Kamu kaynaklarını kullanıp suç işleyen belediye şirketleri ve suçluları…

Ali Rıza Avcan

Bildiğiniz gibi İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir‘in ilçe belediyelerindeki belediye şirketlerinin son durumunu, 2017 yılından bu yana kaleme aldığım değişik yazılarla ele alıp sizleri bilgilendirmeye çalışıyorum.

19 Haziran 2017 tarihli “Belediye şirketleri ve şeffaflık“, 6 Temmuz 2017 tarihli “Tarkem, İzenerji, Tetusa ve diğerleri“, 31 Temmuz 2017 tarihli “İzmir Büyükşehir Belediyesi şirketleri ve saydamlık“, 14 Ağustos 2017 tarihli “Halkın çarçur edilen parası“, 23 Ekim 2017 tarihli “İzmir’deki özelleştirmelerin klasik yöntemi: çok ortaklı şirketler“, 3 ve 6 Ağustos 2019 tarihli “İzmir’in şirketleri“, 30 Temmuz 2023 tarihli “İzmir Büyükşehir’in arpalıkları“, 11 Aralık 2023 tarihli “Şirket belediyeciliği, toplumcu belediyecilik midir?“, 22 ve 23 Ocak 2024 tarihli “İzmir Büyükşehir Belediyesi arpalıklarındaki son durum“, 29 Ocak 2024 tarihli “İzmir Büyükşehir Belediyesi şirketleri ve denetim“, 28 Ekim 2024 ve 4 Kasım 2024 tarihli “Belediye meclis komisyonları ve huzur hakkı demokrasisi“,18 Kasım 2024 tarihli “Yağma devam ediyor“, 10 Mart 2025 tarihli “Tüh be! şimdi ne olacak ortaya saçılan bu ticari sırlara?“, 9 Haziran 2025 tarihli “Deveyi hamuduyla götürmek“, 16 Haziran 2025 tarihli “İZELMAN’ı eş, dost, arkadaş ve onların eşleri ile birlikte yönetip zarar ettirmek“, 23 Haziran 2025 tarihli “İZBETON Olmadı Egeşehir Yapı Planlama Verelim“, 10 Kasım 2025 tarihli “Kamu zararı ve belediye şirketleri” başlıklı yazılarım bunun örnekleridir.

Bu örneklerden de anlaşılacağı üzere şu an yazdığım bu son yazı, bu konuda kaleme aldığım 21. yazı olmuş olacak….

Ancak bu kez şirketleri tek bir yazıda değil; 5’er, 6’şarlık bölümler halinde ele alarak bu yazı dizisini gelecek haftalara doğru uzatmak istiyorum.

34 şirket; adeta bir holding yapılanması….

Barındırdığı nüfus itibariyle ülkemizin üçüncü kentini yöneten İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin hem kendi verdiği bilgilere, hem de 2024 yılına ait Sayıştay denetim raporuyla Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi‘nin verdiği bilgilere göre 16’sı doğrudan, 18’i de kendi şirketleri üzerinden hissedarı olduğu toplam 34 şirketi bulunuyor.

Yazımın yayınlandığı tarih itibariyle toplam sermayesi 25.240.760.770 liraya ulaşan bu şirketlerde belediyenin 18.474.511.509,78 liralık sermaye payı; yani kamu kaynağı bulunuyor.

Kamu kaynaklarıyla kurulan bu şirketlerin cirosu ile kar-zarar durumu ise “ticari sır” olduğu gerekçesiyle açıklanmıyor…

İZELMAN, İZULAŞ, İZBAN, İzmir Metro gibi sermayesi ve cirosu büyük şirketlerin İnternet sayfalarında olması gereken “Bilgi Toplumu Hizmetleri” bölümünde bu konuyla ilgili bilgileri çoğunlukla bulamıyorsunuz… Bulsanız bile eklenen bilgi ve tabloların eski olduğunu görürsünüz… İZDENİZ‘in İnternet sayfasındaki Bilgi Toplumu Hizmetleri bölümüne 2018-2019 tarihli belgelerin konulmuş olması bu durumun en iyi örneğidir.. Çünkü sırf mevzuata uymuş olmak için sizden bir şeyler saklandığını, gizlendiğini hissediyorsunuz…

Belediye böylelikle bir holding yapısına kavuşan bu şirketlerle istediğini yapıp asıl olarak belediye hizmeti olmayan danışmanlık yapmak, fizibilite raporu hazırlamak gibi at oynattığı her alanda her türlü suçu işliyor, siyasi kişilikleri ortada olan kişi ve kurumları şirkete ortak yapabiliyor…

Bunun en yakın örnekleri ise İZBETON; İZTARIM ve İZDOĞA gibi şirketler…

BU şirketlerde “kamu zararı” diye bir kavram yok, her şey “şirket zararı” diye geçiştirilebiliyor, şirketlerde kaç kişinin çalıştığı, yönetim kurulu üyelerine değişik adlar altında ne ödendiğini sorduğunuzda karşınıza “ticari sırdır, açıklanamaz” itirazı ile çıkıyorlar…

O nedenle o şirketlerde hangi arkadaşım, dostum, yoldaşım görev almışsa onu suça bulaşmış insan muamelesi yapıyorum… Çünkü kazara o görevlere atansalar bile çok kısa zamanda düzene itiraz edip asilik yaptıkları için atılıyorlar ya da kendileri ayrılmak zorunda kalıyorlar…

Kentimizin muteber yeminli mali müşavirleri ise bu şirketlerin işini almak için ve aldıktan sonra da her şeyi gizlemek saklamak için çok uğraşırlar…

Velhasıl, kapitalizmin kutsal mabedi şirketler her türlü suçu işlemeye müsait yapısıyla kenti yönetiyor, insanları satın alıyor ve onlara istediğini yaptırıyor…

