Tarihi bir eğitim kurumuna sahip çıkmak…

Ali Rıza Avcan

İzmir’in Çankaya semtinde, önünden gelip geçenlerin çirkin yeşil rengine rağmen farkına bile varmadığı; ancak bilinip arandığı takdirde bulunan eski ve köklü bir eğitim kurumu var: İzmir Yahudi topluluğuna ait Alliance İsraélite Universelle (AIU) Okulu.

Konak ilçesi, Yenigün Mahallesi’ndeki okul alanına, hem öndeki Gaziosmanpaşa Bulvarı’ndan, hem de arkadaki 1307 sokaktan giriş var. Bu okula ait eski bir çizime bakıldığında, 1881 yılında Alliance İsraélite Universelle (AIU) tarafından satın alınan alanda bir avlunun üç ayrı kenarında sıralanmış sekiz ayrı yapı ile yeşil bir alanın mevcut olduğu görülüyor.

Kaynak: Yavuz Çorapçıoğlu Koleksiyonu

Okulun kurucusu, bir grup zengin Fransız Yahudisi tarafından 1860 yılında Paris’te Alliance İsraélite Universelle (AIU) (Evrensel Yahudi Birliği) adıyla oluşturulan bir kurum. Bu kurumun üç ana hedefi, 1) bireysel olarak “ezilen” Yahudileri savunmak ve Yahudiliğe yönelik genel saldırılara karşı korumak, 2) henüz bu yasal haklardan yararlanamayan Yahudiler için Yahudi olmayanlarla eşit medeni ve siyasi haklar için çalışmak, 3) dünyanın dört bir yanındaki Yahudilerin ahlaki açıdan iyileştirilmesiydi.¹ Alliance İsraélite Universelle (AIU), olumsuz koşullar altında yaşam savaşı veren Yahudi cemaatinin, “Maestra“, “Meldar” ve “Talmud Tora” gibi geleneksel eğitim kurumlarındaki eğitimden farklı olarak ve klasik eğitimi sürdüren öğretmen-hahamların tepkisine; hatta aforoz tehditlerine rağmen², çiftçilik, veterinerlik, şarapçılık ve işletme gibi teknik bilgi ve yetenek gerektiren zanaatkarlık gibi alanlarda uygulamalı yöntemlerle eğitilmesi suretiyle sosyal ve ekonomik kalkınmasını sağlamak ve Yahudiler arasında ülkelere göre değişen bölgesel farklılıkları ortadan kaldırmak, özellikle de kitleler halinde Osmanlı topraklarıyla Filistin’e göç eden Doğu Avrupalı Eşkenaz Yahudilerinin içinde bulundukları sefalet ve cehaletten kurtarmak istiyordu.³ Bu amaçla hazırladıkları bildiride; “Çok sayıda dindaşımızın yirmi asırdır her türlü acılar, yasaklamalar ve hakarete maruz kaldığına, ama birer insan ve vatandaş olarak haysiyetlerini yeniden kazanabileceklerine inanıyorsanız; yoldan çıkmışları kınamak yerine aydınlatmak, bitkinlere acımak yerine onları tutup ayağa kaldırmak gerektiğine inanıyorsanız; Bütün Yahudileri, eğer tüm bunlara inanıyorsanız, gelin, çağrımıza kulak verin…” diyerek ateşli bir dille çağrıda bulunuyorlardı.

Bu amaçla tüm dünyada, özellikle de Osmanlı topraklarıyla Filistin’de, Cezayir, Tunus ve İran’da yüzlerce okul kuran ve Osmanlı Yahudileriyle Müslüman Türkleri Batı kültürü ile tanıştıran örgütün temel sloganı, “bütün Yahudiler birbirinden sorumludur” idi.⁴

Ancak bu uygarlaştırma hamlesinin asıl amacı, Osmanlı topraklarındaki Yahudileri, uygarlığın temsilcisi olarak kabul ettikleri Fransız kimliği, dil ve kültürü altında toplayarak Yahudiler üzerindeki Fransız egemenliğini arttırmak, bir anlamda İngiliz, Amerikalı ya da Almanlardan önce Fransız kültür emperyalizminin öznesi yapmaktı. O nedenle, Alliance İsraelite Universelle girişimini, Fransız-Yahudi işbirliği ile gerçekleştirilen uluslararası bir proje olarak görmek mümkündür.

