Kent bilgi sistemleri

Ali Rıza Avcan

Benim kent bilgi sistemleri pratiği ile ilk tanışmam 1994 yılına dayanır. 

Daha önce yabancı dildeki kitaplardan okuyup öğrendiğimiz ve bir kenti bilgisayar ortamına sığdırmak olarak tanımladığımız ilk kent bilgi sistemini Kent Bilgi Sistem Merkezi (KEBİM) ismiyle İstanbul’daki Bahçelievler Belediyesi’nde oluşturmuş ve bu süreç içinde kent bilgi sistemlerinin bir kentin yönetimi için ne ölçüde önemli ve zor bir iş olduğunu fazlasıyla anlamıştık.

Bahçelievler Belediyesi, 1992 yılında devasa büyüklükteki Bakırköy Belediyesi’nin Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy ve Güngören şeklinde dörde ayrılması suretiyle kurulmuş ve 1992-1994 döneminde Refah Partisi’nin yönetiminde kalmış büyük bir belediyeydi. 1994 tarihli yerel seçimlerde ise, Türkiye’de ilk kez “Refah Partisi’nden teslim alınan belediye” özelliği ile ANAP’lı belediye başkanı mimar Saffet Bulut‘un yönetimine geçmişti.

Tümü yapılaşmış 1.674 hektarlık yerleşimin 11 ayrı mahallesinde, 1990 nüfus sayımına göre 322.234 kişi yaşıyordu. Bu sayı 2000 nüfus sayımında ise 478.623’e ulaşmıştı.

Bahçelievler 01

Bahçelievler 02

İlçe Altınyıldız Tekstil, Duran Ofset, SEK Süt Fabrikası gibi büyük üretim tesislerini barındıran İstanbul’un eski bir sanayi bölgesiydi. Ayrıca TGRT Haber, Zaman Gazetesi gibi o tarihlerde büyük ve etkili olan medya kuruluşlarının yer aldığı bir bölgeydi. 

Anavatan Partili belediye başkanlarının, genel başkanları Mesut Yılmaz’ın çok önem verdiği Semt Danışma Merkezleri (SEDAM) ve Kent Bilgi İşlem Merkezi (KEBİM) projelerini uygulamak için adeta sıraya girdiği, bu projeleri uygulayıp başarılı olmak istedikleri bir dönemdi.

Bahçelievler Belediye Başkanı Saffet Bulut da bu projeleri uygulayarak hem genel başkanının gözüne girmek istiyor; hem de bu projeler sayesinde yeni gelir kaynaklarına kavuşarak kenti daha rahat yöneteceğini seziyordu.

Nitekim 1994-1997 döneminde oluşturduğu Semt Danışma Merkezleri (SEDAM) ve Kent Bilgi Sistemi (KEBİM) projeleri sayesinde çok az sayıdaki emlak vergisi mükellef sayısını kısa bir sürede 4-5 kat arttırması mümkün oldu… Hem de zaman aşımına uğramamış son beş yılın vergilerini gecikme zamları ile birlikte tahsil etmek suretiyle…

Böylelikle, “kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez” mantığı ile başlangıçta büyük bütçeler ayırdığı Semt Danışma Merkezleri (SEDAM) ve Kent Bilgi Sistemi (KEBİM) sayesinde  ikinci bir dönem daha belediye başkanlığı yapmak suretiyle…

Tabii ki bunu yapabilmek için; daha doğrusu alandaki fiziki yapılaşmayı kadastro kayıtlarıyla uyumlu hale getirebilmek için önce bütün ilçenin imar planını, halihazır durumu esas alarak sil baştan yenileme becerisini gösterdi. Şayet bunu yapmasaydı, kadastro kayıtlarıyla çakıştıramadığı sayısal plan verilerini bilgisayar ortamına aktarmasının hiç bir anlamının olmayacağını iyi biliyordu.

Kebim Saha 01

İlçedeki halihazır yapılaşma üzerinden imar planlarının hazırlanması hem zor oldu hem de uzun sürdü. Ama sonunda herkes hazırlanan imar planından memnun kalmış, hem de tüm kadastral bilgilerin imar planı bilgileriyle uyumlu olması sağlanmıştı.

Ardından, hazırlanan bu yeni imar planına göre yasal hale gelen halihazır durumla ilgili sayısal verilerle yapılardaki bağımsız bölümlere ait sözel verilerin geniş bir ekiple sahadan toplanıp derlenmesi ve kontrol edilip bilgisayar ortamına aktarılması sağlandı.

Tabii bütün bu işlemler sırasında Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ve Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) gibi resmi kurum ve üniversitelerden bilgi ve katkı almakla birlikte; çoğu şeyi “karanlıkta yürümek” suretiyle keşfettik.  Yapılan birçok işlem çoğu kez daha doğrusunu eksiksiz  yapmak amacıyla iptal edilerek yeniden yapıldı. Böylelikle yaparak, deneyerek ve düzelterek; adeta ülkemiz koşullarına uygun bir kent sistem modelinin oluşturulması için ilk adımları atmış olduk.