Bütün bunları dışarıdan seyredip bu fikirlere ulaşmadım… Aynı zamanda yanlış zamanda, yanlış yerlerde bulunma gafletiyle ya da belediyeleri Yerel Yönetimler ya da İçişleri Bakanı adına denetlediğim dönemlerde yakından görüp tanık oldum… Hoş bizim zamanlarda belediye başkanları belediye şirketi diye bir mefhumu tanımadan gerçek belediyecilik denilen hizmetleri yapıyorlardı…

Şirketin içinden çıkan her türlü yolsuzlukta kullanılabilir küçük şirketler…

Gelelim bugün itibariyle bu 34 şirketin yönetiminde kimlerin bulunduğu konusuna

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay seçim öncesinde şirketlerin yönetim kurullarında görev alanların sayısını azaltacağı sözünü vermiş olmasına karşın bu şirketin yönetiminde full kadro toplam 15 kişi bulunuyor. Bunlar:

1. Işıkhan Güler, Yönetim kurulu başkanı, inşaat mühendisi,

2. Gökhan Marım, Yönetim kurulu başkan vekili ve genel müdür, Sufen Proje Yazılım Şirketi’nin sahibi, inşaat mühendisi. Uzmanlık konusu daha çok İZSU’nun faaliyet alanına giren deniz taşkınları ve borulu sulama şebekesi optimizasyonu yazılımlarıyla coğrafi bilgi sistemleri, su-deniz yapıları, enerji projeleri, su bütçesi ve su kalite modelleme ile ilgili olduğu halde körfez içindeki yolcu taşımacılığı ile ilgili bir görevde bulunuyor. İZSU üst yönetimi arasında ise bu konularda uzmanlık bilgisine sahip kimse bulunmuyor.

3. Ferit Çağlar, Yönetim kurulu üyesi, İZSU Kanalizasyon Dairesi başkanı,

4. Banu Bulakeri, Yönetim kurulu üyesi, İZBB İmar ve Şehircilik Dairesi başkanı,

5. Necdet Evrim Eryılmazlı, Yönetim kurulu üyesi, İZSU İşletmeler 1. Dairesi başkanı,

6. Gülay Uysal, Yönetim kurulu üyesi, ESHOT Daire Başkanı, inşaat yüksek mühendisi,

7. Serdar Sadi, Yönetim kurulu üyesi, İZSU Genel Müdür Yardımcısı,

8. Muzaffer Ayhan Kara, Yönetim kurulu üyesi. Gazeteci ve CHP eski milletvekili Osman Korutürk‘ün eski danışmanı. Yönetim kurulunun en eski üyesi. Tunç Soyer zamanında, Tunç Soyer‘in tweetlerini “Tweet’lerle, #Biz Varız, #Biz Yaparız, İlk 500 Gün” isimli bir e-kitapta toplaması ile hatırlanıyor. Anlaşılan o ki, yeni dönemde de Cemil Tugay‘la arası iyi…

9. Sezer Hakan Alpsoykan, Yönetim kurulu üyesi, İZSU Su Arıtma Dairesi başkanı,

10. Ertan Dikmen, Yönetim kurulu üyesi, ESHOT Hizmet İyileştirme ve Kurumsal Gelişim Dairesi başkanı,

11. Ferit Yüzer, Yönetim kurulu üyesi, ESHOT Genel Müdür Yardımcısı,

12. Fatma Taşkent, Yönetim kurulu üyesi, İZBB Mali Hizmetler Dairesi başkanı,

13. Ceyla İnmeler, Yönetim kurulu üyesi, genel müdür yardımcısı,

14. Ela Hızlı, Yönetim kurulu üyesi, İZBB Sosyal Hizmetler Dairesi başkanı,

15. Halit Çelik, Yönetim kurulu üyesi, Park ve Bahçeler Dairesi eski başkanı, yeni Genel Sekreter Yardımcısı.

Görüldüğü gibi temel görevi İzmir Körfezi‘nde yolcu taşımacılığı yapmak olan İZDENİZ‘in yönetim kurulunda çoğu başka alanlarda uzmanlaşmış 1 adet genel sekreter yardımcısı, 3 genel müdür yardımcısı ve 8 daire başkanının oluşturduğu bürokratların ağırlığı bulunmaktadır..

Ancak buna rağmen uzmanı olmadıkları, bilmedikleri ve anlamadıkları bir alanda yolcu taşımacılığı ile ilgili önemli kararları alıp deniz yoluyla yolcu taşımacılığının toplu ulaşımın içindeki oranının devamlı azalmasını sağlıyorlar… Ayrıca yönetim kurulunda 3 üst düzey ESHOT yöneticisi görev yapmasına rağmen yıllardır iskelelerden hareket eden ESHOT otobüslerinin hareket saatleri ile vapurların hareket ya da varış saatleri birbiriyle ilişkilendirilmiyor, vapur ya da otobüs yolcularının beklemeden yolculuğa devam etmesi sağlanamıyor…

Bence bu 3 üst düzey ESHOT görevlisi en azından iskelelere yanaşan gemilerle o iskelenin bulunduğu duraktan hareket eden ESHOT otobüsleri arasındaki senkronizasyonu bugüne kadar sağlamış olsalar bir nebze İzmir’e hizmet etmiş olurlar diye düşünüyorum…

Bu kadar şirket boşuna kurulmuyor…

2025 yazının işçi direnişleriyle hatırladığımız İZELMAN A.Ş. yönetimi de şirketin faaliyet konusu ile ilgisi olmayan kişilerden oluşuyor:

1. Aybala Yentürk, Yönetim kurulu başkanı, gıda mühendisi, Cemil Tugay‘ın sınıf arkadaşı Dr. Nejat Yentürk‘ün zevcesi olup APİKAM‘da “danışman” olarak çalıştırılmaktadır. Dr. Nejat Yentürk ise Grand Plaza A.Ş.‘nin yönetim kurulu üyesi olarak atanmıştır,

2. Ertuğrul Tugay, Yönetim kurulu başkan vekili, Tunç Soyer döneminin “makbul” Genel Sekreter Yardımcısı,

3. Cenk Erdöl, Yönetim kurulu üyesi, CHP Gençlik Kolları (Ege Bölgesi’nden Sorumlu) Genel Başkan Yardımcısı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel‘in eski danışmanı, Kent A.Ş. eski genel müdürü,. Ayrıca İzmir Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü yönetim kurulu üyesi, Manisa‘nın Şehzadeler ilçesinde yaşıyor.