Moses Montefiore, Aldophe Crémioux, Jakob Mayer Rothschild gibi Batı Avrupalı tanınmış ve zengin Yahudiler, Osmanlı Yahudileri’nin eğitim sistemini ıslah etmek üzere kolları sıvayarak 1854-1856 yıllarında İzmir’de açtıkları iki okulun ekonomik sorunlar nedeniyle kapanması üzerine, Alliance İsraélite Universelle (AIU) 1864 yılında, İzmir Yahudi topluluğunun ileri gelenleriyle iletişime geçerek kentte 172 kişilik yerel bir komite oluşturmuş; ancak, kentte yaşanan 1865 tarihli kolera salgını bu komitenin dağılmasına neden olmuştur. Aleksandır Sidi‘nin 1856-1858 döneminde kurup kapatmak zorunda kaldığı okul denemesinden sonra Alliance İsraélite Universelle (AIU) 1871 yılında kentte yeniden bir okul komitesi kurar. Komitenin başkanlığına 1873 yılında Aleksandır Sidi seçilir ve aynı yıl içinde Alliance’ın erkek okulu, beş yıl sonra, yani 1878’de de kız okulu açılır. Okulun ilk müdürü ise David Cazés‘dir.

Okulun, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 3 Boyutlu İzmir uygulamasındaki fotoğrafı.

Ege Yahudi toplumları üzerine çalışan tarihçi Siren Bora‘nın verdiği bilgilere göre, 1881 yılına gelindiğinde Alliance, Mezarlıkbaşı’ndaki, bugünkü okulun bulunduğu 2.500 metrekarelik araziyi, içerisindeki çok geniş ve güzel bir yapıyla birlikte 3.200 liraya satın alarak 23 Ocak 1883 tarihinde düzenlenen bir törenle bu yapılarda rüştiye düzeyinde eğitime başlar. 1887 yılında yapının yanındaki ev satın alınarak okul alanı genişletilir ve arazi üzerindeki yapıların bir kısmı yıkıldıktan sonra kız ve erkek okullarının planları hazırlanır. Plana göre erkek ve kız okullarıyla birlikte kız ve erkeklere ait birer avlu, jimnastik salonu, yönetici evi ile bir bahçe inşa edilecektir.1887 ile 1888 yılları arasında inşa edildiği düşünülen bu büyük Alliance Okulu’nun tam karşısında ise Müslüman Türk Rüştiyesi yer alıyordu.⁵

1908 yılında Alliance İsraelite Universelle (AIU)‘nin Osmanlı topraklarındaki okulları denetlemek amacıyla görevlendirdiği iki tanınmış haham (Paris’ten İsrael Levi ve Leipzig’den Dr. Nathan Porges) ile Alliance sekretaryasında görevli olan Sylvain Bénédict‘in yazdığı rapora göre, İzmir’de sayısı 35.000’den az olmayan Yahudi toplumu arasındaki, yoksulluğun bastırılmasında yer yer başarılı olmaya başlayan ve okul mezunlarının Yahudi topluluğu içinde öne çıkmaya başladığı İzmir’deki okuldan yetişen 30 yaşındaki Nesim Masliah gibi gençler Osmanlı Meclis-i Mebusanı’na girebilmiştir.

