Görünen köy: Kötü yönetilen kamu malları…

Ali Rıza Avcan

Aklı başında olan herkes, sahip olduğu taşınır ve taşınmaz değerlerle nakit adı verilen parasını sayıp ne kadar olduğunu bilir, onları ya da onlarla ilgili notları, belgeleri, liste ve defterleri kasa ya da kilitli çekmece gibi emin yerlerde saklar, başkalarının eline geçmemesi için gereken tüm önlemleri alır…

Şayet aylık ya da yıllık bir bütçe yapıyorsa sağa sola not aldığı bilgileri kaydederek geliriyle gideri arasındaki dengeyi bulmaya çalışır, boğazından kesip alın teri ile tasarruf ederek biriktirdiklerini kaybetmemeye, hırsıza uğursuza yem etmemeye çalışır…

Hele ki bu taşınır ve taşınmaz mallar topluma, halka; yani, kamuya ait ise o zaman daha bir dikkatli olur, daha bir sorumlu hisseder kendisini…

Çünkü ters bir şey olduğunda kendisini topluma hesap vereceğini bilir…

İşte o nedenle namuslu olduğunu söyleyen, ahlak denilen insani değerlerden nasibini almış herkes, sorumlusu olduğu kamu malı niteliğindeki arsa, arazi ve binaların türlerine göre onların ne kadar olduğunu, edinme şekli ve tarihlerini, tapu kayıt bilgilerini, rayiç değerlerini, amortisman bilgilerini ve diğer özelliklerini tek tek bilerek ve bu bilgiler çerçevesinde o malları değerlendirerek korumaya çalışır…

O malların kendi malı olmadığını, tüm bir topluma, tüm insanlığa ait olduğu bilerek altın tepsi içinde sunarak pazarlıklar yapmaz, onları özel kişi ve kurumlara peşkeş çekmez… Hele ki, yandaş müteahhit Mehmet Cengiz‘e verdiği belediye hissesi olayında önce suçlu olduğunu kabul etmeyip 2024 seçimlerinde sırf oy alıp İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olmak uğruna uğruna “bir acemilikti” diye çıkıp özür dilemiş biri ise…

📌Ama benim 2015 yılında uğraşıp ortaya çıkardığım gibi belediyenin tablo ve fotoğraf koleksiyonlarını aslında alıp evine götürerek ya da yakıp imha etmiş gibi göstererek özel koleksiyonculara satılmasını, özellikle de ESHOT ve APİKAM arşivleriyle Pervititch‘in İzmir haritalarında olduğu gibi müzayede evlerinin ve bu işin ticaretini yapan sahaf ve koleksiyoncuların eline geçmesini sağlıyorsanız,

📌Son günlerde tanık olduğumuz gibi, Gazi M. Kemal imzasını taşıyan 1926 tarihli bakanlar kurulu kararıyla, o gayrimenkulün kimden alındığı ve ödemenin kime yapıldığı hususunu hiç merak etmeyip sorgulamadığınız ve sekiz yılda ve sekiz eşit taksitte satın aldığınız mir-i arazideki Tuzakoğlu Un Fabrikası için bugüne kadar 2 Ekim 2006 tarih, 26307 sayılı Resmi Gazete‘de yayınlanan Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmeliğin 9. maddesinin (c) fıkrası uyarınca söz konusu taşınmazla ilgili dosyaya koymanız gereken taraflarca düzenlenen anlaşma tutanağı ile satış sözleşmesini ya da mahkeme kararı ile tapu senedini dosyasından çıkarıp mahkemeye sunamıyorsanız,

📌Yine aynı yönetmeliğe göre Hisarönü‘ndeki eski belediye binası için hazırlamanız gereken listelerle dosyayı mahkemeye sunmak yerine eski bir gazete haberini sunuyorsanız,

📌 Size ait olmayan eski İzmir hapishanesinin yerine inşaat ve yapı kullanma ruhsatlarını düzenlemeden inşa ettiğiniz Konak Katlı Otoparkı‘nın altındaki dükkanları, sırf bu nedenle ihale edemeyip bir süreden beri kendinize ait birimlerin bürosu olarak tahsis ediyorsanız,

