişi almak hedefi ile planlama yapması başlı başına bir projedir. Bu projenin çıktısı satış grafiğidir ve bu grafiğe bağlı yeni bir bütünsel planlama gerekliliğini ortaya çıkarır.

Bu kısa tanımın ardından, kent yaşamı ya da yönetiminde uygulanacak stratejilerde ‘proje’nin yeri nedir? sorusunu sormamız gerekir.

Yerel yönetimler tarafından uygulanan projeler (proje tanımına uygun olan planlı faaliyetler bütünü) bir kentin sadece ilk 5 yılını değil, önündeki tüm bir geleceği etkiler. Projeler sürdürülebilirlik ilkesi gereği eğer doğru amaçlarla işlerlik kazanırsa, bir kentin tüm geleceği değiştirebilir.

Aynı şekilde yanlışlığı ya da eksikliği nedeniyle yürütülemeyen başarısız projeler de kentin geleceğini şekillendiren can damarlarına zarar verebilir.

Bu nedenle, her fikri olanın fikrinin hayata geçirilmesi, maalesef kentin/kentlinin geleceğini sorumsuzca tehlikeye atmak demektir. O nedenle, gerekli süreçleri geçirmeyen, ihtiyaç ve durum analizi yapılmayan, sorun ağacı paydaş olan kentlilerle tartışılmayan, risk unsurları dikkate alınmayan, ekip oluşumu ve görev paylaşımı doğru yapılmayan, finans kaynakları olmayan hiç bir projenin başarıya ulaşamayacağı gözönünde bulundurulmalıdır.

Zaten doğru bir proje hazırlamak için gerekli olan aşamaları eksiksiz bir şekilde tamamlamış olan projeler sürdürülebilirlik ilkesi gereğince bitmez; mevcut projenin sonuçları, ilgili alanlarda yeni projelerin bir önceki adımını oluşturur.

project-principles

İşsizlik bir sorunsa, işsizliği bitirmek bir projeler bütünüdür. Tek bir hamleyle çok adımlı bir merdivenin ilk basamağından en üst basamağına çıkılırsa arada atlanılan basamakların gerektirdiği süreçleri yerine getirilmemiş olması, bizim ya doğru hedef kitlelere eksik hizmet götürmemize ya da yanlış hedef kitlelere ulaşmamızı yeterli hizmet sunmamıza neden olabilir.

Projeden bahsederken en çok karşımıza çıkan örneklerden biridir;

Bir kurum ya da kişi gelip der ki; “Bir projem var. Bu ülkede xxx yok, bununla ilgili bir festival / konferans / fuar yapalım ki herkes duysun bilsin.

Yapalım. Yaptık. Ya sonra?

Etkinlik yapılır ve bir şekilde finanse edilir. Etkinlik biter, 3 gün, 1 hafta, 10 gün yazılı görsel medyada kalır, böylelikle tanıtım vesaire yapılır .

Sonra, etkinlik sonuçları nerede kullanılır, yapılan bu etkinlik sonrasında kurumlar ya da sektörler arası işbirliği ne ölçüde devam eder, bu nasıl sağlanır, konu ile ilgili olarak hangi noktadan hangi noktaya ne kadar mesafe kat edilir, ekonomik  ya da toplumsal göstergeler ne ölçüde değişir ya da değişmiştir? Etkinlik sonrası izleme süreci yapılmış mıdır? Kısacası yapılan etkinlik gerçekten iyi tasarlanmış ve yönetilmiş midir?

Aslında yapılan her etkinliğe bir de bu gözden bakmak gerekir ki; yapılan etkinlik ortaya somut çıktılar koyabilsin.

İşte bu anlamda proje mevcut ya da öngörülen bir ihtiyaca  yönelik yapılır; yani yapılacak bir festival belki de bu ihtiyacı karşılamaya cevap vermeyebilir.

Maalesef yapılan birçok ulusal ve uluslararası etkinlik, örgütlenen muazzam büyüklükteki organizasyonlarla gerçekleştirilse bile, etkinliğin çıkış noktası olan ihtiyaçları  unutarak  sadece etkinlik üzerinde odaklanılmasına, asıl ihtiyacın unutulmasına, bu ihtiyacın bu etkinlikle gerçekten karşılanıp karşılanmadığını sorgulayan bir anlayışın unutulmasına neden olmaktadır.

Etkinliğin eksiksiz ve istenilen şekilde organize edilmesi ilk başta işin başarılı yapıldığı izlenimini yaratsa bile aslında beklenen etkinin yaratılabilmesi için etkinliğin bir proje adımı olarak ele alınması, bu adımın atılması ile ihtiyacın ne ölçüde karşılandığının değerlendirilmesi gerekmektedir.

Projerle ilgili diğer bir diğer yanılsama da, projeleri hibe olarak gören anlayıştır. Oysa projeler hibe demek değildir!

Son zamanların en büyük karmaşa yaratan kavramlarından biridir hibe. Evet, bir çok ulusal ve uluslararası hibe programı çeşitli alanlardaki projelerin bütçelerine değişik oranlarda hibe vermektedir. Hibe programı için ihtiyacı projelendirmek gerekir. Ancak bu demek değildir ki, tüm projeler hibe ile hayata geçirilir. Oysa hibe, projeleri hayata geçirmek amacıyla kullanılan finansman yöntemlerinden sadece biridir. İşte o anlamda hibeleri doğru kullanmak başlı başına bir strateji işi olup, hibe yöntemiyle gelen finansmandan doğru zamanda doğru alanda faydalanmak gerekir.

resim1

Bazı zaman olur ki, büyük bir projenin belli bir adımını yeniden planlayıp hibeden faydalanmak işin en doğrusu olacağı için uygulanabilir. Bu gibi stratejik kararlar vermeniz gerektiğinde, o proje ile ilgili önceden hazırlanmış stratejik plan ve programlarınızın elinizde hazır bulunması gerekebilir.

Bazı zaman olur ki, projeniz için hiç bir destek mekanizması bulamazsınız. Bu noktada kaynak yaratma yöntemleri ve araçları devreye girer ki; bu işin püf noktaları çok daha başkadır.

Son olarak bazı hizmetler vardır ki kendi bütçenizle yaptığınızda değer kazanır, başka türlü bir farkındalık yaratmanıza neden olabilir.

Önemli olan finansman değildir, projenin nasıl kurgulandığıdır. Çünkü bilim ve uygulama göstermiştir ki, sürdürülebilir bir proje daima kaynak bulur.

Sözün özü;

İyi olan hep kazanır!!!

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s