Alliance İsraelite Universelle (AIU) tarihi ile ilgili araştırmalar yapan tarihçi Aron Rodrique ile İzmirli Yahudiler konusundaki çalışmalarıyla tanınan Henri Nahum‘un belgeleriyle ortaya koyduğu gibi, Paris’teki Alliance İsraelite Universille (AIU) merkezi, İzmir’deki okullar dahil tüm okulların, özellikle de okul müdür ve öğretmenleri üzerinde katı, sıkı, acımasız; hatta azarlayıp aşağılayan bir hiyerarşik yetkiyi kullanarak Fransız dilinin, kültürünün Yahudi öğrencilerle Yahudi topluluğu üzerinde egemen olması için çalışmış ve Paris’teki Alliance merkezinin baskıcı bu tavrı muhatapları tarafından kabullenilmiş; böylelikle Türkiye’de Cumhuriyet öncesinde Yahudi toplumu üzerindeki Fransız etkisi fazlasıyla artmış, Fransa ve onun diplomatları adeta Osmanlı toprağındaki Yahudi toplumunun koruyucu ve temsilcisi olarak görülmeye başlamış, çocuklara verilen isimlerin Yosef’den Jozef’e, Moşe’nin önce Moiz’e, daha sonra Moris’e, Yaakob’un önce Jakob’a, daha sonra Jak’a, Elia’nın önce Eli, daha sonra Lui’ye dönüştüğü ya da çocuklara doğrudan doğruya Fransız isimleri olan Lüsi, Bert, Anri, Marsel, Rober ve Sesil gibi isimlerin verildiği bu dönemde Türkçe’nin öğrenilmesi konusunda özel bir çaba gösterilirken yaygın olarak kullanılan Judeo-Espanyoltaşra dili” olarak aşağılanmıştır.

Bunun sonucunda, belirttiğimiz gibi geleneksel değerlerde azalma olmaktadır. Dini gerekleri yerine getirme de bir toplumsal kimlik saptama kriterine dönüşür. Yahudi dinine aidiyet tartışılmaz tabii ki ama yeni burjuvazide sinagoga günde birkaç kez gidilmez, törenler eskisi kadar titiz bir şekilde kutlanmaz. Yahudi erkekler Hıristiyan biraderleriyle Fransız Büyük Locası’na bağlı Homére Locası‘nda bir dostlar sofrasına katıldıklarında, Yahudi dinindeki gıdalarla ilgili yasaklara karşı çıkıp jambon veya domuz rostosunu yemeye tereddüt etmezler.“⁶

Siren Bora ile yapılan aynı söyleşiden aldığımız bilgilere göre, 1893 yılında okulun kız ve erkek öğrenci sayısı 50’ye yükselmiştir. Okul, 1924 tarihli Tevhit-i Tedrisat Kanunu uyarınca Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilince yönetimi İzmir Yahudi topluluğuna verilmiş; böylelikle okullar üstündeki Fransız egemenliği, her geçen gün gelişip kurumsallaşan Türk milliyetçiliği karşısında azalmaya başlamış, daha doğrusu Alliance İsraelite Universille (AIU) yönetimi Fransız milliyetçiliği ile Türk milliyetçiliği arasındaki bir dengeyi gözetir hale gelmiş, bu çerçevede daha fazla Türk öğrenci kabul etmeye başlamıştır.

Cumhuriyet sonrasında tek binada Keçeciler Musevi Mektebi adıyla faaliyet gösteren okul, 1949 yılından sonra Karma Kültür Ortaokulu olarak Yahudi ve Müslüman Türk öğrencilere eğitim verir. Başarı grafiği gittikçe yükselen ve Yahudi ailelerin tercih ettiği okul, bir süre sonra Özel İzmir Musevi Ana ve İlkokulu unvanını alır ve 1998 yılında sekiz yıllık eğitime geçer. Ancak bu değişiklik ancak bir yıl uygulanabilir ve okul yıl sonunda bir yıl sonra bir daha açılmamak üzere kapatılır.