📌 İzmir sınırları içinde sorumlu olduğunuz tüm somut ve soyut arkeolojik, tarihi, toplumsal ve kültürel değerleri belirleyip bir kültür envanteri haline getirmeyi bugüne kadar yapmamışsanız ve bu işleri yapması gereken daire başkanlıklarına bilgisiz ve ehliyetsiz kişileri getiriyorsanız,

📌Mevcut yasalar çerçevesinde hazırlanması işi görevleriniz arasında sayılıp sahip olduğunuz mevcut insan kaynağı, teknolojik imkanlar ve mali kaynaklar itibariyle doğrudan doğruya tarafınızca yapılması gereken envanter hazırlama işini, envanter hazırlama sırasında derlenen kurumsal ve kişisel verilerin yerli ve yabancı şirketlerin, hatta yabancı ülkelerin eline geçmesi riskini göze alarak ihaleyle özel firmalara vermeye ya da belediyede çalışan memurların akademisyen eşleri eliyle aslında üniversiteye yaptırmaya kalkıyorsanız,

📌Basmane Çukuru, Buca Cezaevi arsası, Hilton Oteli hissesi, Konak Pier, İnciraltı ve Çeşme Projesi gibi kentin kangrenleşmiş sorunları konusunda “paçanızı kurtarmak” uğruna AKP, TMSF ve sermaye çevreleriyle bir pazarlık/feragat sürecinin içine girmişseniz,

📌 Eski belediye başkanlarının vadesinde ödemeyip başka işlere harcadığı vergi ve sigorta primleriyle onların faizlerini sizden isteyen iktidarı bahane ederek ya da AKP iktidarıyla o iktidara güç veren sermaye çevrelerine şirin görünmek amacıyla elinizdeki değerli gayrimenkulleri elden çıkarmak için olağanüstü bir gayret gösteriyorsanız,

📌İzmir Büyükşehir Belediyesi‘ne ait 2026 Yılı Performans Programı‘nda taşınmazların tapu bilgileri dikkate alınarak gerçekleştirilen envanter çalışması sonunda 30 Haziran 2025 sonu itibariyle İzmir Büyükşehir Belediyesi‘ne ait 4.431’i arsa, 5.418’i de diğer (kamu tesisleri, ticari gayrimenkuller) olmak üzere toplam 9.849 adet taşınmaza sahip olunduğu belirtilmekle birlikte; Vakıflar İzmir Bölge Müdürlüğü‘nün son günlerde el koyduğu 3 tarihi taşınmazla ilgili tartışmalarda da görüldüğü gibi bu envanterin hazırlanmasında dikkate alındığı söylenen tapu belge ve bilgileri ortaya çıkarıp mahkemelere sunmak yerine Gazi M. Kemal imzalı bakanlar kurulu kararları binaların cephelerine asılıp eski gazete haberleri mahkemelere sunuluyorsa; yani, belediyenin elindeki tüm gayrimenkullerin tapu bilgi ve belgeleri dikkate alınarak belirlenmesi işi gerçek anlamda henüz yapılmadıysa,

📌 2019-2024 döneminde düzenlenen tüm Sayıştay denetim raporlarında; “taşınmaz yönetimi ve kiralamaların usulüne uygun yapılmaması“, “Taşınmazların etkili, ekonomik, verimli yönetilememesi“, “taşınmaz tahsislerinin muhasebe kayıtlarında izlenmemesi“, “belediyeye bağış yoluyla gelen taşınırların muhasebe sisteminde kayıt altına alınmaması“, “belediye mülkiyetinde bulunan tarımsal ürün elde edilecek zeytin ağaçlarından faydalanılmaması” gibi ifadeler yer alıyorsa,

📌 2019, 2020, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait Sayıştay denetim raporlarında yazılı eksiklik ve yanlışlıklarla hukuka aykırı uygulamaların neredeyse her denetim raporunda tekrarlanması nedeniyle İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin emlak yönetiminde yıllar itibariyle herhangi bir iyileşmeden söz etmenin mümkün görülmediği anlaşılıyorsa,