4. Atilla Hakan Özel, Yönetim kurulu üyesi, İZSU Genel Müdür Yardımcısı, inşaat mühendisi,

5. Özgür Akkavak, Yönetim kurulu üyesi, İZSU Genel Müdür Yardımcısı, endüstri mühendisi,

6. Eylem Başar Yıldırım, Yönetim kurulu üyesi, Genel Sekreter Zeki Yıldırım‘ın zevcesi.

7. Sinan Alper, Yönetim kurulu üyesi, daha önce ne yaptığı, uzmanlığının ne olduğu belli değil,

8. Bayram Köse, Yönetim kurulu üyesi,  İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü‘nde hekim,

9. Selahattin Mamikoğlu: Yönetim kurulu üyesi, (Linkedin‘deki şahsi hesabıyla gazete haberlerine göre) İzmir Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi başkanı, makine mühendisi,

10. Yılmaz Mede, Genel Müdür, Karşıyaka Belediye Meclisi aday adayı,

11. İlknur Tanrıverdi, Genel Müdür Yardımcısı,

12. Caner Peynirci, Genel müdür yardımcısı, Anadolu Üniversitesi Turizm ve Seyahat Hizmetleri Yönetimi bölümünden mezun olup Afyon‘un Şuhut ilçesinden İzmir‘e gelen CHP‘li bir siyasetçi.

Biri genel sekreterin, diğeri sınıf arkadaşının eşi olmak üzere aile yakınlığından kaynaklı kayırmacılığın (nepotizm) en iyi ve somut iki örneğiyle gücünü siyasetten; yani, CHP ve onun genel başkanı Özgür Özel‘den alan birinin görev yaptığı Dokuz (9) kişilik böylesi bir yönetim kurulunun şirketin asıl faaliyet alanı ve konusu dışındaki her şeyle ilgili olduğu söylenebilir.

Hele ki 16 Temmuz 2025 tarihinde şirket ana sözleşmesinde yapılan esaslı değişiklik sonrasında şirketin “resmi kurum ve kuruluşlara, özel firma ve şirketlere, bankalara, otel, motel ve restoranlara, turistik tesislere, gerçek kişi ve tüzel kişilere genel hizmetler konusunda eleman temin edeceğini” ya da İZSU dururken ve İZSU bu hizmetleri zaten yeterli düzeyde yapamazken şirketin “su ve kanalizasyon hizmetleri vereceğini, içme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının temin edilmesi ile ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için her türlü tesisin etüt, projesini yapmayı, bu amaçla her türlü faaliyeti yapmayı, yaptırmayı, kurulu olanları devralıp işletmeyi, kullanılmış sular ile yağış sularının toplanmasını, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılmasını, bu amaçla her türlü tesisin kurulmasını, kurdurulmasını, işletilmesini ve işlettirilmesini” kendine vazife edindiğini okuduğumuzda, yönetim kurulunda yer alan İZSU üst yöneticilerinin neden bu şirkette görev aldığını anlamamız bir o kadar kolay olmaktadır…

İZELMAN‘nın, ayrıca bir sermaye şirketi olarak sermaye ve cirosu itibariyle İnternetteki sayfasında “Bilgi Toplumu Hizmetleri” bölümünü açıp bu bölümde şirketle ilgili güncel bilgi ve belgeleri kamuoyu ile paylaşması gerektiği halde bu yasal zorunluluğu yerine getirmediği görülmektedir.

Kapitalizmin kutsal suç ve sömürü mabedi…

Bilindiği üzere, belediyenin en büyük şirketlerinden biri olan İZBETON, Tunç Soyer döneminde şirket yöneticileri eliyle yapılan yolsuzluklar nedeniyle mahkemede sorgulanmaktadır. O nedenle şu an itibariyle tüm maddi ve manevi değerini kaybetmiş, bir anlamda iflas etmiş bir şirkettir.

Ancak ona rağmen belediye açısından devamlı sağılması, yerel politikacıları beslemesi gereken bir kurum olarak algılanmakta; o nedenle, yasama-yürütme-yargı arasındaki güçler ayrılığı ilkesini çiğneyecek şekilde görevlendirmelere konu olmaktadır.

1. Zafer Levent Yıldır: Yönetim kurulu başkanı, Karabağlar ve İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi üyesi, İzmir Büyükşehir Belediye Meclis başkan vekili, inşaat mühendisi, sosyolog,

2. Gürkan Erdoğan: Yönetim kurulu başkan vekili, İZSU Genel Müdürü, inşaat mühendisi, İZBETON davasında adli kontrolle serbest bırakılmış durumda,

3. Belma Özeş: Yönetim kurulu üyesi, ESHOT Daire Başkanı, matematik mühendisi, Manisalı, İZBETON davasında yargılanıyor.

4. Levent İşler: Yönetim kurulu üyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi Yazı İşleri ve Kararlar Dairesi Başkanı, İZBETON davasında yargılanıyor,

5. Burhan Ergül: Yönetim kurulu üyesi, ESHOT Genel Müdür Yardımcısı, İZBETON davasında yargılanıyor,

6. Mete Gürbüz: Yönetim kurulu üyesi, eski mülkiye başmüfettişi,

7. Elvin Sönmez Güler: Karabağlar ve İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi üyesi, yüksek peyzaj mimarı, TMMOB Peyzaj Mimarları Odası İzmir Şubesi eski başkanı, Bayındır Tarıma Dayalı Organize Sanayi Bölgesi müteşebbis heyet üyesi, SDR Grup & Sedir İzmir Peyzaj Mimarlığı ortağı,

8. Gökhan Kara: Yönetim kurulu üyesi, genel müdür. Genel müdür olduktan sonra makamındaki Abdülhamit resmini kaldıran “Abdülhamitsever” şahsı şirket içindeki “Truva Atı” nitelemek mümkün,

9. Kazım Kaya: Yönetim kurulu üyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi Destek Hizmetleri dairesi başkanı.