İzmir Yahudileri üzerine ayrıntılı araştırmalar yapan Henri Nahum, “İzmir Yahudileri” isimli kitabında kısa adıyla Alyans okulunun, Cumhuriyet dönemi faaliyetlerinin etki ve sonuçları hakkında; “Alyans hedeflerine aykırı bir tarzda, birileri Batı’ya bakan Yahudiler, diğerleri giderek Anadolu’daki köklerine bağlanan Türkler arasındaki hendeği genişletmeye katkıda bulundu. Ayrıca Batılılaşmış elitle, sosyal ve iktisadi açıdan gelişmekte zorlanan, dini değerlerine çok bağlı kalan ve Siyonizm eğilimine boyun eğecek olan bir yan-eğitimli kitle arasında bir uçurum yarattı. Alyans’ın Siyonizme karşı düşmanlığı bilindiğinde çelişkili görünse de Alyans, evrensel karakteri ile, Batı Yahudiliği ile Akdeniz Yahudiliği arasında kurduğu bağlarla, sınırlar ötesinde var olan bir Yahudi “ulus” imajı oluşturmaya, Siyonizmin temelini hazırlamaya ve yayılması için imkânlar yaratmaya muhtemelen katkıda bulunmuştur.“⁷

Alliance İsraelite Universelle (AIU) İzmir okulu faaliyette bulunduğu 116 yıllık süre içinde Musevi ve Türk olmak üzere binlerce öğrenci yetiştirip topluma kazandırır. Bugün fiziki varlığını sürdürmese de yetiştirdiği birçok insan İzmir’de, Türkiye’de ve dünyada değişik koşul ve görevlerde görev yapmakta, hafızalarında da bu okulda yaşadıklarını saklamaktadır.

Bu anlamda Alliance İsraelite Universille (AIU), günlük dildeki adıyla Alyans okulu, İzmir Kız Lisesi, İzmir Atatürk Lisesi gibi İzmir’in köklü, eski bir eğitim kurumudur ve bugün bu kurumdan tek bir izin, tek bir işaretin kalmamış olması İzmir’in; özellikle de İzmir’in eğitim tarihi ve tarihsel kimliği açısından büyük bir yokluğu yansıtmaktadır.

Oysa, 6 Ocak 2011 tarihinde Sefarad Kültürü Araştırma Derneği‘nin öncülüğünde İstanbul’daki Scheidertempel Sanat Merkezi‘nde açılan “Alliance Israelite Universelle (Evrensel İsrail Birliği)(AIU) Sergisi” 1860-1920 aralığında ülkemizde çok sayıda şehirde, bu arada İzmir’de erkek ve kız öğrencilere eğitim veren, Talat Paşa gibi tarihin yakından tanıdığı bir Osmanlı sadrazamının bile eğitim gördüğü kurumların Türkiye topraklarındaki faaliyetine dair ipuçları vermiş, bu sergiyle eş-zamanlı olarak düzenlenen konferansta ise AIU Belge Merkezi yöneticilerinden Jean-Claude Kuperminc ve Ariel Danan 150. yılını kutlayan Alliance Israelite Universelle’nin (AIU) dünyadaki ve ülkemizdeki faaliyetleri hakkında bilgiler vermişlerdir.

Okulun “Kültür Koleji” olarak adlandırıldığı 1963 yılından bir an… Okul müdürü öğrencilerle konuşuyor…
Alliance Israelite Universelle Sergisi Afişi, İstanbul, 2011

Şimdi ise bu eski okul binası ne olarak kullanılıyor derseniz; bu mülkün sahibi olan İzmir Musevi Cemaati Vakfı‘nın kiraya verdiği bina ve bahçede, İzmir’in tanınmış yerel siyasetçilerinden birine ait olduğu söylenen ve tanınmış dünya markalarının taklidi ucuz tekstil ürünlerinin satıldığı “Agora Semt Pazarı” isimli bir alışveriş merkezinin yer aldığını söyleyebilirim.