Tabii ki bütün bunları, 1994’lü yıllar gibi bilgisayar ve iletişim teknolojisinin yeni yeni gelişmeye başladığı yıllarda yaptık. Çoğu kez fazla işlem yapmaktan kilitlenen bilgisayarların çalışmasını kapa-aç yöntemiyle çözmeye çalıştık ya da topladığımız verileri, Google’un kurulduğu ilk yıllarda yaptıkları gibi, bilgisayarları birbirine bağlayarak kapasitesini arttırdığımız hard disklere kaydetmeye çalıştık.

Kısacası ülkemizdeki ilk kent bilgi sistemini, bu konunun yeterince bilinmediği, teknolojinin yeterince gelişmediği, veri denilen o sihirli şeyin ortalarda gözükmediği yıllarda yaptık, yapmaya çalıştık.

Tüm mahalle, sokak ve binalardan toplayıp bilgisayar ortamına aktardığımız sayısal ve sözel verileri daha sonra belediyenin elindeki imar, zabıta, vergi gibi değişik verilerle ve bilgisayar altyapısını oluşturduğumuz ve bu altyapıya tapu-kadastro kayıtlarını kaydettiğimiz dört ayrı tapu-kadastro müdürlüğündeki tapu bilgileriyle eşleştirilmesini, tapudaki günlük hareketlerin oluşturduğumuz Kent Bilgi Sistemi’ne anında transferini sağladık. Böylelikle o tarihler için yapılamaz denilen birçok şeyi başararak uzun, keyifli bir yolu katettik.

Çok iyi hatırladığım bir şey de, kurduğumuz sistemin bizden sonra nasıl güncellenip tazeliğini koruyacağı sorunuydu. Çünkü kurumların yeni yeni kurduğu bilgisayar sistemleri DOS ve UNIX adı verilen iki farklı sistem altında çalışıyor, çoğu kez bu iki ayrı sistemi birbiri ile ilişkiye sokmamız mümkün olmuyordu. Her iki sistemi pazarlayıp satan firmalar diğer sistemin yaşayıp var olmaması için türlü çeşitli engeller koyuyor, sadece kendi sistemlerinin kullanılmasını istiyorlardı. Bu çerçevede muhtarlıklara verdiğimiz bilgisayarlardaki veriler Kent Bilgi Sistemi’ne (KEBİM) nasıl aktarılacak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İSKİ, TEK gibi kurumların verileriyle nasıl bir çakışma sağlanacaktı? Bütün bunlar büyük zorluklarla kurduğumuz sistemi bekleyen, belki de en önemli sorunlardı…

Sokaklar 01

Bütün bu sorun ve o zamanlar için bilinemeyen konulara karşın bu titiz çalışma öyle bir hale geldi ki, sistemin açılış törenine gelen o zamanın başbakanı Mesut Yılmaz‘ın sunum sırasında adını verdiği bir akrabasının Siyavuşpaşa Mahallesi’ndeki hangi binada yaşadığını, oturduğu binanın hangi özelliklere sahip olduğunu ve yaşadığı bağımsız bölümdeki diğer aile fertlerinin kimler olduğunu hiç zorlanmadan bulup kendisine söylediğimizde yaptığımız işten büyük bir gurur duyduk. Hem de bize önceden böylesi bir sorunun sorulacağı söylenmemiş, bir hazırlık yapmamız istenmemiş olmasına karşın… Verdiğimiz bilgiler üzerine Mesut Yılmaz‘ın yüzünde gördüğümüz o gülümseme ve bizlere söylediği güzel sözler aslında bizim başarımızı açık bir şekilde gösteriyordu…

Koskocaman bir kentin mahalle, cadde, sokak ve binalarıyla hatta her bir binada yaşayan ya da çalışanlarıyla bilgisayar ortamına aktarıldığı, kentle ilgili her türlü konu, karar ya da sorunun bilgisayar ekranlarına bakılarak çözümlendiği bir kentten kalkıp İzmir’de geldiğimizde; o tarihlerde Konak Belediyesi’nden yeni ayrılmış Balçova Belediyesi ile Konak Belediyesi arasındaki Üçkuyular ve İnciraltı bölgeleriyle ilgili sınır anlaşmazlıklarının kullanıla kullanıla parçalanmış haritalar üzerinden çözümlenmeye çalışılması, İstanbul ve İzmir’deki belediye yöneticileri arasındaki anlayış, yaklaşım ve teknoloji farkını somut bir şekilde ortaya koyuyordu.