Görüldüğü gibi karşımızda bir kısmı İZBETON davasında yargılanan kamu görevlileri ya da şirket çalışanları; ayrıca, T.C. Anayasası’nın temel ilkelerinden biri olan “güçler ayrılığı ilkesi” ile CHP‘nin bu konu ile ilgili genelgesine rağmen görevde tutulan ya da kalmakta ısrar eden iki meclis üyesi ve iktidardan yana tutum ve davranış sergileyen Dokuz (9) kişilik bir yönetim kurulu var…

Şirketin kendisi tüm itibarını yitirerek yargılanıyor ve yargılananlar arasında bazı yönetim kurulu üyeleri var… Belediye başkanının göreve gelişi ile birlikte başlayan İZBETON soruşturması çerçevesinde hiç kimsenin aklına -ne yazık ki- İZBETON‘un kurumsal itibarını düşünmek ya da kurtarmak gelmemiş… Sanıklar ya da şüpheliler mahkemede kendilerini savunmaya çalışırken eski belediye başkanı hapiste gün dolduruyor… Yenisi ise rakibini yok etmek amacıyla yarattığı bu manzara karşısında son derece memnun… Kaybeden ise İzmir, İzmir‘in şirketi İZBETON ve İzmir‘in umudu olduğu söylenen CHP

Şirketlerin bir suç örgütüne dönüşmesi…

Geçmişi yolsuzluklarla anılan bu şirketin mevcut yönetim kurulu ise şu şahıslardan oluşmaktadır:

1. Önder Koç: Yönetim kurulu başkanı, Karşıyaka Belediyesi Kent A.Ş. eski yöneticisi, İzmir Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü yönetim kurulu üyesi,

2. Hakan Barçın: Yönetim kurulu başkan vekili, CHP Foça Belediye Başkan Aday Adayı, Kent A.Ş. yönetim kurulu üyesi,

3. Güzin Özbaş: Yönetim kurulu üyesi, İZSU Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı, biyoloji uzmanı,

4. Nejat Yentürk: Yönetim kurulu üyesi, emekli pratisyen hekim, Cemil Tugay‘ın sınıf arkadaşı,

5. Aktan Akarsu: Yönetim kurulu üyesi, İZSU Mali Hizmetler Dairesi başkanı, makine mühendisi,

6. Serpil Keskin: Yönetim kurulu üyesi, İZBB Muhtarlık İşleri Dairesi başkanı, 2011-2012 dönemindeki Grand Plaza Soruşturmasında 6 ay süreyle tutuklu kalmıştı,

7. Eylem Ulutaş Ayatar: Yönetim kurulu üyesi, inşaat mühendisi, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi eski başkanı,

8. Asuman Türkmen Meral: Yönetim kurulu üyesi, İZBB Strateji Geliştirme Dairesi başkanı, DEÜ Atatürk İlke ve İnkılap Tarihi Bölümü mezunu,

9. Berkhan Alptekin: Yönetim kurulu üyesi, İZBB Spor Dairesi başkanı, Cemil Tugay tarafından ödüllendirilen Karşıyaka Belediyesi‘nin ünlü “tacizci” personeli,

Evet, yine karşımızda Dokuz (9) kişilik bir yönetim kurulu var… Hem de Karşıyaka‘dan sonra fethettikleri İzmir Büyükşehir Belediyesi surlarından içeri girer girmez Grand Plaza adı verilen “sabıkalı” şirkete doluşan leventler; pardon, Karşıyakalılar: Kent A.Ş. genel müdürü Önder Koç, Kent A.Ş. yönetim kurulu üyesi/danışmanı Hakan Barçın ve Cemil Tugay‘ın sınıf arkadaşı olarak, Karşıyaka‘da eşi Aybala Yentürk ile birlikte çalışıp sergiler açan, eşi belediyede para karşılığında danışman olarak çalışan Dr. Nejat Yentürk… Kayırmacılık denilince ilk akla gelen arkadaşlar, kankalar grubu olarak… Bunlara ilave olarak Aziz Kocaoğlu‘nun 2019’da aday olmaması üzerine birden bire kapatılan 397 yıllık ceza davası dosyasının kahramanları; meslek odasındaki makamını hiçbir etik değeri dikkate almaksızın belediyede makam edinmek için kullanıp daire başkanı olanlar ve Karşıyaka‘nın biricik “tacizci” kahramanı…

Suç mekanı şirketler ve suçlular…

Bu yazıda ele alacağım şirketin yönetiminde ise belediye daire başkanlarının yanında belediye başkanının çevresindeki insanların ne ölçüde az, bu konuyla ilgili portföyünün ne kadar zayıf olduğunu gösteren; ayrıca İZBETON yolsuzluğunda Cemil Tugay‘ı savunup Tunç Soyer‘i suçladığı için şirket yöneticiliği ile ödüllendirilen isimler bulunuyor:

1. Yalçın Alver: Yönetim kurulu başkanı, Prof. Dr., Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü‘nde görev yapıyor,

2. Melek Ünlü, Yönetim kurulu üyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi 1. Hukuk Müşaviri, muhtemelen Belediye Başkanı Cemil Tugay‘a bir kamu mülkü olan “Basmane Çukuru” konusunda akıl veren belediye hukukçularının başında geliyor,

3. Semih Kök: Yönetim Kurulu Üyesi, ESHOT Otobüs İşletmesi Dairesi başkanı, Bu göreve Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Şube Müdürü iken naklen geçmiş eski bir polis,

4. Seha Özmen: Yönetim kurulu üyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi Yapı Kontrol Dairesi başkanı,

5. Fatih Özkurt: Yönetim kurulu üyesi, Yörük Ali Efe ile ilgili kitapların yazarı, yazdığı kitaplarla ilgili İnternet sitelerinde daha önce Milli Savunma Bakanlığı‘nda protokol müdürü olarak çalıştığı belirtiliyor,