Bu yazıyı yazmadan önce okulun şimdiki halini gidip yerinde görmeye, oradaki havayı solumaya önem verdiğim için geçtiğimiz Cumartesi günü Gaziosmanpaşa Bulvarı’ndan pek fark edilmeyen okul bahçesine bir müşteri gibi girerek seyyar tezgahlarda sergilenen tekstil ürünlerine baktıktan sonra lüks arabaların park edildiği arka bahçeyi, 1307 sokağa açılan kapıyı, bahçedeki bina ve sundurmaları görmeye çalıştım. Hareketlerim satışı yapanların dikkatli gözleriyle takip edildiği için hemen oralarda ne yaptığım sorgulandı. Ben de Agora Semt Pazarı adıyla Facebook’ta yaptıkları reklam nedeniyle bahçeyi ve binaları görmek istediğimi ifade ederek meraklarını ve olası engellemeleri gidermeye çalıştım. Bu arada toptan malların satışının yapıldığı söylenen binanın birinci katına çıkarak eskiden dershane olduğunu sandığım ve tavanları asma tavanla kapatılmış dört ayrı bölümdeki toptan malları inceledim, sonrasında da beni üst kata çıkaracak ahşap merdivene yönelerek yukarı kata çıkmaya çalıştım; ama merdivenin ikinci kattaki kapısı kapalı olduğu için üst kata çıkmam mümkün olmadı. Merdivenden aşağı inerken de yine aynı meraklı ve kaygılı gözlerle yukarı katta ne aradığım soruldu. Ben yine aynı Facebook reklamından söz ederek üst katlarda sergileme yapılıp yapılmadığını merak ettiğimi söyleyerek bahane bulmaya çalıştım. Ama bu arada dikkatle araştırmama rağmen, duvarlardaki bir iki Arapça ayet levhası dışında işyerine ait resmi belgelere rastlamadım ve buradaki satışın hangi firma tarafından yapıldığını öğrenmem mümkün olmadı.

Daha sonra binanın eski halini bilen arkadaşlarımla konuştuğumda ise, göremediğim ikinci katta ufak bir tiyatro salonunun olduğunu öğrendim.

Agora Semt Pazarı” adı verilmekle birlikte, buna ilişkin bir tabelanın bulunmadığı tekstil ürünleri satışının yapıldığı okul bahçesine girişin yapıldığı kapı, 10 Haziran 2023

Eski Alyans Okulu’nu ve orada yapılan ticari alışverişi gidip yerinde gördükten sonra, oldukça kötü ve itici bir renge boyanmış bu binalarla bahçesinde, yakın zamanlarda “İzmir’in en uygun fiyatlı pazarı” ve “ihracat fazlası toptan ve perakende satış yapıyoruz” diyerek Facebook’a bile reklam vermiş Agora Semt Pazarı isimli satış yerinin bulunduğunu, İzmir’in tarihine mal olmuş 116 yıllık bu eğitim mekânın bilinçsiz ellerde hoyratça kullanılmakta olduğunu anladım.

Okul bahçesinin otopark olarak kullanıldığı zamanlar… Kaynak: Orhan Beşikçi

Oysa gönül bu mekânın da, aynen Kemeraltı, Yenigün mahallesindeki havralar gibi aslına uygun olarak restore edildikten sonra bir kültür sanat merkezi olarak kullanılmasını, 2011 yılında İstanbul’da açılmış olan Alliance Israelite Universelle (AIU) sergisinin İzmir’e getirilmesini, Fransız kültür emperyalizminin, kendi ülkesindeki zengin Yahudilerle iş birliği içinde yıkılmakta olan bir imparatorluktaki Yahudi toplulukları hem aşağılayıp hem onlara uygarlığı getirmek iddiasıyla ortaya koyduğu baskıcı kültürel egemenliğin Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti dönemlerinde nasıl gelişip güçlendiğini, bu maceranın yıllar içinde geçirdiği değişimi; özellikle de 116 yıl sonra neden kapatıldığını adeta bir laboratuvar çalışması yaparcasına ve gelecek kuşaklara örnek olacak şekilde ortaya koyan yazılı ve sözlü kurumsal tarih çalışmalarının yapılmasını, bu okulda görev yapmış yönetici ve öğretmenlerle öğrencilerin belirlenerek; aynen, 1908’li yıllarda var olduğu bilinen mezunlar cemiyeti gibi bir araya getirilmesini; böylelikle tarihi okul binasına ve geçmişine sahip çıkılmasını diliyor. Böylelikle İzmirliler sadece Museviliğin havra ve sinagog gibi dinsel mekânlarını değil, bunun yanı sıra geleneksel dini eğitime alternatif oluşturmuş dünyevi dünyaya dair kaygı ve çabalarını, bizdeki köy enstitülerini ya da meslek okullarını anımsatan; hatta onlara öncülük ettiği söylenebilecek bu tür okulların içinde bulunduğu toplumun gelişimi açısından yeri, önemi ve etkileri ortaya konulabilir.