Bu farkı, Ulusal Adres Veri Tabanı (UAVT) ve Coğrafi Adres Bilgi Sistemi (CABS) çalışmaları kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Türkiye İstatististik Kurumu (TÜİK) işbirliği içinde yürütülen Bornova ilçesindeki 36 mahalle ve 12 köyle ilgili adres verilerinin bilgisayar ortamına aktarmayı amaçlayan 2007 tarihli Bornova Adrese Dayalı Coğrafi Bilgi Sistemi Projesi‘nde proje koordinatörlüğü görevini yaparken de -bir kez daha- görüp; İzmir’in Kent Bilgi Sistemleri konusunda ne kadar gerilerden geldiğini fark etmiştim.

Kullandığımız teknoloji aradan geçen 13-14 yıl içinde oldukça gelişmiş olmakla birlikte bir kent bilgi sisteminin daha ilk adımını oluşturan Adrese Dayalı Coğrafi Bilgi Sistemi çalışmalarında İzmir Büyükşehir Belediyesi yönetici ve çalışanlarında göremediğim bilgi, deneyim ve heyecan noksanlığı beni hep şaşırtmış ve düşündürmüştür.

Layers_of_information_lolly-e1455878622168Kent yönetiminde “akıllı” olma becerisinin öne çıkarıldığı ve “akıllı kent” kavramının yaygınlaştığı günümüz koşullarında ne yazık ki İzmir Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediyelerinin elinde doğru düzgün kurulmuş, çalışan ve sürekli güncellenen bir kent bilgi sistemi yok.

2007-2009 yılları arasındaki dönemde ilçeler ölçeğinde oluşturulan Adrese Dayalı Coğrafi Bilgi Sistemi bile istenen düzeyde verimli çalışmıyor. Bu çalışmaları yapacak birimlerin başında ise; özellikle de İzmir Büyükşehir Belediyesi‘ne bağlı bir bilişim şirketi olan Ünibel‘in genel müdürlüğünü yapan iyi bir bilişim uzmanının bu görevi bırakmasından hemen sonra bu göreve ve şirket yönetim kurulu başkanlığına emekli bir vali yardımcısının getirilmiş olması bu kadar önemli bir şin ne ölçüde ehline yaptırıldığını gösteren önemli bir kanıttır.

Bunun ötesinde, Ünibel‘e ait İnternet sitesi’nin “Bilgi Toplumu Hizmetleri” bölümünü açıp baktığımızda ise, yönetim kurulu üyelerinin uzmanlık bilgileri ile ilgili bir kısım olmakla birlikte yönetim kurulu üyelerinin hangi uzmanlık bilgisine sahip olduğunu gösteren özgeçmiş bilgilerine ulaşmanız mümkün olmuyor.

Evet, bence daha rahat bir ulaşım ve akıcı bir trafik düzenini oluşturmak adına bu kentin cadde, sokak, meydan, köprü ve tünellerinde seyreden araç, motosiklet ve  bisikletlerle ilgili geniş bir veri çalışmasına ihtiyaç olmakla birlikte; kesinlikle ve kesinlikle o çalışmadan önce bu kentin yapılaşması ile ilgili sayısal verilerle sözel verileri bir araya getirecek ve devamlı güncelleyecek bir kent bilgi sistemine ihtiyaç var.

Özellikle de kentin yönetiminde önemli rollere sahip valilik, emniyet, trafik, karayolları, Gediz Elektrik ve belediyeler gibi resmi kuruluşların bünyesinde; hatta her bir belediyenin kendi içinde birbirinden kopuk ve çoğu kez birbirleriyle uyumsuz çok sayıda bilgisayar ağının ya da sisteminin varlığını bildiğimiz için bu sistem ya da ağların birbirleriyle ilişkilendirilerek tek bir kent bilgi sisteminde birleştirilmesi, bence öncelikle yapılması gereken en önemli görevlerden biridir.  

0000000536435-1İşte o nedenle, bu konuda görevli, yetkili ve sorumlu olan tüm merkezi ve yerel yönetim birimlerinde yönetici olarak çalışanların, geçtiğimiz günlerde bir tesadüf neticesinde elime geçen Prof. Dr. Gürol Banger‘in “Kent Bilgi Sisteminin Esasları” isimli kitabını okumalarını öneriyorum.

Çünkü, bizim İstanbul Bahçelievler Belediyesi’ndeki Kent Bilgi Sistemi’ni (KEBİM) kurduğumuz 1990’lı yıllarda, kitapçı raflarında ya da kütüphanelerde bu tür yayınların bulunmadığını düşündüğünüzde; şimdi, elimizde yeteri kadar bilimsel kaynak ve teknolojinin bulunduğu günümüz koşullarında bir kent bilgi sistemini kurmanın o kadar da zor olmayacağını biliyorum.

Tabii ki ülkemizdeki ilk kent bilgi sistemi olarak bilinip tanınan İstanbul Bahçelievler Belediyesi Kent Bilgi Sistemi’nin (KEBİM) tasarım, planlama ve uygulama aşamalarında büyük emekleri bulunan Oya Berik Yanardağ‘ı, Gürkan Büyükturan‘ı, Hasibe Eren‘i ve Işık Kutlayan arkadaşlarımı da unutmamak koşuluyla…

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s