6. Onur Açık: Yönetim kurulu üyesi, (İzmir Büyükşehir Belediyesi İnternet sayfasının “Birimlerimiz” bölümü bilgilerine göre) İzmir Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi başkanı,

7. Ayşe Arzu Özçelik: Yönetim kurulu üyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kentsel Dönüşüm Dairesi başkanı, Daha önceden TOKİ‘de birim sorumlusu olarak çalışmış. İZBETON davasına zorla getirilip ifade veren Özçelik, Tunç Soyer döneminde görev yaptığı daire başkanlığının kaldırılması nedeniyle suçun işlendiği tarihte hiç bir şekilde inşaat hakkında bilgi sahibi değilmiş gibi kendisini sadece yazışmalar üzerinden savunmuş, bizler belediye dışındaki gazeteci ve araştırmacıların bile kooperatiflerin taşeron firmalara iş yaptırdığını bildiği; ancak, bu taşeron firmaların hangi firmalar olduğunu öğrenemediği bir süreçte, bir daire başkanı olarak bundan haberdar olmadığını iddia etmiştir.

8. Ahmet Soner Emre: Yönetim kurulu üyesi, hekim, İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi başkanı. Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu‘nun Konak Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü‘nden alması üzerine Cemil Tugay tarafından daire başkanı olarak atandığı biliniyor.

Evet, bu 21. yazıda da İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin İZDENİZ, İZELMAN, İZBETON, GRAND PLAZA ve İZULAŞ gibi beş büyük şirketini inceleyerek bu şirketlerin yönetiminde yer alan toplam 50 ismin bilgi, birikim, tecrübe, deneyim ve uzmanlık açısından görev yaptıkları şirketlere ne ölçüde uygun olduklarını irdelemeye; eş-dost-akraba-arkadaş ilişkileriyle atanan bu kişilerin hem bu şirketlere ve İzmir Büyükşehir Belediyesi‘ne, hem de İzmir‘e ne ölçüde zarar verdiklerini görmeye çalıştık…

Ama her düzeydeki araştırmamıza rağmen bu şirketlerde kaç kişinin çalıştığını, ne kadar ciro yaptıklarını, ne kadar zarar ettiklerini ve yönetim kurulu üyelerine ne miktarda ödeme yapıldığını öğrenemedik…

Çünkü kamu kaynakları ile kurulan bu şirketlere ait önemli bu bilgilerin, yine aynı şirket yöneticileri tarafından halktan gizlenmesi gereken “ticari sır” olduğu söylendi bize…

Önümüzdeki hafta ise İZFAŞ, EGEŞEHİR PLANLAMA, İZBAN, İZDOĞA ve İZENERJİ şirketlerini ele alarak belediyenin holding yapısını tartışmaya devam edeceğim….

Tüh be! şimdi ne olacak ortaya saçılan bu ticari sırlara?

Ali Rıza Avcan

Türk Ticaret Kanunu, Bankacılık Kanunu ve Elektronik Haberleşme Kanunu gibi yasal mevzuatta adı geçen “ticari sır” kavramı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 21.10.2019 tarihli ve 2016/6958 E., 2019/4349 K. sayılı kararında şu şekilde tanımlanır:

Ticari sır; gerçek ya da tüzel kişi tacire, rakiplerine karşı ekonomik anlamda menfaat sağlayan, sır olarak saklanan ve gizli kalması için gerekli önlemlerin sahibi tarafından alındığı bilgi olarak tanımlanır. Yine haksız rekabet ilkeleri de göz önünde bulundurularak bir başka tanım olarak ticari sır; “Tacirin ticari faaliyetleri esnasında kullandığı, aynı olanağa sahip olmayan veya kullanamayan rakiplerine karşı kendisi için avantaj teşkil eden herhangi bir formül, düzen, model vs. toplam bilgiler şeklinde” tanımlanabilir.”

Türk Ceza Kanunu’nun “Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçu” başlıklı 239. maddesine göre;

(1) Sıfat veya görevi, meslek veya sanatı gereği vakıf olduğu ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilere veren veya ifşa eden kişi, şikayet üzerine, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu bilgi veya belgelerin, hukuka aykırı yolla elde eden kişiler tarafından yetkisiz kişilere verilmesi veya ifşa edilmesi halinde de bu fıkraya göre cezaya hükmolunur.

(2) Birinci fıkra hükümleri, fenni keşif ve buluşları veya sınai uygulamaya ilişkin bilgiler hakkında da uygulanır.

(3) Bu sırlar, Türkiye’de oturmayan bir yabancıya veya onun memurlarına açıklandığı takdirde, faile verilecek ceza üçte biri oranında artırılır. Bu halde şikayet koşulu aranmaz.

(4) Cebir veya tehdit kullanarak bir kimseyi bu madde kapsamına giren bilgi veya belgeleri açıklamaya mecbur kılan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Kapitalizmin varlık nedeni olan şirketlerin ticari sırlarıyla bankaların sırları ya da onlarla işlem yapan müşterilere ait bilgi ve belgelerin kamuoyuna açıklanması işte böylesine ağır cezalarla cezalandırılır ki, şirketlerle bankalar ve onların müşterilerin yaptıkları şeyler ortaya çıkmasın, saklanıp gizlensin, sömürünün kaynağı ortaya çıkmasın istenir.

İşte o nedenle bütün şirket ve bankalar, kendilerine tanınmış bu hakkı genişleterek sonuna kadar kullanırlar ve ne yapıyorlarsa; adeta her şeyi ticari ya da banka sırrı kapsamına sokup size bilgi vermezler. Bu imtiyaza tabii ki, belediye hizmetlerinin özelleştirilmesi sayesinde karşımıza çıkan ve yaptıkları sınırsız yolsuzluk ve usulsüzlük nedeniyle gerçek bir kara kuyu olan belediye şirketleri de dahildir. Böylelikle kapitalizm, belediye şirketleri dahil şirketler ve bankalar eliyle yapılan her türlü kötülüğü halkın gözünden, bilgisinden saklar, gizler ve onları kapitalizmin kurtarıcıları olarak takdim edip korur.