Uzun sözün kısası,

İzmir’in eğitim tarihi içinde 116 yıl faaliyet göstererek önemli ve ayrıcalıklı bir yere sahip olan bu eğitim kurumunun, mülk sahibi Musevi Cemaati Vakfı‘nın önderliğinde, hem vakti zamanında Paris’teki zengin Yahudiler tarafından kurulan Alliance İsraelite Universelle (AIU) kurumunun tarihsel misyonunu, hem de bu okulun geçmişteki yönetici, öğretmen ve öğrencileriyle birlikte kira getiren bir ticarethane olmaktan çıkarılarak 116 yıl boyunca oluşturduğu saygınlık çerçevesinde yeniden bilginin, kültürün ve sanatın merkezi olarak kullanılmasını öneriyor; böylelikle İzmir Musevi Topluluğu ile ilgili kültürün daha iyi öğrenileceğini düşünüyoruz.

Alıntılar

(1) Laskier, Michael M., Encyclopedia of the Modern Middle East and North Africa, s.v. 2nd ed. Vol. 1 “Alliance Israélite Universelle (AIU)” New York: Macmillan Reference USA, 2004, 151-152,

(2) Molho, R. “Religious Education in the Alliance Israélite Universelle Schools of Izmir”, Jewish Education in Southeastern Europe (Mid 19th-Mid 20th Century), Ed: Edit Moustani, s.83-93.

(3) Bora, H. S. (1993) “Alliance İsraélite Universelle’in Osmanlı Yahudi Cemaatini Tarım Sektöründe Kalkındırma Çalışmaları ve İzmir Yakınlarında Kurulan Bir Çiftlik Okul: “Or Yehuda”, DEÜ Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, C1/S3, s.387-400.

(4) https://en.wikipedia.org/wiki/Alliance_Israélite_Universelle (Ulaşım tarihi: 6.06.2023)

(5)Mezarlıkbaşı Alliance İsraélite Universelle Okulu“, Siren Bora ile Söyleşi, Orhan Beşikçi, Kent ve Yaşam, 25 Ekim 2020.

(6) Nahum, H., İzmir Yahudileri, 2000, İstanbul, s.136.

(7) Nahum, H., a.g.e. s.140

Yararlanılan Kaynaklar

Benbassa, E., Rodroque, A. (2001), Türkiye ve Balkan Yahudileri Tarihi, İletişim Yayınları, İstanbul.

Bora, S., Birinci Juderia İzmir’in Eski Yahudi Mahallesi, İstanbul (Gözlem Gazetecilik Basın ve Yayın A.Ş. ve İzmir Musevi Cemaati Vakfı Yayını), 2021.

Nahum, H., İzmir Yahudileri, İletişim Yayınları, 2000, İstanbul.

Rodrique, A., Yıldız, İ., Türkiye Yahudilerinin Batılılaşması, “Alliance” Okulları, 1860-1925, Ayraç Yayınevi, Haziran 1997, İstanbul.

Tarihi bir eğitim kurumuna sahip çıkmak…” için bir yanıt

  1. İzmir in çok bilinen politikası; müslüman olmayan kültürlerin ürünleri sistematik olarak yok edilecek,
    Selamlar.

    Beğen

Ahmet Dilsiz için bir cevap yazın Cevabı iptal et