📌 İzmir Büyükşehir Belediyesi, Türkiye İstatistik Kurumu ve İçişleri Bakanlığı işbirliği çerçevesinde 2007 yılında başlatılan “Adrese Dayalı Coğrafi Bilgi Sistemi Projesi” kapsamında büyük emeklerle hazırlanıp ortaya konulan ve aradan geçen süre içinde geliştirilen “3 Boyutlu İzmir Rehberi” uygulaması aşağı yukarı 1 yıldır çalıştırılmıyorsa,

📌 İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin sahip olduğu binlerce taşınmazı iyi yönetemediği Sayıştay denetim raporlarıyla kanıtlanan Emlak Yönetimi Dairesi Başkanı İsmail Mutaf, 2024 yılının Kasım ayında ödüllendirilip genel sekreter yardımcılığı görevine getiriliyorsa,

📌 Memurlarınızın, yakın bir dostumun yönlendirmesiyle bina sahipleri tarafından belediyeye bağışlanmak istenen Fevzi Paşa Bulvarı üzerindeki çok değerli tarihi Kadıoğlu Hanı‘nın bağışlama işini, bağış sonrasındaki idari işlemlerin çok uzun ve zor olduğu gerekçesiyle dikkate almayıp sürüncemede bırakması nedeniyle bağışçılar bu değerli taşınmazı bağışlamaktan vazgeçiyorsa,

📌İZBETON ya da EGEŞEHİR YAPI PLANLAMA şirketlerinde gördüğümüz gibi İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin ortak olduğu şirketlerle bu şirketlerin kurduğu hibrit şirketlerin büyük miktarlarda zarar etmesi ya da kredi almak amacıyla sermayesini arttırmak istemesi nedeniyle belediyeye ait değerli taşınmazların belediye meclisi kararlarıyla bu şirketlere devredilmesi sayesinde daha düne kadar kamu malı olup bir çırpıda satılabilir, kiralanabilir ya da peşkeş çekilebilir hale getirilen şirket malları tek tek elden çıkarılıyorsa,

📌Türkiye‘de kurulan ilk kent arşivlerinden biri olup son yıllarda gözden çıkarılan memur ve işçilerle doldurularak çalışmaz hale getirilen Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi (APİKAM)‘nin 2012 yılından bu yana belediyeye ve kente ilişkin her türlü bilgi ve belgeyi arşivleme konusunda yetersiz kalıyorsa, mevcut bilgi ve belgeler kaybolup sahaf, müzayede ve koleksiyonlarda ortaya çıkıyorsa, bağışçılarda bu konuda bir algı gelişiyorsa, APİKAM‘a ait bazı fotoğraflar internetteki e-satış sitelerinde satılıyorsa, bu tür yasa dışı satışların engellenmesi için ilgili yöneticileri uyarmamıza karşın sonuç değişmiyorsa,

İzmir halkına ait kamu mallarını koruma konusunda ehliyetsiz, yetersiz ve kötü niyetli olduğunuz, eş, dost, arkadaş ve yakınlarınızın servetlerine, mal varlıklarına ve özel koleksiyonlarına doğrudan ya da dolaylı yoldan katkıda bulunduğunuz anlaşılır…

Son söz niyetine;

Geçen haftaki yazımda da belirttiğim gibi; İzmir Büyükşehir Belediyesi‘ne ait taşınmazlarla daha düne kadar kamu malı iken belediye şirketlerine devredilmesi nedeniyle kamu malı olmaktan çıkarılan değerli belediye taşınmazlarını koruyup kollayacak ve disiplin altına alacak bilgili, tecrübeli, kararlı ve asıl önemlisi kamu malına sahip çıkacak ahlak sahibi bir belediye yönetimi dilemekten başka bir şey gelmiyor elimden…

Aynen şu sıralarda Boğaziçi Köprüsü‘nü satarak özelleştirmek isteyen AKP iktidarına karşı çıktığımız gibi, onlara özenip ya da yaranıp İzmir‘deki kamu mallarının da satılarak, devredilerek ya da feragat edilerek özelleştirilmesine, elden çıkarılmasına karşı çıkalım…

Yorum bırakın