Şayet 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu‘nun size verdiği yetkiler sayesinde belediye şirketlerinden kârları, zararları, bilançoları ve çalıştırdıkları personel sayısı gibi konularda bilgi isterseniz, hemen hepsi bu bilgilerin “ticari sır” kapsamına girdiğinden dem vurarak bilgi vermezler. Bu duruma İZDENİZ, İZULAŞ, İZBAN, İzmir Metro gibi piyasada ticari anlamda rakibi dahi olmayan, bu nedenle de öğrenilecek bilgi ve belgeleri alıp kullanacak başka bir şirketin olmadığı durumlarda bile İZDENİZ‘in ne miktar zarar ettiği, İzmir Metro yönetim kurulu üyelerine ne miktarda huzur hakkı ödendiği, İZENERJİ‘de kaç kişinin çalıştığı “bütün bunlar ticari sırdır” denilerek size söylenmez, kamuoyunun bilgi ve denetiminden titizlikle kaçırılır.

Evet, neyse ki Sayıştay var ve Sayıştay, devletin en yüksek hesap mahkemesi olarak iyi bu belediye şirketlerinin bazılarını denetleyip “ticari sır” gerekçesiyle halktan kaçırılan bilgileri kendi İnternet sayfasıyla açıklayıp kamuoyuna açıklıyor. Böylelikle kamu kaynaklarıyla kurulan belediye şirketlerinin neler yapıp eylediklerini, nasıl suç işlediklerini, yolsuzlukları ne şekilde hayata geçirdiklerini devletin en yüksek hesap mahkemesi sayesinde öğreniyor, haberdar oluyor, böylelikle Türk Ceza Kanunu’nun 239. maddesinde yazılı olan cezaları almaktan kurtuluyoruz. Aksi takdirde hepimize ajan ya da yabancı devletlerin muhbiri demeleri o kadar kolay ki… Son yıllarda cemaatlerin eline geçmiş olsa da; şimdilik, iyi ki Sayıştay var diyoruz ve o da olmasa, inanın hiç bir şeyden haberimiz olmayacak, ödediğimiz vergilerle kurulan belediye şirketlerinin nasıl bir pislik içinde yüzdüklerini öğrenemeyeceğiz. Hem de “hak, hukuk, adalet” diyen CHP‘li belediyelerinin kurdukları şirketlerin yaptıklarını…

Şimdi gelelim bu yazının yazılış nedenini oluşturan İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin şirketi İZENERJİ A.Ş. ile ilgili 2023 yılı Sayıştay Denetim Raporu’nda yazılı olanlara; yani, ortaya saçılan o çok önemli ve gizli olan ticari sırların neler olduğuna….

73 asıl,14 ek olmak üzere toplam 87 sayfadan oluşan 2023 yılı Sayıştay Denetim Raporu’nun tarihi Kasım 2024.

Tam adı İzenerji İnsan Kaynakları Temizlik Bakım ve Organizasyon Enerji Yayıncılık Reklam Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi olan şirketin kaynağı, 1992 yılında kurulan İzmir Büyükşehir Belediyesi Yayıncılık ve Tanıtım Hizmetleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi‘ne kadar dayanmakta olup 11 Ocak 2022 tarih, 5463 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi‘nde yayınlanan ilamla bugünkü adına sahip olmuş ve o günden bu yana aynı gazetede yayınlanan toplam 90 adet ilamla adeta bir yayıncılık şirketi olmaktan çıkarak İzmir Büyükşehir Belediyesi‘ne işçi temin eden taşeron bir şirkete dönmüş durumda.

Şirketin güncel sermayesi 267.150.000.- TL olup; bunun % 39,4632’si İzmir Büyükşehir Belediyesi‘ne, % 51,8288’i İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin şirketleri İZELMAN‘a, % 6,2328’i İZFAŞ‘a, geriye kalan % 2,4752’si de İZBETON‘a ait.

Şirket ayrıca İZELMAN A.Ş. sermayesine % 3,5378, İzmir Jeotermal A.Ş. sermayesine % 50, İzelman-İzenerji Adi Ortaklığı sermayesine % 10, Tetusa A.Ş. sermayesine % 75,68, İztarım A.Ş. sermayesine % 3,0903, İzetaş sermayesine % 100, İzmir Arıtma Teknolojileri A.Ş. sermayesine % 50, İzgüneş A.Ş. sermayesine % 49 oranında sahip durumda.

Kısacası şirketin kendi öz sermayesine diğer belediye şirketlerinin, kendisinin de diğer belediye şirketlerinin sermayelerine ortak olması suretiyle şirketler; özellikle de, holding şirketleri arasındaki paslaşmalara, bu paslaşmaların yarattığı yolsuzluklara açık karmakarışık bir yapı oluşturulmuş durumda.

İZENERJİ‘nin denetime konu olan 2023 yılındaki yönetim kurulu başkanı profesyonel yönetici olarak birçok kurum ve pozisyonda çalışmış gemi inşaatı ve makinaları mühendisi Ercan Türkoğlu, yönetim kurulu başkan vekili TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı iken su işlerinden anladığı gerekçesiyle belediye başkan danışmanı yapılan Alim Murathan, yönetim kurulu üyeleri ise Enerji Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ENSİA) Başkanı Alper Kalaycı, polis akademisi mezunu olup uzun yıllar yurtdışında görev yapan Yusuf İncili, İZBB iZSU Bilgi İşlem Dairesi Başkanı Nefise Meltem Turgut, İZBB Emlak Yönetimi Dairesi Başkanı Haluk Karabulut, İZBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Yağmur Han Şenel, Seferihisar Jeotermal A.Ş. genel müdürü Tayfun İlhan, İZBB 1. Hukuk Müşaviri avukat Figen Seyis, Dolfen İnşaat ve Danışmanlık şirketinin sahibi olup kent konseyleri, inşaat mühendisliği gibi birçok alanda değişik unvanları bulunan ve halen İzmir Büyükşehir Belediyesi şirketi İZDENİZ‘de yönetim kurulu başkanlığı görevini yapan Işıkhan Gülerile televizyonlarda sık sık karşımıza çıkan siyasal iletişim uzmanı Gülfem Saydan Sanver‘dir.

2023 yılı itibariyle 11 kişiden oluşan bu ekibin sayısı yeni belediye başkanı Cemil Tugay döneminde 5’e indirilmekle birlikte belediye ve İZSU bürokratı olan Figen Seyis ve Nefise Meltem Turgut ile kendisini daha çok kent konseyi çalışmalarından tanıdığımız Konak Belediye Meclisi üyesi Hamit Mumcu halen bu beş kişilik kadro içinde yer almakta olup; şirketin yönetim kurulu başkanı olarak görevlendirilen makine mühendisi Erhan Uzunoğlu ile Cemil Tugay‘ın Karşıyaka‘dan getirip yönetim kurulu başkan vekili koltuğuna oturttuğu Saadet Çağlın‘a teslim edilmiş gibi gözükmektedir. Nitekim Saadet Çağlın yakın zamanda kendi kişisel sosyal medya hesaplarından yaptığı yurtdışı seyahatler ve diğer çalışmaları hakkında paylaşımlar yaparak diğer yönetim kurulu üyelerinden farklı bir çizgiyi izlemeye başlamıştır.

Şirketin 2023 yılında da genel müdürü olan Dilek Yaylalar Aras ise halen bu görevini sürdürmektedir.

Tabii ki böylesi bir yapının doğal sonucu olarak elimizdeki Sayıştay Denetim Raporu verilerine göre 216.700.000.- TL. sermayeye sahip şirket 2021 yılında 81.173.787,66 TL, 2022 yılında da 87.051.043,82 TL. net kâr elde ederken, belediye başkanının son hizmet yılı olan 2023’de adeta bu iki yılın kârını alıp götürürcesine net 165.687.695,13 TL. tutarında zarar etmiş.

Gelelim Sayıştay denetçisinin bulduğu önemli bulgulara; yani normal koşullarda bizlerden saklanan önemli ticari sırlara… Ancak baştan söylememiz gerekir ki, yazacağımız her bilgi şirkete ait ticari sırların kapsamına girmeyip, Anayasa’ya göre Türkiye Cumhuriyeti’nin en yüksek hesap mahkemesi olan Sayıştay Başkanlığı‘nın resmi İnternet sitesinde kamuoyuna açık bir şekilde açıkladığı 2023 Yılı Sayıştay Denetim Raporu’nda yazılı olan bilgilerdir.

Kaynak: https://www.sayistay.gov.tr/reports/download/wEYDdrOYyX-izenerji-insan-kaynaklari-temizlik-bakim-ve-org-en-yay-rek-tur-san-ve-tic-as

İZENERJİ A.Ş.‘nin 2023 yılı denetiminde Sayıştay denetçisince tespit edilen hususlar:

🔺Şirketin 31.12.2023 tarihi itibariyle tahsil edilmeyip vade farkı hesaplanmamış toplam 1.969.493.356,44 TL alacağı bulunmaktadır ve sermayesinin dokuz katı büyüklüğündeki bu alacağın büyük bir kısmı İzmir Büyükşehir Belediyesi ile şirketlerine aittir.

🔺Şirketle diğer belediye şirketleri arasında hiçbir hukuki dayanağı olmadığı halde işçi geçişleri yapılmakta; böylelikle işçilerin ileride büyük hukuki sorunlarla karşılaşmasının kapısı açılmaktadır.

🔺Şirkette “kapsam dışı” adı altında çalıştırılan sendikasız işçilerin ücretlerine yönetim kurulu kararı ile farklı oranlarda zam uygulanarak bir kısım işçiye ayrıcalık yapılmaktadır.

🔺2023 Sayıştay Denetim Raporu’na eklenen yukarıdaki tabloya göre, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve belediyeye bağlı İZSU ve ESHOT genel müdürlükleriyle 10 belediye şirketine 2021, 2022 ve 2023 yıllarında alınan güvenlik görevlisi sayısı toplam olarak 2.681’i bulmaktadır.

🔺2023 Sayıştay Denetim Raporu’na eklenen yukarıdaki tabloya göre, İZENERJİ şirketiyle bu şirket üzerinden İzmir Büyükşehir Belediyesi ve belediyeye bağlı ESHOT ve İZSU genel müdürlüklerinde; ayrıca 10 belediye şirketinde son 3 yılda çalışanların ortalama sayısı 2021 yılı itibariyle 10.338’i, 2022 itibariyle 10.583’ü, 2023 yılı itibariyle 11.520’yi bulmaktadır.

🔺Şirketin yönetim kurulunda İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 1. Hukuk Müşaviri avukat Figen Seyis görevli olduğu halde, 31.12.2023 tarihi itibariyle tespit edilen 839.335.780,47 TL’lık vergi borcu ile 1.408.694.278,76 TL’lık gecikmiş sosyal güvenlik prim borcu nedeniyle şirketi zarara uğratacak şekilde 20.910.912,34 TL tutarında gecikme zammının ödendiği ve bu kamu zararının gecikmeye sebep olanlara tazmin ettirilmediği belirlenmiştir.

🔺Belediyeler ve belediye şirketleri, mevcut mevzuat düzenlemelerine göre ancak Cumhurbaşkanlığı‘nın onayı ile şirket kurabilecekleri halde; şirket yönetim kurulunun 2021, 2022 ve 2023 yıllarında aldığı kararlarla 2.000.000.- TL sermayeli İZETAŞ A.Ş., 1.000.000.- TL sermayeli İzmir Arıtma Teknolojileri A.Ş. ve 1.000.000.- TL sermayeli İZGÜNEŞ A.Ş. şirketlerinin kurulduğu, bu şirketlerden tümünün yönetimine İZENERJİ adına İZENERJİ yönetim kurulu başkanı Ali Ercan Türkoğlu‘nun, İZETAŞ şirketinin yönetimine de İZENERJİ yönetim kurulu üyesi Yusuf İncili‘nin getirildiği ve bu şirketler kurulur kurulmaz sermayesinin çok çok üstünde krediler alıp zarar etmeye başladığı; örneğin, 2.000.000.- TL sermayeli İZETAŞ A.Ş.‘nin 2022 yılı net zararının 30.892.290,50 TL’ye, 2023 yılı net zararının da 64.160.090,19 TL’ya ulaştığı görülmektedir.

🔺Şirket faaliyetleri ile ilgisi olmayan ya da kamu kurum ve kuruluşları tarafından kendisine görev verilmeyen hususlarda büyük miktarlarda harcamalar yapılması; örneğin, yönetim kuruluna bağlı olmak üzere kurulan bir birime herhangi bir görev verilmediği halde 4.955.698,67 tutarında gereksiz ödeme yapılması örneğinde olduğu gibi, şirket yönetim kurulu üyelerinin kamu kaynaklarını doğru, yerinde ve etkili kullanma görevini, 6102 sayılı Ticaret Kanunu’nda tarif edildiği şekilde yerine getirmeyip kamu kaynaklarının israfına neden olduğu belirlenmiştir.

🔺İZENERJİ şirketini denetleyecek Sun Bağımsız Denetim YMM A.Ş. (PKF İzmir)‘nin herhangi bir ihale işlemine başvurmaksızın belirlendiği ve bu şirkete yapılacak ödemelerle hukuk müşavirliği ödemelerinin, sözleşmelerinde yazılı olmamasına rağmen sözleşme süresi içinde arttırıldığı tespit edilmiştir.

🔺Şirketin yönetim kurulunda İzmir Büyükşehir Belediyesi Emlak Yönetimi Dairesi Başkanı Haluk Karabulut ile 1. Hukuk Müşaviri avukat Figen Seyis görev yapıyor olmasına karşın; şirketin gayrimenkul satın almasına yönelik müteahhitlerle yaptığı protokol ve satış sözleşmelerinde yer almamasına rağmen müteahhitlere şirket zararına ödemeler yapıldığı belirlenmiş.

🔺Şirketin İZSU (İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü) gibi başka kurumların görev ve yetki alanına giren konularda faaliyet göstererek harcama yaptığı belirlenmiş.

🔺Şirket, finansal sıkıntılar içinde olmasına rağmen reklam ve tanıtım için 3.000.000.-TL bedelli reklam anlaşması yaparak ödemesini gerçekleştirmiş; ayrıca, Konak, Umurbey mahallesinde kiraladığı bir depoyu bedelsiz olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi‘ne tahsis etmiştir.

🔺Yönetim kurulu üyelerine 2023 yılında ödenecek aylık net 7.500.- lira tutarındaki huzur hakkı ile murahhas aza ücretleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu‘nun hükümlerine göre şirketin genel kurulu yerine yönetim kurulu tarafından belirlenmiş ve bütün yönetim kurulu üyelerinin murahhas aza olması mümkün olmadığı halde tüm üyeler murahhas aza yapılarak 2023 yılı içinde bunların bir kısmına daha yüksek, geri kalanlara ise daha düşük ücret ödemesi yapıldığı belirlenmiş olup; yapılan ödemelerin tutarı, Sayıştay Denetim Raporu’nda da yer alan aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:

Sonuç olarak;

Karşımızda kendisine sermaye, kredi ya da başka adlar altında verilen kamu kaynaklarını hesapsız kitapsız kullanması nedeniyle tüm mali yeteneklerini yitirmiş bir belediye şirketi var ve normal zamanda istesek öğrenemeyeceğimiz bu acı bilgileri, devletin en yüksek hesap mahkemesi olan Sayıştay sayesinde öğreniyoruz. Hem de AKP‘nin siyasi ve tarikat kadroları tarafından işgal edilmiş olan Sayıştay sayesinde…

Vedat Milör‘den “gizli reklamcı” çıkaran AKP’li Ticaret Bakanlığı, belediye harcamalarını da “ticari sır” kapsamına sokarak belediyeleri “ticarethane “olarak kabul etmeye başlamış bile! Belli olmaz yarın öbür gün belediyeleri de “ticarethanedir” diyerek Ticaret Bakanlığı‘na bağlayabilirler….

İşte o nedenle, bu sorunun acı bir ilacı olarak;

İZENERJİ‘nin ve onun benzeri İZTARIM, İZBETON, İZDOĞA gibi diğer “batık” belediye şirketlerinin bundan böyle aldıkları bütün karar ve hesaplarıyla, yaptıkları ya da yapamadıkları uygulamalarla şeffaf bir şekilde karşımıza çıkmasını, muhasebe kayıtlarının bu işi şirketlerden aldığı para karşılığı yapan loca üyesi yakın arkadaşlar yerine bu işin ticaretini yapmayan ombudsman niteliğindeki bağımsız kurullar ya da en iyisi, yaptığı işi ciddiye alan belediye meclisi denetim komisyonları tarafından denetlenmesini, yönetim kurullarının “sınıf arkadaşları“, “sınıf arkadaşının eşi“, “Malatyalı Veli Ağbaba’nın adamı“, “genel merkezin gönderdikleri” ya da şimdilerde moda olduğu üzre “İmamoğlu’nun görevlendirdikleri” gibi İzmir‘i tanımayan işten anlamazlarla ya da “profesyonel yönetici” adı altında şirketlerin içini boşaltma konusunda becerikli insanlarla doldurulmamasını; ayrıca, bu şekilde kamu kaynaklarını israf edenlerden hesap sorularak zararların tazmin ettirilmesini istiyor, bunu “kent hakkı“nın doğal bir parçası olarak talep ediyoruz.